Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davası; tanımları, hukuki dayanakları ve aralarındaki yedi kritik fark çerçevesinde şekillenen iki ayrı hukuki koruma kurumudur. Bu kurumlar; İİK ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki başvuru sürelerini, görevli mahkemeleri ve haline münasip ev araştırması esaslarını inceler. Ayrıca güncel Danıştay kararları ışığında sık yapılan usul hatalarını, tazminat risklerini ve yargısal inceleme sırasını ayrıntılarıyla ele alır.
Haczedilmezlik şikayeti, borçluya ait olmakla birlikte kanun gereği haczi yasaklanmış bir mal, hak veya alacak üzerine konulan hacze karşı borçlunun başvurduğu kanun yoludur. İstihkak davası ise haczedilen malın borçluya değil, üçüncü bir kişiye ait olduğu iddiasının karara bağlandığı davadır. Kısaca haczedilmezlik şikayeti "mal borçlunundur ama haczedilemez" iddiasına, istihkak davası ise mal borçlunun değildir iddiasına dayanır. Bu başlık, süreç, süreler ve başvuru yolları gibi konuları bütüncül biçimde ele alan 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil rehberinin kapsamındadır.
Uygulamada iki kurum sıklıkla karıştırılmakta ve yanlış yola başvurulması, kısa hak düşürücü sürelerin kaçırılmasıyla geri dönülmez sonuçlar doğurmaktadır. Genel icra takiplerinde haczedilmezlik şikayeti haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine yapılır (İİK m. 16/1). Vergi ve diğer amme alacaklarında ise borçlunun haczedilmezlik iddiası vergi mahkemesinde haciz işleminin iptali istemiyle 30 gün içinde ileri sürülür; istihkak uyuşmazlıklarında 6183 sayılı Kanun m. 66-68 uyarınca 7 ve 15 günlük süreler işler.
Bu rehberde her iki kurum; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri ve Danıştayın güncel kararları çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmektedir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Vergi Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Haczedilmezlik Şikayeti Nedir?
- 2. İstihkak Davası Nedir ve Hangi Hallerde Açılır?
- 3. Haczedilmezlik Şikayeti ile İstihkak Davası Arasındaki 7 Kritik Fark
- 4. Vergi Borcunda Haczedilmezlik Şikayeti: 6183 Sayılı Kanun m. 70/11
- 5. 6183 Sayılı Kanunda İstihkak İddiası ve İstihkak Davası Süreleri
- 6. Görevli Mahkeme: Vergi Mahkemesi mi, Asliye Hukuk Mahkemesi mi?
- 7. Aynı Mal İçin Haczedilmezlik Şikayeti ve İstihkak Davası Birlikte İşletilirse İnceleme Sırası
- 8. Haksız Haciz ve İstihkak İddiasının Reddi Nedeniyle Tazminat
- 9. Haczedilmezlik Şikayeti ve İstihkak Davasında Sık Yapılan Hatalar
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Haczedilmezlik Şikayeti Nedir?
Haczedilmezlik şikayeti, borçlunun mülkiyetindeki bir malın kanunun koruyucu hükümleri nedeniyle haczedilemeyeceği iddiasıyla haciz işlemine karşı başvurulan kanun yoludur. Genel icra takiplerinde icra mahkemesine yapılır; amaç malın borçluya ait olup olmadığını değil, borçluya ait malın haczinin caiz olup olmadığını denetlemektir.
Haczedilmezlik şikayetinin hukuki dayanağı, haczedilemeyecek malları sayan İİK m. 82 ile icra dairesi işlemlerine karşı şikayet yolunu düzenleyen İİK m. 16'dır. Borçlunun haline münasip evi, meslek araç gereçleri ve zorunlu ev eşyası gibi değerler bu korumanın tipik örnekleridir.
KANUN METNİ —
“12. Borçlunun haline münasip evi, (…) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.”
— 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 82/1-12
1.1. Haczedilmezlik Şikayetinde Aktif Husumet: Kim Başvurabilir?
Haczedilmezlik şikayeti kural olarak borçluya tanınmış bir haktır; çünkü korunan menfaat borçlunun ve ailesinin asgari yaşam düzeyidir. Borçlu, mülkiyeti kendisine ait olmayan bir mal için haczedilmezlik şikayetinde bulunamaz. Borçlunun "bu mal başkasına aittir" yönündeki beyanı, hukuki niteliği itibarıyla üçüncü kişi lehine yapılmış bir istihkak iddiasıdır ve istihkak prosedürüne tabi tutulmalıdır.
