...
Hukuk kitabı üzerinden kanun maddelerini gösteren bir uzman ve resmi fesih evrakı imzalayan kişi ile arka plandaki adalet terazisi; İstanbul tüketici hukuku kapsamında abonelik sözleşmesinin feshi sürecini temsil eder.

Abonelik Sözleşmesinin Feshi

Temmuz 30, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Trafik Kazası Tazminat Davası: Kalemler, Süreç ve Zamanaşımı

BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?

Trafik kazasında kimin, hangi hukuki esasa göre sorumlu olduğunu;

Maddi ve manevi tazminat kalemlerinin tam listesini ve hangisinin sigorta teminatı kapsamında olduğunu;

Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk şartının nasıl işlediğini;

Tazminatın hangi ölçütlere göre hesaplandığını (maluliyet, bakiye ömür, kusur indirimi);

Görevli–yetkili mahkeme ile zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin tablo hâlinde özetini.

Trafik kazası tazminat davası, motorlu bir aracın işletilmesi sonucu bedensel bütünlüğü veya malvarlığı zarar gören kişinin; işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından bu zararın giderilmesini istediği hukuk davasıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) bu sorumluluğu kusur esasına değil, tehlike (sebep) sorumluluğuna dayandırır; bu nedenle işleten, kişisel bir kusuru bulunmasa dahi doğan zarardan sorumlu tutulabilir.

Uygulamada hak kaybının en sık yaşandığı üç nokta bulunur: talep edilebilecek kalemlerin eksik belirlenmesi, dava öncesi zorunlu başvuru şartının atlanması ve zamanaşımı sürelerinin yanlış hesaplanması. Aşağıda bu başlıklar, yürürlükteki mevzuat ile Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları esas alınarak sırasıyla ele alınmaktadır. Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tazminat Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Trafik Kazası Tazminat Davası Nedir ve Kimler Sorumludur?

Trafik kazası tazminat davası, motorlu araç işletilmesinden doğan zararların giderilmesi istemiyle açılan bir eda davasıdır. Araç işleteni, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Sigortacının sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır; manevi tazminat ise kural olarak bu teminatın dışında kalır.

Sorumluluğun kaynağı KTK m. 85’tir. Bu hüküm, motorlu araç işletilmesinin kendisini bir tehlike kaynağı olarak kabul eder ve zarar göreni korumak amacıyla işletene kusurdan bağımsız bir sorumluluk yükler. Yargı kararlarında bu sorumluluk, sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğu olarak nitelendirilmektedir.

1.1. İşletenin Tehlike Sorumluluğu ve Kurtuluş Kanıtı

📜 KANUN METNİ — 

“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85/1

İşleten, araç üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan ve onu kendi hesabına, tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten kişidir. Trafik siciline kayıtlı malik kural olarak işleten sayılır. Uzun süreli kiralama gibi hâllerde bu sıfatın kiracıya geçtiği kabul edilebilir; ancak yargı uygulamasında bunun için kiralamanın uzun süreli olması ile araç üzerinde fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması aranır. Ayrıca ileri sürülen delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte olması ve zarar görenlerin haklarını zedelememesi gerekir.

İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemeksizin, kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir (KTK m. 86). İspat yükü bu noktada işletene geçer.

1.2. Dava Kime Karşı Açılır?

Zarar gören; sürücüye, işletene, varsa bağlı olduğu teşebbüsün sahibine ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı aynı davada talepte bulunabilir. Müteselsil sorumluluk gereği zarar gören, zararın tamamını sorumlulardan dilediğine yöneltebilir. Sigortacı yönünden sorumluluk kaza tarihinde geçerli poliçe limitiyle sınırlıdır; limit aşıldığında bakiye zarar işleten ve sürücüden istenir. Manevi tazminat talebi ise doğrudan sürücü, işleten veya varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısına yöneltilmelidir.

2. Trafik Kazasında Hangi Tazminat Kalemleri Talep Edilebilir?

Trafik kazasında talep edilebilecek kalemler gerçek zarar ilkesine göre belirlenir. Bedensel zararlarda tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması; ölüm hâlinde destekten yoksun kalma ve cenaze giderleri; malvarlığı zararlarında araç hasarı ve değer kaybı istenebilir. Manevi tazminat bunlardan ayrı bir kalemdir.

