Arabuluculuk zorunlu mu? sorusunun yanıtı, uyuşmazlığın türüne göre değişir. Türk hukukunda arabuluculuk, kural olarak tarafların kendi iradeleriyle başvurdukları bir yöntemdir; ancak kanun koyucu, belirli uyuşmazlık türlerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını bir dava şartı olarak öngörmüştür.
Bu zorunluluk göz ardı edildiğinde, hak arama özgürlüğünü kullanan tarafın açtığı dava, esasa dahi girilmeden reddedilebilir. Dolayısıyla hangi davalarda arabuluculuk şartının bulunduğunu bilmek, yalnızca usule ilişkin bir ayrıntı değil; hak kaybı yaşanmaması açısından belirleyici bir adımdır.
Bu rehberde; dava şartı arabuluculuğun kapsamına giren uyuşmazlık türleri, 7445 sayılı Kanun ile getirilen kapsam genişlemeleri, başvuru usulü, kritik süreler ve zorunlu arabuluculuk kapsamına girmesine rağmen arabulucuya başvurulmadan açılan davaların akıbeti, güncel mahkeme kararları ışığında ele alınmaktadır.
İçindekiler
- 1. Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?
- 2. Arabuluculuk Zorunlu mu? Hangi Davalarda Şart Aranır?
- 3. Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk (TTK m. 5/A)
- 4. İş Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk (7036 sayılı Kanun m. 3)
- 5. Tüketici Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk (TKHK m. 73/A)
- 6. Kira, Ortaklığın Giderilmesi ve Kat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları (HUAK m. 18/B)
- 7. Arabuluculuğa Tabi Olmayan Davalarla Birlikte Açılan Talepler
- 8. Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır?
- 9. Zorunlu Arabuluculuk Süreçleri Ne Kadar Sürer?
- 10. Arabuluculuğa Başvurmadan Dava Açılırsa Ne Olur?
- 11. İhtiyari Arabuluculuk ile Dava Şartı Arabuluculuk Arasındaki Farklar
- 12. Sonuç ve Değerlendirme
- 13. İlgili Sayfalar
1. Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?
Arabuluculuk, kural olarak tarafların kendi iradeleriyle başvurdukları iradi bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Ancak yargı mercilerinin iş yükünü hafifletmek ve uyuşmazlıkların daha hızlı, gizli ve barışçıl biçimde çözülmesini sağlamak amacıyla kanun koyucu, belirli alanlarda bu sürece başvurmayı zorunlu kılmıştır.
Zorunlu arabuluculuk, bu nedenle bir “özel dava şartı” niteliği taşır. Dava şartları, davanın açılabilmesi için değil; mahkemenin uyuşmazlığın esasını inceleyebilmesi için aranan koşullardır. Mahkeme, bu şartlardan birinin eksikliğini tespit ettiğinde davanın esasına giremez ve uyuşmazlığı çözmeden davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Söz konusu zorunluluğun yasal dayanağı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) 18/A maddesidir. Bu hüküm, dava şartı arabuluculuğa ilişkin usul kurallarının çerçevesini çizer; hangi uyuşmazlıkların kapsama gireceği ise ilgili özel kanunlarda ve HUAK’ın 18/B maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
2. Arabuluculuk Zorunlu mu? Hangi Davalarda Şart Aranır?
| Uyuşmazlık Alanı | Yasal Dayanak | Yürürlük Tarihi |
|---|---|---|
| İş uyuşmazlıkları (işçi ve işveren alacağı, tazminat, işe iade) | 7036 sayılı Kanun m. 3 | 01.01.2018 |
| Ticari uyuşmazlıklar (alacak ve tazminat talepleri) | 6102 sayılı TTK m. 5/A | 01.01.2019 |
| Tüketici uyuşmazlıkları | 6502 sayılı TKHK m. 73/A | 28.07.2020 |
| Ticari ve iş kaynaklı itirazın iptali, menfi tespit, istirdat | 7445 sayılı Kanun | 01.09.2023 |
| Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı | 6325 sayılı HUAK m. 18/B | 01.09.2023 |
Bu kategoriler arasında en kapsamlı genişleme, 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile gerçekleşmiştir. Bu Kanun, 5 Nisan 2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; arabuluculuğa ilişkin kapsam genişletici hükümleri 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi, ticari nitelikteki belirli davalar bakımından arabuluculuğu bir dava şartı olarak düzenler. Bu hüküm ilk hâlinde yalnızca “bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat” taleplerini kapsamaktaydı.
