🔍 BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?
✓ Ecrimisilin tanımı, haksız fiil niteliği ve kira alacağından farkı
✓ Davayı kimin açabileceği, kimin fuzuli şagil sayıldığı ve husumet kuralları
✓ Paydaşlar arasında intifadan men şartı ile bu şartın aranmadığı istisnalar
✓ Emsal kira ve ÜFE esaslı hesaplama yöntemi ile bilirkişi raporunun denetimi
✓ Beş yıllık zamanaşımı, faiz başlangıcı, görevli mahkeme ve dava değeri
Ecrimisil, bir malı sahibinin rızası veya geçerli bir hukuki dayanak olmaksızın kullanan kötüniyetli zilyetten talep edilen haksız işgal tazminatıdır. Kaynağını tarafların iradesiyle kurulan bir sözleşmeden değil, doğrudan haksız fiilden alır; bu nedenle kira alacağından tamamen ayrı bir kurumdur. Uygulamadaki temel sonuç şudur: ecrimisil davaları asliye hukuk mahkemesinde açılır, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönemi kapsar ve tazminat, taşınmazın serbest piyasada getirebileceği en az kira geliri ölçü alınarak bilirkişi marifetiyle hesaplanır. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda ise kural olarak önce intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olması aranır.
Ecrimisil davasının çıkış noktası, mülkiyet hakkının yalnızca kağıt üzerinde tanınan bir yetki olmaması; malikin veya hak sahibinin maldan fiilen yararlanma olanağının da hukuken güvence altına alınması gerekliliğidir. Bir taşınmaz ya da taşınır mal hiçbir hukuki dayanağa bağlı olmaksızın kullanıldığında, hak sahibinin uğradığı zarar ile işgalcinin elde ettiği menfaat arasında bir denkleştirme yapılması zorunlu hale gelir. Ecrimisil tam da bu denkleştirmenin aracıdır.
Aşağıda; kurumun hukuki niteliği, tarafları, paylı mülkiyette uygulanan özel koşullar, hesaplama yöntemi ve dava sürecine hakim usul kuralları güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Gayrimenkul Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Ecrimisil Kavramı ve Hukuki Niteliği
- 2. Ecrimisil Davasının Tarafları
- 3. Paydaşlar Arasında Ecrimisil ve İntifadan Men Koşulu
- 4. Ecrimisil Miktarının Hesaplanması
- 5. Zamanaşımı, Faiz ve Talep Artırımı
- 6. Görevli Mahkeme, Yetki ve Dava Değeri
- 7. Özel Durumlar: Kamulaştırmasız El Atma, Muhdesat ve Konusuz Kalma
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. İlgili Makaleler
1. Ecrimisil Kavramı ve Hukuki Niteliği
Ecrimisil, hak sahibinin hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. Haksız fiil niteliğindeki fuzuli işgale dayanır; kapsamına haksız kullanımdan doğan eskime biçimindeki olumlu zarar ile malikin yoksun kaldığı fayda olarak nitelenen olumsuz zarar girer ve en azı kira geliri karşılığı zarardır.
1.1. Ecrimisilin Tanımı ve Unsurları
Ecrimisil, malikin veya haklı zilyedin rızası dışında kullanılan bir maldan dolayı, haksız işgalci konumundaki kötüniyetli zilyetten talep edilen parasal karşılıktır. "Misil" sözcüğü Arapça kökenli olup eşdeğer karşılık anlamına gelir; kurum da bu kökten türetilmiştir. Talebin doğması için birlikte gerçekleşmesi gereken unsurlar şunlardır:
✓ Davacının mal üzerinde mülkiyet hakkına veya hukuken korunmaya değer bir kullanma yetkisine sahip olması
✓ Malın, davalı tarafından haklı bir sebep olmaksızın kullanılması
✓ Davalının kötüniyetli zilyet, yani fuzuli şagil konumunda bulunması
✓ Bu kullanım nedeniyle hak sahibinin bir zarara uğraması
Tazminatın kapsamı iki tür zararı içerir. Olumlu zarar, haksız işgal döneminde malın normal kullanımından kaynaklanan eskime ve yıpranmadır. Olumsuz zarar ise malikin veya haklı zilyedin malı kullanamaması nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik faydadır.
"Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır."
— Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2022/1843 E. ve 2024/1115 K. sayılı İlamı
1.2. Haksız Fiil Niteliği ve Kira İlişkisinden Farkı
Ecrimisilin haksız fiil niteliği, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanır. Bu ayrım teorik değildir; zamanaşımı süresi, faiz başlangıcı, ispat yükü, görevli mahkeme ve hesaplama yöntemi doğrudan bu nitelendirmeye göre belirlenir.
"fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği"
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarihli, 2022/7132 E. ve 2023/342 K. sayılı İlamı
| Ölçüt | Kira Sözleşmesi | Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) |
|---|---|---|
| Hukuki kaynak | Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradesi | Haksız fiil (TMK m. 683 ve m. 995) |
| Malikin rızası | Vardır | Yoktur; kullanım fuzulidir |
| Kötüniyet şartı | Aranmaz | Zilyedin kötüniyetli olması zorunludur |
| Bedelin belirlenmesi | Sözleşmedeki kira bedeli | Emsal kira ve rayiç üzerinden bilirkişi takdiri |
| Zamanaşımı | TBK genel hükümleri | 5 yıl (İBK 25.05.1938, 29/10) |
| Görevli mahkeme | Sulh hukuk mahkemesi | Asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2/1) |
1.3. Yasal Dayanak: TMK m. 683 ve m. 995
Ecrimisil talepleri, Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyet hakkını düzenleyen 683. maddesi ile iyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğunu düzenleyen 995. maddesinden kaynaklanır. Yargıtay, uyuşmazlığın çözümünde bu iki hükmü birlikte esas almaktadır.
📜 KANUN METNİ —
"Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir."
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 683/2
📜 KANUN METNİ —
"İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır."
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995/1

2. Ecrimisil Davasının Tarafları
Ecrimisil davasını malik, paylı mülkiyette kendi payı için paydaş ve elbirliği mülkiyetinde ortaklar açabilir. Davalı ise taşınmaz üzerinde kayıttan veya mülkiyetten kaynaklanan üstün bir hakka sahip olmayan kötüniyetli zilyettir. Taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen gözetilir.
2.1. Davacı Sıfatı ve Aktif Dava Ehliyeti
Davacı kural olarak malın malikidir. Paylı mülkiyet hakkına sahip paydaş, kendi payı için bağımsız olarak dava açabilir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortaklardan biri, diğerlerinin olurunu almadan veya miras ortaklığına temsilci atanmadan, kendisinin ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine dava açabilir.
Tapuda malik görünmeyen kişinin davası ise aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilir. Bu husus mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
"husumet ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir"
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarihli, 2018/5727 E. ve 2020/5465 K. sayılı İlamı
2.2. Davalı Sıfatı: Kötüniyetli Zilyet (Fuzuli Şagil)
Tazminat yükümlülüğü için işgalcinin fuzuli şagil, yani kötüniyetli zilyet olması şarttır. Kötüniyetli zilyet; mal üzerinde gerçekte hakkı olmadığını bilen ya da bilmesi gereken, gerekli özeni göstermediği için iyiniyet iddiasında bulunamayan kişidir.
Uygulamada dikkat çeken bir nokta, malik olmayan kişiden kiralama savunmasıdır. Taşınmazı, üzerinde hak sahibi olmayan bir kişiden kiralayarak kullanan kişinin kullanımı hukuki bir hakka dayanmadığından, bu savunma tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde muvazaalı bir devrin mahkemece tespit edilmesi halinde de zilyedin kötüniyeti kabul edilir.
"Muvazaalı işlemlerin tarafı olan kişilerin kötüniyetli olduğu açıktır."
— Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.03.2021 tarihli, 2020/970 E. ve 2021/1073 K. sayılı İlamı
2.3. Kiracılık İlişkisi ve Malik Değişikliği
Kiralananın mülkiyetinin devri, kiracıyı kendiliğinden fuzuli şagil haline getirmez. Türk Borçlar Kanunu m. 310 uyarınca kira sözleşmesi tüm hak ve borçlarıyla yeni malike geçer. Bu nedenle yeni malikin mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil davası değil, kiralananın tahliyesi ve kira alacağı davası açması gerekir.
"TBK’nın 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiralayan malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiralayan ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Taşınmazın başkasına satılması, kiracının kişisel hakkını ortadan kaldırmaz."
— Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2022/1843 E. ve 2024/1115 K. sayılı İlamı
2.4. Taşınır Mallar Bakımından Ecrimisil
Kurum başlangıçta ağırlıklı olarak taşınmazlar için uygulanmış olsa da, malikin yoksun kaldığı ekonomik faydanın telafisi amacı taşınır-taşınmaz ayrımı gözetmeksizin geçerlidir. Bu nedenle finansal kiralamaya konu makine ve ekipman, üretim tesisleri ile iş makineleri bakımından da gerekli koşullar varsa tazminat talep edilebilir. Örneğin finansal kiralama sözleşmesi sona erdikten sonra makineyi iade etmeyen kiracıya karşı leasing şirketi bu davayı açabilir.
3. Paydaşlar Arasında Ecrimisil ve İntifadan Men Koşulu
Paylı mülkiyette kural olarak men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemez. İntifadan men koşulu, ecrimisil istenen dönemden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirmiş olmasıyla gerçekleşir. Bu bildirim her türlü delille ispatlanabilir.
3.1. İntifadan Men Koşulunun İşleyişi
İntifadan men, davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanmak istediğini ve mevcut kullanım şeklini kabul etmediğini davalı paydaşa açıkça bildirmesidir. Bildirim noter ihtarnamesi, daha önce açılmış bir elatmanın önlenmesi veya ortaklığın giderilmesi davası, icra takibi ya da başka yazılı veya sözlü yollarla yapılabilir.
Uygulamada kritik olan husus, tazminatın yalnızca bildirimin ulaştığı tarihten sonraki dönem için istenebilmesidir. İhtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem bakımından koşulun gerçekleştiği somut delillerle ortaya konulamazsa, o döneme ilişkin talep reddedilir.
"Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır."
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/2568 E. ve 2024/4382 K. sayılı İlamı
3.2. İntifadan Men Koşulunun Aranmadığı İstisnalar
Yerleşik yargısal uygulama, kuralın bir dizi istisnasını kabul etmektedir. Bu istisnalardan birinin varlığı halinde ihtar çekilmesine gerek kalmaksızın geriye dönük beş yıllık dönem için doğrudan dava açılabilir.
| İstisna | Somut Görünümü |
|---|---|
| Kamu malı niteliği | Dava konusu taşınmazın kamu malı olması |
| Doğal ürün veren yerler | Bağ, bahçe, zeytinlik, fındıklık gibi ürün veren taşınmazlar |
| Hukuksal semere getiren yerler | Konut veya işyeri olarak kiraya verilip kira geliri elde edilen taşınmazlar |
| Paydaşlığın inkarı | İşgalci paydaşın taşınmazın tamamında hak iddia edip diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi |
| Kullanma anlaşması | Paydaşlar arasındaki anlaşma ile her paydaşın yararlanacağı bölümün belirli olması |
| Önceki dava veya takip | Daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil davası açılması ya da icra takibi yapılması |
| Gelir getiren işletme | Murisin kurduğu veya başlı başına gelir getiren bir işletmenin işgal edilmesi |
Bu istisnalar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/2568 E. ve 2024/4382 K. sayılı İlamında topluca sayılmıştır. Ayrıca kendiliğinden oluşan ürünlerin (biçilen ot, toplanan fındık veya çay gibi) ya da başlı başına gelir getiren bir işletmenin işgali halinde de koşulun gerçekleşmesine gerek bulunmadığı kabul edilmektedir.
3.3. Fiili Taksim ve Çekişmesiz Kullanım Sınırı
Paydaşlar arasında fiili taksim bulunması, tazminat talebini destekleyen güçlü bir olgudur. Kesinleşmiş mahkeme kararları veya tarafların kabulüyle sabit olan fiili taksim sonucu davacıya bırakılan bölümü, diğer paydaşın kendi malı gibi üçüncü kişilere kiralaması haksız müdahale oluşturur ve tazminat sorumluluğu doğurur.
Buna karşılık aynı olgu davacı aleyhine de işleyebilir. Paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı dava dinlenmez. Payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın çözümü ecrimisil davası değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın giderilmesi davasıdır.
"Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur."
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/2568 E. ve 2024/4382 K. sayılı İlamı
4. Ecrimisil Miktarının Hesaplanması
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektirdiğinden mahkeme, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi ile keşif yapar. İlk dönem için taşınmazın serbest şartlarda getirebileceği kira parası emsal kira sözleşmeleriyle karşılaştırılarak yöre rayicine göre belirlenir; sonraki dönemler bu tutara ÜFE artışının tamamı yansıtılarak bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
4.1. Bilirkişi İncelemesi ve Raporun Denetlenebilirliği
Hesaplama teknik bilgi ve güncel piyasa verisi gerektirdiğinden mahkemeler çoğu dosyada bilirkişi incelemesi yaptırır. Rapor, taleple bağlı kalınarak düzenlenmeli ve denetime elverişli olmalıdır. Somut veriye dayanmayan, gerekçesi açıklanmayan bir rapor hükme esas alınamaz.
"Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir"
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.01.2024 tarihli, 2022/7104 E. ve 2024/447 K. sayılı İlamı
4.2. Kira Esasına Göre Hesap: Emsal Araştırması ve ÜFE
Konut, işyeri, arsa ve bina niteliğindeki taşınmazlarda hesap kira esasına göre yapılır. Taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenir, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılır ve dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılarak üstün veya eksik yönleri belirlenir.
"İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir."
— Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.03.2021 tarihli, 2020/970 E. ve 2021/1073 K. sayılı İlamı
Bu ilkenin pratik yansıması, hesabın son yılın kirası üzerinden geriye doğru değil, ilk dönemden ileriye doğru yapılması gerektiğidir. Uygulamada dava tarihindeki kira bedeli tespit edilip geriye dönük hesap yapılması bozma sebebi oluşturmaktadır.
| Taşınmazın Niteliği | Esas Alınan Ölçüt | Başvurulan Veri Kaynağı |
|---|---|---|
| Konut / işyeri | Serbest şartlarda getirebileceği emsal kira bedeli | Taraflardan istenen emsal kira sözleşmeleri, yöre rayiçleri |
| Arsa | Arsa vasfına göre kira karşılığı | Emsal araştırması; üzerindeki yapı davalıya aitse arsa değeri esas alınır |
| Tarım arazisi | Ürün esası (birim fiyat x dekara verim) | Tarım il/ilçe müdürlüğü ve hal müdürlüğü verileri; münavebe ve nadas durumu |
| Taşınır mal | Benzer nitelikli malın kullanım karşılığı | Emsal kiralama bedelleri ve sektörel veriler |
| Sonraki dönemler | İlk dönem bedeline ÜFE artışının tamamı yansıtılır | TÜİK Üretici Fiyat Endeksi verileri |
📌 Örnek Hesaplama Şeması
90 m² konut — işgal süresi 3 yıl. Bilirkişi, işgalin başladığı ilk yıl için emsal kira araştırması sonucu aylık rayiç kirayı belirler. Birinci yıl tazminatı bu bedelin on iki katıdır. İkinci yıl tazminatı, birinci yıl tutarına ilgili yılın ÜFE artış oranının tamamı yansıtılarak; üçüncü yıl tazminatı ise ikinci yıl tutarına aynı yöntem uygulanarak bulunur. Toplam tazminat, bu yıllık tutarların toplamından az olamaz.
4.3. Tarım Arazilerinde Ürün Esasına Göre Hesap
Tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talepte bulunulmuşsa, resmi verilerin dosyaya getirtilmesi zorunludur. Bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı; ürünlerin talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri hal müdürlüğünden temin edilmeli; bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı ile taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Tarım arazisinin arsa, otopark veya açık depolama alanı olarak kiraya verilebileceği ihtimali gündeme gelebilir; ancak bina yapımının engellenmesi gibi soyut gerekçelerle tazminata ilave yapılması, tazminatın gerçek zarara orantılı olması gerektiği ilkesiyle bağdaşmaz.
4.4. Önceki Dönem Kararlarının Etkisi ve Beş Yıllık Rayiç Güncellemesi
Aynı taşınmaza ilişkin daha önce sonuçlanmış bir ecrimisil davası varsa, kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen ve kesinleşen miktara ÜFE'nin tamamı yansıtılarak yeni dönem bedeli bulunur. Ancak bu kural mutlak değildir. Uygulamada çoğu kez gözden kaçan bu ayrım, uzun süren işgallerde tazminatın gerçek değerinin çok altında kalmasını önler.
"kira sözleşmelerinde TBK’nin 344. maddesine göre 5 yıl geçtikten sonra rayice göre kira tespitinin istenebilmesi nedeniyle, daha önce rayice göre belirlenen dönem ile dava konusu edilen ilk dönem arasında 5 yıllık sürenin geçmesi veya taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir."
