Uluslararası çocuk kaçırma, bir çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkenin hukukuna göre velayet hakkı sahibi olan ebeveynin rızası dışında, çoğunlukla diğer ebeveyn tarafından başka bir ülkeye götürülmesi veya orada haksız biçimde alıkonulmasıdır. Bu tür uyuşmazlıklar Türkiye’nin taraf olduğu 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesiile bunu iç hukuka aktaran 5717 sayılı Kanun çerçevesinde çözülür. Sistemin çekirdek mantığı basittir: kural, çocuğun mutat meskenine ivedilikle iadesidir; velayetin esası ise iadeden sonra mutat mesken devletinin mahkemelerinde görüşülür.
Bu makalede iade davasının hukuki temeli, görevli ve yetkili mahkeme, iade talebinin reddedilebileceği sınırlı istisnalar (Sözleşme m. 13 ve m. 20), 2021 sonrası değişen çocuk teslimi usulü ve eylemin cezai boyutu; güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında nesnel biçimde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Uluslararası Çocuk Kaçırma Nedir? (Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun)
- 2. İade Davası Nasıl Açılır? Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 3. İade Talebi Hangi Hallerde Reddedilir? (Sözleşme m. 13 İstisnaları)
- 4. İade Kabul ve Ret Kararları: Yargıtay İçtihatları Işığında Karşılaştırma
- 5. İade Kararının İnfazı: Değişen Çocuk Teslimi Usulü (5395 m. 41/A)
- 6. Çocuk Kaçırmanın Cezai Boyutu (TCK m. 234)
- 7. Sonuç ve Değerlendirme
1. Uluslararası Çocuk Kaçırma Nedir? (Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun)
Türkiye açısından Sözleşme 01.08.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş, uygulamayı ayrıntılandıran 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun ise 04.12.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun, Sözleşme’deki “koruma hakkı” yerine “velayet hakkı”, “ziyaret hakkı” yerine ise “şahsî ilişki kurma hakkı” terimlerini tercih etmiştir. Amaç, çocuğu haksız yer değiştirmenin zararlı etkilerinden korumak ve bir an önce eski durumuna döndürmektir.
1.1. Haksız Yer Değiştirme ve Alıkoyma Kavramı
Bir çocuğun yer değiştirmesinin veya alıkonulmasının haksız sayılabilmesi için iki koşul aranır: mutat meskenin bulunduğu devletin hukukuna göre bir kişiye veya kuruma verilmiş velayet hakkının ihlal edilmiş olması ve bu hakkın olay anında fiilen kullanılıyor olması. Nitekim tarafların çocukla birlikte tatile gelmesi ve sonrasında açılan boşanma davasında annenin geçici velayeti alması gibi durumlarda, Hukuk Genel Kurulu çocuğun “gayrikanuni yollardan getirildiğinden” söz edilemeyeceğini kabul etmiştir.
1.2. Mutat Mesken Kavramı
Mutat mesken, çocuğun yaşamının fiilen merkezileştiği, sosyal ve ailevi bağlarının yoğunlaştığı yerdir. Sözleşme’nin uygulanmasında kilit kavram budur; çünkü iade, çocuğun bu merkeze döndürülmesini hedefler. Tarafların bir süre birlikte başka bir ülkede kalması veya bir ebeveynin orada çalışmaya başlaması, tek başına çocuğun mutat meskenini değiştirmez.
1.3. On Altı Yaş Sınırı ve Uygulama Kapsamı
Sözleşme ve 5717 sayılı Kanun hükümleri, çocuk on altı yaşını tamamladığı anda uygulanamaz hâle gelir. Bu sınır, yargılama devam ederken dahi gözetilir: Yargıtay, temyiz incelemesi sırasında on altı yaşını bitiren çocuk yönünden Sözleşme’nin uygulama alanından çıktığına ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir (2. HD, 2023/3870 K. 2023/2410, 17.05.2023).
2. İade Davası Nasıl Açılır? Görevli ve Yetkili Mahkeme
Velayet hakkının ihlal edildiğini ileri süren ebeveyn, başvurusunu çocuğun mutat meskeninin bulunduğu devletin merkezî makamına ya da çocuğun götürüldüğü devletin merkezî makamına yapar. Türkiye’de merkezî makam olan Adalet Bakanlığı (Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürlüğü), süreci mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütür ve gerektiğinde iddianameyle dava açar.