1.2. Haczedilmezlik Şikayeti Süresi: 7 Gün mü, Süresiz mi?
Haczedilmezlik şikayeti süresi, korunan menfaatin niteliğine göre değişir. Borçlunun şahsi menfaatine yönelik hallerde, örneğin meskeniyet iddiasında, şikayet haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır (İİK m. 16/1). Kamu düzenine ilişkin mutlak haciz yasaklarında ise İİK m. 16/2 kapsamında süresiz şikayet yolu kabul edilmektedir.
KANUN METNİ —
“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.”
— 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16/1
2. İstihkak Davası Nedir ve Hangi Hallerde Açılır?
İstihkak davası, haczedilen taşınır malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğu veya üçüncü kişinin mal üzerinde hacze üstün bir ayni hakkı bulunduğu iddiasının karara bağlandığı davadır. Genel icra takiplerinde icra mahkemesinde, amme alacağı takiplerinde ise haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
İstihkak davasında dava açma yükü, haczedilen malın haciz anında kimin zilyetliğinde bulunduğuna göre belirlenir. Zilyetlik tespiti mülkiyet karinesini ve ispat yükünü doğrudan etkilediğinden haciz tutanağına malın bulunduğu yer ile tarafların beyanlarının eksiksiz geçirilmesi büyük önem taşır.
2.1. Mal Borçlunun Elinde İse: İİK m. 96-97
Haczedilen mal borçlunun elinde bulunuyorsa ve üçüncü kişi mülkiyet iddiasında bulunuyorsa, icra dairesi iddiayı tutanağa geçirir ve alacaklı ile borçluya 3 günlük itiraz süresi verir (İİK m. 96). İtiraz halinde icra mahkemesi takibin devamına veya ertelenmesine karar verir; dava açma yükü bu durumda üçüncü kişidedir.
KANUN METNİ —
“Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.”
— 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 97/6
2.2. Mal Üçüncü Kişinin Elinde İse: İİK m. 99
Haczedilen mal üçüncü kişinin elinde bulunuyorsa mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine işler ve istihkak davası açma yükü alacaklıya geçer. Alacaklı 7 gün içinde dava açmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır (İİK m. 99). İcra müdürünün bu hallerde m. 99 yerine m. 96-97 prosedürünü işletmesi, üçüncü kişi bakımından şikayet konusu yapılabilecek bir usul hatasıdır.
KANUN METNİ —
“Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz.”
— 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 99/1
2.3. Tapuya Kayıtlı Taşınmazlarda İstihkak Sorunu
Tapuya kayıtlı taşınmazlarda mülkiyet kural olarak tescille kazanıldığından, yerleşik uygulamada üçüncü kişinin mülkiyet iddiası İİK m. 96 vd. istihkak prosedürüyle değil, tapu kaydına dayalı şikayet veya genel mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davası yoluyla ileri sürülmektedir. Bu nedenle tapulu taşınmaz haczinde doğrudan istihkak davası açılması, davanın usulden reddi riskini taşır.
3. Haczedilmezlik Şikayeti ile İstihkak Davası Arasındaki 7 Kritik Fark
Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davası; hukuki dayanak, başvuru sahibi, iddianın özü, süre, görevli mahkeme, sonuç ve tazminat riski bakımından ayrılır. Haczedilmezlik şikayetini borçlu malın haczi yasak olduğu iddiasıyla, istihkak davasını ise kural olarak üçüncü kişi malın kendisine ait olduğu iddiasıyla açar.
| Kriter | Haczedilmezlik Şikayeti | İstihkak Davası |
|---|---|---|
| 1. Hukuki dayanak | İİK m. 16, 82; 6183 s. K. m. 70 | İİK m. 96-99; 6183 s. K. m. 66-68 |
| 2. Başvuru sahibi | Borçlu | Kural olarak üçüncü kişi; mal üçüncü kişideyse alacaklı veya amme idaresi |
| 3. İddianın özü | Mal borçluya aittir ancak kanunen haczedilemez | Mal borçluya ait değildir, üçüncü kişiye aittir |
| 4. Süre | İİK: öğrenmeden itibaren 7 gün (kamu düzenine ilişkin hallerde süresiz); 6183: vergi mahkemesinde 30 gün | İİK: 7 gün; 6183: 7 gün (m. 66), amme idaresi için 15 gün (m. 67) |
| 5. Görevli yer | İİK: icra mahkemesi; 6183: vergi mahkemesi | İİK: icra mahkemesi; 6183: tahsil dairesinin bulunduğu yer mahkemesi |
| 6. Sonuç | Haczin kaldırılması veya satış bedelinden haline münasip kısmın borçluya bırakılması | Haczin kaldırılması; ret halinde takibe devam |
| 7. Tazminat riski | Kural olarak öngörülmemiştir | Takip ertelenip dava reddedilirse tazminat (6183 s. K. m. 68: mal değerinin %10'u; İİK m. 97) |
4. Vergi Borcunda Haczedilmezlik Şikayeti: 6183 Sayılı Kanun m. 70/11
Vergi borcunda haczedilmezlik şikayeti, 6183 sayılı Kanun m. 70 kapsamında haczi yasak bir mala uygulanan hacze karşı vergi mahkemesinde açılan iptal davasıyla ileri sürülür. Borçlunun haline münasip evi, değeri fazla ise ancak haline münasip bir ev alınabilecek bedel borçluya bırakılarak haczedilip satılabilir.
