Boşanma davası ne kadar sürer sorusunu simgeleyen görsel: tokmak yanında iki kağıt silüeti bir ev maketini çekiştiriyor

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Aşamalar ve Süreler

1 Kasım 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Çekişmeli Boşanma Davası: Yargılama Aşamaları, İspat ve Kusur Dengesi


Çekişmeli boşanma davası, eşlerin anlaşmasına dayanmayan ve boşanma sebebinin mahkemede ispatını gerektiren davadır. Dilekçelerde somutlaştırılmayan vakıa sonradan eklenemez; ispatlanmayan vakıa kusur sayılmaz. Genel boşanma sebebine dayalı davada davalıya hiç kusur yüklenemezse dava reddedilir.

Eşlerden biri boşanmayı ya da boşanmanın sonuçlarını kabul etmediğinde, mahkeme önündeki süreç genel boşanma davası kurallarına ek olarak ispat ve kusur ölçütleriyle şekillenir. Bu ölçütler yalnızca davanın kabulünü değil, tazminat ve nafaka taleplerinin akıbetini de belirler.

Yargıtay kararlarında davanın reddine yol açan nedenler arasında dilekçede somut olayın gösterilmemesi, delilin süresinde bildirilmemesi ve tanığın olayı bizzat görmemiş olması sıkça yer alır. Bu yazı; yargılama aşamalarını, sürelerini, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 184'teki özel ispat kurallarını ve kusur dengesinin sonuçlarını sırasıyla ele alır.

1. Çekişmeli Boşanma Davası Nedir ve Anlaşmalı Boşanmadan Farkı Nedir?

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma konusunda veya boşanmanın sonuçlarında anlaşamadığı ve boşanma sebebinin mahkemede ispatını gerektiren davadır. Anlaşmalı boşanmada TMK m. 166/3 uyarınca eşlerin birlikte başvurması veya davanın kabul edilmesi yeterli olurken, çekişmeli davada davacı dayandığı vakıaları delillerle kanıtlamak, hakim de bu vakıaların varlığına vicdanen kanaat getirmek zorundadır.

Çekişmeli dava, TMK m. 166/1'deki evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine ya da özel boşanma sebeplerine dayanabilir. Eşlerin anlaşmasına dayanan boşanma ise evliliğin en az bir yıl sürmesini, hakimin tarafları bizzat dinlemesini ve mali sonuçlara ilişkin düzenlemeyi uygun bulmasını gerektirir (TMK m. 166/3).

Öğretide zina ve hayata kast mutlak, diğer sebepler nisbi boşanma sebebi sayılır. Nisbi sebeplerde olgunun yanında ortak hayatın çekilmez hale geldiği de ispatlanmalıdır.

Boşanma Sebepleri ve İspat Kapsamı
Boşanma SebebiDayanakİspatlanması Gereken Unsur
ZinaTMK m. 161Olgunun varlığı
Hayata kastTMK m. 162Olgunun varlığı
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmeTMK m. 163Olgu ve ortak hayatın çekilmezliği
Akıl hastalığıTMK m. 165Olgu ve ortak hayatın çekilmezliği
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıTMK m. 166/1Sarsıcı olaylar ve ortak hayatın çekilmezliği

Anlaşmalı Boşanmadan Çekişmeli Yargılamaya Geçiş

Anlaşmalı olarak açılan davada eşlerden biri iradesinden dönerse veya protokole karşı çıkarsa dava çekişmeli olarak devam eder. Yargıtay uygulamasında bu durumda dava, TMK m. 166/1 çerçevesinde çekişmeli boşanma davası olarak yeniden ele alınır ve usulüne uygun gösterilen deliller toplanarak karar verilir. Mahkemenin yalnızca anlaşmalı boşanma protokolünü esas alarak karar vermesi bozma nedeni sayılmaktadır.

2. Çekişmeli Boşanma Davasında Yargılama Aşamaları Nelerdir?

Çekişmeli boşanma davasında yargılama, aile mahkemesinde yazılı yargılama usulüne göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm olmak üzere beş aşamada yürütülür. Aşamalar sırayla işletilir. Ön inceleme bitmeden tahkikata geçilemez; dilekçeler aşaması bittikten sonra iddia veya savunma genişletilemez.

