BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?
Değer kaybı tazminatının tanımı ve hasar bedelinden farkı
Talebin şartları: kusur, onarımın ekonomik olması ve teminat dışı hâller
2026 itibarıyla hesaplama yöntemi ve genel şartlar formülünün akıbeti
Sigortaya başvuru, tahkim ve dava yolu arasındaki tercih
Görevli mahkeme, poliçe limiti, faiz başlangıcı ve zamanaşımı
Araç değer kaybı tazminatı, trafik kazasında hasar gören bir aracın kusursuz biçimde onarılmasına rağmen ikinci el piyasasında uğradığı değer eksilmesinin karşılanmasını amaçlayan maddi tazminat kalemidir. Onarım faturası ödendiği hâlde aracın satış değeri düştüğü için, bu eksilme başlı başına bir zarar olarak kabul edilir.
Kısa yanıt şudur: kazada karşı taraf kusurluysa ve aracın onarımı ekonomik olarak mümkünse, zarar gören hem karşı aracın zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısından poliçe limitiyle sınırlı olarak hem de limiti aşan kısım bakımından araç işleteninden değer kaybı talep edebilir. Talep, kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde ileri sürülmelidir. Sigortacıya dava açılmadan önce yazılı başvuru yapılması ise bir dava şartıdır.
Aşağıda; talebin hukuki dayanağı, şartları, güncel hesaplama tartışması, usul kuralları ve yargı kararlarındaki eğilim sırasıyla ele alınmaktadır.Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tazminat Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Araç Değer Kaybı Tazminatı Nedir?
- 2. Değer Kaybı Talebinin Şartları Nelerdir?
- 3. Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?
- 4. Değer Kaybı Başvurusu Nasıl Yapılır?
- 5. Değer Kaybı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
- 6. Kime Karşı ve Ne Kadar Talepte Bulunulabilir?
- 7. Faiz, Temerrüt ve Zamanaşımı Nasıl İşler?
- 8. İkame Araç Bedeli Değer Kaybından Ayrı Talep Edilebilir mi?
- 9. Sonuç ve Değerlendirme
- 10. İlgili Makaleler
1. Araç Değer Kaybı Tazminatı Nedir?
Araç değer kaybı tazminatı, trafik kazasında hasar gören aracın onarılmasına rağmen ikinci el piyasa değerinde kalıcı olarak meydana gelen düşüşün giderilmesi talebidir. Zarar, aracın kaza öncesi hasarsız rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki farktan doğar ve onarım bedelinden bağımsız bir kalem olarak istenir.
Bir aracın kaporta, şasi veya gövde parçalarında boya ya da değişim işlemi görmesi, ikinci el alıcısı nezdinde ölçülebilir bir güven kaybı yaratır. Hasar kayıtları ekspertiz sorgusuyla görülebildiğinden, kusursuz onarılmış bir araç dahi hasarsız emsaline göre daha düşük bedelle satılır.
Bu fark, hukuken giderilmesi gereken bir malvarlığı eksilmesidir. Nitekim uygulamada değer kaybı, onarım bedelinden ayrı ve ona ek olarak talep edilebilen bağımsız bir zarar kalemi kabul edilmektedir.
1.1. Hasar Bedeli, Değer Kaybı ve İkame Araç Bedeli Ayrımı
Üç kalem sıklıkla karıştırılır. Hasar bedeli aracı eski hâline getirmenin maliyetidir; değer kaybı onarımdan sonra geriye kalan ekonomik eksilmedir; ikame araç bedeli ise onarım süresince araçtan yararlanamamanın karşılığıdır. Bu ayrım, hem hangi sigortadan talepte bulunulacağını hem de hangi tarafa husumet yöneltileceğini belirler.
