Bu Makaleden Ne Öğreneceksiniz?
✓ Bir malın hukuken hangi hâllerde “ayıplı” sayıldığını; açık, gizli ve kronik ayıp ayrımını.
✓ Tüketiciye tanınan dört seçimlik hakkın (dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım, misli ile değişim) içeriğini ve hangi hakkın kime yöneltilebileceğini.
✓ Seçimlik hakların neden “yenilik doğurucu” nitelikte olduğunu ve terditli talebin sınırlarını.
✓ Onarım hakkı kullanıldıktan sonra hangi şartlarla diğer haklara geçilebileceğini (m. 56/3).
✓ Orantısızlık ve dürüstlük kuralının, hâkimin tercihe müdahalesini nasıl mümkün kıldığını.
✓ Zamanaşımı, ispat yükü ve ihbar sürelerini; tüketici satışı ile ticari satış arasındaki farkları.
✓ Uyuşmazlıkta tüketici hakem heyeti ile tüketici mahkemesi arasındaki görev dağılımını.Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılan örnek veya modele uygun olmayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan ve bu nedenle sözleşmeye aykırı düşen maldır. Türk hukukunda tüketici, satın aldığı malın ayıplı çıkması hâlinde çaresiz değildir: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 11, tüketiciye sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim olmak üzere dört temel seçimlik hak tanır. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Bu rehber; ayıp kavramının kapsamını, dört seçimlik hakkın içeriğini, bu hakların hukuki niteliğini, satıcı-üretici-ithalatçı arasındaki müteselsil sorumluluğu, orantısızlık ve dürüstlük kuralının sınırlarını, zamanaşımı ile ispat sürelerini ve uyuşmazlığın çözüm yollarını; güncel mevzuat ve yerleşik yargı içtihatları ışığında nesnel biçimde ele almaktadır. Amaç, tüketicinin ve satıcının hak ve yükümlülüklerini doğrulanabilir kaynaklara dayanarak açıklamaktır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tüketici Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Ayıplı Mal Nedir? Tanımı, Kapsamı ve Türleri
- 2. Tüketicinin Dört Seçimlik Hakkı Nelerdir?
- 3. Seçimlik Hakların Hukuki Niteliği: Yenilik Doğurucu Haklar
- 4. Onarım Hakkı ve Diğer Haklara Geçiş (m. 56/3)
- 5. Orantısızlık, Dürüstlük Kuralı ve Hâkimin Müdahalesi
- 6. Satıcı, Üretici ve İthalatçının Müteselsil Sorumluluğu
- 7. Bedel İndiriminde Nispi Metod
- 8. Sözleşmeden Dönmede Sınırlar: Rayiç Fark Tazminatı Talep Edilemez
- 9. Zamanaşımı, İspat Yükü ve Süreler
- 10. Ticari Satışlarda Ayıp: TBK ve TTK Rejimi
- 11. Ayıplı Malda Başvuru Yolu: Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesi
- 12. Sonuç ve Değerlendirme
- 13. İlgili Makaleler
1. Ayıplı Mal Nedir? Tanımı, Kapsamı ve Türleri
Ayıplı mal, tüketiciye teslim anında örnek ya da modele uygun olmayan veya objektif olarak taşıması gereken nitelikleri taşımayan, sözleşmeye aykırı maldır. Ambalaj, etiket, kılavuz, internet portalı veya reklamlarda belirtilen özellikleri taşımayan; tüketicinin makul beklentilerini karşılamayan maddi, hukuki veya ekonomik eksiklik içeren mallar da ayıplıdır.
Ayıp kavramı, yalnızca gözle görülür fiziksel bozuklukları değil; malın değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydayı azaltan ya da ortadan kaldıran her türlü maddi, hukuki ve ekonomik eksikliği kapsar. Kanun bu tanımı geniş tutarak tüketiciyi güçlü biçimde korur.
📜 KANUN METNİ —
“Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.”