2.1. Basit Yargılama Usulü ve İvedilik İlkesi
İade davaları basit yargılama usulüne tabidir ve öncelikle görülür. Doktrinde, başvuru tarihinden itibaren makul bir süre (genellikle altı hafta) içinde karar verilmesi beklenir. Anayasa Mahkemesi, yıllarca süren yargılamaları Sözleşme’nin ivedilik ilkesiyle bağdaşmaz bularak aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.
2.2. Velayet Davasının Bekletilmesi (Bekletici Mesele)
İade davası sürerken açılan velayet davası, iade davası sonuçlanıncaya kadar bekletilir. Ayrıca iade başvurusundan sonra verilen bir velayet kararı, iade talebinin reddi için gerekçe oluşturmaz. Böylece tarafların, iadeyi engellemek amacıyla yerel velayet kararı elde etmesinin önüne geçilmiştir.
📜 KANUN METNİ —
“Çocuğun iadesi başvurusunun yapılmasından sonra verilmiş bir velâyet kararı, bu Kanun hükümleri çerçevesinde çocuğun iadesi talebinin reddine gerekçe oluşturmaz.”
— 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun m. 13
Aynı doğrultuda, görülmekte olan bir iade davası sırasında velayet davası da açılmışsa velayete ilişkin dava bekletilir (5717 sayılı Kanun, m. 14). İade kararı yalnızca çocuğun mutat meskenine dönmesini sağlar; velayetin esasına ilişkin nihai bir hüküm değildir.
3. İade Talebi Hangi Hallerde Reddedilir? (Sözleşme m. 13 İstisnaları)
Sözleşmede asıl kural iade olduğundan, istisnalar dar yorumlanır. Mahkeme, iadeden kaçınma sebeplerini değerlendirirken çocuğun sosyal durumuna ilişkin bilgileri ve uzman raporlarını gözetir. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan iadeden kaçınma sebeplerini ve yasal dayanaklarını özetlemektedir.
| İadeden Kaçınma Sebebi | Yasal Dayanak | Açıklama |
|---|---|---|
| Ciddi risk / vahim durum | Sözleşme m. 13/1-b | İadenin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakması ya da müsamaha edilemeyecek bir duruma düşürmesi. Aile içi şiddet, istismar ve savaş hâli bu kapsamda değerlendirilir. |
| Çocuğun itirazı | Sözleşme m. 13/2 | Görüşünü oluşturabilecek yaş ve olgunluğa erişmiş çocuğun iadeye karşı çıkması. Görüş tek başına yeterli olmayıp somut risk aranır. |
| Rıza veya sonradan kabul | Sözleşme m. 13/1-a | Başvuranın yer değiştirmeye önceden muvafakat etmesi veya sonradan kabul etmesi ya da olay anında velayet hakkını fiilen kullanmıyor olması. |
| Kamu düzeni | Sözleşme m. 20 | İadenin, talep edilen devletin insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin temel ilkelerine aykırı düşmesi. |
| Bir yıllık süre + uyum | Sözleşme m. 12/2 | Başvurunun kaçırmadan bir yıl sonra yapılması ve çocuğun yeni çevresine yerleştiğinin kanıtlanması hâlinde mahkemeye takdir yetkisi doğar. |
3.1. Ciddi Risk ve Vahim Durum (m. 13/1-b)
En sık ileri sürülen istisna, iadenin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı ya da müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yönündeki ciddi risktir. Aile içi şiddet, istismar ve ülkedeki savaş hâli bu kapsamda değerlendirilir; ancak risk soyut iddiayla değil somut delillerle ortaya konulmalıdır.
"Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ortak çocuk 11.11.2013 doğumlu...'nın gerek uzman görüşmesi sırasında gerekse İlk Derece Mahkemesince uzman nezaretinde bizzat tespit edilen beyanları, davalı tanıklarının ifadeleri, uzman raporu içeriği gözetildiğinde, başvuru sahibi babanın ortak çocuğa psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı, çocuk ile yeterince ilgilenmediği, davalı anne ile Türkçe değil İngilizce konuşması hususunda baskı yaptığı, annenin yanından ayrılarak geri dönmesinin çocuğun fiziki ve psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyeceği anlaşıldığından Sözleşmenin 13/1-b maddesi şartlarının gerçekleştiği, ayrıca başvurucu İskoçya'da yaşamakta olup, çocuğun bakımı konusunda kendisine yardımcı olacak kimse de bulunmadığı, bu bakımdan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile başvuruda bulunan ile ...'nın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir."
