Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, evlilik birliği ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsıldığında TMK m. 166/1 uyarınca açılan genel boşanma davasıdır. Davanın kabulü için davacının dilekçede somut olarak ileri sürdüğü olaylarla davalı eşin en az bir miktar kusurunu ispatlaması gerekir; kusur dengesi tazminat ve nafaka haklarını da belirler.
Türk hukukunda açılan boşanma davası türleri içinde en sık başvurulanı, halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak bilinen bu davadır. Kanundaki adı “evlilik birliğinin sarsılması” olan sebep, zina veya terk gibi dar tanımlı özel sebeplerden farklı olarak geniş bir olay yelpazesini kapsar.
Bu genişlik, davanın kolay kazanılacağı anlamına gelmez. Uygulamadaki ret kararlarının önemli bir bölümü, olayların dilekçede yeterince somutlaştırılmamasından, affedilmiş olaylara dayanılmasından veya kusur dengesinin yanlış kurulmasından kaynaklanır. Bu makale, dava açmadan önce bilinmesi gereken şartları, ispat kurallarını ve mali sonuçları sırasıyla ele almaktadır.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
- 2. Hangi Davranışlar Evlilik Birliğini Temelinden Sarsar?
- 3. Boşanma Davasında Kusur Nasıl İspat Edilir?
- 4. Kusur Dengesi Boşanma Kararını ve Mali Sonuçları Nasıl Etkiler?
- 5. Boşanmada Tazminat ve Nafaka Hangi Şartlarla İstenebilir?
- 6. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma İçin Ne Kadar Beklemek Gerekir?
- 7. Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır ve Hangi Sürelere Dikkat Edilir?
- 8. Uygulamada Hak Kaybına Yol Açan Hatalar Nelerdir?
- 9. Sonuç ve Değerlendirme
- 10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda evlilik birliğinin sarsılması adıyla düzenlenen ve boşanma sebeplerini tek tek saymayan genel boşanma davasıdır. Hakaret, şiddet, ilgisizlik veya ekonomik baskı gibi olaylar ortak hayatı eşlerden beklenemeyecek ölçüde çekilmez kıldığında bu dava TMK m. 166/1 uyarınca açılabilir.
Türk Medeni Kanunu (TMK), boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olarak ikiye ayırır. Zina (TMK m. 161), hayata kast ve pek kötü davranış (TMK m. 162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), terk (TMK m. 164) ve akıl hastalığı (TMK m. 165) özel sebeplerdir. TMK m. 166 ise bunların dışında kalan ve evliliği çekilmez kılan tüm olayları kapsayan genel sebebi düzenler.
KANUN METNİ —
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/1-2
1.1. Davanın Üç Temel Şartı
Boşanma kararı verilebilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. Objektif sarsılma: Evlilik birliği, ortalama bir değerlendirmeyle temelinden sarsılmış olmalıdır.
2. Çekilmezlik: Ortak hayatın sürdürülmesi somut olayda eşlerden en az birinden beklenemez hale gelmiş olmalıdır.
3. Davalının kusuru: Sarsılmaya yol açan olaylarda davalı eşe en az bir miktar kusur yüklenebilmelidir.
Üçüncü şart uygulamada en sık gözden kaçan unsurdur. Taraflar fiilen ayrı yaşasa ve evlilik fiilen bitmiş olsa dahi, davalıya hiçbir kusur yüklenemiyorsa dava reddedilir. Bunun nedeni, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edememesidir.
“Öncelikle belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun belirlenmesi kaçınılmazdır.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.01.2024 tarihli, 2023/3638 E. ve 2024/502 K. sayılı İlamı
1.2. Çekişmeli Dava ile Anlaşmalı Boşanma Arasındaki Ayrım
TMK m. 166/1'e dayanan dava, tarafların boşanma veya mali sonuçlar üzerinde uzlaşamadığı durumlarda açılır ve uygulamada çekişmeli boşanma davası olarak anılır. Bu davada mahkeme tanık dinler, delil toplar ve kusur belirlemesi yapar.
