...
Masa üzerinde duran resmi sözleşme, hakim tokmağı ve adalet terazisi eşliğinde tokalaşan iki kişi; Nişantaşı bölgesindeki kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu ve hukuki mutabakat sürecini temsil eder.

Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu

Temmuz 26, 2026
Beyaz zemin üzerinde minyatür alışveriş arabası ve boş kağıt çanta; Nişantaşı e-ticaret alışverişlerinde tüketicinin mesafeli satışta cayma hakkını ve koşulsuz ürün iade sürecini temsil eder.

Mesafeli Satışta Cayma Hakkı: 14 Günlük Süre ve İade

Temmuz 28, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Şartları, Hesabı ve Dava Süreci

BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?

Tazminatın hukuki niteliği ve ölüm şartı

Kimlerin talep edebileceği ve çocuklarda destek süreleri

Trafik kazalarında “üçüncü kişi” sıfatı ve desteğin kusurunun etkisi

Tazminatın hesaplanması, SGK mahsubu ve indirim sebepleri

İbranamelerin iptali, zamanaşımı ve faiz ile sık sorulan sorular

Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun düzenli maddi ya da hizmet niteliğindeki desteğini yitiren yakınlarının uğradığı kaybın giderilmesini amaçlayan, kendine özgü bir maddi tazminat türüdür. Bu hak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53. maddesinde düzenlenmiştir ve ölenin malvarlığından miras yoluyla geçmez; doğrudan destekten yoksun kalanın şahsında doğar. Aşağıda; tazminatın koşullarını, kimlerin talep edebileceğini, trafik ve iş kazalarındaki sorumluluğu, hesaplama yöntemini, ibranamelerin denetimini ve zamanaşımı sürelerini güncel yargı kararları ışığında bulacaksınız.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tazminat Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında düzenli olarak sağladığı desteği ölüm nedeniyle yitiren kişilerin ekonomik kaybının karşılanmasıdır. TBK m. 53/3'te düzenlenen bu tazminat, ölüm şartına bağlıdır ve mirasçılık sıfatı aranmaksızın, desteğinden yoksun kalanın kendi şahsında doğan asli bir haktır.

Bu tazminatın temeli, haksız fiil sorumluluğudur. Ölüm; trafik kazası, iş kazası, doktor hatası veya başka bir haksız fiilden kaynaklanabilir. Ortak nokta, ölenin yaşasaydı sürdüreceği desteğin ortadan kalkmasıyla yakınlarının yaşam düzeyinin düşmesidir. Kanun, bu düşüşü tazmin ederek yoksun kalanların muhtaç duruma gelmesini önlemeyi amaçlar.

📜 KANUN METNİ — 

‘’Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.’’

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53

1.1. Tazminatın Hukuki Niteliği: Asli ve Bağımsız Hak

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin terekesine dâhil olup mirasçılara intikal eden bir hak değildir. Zarar, doğrudan hayatta kalanların üzerinde doğduğundan, hak da onların şahsında bağımsız biçimde ortaya çıkar. Bu nedenle ölen ile yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü ya da akrabalık bağı bulunması zorunlu değildir; belirleyici olan fiilî destek ilişkisidir.

Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu

Yargıtay İBBGK, 06.03.1978, E: 1/3 (HGK, E: 2018/32, K: 2020/420 kararında anılmıştır)

1.2. Ölüm Şartı: Maluliyet Yeterli Değildir

Tazminatın olmazsa olmaz koşulu ölümdür. Kaza sonucu mağdur ağır biçimde yaralansa, hatta %100 malul kalsa dahi ölüm gerçekleşmediği sürece destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilemez. Bu hâlde yakınların değil, bizzat yaralananın çalışma gücü kaybına dayalı tazminat talep hakkı gündeme gelir. Ölüm hemen gerçekleşmezse önce tedavi giderleri, ölümle birlikte ise destek kaybı devreye girer.

2. Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Talep Edebilir?

Tazminatı, ölenden fiilen ve düzenli olarak destek gören herkes talep edebilir. Mirasçı veya nafaka alacaklısı olma şartı yoktur. Eş, çocuklar ve anne-baba için destek genellikle karine olarak kabul edilirken; kardeş ve uzak akraba gibi yasal bakım yükümlülüğü bulunmayan kişilerin fiilî desteği ispatlaması gerekir.

