Bu makalede ne bulacaksınız?
Kiralananın hasarlı iadesi ve hor kullanma tazminatı süreci; kiralanan taşınmazın geri verilmesi anında hasar tespiti yapılması, TBK m. 335 uyarınca ayıpların kiracıya yazılı olarak bildirilmesi, hesaplanacak zarardan olağan kullanıma bağlı yıpranma payının düşülmesi, onarım için gereken makul süreye ilişkin kira kaybının eklenmesi ve uyuşmazlığın tahsili amacıyla dava yoluna başvurulması adımlarından oluşan hukuki prosedürdür.
Hor kullanma tazminatı, kiracının kiralananı özen yükümlülüğüne aykırı biçimde kullanması sonucu oluşan zararların kiraya verene ödenmesini sağlayan bir tazminat türüdür. Kiracının tahliyesi sonrası hasar tespiti ve tazminat süreci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) geri verme borcuna ilişkin hükümleri ile şekli şartlara sıkı sıkıya bağlıdır. Kiracı, kiralananı hangi durumda teslim aldıysa kural olarak o durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan eskimelerden sorumlu değildir.
Bu içerikte; olağan eskime ile hor kullanma ayrımı, kiraya verenin gözden geçirme ve yazılı bildirim külfeti (TBK m. 335), yıpranma payının hesaplanması, onarım süresi kira kaybı, tahliyenin ve anahtar tesliminin ispatı ile görevli mahkeme konuları güncel Yargıtay kararları ışığında nesnel biçimde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Kira Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Hor Kullanma Tazminatı Nedir?
- 2. Tahliye Sonrası Hasar Tespiti Nasıl Yapılır?
- 3. Gözden Geçirme ve Yazılı Bildirim Külfeti (TBK m. 335)
- 4. Hor Kullanma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
- 5. Onarım Süresi Kira Kaybı ve Erken Tahliye Sorumluluğu
- 6. Tahliyenin ve Anahtar Tesliminin İspatı
- 7. Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Haller
- 8. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 9. Sonuç ve Değerlendirme
- 10. İlgili Makaleler
- 10. İlgili Makaleler
1. Hor Kullanma Tazminatı Nedir?
Hor kullanma tazminatı, Türk Borçlar Kanunu m. 334 uyarınca kiracının kiralananı sözleşmeye ve özen yükümlülüğüne aykırı kullanmasından doğan zararın giderilmesini sağlayan tazminattır. Kiracı kiralananı teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür. Sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan eskime ve bozulmalardan kiracı sorumlu tutulmaz.
Kiralananın geri verilmesi borcu, kira ilişkisinin sona ermesiyle tarafları bir tasfiye sürecine sokar. Kiracının kiralananı özenle kullanma yükümlülüğü kullanım süresince (TBK m. 316), geri verme yükümlülüğü ise sözleşmenin bitiminde (TBK m. 334) gündeme gelir. Bu iki yükümlülüğün ihlali, hor kullanma tazminatının hukuki temelini oluşturur.
KANUN METNİ —
“(1)Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir. (2)Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 334
1.1. Olağan Eskime ile Hor Kullanma Ayrımı
Sorumluluğun sınırını “olağan eskime” ile “hor kullanma” ayrımı belirler. Sözleşmeye uygun kullanımın doğal sonucu olan yıpranmalar tazminat konusu edilemez; kötü, özensiz veya kasıtlı kullanımdan doğan zararlar ise kiracının sorumluluğundadır. Yargıtay, boya ve badana giderlerini kural olarak olağan kullanımın sonucu kabul etmekte ve aksi somut olarak açıklanmadıkça bu kalemleri hor kullanma kapsamına almamaktadır.
Kiracı, sözleşmeye uygun kullanma nedeniyle oluşan eskime ve bozulmalardan değil, yalnızca kötü kullanım (hor kullanma) sonucu oluşan zarardan sorumludur. Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça boya-badana masrafı normal kullanımın sonucu sayılır; hor kullanma olarak kabulü için raporda somut gerekçe gösterilmelidir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.12.2021 tarihli, 2021/7613 E. ve 2021/12348 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
1.2. Eski Hale Getirme ve Faydalı İmalatlar
Kiracının izinle yaptığı tadilatları, kira sonunda kiralanana zarar vermeden söküp alma hakkı bulunur. Ancak sökme sırasında oluşan hasardan ve yarım bırakılan işlerin tamamlanma masrafından kiracı sorumludur. Kiralananda gerekli izinler alınmadan başlanan ve yarım bırakılan tadilat, kiracının eski hale getirme yükümlülüğünü doğurur.