TMK m. 166/3'e dayanan anlaşmalı boşanmada ise evlilik en az bir yıl sürmüşse ve taraflar mali sonuçlar ile çocukların durumu konusunda uzlaşmışsa kusur araştırılmaz. Çekişmeli dava devam ederken tarafların uzlaşması halinde dava bu yola dönüştürülebilir.
2. Hangi Davranışlar Evlilik Birliğini Temelinden Sarsar?
Evlilik birliğini temelinden sarsan davranış, eşlerin TMK m. 185 uyarınca taşıdığı birlikte yaşama, sadakat ve yardım yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal eden eylemdir. Yargıtay uygulamasında fiziksel ve sözlü şiddet, hakaret, ekonomik baskı, güven sarsıcı ilişki, ilgisizlik ve haklı sebep olmadan cinsel birliktelikten kaçınma bu kapsamda kusur sayılmaktadır.
TMK m. 185 eşlere birlikte yaşama, sadakat ve yardım yükümlülüğü; TMK m. 186 ise birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlığı ile katılma yükümlülüğü yükler. Kusur olarak kabul edilen davranışlar çoğunlukla bu yükümlülüklerden birinin ihlalidir.
2.1. Fiziksel, Sözlü ve Psikolojik Şiddet
Eşe yönelik fiziksel şiddet, Yargıtay uygulamasında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin süreklilik göstermesi halinde, eşlerin diğer kusurları bulunsa bile şiddet uygulayan eşin daha ağır kusurlu sayılması gerekir. Eşin aşağılanması, küfür ve ölümle tehdit de aynı kapsamdadır.
Şiddet eylemleri aynı zamanda ceza soruşturmasının ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerinin konusudur. Hastane raporları, koruma kararları ve ceza dosyası içeriği boşanma davasında güçlü delil değeri taşır.
“(...) davalı erkeğin eşine karşı sürekli olacak şekilde fiziksel şiddetinin olduğu, erkeğe süreklilik arz eden bu eylemin kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli, 2024/6642 E. ve 2025/3208 K. sayılı İlamı
2.2. Ekonomik Şiddet ve Birlik Giderlerine Katılmama
Evin zaruri ihtiyaçlarının karşılanmaması, eşe yetersiz harçlık verilerek baskı kurulması veya eşin adına borç ya da vergi yükümlülüğü doğurulması ekonomik şiddet olarak kusur sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, aşağılayıcı sözlerle birlikte uygulanan ekonomik baskı erkeğin daha ağır kusurlu kabul edilmesine esas alınmıştır.
2.3. Güven Sarsıcı Davranışlar
Güven sarsıcı davranış, zina boyutuna ulaşmamakla birlikte eşler arasındaki güveni ortadan kaldıran eylemdir. Üçüncü bir kişiyle sürdürülen yakın yazışmalar, gizli görüşmeler ve eşin ailesinin tehdit edilmesi bu gruba girer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli bir kararında, erkeğin başka bir kadınla görüşmesi karşısında kadının gösterdiği kıskançlığın kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.
Aldatma iddiası ispatlanamadığında, aynı olaylar güven sarsıcı davranış olarak TMK m. 166/1 kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle zina sebebiyle boşanma davası açılırken genel sebebe de birlikte dayanılması uygulamada sık başvurulan bir yöntemdir. Hukuk Genel Kurulu, söz verilen düğünün davetiyeler dağıtıldıktan sonra yapılmamasının dahi eşin güvenini sarsan bir olay olabileceğini kabul etmiştir.
2.4. İlgisizlik, Cinsel Birliktelikten Kaçınma ve Saygısızlık
Eşi uzun süre yalnız bırakmak, hastalık veya tedavi sürecinde destek olmamak ve bağımsız konut sağlamamak birlik yükümlülüklerinin ihmali sayılır. Haklı bir sağlık sebebi olmaksızın cinsel birliktelikten kaçınmak ve yatak odasını ayırmak da Yargıtay uygulamasında kusurlu davranıştır.
