Mahkeme tokmağı ve alyansların yanında kırık kalp tutan çift; zina ve aldatma nedeniyle çekişmeli boşanma davası, manevi tazminat ve hukuki süreci temsil eden görsel.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası (Zina): Şartlar, Süre, İspat ve Sonuçlar (TMK m. 161)

7 Şubat 2026
Terk nedeniyle boşanma davası dilekçesi inceleyen avukat ve Türk Medeni Kanunu kitabı

Terk Nedeniyle Boşanma Davası: Eve Dön İhtarı ve Süreler (TMK 164)

8 Şubat 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Davası (TMK 163)


Küçük düşürücü suç nedeniyle boşanma, eşin evlilik sonrasında işlediği küçük düşürücü nitelikteki bir suç yüzünden ortak hayatın beklenemez hale gelmesi durumunda TMK m. 163 uyarınca açılan özel boşanma davasıdır. Dava için hak düşürücü süre yoktur; kesinleşmiş ceza mahkumiyeti uygulamada belirleyicidir.

Evlilik birliği her zaman karşılıklı bir geçimsizlikle sona ermez. Bazen tek bir eşin işlediği suç veya sürdürdüğü yaşam biçimi, diğer eşin evliliği sürdürmesini fiilen imkansız kılar. Türk Medeni Kanunu (TMK) bu durumu, boşanma davasının sebepleri ve süreci içinde genel geçimsizlikten ayrı, özel bir boşanma sebebi olarak düzenlemiştir.

Uygulamada dava üç noktada düğümlenir: ceza mahkumiyeti kesinleşmeden sonuç alınıp alınamayacağı, yaşam biçiminin hangi noktada haysiyetsiz sayılacağı ve özel sebep kanıtlanamazsa hangi alternatif sebebin devreye gireceği. Aşağıda bu sorular, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararları esas alınarak yanıtlanmaktadır.

1. TMK 163 Boşanma Davası Nedir ve Hangi Şartlarda Kabul Edilir?

TMK 163 boşanma davası, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi nedeniyle ortak hayatın diğer eşten beklenemez hale gelmesine dayanan özel boşanma davasıdır. Dava iki şarta bağlıdır: boşanma sebebi olarak gösterilen maddi olayın varlığı ve birlikte yaşamanın beklenemezliği. İki şart gerçekleşirse mahkeme başka araştırma yapmadan boşanmaya karar verir.

KANUN METNİ —

“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 163

TMK m. 163 iki şartı birlikte arar. Maddi olay şartı, eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesidir. Çekilmezlik şartı ise olayın niteliği nedeniyle diğer eşin evliliği sürdürmesinin beklenememesidir. Mahkemeler ikinci şartı soyut biçimde değil, suçun veya yaşam biçiminin niteliğine bakarak değerlendirmiştir.

“Madde hükmüne göre, boşanma sebebi olarak gösterilen maddî olayın (cürüm) varlığı ve bu olayın ortak yaşamı sürdürmenin beklenemezliğinin gerçekleşmesi durumunda boşanma kararı verilebilecektir. Bu iki koşulun gerçekleşmesi durumunda mahkemece başka bir araştırma yapılmadan özel boşanma sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilebilecektir. Dava, özel boşanma sebebine konu eylemi gerçekleştiren kusurlu eşe karşı açılır. Bu davada davacının kusuru araştırılamaz ve kusur kıyaslaması yapılamaz.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.10.2023 tarihli, 2023/4163 E. ve 2023/4942 K. sayılı İlamı

Kararın pratik sonucu şudur: Davalı eş karşı boşanma davası açmamışsa davacı eşin kusuru araştırılmaz. Karşı dava açılmışsa mahkeme tarafların kusurunu da inceler. Bu durumda davacının kusuru tazminat ve nafaka sonuçlarını etkileyebilir.

TMK 163 ile TMK 166/1 Arasındaki Fark

TMK 163 ile TMK 166/1 Karşılaştırması
ÖlçütTMK m. 163TMK m. 166/1
NiteliğiÖzel boşanma sebebiGenel boşanma sebebi
Dayanak olguKüçük düşürücü suç veya haysiyetsiz hayatEvlilik birliğinin temelinden sarsılması
Davacının kusuruKarşı dava yoksa araştırılmazTarafların kusuru belirlenir
Kanıtlanacak olguSuç veya yaşam biçimi ve çekilmezlikGeçimsizlik ve kusur

2. Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanma İçin Hangi Suçlar Sayılır ve Kesinleşmiş Mahkumiyet Gerekir mi?