Amme alacaklarının takibinde icra mahkemesi yolu bulunmadığından, tahsil dairesinin haciz işlemi idari işlem niteliğindedir ve 2576 sayılı Kanun m. 6/b uyarınca vergi mahkemesinin denetimine tabidir. Vergi mahkemelerinde dava açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen hallerde 30 gündür (İYUK m. 7). Borçlu, doğrudan dava açabileceği gibi önce tahsil dairesinden haczin kaldırılmasını da talep edebilir; ret işlemi de dava konusu yapılabilir.
KANUN METNİ —
“11. Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”,”
— 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.70/11
“Kanun koyucu, bireyin en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacından mahrum kalmasını önlemek amacıyla borçlunun ekonomik ve şahsi durumuna uygun bir evinin haczini yasaklamıştır. 6183 sayılı Kanun'un 70. maddesinin (11) numaralı bendindeki hükmün getiriliş amacı budur.”
— Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.06.2023 tarihli, 2022/1522 E. ve 2023/609 K. sayılı Kararı (Kararda aktarılan ilk derece Vergi Mahkemesi gerekçesi)
4.1. İdarenin Haciz Öncesi Haline Münasiplik Araştırma Yükümlülüğü
Danıştay, tahsil dairesinin borçlunun meskenine haciz koymadan önce evin haline münasip olup olmadığını re'sen araştırmasını istikrarlı biçimde aramaktadır. Bu araştırmada evin rayiç değeri, konumu ve nitelikleri ile borçlunun kişisel durumu, aile yapısı ve birlikte yaşadığı kişi sayısı birlikte değerlendirilir (Danıştay 7. Dairesinin 24.05.2022 tarihli, 2018/180 E. ve 2022/2266 K. sayılı Kararı ile onanan ilk derece gerekçesi).
“Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, amme borçlusunun haline münasip evinin haczedilebilmesi için, mesken olarak kullanılan gayrimenkulün haczi esnasında, 6183 sayılı Kanun'un 70. maddesinin 1. fıkrasının 11. bendi uyarınca, hacze konu meskenin borçlunun haline münasip olup olmadığının, evin değerinin haline münasip bir meskenin değerinden fazla olup olmadığının, fazla ise davacının haline münasip evin değerinin ne kadar olması gerektiğinin tespit edilmesi gerektiği, bu durumda da ancak taşınmazın değerinden haline münasip bir ev alabileceği miktarın borçluya bırakılması suretiyle taşınmazın haczedilerek satılabileceği anlaşılmaktadır.”
— Danıştay 10. Dairesinin 17.10.2023 tarihli, 2019/12547 E. ve 2023/5678 K. sayılı Kararı
Aynı yaklaşım, TAKBİS kaydında borçlu adına tek mesken bulunduğu ve MERNİS adresinin hacizli taşınmaz olduğu olaylarda da benimsenmiştir (Danıştay 9. Dairesinin 08.06.2023 tarihli, 2023/1652 E. ve 2023/2189 K. sayılı Kararı). Ödeme emirlerinin kesinleşmiş olması, idarenin bu araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Danıştay 9. Dairesinin 08.06.2021 tarihli, 2018/7804 E. ve 2021/3725 K. sayılı Kararı).
4.2. Haline Münasiplik İncelemesi Satış Aşamasına Bırakılabilir mi?
Tahsil dairelerinin sıklıkla ileri sürdüğü "haline münasiplik yalnızca satış aşamasında incelenir" savunması Danıştay tarafından kabul görmemiştir. Danıştay 9. Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2025/808 E. ve 2025/2508 K. sayılı Kararı ile onanan kararda, UYAP kayıtlarına göre borçlu adına mesken nitelikli tek taşınmaz bulunduğu tespit edilmiş ve şu gerekçe benimsenmiştir:
“davalı idarece haczedilen taşınmazın davacının haline münasip bir ev olarak dikkate alınıp alınmayacağına yönelik bir tespit yapıldıktan sonra taşınmazın hacze elverişli olduğunun saptanması üzerine haciz tatbik edilmesi gerekirken, bu şekilde bir tespit yapılmaksızın uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk görülmediği”
— Danıştay 9. Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2025/808 E. ve 2025/2508 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi, kararın istem özetinden aktarılmıştır)
Benzer şekilde Danıştay 7. Dairesinin 24.05.2022 tarihli, 2018/180 E. ve 2022/2266 K. sayılı Kararı de idarenin "satış işlemine başlanmadı" itirazına rağmen araştırma yapılmadan konulan haczin iptalini onamıştır.