Aşağıdaki tablo, kalemlerin hukuki dayanağını ve zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) teminatı kapsamında olup olmadığını özetlemektedir.

Trafik Kazası Tazminat Kalemleri ve Sigorta Teminatı
Tazminat Kalemi Hukuki Dayanak ZMSS Teminatı Kapsamında mı?
Tedavi giderleri, protez ve yol gideri TBK m. 54; KTK m. 90, 98 Kural olarak SGK karşılar; kapsam dışı kalan belgeli giderlerde sigortacı, işleten ve sürücü sorumludur
Geçici iş göremezlik tazminatı TBK m. 54; KTK m. 90 Evet (AYM iptal kararı sonrası genel şartlardaki sınırlama uygulanmaz)
Sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı TBK m. 54; KTK m. 90 Evet — poliçe limiti dâhilinde
Bakıcı gideri TBK m. 54 Evet — tıbbi gereklilik raporla belgelendirilmişse
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp TBK m. 54/4 Evet — poliçe limiti dâhilinde
Destekten yoksun kalma tazminatı TBK m. 53/3; KTK m. 90 Evet — poliçe limiti dâhilinde
Cenaze ve defin giderleri TBK m. 53/1 Evet — poliçe limiti dâhilinde
Araç hasarı ve değer kaybı KTK m. 85, 90 Evet — poliçe limiti dâhilinde
Kazanç kaybı, iş durması, ikame araç/kira mahrumiyeti TBK m. 49 vd. Hayır (KTK m. 92) — sürücü ve işletenden istenir
Manevi tazminat TBK m. 56 Hayır (KTK m. 92/f) — sürücü, işleten veya İMM sigortacısından istenir

2.1. Bedensel Zararlar

Bedensel zarar kalemleri TBK m. 54’te sayılmıştır: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Bu kalemlerin belirlenmesinde belirleyici veri, maluliyet (sürekli iş göremezlik) oranıdır.

Maluliyet oranı, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş rapora dayanmalıdır. Yerleşik uygulamada bu rapor, Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kurulundan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınır. Raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde çelişki giderilmeden hüküm kurulması bozma sebebidir.

2.2. Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin desteğinden fiilen yararlanan kişilerin gelecekteki muhtemel katkıdan mahrum kalması nedeniyle doğan bir yansıma zarardır. Bu hak mirasçılık sıfatından bağımsızdır; destekten yoksun kalanın şahsında doğar. Eş, çocuklar ve anne-baba yanında, fiilen destek aldığını ispatlayan diğer yakınlar da hak sahibi olabilir.

2.3. Araç Değer Kaybı ve Eşya Zararı

Değer kaybı, aracın hasarsız haldeki ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrasındaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farktır. Hesaplamada aracın markası, modeli, kilometresi, olay tarihindeki yaşı ve yapılan onarım işlemleri birlikte değerlendirilir. Yargı kararlarında, soyut matematiksel formüller yerine piyasa rayiçlerine dayalı analiz esas alınmaktadır. Buna karşılık ticari kazanç kaybı zorunlu trafik sigortası teminatı dışında olduğundan, bu talep kusurlu aracın işleteni veya sürücüsüne yöneltilmelidir.

2.4. Manevi Tazminat

Manevi tazminat, bedensel bütünlüğün zedelenmesi veya bir yakının ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesi amacıyla hükmedilir (TBK m. 56). Miktarın belirlenmesinde kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, maluliyetin oranı ve süresi ile hakkaniyet ilkesi birlikte gözetilir. KTK m. 92/f uyarınca manevi tazminat talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır.

3. Zorunlu Trafik Sigortası Hangi Zararları Karşılamaz?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları poliçe limiti içinde karşılar. KTK m. 92 uyarınca manevi tazminat talepleri, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen talepler ve sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan talepler teminat dışıdır. Dolaylı zararlar da bu kapsamda değerlendirilir.

