...
Terk nedeniyle boşanma davası dilekçesi inceleyen avukat ve Türk Medeni Kanunu kitabı

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Şubat 8, 2026
Ahşap zemin üzerinde ortadan ikiye ayrılmış kağıttan ev, araba ve aile figürleri ile adaleti simgeleyen hakim tokmağı. Görsel, boşanmada mal paylaşımı ve mal rejimi tasfiyesi davası sürecini temsil etmektedir.

Boşanmada Mal Paylaşımı: Mal Rejimi Tasfiyesi Davası

Şubat 13, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası ve Şartları

TMK 166 şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, ortak hayatın sürdürülmesinin çekilmez hale gelmesi durumunda gündeme gelir. Davanın kabulü için şiddet, hakaret veya ilgisizlik gibi vakıaların; tanık, mesaj ve darp raporu gibi delillerle ispatlanması ve davalının kusurlu bulunması şarttır. Az kusurlu veya kusursuz eşin açtığı davada, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının kanıtlanması boşanma kararı için yeterlidir.

Evlilik birliği, eşler arasında sevgi, saygı ve güven üzerine kurulu ortak bir yaşamı ifade eder. Ancak, bu temellerin onarılamaz şekilde hasar görmesi durumunda, hukuki sistemimiz taraflara bir çıkış yolu sunar. Türk hukukunda en sık başvurulan boşanma türü, halk arasında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası olarak bilinen, kanuni adıyla "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" davasıdır.

Bu rehberde, Türk Medeni Kanunu TMK 166 boşanma davası; davanın nasıl açılacağını, hangi hallerin geçimsizlik sayıldığını ve tazminat haklarınızı uzman bir bakış açısıyla ele aldık.

Aile Hukukundan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) Nedir ve Şartları Nelerdir?

Bu dava türü hukukumuzda TMK 166 boşanma davası, "genel boşanma sebebi" olarak geçer. Yani zina veya hayata kast gibi ispatı çok spesifik şartlara bağlı değildir. Hakaret, ilgisizlik, ekonomik baskı veya güven sarsıcı herhangi bir davranış, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası kapsamında değerlendirilebilir.

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘’Evlilik Birliğinin Sarsılması’’ başlıklı 166. maddesi,  1. ve 2. fıkrası boşanma sebeplerini tek tek saymak yerine genel bir çerçeve çizer:
  • ‘’Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. 
  • Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. 

Ancak burada kritik bir ölçüt vardır: Yaşanan olayların ortak hayatı eşler için "çekilmez hale getirmesi" gerekir. Hakim, her evliliği kendi dinamikleri içinde değerlendirir.

2. Hangi Durumlar Şiddetli Geçimsizlik (Evlilik Birliğinin Sarsılması) Sayılır? (Çekişmeli Boşanma Davası Şartları)

Sürekli kavga, eşe veya ailesine hakaret, şiddet, aşırı kıskançlık ve sadakat yükümlülüğüne aykırı sosyal medya yazışmaları Yargıtay tarafından doğrudan şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası sayılır. Ayrıca eşin ekonomik ihtiyaçlarını kasten karşılamamak da ağır kusurdur. Bu vakıaların varlığı halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanma kararı verilir ve kusurlu eş aleyhine tazminata hükmedilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre çekişmeli boşanma davası şartları, aşağıdaki durumlar evliliği temelinden sarsan ve boşanmaya gerekçe oluşturan şiddetli geçimsizlik delilleri:

2.1. Eşe Hakaret Etmek, Aşağılamak veya İlgisiz Davranmak Boşanma Sebebi midir?

Aşağılama ve Hakaret: Eşe sürekli "Sen beceriksizsin", "Ailen beş para etmez" gibi ithamlarda bulunmak. Şiddetli geçimsizlik delillerinden biri olan tanık dinletilerek ispat edilme durumu olabilir.