Tek başına ağır görünmeyen ancak süreklilik gösteren kaba davranışlar da sonuca etki eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında, eşe küçültücü biçimde seslenilmesi, sürekli ters cevap verilmesi ve eşin ailesiyle görüşmesinin sorun haline getirilmesinin tanıkla ispatlanması üzerine boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
| Kusur Grubu | Somut Görünüm | Tipik Delil |
|---|---|---|
| Fiziksel şiddet | Darp, itme, cisim fırlatma | Hastane raporu, koruma kararı, ceza dosyası, tanık |
| Sözlü şiddet ve tehdit | Küfür, aşağılama, ölümle tehdit | Tanık, mesaj kaydı |
| Ekonomik şiddet | Zaruri giderleri karşılamama, eş adına borç | Banka kaydı, vergi kaydı, tanık |
| Güven sarsıcı davranış | Üçüncü kişiyle yakın yazışma, gizli görüşme | Mesaj dökümü, tanık |
| İlgisizlik ve ihmal | Eşi yalnız bırakma, ayrı yatma | Tanık, adres kaydı |
| Saygısızlık | Küçültücü hitap, eşin ailesiyle sorun çıkarma | Tanık |
3. Boşanma Davasında Kusur Nasıl İspat Edilir?
Boşanma davasında kusurun ispatı, dava ve cevaba cevap dilekçelerinde tarih, yer ve içerikle somutlaştırılan olayların tanık, belge ve kayıtlarla kanıtlanmasıdır. Dilekçede ileri sürülmeyen bir olay tanık beyanında geçse dahi karşı tarafa kusur olarak yüklenemez; soyut ve duyuma dayalı anlatımlar da hükme esas alınmaz.
3.1. Dilekçede Dayanılmayan Olay Kusur Sayılmaz
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 137, 140/3 ve 187 uyarınca yalnızca usulüne uygun ileri sürülmüş ve çekişmeli hale gelmiş olaylar hükme esas alınabilir. Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddiayı genişletme yasağı (HMK m. 141) devreye girer. Bu nedenle dava dilekçesinde “şiddetli geçimsizlik var” gibi genel bir ifade yerine her olayın ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleştiği yazılmalıdır.
“Usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen ( HMK m. 137, 140/3, 187) vakıa esas alınarak karar verilemez ( HMK m.141). Dayanılmayan bir vakıanın tanık beyanlarında geçtiğinden bahisle davalıya kusur olarak yüklenmesine imkan bulunmamaktadır.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli, 2023/7945 E. ve 2024/6029 K. sayılı İlamı (onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinden)
Önemli: Bu kararda kadın, tanıkların doğruladığı hakaret ve tehdit olaylarına dilekçesinde dayanmadığı için bu olaylar erkeğe kusur olarak yüklenmemiş ve dava reddedilmiştir. Dilekçede yer almayan olay, ispatlansa bile sonucu değiştirmez.
3.2. Tanık Beyanlarının Değeri
Tanığın olayı bizzat görmesi veya duyması esastır. Üçüncü kişilerden aktarılan, sebebi ve saiki açıklanmayan beyanlar Yargıtay uygulamasında hükme esas alınmamaktadır. Yalnızca “anlaşamıyorlardı” biçimindeki tanıklık ve dilekçedeki soyut geçimsizlik iddiası, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında davanın reddi için yeterli sebep sayılmıştır.
Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu 2021 tarihli kararında, tanık beyanının aksini gösteren ciddi bir delil bulunmadığında ve tanığın doğruyu söylemediği ispatlanmadığında bu beyanın esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Ortak çocuk tanık olarak dinlenecekse on beş yaşından küçük çocuk yeminsiz dinlenmeli ve tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmalıdır; aksi halde beyanı hükme esas alınamaz.