| Zarar Kalemi | Neyi Karşılar? | ZMMS Teminatı Kapsamında mı? |
|---|---|---|
| Hasar (onarım) bedeli | Aracın fiziki bütünlüğünün eski hâle getirilmesi için gereken parça ve işçilik gideri | Evet, poliçe limitiyle sınırlı olarak |
| Değer kaybı tazminatı | Kusursuz onarıma rağmen aracın ikinci el piyasa değerinde kalan eksilme | Evet, poliçe limitiyle sınırlı olarak |
| İkame araç (mahrumiyet) bedeli | Onarım süresince araçtan yararlanamamaktan doğan zarar | Kural olarak hayır; dolaylı zarar sayıldığı için işletene yöneltilir |
| Ekspertiz / rapor gideri | Zararın tespiti için yapılan zorunlu masraf | Yargılama gideri olarak talep edilebilir |
1.2. Hukuki Dayanak: Haksız Fiil ve İşletenin Sorumluluğu
Değer kaybı talebinin temeli haksız fiil sorumluluğudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi genel kuralı koyarken, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu motorlu araç işletenleri bakımından özel bir sorumluluk rejimi öngörmektedir.
📜 KANUN METNİ —
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49/1
📜 KANUN METNİ —
“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”
İşleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Sigortacının sorumluluğu ise işletenin sorumluluğuna bağlı olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zarar gören, zararını ve karşı tarafın kusurunu ispatla yükümlüdür.
2. Değer Kaybı Talebinin Şartları Nelerdir?
Değer kaybı talebi dört şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: kazada karşı tarafın kusurlu olması, araçta gerçek bir değer eksilmesinin doğması, onarımın ekonomik olarak mümkün bulunması ve talebin kanunda öngörülen teminat dışı hâller kapsamında kalmaması. Bu şartlardan birinin yokluğu talebin reddine yol açar.
2.1. Kusur ve Kusur Oranının Belirlenmesi
Tazminat, karşı tarafın kusuru oranında hükmedilir. Kusur; kaza tespit tutanağı, kamera görüntüleri, ceza soruşturması dosyası ve adli trafik bilirkişisi raporu birlikte değerlendirilerek belirlenir. Zarar görenin tam kusurlu olduğu hâllerde karşı aracın sigortacısından talepte bulunulamaz.
Park hâlindeki araca çarpma gibi hâllerde ise çarpan sürücünün asli kusurlu sayılması yerleşik bir uygulamadır. Örneğin Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/704 E., 2024/420 K. sayılı ve 12.06.2024 tarihli kararında; nizami park hâlindeki araca çarpan sürücünün tam kusurlu kabul edildiği, aracın hasarına bağlı olarak doğan değer kaybının poliçe limiti içinde kalması nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir. (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
2.2. Onarımın Ekonomik Olması: Pert Araçta Değer Kaybı
Değer kaybı, onarılabilen ve onarımı ekonomik olan araçlar bakımından söz konusudur. Onarım bedeli ile sovtaj (hurda) değerinin toplamı, aracın kazasız rayiç değerini aşıyorsa araç ekonomik açıdan tam hasarlı, yani pert kabul edilir. Bu durumda zarar, onarım üzerinden değil rayiç değer ile sovtaj arasındaki fark üzerinden hesaplanır ve ayrıca değer kaybı istenemez.
“Davacı tarafça dava açılışında değer kaybı zararı talebinde bulunulmuş ise de yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde aracın onarımının ekonomik olmadığı anlaşıldığından araçta değer kaybı zararı oluşmayacağı değerlendirilmiş ve değer kaybı zararına yönelik talebin reddine karar verilmiştir.”
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.11.2024 tarihli, 2023/647 E. ve 2024/1058 K. sayılı Gerekçeli Kararı
Kanun koyucu, bazı talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında bırakmıştır. Bunların başında hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarma işlemi görmüş araçlara ilişkin değer kaybı talepleri gelir.
2.3. Kanunen Teminat Dışı Bırakılan Hâller
Aynı kararda, aracın malik tarafından fiilen tamir ettirilip kullanılmasının pert sonucunu değiştirmediği kabul edilmiştir. Bu nedenle ağır hasarlı dosyalarda, talebin değer kaybı mı yoksa tam hasar (pert) bedeli mi olarak kurulacağı en başta belirlenmelidir.