2.1. Eş, Çocuklar ve Anne-Baba

Eş ile küçük çocuklar bakımından desteğin varlığı, hayatın olağan akışına göre kabul edilir ve ayrıca ispat gerektirmez. Anne-baba yönünden ise çocuğun onlara fiilen katkı sağladığı ya da sağlamasının beklendiği değerlendirilir. Evli ve ekonomik yönden bağımsız yetişkin çocuklarda ise desteğin süreceğinin somut olarak ortaya konması gerekir.

2.2. Kardeşler ve Uzak Akrabalar: İspat Yükü

Kanuni bakım yükümlülüğü bulunmayan kardeş, torun veya diğer yakınlar için destek karine değildir. Bu kişiler; ölenin kendilerine düzenli ve fiilî olarak destek olduğunu ve bu desteğin süreceğini tanık, ekonomik-sosyal durum araştırması ve benzeri delillerle kanıtlamak zorundadır. İspat edilemediğinde talep reddedilir. Nitekim inceleme konusu bir kararda, evli ve geçimi eşince sağlanan yetişkin kız ile torunların, ileride düzenli destek görecekleri ispatlanamadığı için talepleri reddedilmiştir.

‘’68 yaşındaki müteveffa ...'ın yaşaması halinde, evli olan davacı kızı ve torunlarına ileride eylemli ve düzenli olarak mali yönden ve bu mümkün olmasa bile hizmet ederek ve bakımını sağlayarak destek olacağı hususunun ispatlanamamış olmasına ... göre usul ve kanuna uygun’’

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.04.2023 tarihli, 2021/10128 E. ve 2023/5259 K. sayılı İlamı

2.3. Çocuklarda Destek Süresi ve Yaş Sınırları

Çocukların ne zamana kadar destek görmüş sayılacağı, tazminat hesabında doğrudan etkilidir. Yargı uygulamasında, çocuğun cinsiyeti ve öğrenim durumuna göre kabul edilen yaş sınırları aşağıdaki gibidir. Bu sınırlar karine niteliğinde olup, somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Çocuklarda Destek Süresinin Sona Erdiği Yaş Sınırları
Durum Destek Sona Erme Yaşı
Erkek çocuklar (normal şartlarda) 18 yaş
Kız çocuklar (normal şartlarda) 22 yaş
Yükseköğrenim gören / görme ihtimali bulunanlar 25 yaş

3. Trafik Kazalarında Sorumluluk ve “Üçüncü Kişi” Sıfatı

Ölümlü trafik kazalarında araç işleteni ile Zorunlu Mali Sorumluluk (ZMMS) sigortacısı, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Destekten yoksun kalanlar, sürücü veya işleten tam kusurlu olsa dahi “üçüncü kişi” sayılır; bu nedenle desteğin kusuru, sigorta şirketinden tazminat talebine engel olmaz.

3.1. İşleten ve Sigortacının Müteselsil Sorumluluğu

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 85 uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne yol açarsa işleten ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi zarardan sorumludur. KTK m. 91 gereği bu sorumluluğun karşılanması için Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırılması zorunludur. Hak sahipleri, tazminatı hem işletenden hem de poliçe limitiyle sınırlı olarak sigorta şirketinden isteyebilir. İş kazalarında ise işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, TBK m. 53 kapsamında hem maddi hem manevi tazminat sorumluluğu doğurur.

3.2. Desteğin Kusuru Hak Sahibini Etkiler mi?

Uygulamada en çok tartışılan konu, ölen desteğin kazadaki kusurunun yoksun kalanlara yansıyıp yansımayacağıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, destekten yoksun kalanın bağımsız hak sahibi ve “üçüncü kişi” olduğu gerekçesiyle, desteğin tam kusurunun dahi tazminat talebini engellemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu ilkenin bir istisnası vardır: kazada tam kusurlu olan sürücü, kendi eşi üzerinden destek tazminatı talep edemez.

‘’aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.’’

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2020 tarihli, 2018/32 E. ve 2020/420 K. sayılı İlamı

4. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Tazminat, her hak sahibi için ayrı hesaplanır. Bakiye ömür, güncel Yargıtay uygulamasında TRH 2010 (Ulusal Mortalite) tablosuyla belirlenir; gelir her yıl için %10 artış ve %10 iskonto esasına göre peşin değere indirgenir. Hesaplanan tutardan SGK'nın bağladığı gelirin rücuya tabi ilk peşin sermaye değeri mahsup edilir; müterafik kusur ve yeniden evlenme ihtimali gibi sebeplerle indirim yapılabilir.