4.3. Diğer Malvarlığı, Hisseli Mülkiyet ve Borç Tutarının Etkisi
- Diğer malvarlığı önceliği: Borçlunun hacizli başka taşınır ve taşınmazları varsa, meskenin satışına gidilmeden önce bu malların borcu karşılamadığının ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir (Danıştay 9. Dairesinin 12.04.2022 tarihli, 2019/5765 E. ve 2022/1415 K. sayılı Kararı).
- Hisseli mesken: Borçlunun 1/3 hissesine sahip olduğu tek meskene, haline münasiplik tespiti yapılmadan konulan haciz hukuka aykırı bulunmuştur (Danıştay 9. Dairesinin 17.05.2022 tarihli, 2022/100 E. ve 2022/1918 K. sayılı Kararı; Danıştay 3. Dairesinin 31.05.2021 tarihli, 2019/657 E. ve 2021/2767 K. sayılı Kararı).
- Eşin adına konut bulunması: Eşin adına kayıtlı başka bir konut bulunduğu yönündeki idare iddiası, tespit yapılmadan konulan haczi hukuka uygun hale getirmemiştir (Danıştay 9. Dairesinin 17.05.2022 tarihli, 2022/100 E. ve 2022/1918 K. sayılı Kararı).
- Değerin borçtan fazla olması: Evin değerinin borçtan fazla olması tek başına yeterli değildir; haline münasip bir evin değeri belirlenmeden ve bu miktar borçluya ayrılmadan uygulanan haciz hukuka aykırıdır (Danıştay 10. Dairesinin 17.10.2023 tarihli, 2019/12547 E. ve 2023/5678 K. sayılı Kararı).
“borçlu adına kayıtlı başkaca herhangi bir mesken nitelikli taşınmazın bulunmadığı, anılan taşınmaz üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu ve dava konusu amme alacağının 8.410.726,28-TL olduğu hususları birlikte dikkate alındığında, anılan taşınmazın satışı ile davacının haline münasip bir eve sahip olma imkanının hukuken bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı”
— Danıştay 9. Dairesinin 28.05.2025 tarihli, 2025/1323 E. ve 2025/2590 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi, kararın istem özetinden aktarılmıştır)
4.4. Borçlunun Ölümü Halinde Mirasçıların Haczedilmezlik İddiası
Borçlu hayattayken haline münasiplik araştırması yapılmadan konulan haczin, taşınmazın mirasçılara intikalinden sonra mirasçılar tarafından dava konusu edilmesi mümkündür. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.06.2023 tarihli, 2022/1522 E. ve 2023/609 K. sayılı Kararı, haczin mirasçılar bakımından hukuka uygun olduğuna ilişkin Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararını, Danıştay 9. Dairesinin şu gerekçesine dayanarak bozmuştur:
“Bu durumda, hacze konu meskenin borçlunun haline münasip olup olmadığı, evin değerinin haline münasip bir meskenin değerinden fazla bulunup bulunmadığı, fazla ise davacının haline münasip bir evin değerinin ne olması gerektiği, taşınmazın satılması durumunda kalan bedelin davacının haline münasip ev almasına yetip yetmeyeceği hususunda idarece bir tespit yapılmadan, amme alacağının güvence altına alınması amacıyla borçlunun haline münasip evine haciz işlemi uygulanamayacağından, temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.”
— Danıştay 9. Dairesinin 21.06.2022 tarihli, 2022/1812 E. ve 2022/3533 K. sayılı Kararı — Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.06.2023 tarihli, 2022/1522 E. ve 2023/609 K. sayılı Kararı ile benimsenmiştir
Not: Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oylarda davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ve borçlunun birden fazla evi bulunması halinde haline münasiplik değerlendirmesi yapılmamasının haczi kusurlandırmayacağı görüşü savunulmuştur.
5. 6183 Sayılı Kanunda İstihkak İddiası ve İstihkak Davası Süreleri
6183 sayılı Kanun kapsamında istihkak davası süreleri; haczedilen malın zilyetliğine göre farklılaşan kanuni hak arama usulünü ifade eder. Malın borçlunun elinde olması durumunda, tahsil dairesinin 7 gün içinde reddetmediği iddia kabul edilmiş sayılır ve talebi reddedilen üçüncü kişi 7 gün içinde dava açmalıdır. Malın üçüncü kişinin elinde bulunması halinde ise alacaklı amme idaresinin 15 gün içinde dava açma zorunluluğu vardır.
