...
İcra ve İflas Kanunu uyarınca mali yükümlülüklerin yeniden yapılandırılması ve konkordato süreci kapsamında bütçe analizi yapan iş ortakları ve hukukçular.

Konkordato Süreci: Başvuru, Mühlet ve Tasdik Aşamaları (İİK m. 285 vd.)

Mayıs 30, 2026
İş kanunu uyarınca en yüksek devlet memuru emekli ikramiyesi baz alınarak belirlenen kıdem tazminatı tavanı sınırına göre hesaplama yapan bir uzman.

Kıdem Tazminatı Tavanı 2026: Şartlar, Hesaplama ve Yargıtay Kararları

Mayıs 31, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Tek Satıcılık Sözleşmesi (Distribütörlük): Unsurlar, Tazminat ve Fesih

Makale Yol Haritası
Tanım ve Hukuki Nitelik  ➔  Temel Unsurlar  ➔  Tarafların Borçları  ➔  Denkleştirme Tazminatı  ➔  Rekabet Hukuku  ➔  Fesih ve Tazminat

Tek satıcılık sözleşmesi, üretici ya da sağlayıcı ile dağıtıcı arasında kurulan, ticari hayatın en sık başvurulan dağıtım ilişkilerinden biridir. Buna rağmen Türk Borçlar Kanunu'nda özel bir başlık altında düzenlenmemiş olması, taraflar arasında uyuşmazlık doğduğunda ciddi belirsizlikler yaratır.

Sözleşmenin başlığının “bayilik” ya da “distribütörlük” olması, hukuki sonuçları tek başına belirlemez. Asıl belirleyici olan, taraflara tanınan münhasırlık hakkı ve üstlenilen borçlardır. Bu metin, tek satıcılık sözleşmesinin geçerlilik şartlarını, denkleştirme tazminatı koşullarını, rekabet hukuku eşiklerini ve fesih halinde doğan tazminat türlerini güncel içtihatlar ışığında açıklamaktadır.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Ticaret ve Şirketler Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Tek Satıcılık Sözleşmesi Nedir?

Tek satıcılık sözleşmesi; sağlayıcının ürünlerini belirli bir bölgede satmak üzere tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının ise bu ürünleri kendi adına ve hesabına satıp sürümünü artırmayı üstlendiği, çerçeve niteliğinde, sürekli edimli ve kanunda düzenlenmemiş atipik bir sözleşmedir.

Doktrinde hakim görüş, tek satıcılık sözleşmesinin kendine özgü (sui generis) yapıda atipik bir sözleşme olduğu yönündedir. Sözleşme, taraflar arasında ileride yapılacak münferit satışların genel çerçevesini çizer ve güvene dayalı, sürekli bir iş birliği kurar.

Yargıtay, tek satıcılık ilişkisini sağlayıcı ve distribütör arasındaki çerçeve sözleşme olarak tanımlamış; bu ilişkiyi bayilikten ayıran temel ölçütün belirli bir bölgede satış unsuru olduğunu vurgulamıştır.

📜 Yargıtay Kararı

''Tek satıcılık sözleşmesi, üretici/sağlayıcı ile distribütör (dağıtıcı) arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve öyle bir sözleşmedir ki, sağlayıcı yani üretici mallarının tamamını ya da bir kısmını belli bir bölgede satmak üzere bedeli mukabilinde distribütöre göndermeyi, distribütörün de üreticinin ya da sağlayıcının dağıtım ağına dahil olarak sözleşme kapsamındaki mal veya hizmetleri kendi adına ya da hesabına satıp bu mal veya hizmetlerin sürümünü arttırıcı faaliyetlerde bulunmayı üstlenir.''

— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 13.05.2024 tarihli, 2022/5800 E. ve 2024/3826 K. sayılı İlamı

Tek satıcının hukuki bağımsızlığı ile ekonomik bağımlılığı arasındaki ayrım, ilişkinin niteliğini ortaya koyar. Tek satıcı kendi adına ve hesabına hareket etse de, sağlayıcının satış organizasyonuna ekonomik olarak bağlıdır.

📜 Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

''Tek satıcının hukuki bakımdan bağımsız olarak kendi adına ve hesabına hareket etmesi, ancak ekonomik bakımdan yapımcının satış organizasyonuna bağlı olması, satılacak mal miktarının başlangıçta kesin olarak saptanamaması ve yapımcının mallarının sürümünü artırma yükümlülüğünün tek satıcı üzerinde olması gibi hususlar, tek satıcılık sözleşmesinin kendisine özgü yapısının başlıca göstergeleridir.''

— İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 30.01.2025 tarihli, 2022/1142 E. ve 2025/98 K. sayılı İlamı

2. Tek Satıcılık ile Bayilik Sözleşmesi Arasındaki Fark Nedir?

Tek satıcılık sözleşmesini bayilikten ayıran temel ölçüt münhasırlıktır. Tek satıcılıkta dağıtıcıya belirli bir bölgede tekel hakkı tanınırken, münhasırlık içermeyen ilişki adi bayilik sayılır. Bu ayrım, özellikle denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi bakımından kritiktir.

Yargıtay, bayilik sözleşmesinde “belli bir bölgede satmak” unsurunun bulunmadığını belirtmiş ve tek satıcılığı bayiliğin nitelikli bir türü olarak konumlandırmıştır.

📜 Yargıtay Kararı

“Esasen tek satıcılık sözleşmesi bayilik sözleşmesinin bir alt türüdür.”

— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 13.05.2024 tarihli, 2022/5800 E. ve 2024/3826 K. sayılı İlamı

Aşağıdaki karşılaştırma, uygulamada sıkça karıştırılan bu iki ilişkinin ayırt edici noktalarını özetlemektedir.

Ölçüt Tek Satıcılık (Münhasır) Adi Bayilik
Münhasırlık Belirli bölgede tekel hakkı var Tekel hakkı yok
Bölge tahsisi Esaslı unsur Zorunlu değil
Denkleştirme tazminatı Şartları varsa talep edilebilir Talebi oldukça güçtür
Hareket biçimi Kendi nam ve hesabına Kendi nam ve hesabına
Hukuki nitelik Atipik / sui generis Atipik / sui generis

3. Sözleşmenin Temel Unsurları ve Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Tek satıcılık sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlı değildir. Ancak münhasırlık (tekel) hakkı sözleşmenin kurucu unsurudur; tahkim ve cezai şart gibi ek düzenlemelerin geçerliliği ile ispat kolaylığı bakımından yazılılık büyük önem taşır.

3.1. Münhasırlık (Tekel Hakkı)

Sağlayıcının belirlenen bölgede başkasına satış yetkisi vermemesi ve kural olarak kendisinin de doğrudan satış yapmaması, tek satıcılık sözleşmesinin ayırt edici unsurudur. Üreticinin aynı bölgede başka satış kanallarına izin vermesi, ilişkinin tek satıcılık değil bayilik olarak nitelendirilmesine yol açabilir.

3.2. Şekil Şartı

Tek satıcılık sözleşmesi için kanunen yazılı şekil şartı öngörülmemiştir. Yine de uyuşmazlıkta ispat yükünü hafifletmek ve münhasırlık ile rekabet yasağı gibi hükümleri belgelemek için sözleşmenin yazılı yapılması tavsiye edilir.

3.3. Tahkim Şartı

Süresi dolan bir sözleşmedeki tahkim şartı, ticari ilişki fiilen sürse dahi kendiliğinden uzamaz. Tahkim iradesinin açıkça ortaya konması gerekir; aksi halde uyuşmazlık mahkemelerde görülür.

📜 Yargıtay Kararı

''Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; taraflar arasındaki 01.01.2008 tarihli sözleşmenin 15.1 maddesine rağmen tarafların aralarındaki ilişkiyi devam ettirerek sözleşmeyi sürdürme iradelerini ortaya koydukları, anılan sözleşmenin 17.2 nci maddesinde sözleşmenin feshinden, iptalinden veya sona ermesinden sonra tahkim şartının varlığını sürdüreceğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla sözleşmenin uzaması ile birlikte tahkim şartının da uzadığı, zira örtülü olarak sözleşmenin sürdürülmesi karşısında sözleşmenin bazı hükümlerinin varlığını sürdürdüğü, bazı hükümlerinin ise varlığını sürdürmediğini savunmanın kanunî dayanağının bulunmadığı, dolayısıyla taraflar arasında tahkim şartının varlığını sürdüğü ve buna ilişkin itirazın kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, dolayısıyla direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.''

— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.11.2023 tarihli, 2023/103 E. ve 2023/1185 K. sayılı İlamı

4. Tarafların Yükümlülükleri ve Uygulanacak Hukuk

Tek satıcının başlıca borçları; asgari alım, bölgede aktif pazarlama yaparak sürümü artırma, bilgi verme, müşteri hizmetleri sunma, sağlayıcının menfaatlerini koruma, sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülükleridir. Bu borçların ihlali, sağlayıcıya haklı nedenle fesih imkanı verebilir.

Sözleşmeye, niteliğine uygun düştüğü ölçüde acentelik, vekalet, adi ortaklık, satış ve hizmet sözleşmesi hükümleri kıyasen uygulanır. Sözleşmenin karakteristik edimi distribütörün edimi olarak kabul edilir; bu husus, özellikle yabancılık unsuru taşıyan ilişkilerde uygulanacak hukukun tayini bakımından belirleyicidir.