  • Hakaret ve aşağılamaya ilişkin T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2018 tarihli, 2017/2-1907 E. ve 2018/793 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması durumunda, davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı bulunmaktadır ( TMK m. l66/II ).
  • Bu düzenlemeyle davalıya bu yolla bir itiraz hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu hakkın kötüye kullanılmasının yaptırımı da aynı hükümde belirtilmiştir.
  • Gerçekten, TMK. m. 166/II son cümleye göre itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
  • Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 21.09.1994 tarihinde evlendiği, 17.07.2007 tarihinde eldeki davanın açıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı kadının eşine sürekli ağır sözlerle hakaret etmek suretiyle kusurlu olduğu, bu durumda TMK'nın 166 maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmıştır.
  • O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
  • Ayrıca hakaret ve aşağılamaya ilişkin, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.2021 tarihli, 2017/2-1586 E. ve 2021/247 K. sayılı İlamında;
  • ’’Bu açıklamalar kapsamında eldeki davaya gelince; yerel mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı eşin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, davacı tanık beyanlarının üçüncü kişilerden aktarılan vakıalar olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı belirtilerek kararın bozulduğu anlaşılmıştır. Oysaki dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı kadın eşin birlikte yaşamaktan kaçındığı gibi ayrıca davacı tanığı ...'nın beyanına göre “geri zekâlı, beceriksiz, kişiliği bozuk” şeklinde söylemlerle davacıyı aşağıladığı anlaşılmaktadır. Dosyada tanığın bu beyanının aksini gösteren dosyada ciddi ve inandırıcı delil ve olayların bulunmadığı gibi davalı tarafça davacı tanıklarının doğruyu söylemedikleri de iddia ve ispat edilmemiştir.
  • Hâl böyle olunca; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın kanunen mümkün görülmemesine göre, yerel mahkemece TMK'nın 166/1- 2. maddesi uyarınca tarafların boşanmasına karar verilmesi yerinde görülmüştür.
  • Ne var ki, davalı vekilinin kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin sair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, gerçekleşen olaylara göre tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda kusur durumlarının tespit edilerek boşanmanın fer'ileri hakkında gerekli inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir .’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

Sosyal Baskı: Eşi ailesiyle görüştürmemek, eve hapsetmek veya başkalarının yanında küçük düşürmek.

  • Söz verilmiş olmasına rağmen düğün merasimi yapılmaması sebebiyle kadın eş adına açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasına ilişkin, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2019 tarihli, 2017/2-1931 E. ve 2019/340 K. sayılı İlamında;
  • ‘’tarafların 15.07.2010 tarihinde resmî nikahla evlendikleri, düğün törenini ise ilerde yapmayı kararlaştırdıkları, sonrasında dosya içerisinde bulunan ve davalının da inkâr etmediği düğün davetiyesi ile düğün tarihi ve yerinin belirlendiği, davacının yakınlarının düğüne davet edildiği ancak belirtilen tarihte düğünün yapılmadığı, tarafların da bu sebeple biraraya gelmediği anlaşılmaktadır.
  • Bilindiği üzere, evlenmenin yasal şartı olmamakla birlikte düğün merasimi, Türk kültüründe bir nevi evliliğin ilanı niteliği taşıyan, ailelerin ekonomik durumları, toplumsal kökeni, eğitim düzeyi ve yaşadığı yere göre farklılık gösteren bir gelenek olup, somut olayda da tarafların bu geleneğin yerine getirilmesi konusunda mutabakatları bulunmaktadır. Ne var ki, davalının birtakım sebeplerle söz verdiği düğünü yapmaya yanaşmadığı, düğün tarihi ve yerinin belirlenerek davetiyelerin de dağıtılmasına rağmen bildirilen tarihte düğünün yapılmaması ve düğün için yapılan diğer tüm hazırlıkların sonuçsuz kalması sebebiyle davacı kadının ailesine ve çevresine karşı küçük düştüğü, bu suretle evlilikte eşine olan güvenini yitirdiği, evlilik birliğinin devamının davacıdan beklenmeyecek ölçüde temelinden sarsıldığı tüm dosya kapsamı ile sabittir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

İlgisizlik: Eşin hastalığıyla ilgilenmemek, eve geç gelmeyi alışkanlık haline getirmek.

2.2. Evin Giderlerini Karşılamamak veya Ekonomik Baskı Yapmak Boşanma Sebebi midir?

Evin zaruri ihtiyaçlarını (kira, fatura, mutfak masrafı) karşılamaktan kaçınmak. Şiddetli geçimsizlik delillerinden biridir.

