✓ İdari gözetim kararının hukuki niteliği ve itirazın hangi mercie yapılacağı
✓ İtiraz dilekçesinin verilmesi, beş günlük inceleme süresi ve kararın kesinliği
✓ Sulh ceza hakimliği denetiminin kapsamına ilişkin Anayasa Mahkemesi ölçütleri
✓ Gözetim süresi, aylık değerlendirme ve idari gözetime alternatif yükümlülükler
İdari gözetim kararına itiraz, hakkında sınır dışı etme kararı bulunan yabancının geri gönderme merkezinde tutulmasına dayanak oluşturan valilik işlemine karşı sulh ceza hakimliğine yapılan ve kişinin serbest bırakılmasını amaçlayan yargısal başvuru yoludur. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 57/6 uyarınca bu başvuru, idari gözetim altındaki kişi, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından yapılabilir; hakimlik incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir.
Uygulamada en sık karşılaşılan yanılgı, idari gözetim kararının idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebileceği yönündeki düşüncedir. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihadında, kanun koyucunun bu kararın denetimini münhasıran sulh ceza hakimliklerine bıraktığını ve idare mahkemelerinin gözetim kararının hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle geri gönderme merkezinden çıkışın hukuki yolu, sınır dışı kararına karşı açılan iptal davası değil, gözetim kararına karşı yapılan itirazdır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Yabancılar Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. İdari Gözetim Kararına İtiraz Nedir ve Kime Yapılır?
- 2. İtiraz Usulü: Başvuru, İnceleme Süresi ve Kararın Kesinliği
- 3. Sulh Ceza Hakimliği Denetiminin Kapsamı ve Etkililik Ölçütü
- 4. İdari Gözetim Süresi, Aylık Değerlendirme ve Alternatif Yükümlülükler
- 5. İtirazın Sonucuna Göre İzlenecek Yol: Tazminat ve Bireysel Başvuru
- 6. Sınır Dışı Etme Kararıyla İlişkisi ve Güncel Mevzuat Değişiklikleri
- 7. Sonuç ve Değerlendirme
- 8. İlgili Makaleler
1. İdari Gözetim Kararına İtiraz Nedir ve Kime Yapılır?
İdari gözetim, sınır dışı etme kararının icrasını güvence altına almak amacıyla uygulanan ve kişiyi geri gönderme merkezinde özgürlüğünden yoksun bırakan bir idari tedbirdir. Karar, valilik tarafından alınır ve yakalamayı yapan kolluk birimi, hakkında gözetim kararı verilen yabancıyı kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezine götürür. Tedbirin uygulanabilmesi için kişi hakkında önce sınır dışı etme kararı alınmış olması ve kanunda sayılan gerekçelerden en az birinin somut biçimde ortaya konulması zorunludur.
📜 KANUN METNİ —
"Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır ya da 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir."
— 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 57/2
1.1. Kararın Hukuki Niteliği: İdari İşlem, Adli Denetim
İdari gözetim kararı, hukuki niteliği itibarıyla bir idari işlemdir; ancak sonucu bakımından kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakır. Kanun koyucu bu ikili karakteri gözeterek, işlemin denetimini idari yargıya değil sulh ceza hakimliklerine bırakmıştır. Bu tercih, Anayasa m. 19 kapsamındaki hürriyetten yoksun bırakma hallerinde öngörülen hızlı ve adli nitelikli denetim güvencesinin bir yansımasıdır.
"... kanun koyucunun idari gözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerini tayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığından sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı davası açılamayacağını açıklamıştır."