Kiralananda başlattığı tadilatı yarım bırakarak taşınmazı hasara uğratan kiracı, kiralananın eski hale getirilmesi için gerekli giderleri ödemekle yükümlüdür. Kiracı, tadilat amacıyla yaptığı masrafları ancak kiraya veren tarafından benimsenen imalatlar yönünden isteyebilir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.10.2023 tarihli, 2022/8298 E. ve 2023/2733 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
2. Tahliye Sonrası Hasar Tespiti Nasıl Yapılır?
Tahliye sonrası hasar tespiti, kiralananın tesliminin hemen ardından mahkeme kanalıyla bilirkişi marifetiyle hasarın niteliği, kaynağı ve onarım bedelinin belirlendiği delil tespitidir. Tespit ispat yükü bakımından hayati önem taşır ancak tek başına yeterli görülmez. Tespit edilen hususların kiracıya yazılı olarak bildirilmesi de zorunludur.
Uygulamada en güvenli yöntem, tahliye anında tarafların birlikte imzalayacağı bir teslim-tesellüm tutanağı düzenlemektir. Böyle bir tutanağın bulunmadığı hallerde kiraya veren, tahliyeden hemen sonra Sulh Hukuk Mahkemesi’nden delil tespiti (HMK m. 400 vd.) talep ederek hasarın durumunu tespit ettirmelidir.
Bilirkişi İncelemesi ve Yerinde Keşif
Yargıtay, tazminat miktarının salt fatura tutarları üzerinden belirlenmesini eksik inceleme kabul etmektedir. Hasarın hor kullanımdan mı yoksa olağan kullanımdan mı kaynaklandığı, konusunda uzman bir bilirkişi heyeti tarafından, gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak belirlenmelidir. Hasar kalemleri tek tek değerlendirilmeli, her kalem için ayrı ayrı sorumluluk analizi yapılmalıdır.
Kiracının kiralanana ve demirbaşlara zarar verip vermediğinin tespiti ile zararın hesaplanması için mahallinde keşif yapılıp uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekir; eksik araştırmayla verilen ret kararı isabetli değildir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarihli, 2021/8224 E. ve 2021/13632 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
3. Gözden Geçirme ve Yazılı Bildirim Külfeti (TBK m. 335)
Kiraya verenin gözden geçirme ve yazılı bildirim külfeti (TBK m. 335); kiraya verene kiralananın geri verilmesi sırasında taşınmazı gözden geçirme ve kiracının sorumlu olduğu eksiklik ile ayıpları ona derhal yazılı olarak bildirme yükümlülüğü yükleyen, bu bildirimin yapılmaması halinde kiracıyı her türlü sorumluluktan kurtaran, ancak olağan bir incelemeyle tespit edilemeyecek gizli ayıplar bakımından kiracının sorumluluğunun saklı tutulmasını sağlayan kanuni esastır.
Bu külfet, hor kullanma tazminatı davasının en kritik dönüm noktasıdır. Kiraya veren teknik olarak haklı olsa bile, gözden geçirme ve yazılı bildirim yükümlülüğünü ihmal ederse davasını usulden kaybedebilir. Bu nedenle tahliye/teslim anında derhal inceleme yapılmalı ve tespit edilen hasarlar noter veya iadeli taahhütlü mektupla kiracıya bildirilmelidir.
KANUN METNİ —
“Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak, teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı hâlinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 335
“Derhal” Kavramı ve Makul Süre
Kanundaki “hemen” (derhal) ifadesi, dürüstlük kuralı çerçevesinde “makul süre” olarak yorumlanır; kesin bir gün sayısı öngörülmemiştir. Süre, hasarın niteliğine ve taşınmazın büyüklüğüne göre değişir. Yargıtay uygulamasında kimi olaylarda birkaç haftalık gecikme makul kabul edilirken, aylara varan sessizlikler bildirim külfetine aykırı bulunabilmektedir. Kiraya veren yönünden en güvenli yol, bildirimin gecikmeksizin yazılı olarak yapılmasıdır.