Teminatın kapsamı bakımından belirleyici gelişme, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıdır (RG: 09.10.2020, S. 31269). Karar ile KTK m. 90’ın birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve m. 92’nin (i) bendi iptal edilmiştir.

Bu iptalin pratik sonucu şudur: sigortacının sorumluluğunun kapsamı, idarece belirlenen genel şartlarla daraltılamaz. Genel şartlarda teminat dışı sayılan bazı kalemler — özellikle kalıcı sakatlık raporu alınana kadarki bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı — bu karardan sonra yeniden sigortacının sorumluluğunda değerlendirilmektedir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, m. 99’da başvuru belgelerinin genel şartlarla belirlenmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etmemiştir.

“…davalı sigortacının sorumluluğunun kapsamının 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği kabul edilemez.”

— Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 08.12.2024 tarihli, 2023/611 E. ve 2024/278 K. sayılı İlamı

4. Dava Açmadan Önce Sigorta Şirketine Başvuru Zorunlu mudur?

Evet. KTK m. 97 uyarınca zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşu başvuruyu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevaplamaz veya verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da sigorta tahkimine başvurabilir.

📜 KANUN METNİ — 

“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97

Bu başvuru, mahkemelerce HMK m. 114/2 kapsamında özel kanunda düzenlenen bir dava şartı olarak değerlendirilmektedir. Uzun süre, eksikliğin yargılama sırasında tamamlanamayacağı ve davanın usulden reddi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımı ise bu katılığı yumuşatmıştır.

“…yargılama devam ederken davacılar tarafından davalıya yazılı başvuru yapıldığı ve davalı tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığı, yargılama aşamasında dava şartının tamamlandığının anlaşılmasına göre işin esası hakkında hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

— Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.09.2023 tarihli, 2023/387 E. ve 2023/9366 K. sayılı İlamı (oyçokluğu; karşı oy bulunmaktadır)

Bu karar, başvurunun dava öncesinde yapılmamış olmasının her halde davanın usulden reddine yol açmadığını göstermektedir. Yine de kararın oyçokluğuyla verildiği ve derece mahkemelerinde farklı uygulamaların sürdüğü dikkate alındığında, başvurunun dava açılmadan önce ve belgeleri eksiksiz biçimde yapılması esastır. Başvurunun tebliğ edildiğini gösteren kayıtların saklanması ayrıca faiz başlangıcı bakımından belirleyicidir.

4.1. Arabuluculuk Dava Şartı mıdır?

Sorunun yanıtı, davanın kime yöneltildiğine bağlıdır. Sigorta şirketine yöneltilen talepler sigorta hukukundan kaynaklandığı için ticari dava sayılmakta ve bir miktar paranın ödenmesi istemini içerdiğinden TTK m. 5/A uyarınca dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmaktadır. Buna karşılık, gerçek kişi sürücü veya işletene karşı haksız fiile dayanılarak açılan davanın ticari dava niteliği bulunmadığı ve arabuluculuk şartına tabi olmadığı yönünde kararlar mevcuttur.

Uygulamada birlik bulunmadığından, aynı dilekçeyle hem sigortacıya hem de gerçek kişilere husumet yöneltilecekse en azından sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecinin tamamlanması, dava şartı yokluğundan usulden ret riskini ortadan kaldırır.

4.2. Sigorta Tahkim Komisyonu Alternatifi

KTK m. 97 zarar görene, dava açmak yerine 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde tahkime başvurma imkânı da tanır. Tahkim yolu, yalnızca üye sigorta kuruluşlarına karşı işletilebilir ve manevi tazminat teminat dışı olduğundan bu yolla talep edilemez. Sürücü ve işletene yöneltilecek talepler bakımından mahkeme yolu zorunludur.

Uygulamada birlik bulunmadığından, aynı dilekçeyle hem sigortacıya hem de gerçek kişilere husumet yöneltilecekse en azından sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecinin tamamlanması, dava şartı yokluğundan usulden ret riskini ortadan kaldırır.

