Terk nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla haklı sebep olmadan ortak hayata son vermesi halinde Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 164 uyarınca açılan mutlak boşanma davasıdır. Ayrılık en az altı ay sürmeli; dördüncü ay bitince noter veya mahkeme aracılığıyla eve dön ihtarı istenir, ihtar tebliğinden sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
Ortak konuttan ayrılan eş, yalnızca evden gittiği için hukuken terk etmiş sayılmaz. Terkin boşanma sebebi olabilmesi için ayrılığın kastla ve haklı sebep olmadan yapılması, süre şartlarının dolması ve usulüne uygun bir ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. Bu şartlardan birindeki eksiklik, esas bakımından haklı olan bir davanın dahi reddine yol açabilir.
Terk, boşanma davasının sebepleri ve süreci içinde özel ve mutlak sebepler arasında yer alır. Bu makale ihtar sürecini, sürelerin işleyişini, ihtarı geçersiz kılan hataları ve ihtarın kusur ile mali talepler üzerindeki etkisini Yargıtay uygulamasıyla birlikte ele alır.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nedir ve Hangi Durumlar Terk Sayılır?
- 2. Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?
- 3. Terk Davasında Süreler Nasıl Hesaplanır?
- 4. Eve Dön İhtarı Nasıl Çekilir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?
- 5. Hangi Hatalar Eve Dön İhtarını veya Davayı Geçersiz Kılar?
- 6. Terk Davası Hangi Mahkemede Açılır ve İspat Yükü Kimdedir?
- 7. Eşini Evden Kovan veya Eve Almayan Taraf Terk Davası Açabilir mi?
- 8. Eve Dön İhtarı Çekmek Önceki Kusurları Affetmek Anlamına Gelir mi?
- 9. Terk Nedeniyle Boşanmada Tazminat ve Nafaka Hakları Nasıl Belirlenir?
- 10. Terk Davası Yerine Şiddetli Geçimsizlik Davası Açılabilir mi?
- 11. Sonuç ve Değerlendirme
- 12. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nedir ve Hangi Durumlar Terk Sayılır?
Terk nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla haklı sebep olmadan ortak hayata son vermesi nedeniyle TMK m. 164 uyarınca açılan, özel ve mutlak bir boşanma davasıdır. Kanunda sayılan şartlar gerçekleşirse hakim, evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmadan boşanmaya karar verir.
Terk, Türk Medeni Kanunu m. 164'te düzenlenmiştir. Madde, terki iki biçimde tanımlar: ortak konutun terk edilmesi ve haklı sebep olmadan ortak konuta dönülmemesi.
KANUN METNİ —
“Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 164
Her ayrılık terk sayılmaz. Aşağıdaki durumlarda terk kastı bulunmadığından terk nedeniyle boşanma davası açılamaz:
- İş seyahati, askerlik, hastalık tedavisi veya tutukluluk gibi zorunlu nedenlerle ayrı yaşama.
- Aynı evde yaşarken yatak ve oturma odalarının ayrılması. Öğretide bu durumda ortak hayatın normale dönme ihtimali bulunduğu için terk kabul edilmez (Bilge Öztan, Aile Hukuku, 6. Bası, Ankara 2015, s. 667).
- Eşin diğer eşin yakınlarıyla birlikte oturmayı reddetmesi (aynı eser ve sayfa).
Başlangıçta zorunlu nedenle ayrılan eş sonradan eve dönmeyeceğini bildirirse, terkin başlangıcı bu iradenin ortaya çıktığı andır.
2. Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?
Terk nedeniyle boşanma davasının şartları, terk eyleminin ve terk kastının bulunması, haklı sebebin olmaması, ayrılığın en az altı ay sürmesi, usulüne uygun ihtarın yapılması ve ihtar tebliğinden sonra iki ay geçmesine rağmen eşin ortak konuta dönmemesidir. Şartlardan biri eksikse dava reddedilir.
Şartların her biri ayrı bir dayanağa ve ayrı bir sonuca bağlıdır:
1. Terk eylemi. Eşin ortak konuttan fiilen ayrılması veya haklı sebep olmadan dönmemesi gerekir. Diğer eşi konuttan zorla ayıran veya dönüşünü engelleyen eş de terk etmiş sayılır (TMK m. 164/1).
2. Terk kastı. Ayrılık, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla ve ortak hayata son verme kastıyla yapılmış olmalıdır. Haklı ve hukuka uygun bir nedene dayanan ayrılıkta bu kast bulunmaz.