Küçük düşürücü suç, eşin evlilik sonrasında kasten işlediği ve diğer eş bakımından ortak hayatı çekilmez kılan suçtur; kanun suç türlerini tek tek saymaz. Yargıtay önünde çocuğun cinsel istismarı, fuhşa aracılık, uyuşturucu madde ticareti ve silahlı terör örgütü üyeliği gibi suçlar bu sebep kapsamında incelenmiştir.

Kanun metni küçük düşürücü suçları tek tek saymaz; hakim, suçun niteliğini ve diğer eş üzerindeki etkisini somut olayda değerlendirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi önüne gelen dört suç grubunda boşanma kararları onanmıştır.

Yargıtay Önüne Gelen Küçük Düşürücü Suç Örnekleri
Suç TürüSonuçKarar
Öz çocuğa yönelik cinsel istismarBoşanma onandı; çocukla kişisel ilişki kurulmadıYargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023
Fuhşa aracılıkBoşanma onandıYargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretiBoşanma onandıYargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024
Silahlı terör örgütüne üyelikBoşanma onandıYargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024

Tablodaki kararlarda ortak nokta, mahkeme kararıyla sabit olan ve kasten işlenen suçlardır. İlk derece mahkemeleri kasten işlenen, kamu sağlığına karşı suçları küçük düşürücü kabul etmiştir. Taksirle işlenen suçların, örneğin trafik kazasından doğan suçların küçük düşürücü sayılmadığı kabul edilmektedir.

“Bölge Adliye Mahkemesince haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı olarak tarafların boşanmalarına karar verilmişse de davalının sürekli borçlanma şeklindeki eylemlerinin haysiyetsiz hayat sürme sayılması doğru olmadığından haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı verilmesi de doğru olmamıştır. Suç işleme hukuki sebebine dayalı boşanma davası yönünden ise davalı hakkında küçük düşürücü bir suç nedeniyle kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı dosya içerisinde bulunmamaktadır.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/2470 E. ve 2025/8940 K. sayılı İlamı

Bu karar iki sonuç doğurur. Kesinleşmiş ceza mahkumiyeti bulunmadığında suç işleme sebebi kabul edilmemiştir. Sürekli borçlanma gibi ekonomik davranışlar da haysiyetsiz hayat sayılmamıştır. İki durumda da talep terditli açılmışsa dosya TMK m. 166/1 çerçevesinde esastan incelenir.

3. Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Ne Zaman Kabul Edilir?

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma, eşin haysiyetini zedeleyen bir yaşam biçimini benimseyip sürekli sürdürmesi yüzünden birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hale gelmesine dayanan boşanma sebebidir. Tek bir olay veya güven sarsıcı davranış yeterli değildir; yaşam biçimi ve devamlılık aranır.

Kanun haysiyetsiz hayatı tanımlamaz; unsurlar Yargıtay kararlarıyla şekillenmiştir:

Yaşam biçimi: Davranış, geçici bir olay olarak değil, benimsenmiş bir yaşam tarzı olarak ortaya çıkmalıdır.

Süreklilik: Davranışın devamlılık göstermesi gerekir.

Çekilmezlik: Diğer eşten birlikte yaşamanın beklenememesi gerekir (TMK m. 163).

İspat: İddiayı ileri süren eş, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (HMK m. 190).

“haysiyetsiz hayatın varlığından sözedilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir. Davacı- davalı kadının bir başka erkekle ilişkisinin olduğu ve güven sarsıcı davranışlar sergilediği tanık beyanlarıyla anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu eylem erkek bakımından, eşiyle birlikte yaşamayı çekilmez hale getirirse de haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilemez.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2023/9150 E. ve 2024/3738 K. sayılı İlamı

Kararın pratik sonucu şudur: Başka biriyle ilişki ve güven sarsıcı davranışlar tanıkla kanıtlansa bile süreklilik ve yaşam biçimi unsuru yoksa haysiyetsiz hayat sebebi doğmaz. Aynı olaylar genel sebep çerçevesinde kusur olarak değerlendirilebilir.