4.1. Hesaplama Yöntemi: TRH 2010 Yaşam Tablosu

Aktüeryal hesabın ilk adımı, ölenin ve hak sahiplerinin bakiye (kalan) ömürlerinin belirlenmesidir. Uzun yıllar bu belirleme Fransa kaynaklı 1931 tarihli PMF cetveli ile yapılıyordu. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu 2012/32 sayılı Genelgesiyle ilk peşin sermaye değeri hesabında ülkemize özgü TRH 2010 (Ulusal Mortalite) tablosuna geçmiş; Yargıtay da güncel içtihadıyla bakiye ömrün TRH 2010 tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Böylece kurumlar ve daireler arasında hesaplama birliği amaçlanmıştır.

Bakiye ömür TRH 2010 tablosuyla saptandıktan sonra ölenin geliri; kalan çalışma ve yaşam süresi boyunca elde edeceği kabul edilen kazanç üzerinden, her yıl için %10 artış ve %10 iskonto uygulanarak bugünkü peşin değere indirgenir. Ardından bu gelirden ölenin kendisine ayıracağı pay düşülür ve kalan kısım hak sahipleri arasında paylaştırılır.

4.2. SGK Gelirlerinin Mahsubu

5510 sayılı Kanun m. 21 uyarınca, iş kazası veya trafik kazası nedeniyle SGK tarafından hak sahiplerine gelir bağlanmışsa, bu gelirin rücuya tabi olan ilk peşin sermaye değeri, mükerrer ödemeyi önlemek amacıyla hesaplanan tazminattan mahsup edilir. Bu mahsup doğru yapılmadığında, hem fazla ödeme hem de hak kaybı riski doğar.

4.3. İndirim Sebepleri: Müterafik Kusur ve Yeniden Evlenme

Müterafik (birlikte) kusur: Zarar görenin zararın doğmasına katkısı varsa (örneğin sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmek), TBK m. 51-52 uyarınca tazminattan indirim yapılır.

Yeniden evlenme olasılığı: Sağ kalan eşin yeniden evlenme ihtimali, yaşı ve koşulları dikkate alınarak belirlenen oranda indirim sebebidir.

Hatır taşıması: Ölenin araca hatır (karşılıksız) ilişkisiyle bindiği hâllerde uygun bir indirim gündeme gelebilir.

4.4. Garame Hesabı ve Poliçe Limiti

Toplam tazminatın sigorta poliçesi limitini aşması durumunda, sigortacının ödeyeceği miktar hak sahipleri arasında garame esasına göre (alacakları oranında) paylaştırılır. Poliçe limitini aşan kısım ise işleten ve diğer sorumlulardan talep edilebilir.

5. İbranamelerin İptali ve İrade Sakatlığı

Sigorta şirketi veya sorumlularla yapılan ve gerçek zarara göre açıkça yetersiz kalan ödeme anlaşmaları bağlayıcı değildir. KTK m. 111'e göre yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar iki yıl içinde iptal edilebilir. Açık oransızlık varsa imzalanan belge ibraname değil, yalnızca makbuz niteliğindedir.

Ölüm sonrası hak sahipleri, çoğu zaman gerçek zarar hesaplanmadan düşük bir bedelle “ibraname” imzalamaya yönlendirilir. Hukuk bu tür anlaşmaları iki ayrı yoldan denetler: KTK m. 111'in özel iptal imkânı ve TBK m. 28'in aşırı yararlanma (gabin) hükmü. İptal için ayrı dava açmak şart değildir; görülmekte olan davada da yetersizlik ileri sürülebilir.

📜 KANUN METNİ — 

‘’(1)Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. (2)Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.’’

‘’Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir.’’