Hangi acentelik hükmünün ne ölçüde kıyasen uygulanacağı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş geniş bir kıyası savunurken, diğer görüş her somut olayda sınırlı bir kıyas yapılmasını önermektedir. Bu konuda acentelik müessesesinin temel hak ve borçlarını incelemek yararlı olacaktır.

5. Denkleştirme (Portföy) Tazminatı Şartları Nelerdir?

Denkleştirme tazminatı; sözleşme sona erdikten sonra sağlayıcının, tek satıcının kazandırdığı müşteri çevresinden önemli menfaat elde etmeye devam etmesi ve tek satıcının ücret kaybına uğraması halinde, hakkaniyete aykırı düşmedikçe talep edilebilen bir tazminattır. Talep, sözleşme sona erdikten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.

Tazminatın yasal dayanağı, acentelik için öngörülen TTK m. 122 hükmünün beşinci fıkrasıdır. Bu fıkra, denkleştirme istemini tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelere de teşmil etmektedir.

📜 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

''(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;

a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,

b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve

c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,

acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.

(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.

(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.

(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.''

— Türk Ticaret Kanunu m. 122

Tazminatın koşulları birlikte gerçekleşmelidir. Tek satıcının kusuruyla sözleşme feshedilmişse denkleştirme istenemez. Aşağıdaki tablo, talebin temel ölçütlerini özetler.

Konu Açıklama
Yasal dayanak TTK m. 122/5 (acentelik hükmünün kıyasen uygulanması)
Münhasırlık Tekel hakkı veren ilişki bulunmalıdır
Sağlayıcının menfaati Müşteri portföyünden sona ermeden sonra da yararlanmalı
Tek satıcının kaybı Ücret/kazanç kaybına uğramış olmalı
Hakkaniyet Ödeme hakkaniyete uygun düşmeli
Engel Tek satıcının kusurlu feshinde talep edilemez
Üst sınır Son beş yıllık ortalama yıllık kazancı aşamaz

Denkleştirme Tazminatı Ne Kadar Sürede Talep Edilmelidir?

Denkleştirme istemi, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir. TTK m. 122/4'te öngörülen bu süre geçtikten sonra yapılan talepler reddedilir; bu nedenle sürenin titizlikle takip edilmesi gerekir.

6. Tek Satıcılıkta Rekabet Hukuku ve Grup Muafiyeti Sınırları

Tek satıcılık sözleşmeleri rekabeti sınırlayan dikey anlaşmalardır ve 4054 sayılı Kanun m. 4 kapsamındadır. Sağlayıcının ilgili pazardaki payı %30'u aşmadığı sürece 2002/2 sayılı Tebliğ ile grup muafiyetinden yararlanılabilir. Fiyat belirleme ve internet satışı kısıtlamaları gibi ağır sınırlamalar muafiyeti ortadan kaldırır.

Grup muafiyetinin temel eşiği pazar payıdır. 2021/4 sayılı Tebliğ ile yapılan değişiklik sonrasında sağlayıcının ilgili pazardaki payının %30'u aşmaması koşulu güncel olarak uygulanmaktadır. Eşiğin aşılması halinde anlaşmanın bireysel muafiyet bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Distribütörün yeniden satış fiyatını serbestçe belirleyememesi, pasif satışların ya da internet satışlarının engellenmesi ağır kısıtlama (hardcore) sayılır ve sözleşmeyi muafiyet dışına çıkarır. Distribütörlük sözleşmesinin paralel ithalatı engellemek amacıyla kullanılması da rekabet ihlali oluşturur.

Rekabet Hukuku Ölçütü Güncel Sınır / Sonuç
Sağlayıcının pazar payı eşiği %30 (2002/2 sayılı Tebliğ, 2021/4 değişikliği)
Rekabet etmeme süresi Kural olarak en çok 5 yıl
Yeniden satış fiyatı Belirleme serbestisi engellenemez
İnternet / pasif satış Tümüyle yasaklanması ağır kısıtlamadır
Paralel ithalat Engellenmesi rekabet ihlalidir

7. Tek Satıcılık Sözleşmesi Nasıl Feshedilir?

Belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesi, dürüstlük kuralına uygun makul bir ihbar süresi verilerek olağan yolla ya da haklı sebeple olağanüstü yolla feshedilebilir. Haksız fesihte fesheden taraf, karşı tarafın fiili zararından ve kar mahrumiyetinden sorumlu olur.

Olağan fesihte yeterli önel verilmemesi ya da olağanüstü fesihte haklı sebebin bulunmaması, karşı tarafa tazminat hakkı doğurur. Uygulamada belirsiz süreli ilişkilerde makul ihbar önelinin somut olaya göre hakim tarafından belirlendiği görülmektedir.