  • Aşağılama ve mutfak alışverişine uygun giderlerin temin edilmemesi sebebiyle açılan boşanma davasına ilişkin T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, 2024/1694 E. ve 2024/9589 K. sayılı İlamında;
  • ‘’1-)Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davalı davacı erkeğin, kadına "ben iki üniversite bitirdim, sen cahilsin" diyerek aşağılama şeklinde sözler sarf ettiği, yine hastalıklı kızı bize kakaladınız diyerek aşağılayıcı ifadelerde bulunduğu, 20,00 TL pazar harçlığı vererek duygusal ve ekonomik şiddet uyguladığı belirtilerek tam kusurlu olan erkeğin boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı davacı erkek vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı davalı kadının da erkeğin anne ve babasının covit sebebiyle hastanede tedavide bulundukları sırada eşine destek olmak yerine habersizce ortak haneden ayrıldığı, sürekli telefonuyla ilgilendiği, aile mahremiyetini ihlal ettiği ve ev alınması konusunda eşine baskı yaptığı, buna göre tarafların eşit kusurlu tutum ve davranışları neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesi ile erkeğin davasının da kabulüne, kadının manevî tazminat talebinin reddi ile sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
  • 2-) Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir. Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davalı davacı erkeğin kusurlu davranışlarının, davacı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve kadın yararına manevî tazminata hükmedilmesi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde; davacı davalı kadın yararına 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, uygun miktarda manevî tazminat takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesi sonucu davacı davalı kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

Eşin çalışmasına engel olmak veya tam tersi zorla çalıştırmak.

Aşırı borçlanarak veya kumar oynayarak ailenin ekonomik geleceğini riske atmak.

2.3. Haklı Bir Sebep Olmadan Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanma Sebebi midir?

Cinsel Kaçınma: Haklı bir sağlık sebebi olmaksızın cinsel birliktelikten kaçınmak, Yargıtay tarafından "evlilik birliğinin sarsılması" nedeni sayılmaktadır.

  • Eşin yatak odasını ayırması ve cinsel ilişkiden kaçınması sebebi ile açılan boşanma davasına ilişkin, T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, 2024/6006 E. ve 2024/7859 K. sayılı İlamında;
  • ‘’İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların evliliklerinden birkaç gün sonra davalının odasını ve eşyalarını ayırarak başka bir odada yatmaya başladığı, sonrasında ise tarafların ayrı yaşamaya başladıkları,ilk olarak kimin evden ayrıldığı konusunda tarafların diğer tarafı suçladığı, davalı karşı davacının cinsel ilişkiden kaçınma ve yatak odasını ayırma sebebiyle tam kusurlu olduğu, neticeten evliliğin devamında taraflar ve toplum için bir fayda kalmadığı, davalı karşı davacının tam kusurlu eylemleri ile tarafların birarada yaşaması beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığı, dava dilekçesindeki terk ve pek kötü onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasının yasal şartların oluşmadığı gerekçeleri ile davacı karşı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun`un 162 ve 164. maddelerine dayalı açtığı boşanma davalarının yasal şartlarının oluşmaması sebebi ile reddine, davacı karşı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun`un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, karşı davanın reddine, davacı karşı davalının tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin vazgeçme beyanları sebebiyle reddine, davalı karşı davacının maddî ve manevî tazminat talebinin kusur durumu itibariyle oluşmadığından reddine, davacı karşı davalının ziynet eşyası alacağına ilişkin davasının kabulüne, hesaplanan 13.734,00 TL ziynet eşyası alacağının dava tarihi olan 15.11.2019 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, düğünde davacıya hediye olarak takılan 2.200,00 TL hediye paranın dava tarihi olan 15.11.2019 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine karar verilmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

Fiziksel Şiddet: Tokat atmak, itmek veya cisim fırlatmak. (Bu eylemler aynı zamanda ceza davası konusudur).

  • Fiziksel şiddetin ağır kusur olduğuna ilişkin, T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli, 2024/6642 E. ve 2025/3208 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davacı kadının başkasının yanında "onu sevmiyorum, onu görmek dahi istemiyorum, ondan tiksiniyorum", "sen karışma pislik" şeklinde eşine küçük düşürücü sözler söylediği ve hakaret ettiği, tarafların ayrı yaşamasına sebep olan son olayda davalı erkeğin davacı kadını babasının evine götürüp bırakarak evliliğin devamı için gayret göstermediği, tarafların eşit kusurlu tutum ve davranışları neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesi davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince boşanma davası yönünden tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar yanında davalı erkeğin eşine karşı sürekli olacak şekilde fiziksel şiddetinin olduğu, erkeğe süreklilik arz eden bu eylemin kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu hale göre İlk Derece Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

2.4. Güven Sarsıcı Hareketler

Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmak (Zina boyutuna varmasa bile; sık sık gizli telefon görüşmeleri, sosyal medyada uygunsuz mesajlaşmalar).