4. Ceza Davası Devam Ederken Boşanma Davası Nasıl Sonuçlanır?

Ceza davası devam eden eşe karşı TMK 163 boşanma davası, ceza dosyasının sonucu beklenerek ve deliller birlikte değerlendirilerek karara bağlanan bir davadır. Ceza mahkemesinin maddi olayı tespit eden kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza dosyasının sonucu beklenmeden verilen karar eksik inceleme nedeniyle bozulabilir.

Ceza yargılaması ve boşanma davası ayrı mahkemelerde yürür. Aralarındaki bağ delil düzeyindedir: Hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olayla bağlıdır.

“Ceza Mahkemesinin boşanma davasına konu olan eylem hakkında maddi olayı tespit eden kararı, hukuk hakimini bağlar. (...) Ceza mahkumiyetine yönelik hüküm henüz kesinleşmemiştir. Ceza dava dosyasının sonucu beklenerek deliller birlikte değerlendirilerek, öncelikle TMK 163 çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli, 2020/560 E. ve 2020/1268 K. sayılı İlamı

Dosyaya sunulması gündeme gelen belgeler şunlardır:

  • ceza mahkemesinin ilamı (mahkeme adı, esas ve karar numarası),
  • kesinleşme tarihini gösteren belge,
  • eş tutuklu veya hükümlü ise müddetname bilgisi.

Önemli: Ceza dosyasının sonucu beklenmeden verilen hüküm bozulabilir; bozma kararı dava sürecini uzatır.

5. Terditli Boşanma Davası Nedir ve Hangi Durumda Hangi Dava Yolu Gündeme Gelir?

Terditli dava, davacının önce TMK 163'e, bu sebep gerçekleşmezse TMK 166/1'e dayanarak açtığı kademeli boşanma davasıdır. Mahkeme önce özel sebebi inceler; özel sebep gerçekleşmemişse delilleri genel sebep çerçevesinde değerlendirerek karar verir. Boşanma davasında dava sebebi ıslah yoluyla da değiştirilebilir.

Terditli talepte sıralamayı mahkeme değil davacı belirler; ancak inceleme önce özel sebepten başlar. Özel sebep gerçekleşmezse deliller, genel sebep olan şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma çerçevesinde (TMK m. 166/1) değerlendirilir.

Durumlara Göre Dava Yolu

Kasten işlenmiş bir suçtan kesinleşmiş mahkumiyet varsa: Asıl sebep TMK m. 163 (suç işleme) olur; TMK m. 166/1 terditli olarak ileri sürülebilir.

Ceza yargılaması sürüyorsa: Mahkeme ceza dosyasının sonucunu bekler; sonuca göre özel veya genel sebep incelenir.

Mahkumiyet yoksa, yaşam biçimi iddia ediliyorsa: Haysiyetsiz hayat sürme sebebi gündeme gelir; yaşam biçimi ve süreklilik kanıtlanamazsa dava genel sebebe göre sonuçlanır.

Önceki boşanma davasından feragat edilmişse: Feragat edilen davadaki eylemler affedilmiş sayılabilir ve aynı eylemlere yeniden dayanılması engellenebilir.

Yargıtay’ın onadığı 2024 tarihli bir kararda, aynı eşler arasında birden fazla boşanma davası açıldığında bölge adliye mahkemesi dosyaların birlikte değerlendirilmesi ve boşanmanın fer’ileri bakımından tek hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir.

“boşanma davasında tarafların her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir, dayandıkları vakıalarını, dava konusunu, sebebini, talep sonucunu değiştirebilirler.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.03.2023 tarihli, 2022/5351 E. ve 2023/791 K. sayılı İlamı

Bu karar, dava dilekçesinde yalnızca TMK m. 163'e dayanılmış olsa bile tahkikat aşamasında sunulan ıslah dilekçesiyle TMK m. 166/1'in eklenebileceğini gösterir. Mahkeme ıslah dilekçesini dikkate almadan hüküm kurarsa karar bozulur.

6. TMK 163 Davasında Tazminat, Nafaka ve Velayet Nasıl Belirlenir?

TMK 163 davasının fer’i sonuçları, boşanma kararıyla birlikte hükme bağlanan maddi tazminat, manevi tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleridir. Tazminat TMK m. 174'e, yoksulluk nafakası TMK m. 175'e dayanır; velayet ve kişisel ilişki çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Tutarlar tarafların ekonomik ve sosyal durumuna, kusur derecesine ve hakkaniyete göre takdir edilir.