Davaya 4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemesi bakar; yargılama, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 118 ve devamındaki yazılı yargılama usulüne göre yürür. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).

Aşamalar, Süreler ve Süre Kaçırılmasının Sonucu
AşamaİşlemSüreSonuç
Dava DilekçesiVakıaların ve delillerin gösterilmesi (HMK m. 119)Dava açılırkenGösterilmeyen vakıa sonradan eklenemez (HMK m. 141/1)
Cevap DilekçesiSavunma ve delillerin bildirilmesi (HMK m. 129)Tebliğden itibaren 2 hafta (HMK m. 127)Süresinde cevap verilmezse davacının vakıaları inkar edilmiş sayılır (HMK m. 128) [MEVZUAT TEYİDİ GEREKLİ: HMK m. 127-128]
Cevaba CevapDavacının yanıtıCevap dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta (HMK m. 136/1)Süre geçince iddia genişletilemez (HMK m. 141/1)
İkinci CevapDavalının yanıtıCevaba cevabın tebliğinden itibaren 2 hafta (HMK m. 136/1)Dilekçeler aşaması kapanır
Ön İncelemeDava şartları, ilk itirazlar ve uyuşmazlık konuları belirlenir (HMK m. 137, 140)Kesin süre: 2 haftaSunulmayan delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılır
TahkikatDelillerin toplanması, tanıkların dinlenmesiMahkemece belirlenirAdresi bildirilmeyen veya hazır edilmeyen tanıktan vazgeçilmiş sayılabilir (HMK m. 240)
Sözlü Yargılama ve HükümSon beyanlar ve hükümMahkemece belirlenirHüküm kurulur

2.1. Dilekçeler Aşamasında Vakıa ve Delil Bildirimi

Dava ve cevap dilekçelerinde boşanma sebebi yapılan her olay; tarih, yer ve gerçekleşme biçimi belirtilerek somutlaştırılmalı, her vakıanın hangi delille ispat edileceği yazılmalıdır (HMK m. 119, 129, 194). “Bana hakaret etti” veya “ilgisiz davrandı” gibi genel ifadeler bu şartı karşılamaz. Dilekçelerde dayanılmayan vakıa, ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın sonradan ileri sürülemez.

KANUN METNİ —

“Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.”

— 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 141/1

“Taraflar bu somutlaştırma ve delil gösterme yükümlülüğü gereği dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile iddia ettikleri her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğini dilekçelerinde belirtmek zorundadır.”

— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2020/273 E. ve 2021/762 K. sayılı İlamı

Yargıtay uygulamasında, dilekçelerde dayanılmayan fiziksel şiddet gibi bir vakıa sonradan tanık beyanlarında ortaya çıksa bile kusur olarak yüklenmemektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında da dava dilekçesinde boşanmayı gerektiren hiçbir maddi vakıaya dayanılmayan davada, ön incelemede tanık bildirmek için süre verilemeyeceği yönündeki bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

2.2. Ön İnceleme Aşaması ve Kesin Süre

Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez (HMK m. 137/2). Bu aşamada mahkeme dava şartlarını, ilk itirazları ve uyuşmazlık konularını belirler, uyuşmazlığı tutanağa bağlar ve delillerin sunulması için gerekli işlemleri yapar (HMK m. 137, 140).

Önemli: Dilekçelerde gösterilmiş ancak henüz sunulmamış belgeler veya başka kurumlardan istenecek kayıtlar için verilen iki haftalık kesin süre, yeni delil bildirme süresi değildir; yalnızca daha önce gösterilmiş delillerin dosyaya sunulması veya temini için gereken bilgilerin açıklanması içindir. Bu süre içinde delilini sunmayan taraf, o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır (HMK m. 140).

2.3. Tahkikat, Sözlü Yargılama ve Hüküm

Tahkikat, ön inceleme tutanağında belirlenen çekişmeli vakıalar üzerinden yürür. Tanık listesinde her tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceği ve adresi bildirilir; ikinci bir tanık listesi verilemez (HMK m. 240). Tahkikat tamamlanınca taraflara son beyanları sorulur ve hüküm kurulur.

Tahkikatın uzunluğu dosyadaki delil sayısına ve delillerin toplanma biçimine göre değiştiğinden boşanma davasının süresi dosyadan dosyaya farklılık gösterir.