KANUN METNİ —
“Borçlu, elinde bulunan bir malı üçüncü şahsın mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, haczi yapan memur bunu haciz zaptına geçirir. Keyfiyet, iddia borçlu tarafından yapılmışsa üçüncü şahsa, üçüncü şahıs tarafından yapılmışsa borçluya bildirilir. Tahsil dairesi, haciz zaptını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır. Üçüncü şahıs, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak iddiası dinlenmez. İstihkak iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilirse, 7 gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumu tahsil dairesince üçüncü şahsa bildirilir. Müddetinde dava açılmadığı takdirde istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılır.”
— 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 66
KANUN METNİ —
“Haczedilen mal borçlunun elinde olmayıp da; mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs elinde ise keyfiyet, haczi yapan memur tarafından haciz zaptına geçirilir. Malın borçluya ait olduğu iddiasında bulunan tahsil dairesi keyfiyeti alacaklı amme idaresine bildirir. Alacaklı amme idaresi bildirme tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açmadığı takdirde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır. Borçlu ile birlikte ikamet etmekte olan şahıslar tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu takdirde mal borçlunun elinde sayılır.”
— 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 67
5.1. Tahsil Dairesinin 7 Günlük Karar Süresi
Tahsil dairesinin istihkak iddiasını 7 gün içinde reddetmemesi, kanun gereği kabul sonucunu doğurur (6183 s. K. m. 66). Borçlunun elindeki malların üçüncü kişiye ait olduğunun haciz tutanağına geçirildiği bir olayda, idarenin süresinde ret kararı vermemesi haczin iptaline yol açmıştır.
“borçlu davacı şirketin elinde bulunan malların üçüncü şahsa ait olduğuna dair istihkak iddiasının tahsil dairesince 7 gün içinde karara bağlanması gerekirken, itirazın idarece bu süre içerisinde reddedilmediği anlaşıldığından, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 66. maddesi uyarınca istihkak iddiasını kabul etmiş sayılan davalı idare işlemi olan davacı şirketin vergi borçlarından dolayı ... tarih ... sayılı haciz tutanağı ile uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.”
— Danıştay 9. Dairesinin 19.04.2022 tarihli, 2019/1174 E. ve 2022/1464 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi)
5.2. Mal Üçüncü Kişinin Elinde İse 15 Günlük Dava Süresi
Haczedilen mal üçüncü kişinin elindeyse istihkak davası açma yükü alacaklı amme idaresine aittir ve 15 günlük süre içinde dava açılmaması istihkak iddiasının kabulü sonucunu doğurur (6183 s. K. m. 67). Borçlu ile birlikte ikamet eden kişilerin istihkak iddiasında ise mal borçlunun elinde sayılır.
“6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 67. maddesinde 15 gün içinde istihkak davası açılmadığı takdirde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılacağı hükmüne yer verildiği dikkate alındığında bu yönde açılmış bir dava bulunmadığından uygulanan hacizde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle haciz kaldırılmıştır.”
— Danıştay 3. Dairesinin 31.03.2021 tarihli, 2020/3160 E. ve 2021/1654 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi)
5.3. Banka Hesabındaki Üçüncü Kişi Paralarına Uygulanan Haciz
Banka hesabındaki paranın bir kısmının üçüncü kişilere ait olabileceği hallerde idarenin, üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunmamasını gerekçe göstererek hesabın tamamını haczetmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Avukatın UYAP'a kayıtlı ve müvekkil tahsilatlarının toplandığı hesabına uygulanan e-hacizde, idarenin önce borçluya ait tutarı ayrıştırması gerektiği kabul edilmiştir. Konuyla bağlantılı olarak e-haciz rehberinde sınırlar, haklar ve başvuru yolları ayrıca incelenmektedir.
“davalı idarece öncelikle hesap hareketleri dikkate alınmak suretiyle hesaptaki paranın ne kadarının amme borçlusuna ait olduğu tespit edilip o kısma ilişkin haciz uygulanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeden banka hesabının tamamı üzerine uygulanan haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı”
— Danıştay 9. Dairesinin 22.09.2022 tarihli, 2020/3284 E. ve 2022/4180 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi)
| İşlem | Süre | Süre Kaçırılırsa |
|---|---|---|
| İİK: Haczedilmezlik şikayeti (borçlunun menfaatine) | 7 gün (öğrenmeden itibaren) | Şikayet hakkı düşer |
| İİK: Üçüncü kişinin istihkak davası (m. 97/6) | 7 gün (icra mahkemesi kararının tefhim/tebliğinden) | Üçüncü kişi iddiasından vazgeçmiş sayılır |
| İİK: Alacaklının istihkak davası (m. 99) | 7 gün | Üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır |
| 6183: Haciz işlemine karşı iptal davası | 30 gün (İYUK m. 7) | Dava süre aşımından reddedilir |
| 6183: Tahsil dairesinin istihkak iddiasını reddi (m. 66) | 7 gün (haciz zaptını aldığı tarihten) | İstihkak iddiası kabul edilmiş sayılır |
| 6183: Üçüncü kişinin mahkemeye başvurusu (m. 66) | 7 gün | İstihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılır |
| 6183: Amme idaresinin istihkak davası (m. 67) | 15 gün (bildirme tarihinden) | İstihkak iddiası kabul edilmiş sayılır |