3.3. Boşanma Yargılamasına Özgü Kurallar
Boşanma davası, kamu düzenini ilgilendirdiği için genel yargılama kurallarından ayrılan ispat kurallarına tabidir. Tarafların ikrarı hakimi bağlamaz ve taraflara yemin teklif edilemez.
KANUN METNİ —
“Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: 1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. (...)”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 184
4. Kusur Dengesi Boşanma Kararını ve Mali Sonuçları Nasıl Etkiler?
Kusur dengesi, boşanmaya yol açan olaylarda eşlerin kusurlarının karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan ve hem boşanma kararını hem mali sonuçları belirleyen ölçüttür. Davalıya hiç kusur yüklenemiyorsa dava reddedilir; taraflar eşit kusurluysa boşanmaya karar verilir ancak hiçbir taraf lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilmez.
Mahkeme, her iki tarafa yüklenen olayları tek tek belirler ve bunları ağırlıklarına göre karşılaştırır. Sonuç kusursuzluk, az kusur, eşit kusur, ağır kusur veya tam kusur olarak ifade edilir. Kusur belirlemesine yönelik itiraz istinaf ve temyiz aşamalarında en sık incelenen konudur; bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay kusur derecesini sıklıkla yeniden belirlemektedir.
| Kusur Durumu | Boşanma Kararı | Tazminat (TMK m. 174) | Yoksulluk Nafakası (TMK m. 175) |
|---|---|---|---|
| Davacı kusursuz, davalı kusurlu | Verilir | Davacı isteyebilir | Şartları varsa davacı isteyebilir |
| Davacı az, davalı ağır kusurlu | Verilir | Davacı isteyebilir | Şartları varsa davacı isteyebilir |
| Eşit kusur | Verilir | Hiçbir taraf isteyemez | Şartları varsa istenebilir |
| Davacı daha ağır kusurlu | Davalının itirazıyla reddedilebilir | Davacı isteyemez | Davacı isteyemez |
| Davalıya kusur yüklenemiyor | Reddedilir | Hükmedilmez | Hükmedilmez |
4.1. Daha Ağır Kusurlu Davacı ve İtiraz Hakkı
Davacının kusuru daha ağırsa TMK m. 166/2 davalıya davaya itiraz hakkı tanır. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkeme itiraza rağmen boşanmaya karar verebilir. Hukuk Genel Kurulu 2018 tarihli kararında, eşine sürekli ağır sözlerle hakaret eden davalı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğunu kabul etmiştir.
4.2. Affedilen Olaylar Kusur Olarak İleri Sürülemez
Eşinin kusurlu davranışını bildiği halde evliliği sürdüren veya ayrılıktan sonra eşiyle yeniden bir araya gelen taraf, o davranışı affetmiş ya da en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Affedilen olaylar sonraki davada kusur olarak dikkate alınmaz. Dava, yalnızca barışmadan sonra yaşanan olaylarla ispatlanabilir.
“(...) dolayısıyla evlilik birliğini sürdürme gayesiyle tarafların tekrar bir araya geldiği ve bu tarihten önce gerçekleştiği iddia edilen vakıaların hükme esas alınmayacağı açık olup (...)”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2019 tarihli, 2017/2-1935 E. ve 2019/410 K. sayılı İlamı
Barışmadan sonra kusurlu davranışlar tekrar başlamışsa, eski olaylar yeni olayların ağırlığını değerlendirmede bağlam olarak anlatılabilir. Bu nedenle dilekçede barışma tarihinden sonraki olaylar ayrıca ve ayrıntılı biçimde yazılmalıdır.
5. Boşanmada Tazminat ve Nafaka Hangi Şartlarla İstenebilir?
Boşanmada tazminat ve nafaka, boşanma kararına bağlı olarak eşlerden birinin diğerinden isteyebileceği mali haklardır. Maddi ve manevi tazminat için talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması (TMK m. 174), yoksulluk nafakası için boşanmayla yoksulluğa düşmesi ve kusurunun daha ağır olmaması (TMK m. 175) gerekir.