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli, 2024/3089 E. ve 2024/3593 K. sayılı İlamı
Savaş hali de bu kapsamda değerlendirilebilir. Ukrayna’ya iadesi istenen çocuk bakımından mahkemeler, ülkedeki savaş hâlini ve çocuğun üstün yararını gözeterek iadenin reddine karar vermiş; bu yaklaşım Yargıtay tarafından onanmıştır (2. HD, 2023/4793 K. 2023/5668, 27.11.2023). Cinsel istismar iddiası bulunan olaylarda ise ilgili ceza dosyalarının getirtilerek değerlendirilmesi zorunludur; eksik araştırma bozma sebebidir (2. HD, 2022/1492 K. 2022/2946, 28.03.2022).
3.2. Çocuğun İtirazı ve Yeterli Olgunluk (m. 13/2)
Görüşünü oluşturabilecek yaş ve olgunluğa erişmiş çocuğun iadeye itiraz etmesi, iadeden kaçınma sebebi olarak değerlendirilebilir. Ancak çocuğun Türkiye’deki ortama alışmış olması veya dönmek istememesi, tek başına iadeyi engellemez; kural olarak ayrıca ciddi bir riskin de bulunması aranır. Yaş ve olgunluk eşiği için kesin bir yasal sınır yoktur; bu, her somut olayda mahkemece takdir edilir.
"Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; ülkemizin de taraf olduğu Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca asıl olanın çocuğun mutad meskene iadesi olmakla birlikte Sözleşme’nin 12/2, 13 ve 20. maddeleri ile çocuğun üstün yararı gözetilerek bu genel kurala istisnalar getirilmiş olup, taraflar Türkiye’ye birlikte tatile geldikten sonra kadın eş tarafından boşanma davası açılmış, bunun doğal sonucunda anne ve ortak çocuğun İsviçre’ye dönmemiş, bu durumdan haberdar olan baba ise tek başına İsviçre’ye dönmüştür. Açılan boşanma davası ile tarafların ayrı yaşamaya hak kazandıkları, dolayısıyla ortak çocuğun gayri kanuni yollardan ülkeye getirildiğinden ve alıkonulduğundan bahsedilemeyeceği, boşanma dava dosyasında alınan rapora uyumlu şekilde velâyet hakkının tedbiren anneye verildiği, çocuğun doğduğu tarihten bu ana kadarki yaşamında annesinden hiç ayrılmadığı ve şu anda üç yaşını dâhi doldurmadığı, bu yaştaki bir kız çocuğunun alıştığı anne sevgi ve şefkatinden mahrum kalmasının ise çocuğu fiziki ve psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı açıktır. Kaldı ki, direnme kararında belirtildiği üzere iade hâlinde babanın çalışıyor olması nedeniyle çocuğa üçüncü bir kişi tarafından bakılacağı dikkate alındığında iadeden kaçınmayı gerektirecek vahim bir durumun varlığının da kabul edilmesi gerekmektedir."
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli, 2022/145 E. ve 2022/276 K. sayılı İlamı
3.3. Rıza, Hakkın Kullanılmaması ve Kamu Düzeni (m. 13/1-a, m. 20)
İade, başvuranın yer değiştirmeye önceden muvafakat etmesi ya da sonradan kabul etmesi hâlinde de reddedilebilir. Aynı şekilde, başvuranın olay anında velayet hakkını fiilen kullanmıyor olması istisna kapsamındadır. Nihayet Sözleşme m. 20, iadenin talep edilen devletin insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin temel ilkelerine aykırı düşmesi hâlinde reddine imkân tanır.
4. İade Kabul ve Ret Kararları: Yargıtay İçtihatları Işığında Karşılaştırma
Uygulamada iade talepleri, somut olayın koşullarına göre ya kabul edilmekte ya da m. 13/m. 20 istisnaları uyarınca reddedilmektedir. Aşağıdaki tablo, güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarından örneklerle iki yönlü uygulamayı özetlemektedir. Kararlar, iadenin asıl kural olduğunu; ret için ise somut ve ispatlanmış bir istisnanın gerektiğini göstermektedir.