3. Haklı sebebin bulunmaması. Fiziksel veya psikolojik şiddet ve can güvenliği tehdidi ayrılığı haklı kılar. Haklı sebep ispatlanırsa dava esastan reddedilir.
4. Altı aylık ayrılık. Ayrılık en az altı ay sürmüş ve dava tarihinde devam ediyor olmalıdır. Süre dolmadan açılan dava dava şartı yokluğundan reddedilir.
5. Usulüne uygun ve samimi ihtar. İhtar hakim veya noter aracılığıyla yapılır ve dava şartıdır (TMK m. 164/2).
6. İhtarın sonuçsuz kalması. Muhatap eşin iki ay içinde haklı bir mazeret olmaksızın dönmemiş olması gerekir.
3. Terk Davasında Süreler Nasıl Hesaplanır?
Terk davasında süreler, ayrılığın başladığı günden itibaren dört ay dolmadan ihtar istenemeyecek, ihtarın tebliğinden itibaren iki ay geçmeden dava açılamayacak ve ayrılık toplamda en az altı ay sürmüş olacak şekilde hesaplanır. Sürelerin başlangıcı ayrılığın başladığı gündür; başlangıçta zorunlu nedenle ayrılan eşte eve dönmeme iradesinin ortaya çıktığı gün esas alınır.
| Süre | Başlangıç | Sonuç |
|---|---|---|
| Altı aylık ayrılık | Terk eyleminin gerçekleştiği gün | Dava açılırken ayrılık en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olmalıdır |
| Dört aylık ihtar yasağı | Ayrılığın başladığı gün | Dördüncü ay bitmeden ihtar istenemez; erken ihtar geçersizdir |
| İki aylık dönüş süresi | İhtarın muhataba usulüne uygun tebliği | İki ay geçmeden dava açılamaz; süre içinde haklı mazeretsiz dönmeyen eş için dava şartı gerçekleşir |
Önemli: Sürelerde ihtarın çekildiği tarih değil, muhataba usulüne uygun tebliğ edildiği tarih esas alınır. Muhatabın adresi bilinmiyorsa ihtar ilan yoluyla yapılır (TMK m. 164/2). Yargıtay uygulamasında, ihtardan sonraki iki aylık süre dolmadan açılan terk davasının koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.
Örnek Süre Hesabı (Varsayımsal)
Örnek: Bir eş 12.01.2026 tarihinde eşyalarını alıp ortak konuttan ayrılsın. Dördüncü ay 12.05.2026'da biter. Diğer eş 18.05.2026'da noterden ihtar ister ve ihtar 22.05.2026'da tebliğ edilir. Altı aylık ayrılık 12.07.2026'da dolmuştur; iki aylık dönüş süresi ise 22.07.2026'da sona erer. Dava en erken 23.07.2026'da açılabilir.
İhtar 05.05.2026'da istenseydi dördüncü ay dolmadığı için geçersiz olurdu. Tebliğ 10.06.2026'da gerçekleşseydi dava 11.08.2026'dan önce açılamazdı. Gün hesabı tebligat parçasındaki tarihe göre yapılır.
4. Eve Dön İhtarı Nasıl Çekilir ve Nelere Dikkat Edilmelidir?
Eve dön ihtarı, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesinin sonuçlarını bildiren, noter veya Aile Mahkemesi aracılığıyla yapılan resmi çağrıdır. İhtarda konutun açık adresi, anahtarın bulunduğu yer ve peşin gönderilen yol gideri bulunmalı; ihtar samimi bir dönüş davetini yansıtmalıdır.
İhtarı Aile Mahkemesi hakimi veya noter yapar. Noter yolu Noterlik Kanunu m. 71/A’ya, mahkeme yolu ise çekişmesiz yargı işi olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 382/2-b-5'e dayanır. İhtar makamı ayrılığın haklı olup olmadığını veya eşlerin kusurunu incelemeden ihtarı tebliğ eder; geçerlilik ve samimiyet denetimi dava aşamasında esas mahkemesince yapılır. TMK m. 164 yalnızca hakim veya noter ihtarını öngördüğünden, özel mektup ya da mesajla yapılan çağrı ihtar yerine geçmez.