4. Hor Kullanma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Hor kullanma tazminatının hesaplanması, hasarlı her kalemin ayrı değerlendirildiği ve kullanım süresiyle orantılı yıpranma payının düşüldüğü bir zarar hesabıdır. Amaç kiraya verenin zenginleşmesini önleyip yalnızca uğradığı zararı gidermektir. Salt fatura veya toplam maliyet üzerinden yapılan hesaplama yargı uygulamasında eksik inceleme sayılır.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre bilirkişi; hasarlı kalemlerin marka, model ve vasfını belirlemeli, her kalemin hor kullanmadan mı yoksa olağan kullanımdan mı kaynaklandığını ayırmalı ve kullanım süresine bağlı yıpranma payını hesaptan düşmelidir. Zenginleşme yasağı gereği, kiracıdan taşınmazı sıfır/yeni hale getirme bedeli değil, teslim aldığı hale getirme bedeli istenebilir.
Sözleşmeye ekli projeler ile taşınmazın tahliye tarihindeki durumu kıyaslanarak her bir zarar kalemi tespit edilmeli; her kalemin hor kullanımdan mı olağan kullanımdan mı kaynaklandığı belirlenmeli ve kullanım süresiyle orantılı yıpranma payı düşülerek zarar hesaplanmalıdır.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.09.2025 tarihli, 2025/501 E. ve 2025/4087 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
| Kalem | Kapsam / Yargısal Yaklaşım | İlgili Karar |
|---|---|---|
| Olağan Eskime | Sözleşmeye uygun kullanım sonucu yıpranma (örn. boya-badana) kiracının sorumluluğunda değildir. | 3. HD, 01.12.2021, 2021/12348 K. |
| Hor Kullanma | Kötü kullanım, söküm sırasında verilen zarar veya özen yükümlülüğüne aykırılık kiracıya aittir. | 3. HD, 16.06.2021, 2021/6656 K. |
| Eski Hale Getirme | Tadilatların sökülmesi veya yarım bırakılan işlerin tamamlanması masrafı kiracıya aittir. | 3. HD, 17.10.2023, 2023/2733 K. |
| Yıpranma Payı | Her kalemden kullanım süresiyle orantılı amortisman düşülür; salt fatura esas alınamaz. | 3. HD, 17.09.2025, 2025/4087 K. |
| Onarım Süresi Kira Kaybı | Hasarın giderileceği makul sürede mahrum kalınan kira geliri tazmin edilir. | 3. HD, 30.05.2023, 2023/1673 K. |
Likit Olmama ve İcra İnkar Tazminatı
Hor kullanma tazminatı ve kira kaybı alacakları, miktarları yargılamayı gerektirdiğinden “likit” (belirli/belirlenebilir) değildir. Bu nedenle bu alacaklar icra takibine konulup itirazın iptali istense dahi, alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Hor kullanma tazminatı ve onarım süresi kira bedeli alacakları yargılamayı gerektirdiğinden likit değildir; bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.05.2023 tarihli, 2022/2522 E. ve 2023/1673 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)

5. Onarım Süresi Kira Kaybı ve Erken Tahliye Sorumluluğu
Kira kaybı tazminatı ve erken tahliyede makul süre sorumluluğu (TBK m. 325); kiraya verenin yalnızca onarım masraflarını değil, hasarın giderilmesi için gereken makul sürede mahrum kaldığı kira gelirini de talep edebilmesini; sözleşme süresinden önce tahliye durumunda ise TBK m. 325 uyarınca kiracının, taşınmazın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul bir süre boyunca kira borcundan sorumlu olmasını öngören yasal esastır.
Onarım süresi kira kaybı, hor kullanma tazminatının tamamlayıcı kalemidir. Hasarın giderilmesi için gereken teknik onarım süresi bilirkişi tarafından belirlenir ve bu süreye denk gelen kira bedeli tazminata eklenir. Erken tahliyede ise sözleşmede kararlaştırılan fesih ihbar süresi (örneğin üç ay öncesinden bildirim) çoğunlukla makul süre olarak esas alınır.
KANUN METNİ —
“(1)Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. (2)Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 325
Depozito (güvence bedeli) bakımından TBK m. 342 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz. Hasar tazminatı alacakları bu güvenceden mahsup edilebilir; ancak kiraya verenin, tahliyeyi izleyen üç ay içinde dava açması ya da icra takibi başlatması beklenir.