5.1. Maddi ve Manevi Tazminat
KANUN METNİ —
“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174
Maddi tazminat, eşin maddi desteğinin kaybı gibi boşanmayla zedelenen mevcut veya beklenen menfaatleri karşılar. Manevi tazminat ise şiddet, hakaret veya güven sarsıcı ilişki gibi kişilik hakkına saldırı oluşturan olayların sonucudur. Miktar, TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi ile tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı ve paranın alım gücü gözetilerek belirlenir.
“Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, 2024/1694 E. ve 2024/9589 K. sayılı İlamı
Takdir edilen tazminatın düşük kalması da bozma sebebidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında, ağır kusurlu erkeğe karşı kadın lehine hükmedilen tazminat ve nafaka miktarlarını az bularak kararı bozmuştur.
5.2. Yoksulluk, Tedbir ve İştirak Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşe TMK m. 175 uyarınca bağlanır; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Talep eden eşin düzenli ve yeterli geliri varsa yoksulluk şartı gerçekleşmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, sosyal güvenlik kayıtlarına göre düzenli çalışan ve asgari ücretin üzerinde gelir elde eden kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi yerinde bulunmuştur.
Önemli: Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli kararıyla TMK m. 175/1'deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30.09.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra, 30.06.2027'de yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Bu tarihe kadar madde mevcut haliyle uygulanır; yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni kuralı kanun koyucunun yapacağı düzenleme belirleyecektir.
Tedbir nafakası, dava süresince eşin ve çocukların geçimi için hakimin TMK m. 169 uyarınca kendiliğinden alabileceği geçici önlemdir. İştirak nafakası ise velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımıdır ve kusurdan bağımsız olarak belirlenir.
6. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma İçin Ne Kadar Beklemek Gerekir?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa TMK m. 166/4 uyarınca istenebilen boşanmadır. Bekleme süresi, 27.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7532 sayılı Kanunla üç yıldan bir yıla indirilmiştir; bu davada boşanma kararı için kusur araştırılmaz.
Anayasa Mahkemesi 22.02.2024 tarihli kararıyla üç yıllık bekleme süresini öngören eski düzenlemeyi özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı yönünden Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiş, iptalin yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir. Kanun koyucu bu süre içinde 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun ile fıkrayı yeniden düzenlemiştir.
KANUN METNİ —
“Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/4
Bu davada mahkeme yalnızca üç hususu araştırır: önceki davanın reddi, ret kararının kesinleşme tarihi ve ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığı. Kusur incelemesi boşanma kararı için değil, tazminat talepleri için yapılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, ilk davayı açarak fiili ayrılığa yol açan ve sadakatsiz davranan eşin tam kusurlu sayılması onanmıştır.
Örnek (varsayımsal): A’nın eşi B aleyhine açtığı boşanma davası reddedilmiş ve ret kararı 20.03.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Taraflar bu tarihten sonra hiç bir araya gelmemiştir. Bir yıllık süre 20.03.2026 tarihinde dolduğundan, A veya B bu tarihten sonra açacağı davada TMK m. 166/4 uyarınca boşanma kararı alabilir. Kısa süreli ve geçici bir araya gelme, ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez.
7. Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır ve Hangi Sürelere Dikkat Edilir?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi, yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Tazminat ve nafaka talepleri bakımından boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi işler (TMK m. 178).
Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, Aile Mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili yerler arasında seçim hakkı davacıya aittir. Boşanma davası için zorunlu arabuluculuk dava şartı öngörülmemiştir.