6. Görevli Mahkeme: Vergi Mahkemesi mi, Asliye Hukuk Mahkemesi mi?
Amme alacağı takibinde görevli mahkeme; davanın dayandığı hukuki sebebe göre belirlenen yargısal görev kuralını ifade eder. Tahsil dairesinin haciz işlemine veya haczin kaldırılması başvurusunun reddine karşı açılan iptal davaları vergi mahkemesinde bakılırken, 6183 sayılı Kanun m. 66-68 kapsamındaki istihkak davaları ise tahsil dairesinin bulunduğu yer adli yargı mahkemesinde görülür.
KANUN METNİ —
“İstihkak davalarına bakmaya haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu mahal mahkemesi salahiyetlidir. İstihkak davaları diğer işlere takdimen görülür. (…) İstihkak davası üzerine takibin tehirine karar verilir ve neticede dava reddolunursa, dava mevzuunu teşkil eden mahcuz malın değerinin % 10 u tutarında tazminat hükmolunur.”
— 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 68
6.1. Malik Üçüncü Kişinin Vergi Mahkemesinde Dava Açması
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, kanuni temsilcinin vergi borcu nedeniyle konulan hacizlerin, taşınmazı tapu iptali ve tescil kararıyla edinen yeni malik tarafından kaldırılması talebinin reddine karşı açılan davada vergi mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmiştir. Vergi mahkemesi uyuşmazlığı istihkak davası niteliğinde görerek görev yönünden ret kararı vermiş, ancak bu karar ve ardından verilen ısrar kararı bozulmuştur.
“İdari işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan hacze ilişkin başvurunun reddine ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesi görevi 2576 sayılı Kanunun 6. maddesinin (b) bendi uyarınca vergi mahkemelerine ait olduğundan adli yargının görevli olduğunu kabul ederek davayı görev yönünden reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.”
— Danıştay 3. Dairesinin 14.06.2017 tarihli, 2016/14932 E. ve 2017/5044 K. sayılı Kararı (onanan ilk derece gerekçesi)
“Danıştay Üçüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.”
— Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24.02.2021 tarihli, 2020/229 E. ve 2021/150 K. sayılı Kararı
Not: Kurul kararı oyçokluğuyla verilmiştir. Kararda aktarılan ilk derece gerekçesinde yer alan "istihkak davası niteliği" ve "adli yargı görevi" değerlendirmeleri Danıştay tarafından benimsenmemiştir.
Benzer şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiği bir olayda, arsa sahiplerinin taşınmazına müteahhit şirketin borcu nedeniyle konulan haczin vergi mahkemesince iptali onanmıştır (Danıştay 4. Dairesinin 30.03.2022 tarihli, 2021/2985 E. ve 2022/2018 K. sayılı Kararı). Kararın karşı oyunda ise uyuşmazlığın istihkak iddiası olarak nitelendirilip 6183 s. K. m. 66-68 prosedürünün işletilmesi gerektiği görüşü savunulmuştur; bu görüş ayrılığı uygulamada yol seçiminin önemini göstermektedir.
6.2. Adli Yargıda Görülen İstihkak Davası
6183 sayılı Kanun m. 68 uyarınca istihkak davalarında yetkili yer, haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir ve bu davalar diğer işlere öncelikli olarak görülür. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 10.06.2020 tarihli, 2019/3281 E. ve 2020/877 K. sayılı Kararı içeriğinde, vergi borçlusu şirketten satın alınan akaryakıta konulan hacze karşı üçüncü kişinin Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı istihkak davasının kabul edildiği ve bu kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesince düzeltilerek onandığı aktarılmaktadır (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
7. Aynı Mal İçin Haczedilmezlik Şikayeti ve İstihkak Davası Birlikte İşletilirse İnceleme Sırası
Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davası aynı mal hakkında birlikte ileri sürülmüşse, öncelikle haczedilmezlik şikayeti karara bağlanır. Haczedilmezlik şikayeti kabul edilip haciz kaldırılırsa istihkak davası konusuz kalır; şikayet reddedilirse istihkak iddiasının esasına geçilir.
1. Önce haczin caiz olup olmadığı incelenir: Haczedilmezlik şikayeti, haczin varlığını doğrudan etkilediği için öncelikli sorundur.