6. Tahliyenin ve Anahtar Tesliminin İspatı
Tahliyenin ve anahtar tesliminin ispatı esası; kiralananın tahliye edildiğini ispat yükünü kiracıya yükleyen, taşınmazın fiilen boşaltılmasını tek başına yeterli saymayarak anahtarın noter emanet tutanağı veya yazılı belge ile kiraya verene teslim edildiğinin kanıtlanmasını zorunlu kılan ve yazılı delil sunulamadığı takdirde kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihinin esas alınmasını öngören usuli kuraldır.
Tahliye tarihi, hem kira borcunun ne zamana kadar süreceği hem de hasarın hangi ana göre değerlendirileceği bakımından belirleyicidir. Kiracı, anahtarı teslim ettiğini yazılı delille ispatlayamazsa, kira sözleşmesi devam ediyor kabul edilir ve kiraya verenin beyan ettiği tarih tahliye tarihi sayılır.
Bir yerin tahliye edildiğinin kabulü için kiralananın fiilen boşaltılması yeterli olmayıp anahtarların da kiraya verene teslim edilmesi gerekir; bu husus yazılı delille ispatlanmalıdır. İspat yükü kiracıya aittir.
— İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli, 2019/569 E. ve 2021/88 K. sayılı Gerekçeli Kararı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
Kira ilişkisinin hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü kiracıya aittir; kiracı tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar edilmesi gerekir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.01.2024 tarihli, 2023/2267 E. ve 2024/215 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
7. Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Haller
Kiracının tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran haller; kiracının kusurunun bulunmadığı durumlarda tazminat yükümlülüğünün doğmayacağını esas alan; sel veya su baskını gibi mücbir sebep teşkil eden doğal afetler sonucu oluşan zararları, açık ayıba uzun süre sessiz kalınarak taşınmazın mevcut haliyle kabul edilmesini ve kiraya verenin dürüstlük kuralı ile yasal bildirim külfetlerini ihmal etmesini kiracıyı sorumluluktan kurtaran başlıca nedenler sayan hukuki ilkedir.
7.1. Mücbir Sebep
Yoğun yağış ve sel gibi öngörülemez doğal afetler sonucu oluşan zararlarda kiracının kusuru bulunmadığından, bu zararlardan kiracı sorumlu tutulamaz. Zararın hor kullanmadan değil mücbir sebepten kaynaklandığı, itfaiye veya resmi kurum raporlarıyla ortaya konulmalıdır.
Kiralananın bulunduğu mahalde yaşanan yoğun yağış sonucu oluşan sel ve su baskını mücbir sebep niteliğinde bir afet olduğundan, kusuru bulunmayan kiracı bu zarardan sorumlu tutulamaz.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.05.2025 tarihli, 2025/2074 E. ve 2025/2949 K. sayılı İlamı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
7.2. Sigorta ve Üçüncü Kişilerin Zararları
Kiracıların tahliye sırasında demirbaşları sökerek götürmesi veya taşınmaza zarar vermesi, kural olarak sigorta poliçelerindeki “hırsızlık” teminatı kapsamında değerlendirilemez. Buna karşılık kiracı, kiralananı koruma ve gözetme yükümlülüğü gereği üçüncü kişilerin verdiği zararlardan da sorumlu tutulabilir; zararın failine yönelmek kiracının yükümlülüğüdür.
Kiracıların tahliye sırasında ayrılmaz parçaları sökerek götürmesi veya zarar vermesi eylemleri kapı kırılması gibi bir zorlama içermediğinden, sigorta poliçesindeki hırsızlık teminatı kapsamında değerlendirilemez.
— Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.04.2024 tarihli, 2022/824 E. ve 2024/279 K. sayılı Gerekçeli Kararı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
Kiralananda açık nitelikteki ayıba rağmen kiracının uzun süre uyuşmazlık çıkarmadan kullanmaya devam etmesi, taşınmazı mevcut haliyle kabul ettiği şeklinde yorumlanabilir; bu halde kiraya veren ayıptan sorumlu tutulamaz.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.03.2024 tarihli, 2023/3326 E. ve 2024/1133 K. sayılı Gerekçeli Kararı (karardan aktarılarak özetlenmiştir)
8. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kira ilişkisinden doğan tazminat, kira kaybı ve depozito uyuşmazlıklarında görevli mahkeme esası; kira ilişkisinden kaynaklanan hasar tazminatı, kira kaybı ve depozito iadesi taleplerinde HMK m. 4/1-a uyarınca dava konusunun değerine ve tarafların tacir sıfatına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesini görevli kılan, asliye ticaret mahkemelerince görevsizlik kararı verilmesini gerektiren emredici usuli kuraldır.