| Karar (E./K./T.) | Ülke | Sonuç | Öne Çıkan Gerekçe |
|---|---|---|---|
| 2. HD, 2025/4753 K. 2025/6540, 26.06.2025 | Almanya | İade yönünde bozma | Tarafların Türkiye’de bir süre birlikte yaşaması ve babanın burada çalışmaya başlaması mutat meskeni değiştirmez; ciddi risk kanıtlanamadığından iade esastır. |
| 2. HD, 2024/2653 K. 2024/2670, 18.04.2024 | Hollanda | İade yönünde bozma | Tatil için getirilip zamanında geri götürülmeyen çocuklarda alıkoyma haksızdır; yaş ve alışma tek başına iadeyi engellemez. |
| 2. HD, 2023/6565 K. 2023/4772, 17.10.2023 | Almanya | İade onandı | Çocuğun Türkiye’de henüz tam uyum sağlamadığı; mutat meskene iadenin üstün yarara uygun olduğu. |
| 2. HD, 2024/3089 K. 2024/3593, 16.05.2024 | İskoçya | Ret onandı | Babanın çocuğa fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı tespit edilerek Sözleşme m. 13/1-b şartlarının gerçekleştiği. |
| 2. HD, 2023/4793 K. 2023/5668, 27.11.2023 | Ukrayna | Ret onandı | Ülkedeki savaş hâli ve çocuğun üstün yararı gözetilerek iadenin reddi. |
| HGK, 2022/145 K. 2022/276, 08.03.2022 | İsviçre | Ret onandı (direnme) | Birlikte tatile gelip boşanma davası açılan olayda gayrikanuni getirme/alıkoyma bulunmadığı; çok küçük çocuğun anneden ayrılmasının ciddi risk oluşturduğu. |
Tablodan da görüleceği üzere; tatil amacıyla getirilip zamanında geri götürülmeyen çocuklarda alıkoyma haksız sayılmakta ve iadeye karar verilmektedir. Buna karşılık şiddet, istismar veya savaş hâli gibi somut risklerin ispatlandığı ya da haksız getirme/alıkoyma unsurunun bulunmadığı olaylarda iade talebi reddedilebilmektedir.
5. İade Kararının İnfazı: Değişen Çocuk Teslimi Usulü (5395 m. 41/A)
Yeni sistemde çocuk teslimi; psikolog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar, bunların bulunmadığı yerlerde ise öğretmen aracılığıyla, çocuk dostu teslim mekânlarında gerçekleştirilir. Zor kullanma en son çare olarak öngörülmüştür. Teslim emrine aykırı hareket edenler veya kararın gereğini engelleyenler hakkında, şikâyet üzerine disiplin hapsi uygulanabilir.
📜 KANUN METNİ —
“Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine göre yerine getirilir.”
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A/1
Ayrıca, iade davası sürecinde veya sonrasında çocuğun üstün menfaati zedelenmedikçe ebeveyn ile çocuk arasında şahsî ilişki kurulması esastır. Uygulamada, çocuğun belirli dönemlerde yurt dışında yatılı kalmasını içeren kişisel ilişki düzenlemeleri dahi yapılabilmektedir (2. HD, 2023/6278 K. 2023/4162, 21.09.2023).
6. Çocuk Kaçırmanın Cezai Boyutu (TCK m. 234)
Bu suç özgü nitelikli bir suçtur; yalnızca kanunda sayılan kişiler tarafından işlenebilir. Korunan hukuki değer, çocuğun iradesi değil velayet/vesayet hakkı ve aile düzenidir. Devam eden boşanma davasında velayete ilişkin kesin veya ara bir karar yoksa, çocuğu yanında tutan ebeveynin eylemi kural olarak bu madde kapsamında değerlendirilmez.
📜 KANUN METNİ —
“Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 234/1
Fiil cebir veya tehditle işlenmiş ya da çocuk henüz on iki yaşını bitirmemişse ceza bir kat artırılır (TCK m. 234/2). Ayrıca kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla dahi olsa, ailesini veya yetkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutan kişi de cezalandırılır (TCK m. 234/3). İade davasının hukuki niteliği ile bu cezai süreç birbirinden bağımsızdır.
7. Sonuç ve Değerlendirme
Uluslararası çocuk kaçırma davalarında yargı mercileri, Lahey Sözleşmesi’nin “ivedi iade” ilkesini esas almakta; iadeden kaçınma sebeplerini ise dar yorumlamaktadır. İade kararının velayetin esasına ilişkin olmadığı, yalnızca çocuğun mutat meskenine dönüşünü sağladığı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. Ret kararları, çocuğun üstün yararı ve fiziksel/psikolojik güvenlik riski somut delillerle ortaya konulduğunda gündeme gelmektedir.
Bu nedenle sürecin, hem uluslararası hem de iç hukuk boyutuyla; başvuru süreleri, ispat yükü, uzman raporları ve infaz usulü gözetilerek titizlikle yürütülmesi büyük önem taşır. Somut olayın koşulları, hangi istisnanın gündeme geleceğini ve ispat stratejisini doğrudan belirler.