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli, 2023/6 E. ve 2024/292 K. sayılı İlamı

İbranamenin İptalinde İki Hukuki Yolun Karşılaştırması
Ölçüt KTK m. 111 TBK m. 28 (Aşırı Yararlanma)
Süre 2 yıl 1 yıl
Sürenin niteliği Hak düşürücü süre Bağlı olmadığını bildirme süresi
Aranan temel koşul Ödemenin yetersiz/fahiş olduğunun açıkça belli olması Zor durum, düşüncesizlik veya deneyimsizlikten yararlanma
İrade sakatlığı ispatı Gerekmez (nesnel ölçüt) Sübjektif unsurun varlığı aranır

6. Zamanaşımı, Faiz ve Usuli Notlar

Trafik kazasından doğan tazminat davalarında zamanaşımı, kural olarak zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde on yıldır; eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir. Sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcı, kural olarak temerrüde düşülen tarihtir; bu nedenle sigortacıya usulüne uygun başvuru yapılması önem taşır. Ayrıca TBK m. 76 uyarınca, inandırıcı kanıt sunulması hâlinde yargılama sürerken geçici ödemeye hükmedilebilmesi, hak sahipleri için önemli bir usuli araçtır.

7. Sonuç ve Değerlendirme

Destekten yoksun kalma tazminatı, miras hukukundan bağımsız, sorumluluk hukukuna özgü kendine has bir kurumdur. Davanın sonucu; fiilî destek ilişkisinin ispatına, TRH 2010 tablosuna dayalı aktüeryal hesabın doğruluğuna, SGK gelirlerinin usulüne uygun mahsubuna ve varsa yetersiz ibranamelerin süresinde denetlenmesine bağlıdır. Özellikle trafik ve iş kazalarında, hak sahiplerinin “üçüncü kişi” konumunda bağımsız hak sahibi olduğu ilkesi belirleyicidir. Süreç teknik ve süreye bağlı olduğundan, somut olayın koşullarına göre hukuki değerlendirme yapılması önem taşır.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Destekten yoksun kalma tazminatını mirasçı olmayanlar isteyebilir mi?
Evet. Tazminat mirasçılık sıfatına bağlı değildir. Ölenden fiilen ve düzenli destek gören kişi, mirasçı olmasa dahi tazminat talep edebilir. Belirleyici olan akrabalık değil, gerçek destek ilişkisidir.
2Maluliyet hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı istenebilir mi?
Hayır. Bu tazminatın ön şartı ölümdür. Mağdur ağır yaralansa veya tam malul kalsa bile ölüm gerçekleşmedikçe destekten yoksun kalma tazminatı doğmaz; bu durumda çalışma gücü kaybına dayalı tazminat gündeme gelir.
3Ölen sürücü tam kusurluysa yakınları tazminat alabilir mi?
Genel kural olarak evet. Destekten yoksun kalanlar üçüncü kişi sayıldığından, desteğin tam kusuru tazminat talebini engellemez ve ZMMS sigortacısından talep edilebilir. Ancak kazada tam kusurlu sürücünün kendisi, eşi üzerinden destek tazminatı isteyemez.
4İmzalanan ibraname tazminat hakkını sona erdirir mi?
Her zaman değil. Ödenen bedel gerçek zarara göre açıkça yetersizse, KTK m. 111 uyarınca iki yıl içinde iptal istenebilir. Açık oransızlık varsa belge ibraname değil makbuz sayılır; ayrı dava şart olmadan görülmekte olan davada da ileri sürülebilir.
5Çocuklar kaç yaşına kadar destek görmüş sayılır?
Yargı uygulamasında erkek çocuklar 18, kız çocuklar 22, yükseköğrenim gören veya görme ihtimali bulunanlar ise 25 yaşına kadar destek görmüş kabul edilir. Bu sınırlar karine niteliğinde olup somut olaya göre değişebilir.
6SGK'dan bağlanan gelir tazminattan düşülür mü?
Evet. 5510 sayılı Kanun m. 21 uyarınca SGK'nın bağladığı gelirin rücuya tabi ilk peşin sermaye değeri, mükerrer ödemeyi önlemek için hesaplanan tazminattan mahsup edilir.
7Tazminat hesabında PMF 1931 mi TRH 2010 tablosu mu kullanılır?
Güncel Yargıtay uygulamasında bakiye ömür, artık Fransız PMF 1931 cetveli yerine ülkemize özgü TRH 2010 (Ulusal Mortalite) tablosuyla belirlenir. Eski PMF esaslı bir rapora süresinde itiraz edilmezse karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceğinden, rapora itiraz önemlidir.
8Trafik kazasında dava zamanaşımı ne kadardır?
Kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde on yıldır. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa, daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.