6.1. Tazminat ve Nafaka

TMK 163 davasında boşanmada maddi ve manevi tazminat talepleri TMK m. 174 çerçevesinde incelenir. Maddi tazminat, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşe verilir (TMK m. 174/1). Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan eşe verilir (TMK m. 174/2). Mahkeme tutarı şu ölçütlere göre belirler:

  • tarafların ekonomik ve sosyal durumu,
  • kusur dereceleri,
  • paranın alım gücü,
  • kişilik haklarına yönelik saldırının ağırlığı,
  • hakkaniyet ilkesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu ölçütlere göre düşük kalan tutarları bozma sebebi saymıştır.

Yoksulluk nafakası (TMK m. 175), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşe verilir. İştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkısıdır.

6.2. Velayet ve Kişisel İlişki

Mahkeme velayeti çocuğun üstün yararına göre düzenler; sosyal inceleme raporu ve idrak çağındaki çocuğun beyanı bu değerlendirmede dikkate alınır. Boşanma sebebi eşin cezaevinde bulunmasıysa kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ayrıca önem kazanır.

“Ceza ve tutukevinin, tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla mevzuat çerçevesinde görüşme imkanı ölçüsünde, çocuklarla tutuklu veya hükümlü ebeveyni arasında kişisel ilişki tesis edilebilir. (...) açık görüş imkanıyla ilgili annenin hükümlü bulunduğu cezaevinden bilgi alınmak suretiyle çocuklarla annesi arasında görüş ve ziyaret imkanının araştırılması, kişisel ilişkinin buna göre belirlenmesi (...)”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2023/6552 E. ve 2023/4248 K. sayılı İlamı

Kararın sonucu şudur: Hükümlü ebeveynle kişisel ilişki, cezaevinden bilgi alınmadan ve infaz mevzuatındaki görüş imkanları araştırılmadan düzenlenirse bu yön bozulur.

7. Görevli Mahkeme Hangisidir ve Hangi Süreler Önemlidir?

TMK 163 boşanma davasında görevli mahkeme, aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son altı aydır birlikte oturduğu yer mahkemesidir. Dava açma bakımından hak düşürücü süre yoktur.

Dava, görevli aile mahkemesinde açılır. TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir; davacı bu mahkemelerden birini seçer.

7.1. Hak Düşürücü Süre ve Kanun Yolu Süreleri

TMK m. 163 “her zaman” ifadesini içerdiğinden dava açma süresi yoktur. Zinaya dayanan aldatma nedeniyle boşanma davasında ise öğrenmeden itibaren altı ay ve eylemden itibaren beş yıllık süre uygulanır (TMK m. 161). Süre sınırı bulunmasa da eşin olayı bilerek evliliği uzun süre sürdürmesi, mahkemece af veya hoşgörü olarak değerlendirilebilir.

İstinaf ve temyiz süreleri iki haftadır. İstinaf süresi ilk derece kararının, temyiz süresi bölge adliye mahkemesi kararının tebliğinden başlar (HMK m. 345, 361).

7.2. Örnek Olay: Kanun Yolu Süresinin Hesaplanması

Örnek (varsayımsal): Eşlerden birinin 2023'te kasten işlediği suçtan aldığı mahkumiyet 2025'in başında kesinleşmiştir. Diğer eş, aile mahkemesinde TMK m. 163'e, terditli olarak TMK m. 166/1'e dayanarak boşanma davası açmıştır.

1. Aile mahkemesi kararını 28.04.2025'te vermiştir.

2. Karar 12.05.2025 Pazartesi günü tebliğ edilmiştir.

3. İstinaf süresi iki haftadır; son gün 26.05.2025 Pazartesi’dir.

4. Bölge adliye mahkemesinin istinaf kararı 20.10.2025 Pazartesi günü tebliğ edilmiştir.

5. Temyiz süresi iki haftadır; son gün 03.11.2025 Pazartesi’dir.

Önemli: Kanun yolu süresi kaçırıldığında hüküm kesinleşir; örnekteki hesap adli tatili ve resmi tatilleri hesaba katmamaktadır.

8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri

Dilekçede tazminat talebinin bulunmadığını belirtmek. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli bir kararında, dava dilekçesindeki bu tür açık beyan tazminat hakkının özünden feragat sayılmıştır. Bu durumda tazminat ıslahla sonradan istenemez ve hak kaybı doğar.

Ceza mahkumiyetinin kesinleşme bilgisini dosyaya sunmamak. Kesinleşmiş mahkumiyet bulunmadığında suç işleme sebebi kabul edilmez; talep terditli değilse dava reddedilebilir.