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli, 2021/184 E. ve 2021/4169 K. sayılı İlamı
4.5. Gelir Getirmediği İleri Sürülen Taşınmazlar
Bilirkişi raporunda işgal edilen alanın ticari veya tarımsal açıdan gelir getirmediğinin belirtilmesi, talebin tümden reddi için yeterli değildir. Davacının tam malik olduğu ve davalının kayıttan kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı sabitse, müdahale edilen kısımlar için taşınmazın niteliği gözetilerek hesap yapılması gerekir. Aksi yöndeki ret kararları bozma konusu edilmektedir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.06.2020 tarihli, 2018/4952 E. ve 2020/3858 K. sayılı İlamı).
5. Zamanaşımı, Faiz ve Talep Artırımı
Ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Zamanaşımı bir defidir; TBK m. 161 uyarınca ileri sürülmedikçe hakim tarafından resen gözetilemez. Def ileri sürülmezse beş yıldan daha eski dönemler için de tazminata hükmedilebilir.
5.1. Beş Yıllık Zamanaşımı ve Başlangıcı
Sürenin dayanağı 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu yöndeki yerleşik içtihatlardır. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da anılan kararın geçerliliği teyit edilmiş ve ecrimisil davalarının Türk Medeni Kanunu'nun zilyetliğe ilişkin hükmüne dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.
"ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar"
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarihli, 2023/2604 E. ve 2024/3207 K. sayılı İlamı
5.2. Zamanaşımı Defi ve Faiz Başlangıcı
Zamanaşımı def’i savunma niteliğinde olduğundan süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmelidir. Faiz bakımından ise iki ihtimal vardır: her dönem için ayrı ayrı kademeli faiz talep edilmişse faiz ilgili dönemin sonundan, böyle bir talep yoksa dava tarihinden itibaren işler.
📜 KANUN METNİ —
"Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz."
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 161
| Usuli Durum | Kural | Sonuç |
|---|---|---|
| Zamanaşımı süresi | Beş yıl, dava tarihinden geriye doğru işler | Daha eski dönemler talep edilse dahi hüküm altına alınamaz |
| Def’in ileri sürülmemesi | TBK m. 161: ileri sürülmedikçe hakim resen gözetemez | Beş yıldan eski dönemler için de tazminata hükmedilebilir |
| Kademeli (dönemsel) faiz | Her dönem için ayrı ayrı talep edilmiş olmalıdır | Faiz, ilgili dönemin sonundan itibaren işler |
| Dava tarihinden faiz | Dönemsel faiz açıkça talep edilmemiştir | Faiz dava tarihinden itibaren işler |
| Islah / talep artırımı | Bilirkişi raporundan sonra miktar artırılır | Artırılan kısım yönünden zamanaşımı ve faiz ayrıca değerlendirilir |
6. Görevli Mahkeme, Yetki ve Dava Değeri
Mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil taleplerinde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Talebin kira sözleşmesine değil fuzuli işgale dayanması halinde sulh hukuk mahkemesinin görevinden söz edilemez. Dava değeri, taşınmazın dava tarihindeki değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından oluşur.
Görev Sorunu ve Hukuk Genel Kurulunun Yaklaşımı
Görev konusundaki tereddüt, davalının kira ilişkisi savunmasında bulunduğu dosyalarda ortaya çıkar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024 tarihli kararında bu tartışmayı sonuçlandırmıştır: davacı kira sözleşmesine dayanmadığı sürece talep Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklanır ve uyuşmazlığın çözümü asliye hukuk mahkemesinin görevindedir. Asliye hukuk mahkemesi işin esasına girerek geçerli bir kira ilişkisinin bulunup bulunmadığını tartışmalı; kira ilişkisi saptanırsa görevsizlik kararı değil, davanın reddi kararı vermelidir.
"Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi davanın sebebi yönünden ayrı mahiyettedirler. Kira alacağı sözleşmeye göre belirlenirken ecrimisil rayice göre hesaplanacağından verilen kararların birbirlerine karşı kesin hüküm dahi teşkil edemeyecekleri düşünüldüğünde aynı dava olduklarından bahsedilemez."
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.04.2024 tarihli, 2023/235 E. ve 2024/195 K. sayılı İlamı
📜 KANUN METNİ —
"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir."
Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklarla karıştırılmamalıdır. Ortak alana haksız müdahalenin önlenmesi talebiyle birlikte açılsa dahi, haksız işgal tazminatı talebi niteliği gereği asliye hukuk mahkemesinin görev alanında kalır.
| Usul Başlığı | Uygulama |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2/1); talep kira sözleşmesine değil mülkiyet hakkına dayandığı sürece sulh hukuk mahkemesi görevli değildir |
| Yetkili mahkeme | Elatmanın önlenmesi ile birlikte açıldığında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12); salt ecrimisil talebinde HMK m. 6 ile haksız fiil yetkisi (HMK m. 16) uygulanır |
| Dava değeri ve harç | Taşınmazın dava tarihindeki değeri ile talep edilen ecrimisil toplamı esas alınır (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 16) |
| Talep türü | Belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılabilir; bilirkişi raporu sonrası talep artırımı mümkündür |
| Husumet | Aktif ve pasif dava ehliyeti kamu düzenine ilişkindir, mahkemece resen gözetilir |
7. Özel Durumlar: Kamulaştırmasız El Atma, Muhdesat ve Konusuz Kalma
7.1. Kamulaştırmasız El Atma
Kamulaştırmasız el atma, idarenin yasal prosedürü tamamlamaksızın özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen el koymasıdır. Bu durumda idare haksız işgalci konumuna düşer ve taşınmaz maliki iki ayrı talepte bulunabilir: el atmanın tespiti ile bedelin tahsili (bedel davası) ve zamanaşımı nedeniyle en fazla geriye dönük beş yıllık dönem için ecrimisil.
Ancak taşınmaz hakkında daha önce yapılan kamulaştırma işleminin kesinleşmiş olması nedeniyle tazminat davası reddedilmiş maliklerin ecrimisil talepleri de reddedilir. Bu nedenle idareye karşı açılan davalarda önceki dosyaların akıbeti mutlaka araştırılmalıdır.
7.2. Muhdesatın Aidiyeti Bekletici Mesele Oluşturur
Taşınmaz üzerindeki yapının kime ait olduğu ayrı bir davada tartışılıyorsa, bu dosya kesinleşmeden ecrimisil hakkında hüküm kurulamaz. Zira yapının aidiyeti, hem kullanımın haklı olup olmadığını hem de tazminatın hesap tabanını doğrudan etkiler.
"Muhdesata ilişkin dava dosyası kesinleşmeksizin ecrimisil talebi ve miktarıyla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi mümkün olmadığından bu dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi, daha sonra ecrimisil hakkında hüküm tesis edilmesi gerekir"
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarihli, 2022/7132 E. ve 2023/342 K. sayılı İlamı
7.3. El Atmanın Sona Ermesi ve Yargılama Giderleri
Ecrimisil talebiyle birlikte açılan elatmanın önlenmesi davası, işgalin yargılama sırasında sona ermesi halinde konusuz kalabilir. Bu durumda HMK m. 331/1 uyarınca hakim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder. Davacının dava açmakta haklı olduğu belirlenmişse giderlerin tamamının davalıdan tahsili gerekir; belirlenemeyen bir haklılık oranına göre paylaştırma yapılması bozma sebebidir.
8. Sonuç ve Değerlendirme
Ecrimisil davaları, maddi hukuk ile usul hukukunun iç içe geçtiği ve hak kaybı riskinin yüksek olduğu uyuşmazlıklardandır. Talebin kabul edilebilmesi için davacının hak sahipliği, davalının kötüniyetli zilyet konumu ve zararın varlığı birlikte ortaya konulmalıdır. Paylı mülkiyette bu unsurlara intifadan men koşulu da eklenir; koşulun hangi tarihte gerçekleştiği, tazminatın kapsayacağı dönemi doğrudan belirler.
Usul yönünden dikkat edilmesi gereken noktalar; görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, dava değerinin taşınmazın değeri ile ecrimisil toplamı üzerinden hesaplanması, kademeli faizin dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi ve bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmesidir. Davalı tarafta ise zamanaşımı definin süresinde ileri sürülmemesi, beş yıldan daha eski dönemlerin de hüküm altına alınması sonucunu doğurur.
Hesaplama aşamasında ilk dönemin emsal kira araştırmasıyla belirlenmesi, sonraki dönemlere ÜFE artışının tamamının yansıtılması ve önceki davalarda kesinleşen değerlerin beş yıllık süre veya bölgesel değişim nedeniyle güncellenip güncellenmeyeceğinin tartışılması, sonucu belirleyen teknik ayrıntılardır. Bu nedenle sürecin, her iki taraf bakımından da maddi ve usuli boyutlarıyla birlikte yürütülmesi önem taşır.