3. Boşanma Davasında İspat Kuralları Nelerdir?

Boşanma davasında ispat, dayanılan olguların varlığına hakimin vicdanen kanaat getirmesini gerektiren özel bir rejimdir. Hakim kanıtları serbestçe takdir eder, taraflara yemin öneremez ve tarafların ikrarı hakimi bağlamaz (TMK m. 184). İspat yükü, dayandığı olgudan hak çıkaran tarafa aittir (TMK m. 6).

KANUN METNİ —

“1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. 4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 184

İspat yükü, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (TMK m. 6; HMK m. 190/1). Hakim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve kanunda belirtilen durumlar dışında kendiliğinden delil toplayamaz (HMK m. 25).

Öğretide boşanma davasında kural olarak tam ispat aranır; yaklaşık ispat ancak ihtiyati tedbir gibi geçici korumalarda yeterli görülür. Evlilik içindeki mahrem olayların doğrudan ispatındaki güçlük nedeniyle karine ve emareden yararlanılabileceği de savunulmaktadır. TMK m. 184 üç özel sonuç doğurur:

İkrar: Davalının iddiaları kabul etmesi hakimi bağlamaz. Yargıtay uygulamasında davalı boşanmayı kabul ettiğini bildirse bile, davacı dilekçesinde boşanma sebebi olan vakıaları ve delilleri bildirmemişse dava reddedilmektedir. Tek istisna, ikrarın bağlayıcı olduğu anlaşmalı boşanmadır (TMK m. 166/3).

Yemin: Hakim taraflara yemin öneremez; dilekçelerde yemin delili gösterilmesi boşanma davasında sonuç doğurmaz.

Vicdani kanaat: Hakim tanık, belge ve kayıt gibi kanıtları serbestçe değerlendirir ve olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz.

4. Tanık Beyanı ve Hukuka Aykırı Deliller Hangi Hallerde Dikkate Alınmaz?

Tanık beyanı, olayı bizzat gören kişinin yer, zaman ve olay biçimini somut olarak anlatması halinde kusur belirlemesine esas alınır; duyuma dayalı veya genel ifadeli beyanlar dikkate alınmaz. Hukuka aykırı elde edilen deliller de HMK m. 189/2 uyarınca mahkemece bir vakıanın ispatında kullanılamaz.

4.1. Tanık Beyanında Aranan Nitelikler

Tanık anlatımı, kusur belirlemesine esas alınabilmek için şu nitelikleri taşımalıdır:

  • Olay, tanığın doğrudan görgüsüne dayanmalıdır.
  • Olayın yeri ve zamanı belirtilmelidir.
  • Olayın oluş biçimi anlaşılır biçimde anlatılmalıdır.
  • Anlatım, dilekçelerde ileri sürülen vakıaya ilişkin olmalıdır.

Yargıtay uygulamasında, her iki tarafın tanıklarının da duyuma dayalı bilgi aktardığı davalarda beyanlar hükme esas alınmamış ve dava reddedilmiştir.

“(...) genel ifadeler kullanıldığı, anlatılan olayların hangi tarihte ve nerede gerçekleştiğine dair bilgiler barındırmadığı (...) bu beyanların, Özel Daire bozma kararında belirtilen sebeplerle boşanma davalarındaki geçimsizliğe ilişkin kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağının kabulü gerekir.”

— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli, 2022/768 E. ve 2023/976 K. sayılı İlamı

4.2. Hukuka Aykırı Delillerin Kullanılamaması

HMK m. 189/2'ye göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz; Anayasa m. 38/6 da bu yönde güvence içerir. Eşin telefonuna casus yazılım yüklenmesi, gizli dinleme cihazı kullanılması veya özel yazışmaların ele geçirilmesi bu kapsamda risk taşıyan yöntemlerdir.

Öğretide iki yaklaşım vardır. Katı yasak yaklaşımı, özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edilen hiçbir delilin hükme esas alınamayacağını savunur. Menfaatler dengesi yaklaşımı ise çatışan değerler arasında tartım yapılmasını; zina gibi başka türlü ispatı imkansız olaylarda, ani gelişen bir olay karşısında delil kaybını önlemek amacıyla alınan kayıtların istisnaen kullanılabileceğini kabul eder.