“İhtarın geçerlilik şartlarına haiz olması için; davet edilen konutun adresinin gösterilmesi, dönüş süresinin açıklanması, ihtara uymamanın sonuçlarının belirtilmesi, yol giderlerinin karşılanmış olması ve bu kararın karşı tarafa tebliğ edilmiş olması zorunludur. Diğer yandan ihtar kararının boşanmayı değil de evlilik birliğini sürdürmeyi amaçlayan samimi bir arzunun ürünü olması gerekmektedir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 tarihli, 2023/4147 E. ve 2024/1593 K. sayılı İlamı
4.1. İhtarda Bulunması Gereken Diğer Unsurlar
Yukarıdaki zorunlu unsurlara ek olarak ihtarda şunlar yer almalıdır:
- Çağrılan konutun bağımsız ve oturmaya elverişli olması; konut, tarafların ortak iradesiyle seçtiği ikametgah olmalıdır.
- Eşin eve sorunsuz girebilmesi için anahtarın nerede bulunduğu veya anahtarın eşe ulaştırıldığı.
- Yol giderinin PTT veya banka havalesiyle gönderildiğini gösteren dekont bilgisi.
- İki ay içinde dönülmemesi halinde boşanma davası açılacağı uyarısı.
4.2. İhtar ve Dava Masrafları
Masraf kalemleri noter ihtarname ücreti veya mahkemede ihtar talebi için harç ve gider, tebligat gideri, eşe gönderilen yol gideri ile dava aşamasındaki dava harcı ve gider avansından oluşur. Vekalet ücreti, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hükmedilir. Tutarlar yıllara göre değiştiğinden güncel miktarlar noterlik ve mahkeme kalemlerinden öğrenilmelidir.
5. Hangi Hatalar Eve Dön İhtarını veya Davayı Geçersiz Kılar?
Eve dön ihtarını veya terk davasını geçersiz kılan hatalar, ihtarın dördüncü ay dolmadan istenmesi, davanın iki aylık süre dolmadan açılması, ihtarın ortak iradeyle seçilmemiş bir adrese yapılması, yol gideri veya adres bilgisinin eksik bırakılması ve ihtarın samimi olmamasıdır. Bu hatalarda dava reddedilir.
| Hata | Sonuç |
|---|---|
| Dördüncü ay dolmadan ihtar istenmesi | İhtar geçersizdir; terk davasının şartları oluşmaz |
| İhtardan sonra iki ay dolmadan dava açılması | Terk davası reddedilir |
| Çağrının mektup veya mesajla yapılması | İhtar yerine geçmez |
| İhtardaki adresin ortak iradeyle seçilen ikametgah olmaması | Davalı terk eden sayılmaz; dava reddedilir |
| Yol giderinin karşılanmaması, adresin veya anahtarın bildirilmemesi | İhtar geçerlilik şartlarını taşımaz |
| İhtardan sonra boşanma iradesini gösteren mesaj göndermek veya dönmek isteyen eşi kabul etmemek | İhtar samimi sayılmaz; dava reddedilir |
| Eşin açtığı boşanma davası sürerken ihtar çekilmesi | Eşin ayrı yaşama hakkı bulunduğundan ihtar samimi sayılmaz |
İhtar makamı şartları denetlemediğinden hata çoğunlukla ancak dava reddedildiğinde anlaşılır. Geçersiz ihtarın yerine yeni bir ihtar çekilmesi ve yeni bir iki aylık sürenin beklenmesi gerekir.
6. Terk Davası Hangi Mahkemede Açılır ve İspat Yükü Kimdedir?
Terk davası, eşlerden birinin yerleşim yerindeki veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesinde açılır. Davacı, terk olgusunu, sürelerin dolduğunu ve usulüne uygun ihtarın sonuçsuz kaldığını ispat etmekle yükümlüdür; davalı ise eve dönmemekte haklı sebebi olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Yetkili mahkeme TMK m. 168 uyarınca belirlenir. İhtar talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan literatürde yetki kurallarına bakılmaksızın herhangi bir Aile Mahkemesinden veya noterden istenebileceği belirtilmektedir.
Dava dosyasında şu belgeler bulunur:
- İhtarname veya ihtar kararı ile tebliğ parçası.
- Yol giderinin gönderildiğini gösteren makbuz veya dekont.
- Ayrılık tarihini gösteren tanık beyanları, yazışmalar ve adres kayıtları.
Deliller serbestçe takdir edilir; hukuka uygun elde edilmiş dijital ve sosyal medya verileri de kullanılabilir.