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2016/23685, T. 24/6/2020 (B.T. [GK], B. No: 2014/15769 kararına atfen)
1.2. İdare Mahkemesi ile Sulh Ceza Hakimliği Arasındaki Yetki Ayrımı
Yetki ayrımı, uygulamada hak kaybına en sık yol açan noktadır. Sınır dışı etme kararının iptali istemi idare mahkemesinin görev alanındadır ve bu dava, kural olarak sınır dışı işleminin icrasını durdurur. Buna karşılık aynı kişi hakkında verilen idari gözetim kararının hukuka uygunluğu yalnızca sulh ceza hakimliğince incelenebilir. Dolayısıyla idare mahkemesinde açılan iptal davası tek başına geri gönderme merkezinden çıkışı sağlamaz; kişinin serbest bırakılabilmesi için ayrıca gözetim kararına itiraz edilmesi gerekir.
Bu ayrım, tazminat aşamasında da belirleyicidir. Gözetim kararının hukuka aykırılığı sulh ceza hakimliğince tespit edilmeden idari yargıda tam yargı davası açılamaz; çünkü tazminat davasına bakan yargı yerinin, gözetim kararının hukuka uygunluğunu yeniden denetleme yetkisi bulunmamaktadır. Tazminat yargılamasında incelenecek husus, zararın doğup doğmadığı ve miktarının belirlenmesidir.
2. İtiraz Usulü: Başvuru, İnceleme Süresi ve Kararın Kesinliği
📜 KANUN METNİ —
"İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir."
— 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 57/6
2.1. Yetkili Sulh Ceza Hakimliği ve Başvuru Ehliyeti
Başvuru, gözetim kararını veren valiliğin bulunduğu yer sulh ceza hakimliğine yapılır. Yabancının nakledildiği geri gönderme merkezi başka bir ilde ise, fiilen tutulduğu yer hakimliğinin de başvuruyu incelemesi uygulamada kabul edilmektedir. Başvuru ehliyeti yabancının kendisine, yasal temsilcisine ve avukatına tanınmıştır. Avukatlık ücretini karşılama imkanı bulunmayanlara, talepleri halinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır.
2.2. Süre Sınırı Bulunmaması ve Yenilenen İtiraz
Kanun, itiraz için hak düşürücü bir süre öngörmemiştir. Bu yönüyle idari gözetime itiraz, sınır dışı etme kararına karşı öngörülen ve tebliğden itibaren yedi gün içinde kullanılması gereken dava hakkından ayrılır. Gözetim devam ettiği sürece başvuru yapılabilir; ilk itirazın reddedilmiş olması sonraki başvurulara engel değildir. Sağlık durumundaki değişiklik, uluslararası koruma başvurusunun sonuçlanması, sınır dışı kararının iptali, pasaport veya seyahat belgesinin temin edilememesi gibi yeni olgular, yenilenen itiraz için hukuki dayanak oluşturur.
| Unsur | Kanuni Düzenleme |
|---|---|
| Yetkili merci | Kararı veren valiliğin bulunduğu yer sulh ceza hakimliği |
| Başvurabilecekler | Yabancının kendisi, yasal temsilcisi veya avukatı |
| Başvuru süresi | Hak düşürücü süre yoktur; gözetim sürdüğü müddetçe başvurulabilir |
| Dilekçenin verilmesi | Doğrudan hakimliğe veya idareye; idareye verilirse derhal hakimliğe iletilir |
| İnceleme süresi | Beş gün |
| Kararın niteliği | Kesin; olağan kanun yolu kapalıdır |
| Durdurucu etki | Başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz |
| Yeniden başvuru | Şartların değiştiği veya ortadan kalktığı iddiasıyla her zaman |
| Adli yardım | Avukatlık ücretini karşılayamayanlara talep halinde avukat görevlendirilir |
3. Sulh Ceza Hakimliği Denetiminin Kapsamı ve Etkililik Ölçütü
İtiraz yolunun kağıt üzerinde var olması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan başvuru yolunun uygulamada da sonuç alınabilir nitelikte olmasını aramaktadır. Bu ölçüt, hakimliğin idarenin cevabi yazısıyla yetinmesini, kayıt bulunamadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesini veya gözetimin gerekliliği ile orantılılığını tartışmadan itirazı reddetmesini hukuka aykırı kılar.
"Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleriyle ilgili olarak yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması ve özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan teminatları sağlaması gerekmektedir. Söz konusu yargısal denetim, yeri geldiğinde başvuruda bulunan kişinin serbest bırakılmasını temin edebilmelidir. Bu şekilde öngörülen hukuk yolunun sadece teoride değil uygulamada da yeterince sonuç alınabilir bir yol olması gerekir."
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/71895, T. 21/1/2025
Anılan başvuruya konu olayda, yabancı hakkındaki idari gözetim kararının bir örneği itiraz dilekçesine eklenmiş olmasına rağmen, göç idaresinin isim yazımından kaynaklanan eksik sorgulaması esas alınarak itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, hakimliğin incelemeyi gerekli özeni göstermeden sonuçlandırdığını ve serbest bırakılma talebinin yargısal makamlarca cevaplanmadığını tespit ederek, Anayasa m. 19/8 kapsamındaki etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve manevi tazminata karar vermiştir. Bu karar, itiraz dilekçesinde gözetim kararının tarih ve sayı bilgilerinin, tebliğ belgelerinin ve merkez kayıt bilgilerinin eksiksiz sunulmasının pratik önemini göstermektedir.
İtiraz Dilekçesinde Öne Sürülebilecek Başlıca Sebepler
✓ Sınır dışı etme kararının hiç alınmamış olması veya iptal edilmiş bulunması, yani gözetimin yasal ön şartının bulunmaması
✓ Kanunda sayılan gerekçelerin somutlaştırılmaması, kararın matbu ve soyut ifadelerle kurulması
✓ Kaçma ve kaybolma riskinin bulunmaması: sabit ikamet, aile birliği, kayıtlı adres ve düzenli bildirim geçmişi
✓ Ölçülülük denetimi: idari gözetime alternatif yükümlülüklerin uygulanabilir olması
✓ Özel ihtiyaç sahibi olma hali: çocuk, hamile, yaşlı, engelli veya ciddi sağlık sorunu bulunan kişiler
✓ Geri gönderme yasağı kapsamında menşe ülkede gerçek bir kötü muamele riskinin bulunması
✓ Aylık değerlendirmelerin yapılmaması veya sonuçlarının gerekçesiyle tebliğ edilmemesi
✓ Sınır dışı işlemlerinin makul sürede tamamlanamaması, gözetimin amacından sapması
4. İdari Gözetim Süresi, Aylık Değerlendirme ve Alternatif Yükümlülükler
Süre üst sınırının aşılması tek başına hukuka aykırılık sebebidir. Ancak uygulamada daha sık görülen sorun, sürenin dolmasından önce yapılması gereken aylık değerlendirmelerin şeklen yapılması veya sonuçlarının ilgiliye tebliğ edilmemesidir. Kanun, gözetim kararının, sürenin uzatılmasının ve her ay yapılan değerlendirmelerin sonuçlarının gerekçesiyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilmesini emretmektedir. Bu tebliğ yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, itiraz dilekçesinde bağımsız bir hukuka aykırılık sebebi olarak ileri sürülebilir.
2019 yılında yapılan değişiklikle m. 57/4, gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılara idari yükümlülük getirilebileceği yönündeki takdiri düzenlemeden, 57/A maddesi uyarınca alternatif yükümlülük getirileceği yönünde bağlayıcı bir düzenlemeye dönüştürülmüştür. Kanunda sayılan yükümlülükler şunlardır: belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma, teminat ve elektronik izleme. İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik m. 20 uyarınca bu yükümlülüklere tabi tutulma süresi her halde yirmi dört ayı geçemez; teminat yükümlülüğüne ilişkin süreler saklıdır.