Ceza yargılamasında suç kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraat edilmesi, delilin hukuk mahkemesinde otomatik olarak hukuka uygun sayılacağı anlamına gelmez. Ani gelişen durum istisnasının sınırları belirsiz olduğundan somut olaya göre çelişkili sonuçlara varılabilmektedir. Ortak konutta bulunan dijital materyallerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu karşısında sunulabilme sınırları da öğretide tam bir uzlaşıya kavuşmamıştır.

Uygulamada otel kayıtları, tapu ve UYAP sorguları gibi resmi kayıtlar; sadakat yükümlülüğünün ihlali veya mal kaçırma amaçlı devir gibi vakıaların ispatında kullanılan delillerdendir.

5. Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasında kusur, tarafların evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan ve ispatlanmış davranışlarına göre kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu şeklinde derecelendirilmesidir. TMK m. 166/1'e dayalı davada boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında ispat iki kademelidir: önce birliği sarsan somut olaylar, sonra bu olaylar nedeniyle ortak hayatın davacı bakımından çekilmez hale geldiği kanıtlanır. Bu sebebin koşulları şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma yazısında ayrıca ele alınmıştır.

KANUN METNİ —

“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/1-2

Yargıtay uygulamasında tam kusurlu eşin TMK m. 166/1'e dayanarak boşanma davası açamayacağı kabul edilmekte, davalıya hiç kusur yüklenemiyorsa dava reddedilmektedir. Davacının kusuru daha ağırsa az kusurlu davalı itiraz hakkını kullanabilir; itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve korunmaya değer yararın kalmadığı anlaşılırsa boşanmaya yine de karar verilebilir. Bu itirazın hangi aşamaya kadar ileri sürülebileceği öğretide tartışmalı olduğundan, cevap dilekçesinde bildirilmesi bu belirsizliğin doğuracağı riski ortadan kaldırır.

Karşılıklı açılan veya birleştirilen davalarda Yargıtay, tüm kusurlu davranışların birlikte değerlendirilmesini ve kusur oranının tek kez belirlenmesini aramaktadır. Boşanma kararındaki kusur belirlemesi, o evlilikten doğan velayet, kişisel ilişki, tazminat ve yoksulluk nafakasına ilişkin tüm davaları bağlar.

Yargıtay uygulamasında kusur olarak kabul edilen başlıca davranışlar şunlardır:

  • Fiziksel, sözlü veya ekonomik şiddet; hakaret; eşyaları kırma; evin ihtiyaçlarını karşılamama
  • Sadakat yükümlülüğünün ihlali (ör. otel kayıtlarıyla ispatlanan birliktelik)
  • Mal kaçırma amacıyla taşınmaz devri
  • Eşi borçlandırarak icra takibine maruz bırakma
  • Sanal ortamdaki yazışmalar gibi güveni sarsıcı davranışlar

6. Kusur Dengesi Tazminat ve Nafakayı Nasıl Etkiler?

Kusur dengesi, boşanma kararının fer’i sonuçlarını belirleyen ölçüttür: maddi ve manevi tazminatı ancak kusursuz veya daha az kusurlu taraf isteyebilir, yoksulluk nafakasını ise kusuru diğer taraftan daha ağır olmayan taraf isteyebilir (TMK m. 174, 175). Eşit kusurlu taraflar bakımından tazminat talepleri reddedilir.

Boşanma sürecinde tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası olmak üzere farklı nafaka türleri gündeme gelir; bunlardan yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat doğrudan kusur dengesine bağlıdır. Maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatler için (TMK m. 174/1); manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf için istenebilir (TMK m. 174/2). Yoksulluk nafakasını boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175).

Kusur Dengesine Göre Boşanmanın Sonuçları
Kusur DurumuBoşanma DavasıMaddi ve Manevi TazminatYoksulluk Nafakası
Davalı tam veya daha ağır kusurluKabul edilirKusursuz veya daha az kusurlu davacı isteyebilir (TMK m. 174)Yoksulluğa düşecekse davacı isteyebilir (TMK m. 175)
Tarafların kusuru eşitKabul edilirHer iki tarafın talebi reddedilirYoksulluğa düşen taraf isteyebilir
Davacının kusuru daha ağırDavalı itiraz ederse reddedilir; itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2)Davacı isteyemez; boşanma kararı verilirse daha az kusurlu davalı isteyebilirDavacı isteyemez
Davacı tam kusurlu, davalıya kusur yüklenemiyorReddedilirTalep edilemezTalep edilemez

“Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. (...) Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli, 2023/146 E. ve 2024/4617 K. sayılı İlamı

Yoksulluk nafakasının süresi bakımından güncel bir gelişme vardır: Anayasa Mahkemesi 2026 tarihli kararıyla TMK m. 175/1'deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş ve iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından (30.09.2026) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. İptal, yoksulluk nafakası kurumunu kaldırmamıştır; çocuk için ödenen iştirak nafakası da kararın kapsamı dışındadır.