Davalının savunmaları üç başlıkta toplanır:
1. Haklı sebep. Yargıtay uygulamasında, eşe karşı fiziksel veya psikolojik şiddetin sabit olduğu durumlarda eşin eve dönmemekte haklı olduğu kabul edilmiş ve terk davası reddedilmiştir.
2. İhtarın samimiyetsizliği. Usulüne uygun ihtara rağmen dönmeyen davalı, haklılığını veya ihtarın samimiyetsizliğini kanıtlamak zorundadır.
3. Zorunlu mazeret. İki aylık süre içinde ağır hastalık, hastanede yatış, kaza, tutukluluk veya askerlik gibi elde olmayan bir sebeple dönememe, ihtarı sonuçsuz bırakmaz ve dava açılamaz.
7. Eşini Evden Kovan veya Eve Almayan Taraf Terk Davası Açabilir mi?
Eşini evden kovan veya eve girmesini engelleyen taraf, TMK m. 164/1 uyarınca terk etmiş sayılır ve terk nedeniyle boşanma davası açamaz. Ortak konutu terke zorlanan veya eve dönmesi engellenen eş, hukuken terk edilen taraftır; bu eş, eşinin açtığı terk davasında dönmemekte haklı olduğunu ileri sürebilir.
TMK m. 164/1 diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya haklı sebep olmadan dönüşünü engelleyen eşi de terk etmiş sayar. Kilidin değiştirilmesi, eşin evden kovulması veya eve alınmaması bu kapsamdadır. Zorlama ve engelleme, tanık beyanı ve mesaj kaydı gibi delillerle ispatlanır.
“O hâlde, ortak konutu terke zorlayan veya eve dönmeyi engelleyen eşin, gerçekte terk eden eş olması nedeniyle, terke dayalı boşanma davası açma hakkı bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli, 2022/400 E. ve 2023/514 K. sayılı İlamı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de aynı ilkeden hareketle, ekonomik şiddet uygulayarak eşini ortak konuttan ayrılmaya zorlayan eşin terk davasını reddetmiş, ayrılmak zorunda kalan eşin davasını kabul etmiştir. Bu durumda terk davası reddedilir; ayrılmak zorunda kalan eşin evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı davası ise kusur değerlendirmesi sonucunda kabul edilebilir.
8. Eve Dön İhtarı Çekmek Önceki Kusurları Affetmek Anlamına Gelir mi?
Eve dön ihtarı çeken eş, ihtar tarihinden önce gerçekleşen kusurlu davranışları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Bu nedenle ihtar çeken eş, ihtardan önceki olayları karşı tarafa kusur olarak yükleyemez; yalnızca ihtardan sonra gerçekleşen kusurlu davranışlar ileri sürülebilir. Kural, Yargıtay uygulamasında yerleşik biçimde uygulanmaktadır.
Af kuralının pratik sonuçları şunlardır:
- Hakaret, şiddet veya sadakatsizlik gibi ihtardan önceki olaylar, ihtar çeken eş tarafından karşı tarafa kusur olarak yüklenemez.
- İhtardan sonra gerçekleşen ve kanıtlanan kusurlu davranışlar ileri sürülebilir. İhtar sonrasında karşı taraftan kaynaklanan bir olay ispatlanamazsa kusur yüklenemez.
- Terk davasının niteliği gereği, ihtardan önceki dönemde eşin hastalığıyla ilgilenmeme gibi vakıalar da davalıya kusur olarak yüklenemez.
Af kuralı yalnızca terk ihtarı niteliği taşıyan ve affa ilişkin iradeyi yansıtan bildirimlerde uygulanır. Yargıtay, ortak konuta dönüş çağrısı içermeyen ve ihtar şartlarını taşımayan bir noter bildirimini af olarak yorumlayan kararı bozmuştur.
Önemli: İhtar çekildiği anda ihtardan önceki kusurlara dayanan kusur ve tazminat iddiaları zayıflar. Hangi boşanma sebebinin mali haklar bakımından daha uygun olduğu ihtardan önce değerlendirilmelidir.
9. Terk Nedeniyle Boşanmada Tazminat ve Nafaka Hakları Nasıl Belirlenir?
Terk nedeniyle boşanmada tazminat ve nafaka hakları, terk davasının özel ve mutlak niteliği nedeniyle sınırlıdır. Hakim terk dışındaki kusurlu davranışları dikkate almaz; manevi tazminat için terk tek başına yeterli sayılmaz; davalı bağımsız bir boşanma davası açmadıkça tazminat ve yoksulluk nafakası isteyemez.