Dava açılırken maktu başvurma ve karar harcı ile tebligat, tanık ve bilirkişi giderlerini karşılayan gider avansı yatırılır; tutarlar her yıl güncellenir. Tazminat talebi dava dilekçesinde ileri sürülmüşse nispi harç da söz konusu olabilir.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile Mahkemesi | 4787 sayılı Kanun |
| Yetkili mahkeme | Eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ayın ortak konutu | TMK m. 168 |
| Anlaşmalı boşanma | Evliliğin en az bir yıl sürmesi | TMK m. 166/3 |
| Fiili ayrılık | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl | TMK m. 166/4 |
| Tazminat ve nafaka | Boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl | TMK m. 178 |
| İstinaf | Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta | HMK |
| Temyiz | Bölge adliye kararının tebliğinden itibaren iki hafta | HMK [MEVZUAT TEYİDİ GEREKLİ] |
Önemli: İstinaf süresi kesindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararına konu dosyada, iki haftalık süre geçtikten sonra yapılan istinaf başvurusu süre yönünden reddedilmiş ve kadının tazminat ile nafaka miktarlarına itirazı hiç incelenmemiştir.
Örnek (varsayımsal): Boşanma hükmü 05.01.2026 tarihinde kesinleşmiş, davacı tazminat talebinde bulunmamıştır. TMK m. 178 uyarınca maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası için ayrı dava en geç 05.01.2027 tarihine kadar açılabilir. Bu tarihten sonra açılan dava zamanaşımı def’iyle reddedilir.
Durumunuza Göre İzlenecek Yol
Eşiniz boşanmayı ve mali sonuçları kabul ediyor, evlilik en az bir yıl sürdü: Anlaşmalı boşanma şartları çerçevesinde TMK m. 166/3 yolu, kusur araştırması gerektirmez.
Uzlaşma yok, eşinizin somut kusurlu davranışları var: TMK m. 166/1'e dayalı çekişmeli dava açılır; olaylar dilekçede tarih ve yer belirtilerek yazılır.
Aldatma şüphesi var ancak ispatı güç: Zina (TMK m. 161) ve genel sebep birlikte ileri sürülür.
Önceki davanız reddedildi ve kesinleşmeden beri bir yıl geçti: TMK m. 166/4'e dayanılır.
Şiddet veya tehdit sürüyor: Boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri istenebilir.
8. Uygulamada Hak Kaybına Yol Açan Hatalar Nelerdir?
Boşanma davasında hak kaybına yol açan hatalar, çoğunlukla dilekçede olayların somutlaştırılmaması, affedilmiş olaylara dayanılması, tazminat ve nafaka taleplerinin süresinde ileri sürülmemesi ve kanun yolu sürelerinin kaçırılmasıdır. Bu hatalar davanın reddine, tazminat hakkının kaybına veya aleyhe kusur belirlemesine yol açabilmektedir.
| Hata | Sonuç |
|---|---|
| Dilekçede yalnızca genel geçimsizlik ifadesi kullanmak | İddia soyut sayılır, dava reddedilebilir |
| Tanığın anlattığı olayı dilekçeye yazmamak | Olay ispatlansa da kusur olarak yüklenmez |
| Barışmadan önceki olaylara dayanmak | Affedilmiş sayılır, hükme esas alınmaz |
| Olayı yalnızca duyan tanık göstermek | Duyuma dayalı beyan delil değeri taşımaz |
| Cevap dilekçesinde karşı tarafın iddiasını doğrulayan açıklama yapmak | Aleyhe kusur belirlemesine zemin hazırlar |
| Tazminatı boşanmadan sonra bir yıl içinde istememek | Talep zamanaşımına uğrar |
| İstinaf süresini kaçırmak | Kusur ve miktar itirazları incelenmez |
9. Sonuç ve Değerlendirme
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının sonucu, büyük ölçüde dava açılmadan önce verilen kararlarla belirlenir. Hangi olaylara dayanılacağı, bunların hangi tanık ve belgelerle ispatlanacağı ve barışmadan sonra yaşanan olayların ayrıca gösterilmesi dilekçe aşamasında kesinleşir.