📜 KANUN METNİ —
“Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri,”
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 92/1-l
Buna ek olarak gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi yansıma yoluyla doğan dolaylı zararlar da zorunlu sigorta teminatının dışındadır. Bu ayrım, ikame araç bedelinin neden sigortacıdan istenemediğini açıklar.
| Talep Edilebilen Hâller | Talep Edilemeyen / Sınırlanan Hâller |
|---|---|
| Karşı taraf tam veya kısmen kusurlu ve araçta onarım sonrası piyasa değeri düşmüş | Zarar görenin kendisi tam kusurlu |
| Onarımın ekonomik olduğu (pert sayılmadığı) araçlar | Onarımı ekonomik olmayan, pert kabul edilen araçlar |
| Boya, değişim veya kaporta işlemi görmüş taşıyıcı ve gövde parçaları | Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarma işlemi görmüş araçlar (KTK m. 92/l) |
| Zamanaşımı süresi içinde ve usulüne uygun başvuru yapılmış talepler | Gelir kaybı, kâr kaybı, kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar |
3. Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?
Değer kaybı, aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile onarıldıktan sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi suretiyle hesaplanır. Bu yöntem gerçek zarar ilkesine dayanır ve sabit bir yüzde ya da tek bir formülle sınırlı değildir.
3.1. Yargı Uygulamasının Esas Aldığı Yöntem: Piyasa Rayiç Farkı
Yüksek mahkeme uygulaması, hesaplamanın denetime elverişli ve ayrıntılı bir bilirkişi raporuna dayandırılmasını aramaktadır.
“Dava konusu aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.10.2021 tarihli, 2021/2419 E. ve 2021/6820 K. sayılı İlamı (kararda uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli, 2016/4626 E. ve 2019/262 K. sayılı bozma ilamından)
3.2. Genel Şartlar Formülünün Akıbeti: İptal Kararları
Uzun süre sigortacılar, değer kaybını Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki formüle göre hesaplamıştır. Bu formülün dayanağı ise ardı ardına verilen iptal kararlarıyla zayıflamıştır.
- Anayasa Mahkemesi, 17.07.2020 tarihli ve E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıyla Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ve 92. maddelerinde genel şartlara atıf yapan ibareleri iptal etmiştir.
- Anayasa Mahkemesi, 29.12.2022 tarihli ve E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararıyla (Resmî Gazete: 14.02.2023, S. 32104), 7327 sayılı Kanun’la 90. maddeye eklenen ve değer kaybı tazminatının hesabına ilişkin ölçütleri belirleyen cümle ile fıkrayı iptal etmiştir.
Bu tabloda, Kanun’un 90. maddesinin yürürlükteki hâli iptal edilen ibareler çıkarılmış biçimde okunmalıdır.
📜 KANUN METNİ —
“Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (…) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”
İlk derece mahkemeleri de bu yönde karar vermektedir. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/199 E., 2025/214 K. sayılı ve 19.02.2025 tarihli kararında, Anayasa Mahkemesi kararlarının devam eden uyuşmazlıklara uygulanacağı gerekçesiyle hesaplamanın genel şartlar ekindeki yönteme göre yapılamayacağı belirtilmiş; zarar, gerçek zarar ilkesi çerçevesinde ölçütler tek tek tartışılarak tespit edilmiştir. (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
Buna karşılık bazı dosyalarda eksper raporlarının hâlâ genel şartlardaki formüle göre düzenlendiği ve mahkemelerce hükme esas alındığı görülmektedir. Uygulamadaki bu farklılık, itiraz dilekçelerinde hesaplama yönteminin ayrıca tartışılmasını gerektirir.