Mutlak sebepte hakim yalnızca kanunun aradığı şartın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar. Bu nedenle aleyhine terk davası açılan eş, bu talepleri ancak kendi boşanma davasını karşı dava olarak açarsa ileri sürebilir; bu durumda talepler çekişmeli boşanma davasında olduğu gibi kusur değerlendirmesiyle birlikte incelenir.
“(...) manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayın kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi gerektiği, terk edilmiş olmanın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı (...)”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2017/2717 E. ve 2021/761 K. sayılı İlamı
Terk edilen eş lehine maddi tazminata hükmedilmesi ise mümkündür; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında onanan uygulamada, boşanma nedeniyle eşinin maddi desteğini yitiren terk edilen eş lehine maddi tazminat takdir edilmiş, manevi tazminat reddedilmiştir. Dava süresince tedbir nafakası (TMK m. 169), velayetin diğer ebeveyne verilmesi halinde iştirak nafakası (TMK m. 182) ve velayet ise terk davasında da ayrıca değerlendirilir.
10. Terk Davası Yerine Şiddetli Geçimsizlik Davası Açılabilir mi?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, terk davasının şartları kurulamadığında TMK m. 166 uyarınca açılabilir; ancak fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi sayılmaz. Davacı, evlilik birliğini sarsan kusurlu davranışları ve ayrılığın ortak hayatı kesme kastıyla yapıldığını delillerle somutlaştırmak zorundadır. İspat külfeti davacıdadır.
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma genel boşanma sebebidir. İki sebep arasındaki temel farklar tabloda gösterilmiştir.
| Ölçüt | Terk (TMK m. 164) | Şiddetli Geçimsizlik (TMK m. 166) |
|---|---|---|
| Niteliği | Özel ve mutlak boşanma sebebi | Genel boşanma sebebi |
| Hakimin takdiri | Şartlar gerçekleşirse çekilmezlik araştırılmaz | Birliğin temelinden sarsıldığı araştırılır |
| Ön şart | Dört ay sonra ihtar, iki ay dönüş süresi | İhtar şartı yoktur |
| Fiili ayrılığın rolü | Maddi unsurdur; en az altı ay sürmelidir | Tek başına yeterli değildir |
| İspat konusu | Terk, süreler, ihtar ve sonuçsuzluk | Karşı tarafın kusurlu davranışları |
| Diğer kusurlar | Dikkate alınmaz | Kusur belirlemesine esas olur |
“(...) kusurlu tarafın bu eylemindeki kastının ortak hayatı kesmek amacı taşıdığının açıkça ortaya konulması, (...) “salt fiili ayrılık” olgusunun üzerine çıkılması gerekmektedir.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2023 tarihli, 2022/771 E. ve 2023/1039 K. sayılı İlamı
Önemli: Literatürde, terk davasının süre veya şekil eksikliği nedeniyle reddedilme ihtimaline karşı ayrılık vakıalarının TMK m. 166/1 kapsamında terditli (birinci sebep kabul edilmezse ikinci sebebin incelenmesi istemiyle) ileri sürülmesi önerilmektedir. Buna karşılık Yargıtay denetiminden geçen bir uygulamada, hem terk hem evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanmanın birbiriyle çeliştiği, ihtara rağmen birliğin sarsıldığını ileri sürmenin ihtarı samimi kılmayacağı kabul edilmiştir. Öğretide bazı yazarlar da terk sebebinin boşanmanın mali sonuçlarından kurtulmak için kötüye kullanılabileceğini, bu nedenle TMK m. 166'ya başvurulmasının daha isabetli olacağını savunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022 ve 2025 tarihli kararlarında üç yıl ve daha uzun süreli eylemli ayrılığın TMK m. 166 kapsamında boşanma sebebi sayılması gerektiği yönünde karşı oy yazılmış; çoğunluk görüşü bu yönde karar vermemiş, kararlar onanmıştır.
11. Sonuç ve Değerlendirme
Terk nedeniyle boşanma davası, sürelerin kamu düzenine ilişkin olması ve ihtarın samimiyet denetimine tabi tutulması nedeniyle her aşamada özen gerektirir. Kişinin durumuna göre izlenecek yol şu biçimde belirlenir:
Dördüncü ay dolmamışsa: İhtar istemi yapılamaz; ayrılık tarihini gösteren deliller bu dönemde belirlenir.