5. Trafik Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Trafik kazası tazminatı gerçek zarar ilkesine göre hesaplanır. Bedensel zararlarda zarar görenin kaza tarihindeki yaşı, maluliyet oranı, geliri ve bakiye ömrü esas alınır; hesap, aktüer bilirkişi tarafından progresif rant yöntemiyle yapılır. Kusur oranı ile müterafik kusur indirimi uygulanır ve sigortacının önceki ödemeleri güncellenerek mahsup edilir.

Hesabın omurgasını üç veri oluşturur: kusur oranı, maluliyet oranı ve gelir. Gelir belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır. Aktif çalışma dönemi yerleşik uygulamada 60 yaşa kadar kabul edilir; bu yaştan bakiye ömrün sonuna kadar geçen süre pasif dönem olarak hesaba katılır.

Bakiye ömrün belirlenmesinde uzun yıllar Fransız kaynaklı PMF 1931 tablosu kullanılmıştır. Yargıtay, ülkeye özgü ve güncel verileri içermesi nedeniyle TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu’nun esas alınması yönünde içtihat değişikliğine gitmiştir; güncel hesaplarda bu tablonun kullanılması beklenir.

Hesaplamada sık karşılaşılan bir hata, bakiye ömrün rapor tarihindeki yaşa göre belirlenmesidir. Yargı kararlarında esas alınması gereken ölçüt kaza tarihindeki yaştır.

“…davacının kaza tarihindeki yaşı ve buna göre bakiye ömür süresi belirlenerek tazminat hesabı yapılması gerektiğinden…”

— Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 15.12.2024 tarihli, 2021/1095 E. ve 2024/208 K. sayılı İlamı

Zarar görenin kendi kusuru (müterafik kusur) tazminattan indirim sebebidir; emniyet kemerinin takılmaması gibi hâller bu kapsamda değerlendirilebilir. Hatır için karşılıksız taşımada ise KTK m. 87 uyarınca Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır ve hakkaniyet indirimi gündeme gelir.

Faiz bakımından ölçüt ikilidir. Haksız fiil sorumluları (sürücü ve işleten) bakımından temerrüt kaza tarihinde doğar. Sigortacı bakımından ise borç, usulüne uygun başvuru ve belgelerin iletilmesinden sonra muaccel hâle gelir; KTK m. 99’daki sekiz iş günlük süre dolduğunda ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüt gerçekleşir. Kazaya karışan aracın ticari nitelikte olması hâlinde avans (ticari) faize hükmedilebilmektedir.

⚠ Uygulama Uyarısı: Yetersiz Ödeme ve İbraname

Sigorta şirketinden bir ödeme alınmış ve ibraname imzalanmış olması, bakiye zararın istenmesine kural olarak engel değildir. KTK m. 111/2 uyarınca, tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma ve uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu iki yıllık süre hak düşürücü süredir; durmaz ve kesilmez.

6. Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Kritik Süreler

KTK m. 110 uyarınca bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür; işleteni kamu kuruluşu olan araçlar da bu kurala tabidir. Sigorta şirketine husumet yöneltildiğinde asliye ticaret mahkemesi, yalnızca gerçek kişilere karşı açılan davalarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Zamanaşımı kural olarak iki ve on yıldır.

Yetki bakımından zarar gören; davalının yerleşim yeri, kazanın meydana geldiği yer, zararın oluştuğu yer ve kendi yerleşim yeri mahkemelerinden birini seçebilir (HMK m. 6 ve m. 16). Sigorta şirketlerinin genel merkezleri büyük ölçüde İstanbul’da bulunduğundan, davalı sigortacının yerleşim yeri mahkemesi olarak İstanbul asliye ticaret mahkemeleri de yetkili hâle gelebilmekte; uygulamada sigorta şirketleri yetki itirazlarını çoğunlukla bu esasa dayandırmaktadır.