7445 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle yapılan değişiklik sonrası kapsam genişletilmiş; ticari nitelikteki itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça dava şartı arabuluculuğa tabi kılınmıştır. TTK m. 5/A hükmünün yürürlükteki güncel metni şu şekildedir:
İLGİLİ MEVZUAT — 6102 sayılı TTK M. 5/A
''(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.''
Bu düzenleme uyarınca, çekten kaynaklanan menfi tespit davaları gibi mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklar da kapsama dâhil olmuştur. Nitekim bir asliye ticaret mahkemesi, çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkin davanın mutlak ticari dava sayıldığını ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunu değerlendirmiştir.
Uygulamada, kapsamın genişlediği tarih kritik önem taşır. Yargı kararlarında, menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin dava şartı arabuluculuk hükmünün 1 Eylül 2023 tarihinde ve sonrasında açılan davalar bakımından uygulanacağı vurgulanmaktadır.
''Yapılan değişikliklerle beraber ticari davalar ve iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu düzenlenmiştir.''
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2025/417, K: 2026/154 ve T. 27.02.2026
Söz konusu kararda mahkeme, 1 Eylül 2023 tarihinden sonra açılan menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunduğunu tespit etmiş; davacıya arabuluculuk son tutanağını sunması için kesin süre verilmesine rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi üzerine davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.
İş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, zorunlu arabuluculuğun ilk uygulandığı alandır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talepleri dava şartı arabuluculuğa tabidir.
Bu kapsamda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, kötüniyet ve ayrımcılık tazminatı gibi talepler için dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. 7445 sayılı Kanun ile, bu alacaklara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça zorunlu kapsama alınmıştır.
İş uyuşmazlıklarında önemli bir istisna, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin rücu davalarıdır. Bu davalar, dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında bırakılmıştır; doğrudan dava açılabilir.
Bir bölge adliye mahkemesi kararında, iş kazasından doğan rücuen tazminat davasının niteliği tartışılmış; davanın ticari dava kapsamında değerlendirildiği bir durumda dava şartı arabuluculuk yokluğu nedeniyle verilen ret kararının yerinde bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu durum, somut uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinin, arabuluculuk zorunluluğunun belirlenmesinde belirleyici olduğunu göstermektedir.
4.2. İşe İade Davalarında Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisi
İşe iade talebiyle yürütülen arabuluculukta, asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunması hâlinde, geçerli bir anlaşmadan söz edilebilmesi için her iki işverenin sürece birlikte katılması ve son tutanağı birlikte imzalaması gerekir. Aksi hâlde anlaşmanın geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.
5. Tüketici Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk (TKHK m. 73/A)
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi uyarınca, tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır.
Ancak bu alanda kanun, bir dizi istisnayı açıkça saymıştır. Aşağıdaki uyuşmazlıklar tüketici alanında zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır:
Tüketici hakem heyetinin görev sınırı içinde kalan uyuşmazlıklar.
Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itirazlar.
İhtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri.
Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler tarafından açılan davalar.
Önemle belirtmek gerekir ki, tüketici işlemlerinden kaynaklanan menfi tespit davaları, kanunda sınırlı biçimde sayılan istisnalar arasında yer almadığından zorunlu arabuluculuğa tabidir. Yargı kararlarında, bu tür davalarda arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6. Kira, Ortaklığın Giderilmesi ve Kat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları (HUAK m. 18/B)
7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı HUAK’a eklenen 18/B maddesi, zorunlu arabuluculuğun kapsamını en geniş haline taşıyan düzenlemedir. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, taşınmaz ve mülkiyet hukukunu yakından ilgilendiren dört uyuşmazlık grubu dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasının yürürlükteki metni şu şekildedir:
İLGİLİ MEVZUAT - 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
''(1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.
(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.
(4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.[6]
(5) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.''
Bu düzenlemeyle kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (kira bedelinin tespiti, tahliye ve alacak talepleri dâhil), izale-i şuyu olarak bilinen ortaklığın giderilmesi davaları, kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklar ve komşuluk hukukundan kaynaklanan ihtilaflar dava şartı arabuluculuğa bağlanmıştır.