Uyuşmazlığın temeli kira ilişkisi olduğundan, ticari nitelik taşısa bile görev Sulh Hukuk Mahkemesi’ndedir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer ile davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması halinde, taraf teşkilinin sağlanması için önce şirketin ihyası yoluna gidilmesi gerekir.
| Talep / Durum | Görevli Mahkeme | Dayanak / Karar |
|---|---|---|
| Hasar tazminatı, kira kaybı, depozito iadesi | Sulh Hukuk Mahkemesi | HMK m. 4/1-a |
| Taraflar tacir olsa dahi kira kaynaklı dava | Sulh Hukuk (ATM görevsiz) | Bakırköy 7. ATM, 2024/95 K. |
| Kira sözleşmesinden kaynaklı tazminat | Sulh Hukuk (ATM görevsiz) | İstanbul 14. ATM, 2023/957 K. |
| Terkin edilmiş davalı şirket | İhya sonrası taraf teşkili | 3. HD, 2021/13632 K. |
9. Sonuç ve Değerlendirme
Kiracının tahliyesi sonrası hor kullanma tazminatı süreci, teknik tespit kadar şekli şartlara da bağlı bir süreçtir. Kiraya verenin TBK m. 335’teki gözden geçirme ve yazılı bildirim külfetini ihmal etmesi, esasen haklı olduğu davayı usulden kaybetmesine yol açabilir. Bu nedenle tahliye/teslim anında derhal inceleme yapılması, delil tespiti yaptırılması ve hasarların yazılı olarak bildirilmesi büyük önem taşır.
Tazminat miktarı belirlenirken zenginleşme yasağı gereği yıpranma payı düşülmeli, hasarın hor kullanmadan mı olağan kullanımdan mı kaynaklandığı bilirkişi marifetiyle her kalem için ayrı ayrı saptanmalı ve taşınmazın yeniden kiralanabileceği makul süre titizlikle hesaplanmalıdır. Mücbir sebep, açık ayıbın kabulü ve kusursuzluk gibi hallerde kiracının sorumluluğunun doğmayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Sürecin, hak kayıplarını önlemek adına dikkatli ve usulüne uygun biçimde yürütülmesi gerekir.
10. İlgili Makaleler




10. İlgili Makaleler
Kiracı Boya-Badana Masrafından Sorumlu mudur?
Boya ve badana gideri, kural olarak olağan kullanımın sonucu sayılan ve kiracıdan istenemeyen bir giderdir. TBK m. 334 uyarınca kiracı, sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça boya ve badana hor kullanma kapsamına alınmaz; hor kullanma olarak kabulü için bilirkişi raporunda somut gerekçe gösterilmesi gerekir.
Hor Kullanma Tazminatı Davasında Zamanaşımı Ne Kadardır?
Hor kullanma tazminatı davasında zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca dönemsel edim niteliği taşımayan alacaklara uygulanan on yıllık genel süredir. TBK m. 147/1'deki beş yıllık süre yalnızca kira bedelleri ve diğer dönemsel edimler için öngörülmüştür. Süre, kural olarak kiralananın kiraya verene geri verildiği tahliye tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Tahliye Tarihini İspat Yükü Kimdedir?
Tahliye tarihinin ispat yükü, kiralananı geri verdiğini ileri süren kiracıya aittir. TMK m. 6 uyarınca herkes iddiasını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür; taşınmazı fiilen boşaltmak yeterli görülmez ve anahtarın noter emanet tutanağı veya yazılı belgeyle teslim edildiği kanıtlanmalıdır. Aksi halde kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihi esas alınır.
Sel veya Su Baskını Nedeniyle Oluşan Zarardan Kiracı Sorumlu mudur?
Sel veya su baskını zararı, mücbir sebep sayılan doğal afetten kaynaklandığında kiracının kusuru bulunmadığı için tazminat sorumluluğu doğurmayan bir zarardır. TBK m. 334 uyarınca kiracı yalnızca sözleşmeye aykırı kullanımdan doğan zararlardan sorumludur; yoğun yağış ve sel gibi afetlerin sonuçları kiracıya yüklenemez. Zararın afetten kaynaklandığı resmi raporlarla ortaya konulmalıdır.