2. Şikayet kabul edilirse: Ortada geçerli bir haciz kalmadığından istihkak davası esastan incelenmeksizin konusuz kalır.
3. Şikayet reddedilirse: İstihkak prosedürüne devam edilir ve mülkiyet iddiası esastan değerlendirilir.
4. Farklı mahkemelerde görülüyorsa: Haczedilmezlik şikayetinin sonucu, istihkak davası bakımından bekletici sorun olarak değerlendirilebilir.
8. Haksız Haciz ve İstihkak İddiasının Reddi Nedeniyle Tazminat
Haksız haciz nedeniyle tazminat, amme alacağı takibinde idare mahkemesinde açılan tam yargı davasıyla istenir. Tahsil dairesinin istihkak iddiasını reddetmesi ve bu iddianın sonradan mahkemece kabul edilmesi, idarenin tazmin sorumluluğu için tek başına yeterli değildir; ağır ve açık bir hukuka aykırılık, yani hizmet kusuru aranır.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, istihkak iddiası sonradan adli yargıda kabul edilen üçüncü kişinin tazminat talebini, idarenin ret işleminin vergi müfettişlerinin muvazaa tespitine dayandığı gerekçesiyle reddetmiştir. Kararda, sonradan yargı kararıyla belirlenebilen mülkiyet uyuşmazlığında haczin ve ret işleminin hizmet kusuru sayılamayacağı değerlendirilmiştir.
“İdarenin işleminin tesisinde ve uygulamasında hizmet kusurundan söz edilmesi için, saptanan hukuki sakatlığın belirli bir ağırlıkta olması gerekir.”
— İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 10.06.2020 tarihli, 2019/3281 E. ve 2020/877 K. sayılı Kararı
Not: Karar oyçokluğuyla ve Danıştaya temyiz yolu açık olarak verilmiştir; kesinleşme durumu kaynak metinde yer almamaktadır.
Öte yandan istihkak davacısı için de tazminat riski bulunmaktadır: 6183 s. K. m. 68 uyarınca takibin tehirine karar verilir ve dava reddedilirse mahcuz malın değerinin yüzde 10'u tutarında tazminata hükmolunur. Bu nedenle takibin tehiri talebi, delillerin gücü değerlendirilerek ileri sürülmelidir.
9. Haczedilmezlik Şikayeti ve İstihkak Davasında Sık Yapılan Hatalar
Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davasında sık yapılan usul hataları; yanlış hukuki yolun seçilmesi, 7 ve 15 günlük hak düşürücü sürelerin kaçırılması ve görevsiz yargı merciine başvurulmasıyla ortaya çıkan hak kaybı nedenleridir. Ayrıca borçlunun başkasına ait mal için haczedilmezlik şikayetinde bulunması veya üçüncü kişinin meskeniyet iddiası ileri sürmesi gibi hususlar da talebin reddine yol açan başlıca uygulamalardır.
1. Yanlış yol seçimi: Mal borçluya aitse haczedilmezlik şikayeti, üçüncü kişiye aitse istihkak yolu işletilmelidir.
2. Takip türünün gözden kaçırılması: İcra dairesi takibinde icra mahkemesi, vergi dairesi takibinde vergi mahkemesi veya adli yargı yolu söz konusudur.
3. Sürelerin kaçırılması: İİK kapsamındaki 7 günlük şikayet süresi ile 6183 sayılı Kanundaki 7 ve 15 günlük süreler hak düşürücü sonuç doğurur.
4. Haciz tutanağının denetlenmemesi: Malın kimin elinde bulunduğu tutanağa doğru geçirilmezse ispat yükü ve dava açma yükü yanlış tarafa yüklenebilir.
5. Tapulu taşınmazda doğrudan istihkak davası: Tapu kaydına dayalı şikayet veya tapu iptali ve tescil yolu gözetilmelidir.
6. İspat eksikliği: Meskeniyet iddiasında aile yapısı, evin değeri ve başka konut bulunmadığına ilişkin belgelerin dosyaya sunulması önemlidir; Danıştay 4. Dairesinin 25.10.2022 tarihli, 2021/3657 E. ve 2022/5880 K. sayılı Kararı karşı oyunda delil sunulmamasına dikkat çekilmiştir.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Haczedilmezlik şikayeti ve istihkak davası, hacze karşı işletilen ancak birbirinin yerine kullanılamayan iki ayrı kanun yoludur. Haczedilmezlik şikayeti borçlunun malı üzerindeki kanuni haciz yasağını, istihkak davası ise üçüncü kişinin mülkiyet iddiasını korur. Takibin genel icra dairesi veya tahsil dairesi tarafından yürütülmesi, başvuru merciini ve süreleri tamamen değiştirir. Bu konuyla kesişen noktalar (dava açma süreleri, görevli mahkeme ve temel kavramlar) için vergi yargılamasının usul ve süre kuralları rehberine bakılabilir.