Maddenin getirdiği tek istisna kira alanındadır: Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin süreçler, zorunlu arabuluculuk şartından muaftır.
7. Arabuluculuğa Tabi Olmayan Davalarla Birlikte Açılan Talepler
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun, arabuluculuğa tabi bir talep ile tabi olmayan bir talebin tek dilekçeyle, yani 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesinde düzenlenen “davaların yığılması” yoluyla birlikte ileri sürülmesidir.
Bu durumda, arabuluculuğa tabi olmayan asıl talebin yanında ileri sürülen ve normalde arabuluculuğa tabi olabilecek talep bakımından da zorunluluğun aranmayacağı yönünde mahkeme kararları bulunmaktadır. Konuya ilişkin bir bölge adliye mahkemesi kararı şu değerlendirmeyi içermektedir:
''Öte yandan her ne kadar dava dilekçesinde yer alan alacak talebinin zorunlu arabuluculuğa tabi olacağından bahsedilebilir ise de somut olayda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup, arabuluculuğa tabi olmayan istirdat davasıyla birlikte açılan alacak davası yönünden de davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan söz edilemez (Benzer şekilde Yargıtay 11. HD'nin 2020/197-1578 Esas-Karar sayılı ilamı da bu yöndedir).''
Bu karar, kambiyo senedinden kaynaklanan çek istirdadı talebi ile alacak talebinin birlikte açıldığı bir uyuşmazlığa ilişkindir. Mahkeme, çek istirdadı talebinin arabuluculuğa tabi olmaması nedeniyle, aynı dilekçeyle ileri sürülen alacak talebi yönünden de davanın zorunlu arabuluculuğa tabi sayılamayacağı sonucuna ulaşmıştır.
8. Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır?
Dava şartı arabuluculuk süreci, esas olarak arabuluculuk bürolarına yapılan başvuru ile başlar. Büro, sicile kayıtlı arabuluculardan birini görevlendirir. Görevlendirilen arabulucu, tarafları davet eder ve uyuşmazlığın müzakere edilmesini sağlar.
Süreç iki şekilde sonuçlanabilir: tarafların anlaşması veya anlaşamaması. Her iki hâlde de arabulucu tarafından bir son tutanak düzenlenir. Anlaşma sağlanamamışsa, davacı bu son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Arabuluculuk sürecine bir avukat aracılığıyla katılınması durumunda dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır: HMK’nın 87. maddesi uyarınca, vekaletnamede açıkça yetki verilmemişse vekil, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz. Bu nedenle arabuluculuk için vekaletnamede özel yetki bulunması gerekir.
Özel yetkisi bulunmayan vekil eliyle yürütülen arabuluculuk sürecinin geçerli sayılmayabileceği, yargı kararlarında açıkça vurgulanmaktadır:
''Davacı vekilinin vekaletnamesinde alternatif çözüm yollarına katılma ve arabuluculuk özel yetkisi bulunmadığından yürütülen arabuluculuk sürecinin geçersiz olduğu, bu haliyle arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği, tamamlanabilir bir dava şartı da olmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.''
Bu kararda mahkeme, özel yetki içermeyen bir vekaletnameyle yürütülen arabuluculuk sürecini geçersiz saymış; dava açıldıktan sonra özel yetki içeren yeni bir vekaletname verilmesinin de bu eksikliği gideremeyeceğini belirtmiştir.
9. Zorunlu Arabuluculuk Süreçleri Ne Kadar Sürer?
Dava şartı arabuluculukta süreler, hem sürecin hızlı işlemesi hem de hak kayıplarının önlenmesi açısından titizlikle takip edilmelidir. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan süreleri özetlemektedir:
| Süreç Adımı | Süre | Açıklama |
|---|---|---|
| Arabuluculuk sürecinin tamamlanması | 3 hafta – 4 hafta (ticari) | Görevlendirme tarihinden itibaren işler. |
| Zorunlu hallerde ek süre | +1 hafta - +2 hafta (ticari) | Yalnızca arabulucu tarafından uzatılabilir. |
| İşe iade için başvuru süresi | 1 ay | Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren. |
| İşe iade davası açma süresi | 2 hafta | Anlaşamama tutanağının düzenlenmesinden itibaren. |
| Eksik son tutanağın sunulması | 1 hafta | Mahkemenin verdiği kesin süredir. |
Sürelerle ilgili kritik bir koruma da şudur: arabuluculuk bürosuna başvuru ile zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu durum, özellikle zamanaşımının dolmasına az kalan uyuşmazlıklarda hak kaybını önleyen önemli bir mekanizmadır.