3.3. Bilirkişi İncelemesinde Dikkate Alınan Ölçütler
Kararlarda tekrarlanan ölçütler şunlardır: aracın markası, model yılı ve donanımı; kullanım amacı ve süresi; kilometre düzeyi ve yıpranma payı; hasarın ağırlığı ile hasar gören bölgeler; boyanan ve değiştirilen parça sayısı; onarımda kullanılan parçaların orijinal olup olmadığı; aracın kazadan önceki hasar geçmişi ve tramer kayıtları.
Aynı bölgeden daha önce hasar almış bir araçta değer kaybı doğmayabileceği gibi, tespit edilen miktar önemli ölçüde azalabilir. Bu nedenle başvuru öncesinde tramer sorgusunun incelenmesi isabetli olur.
4. Değer Kaybı Başvurusu Nasıl Yapılır?
Zarar gören, dava açmadan önce karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı başvuruda bulunmak zorundadır. Sigorta kuruluşu başvuruyu on beş gün içinde cevaplamaz veya verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir.
4.1. Sigortacıya Yazılı Başvuru: Dava Şartı
📜 KANUN METNİ —
“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
Bu şart yerine getirilmeden açılan davalar, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Başvurunun ispatı da en az kendisi kadar önemlidir; tebligat, kargo teslim kaydı veya kurumsal evrak kaydı gibi tarihi belgeleyen bir yöntem tercih edilmelidir. Başvuru tarihi, aynı zamanda faizin başlangıcını belirleyen temerrüdün de dayanağıdır.
Başvuruya kaza tespit tutanağı, ruhsat fotokopisi, onarım faturası veya ekspertiz raporu, aracın hasarlı hâline ilişkin fotoğraflar ve banka hesap bilgisi eklenmelidir. Sigortacının eksik belge itirazını sonradan ileri sürmesini önlemek için evrak listesinin yazılı olarak talep edilmesi yararlıdır.
4.2. Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Dava mı?
Zarar gören, sigortacıya karşı dava açmak yerine 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkim yoluna başvurabilir. Tahkim yolu genellikle daha hızlı sonuçlanır; buna karşılık işletene yöneltilecek talepler tahkim kapsamına girmez. Poliçe limitini aşan bir zarar söz konusuysa, sigortacı ve işleten aleyhine tek bir davada birlikte talepte bulunmak usul ekonomisi bakımından tercih edilebilir.
Tahkim yolunda verilen usulden ret niteliğindeki hakem kararları, aynı uyuşmazlık için yeniden dava açılmasına engel oluşturmaz.
4.3. Arabuluculuk Dava Şartı Uygulanır mı?
Ticari davalarda konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri için arabuluculuk dava şartıdır. Ancak Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi sigortacıya başvuruyu zorunlu bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak öngördüğünden, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi uyarınca bu tür uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz.
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/647 E. sayılı dosyasında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2024 tarihli, 2022/2615 E., 2024/7426 K. sayılı ilamına atıfla; sigortacıya başvuru şartı yerine getirildikten sonra ayrıca arabuluculuğa gidilmesi hâlinde doğan ücretin davalıya yüklenemeyeceği kabul edilmiştir. (karardan aktarılarak özetlenmiştir) Bu nedenle gereksiz arabuluculuk başvurusu, kazanılan davada dahi davacı üzerinde kalan bir gider doğurabilir.
Buna karşılık uygulamada bazı mahkemelerin, yalnızca sigorta şirketine yöneltilen talepler bakımından arabuluculuğu dava şartı saydığı da görülmektedir. Somut dosyada hangi yolun izleneceği, davalı sıfatı ve yerel uygulama birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
5. Değer Kaybı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Davanın sigorta şirketine yöneltilmesi hâlinde uyuşmazlığa sigorta hukuku uygulanacağından dava mutlak ticari nitelik taşır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dava yalnızca araç maliki, işleteni veya sürücüsüne karşı açılmışsa ve taraflar tacir değilse, haksız fiile dayalı uyuşmazlık asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Görev kamu düzenindendir ve mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevsiz mahkemede açılan dava usulden reddedilir; kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır. Bu nedenle husumetin kime yöneltileceği ile görevli mahkeme birlikte kararlaştırılmalıdır.