Amme alacaklarında Danıştay, borçlunun meskenine haciz konulmadan önce haline münasiplik araştırmasının yapılmasını aramakta; tahsil dairesinin 7 ve 15 günlük süreleri kaçırması halinde istihkak iddiasını kabul edilmiş saymaktadır. Bununla birlikte görev ayrımı ve istihkak niteliği konusunda karşı oyların bulunması, somut olayda yol seçiminin dikkatle yapılmasını gerektirmektedir. Bu konuyla kesişen noktalar (VUK m.10 ile 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35 kapsamındaki sorumluluk) için VUK m.10 ve mükerrer m.35 rehberine bakılabilir.
Kısa hak düşürücü süreler, ispat yükünün zilyetliğe göre değişmesi ve tazminat riskleri karşısında, hacze karşı başvurunun takip dosyası, tapu ve haciz tutanağı kayıtları incelenerek hukuki destekle yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Konuyla bağlantılı olarak AATUHK m.58 kapsamında ödeme emri rehberinde ödeme emri iptal davası ve itiraz yolları ayrıca incelenmektedir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davası arasındaki temel fark nedir?
Cevap: Haczedilmezlik şikayeti ile istihkak davası arasındaki temel fark iddianın konusudur. Haczedilmezlik şikayetinde mal borçluya aittir ancak kanun o malın haczini yasaklar; istihkak davasında ise haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu ileri sürülür. Bu nedenle haczedilmezlik şikayetini borçlu, istihkak davasını kural olarak üçüncü kişi açar.
Soru 2: Haczedilmezlik şikayeti süresi kaç gündür?
Cevap: Haczedilmezlik şikayeti süresi, İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki takiplerde borçlunun menfaatine öngörülen haller için haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gündür (İİK m. 16/1). Kamu düzenine ilişkin haczedilmezlik hallerinde şikayet süreye bağlı değildir. Vergi ve amme alacaklarında ise haciz işlemine karşı vergi mahkemesinde dava açma süresi 30 gündür (İYUK m. 7).
Soru 3: Vergi borcu nedeniyle ev haczine karşı nereye başvurulur?
Cevap: Vergi borcu nedeniyle ev haczine karşı başvuru mercii vergi mahkemesidir. 6183 sayılı Kanun m. 70/11 uyarınca borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği iddiası, haciz işleminin iptali istemiyle vergi mahkemesinde açılan davada incelenir. Danıştay, idarenin haczi uygulamadan önce haline münasiplik araştırması yapmasını aramaktadır.
Soru 4: Vergi dairesi haciz koymadan önce evin haline münasip olup olmadığını araştırmak zorunda mıdır?
Cevap: Vergi dairesi, borçlunun meskenine haciz uygulamadan önce evin haline münasip olup olmadığını araştırmakla yükümlüdür. Danıştay kararlarında borçlunun kişisel durumu, aile yapısı, evin nitelikleri ve değeri incelenmeden konulan hacizler hukuka aykırı bulunmuş; bu değerlendirmenin satış aşamasına bırakılabileceği yönündeki idare savunmaları kabul görmemiştir.
Soru 5: Amme alacağı takibinde üçüncü kişi istihkak davasını hangi sürede açmalıdır?
Cevap: Amme alacağı takibinde mal borçlunun elinde haczedilmişse üçüncü kişi, istihkak iddiasının tahsil dairesince reddedildiğinin bildirilmesinden itibaren 7 gün içinde mahkemeye başvurmalıdır (6183 s. K. m. 66). Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse dava açma yükü alacaklı amme idaresine geçer ve süre 15 gündür (m. 67).
Soru 6: Tahsil dairesi istihkak iddiasına 7 gün içinde cevap vermezse ne olur?
Cevap: Tahsil dairesi, borçlunun elindeki mala yönelik istihkak iddiasını haciz zaptını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde reddetmezse istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır (6183 s. K. m. 66). Danıştay 9. Dairesinin onadığı bir kararda, bu süre içinde reddedilmeyen istihkak iddiasına rağmen sürdürülen haciz işlemi iptal edilmiştir.
Soru 7: İstihkak davası reddedilirse tazminat ödenir mi?
Cevap: İstihkak davası reddedildiğinde tazminat, takibin ertelenmesine karar verilmiş olmasına bağlıdır. 6183 sayılı Kanun m. 68 uyarınca istihkak davası üzerine takibin tehirine karar verilir ve dava reddolunursa, mahcuz malın değerinin yüzde 10'u tutarında tazminata hükmolunur. İcra ve İflas Kanunu m. 97 de takibin talikinden sonra reddedilen davalar için tazminat öngörür.