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Sınır dışı etme kararının verilmesi | En çok 48 saat | 6458 s. K. m. 57/1 |
| Geri gönderme merkezine sevk | 48 saat içinde | 6458 s. K. m. 57/2 |
| Geri gönderme merkezinde gözetim | En çok 6 ay | 6458 s. K. m. 57/3 |
| Gözetim süresinin uzatılması | En çok 6 ay daha | 6458 s. K. m. 57/3 |
| Gözetimin gözden geçirilmesi | Her ay; gerekirse beklenmeden | 6458 s. K. m. 57/4 |
| Sulh ceza hakimliği incelemesi | 5 gün | 6458 s. K. m. 57/6 |
| Sınır dışı kararına karşı dava | Tebliğden itibaren 7 gün | 6458 s. K. m. 53/3 |
| İdare mahkemesinin karar süresi | Dosyanın tekemmülünden itibaren 15 gün | 6458 s. K. m. 53/3 |
| Alternatif yükümlülük süresi | En çok 24 ay | İlgili Yönetmelik m. 20 |
5. İtirazın Sonucuna Göre İzlenecek Yol: Tazminat ve Bireysel Başvuru
5.2. İtirazın Kabulü: Tam Yargı Davası
Gözetim kararının hukuka aykırı olduğu sulh ceza hakimliğince tespit edilmişse, bu tespit tazminat davasının hukuki dayanağını oluşturur. Zararın giderimi için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 uyarınca idari yargıda tam yargı davası açılması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği bu yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
"... idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetmesi hâlinde bu kararın kesinleşmesinden sonra hukuka aykırı idari gözetim kararı nedeniyle varsa doğan zararın tazmini için 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen süre içinde idari yargıda tam yargı davası açılması mümkündür."
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/38395, T. 21/1/2025

Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hakimliğinin hukuka aykırılık tespitine rağmen idare mahkemesinin manevi tazminat talebini reddetmesini, Anayasa m. 19/9 kapsamındaki tazminat hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu içtihat, tam yargı davasına bakan idare mahkemesinin gözetimin hukuka uygunluğunu yeniden tartışamayacağını, sulh ceza hakimliğinin tespitiyle bağlı olduğunu göstermesi bakımından belirleyicidir.
5.2. İtirazın Kabulü: Tam Yargı Davası
Sulh ceza hakimliğinin itirazı reddederek gözetimin hukuka uygun olduğuna hükmetmesi halinde, tam yargı davası tazminat istemi bakımından işlevsiz kalır. Anayasa Mahkemesi bu durumda ret kararının kesinleşmesinden itibaren süresi içinde doğrudan bireysel başvuru yapılabileceğini kabul etmektedir. Buna karşılık gözetim idarece sonlandırılmış veya alternatif yükümlülüklerle serbest bırakma gerçekleşmişse, tam yargı davası yolunun tüketilmesi aranır.
5.3. CMK m. 141 Kapsamında Tazminat Talep Edilemez
İdari gözetim, ceza muhakemesi hukukuna özgü bir koruma tedbiri değildir. Bu nedenle haksız gözetimden doğan zararlar, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, idari tedbir niteliğindeki gözetim kararı bakımından ceza muhakemesi kapsamında uygulanmış bir koruma tedbiri bulunmadığından, tazminat talebinin yasal şartlarının oluşmadığına hükmeden ilk derece kararını onamıştır. Aynı Daire, gözetim kararına itirazı inceleyen sulh ceza hakimliği kararlarının suç soruşturması veya kovuşturması sırasında verilen kararlardan sayılmadığını, bu nedenle hakimin verdiği kararlara dayalı tazminat isteminin de anılan hükümler kapsamında görülemeyeceğini belirtmiştir.