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/192 E., 2025/216 K. sayılı ve 28.02.2025 tarihli kararında; davacı ve davalı araçlarının ruhsat kayıtlarının hususi nitelikte olduğu, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve tarafların ticari işletmeleriyle ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle asliye ticaret mahkemesinin görevsizliğine, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir. (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
Yetki bakımından ise seçimlik imkân vardır: haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, davalının yerleşim yeri veya sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir. Kazanın İstanbul’da meydana geldiği dosyalarda, kaza yerine göre İstanbul Adalet Sarayı ile İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’ndaki mahkemelerin ayrı yargı çevrelerinde yer aldığı gözetilmelidir.
| Davanın Yöneltildiği Taraf | Uyuşmazlığın Niteliği | Görevli Mahkeme |
|---|---|---|
| Sigorta şirketi (tek başına veya işletenle birlikte) | Sigorta hukuku uygulanacağından mutlak ticari dava | Asliye ticaret mahkemesi |
| Yalnızca araç maliki / işleteni / sürücüsü | Haksız fiil; taraflar tacir değil ve iş ticari işletmeyle ilgili değil | Asliye hukuk mahkemesi |
| Yalnızca işleten, ancak taraflar tacir ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgili | Nispi ticari dava | Asliye ticaret mahkemesi |
6. Kime Karşı ve Ne Kadar Talepte Bulunulabilir?
Değer kaybı, kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından poliçe limitiyle sınırlı olarak; limiti aşan kısım bakımından ise araç işleteninden ve sürücüsünden talep edilebilir. Varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı, zorunlu sigorta limitinin üzerinde kalan miktardan kendi teminat limitine kadar sıralı biçimde sorumludur.
Sorumluluk müteselsil değil sıralıdır. Önce zorunlu sigorta limiti tüketilir; ardından ihtiyari mali sorumluluk sigortası devreye girer; kalan kısımdan işleten sorumlu tutulur. Bu sıralama, dava dilekçesindeki talep sonucunun da buna göre kurulmasını gerektirir.
Poliçe limiti, kaza tarihinde yürürlükte olan poliçeye göre belirlenir. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen 2026 yılı asgari teminat tutarlarında araç başına maddi hasar teminatı 400.000 TL, kaza başına maddi hasar teminatı 800.000 TL olarak uygulanmaktadır. Eski tarihli kazalarda ise o dönemin — çoğu zaman çok daha düşük — limitleri esas alınır.
Ayrıca sigortacının aynı hasar dosyasında yaptığı onarım ödemeleri limitten düşülür. Bu nedenle ağır hasarlı bir kazada değer kaybı, limit tükendiği için sigortacıdan tahsil edilemeyebilir; böyle bir dosyada işletene husumet yöneltilmemesi hak kaybına yol açar.
Kısmi ödeme yapılan dosyalarda ise talep, ödenen tutar mahsup edilerek bakiye üzerinden kurulmalıdır. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi’nin anılan kararında, bilirkişi raporuyla belirlenen değer kaybından sigortacının dava öncesi ödediği tutar mahsup edilerek yalnızca bakiye alacağa hükmedilmiştir. (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
Kiralık araçlarda işleten sıfatının kiracıya geçtiği savunması sıkça ileri sürülür. Bu savunmanın kabulü için kira sözleşmesinin uzun süreli olması ile araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve bunun zarar gören üçüncü kişileri de bağlayacak biçimde ispatlanması aranır.
7. Faiz, Temerrüt ve Zamanaşımı Nasıl İşler?
İşleten ve sürücü bakımından faiz kaza tarihinden itibaren işler. Sigortacı bakımından ise faiz, gerekli belgelerle yapılan yazılı başvurunun ardından temerrüdün oluştuğu tarihte başlar. Talep, kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir.