Kusur dengesi yalnızca boşanma kararını değil, tazminat ve yoksulluk nafakası haklarını da doğrudan etkiler. Eşit kusur halinde tazminat hakkı tümüyle ortadan kalkar; bu nedenle karşı tarafın iddialarına verilen cevap da en az dava dilekçesi kadar özen gerektirir.
Yoksulluk nafakasında 30.06.2027'de yürürlüğe girmesi beklenen değişiklik ve fiili ayrılıkta bir yıla inen bekleme süresi, devam eden ve yeni açılacak davalarda süre ve talep stratejisinin güncel mevzuata göre kurulmasını gerektirir. Diğer boşanma sebepleriyle karşılaştırma için boşanma davasının sebepleri ve süreci incelenebilir; somut dosyada sürecin hukuki destekle yürütülmesi usulden kaynaklanan hak kayıplarını önlemeye yardımcı olur.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Aynı Dilekçede Hem Aldatma Hem Şiddetli Geçimsizlik Sebebine Dayanılabilir mi?
Aynı dilekçede aldatma ve şiddetli geçimsizlik sebeplerine birlikte dayanılabilir. Mahkeme önce özel sebep olan zinayı (TMK m. 161) inceler; zina ispatlanamazsa sadakatsizlik izlenimi veren davranışlar güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilerek TMK m. 166/1 uyarınca boşanmaya karar verilebilir. Bu kurgu, zinanın ispatlanamaması halinde davanın tümden reddedilmesi riskini azaltır.
Davalı Eş Davayı Kabul Ederse Ne Olur?
Davalı eşin şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasını kabul etmesi, evlilik en az bir yıl sürmüşse TMK m. 166/3 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması sonucunu doğurur. Bu halde hakim tarafları bizzat dinler ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulursa kusur araştırması yapmadan boşanmaya karar verir.
Davalı Eş Cevap Vermez veya Duruşmalara Gelmezse Boşanma Kararı Verilebilir mi?
Davalı eşin cevap dilekçesi vermemesi veya duruşmalara katılmaması boşanma kararı verilmesine engel değildir. Ancak davalının sessizliği iddiaların kabulü anlamına gelmez; TMK m. 184 uyarınca hakim olguların varlığına vicdani kanaat getirmelidir. Bu nedenle davacı, dilekçede dayandığı olayları tanık ve belgelerle yine ispat etmek zorundadır.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 31.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 4, 161-166, 168, 169, 174, 175, 178, 184, 185, 186
- 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 13 (RG: 27.11.2024)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 137, 140, 141, 187
- Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli, E.2023/116, K.2024/56 sayılı kararı [DOĞRULAMA GEREKLİ: K. sayısı]
- Anayasa Mahkemesinin 04.06.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı (RG: 30.09.2026, S. 33386)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli, 2017/2-1907 E. ve 2018/793 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli, 2017/2-1931 E. ve 2019/340 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2019 tarihli, 2017/2-1935 E. ve 2019/410 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.2021 tarihli, 2017/2-1586 E. ve 2021/247 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.06.2023 tarihli, 2023/576 E. ve 2023/3118 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.12.2023 tarihli, 2023/2347 E. ve 2023/6388 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.01.2024 tarihli, 2023/3638 E. ve 2024/502 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.03.2024 tarihli, 2023/5403 E. ve 2024/1732 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli, 2023/3955 E. ve 2024/1979 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2023/6841 E. ve 2024/3022 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2024 tarihli, 2023/4596 E. ve 2024/3943 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.06.2024 tarihli, 2023/6396 E. ve 2024/4894 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli, 2023/7945 E. ve 2024/6029 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2024 tarihli, 2023/9055 E. ve 2024/6847 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, 2024/6006 E. ve 2024/7859 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, 2024/1694 E. ve 2024/9589 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli, 2024/6642 E. ve 2025/3208 K. sayılı İlamı