3. Davanın Kaderini Belirleyen Unsur: Kusur Durumu

Şiddetli geçimsizlik davalarında hakimin en çok üzerinde durduğu konu **"Kusur"**dur. Davayı kazanmak ve tazminat alabilmek için bu denklemi doğru kurmak gerekir.

3.1. Boşanma Davasını Açan Eş Daha Kusurluysa Ne Olur?

TMK 166 boşanma davası açmak için tamamen kusursuz olma şartı aranmaz; az kusurlu taraf da dava açabilir. Ancak davacı ağır kusurlu ise, davalının itiraz hakkı doğar. Buna rağmen evliliğin sürdürülmesinde taraflar ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme itirazı hakkın kötüye kullanılması sayarak boşanma kararı verebilir. İspat, davanın kaderini belirleyen en önemli unsurdur.

TMK 166 uyarınca, davayı açan tarafın tamamen kusursuz olması gerekmez; ancak davalıdan daha az kusurlu olması veya en azından eşit kusurlu olması avantaj sağlar.

Tam Kusurlu Eş: Olayların tek sorumlusu olan eş dava açarsa, karşı tarafın itirazı üzerine dava reddedilir.

Eşit Kusur: İki taraf da hatalıysa boşanmaya karar verilir. Ancak dikkat: Eşit kusur halinde taraflar birbirinden maddi veya manevi tazminat alamaz.

3.2. Affetmiş Sayılma Durumu

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Yargıtay pratiğinde çok kritik bir kural vardır: Eşinizin size yaptığı haksız eylemi bildiğiniz halde evliliği sürdürür, barışır veya tatile giderseniz; hukuk bunu "affetme" olarak kabul eder. Affedilen olaylar, şiddetli geçimsizlik davasında kusur olarak ileri sürülemez.

  • Affetme sonrasında aynı sebebe dayanılarak dava açılamayacağına ilişkin T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2019 tarihli, 2017/2-1935 E. ve 2019/410 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tarafların 17.09.2009 tarihinde evlendiği, eldeki davanın 31.12.2013 tarihinde açıldığı, tanık beyanlarına göre taraflar arasında geçimsizlik yaratan bazı olaylar sonrası kadının baba evine gittiği, ancak aracılar vasıtasıyla tekrar müşterek eve döndüğü, dolayısıyla evlilik birliğini sürdürme gayesiyle tarafların tekrar bir araya geldiği ve bu tarihten önce gerçekleştiği iddia edilen vakıaların hükme esas alınmayacağı açık olup, diğer yandan tarafların yeniden ayrılmalarına sebebiyet veren iddialar hakkında dinlenen tanık beyanlarının ise birliğin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli beyanlar olmadığı, sebep ve saiki açıklanmayan soyut ve inandırıcılıktan uzak olduğu görülmektedir. O hâlde, davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu bir davranışı ispatlanmamış olup, davacı kadının boşanma davasının reddi gerekmektedir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

4. Sonuçlar: Tazminat, Nafaka ve Velayet

Boşanma kararı sadece bir bitiş değil, hukuki ve mali yeni bir başlangıçtır.

4.1. Tazminat Haklarınız (TMK 174)

Maddi Tazminat: Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş talep edebilir.

Manevi Tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar (şiddet, aldatma, hakaret) kişilik haklarınıza saldırı niteliğindeyse istenir.

4.2. Nafaka Türleri

Tedbir Nafakası: Dava açıldığı andan itibaren, dava bitene kadar geçim için ödenir.

Yoksulluk Nafakası: Boşanma ile yoksulluğa düşecek tarafa (ağır kusurlu olmamak şartıyla) süresiz bağlanabilir.

İştirak Nafakası: Çocuğun bakımı için velayeti almayan ebeveynin ödediği tutardır.