Trafik Kazası Tazminatında Kritik Süreler
Süre Konu Dayanak
2 yıl / 10 yıl Maddi zararlarda zamanaşımı: zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde kaza gününden itibaren 10 yıl KTK m. 109/1
Uzamış ceza zamanaşımı Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir (örn. taksirle yaralamada 8 yıl) KTK m. 109/2; TCK m. 66
15 gün Sigorta kuruluşunun, yazılı başvuruyu yazılı olarak cevaplama süresi; süre dolduğunda dava veya tahkim yolu açılır KTK m. 97
8 iş günü Sigortacının, genel şartlarla belirlenen belgelerin iletilmesinden itibaren ödeme yükümlülüğü; sürenin dolmasıyla temerrüt KTK m. 99
2 yıl (hak düşürücü) Yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma ve uzlaşmaların iptali süresi KTK m. 111/2

📜 KANUN METNİ — 

“Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.”

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109/1

KTK m. 109 metninde yalnızca maddi zararlardan söz edilmesi nedeniyle, manevi tazminat taleplerinde Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin genel hükümlerinin uygulanacağı doktrinde savunulmaktadır. Fiilin suç oluşturduğu hâllerde uzamış ceza zamanaşımı süreleri her iki talep bakımından da dava süresini genişletebilir.

7. Sonuç ve Değerlendirme

Trafik kazası tazminat davası, maddi hukuk ile usul hukukunun iç içe geçtiği teknik bir alandır. İşletenin tehlike sorumluluğu zarar göreni güçlü biçimde korurken, sigortacıya başvuru şartı, arabuluculuk, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler gibi usuli eşikler hakkın esasına girilmeden kayba yol açabilmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin 2020 tarihli iptal kararı sonrasında sigortacının sorumluluğunun genel şartlarla daraltılamayacağının kabul edilmesi ve bakiye ömür hesabında TRH 2010 tablosuna geçilmesi, tazminat miktarını doğrudan etkileyen iki güncel gelişmedir. Bu nedenle eski tarihli bilirkişi raporlarına veya güncelliğini yitirmiş hesaplama yöntemlerine dayanılması, gerçek zararın altında bir sonuç doğurabilir.

Sürecin sağlıklı yürütülmesi; başvuru belgelerinin eksiksiz iletilmesi, tebliğ kayıtlarının saklanması, maluliyet ve aktüer raporlarının denetime elverişli biçimde alınması ve süreler bakımından takvimin dikkatle takip edilmesini gerektirir. Somut uyuşmazlığın koşulları farklılık göstereceğinden, sürecin hukuki destek alınarak değerlendirilmesi yerinde olur.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Trafik kazası tazminat davası ne kadar sürer?
Yargılama süresi; kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporlarının alınmasına, delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu davalarda birden fazla bilirkişi incelemesi gerektiğinden süreç uzayabilmektedir. Somut bir süre öngörmek mümkün değildir.
2Manevi tazminat trafik sigortasından tahsil edilebilir mi?
Hayır. KTK m. 92/f uyarınca manevi tazminat talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının dışındadır. Bu talep sürücüye, işletene veya varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısına yöneltilmelidir.
3Sigorta şirketi ödeme yaptıysa yeniden dava açılabilir mi?
Evet. Yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığı belirlenirse bakiye zarar istenebilir. KTK m. 111/2 uyarınca yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşma ve uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu süre hak düşürücüdür.
4Emniyet kemeri takmamak tazminatı azaltır mı?
Zarar görenin kendi kusuru, müterafik kusur olarak tazminattan indirim sebebi sayılır. Emniyet tedbirlerinin alınmaması bu kapsamda değerlendirilebilir. İndirim oranı, kusurun zararın doğumuna veya artmasına etkisine göre belirlenir.
5Yolcu veya yaya olarak zarar görenler tazminat isteyebilir mi?
Evet. İşletenin sorumluluğu üçüncü kişilere yöneliktir; araçtaki yolcu ve yaya bu kapsamdadır. Hatır için karşılıksız taşıma hâlinde ise KTK m. 87 uyarınca Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır ve hakkaniyet indirimi gündeme gelebilir.
6Araç değer kaybı için ayrı dava açmak gerekir mi?
Gerekmez. Değer kaybı, aynı kazadan doğan diğer maddi tazminat kalemleriyle birlikte tek davada istenebilir. Sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından KTK m. 97’deki yazılı başvuru şartı burada da geçerlidir.