Zarar veren bakımından borç haksız fiil anında doğduğundan faiz başlangıcı kaza tarihidir. Sigortacının borcu ise ihbar ve belge tesliminden sonra muaccel olur; Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca sigortacı, gerekli belgelerin kendisine ulaştığı tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapmakla yükümlüdür. Uygulamada bazı kararlarda 97. maddedeki on beş günlük sürenin sonu, bazılarında ise sekiz iş gününün sonu temerrüt tarihi kabul edilmektedir.
Faiz türü, zarar görenin ve aracın niteliğine göre belirlenir. Hususi araçlarda yasal faize hükmedilirken, aracın ticari amaçla kullanıldığı ve zarar görenin tacir sıfatını taşıdığı hâllerde avans (ticari) faizi talep edilebilmektedir.
📜 KANUN METNİ —
“Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109/1-2
Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan ve suç oluşturmayan kazalarda uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz; bu dosyalarda iki yıllık süre belirleyicidir. Zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi, sigortacıya karşı da kesilmesi sonucunu doğurur.
| Sorumlu | Faiz Başlangıcı | Uygulanacak Faiz |
|---|---|---|
| Araç maliki / işleteni / sürücüsü | Kaza (haksız fiil) tarihi | Zarar gören hususi araç ise yasal faiz; ticari araç ise avans faizi |
| ZMMS sigortacısı | Belgeli yazılı başvuruyu izleyen sürenin dolmasıyla oluşan temerrüt tarihi | Sigortacı tacir olduğundan uygulamada avans (ticari) faizi tartışılır |
| Tüm sorumlular (zamanaşımı) | Zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten 2 yıl, her hâlde kaza gününden 10 yıl | Fiil suç teşkil ediyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır |
8. İkame Araç Bedeli Değer Kaybından Ayrı Talep Edilebilir mi?
İkame araç (araç mahrumiyet) bedeli, onarım süresince araçtan yararlanamamanın karşılığı olup değer kaybından ayrı bir zarar kalemidir. Dolaylı zarar niteliği taşıdığı için kural olarak zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalır ve araç işletenine yöneltilir.
Uygulamada zarar gören fiilen araç kiralamamış olsa dahi, aracından yararlanamadığı makul süre kadar zararın doğduğu kabul edilmektedir. Süre, tamir edilen araçlarda makul onarım süresi; pert olan araçlarda ise benzer bir aracın temini için gereken süre esas alınarak belirlenir.
“Araç mahrumiyet bedeli tazminatı yönünden ise bu zarar kaleminin doğrudan zararlardan olmaması nedeniyle poliçe teminatı kapsamında olmaması nedeniyle Sigorta Şirketine yöneltilen bu dava yönünden davanın reddine”
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2026 tarihli, 2024/998 E. ve 2026/101 K. sayılı İlamı
Bu nedenle ikame araç talebinin doğrudan işletene ve sürücüye yöneltilmesi gerekir. Talebin yalnızca sigorta şirketine karşı ileri sürülmesi, esasa girilmeden reddedilme riskini doğurur.
9. Sonuç ve Değerlendirme
Araç değer kaybı tazminatı, teknik tespit ile usul kurallarının birlikte işlediği bir alandır. Talebin sonucunu belirleyen unsurlar; kusur dağılımı, onarımın ekonomik olup olmadığı, hesaplama yönteminin gerçek zarar ilkesine uygunluğu, husumetin doğru tarafa yöneltilmesi ve poliçe limitinin durumudur.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarının ardından genel şartlar ekindeki formülün uygulanabilirliği tartışmalı hâle gelmiş, hesaplamada piyasa rayiç farkına dayanan yaklaşım öne çıkmıştır. Bu nedenle eksper veya bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarda hesaplama yönteminin ayrıca ele alınması önem taşır.
Usul yönünden ise sigortacıya yazılı başvuru şartı, iki yıllık zamanaşımı süresi ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, esasa ilişkin haklı bir talebin dahi kaybedilmesine yol açabilecek kritik eşiklerdir. Sürecin, dosyaya özgü delil durumu değerlendirilerek ve süreler gözetilerek yürütülmesi gerekir.