1.1. Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Ayrımı
Montaj hatası: Montajın satıcı tarafından ya da onun sorumluluğu altında hatalı yapılması sözleşmeye aykırı ifa sayılır. Montaj tüketiciye bırakılmışsa, kılavuzdaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle hatalı montaj da ayıp teşkil eder.
Kronik ayıp: Malın garanti süresi içinde aynı arızayı birden fazla kez vermesi, malın “kronik ayıplı” olduğunu gösterir ve tüketicinin diğer seçimlik haklarına geçişini haklı kılar.
"ayıbın araçtaki aktif güvenlik sistemlerinden biri olan DSC (Dinamik Denge Kontrolü) sisteminden kaynaklandığını, araç alımı esnasında tespiti mümkün olmadığından aracın gizli ayıplı olduğu, araçtaki arızaların yaklaşık 1 yıl içerisinde gerçekleştiği ve aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin gerek ihtarnamelerle ve gerekse de sözlü olarak satıcı ve ithalatçı olan davalılara ayrı ayrı bildirildiği, davacının seçimlik haklarından olan misli ile değişimi talebinin, kendisinin rızası ve onayı alınmadan yapılan onarım sonucunda talebini karşılamamış olduğu"
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarihli, 2022/6522 E. ve 2023/180 K. sayılı İlamı
1.2. Montaj Hatası ve Kronik (Tekrarlayan) Ayıp
Açık ayıp, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıptır. Gizli ayıp ise ilk bakışta fark edilemeyen, çoğunlukla malın kullanılmasıyla ortaya çıkan ayıptır. Ayrım, ihbar süresi ve ispat açısından belirleyicidir; gizli ayıplarda süre, ayıbın öğrenildiği ana göre işlemeye başlar.
"bilirkişi raporunda keşif tarihi itibariyle araçta arıza ışıklarının yanmadığı belirtilmiş ise de dava konusu aracın, henüz 2 yıllık garanti süresi dolmadan neredeyse bayiden çıktıktan hemen sonra birden fazla kez aynı şekilde arızalandığı, bu haliyle araçtaki arızanın kronik bir arıza olduğunun açıkça belirgin olduğu, tüketiciden 0 km ve çok yüksek bir fiyat vererek almış olduğu aracı bu şekilde kullanmasının beklenemeyeceği dolayısıyla 6502 sayılı Kanun'un 56/3. maddesi gereği tüketici davacının aynı Kanun'un 11 inci maddesinde yer alan seçimlik haklarını kullanabileceği (Yargıtay 3 HD'nin 2022/6683 E., 8332 K. sayılı ilamı ile yine aynı Dairenin 2021/3462 E., 2022/863 K. sayılı ilamı), davalının ithalatçı olması nedeniyle sorumluluğunun ve husumet ehliyetinin bulunduğu, öte yandan 6502 sayılı Kanun'da ayıp ihbarının yapılmasına yönelik herhangi bir düzenlemenin de bulunmaması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken"
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli, 2023/3818 E. ve 2024/1635 K. sayılı İlamı
2. Tüketicinin Dört Seçimlik Hakkı Nelerdir?
Malın ayıplı çıkması hâlinde tüketici; (a) sözleşmeden dönme, (b) ayıp oranında bedel indirimi, (c) ücretsiz onarım ve (ç) ayıpsız misli ile değişim haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Onarım ve misli ile değişim hakları üretici ve ithalatçıya karşı da ileri sürülebilir.
📜 KANUN METNİ —
“Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.”
| Seçimlik Hak | İçerik ve Şartlar | Yöneltilebilecek Muhatap |
|---|---|---|
| Sözleşmeden Dönme | Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek ödenen bedelin iadesini isteme. | Yalnızca satıcı |
| Bedel İndirimi | Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etme. | Yalnızca satıcı |
| Ücretsiz Onarım | Aşırı masraf gerektirmediği sürece tüm masraflar satıcıya ait olmak üzere onarım isteme. | Satıcı, üretici veya ithalatçı (müteselsil) |
| Ayıpsız Misli ile Değişim | İmkân varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. | Satıcı, üretici veya ithalatçı (müteselsil) |
Not: Seçimlik hakların kullanılmasından doğan nakliye ve işçilik gibi tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici ayrıca, bu haklardan biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.