10. Arabuluculuğa Başvurmadan Dava Açılırsa Ne Olur?
Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesinin sonucu, HUAK m. 18/A-2 hükmünde açıkça düzenlenmiştir. Bu hükme göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde, mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder.
Bu noktada en önemli husus, arabuluculuk dava şartının “tamamlanamaz” nitelikte olmasıdır. Yani dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulması, eksikliği gidermeye yetmez. Yargı kararlarında bu ilke istikrarlı biçimde uygulanmaktadır:
“... arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda soru işareti bulunmamaktadır. Çünkü kanun koyucu "Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde açık düzenleme yaparak bireysel iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.09.2020 tarihli, 2017/10-2695 E. ve 2020/587 K. sayılı İlamı
Bu ilkenin pratik yansımalarından biri, görevsizlik kararı sonrası ortaya çıkan durumlarda görülmektedir. Bir asliye hukuk mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararıyla ticaret mahkemesine gönderilen davada, davanın ilk açıldığı tarihte arabuluculuğa başvurulmamışsa, dosya ticaret mahkemesine geldikten sonra arabuluculuğa gidilmesi dava şartını gidermez.
Bir başka bölge adliye mahkemesi kararında ise, eser sözleşmesinden kaynaklanan karşı davada davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı; “belgelerin toplandığı” gerekçesinin bu eksikliği gidermeye yeterli olmadığı belirtilmiş ve dava şartı yokluğundan verilen ret kararı onanmıştır. Bu karar, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğini bir kez daha teyit etmektedir.
11. İhtiyari Arabuluculuk ile Dava Şartı Arabuluculuk Arasındaki Farklar
Arabuluculuk, niteliği itibarıyla iki farklı biçimde karşımıza çıkar. İkisi arasındaki temel ayrımları aşağıdaki tablo üzerinden incelemek mümkündür:
| Karşılaştırma Ölçütü | İhtiyari Arabuluculuk | Dava Şartı Arabuluculuk |
|---|---|---|
| Başvuru niteliği | Tarafların kendi iradesiyle | Kanun gereği zorunlu |
| Uygulama alanı | Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği tüm uyuşmazlıklar | Kanunda sayılan belirli uyuşmazlıklar |
| Başvuru zamanı | Dava öncesi veya dava sırasında | Dava açılmadan önce |
| Başvurulmamasının sonucu | Herhangi bir usuli yaptırım yok | Davanın usulden reddi |
12. Sonuç ve Değerlendirme
Arabuluculuk zorunlu mu sorusunun yanıtı, Türk hukukunda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yargı sistemindeki yerini köklü biçimde değiştiren düzenlemelerle yakından ilişkilidir. Ardışık yasal düzenlemelerle iş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıkları ile 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
İncelenen yargı kararları, bu zorunluluğun usuli sonuçlarının ne denli ağır olabileceğini ortaya koymaktadır. Arabuluculuk dava şartının tamamlanamaz nitelikte olması, dava açıldıktan sonra yapılan başvuruların eksikliği gidermemesi ve vekaletnamede özel yetki aranması; sürecin baştan itibaren doğru kurgulanmasının önemini göstermektedir.
Bir uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamına girip girmediğinin tespiti, talebin hukuki niteliğine, uyuşmazlığın doğduğu tarihe ve ilgili kanun hükümlerine bağlıdır. Bu değerlendirmenin hatalı yapılması, davanın esasına hiç girilmeden reddedilmesi gibi telafisi güç sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle, somut uyuşmazlığın kapsamının ve uygulanacak usul kurallarının doğru belirlenmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik önem taşır. Sürecin niteliğine uygun biçimde yürütülmesi, uyuşmazlığa konu hakların korunması bakımından belirleyicidir. Hukuki süreçlerin niteliğine ve güncel mevzuata uygun biçimde değerlendirilmesinde, alanında bilgi sahibi bir hukukçudan destek alınması yerinde olacaktır.