| Durum | İzlenecek Yol | Yetkili Merci |
|---|---|---|
| İtiraz kabul edildi, gözetim sonlandı | Tam yargı davası (2577 s. K. m. 2) | İdare mahkemesi |
| İtiraz reddedildi, karar kesinleşti | Doğrudan bireysel başvuru | Anayasa Mahkemesi |
| Gözetim idarece sonlandırıldı | Tam yargı davası | İdare mahkemesi |
| Gözetim devam ediyor | Şartların değişmesi halinde yeniden itiraz | Sulh ceza hakimliği |
| Tutulma koşullarından doğan zarar | Tam yargı davası | İdare mahkemesi |
| Koruma tedbiri tazminatı (CMK m. 141) | Bu yol kapalıdır | Uygulanamaz |
6. Sınır Dışı Etme Kararıyla İlişkisi ve Güncel Mevzuat Değişiklikleri
İki sürecin birbirinden ayrı yürüdüğünün bilinmesi, hak kaybını önleyen en önemli bilgidir. Sınır dışı etme kararına karşı yedi günlük süre içinde idare mahkemesine başvurulmadığında karar kesinleşir ve icra edilebilir hale gelir. Buna karşılık gözetim kararına itiraz edilmediğinde kişi, süre üst sınırına kadar geri gönderme merkezinde kalmaya devam eder. Bu nedenle dosyanın her iki ayağı için de eşzamanlı olarak başvuru yapılması gerekir.
📜 KANUN METNİ —
"(Değişik: 21/11/2024-7533/36 md.) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. ... Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez."
— 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 53/3
Kanun metninde 2025 yılında da değişiklik yapılmış, 16/5/2025 tarihli düzenlemeyle geçici barınma merkezlerinin yönetimi ve hizmet alımına ilişkin usuller yeniden belirlenmiştir. Bu düzenlemeler idari gözetim kararına itiraz usulünü doğrudan değiştirmemekle birlikte, tutulma koşullarına dayalı şikayetlerin muhatabının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Tutulma koşullarından doğan maddi ve manevi zararlar bakımından etkili hukuk yolu, geri gönderme merkezinden ayrılan yabancılar için idari yargıda açılacak tam yargı davasıdır.
İdari Gözetimin Diğer Hukuki Süreçlere Etkisi
İdari gözetim altında bulunma hali, kişinin başka yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini fiilen imkansız kılabilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, idari gözetim altındaki bir hükümlünün iradesi dışında denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat edememesini fiili imkansızlık olarak değerlendirmiş ve mazeretin geçerli ve itibar edilebilir nitelikte olup olmadığı tartışılarak hukuki durumun belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu yaklaşım, gözetim süresince doğan usuli hak kayıplarının sonradan giderilmesi bakımından dayanak oluşturmaktadır.
7. Sonuç ve Değerlendirme
İdari gözetim kararına itiraz, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının fiilen kullanılabilmesini sağlayan tek yargısal mekanizmadır. Sürecin etkinliği, itiraz dilekçesinin içeriğine ve sunulan belgelerin eksiksizliğine doğrudan bağlıdır. Gözetim kararının tarih ve sayı bilgileri, tebliğ belgeleri, aylık değerlendirme sonuçları, sağlık raporları ve ikamet ile aile bağlarına ilişkin belgeler dosyaya sunulmadığında, hakimlik idarenin cevabi yazısıyla yetinebilmekte ve esasa girilmeden karar verilebilmektedir. Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli kararları, bu tür şekli incelemelerin ihlal sonucunu doğurduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Sürecin ikinci kritik boyutu, yetki ayrımının doğru kurulmasıdır. Sınır dışı etme kararı idare mahkemesinde, idari gözetim kararı ise sulh ceza hakimliğinde denetlenir; tazminat aşamasında hangi yolun izleneceği ise itirazın sonucuna göre değişir. Yanlış mercie yapılan başvurular hem süre kaybına hem de bireysel başvuruda başvuru yollarının tüketilmemiş sayılmasına yol açmaktadır. İdari gözetim süresinin sınırlı olması ve kararların kesin nitelik taşıması nedeniyle, sürecin baştan itibaren usule uygun biçimde yürütülmesi belirleyicidir. Somut olayın koşulları her dosyada farklılık gösterdiğinden, sürecin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi hukuki güvenlik bakımından yerinde olacaktır.