3. Seçimlik Hakların Hukuki Niteliği: Yenilik Doğurucu Haklar
Seçimlik haklar yenilik doğurucu (inşai) niteliktedir; tek taraflı ve karşı tarafa varması gereken bir irade beyanıyla sonuç doğurur. Tüketici tercihini bir kez bildirdiğinde seçim hakkını kullanmış olur ve kural olarak bu tercihten dönemez. Bu nedenle kural olarak terditli (kademeli) talepte de bulunulamaz.
Bu niteliğin pratik sonucu şudur: Tüketici hangi hakkı seçtiğini açıkça belirlemelidir. Talebin belirsiz olduğu hâllerde mahkeme, tüketiciye seçimini açıklattırarak sonuca gider. Uygulamada tüketicinin dava dilekçesindeki ve istinaf/temyiz aşamasındaki tutarlı beyanı, hangi hakkın seçildiğinin belirlenmesinde esas alınır.
"Tüketicinin seçimlik hakkını hangi yönde kullandığı hususunda tereddüt var ise de, davacıya bu talebi hakkında değişim hakkını mı, ya da sözleşmeden dönme hakkını mı kullanacağı hususu açıklattırılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekir. Somut olayda ilk derece mahkemesince bedel iadesine karar verilmiş davacı, dilekçesindeki ilk talebi olan ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi talebiyle istinaf talebinde bulunmuş Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiş davacı yine aynı talepte bu kez temyiz isteminde bulunmuştur. Bu minvalde davacının istinaf ve temyiz taleplerinde misliye değişim talep ettiği gözetildiğinde tüketicinin seçimlik hakkını misli ile değişim yönünde kullanmış olduğunun kabulü gerekir."
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.11.2020 tarihli, 2020/7336 E. ve 2020/6337 K. sayılı İlamı
4. Onarım Hakkı ve Diğer Haklara Geçiş (m. 56/3)
Tüketici onarım hakkını kullanmışsa; malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması, tamir için gereken azami sürenin aşılması veya tamirin mümkün olmadığının anlaşılması hâllerinde diğer seçimlik haklarına (örneğin misli ile değişim veya bedel iadesi) geçebilir. Satıcı bu talebi reddedemez.
Onarımı seçmiş olmak, tüketiciyi süresiz biçimde bu tercihe bağlamaz. Kanun, onarımın sonuç vermediği hâllerde tüketiciye yeniden seçim imkânı tanıyarak koruma sağlar. Onarım/değişim talebinin yerine getirilmesi için kanunen öngörülen azami süre, taşınır mallarda otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda altmış iş günüdür; belirli ürün gruplarında ise satış sonrası hizmete ilişkin yönetmelikle belirlenen azami tamir süresi uygulanır.
📜 KANUN METNİ —
“Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.”
''Dava açılmadan önce aracın farklı tarihlerinde 6 defa servise bırakıldığı, bunlardan dördünün medya sistemindeki arızaya yönelik şikayetlerden kaynaklandığı, davacının defalarca ücretsiz onarım hakkını kullanma yoluna gittiği, sistemin yurt dışından gelen parça ile değiştirildiği ancak medya sistemindeki sorunların düzelmediği, aracın farklı tarihlere ait 10 kez arıza kaydı bulunduğu, dava konusu otomobilde 6502 sayılı TKHK kapsamında değerlendirildiğinde kullanım kaynaklı olmayan üretimden kaynaklı problem yaşandığı, bu arızanın aracın ilk satın alınması sırasında fark edilemeyeceği ve ancak aracın kullanılması sonucu ortaya çıktığı için aracın gizli ayıplı olarak sayılması gerektiği, ayrıca arızanın aracın dokunmatik ekranı dahil tüm medya sistemini oluşturan unsurların komple yenisi ile değiştirilmesi ile giderilebileceği, ancak değişim sonrası gözlenmesi gerektiğinin de bilirkişi raporunda belirtildiği, medya sisteminin komple yenisi ile değiştirildiğinde dahi sorunun kesin olarak çözülebileceğinin söz konusu olmadığı, davacının 6502 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (ç) bendi uyarınca aracının ayıpsız misli ile değişimini talep etmekte haklı olduğu'' gerekçesiyle; davacının davasının kabulüne, davaya konu Range Rover marka, Evoque 2.0 Td4 tip, SALVA2BN5HH189578 şase numaralı, ... plakalı aracın davacı tarafından davalıya iadesiyle ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiştir."