Hukuka aykırı ses kaydına ve ibraz edilmeyen cihazdaki yazışmalara dayanmak. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli, onadığı kararında hukuka aykırı elde edilen ses kayıtları delil sayılmamış; kesin süre verilmesine rağmen ibraz edilmeyen telefondaki yazışmalara dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmıştır.

Tek olaya dayanıp yaşam biçimini ve sürekliliği anlatmamak. Haysiyetsiz hayat sebebi bu halde kabul edilmez ve dava reddedilir.

Yalnızca özel sebebe dayanıp genel sebebi terditli veya ıslahla ileri sürmemek. Özel sebep kanıtlanamazsa, genel sebebe göre karar verilmesi için yeni bir dava açılması gerekir.

9. Sonuç ve Değerlendirme

TMK m. 163 davasının sonucunu üç unsur belirler: ceza mahkumiyetinin kesinleşme durumu, haysiyetsiz hayatın yaşam biçimi ve süreklilik ölçütünü karşılayıp karşılamadığı ve talebin terditli kurulup kurulmadığı. Tazminat, nafaka ve velayet talepleri dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmezse hak kaybı doğabilir. Kanun yolu süreleri tebliğden itibaren iki hafta olduğundan tebliğ tarihinin kaydı önem taşır. Dava; ceza dosyası, delil ve süre yönetimi bakımından özen gerektirir.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Evlilikten Önce İşlenen Suç TMK 163 Kapsamında Boşanma Sebebi Olur mu?

Evlilikten önce işlenen suç, TMK 163 kapsamında boşanma sebebi sayılmayabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, suçların evlilikten önce işlenmiş olması nedeniyle özel sebebe dayalı davanın reddi onanmıştır. Evlilik sırasındaki olaylar ise genel sebep çerçevesinde değerlendirilir. Genel sebep, TMK m. 166/1'deki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

Eşlerden Biri Dava Sürerken Ölürse TMK 163 Davası Ne Olur?

Eşlerden birinin dava sürerken ölmesi, boşanma davasını konusuz bırakır ve mahkeme karar verilmesine yer olmadığına hükmeder. Ölen eşin mirasçıları kusur belirlemesi için davaya devam edebilir; kusur ispatlanırsa sağ kalan eş yasal mirasçılığını kaybeder (TMK m. 181/2). Davacı sağ kalan eşse ve karşı dava açılmamışsa, davacının kusuru araştırılamaz.

Dava Sürerken Tedbir Nafakası Talep Edilebilir mi?

Tedbir nafakası, boşanma davası sürerken ihtiyaç duyan eş ve çocuklar için hükmedilen geçici nafakadır (TMK m. 169). Dava tarihinden itibaren geçerli olabilir ve karar kesinleşinceye kadar sürer; kesinleşmeden sonraki dönem için yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ayrıca incelenir. Nafaka tutarı tarafların ekonomik durumuna göre belirlenir.

Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar

Bu makale 31.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

  • Türk Medeni Kanunu m. 161, 163, 166, 168, 169, 174, 175, 181
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190, 345, 361
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.10.2023 tarihli, 2023/4163 E. ve 2023/4942 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/2470 E. ve 2025/8940 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2023/9150 E. ve 2024/3738 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli, 2020/560 E. ve 2020/1268 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.03.2023 tarihli, 2022/5351 E. ve 2023/791 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2023/6552 E. ve 2023/4248 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.03.2023 tarihli, 2022/10535 E. ve 2023/1210 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.03.2024 tarihli, 2023/5610 E. ve 2024/2120 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli, 2023/5637 E. ve 2024/2265 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2024/1114 E. ve 2024/3782 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli, 2023/6051 E. ve 2024/2239 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, 2023/4530 E. ve 2024/1062 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.04.2024 tarihli, 2023/3951 E. ve 2024/2345 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 tarihli, 2022/6221 E. ve 2023/3415 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.09.2023 tarihli, 2023/5746 E. ve 2023/3866 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.06.2023 tarihli, 2023/508 E. ve 2023/3163 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.06.2023 tarihli, 2022/10811 E. ve 2023/3395 K. sayılı İlamı
Hukuki Sorumluluk Reddi Bu makalede yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuş olup, hukuki danışmanlık veya görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylar bakımından bir hukukçuya danışılması tavsiye olunur.