Dördüncü ay dolmuş, bağımsız konut ve yol gideri hazırsa: Noter veya Aile Mahkemesi aracılığıyla ihtar mümkündür.
Eş, ortak konuttan ayrılmaya zorlanmışsa: Zorlayan eş terk eden sayıldığından terk davası açamaz.
Eş şiddet nedeniyle ayrılmışsa veya hakkında boşanma davası sürüyorsa: Dönmemekte haklı kabul edilebileceğinden terk davası veya ihtar sonuç doğurmayabilir.
İhtardan sonra eşin dönmek istemesi halinde: Dönen eşi kabul etmemek ihtarı samimiyetsiz kılar.
İhtar şartları kurulamıyor ve ayrılık uzun sürmüşse: TMK m. 166 değerlendirmesi gündeme gelir; salt fiili ayrılık yeterli sayılmaz.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
12. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Terk Davasında Eve Dön İhtarına Yol Gideri Olarak Ne Kadar Para Gönderilmelidir?
Terk davasında yol gideri için literatürde ve uygulamada mutlak bir rakamsal ölçüt bulunmamaktadır. Gönderilecek tutar, ayrılan eşin bulunduğu yer ile ortak konut arasındaki mesafeye, ulaşım vasıtasına ve eşin ekonomik koşullarına göre hakkaniyete uygun belirlenir; gerekirse konaklama gideri de karşılanır. Yol gideri peşin gönderilmeli ve dekontla belgelenmelidir.
İhtar Tebliğinden Sonra Eş Eve Dönüp Yeniden Ayrılırsa Dava Açılabilir mi?
İhtar tebliğinden sonra eşin kısa süreliğine eve dönüp yeniden ayrılması halinde dava açılıp açılamayacağı, somut olayın ispatına ve hakimin takdirine bağlıdır. Dönüşün samimi bir birleşme girişimi mi yoksa sürecin akamete uğratılmasına yönelik manevra mı olduğu delillerle belirlenir; literatürde konu açık bir soru olarak kabul edilmektedir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Kısıtlı Olan Eşe Karşı Terk Davası Açılabilir mi?
Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan eşe karşı açılan terk davası, terk iradesi bulunamayacağından yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilir. Kısıtlı eşin evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ayrıldığı veya haklı sebep olmadan eve dönmediği kabul edilemez. Yargıtay uygulamasında bu durumda tarafların boşanmasına değil, davanın reddine karar verilmiştir.
Terk Davasında Cevap Dilekçesi Süresinde Verilmezse Ne Olur?
Cevap dilekçesi süresinde verilmezse, geç sunulan dilekçedeki vakıalar terk davasında dikkate alınmaz. Yargıtay denetiminden geçen bir kararda, ihtara rağmen eve dönmeyen ve cevabını süresinden sonra veren davalının yol gideri ve bağımsız konut savunmaları incelenmemiş, dava kabul edilmiştir. Hakim süre geçtikten sonra bildirilen delilleri toplamaz.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 01.11.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 164, 166, 168, 169, 174, 175, 182 — mevzuat.gov.tr
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu, m. 71/A
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 382/2-b-5
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2017/2717 E. ve 2021/761 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli, 2022/400 E. ve 2023/514 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2023 tarihli, 2022/771 E. ve 2023/1039 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.07.2021 tarihli, 2021/4276 E. ve 2021/5864 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2022 tarihli, 2022/1726 E. ve 2022/3306 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarihli, 2022/2214 E. ve 2022/4399 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.01.2023 tarihli, 2022/9284 E. ve 2023/75 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.01.2023 tarihli, 2022/9210 E. ve 2023/126 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.01.2023 tarihli, 2022/9377 E. ve 2023/262 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2023 tarihli, 2022/5445 E. ve 2023/870 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.05.2023 tarihli, 2023/1340 E. ve 2023/2215 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/2042 E. ve 2023/5999 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.01.2024 tarihli, 2023/3960 E. ve 2024/511 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.02.2024 tarihli, 2023/4378 E. ve 2024/856 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 tarihli, 2023/4147 E. ve 2024/1593 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarihli, 2023/5226 E. ve 2024/1841 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli, 2023/4348 E. ve 2024/3054 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/6233 E. ve 2024/3839 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli, 2023/7670 E. ve 2024/4589 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.06.2024 tarihli, 2023/522 E. ve 2024/4873 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2025 tarihli, 2024/6830 E. ve 2025/2932 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli, 2024/8346 E. ve 2025/4685 K. sayılı İlamı