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.03.2023 tarihli, 2022/3495 E. ve 2023/698 K. sayılı İlamı
5. Orantısızlık, Dürüstlük Kuralı ve Hâkimin Müdahalesi
Onarım veya misli ile değişim satıcı için orantısız güçlük yaratıyorsa tüketici, sözleşmeden dönme veya bedel indirimi haklarından birini kullanır. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer haklara başvurmanın tüketici için sorun teşkil edip etmeyeceği gibi ölçütler dikkate alınır. Hâkim, dürüstlük kuralına aykırı tercihe müdahale edebilir.
Tüketicinin seçim serbestisi asıl olmakla birlikte sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu m. 2’deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde; ayıbın küçüklüğü, malın değeri ile onarım/değer kaybı arasındaki denge gibi ölçütlere göre, tüketicinin tercihi menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozuyorsa hâkim bu tercihe müdahale edebilir.
📜 KANUN METNİ —
“Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.”
6. Satıcı, Üretici ve İthalatçının Müteselsil Sorumluluğu
Ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim hakları, satıcının yanı sıra üretici ve ithalatçıya karşı da kullanılabilir; bu hakların yerine getirilmesinde satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Buna karşın sözleşmeden dönme ve bedel indirimi, kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafı olan satıcıya yöneltilir.
Müteselsil sorumluluk, tüketiciye tahsilat güvencesi sağlar: Satıcının ödeme gücü zayıfsa, tüketici onarım veya değişim talebini doğrudan üretici ya da ithalatçıya yönelterek hakkına daha güvenli biçimde ulaşabilir. Üretici veya ithalatçı, ayıbın malı piyasaya sürdükten sonra oluştuğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir.
📜 KANUN METNİ —
“Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.”
"aracın imalattan kaynaklanan gizli ayıplı olduğu kanaatine varılmış olup bilirkişi raporu bu haliyle yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Hal böyle olunca; Bölge adliye mahkemesince, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık ve yeterli bilirkişi raporu alınarak, alınan rapor sonucuna göre de 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 11/2. ve 56/3.maddesinin değerlendirilerek, davalı ithalatçı firmanın davacının sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi talebi yönünden sorunmlu olup, olmayacağının tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli, 2020/7343 E. ve 2020/6974 K. sayılı İlamı
7. Bedel İndiriminde Nispi Metod
Ayıp nedeniyle satış bedelinden yapılacak indirimin hesabında Yargıtay “nispi metot”u benimser. Bu yönteme göre malın satış tarihindeki ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı rayiç değeri ayrı ayrı belirlenir; bu iki değerin oranı satış bedeline uygulanarak indirim tutarı bulunur.
Nispi metot, mutlak ve tazminat yöntemlerine kıyasla tarafların menfaat dengesini daha adil biçimde koruduğu için yerleşik uygulamada tercih edilir. Hesaplama, satış bedelinden bağımsız olarak gerçek rayiç değerler üzerinden yapılır.
"Davacı, bağımsız bölümü vaziyet planındaki taahhüt ve koşullara göre satın aldığını belirttiği, sözleşmede de aksi yönde bir düzenlemenin yer almadığı, yukarıda yer verilen bilirkişi raporundaki tespit de gözetildiğinde tüketicinin sosyal tesislerin kamuya açık alanda yapıldığını bilemeyebileceği, bu çerçevede davacı tüketiciye bu sosyal donatılara sahip bir taşınmazın satışının yapıldığı ancak sözleşmeye aykırı şekilde ve ayıplı olarak davacıya teslim edilmiş olduğu, 6502 Sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 8/1 inci maddesinde tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmayan, sözleşmeye aykırı olan malın ayıplı mal olarak nitelendirildiği, bu durumda davaya konu sosyal donatı tesisleri vadedilmesine rağmen siteye ait alan içerisine inşa edilmemesi hususunun ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir."