4.3. Velayet Kimde Kalır?

Velayette tek kural **"Çocuğun Üstün Yararı"**dır. Eşin eşine karşı kusurlu olması (örneğin aldatması), otomatik olarak kötü bir ebeveyn olduğu anlamına gelmez. Mahkeme, pedagog raporlarına ve çocuğun düzenine göre karar verir.

5. Sonuç

Zina (TMK 161), ispatı zor ve 6 aylık katı sürelere tabi özel bir boşanma sebebidir. İspat riskine karşı davanın 'Terditli' (Kademeli) açılması stratejiktir. Mahkemeden öncelikle zina nedeniyle; bu kanıtlanamazsa, zina şüphesi yaratan davranışların 'güven sarsıcı hareket' kabul edilerek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma istenir. Bu yöntem, davanın reddedilme riskini ve hak kaybını önler.

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca yürütülen yargılama neticesinde verilen boşanma hükmü; hukuki niteliği itibarıyla inşai (kurucu) bir karardır.

2. İspat Külfeti: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, iddia eden taraf iddiasını ispatla mükelleftir. Soyut ve genel geçer beyanlar Yargıtay nezdinde hükme esas alınmamakta; bu durum davanın reddine yol açabilmektedir. Bu yönü ile ispat edilemeyecek ve karşı tarafın iddiasını ikrar eder nitelikte beyanlar, davanın aleyhe olarak neticelenmesine sebebiyet verebilmektedir. 

3. Kusur İlkesinin Belirleyiciliği: Boşanma, aynı zamanda mali bir tasfiye sürecidir. Tazminat ve yoksulluk nafakasının kaderi, mahkemece yapılacak "kusur tespiti"ne doğrudan bağlıdır. 

4. Kamu Düzeni ve Velayet: Hakim, tarafların anlaşması olsa dahi, velayet konusunda çocuğun üstün yararını gözeterek re'sen karar verme yetkisine sahiptir. Çocuğun üstün yararı, velayetin kusurlu olan eşe verilmesine de sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple tek başına kusurun bulunmaması ortak çocuğun velayetinin alınması için yeterli olamayabilir.

5. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği resmen sona erer ve tarafların nüfus kayıtlarındaki "evli" statüsü "boşanmış" olarak değiştirilir. Hukuki sonuç, sadece medeni halin değişmesiyle sınırlı kalmayıp; evlilikle kurulan mal rejiminin tasfiyesini, mirasçılık sıfatının kaybını ve velayet, nafaka, tazminat gibi fer'i (bağlı) sonuçların yeni bir hukuki düzene kavuşturulmasını ifade eder.

6. İlgili Makaleler

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) nedir?
Eşler arasındaki duygu, düşünce ve yaşam birliğinin tamamen ortadan kalktığı, ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede evliliğin temelinden sarsılması durumuna şiddetli geçimsizlik denir.
2Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında hangi deliller kullanılır?
Evlilik birliğinin sarsıldığını ispatlamak için tanık beyanları, darp raporları, psikolojik şiddet veya hakaret içeren mesajlar (WhatsApp vb.), sosyal medya paylaşımları ve polis tutanakları gibi hukuka uygun her türlü delil kullanılabilir.
3Boşanma davası açmak için karşı tarafın kusurlu olması zorunlu mu?
Evet, TMK 166 kapsamında açılan çekişmeli boşanma davasında davanın kabul edilebilmesi için davalı eşin az da olsa kusurlu olduğunun ispatlanması zorunludur. Kendi kusuruyla evliliği yıkan (tam kusurlu) eşin açtığı dava kural olarak reddedilir.
4Eşim boşanmak istemezse dava reddedilir mi ve ne kadar sürer?
Tanıklar çok önemlidir ancak beyanlarının "görgüye dayalı" ve "somut" olması gerekir. Yargıtay kararlarına göre; "duyuma dayalı", sebebi açıklanmayan veya inandırıcılıktan uzak soyut tanık beyanları (örneğin sadece "geçinemiyorlardı" demek) boşanma sebebi sayılamaz ve davanın reddine yol açabilir.
5Üç yıl ayrı yaşama (fiili ayrılık) nedeniyle boşanma davası nasıl açılır?
Herhangi bir sebeple açılıp reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren kesintisiz 3 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin talebiyle boşanmaya kesin olarak karar verilir.