7. Hangi Olaylar Kusur Olarak Yüklenemez?

Kusur olarak yüklenemeyen olaylar, usulüne uygun ispat edilemeyen vakıalar ile sonradan affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışlardır. Bu olaylar kusur dengesine dahil edilmez; dolayısıyla tazminat ve nafaka sonuçlarını da etkilemez. Bir olayın kusur sayılabilmesi için önce dilekçelerde ileri sürülmesi, sonra ispatlanması, ayrıca affedilmemiş olması gerekir.

“Taraflar kusur olarak iddia ettikleri vakıaları ispat etmek zorundadır (TMK m.6). Taraflarca usulüne uygun şekilde ispat edilemeyen vakıalar, kusur olarak yüklenemez.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarihli, 2022/3731 E. ve 2022/5564 K. sayılı İlamı

Bazı vakıaların ispatlanamaması, ispatlanan diğer kusurlar nedeniyle tarafın yine de tam kusurlu bulunmasına engel olmaz. Yargıtay uygulamasında cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddet iddiaları ispatlanamayan erkeğe, gerçekleşen diğer kusurlar nedeniyle tam kusur yüklenen kararlar bulunmaktadır.

Kusurlu eylemden sonra eşlerin barışması, birlikte yaşamayı sürdürmesi veya eylemi hoşgörüyle karşılaması halinde geçmişteki eylem kusur olarak yüklenemez. Yargıtay uygulamasında, olaydan sonra yeniden bir araya gelip birlikte yaşanan davranışlar affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış sayılarak kusur takdirinde esas alınmamıştır.

Öğretide ayrıca, daha önce açılıp reddedilen ve kesinleşen boşanma davasında dayanılan olayların yeni davada kusur olarak ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir.

8. Karar Ağacı: Durumunuza Göre İzlenecek Yol ve Hak Kaybı Riskleri

Dava dilekçesi tebliğ edildiyse: Cevap dilekçesi, tebliğden itibaren iki hafta içinde vakıa ve delillerle birlikte verilir. Cevap verilmeyen vakıalar bakımından savunma hakkı daralır.

Karşı tarafın cevabına yanıt gerekiyorsa: Davacı cevaba cevap, davalı ikinci cevap dilekçesini ilgili dilekçenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verir. Bu dilekçelerden sonra yeni vakıa eklenemez.

Ön inceleme duruşma davetiyesi tebliğ edildiyse: Dilekçelerde gösterilen belgeler ve kurum kayıtlarına ilişkin bilgiler iki haftalık kesin süre içinde sunulur. Süre kaçırılırsa delilden vazgeçilmiş sayılır.

Tanıkla ispat düşünülüyorsa: Her tanığın hangi vakıa için dinleneceği ve adresi tek listede bildirilir; tanığın olayı bizzat görmüş olması gerekir. Duyuma dayalı beyan hükme esas alınmaz.

Karşı taraf iddiaları kabul ettiyse: Kabul hakimi bağlamaz; vakıaların yine delillerle ispatı gerekir (anlaşmalı boşanma hariç).

Elde ses, görüntü veya yazışma kaydı varsa: Kaydın elde ediliş biçimi hukuka uygunluk yönünden değerlendirilir; hukuka aykırı delil dikkate alınmaz.

Davacının kusuru daha ağırsa: Davalının TMK m. 166/2 kapsamında itiraz hakkı vardır; davacı tam kusurluysa dava reddedilebilir.

9. Varsayımsal Örnek: Dilekçeler Aşamasında Süre Hesabı

Aşağıdaki örnek tamamen varsayımsaldır; gerçek kişi veya dosya içermez. Her süre, tebliğ gününden iki hafta sonra aynı günde dolacak şekilde hesaplanmış; resmi tatil ve adli tatil gibi süreyi uzatan durumlar hesaba katılmamıştır.