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli, 2023/4027 E. ve 2023/2496 K. sayılı İlamı
8. Sözleşmeden Dönmede Sınırlar: Rayiç Fark Tazminatı Talep Edilemez
Tüketici sözleşmeden dönmeyi seçmişse, kanunda sınırlı olarak sayılan seçimlik haklar arasında yer almayan “satış bedeli ile ayıpsız rayiç bedel arasındaki fark” ayrı bir tazminat kalemi olarak talep edilemez. Dönme hâlinde tüketici, ödediği bedelin iadesini alır; sözleşme geçmişe etkili biçimde tasfiye edilir.
Bu ayrım pratikte önemlidir: Değeri artan bir malda tüketici, sözleşmeden dönerek hem bedel iadesi hem de rayiç değer artışını birlikte isteyemez. Böyle bir talep, kanunda sınırlı sayıda düzenlenen seçimlik hakların kapsamını aşacağından reddedilir. Tüketici bu haklardan biriyle birlikte yalnızca Türk Borçlar Kanunu uyarınca gerçek zararının tazminini isteyebilir.
"Somut olayda davacının, 4077 sayılı kanunda sınırlı olarak sayılan seçimlik haklardan bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönmeyi seçtiği anlaşıldığından, TKHK’da yer almayan bir diğer talebi olan satış bedeli ile rayiç bedel arasındaki fark miktarı olan 167.000,00TL yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, satış bedeli ve tazminat nitelendirmesiyle taşınmazın dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre ayıpsız bedeli olan 325.000,00TL’nin davalılardan tahsiline şeklinde karar verilmesi, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli, 2022/7080 E. ve 2022/8461 K. sayılı İlamı
9. Zamanaşımı, İspat Yükü ve Süreler
Ayıplı maldan sorumluluk, taşınırlarda teslimden itibaren 2 yıllık, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Teslimden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir; bu sürede ispat yükü satıcıdadır. Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süreleri uygulanmaz.
Önemli hatırlatma: İspat karinesi süresi, 6502 sayılı Kanun m. 10’un yürürlükteki metnine göre altı aydır. Bu süre içinde ortaya çıkan ayıplarda malın ayıpsız olduğunu ispat yükü satıcıya aittir; sürenin geçmesiyle ispat yükü tüketiciye döner. Karine, malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz.
📜 KANUN METNİ —
“Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.”
📜 KANUN METNİ —
“Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.”
| Süre / Kavram | Taşınır Mal | Konut / Tatil Amaçlı Taşınmaz |
|---|---|---|
| Zamanaşımı (m. 12) | 2 yıl | 5 yıl |
| İspat karinesi (m. 10) | Teslimden itibaren 6 ay içinde çıkan ayıp teslim anında var sayılır | Teslimden itibaren 6 ay içinde çıkan ayıp teslim anında var sayılır |
| Onarım/değişim talebinin yerine getirilmesi (m. 11/4) | Azami 30 iş günü | Azami 60 iş günü |
| Ağır kusur veya hile ile gizlenen ayıp | Zamanaşımı süreleri uygulanmaz | Zamanaşımı süreleri uygulanmaz |
10. Ticari Satışlarda Ayıp: TBK ve TTK Rejimi
Tarafların tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren ticari satışlarda 6502 sayılı Kanun değil, Türk Borçlar Kanunu (m. 219 vd.) ile Türk Ticaret Kanunu (m. 23) uygulanır. Ticari satışta alıcının ağır bir muayene ve ihbar külfeti vardır; açık ayıpta iki gün, gizli ayıpta muayeneden sonra sekiz gün içinde bildirim zorunludur.