Haksız fesih halinde talep edilebilecek tazminat türleri arasında önemli bir sınır bulunur: tek satıcı, ifa edilmemeden doğan müspet zarar (kar kaybı) ile sözleşmenin kurulmamasından doğan menfi zararı aynı anda talep edemez. Bunlar seçimlik haklardır.

📜 Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

''Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Dolayısıyla seçimlik haklar arasında bulunan müspet zarar ve menfi zararı birlikte isteyemez. Yine müspet zarar sözleşmenin ifası halinde elde edilecek kazanç olduğundan, içerisinde kısmen menfi zararı da barındırır. Müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunu etmek için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenmesi mümkün değildir (emsal: Yargıtay 6. HD'nin 2023/3206 esas 2024/4563 karar sayılı ilamı).''

— İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 02.10.2025 tarihli, 2022/1674 E. ve 2025/1503 K. sayılı İlamı

Tek satıcının üçüncü kişilere karşı haksız rekabet hükümlerine dayanabilmesi de belirli bir koşula bağlanmıştır. Yargıtay, sağlayıcının kusursuz bir dağıtım ağı kurmamış olması halinde tek satıcının bu hükümlere dayanamayacağını kabul etmektedir.

📜 Yargıtay Kararı

''tek satıcılık sözleşmesi ihlal edildiğinden ötürü haksız rekabet hükümlerine dayanabilmesi için sağlayıcının kusursuz bir dağıtım ağı oluşturmuş olması gerektiği, diğer firmaların veya tüketicilerin ürünü hiçbir şekilde başka bir bayi-dağıtıcıdan almamasını sağlaması ve yaptığı sözleşmelere bu yönde hükümler koyması gerektiği, aksi takdirde sözleşmelerin nispiliği ilkesi mucibince aralarındaki tek satıcılık sözleşmesine dayanarak haksız rekabet hükümlerine dayanamayacak olduğu''

— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.04.2014 tarihli, 2013/17956 E. ve 2014/6450 K. sayılı İlamı

8. Sonuç ve Değerlendirme

Tek satıcılık sözleşmeleri, sağlayıcıya yapılandırılmış bir dağıtım ağı, tek satıcıya ise bölge bazlı güvenceli bir pazar sunan sürekli ilişkilerdir. Ancak sözleşmenin kanunda düzenlenmemiş ve sui generis olan doğası, uyuşmazlıklarda sözleşme metninin titizlikle hazırlanmasını zorunlu kılar.

Münhasırlık şartlarının açıkça düzenlenmesi, denkleştirme tazminatı bakımından bir yıllık sürenin takibi, rekabet hukuku eşiklerine (%30 pazar payı ve azami 5 yıllık rekabet yasağı) uyum ve fesihte makul önel verilmesi, ilişkinin sağlıklı yürütülmesi açısından belirleyicidir.

Sözleşme yorumlanırken yalnızca “bayilik” ya da “distribütörlük” ibaresine değil, tarafların gerçek ve ortak iradesine bakılması gerekir. Hukuki risklerin önceden değerlendirilmesi ve sürecin alanında bilgili bir hukukçu eşliğinde yürütülmesi, olası hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlar.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Tek satıcılık sözleşmesi yazılı yapılmak zorunda mıdır?
Hayır. Kanunen yazılı şekil şartı bulunmamaktadır. Ancak ispat kolaylığı ve tahkim, cezai şart gibi ek hükümlerin geçerliliği için sözleşmenin yazılı yapılması önerilir.
2Tek satıcılık ile bayilik arasındaki temel fark nedir?
Temel fark münhasırlıktır. Tek satıcılıkta belirli bir bölgede tekel hakkı tanınır; münhasırlık içermeyen ilişki adi bayilik sayılır. Bu ayrım denkleştirme tazminatı bakımından önemlidir.
3Denkleştirme tazminatı ne zaman talep edilebilir?
Sözleşme sona erdikten sonra sağlayıcının müşteri portföyünden menfaat elde etmeye devam etmesi ve tek satıcının ücret kaybına uğraması halinde, hakkaniyete uygun düştüğü ölçüde talep edilebilir. İstem, sona ermeden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
4Sağlayıcının pazar payı yüksekse ne olur?
Sağlayıcının ilgili pazardaki payı %30'u aşarsa 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamındaki grup muafiyetinden yararlanılamaz; anlaşmanın bireysel muafiyet açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
5Haksız fesihte hangi tazminatlar istenebilir?
Fiili zarar ve kar mahrumiyeti talep edilebilir. Ancak müspet zarar (kar kaybı) ile menfi zarar seçimlik haklar olduğundan ikisi aynı anda istenemez.