1. 05.10.2027: Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilir. Cevap süresi 19.10.2027'de sona erer.

2. 18.10.2027: Davalı cevap dilekçesini verir; dilekçe davacıya 26.10.2027'de tebliğ edilir. Cevaba cevap süresi 09.11.2027'de sona erer.

3. 08.11.2027: Davacı cevaba cevap dilekçesini verir; dilekçe davalıya 12.11.2027'de tebliğ edilir. İkinci cevap süresi 26.11.2027'de sona erer.

4. 26.11.2027: Dilekçeler aşaması en geç bu tarihte tamamlanır.

5. 15.12.2027: Davacı, dilekçelerinde yer vermediği bir fiziksel şiddet olayını tahkikat duruşmasında tanığa anlattırırsa, bu olay HMK m. 141/1 gereği kusur belirlemesine esas alınamaz.

10. Sonuç ve Değerlendirme

Çekişmeli boşanma davasında sonucu sırasıyla şu unsurlar belirler: dilekçelerde somutlaştırılmış vakıa ve delil, kesin sürelere uyum, TMK m. 184 çerçevesinde hukuka uygun delillerle ispat ve ispatlanmış kusurların dengesi. Genel çerçeve için boşanma davasının sebepleri ve süreci yazısına bakılabilir. Bir aşamadaki eksiklik sonraki aşamada giderilemeyebileceğinden sürecin her adımı özen gerektirir.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Yeni Dava Ne Zaman Açılabilir?

Reddedilen boşanma davasından sonra yeni dava, ret kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olması halinde açılabilir (TMK m. 166/4). Bu süre 7532 sayılı Kanunla üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Boşanma için davalının kusuru aranmaz; tazminat gibi fer’i talepler için ise kusur belirlemesi yapılır.

Dava Açıldıktan Sonra Yaşanan Olaylar Aynı Davada Kusur Sayılır mı?

Dava açıldıktan sonra yaşanan olaylar, öğretide kabul edildiği üzere mevcut davada kusur olarak değerlendirilmez; kusur belirlemesi yalnızca dava tarihine kadar gerçekleşen vakıalara dayanır. Bu olaylar ayrı bir boşanma davasına konu edilebilir ve dosyaların birleştirilmesi talep edilebilir. Birleştirme, HMK m. 166 uyarınca bağlantı bulunması halinde mahkemece karara bağlanır.

Dava Devam Ederken Mahkeme Hangi Geçici Önlemleri Alır?

Boşanma davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olur (TMK m. 169). Önlemler için taraf talebi aranmaz; hakim gerekli gördüğü önlemleri kendiliğinden belirler.

Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar

Bu makale 01.11.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 6, 161-166, 168, 169, 174, 175, 184 (m. 166/4, 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun m. 13 ile değişik; güncel metin için: https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/K.2026-39.nrm.pdf)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 25, 118, 119, 127-129, 136, 137, 140, 141, 166, 189, 190, 194, 240
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
  • Anayasa Mahkemesinin 04.06.2026 tarihli, E.2025/156 ve K.2026/131 sayılı Kararı (30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete)
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2020/273 E. ve 2021/762 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli, 2022/768 E. ve 2023/976 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarihli, 2022/3731 E. ve 2022/5564 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli, 2023/5027 E. ve 2023/4280 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.10.2023 tarihli, 2023/2239 E. ve 2023/4871 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.2024 tarihli, 2023/4056 E. ve 2024/1641 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli, 2023/4008 E. ve 2024/3105 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.05.2024 tarihli, 2023/6651 E. ve 2024/3249 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/6688 E. ve 2024/3836 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli, 2023/146 E. ve 2024/4617 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.09.2024 tarihli, 2023/10123 E. ve 2024/6603 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.10.2024 tarihli, 2023/8234 E. ve 2024/7235 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.10.2024 tarihli, 2023/9249 E. ve 2024/7414 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarihli, 2023/9872 E. ve 2024/7807 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.02.2025 tarihli, 2023/7628 E. ve 2025/1977 K. sayılı İlamı
Hukuki Sorumluluk Reddi Bu makalede yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuş olup, hukuki danışmanlık veya görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylar bakımından bir hukukçuya danışılması tavsiye olunur.