Ticari satışlarda seçimlik haklar TBK m. 227’de tüketici hukukundakine paralel biçimde düzenlenir: Sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim. Ancak ihbar süreleri ve muayene külfeti bakımından rejim tüketici satışına göre daha katıdır. Satıcı, ayıbın varlığını bilmese dahi ondan sorumludur (kusursuz sorumluluk).
Tarafların tacir olduğu ticari satımdan kaynaklanan uyuşmazlıkta; çamaşır makinesinin garanti süresi içinde birden çok kez arızalanıp onarımla giderilememesi karşısında, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı ve onarımın mümkün olmadığı kabul edilerek ayıpsız benzeri ile değişimine karar verilmiştir.
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli, 2022/762 E. ve 2023/507 K. sayılı Gerekçeli Kararı
Sipariş kodunun satıcı çalışanınca yanlış girilmesi sonucu istenenden farklı renkte teslim edilen mobilyalarda; alıcının teslim sırasında durumu forma şerh düşerek süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, buna rağmen ayıbın giderilmediği kabul edilerek sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesine hükmedilmiştir.
(karardan aktarılarak özetlenmiştir)
— Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli, 2018/1321 E. ve 2021/771 K. sayılı Gerekçeli Kararı
| Ölçüt | Tüketici Satışı (6502 s. Kanun) | Ticari Satış (TBK / TTK) |
|---|---|---|
| Uygulanan mevzuat | 6502 sayılı Kanun m. 8-12 | TBK m. 219 vd. ve TTK m. 23 |
| Muayene ve ihbar külfeti | Ağır bir muayene külfeti yoktur; gizli ayıpta öğrenince derhal bildirim yeterlidir | Açık ayıpta 2 gün, gizli ayıpta muayeneden sonra 8 gün içinde ihbar zorunludur |
| Seçimlik haklar | Dönme, indirim, onarım, misli ile değişim (m. 11) | Dönme, indirim, onarım, misli ile değişim (TBK m. 227) |
| Uyuşmazlık mercii | Tüketici hakem heyeti / tüketici mahkemesi | Asliye ticaret mahkemesi |
11. Ayıplı Malda Başvuru Yolu: Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesi
Tüketici uyuşmazlıklarında belirli bir parasal sınırın altındaki taleplerde tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurulamaz ve tüketici mahkemesinde dava açılır. Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması kural olarak dava şartıdır.
Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, başvuru anında Ticaret Bakanlığınca ilan edilen güncel tutarın esas alınması gerekir. Hakem heyeti kararlarına karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin veya tüketici işleminin yapıldığı yerin hakem heyetine/mahkemesine yapılabilir.
12. Sonuç ve Değerlendirme
Ayıplı mal rejimi, tüketiciyi sözleşmenin zayıf tarafı olarak korurken satıcı, üretici ve ithalatçıya kapsamlı bir sorumluluk yükler. Tüketici; sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim haklarından dilediğini seçmekte kural olarak serbesttir. Ne var ki bu serbesti; “aşırı masraf”, “orantısızlık” ve dürüstlük kuralı ölçütleriyle sınırlanır ve seçimlik hakların yenilik doğurucu niteliği gereği bir kez kullanılan tercihten dönülemez.
Onarım ve misli ile değişim haklarının üretici ve ithalatçıya da yöneltilebilmesi tüketiciye önemli bir güvence sağlar. Buna karşılık sözleşmeden dönme ve bedel indiriminde muhatap kural olarak satıcıdır. Uygulamada ayıbın niteliğinin (gizli/üretim kaynaklı) teknik bilirkişi incelemesiyle netleştirilmesi, ihbar ve zamanaşımı sürelerine uyulması ve tercih edilen hakkın açıkça ortaya konması, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından belirleyicidir. Somut uyuşmazlıklarda hak kaybı yaşanmaması için sürecin ilgili mevzuat ve güncel içtihatlar çerçevesinde değerlendirilmesinde yarar vardır.







