...
Anlaşmalı boşanma davası protokol örneği, boşanma dilekçesi ve TMK 166/3 uyarınca boşanma şartlarını içeren dava dosyası

Anlaşmalı Boşanma Davası: Şartlar, Protokol ve Süreç (TMK 166/3)

Şubat 4, 2026
Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, TMK 163, adalet terazisi ve boşanma dilekçesi

Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası

Şubat 8, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası (Zina): Şartlar, İspat ve Hukuki Süreç (TMK m. 161)

TMK 161 uyarınca aldatma nedeniyle boşanma davası (zina), ispatlandığında hakimin boşanma kararı vermesini zorunlu kılan mutlak bir sebeptir. Öğrenme tarihinden itibaren zina davası 6 aylık süre ve eylemden itibaren 5 yıl içinde açılması şarttır. Aldatan eşin sözlü, yazılı veya zımni şekilde affedilmesi dava hakkını tamamen düşürür. Zina, ağır kusur teşkil ettiğinden yüksek miktarda manevi tazminat hakkı doğurur. Aldatan eşe tazminat davası açılabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen aldatma (zina), kusura dayalı ve özel bir boşanma sebebidir. Aldatma nedeniyle boşanma davası (zina), “evlilik birliğinin temelinden sarsılması”na dayalı davalardan farklı olarak süre, ispat ve af gibi kritik eşiklere tabidir. Bu yazıda zinanın tanımı, hak düşürücü süreler, affın (aldatma affı) hukuki sonucu ve aldatma ispatı (mesaj, sosyal medya, otel kaydı, tanık, HTS vb.) bakımından uygulamada öne çıkan noktaları sistematik şekilde ele alıyoruz.

Aile Hukukundan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Hukuken Hangi Davranışlar Aldatma (Zina) Sayılır?

Hukuk sistemimizde boşanma sebepleri; "kusura dayalı olan/olmayan" ve "mutlak/nisbi" sebepler olarak sınıflandırılır. Yüklediğiniz kaynak metinlerde de belirtildiği üzere zina; kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. TMK 161 zina şartları oluşması durumunda açılabilir.

  • ‘’Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
  • Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
  • Affeden tarafın dava hakkı yoktur.’’
    şeklinde düzenlenmiştir.

TMK 161 Zina Şartlarının Tanımı: Genel olarak zina; eşlerden birinin, evlilik birliği devam ederken, karşı cinsten bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus "cinsiyet" unsurudur. Eşlerin hemcinsleri ile yaşadıkları cinsel ilişkiler hukuk tekniği bakımından "zina" sayılmaz. Bu tür durumlar TMK m. 163 kapsamında "haysiyetsiz hayat sürme" veya TMK m. 166 kapsamında "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" nedeniyle dava konusu yapılabilir. Ancak TMK 161. madde kapsamındaki zina davası için karşı cinsle cinsel ilişki şarttır.

2. Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası (Zina) Nasıl İspatlanır? Hangi Deliller Geçerlidir?

Zina, hukuka uygun her türlü delille ispatlanabilir. Otel kayıtları, uçak biletleri, fotoğraf, video ve sadakatsizliği belgeleyen mesajlar en güçlü kanıtlardır. Ayrıca eş dışındaki birinden hamile kalınması veya cinsel hastalık bulaşması somut ispat kabul edilir. Delillerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi davanın reddine yol açabileceğinden, delil toplama süreci titizlikle ve yasal sınırda yönetilmelidir.

Aldatma nedeniyle açılacak olan boşanma davasının dinlenebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir:

a) Boşanma Davası Devam Ederken Başkasıyla Birlikte Olmak Zina Sayılır mı?

TMK 161 zina şartlarından söz edebilmek için, eylemin yapıldığı sırada hukuken geçerli bir evliliğin devam ediyor olması gerekir.

  • Eşler hakkında ayrılık kararı verilmiş olsa dahi,
  • Eşler fiilen ayrı yaşıyor olsalar bile,
  • Boşanma davası devam ederken (karar kesinleşinceye kadar),

gerçekleşen cinsel sadakatsizlik eylemleri zina sayılır. Çünkü sadakat yükümlülüğü, boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devam eder.

b) Mesajlaşmak, Öpüşmek veya Flört Etmek Zina Sayılır mı?

Yargıtay uyarınca zinanın varlığı için fiili cinsel birleşme şarttır. Öpüşme, flörtöz mesajlaşma veya aynı evde kalma 'zina şüphesi' yaratsa da tek başına zina sayılmaz. Bu tür vakıalar güven sarsıcı davranış kabul edilir. İspat riskini yönetmek adına davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılması, hak kaybını ve davanın reddini önleyen en güvenli stratejidir.

Zina davasının kabulü için tam bir cinsel birleşmenin gerçekleşmiş olması aranır. Doktrine göre; başkasıyla flört etmek, öpüşmek veya sarılmak gibi davranışlar tek başına zina sayılmaz. Ancak bu davranışlar, zinanın varlığına dair bir "fiili karine" oluşturabilir.

  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.06.2025 tarihli, 2024/9853 E. ve 2025/6237 K. sayılı İlamında;
  • ‘’İlk Derece Mahkemesince her ne kadar erkeğin 4721 Sayılı Kanunu`nun 161. maddesine dayalı boşanma davasının ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmiş, ancak kadına sadakatsizlik vakıası kusur olarak yüklenilerek erkeğin 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrasına dayalı davasının kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de kadına sadakatsizlik vakıasının kusur olarak yüklenmesinin doğru olduğu belirtilmesine rağmen erkeğin zina sebebine dayalı boşanma davasının reddine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de yapılan yargılama, toplanan deliller ve mesaj kayıtlarından; kayıtların bulunduğu cep telefonunun davacı-karşı davalı kadın eşe ait olduğu, bu hususun davacı-karşı davalı kadının, davalı-karşı davacı eş tarafından yakalanan mesaj içerikleri sonrasında aile içerisinde çıkan tartışma ortamında davalı-karşı davacı erkeğin tanıkları ... ile ...'nin yanında mesaj içeriklerinin kendisine ait olduğunu gösterir tavır ve davranışları ve erkek eşten bu yönde özür ve af dileyen sözleri ile anlaşıldığı, bu haliyle davalı-karşı davacı erkeğin tanıkları ... ile ...'nin beyanları da nazara alındığında işbu mesajların kadın eş tarafından gönderildiğinin ve alındığının ispatlandığı, kadın eş tarafından gönderildiği ve alındığı anlaşılan iş bu mesaj içeriklerine göre de zina eyleminin varlığının ispatlandığı anlaşılmaktadır. O halde, erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.’’ Şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

3. Aldatan Eşi Affedersem Sonradan Zina Davası Açabilir miyim?

TMK 161 zina şartları uyarınca zina eylemini affeden tarafın dava hakkı düşer. Sadakatsizliği öğrendikten sonra 'affediyorum' mesajı atmak, tatile çıkmak veya cinsel birlikteliğe devam etmek örtülü af kabul edilir. Affedilen vakıaya dayanarak boşanma veya tazminat talep edilemez. Zina artık suç olmasa da mal paylaşımı ve aldatan eşe tazminat davası haklarını doğrudan etkileyen ağır bir kusurdur.

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinin 3. fıkrası oldukça net bir hüküm içerir: "Affeden tarafın dava hakkı yoktur." Kanun koyucu, zina eylemi gerçekleşmiş olsa dahi, eşin bu durumu kabullenerek evlilik birliğini sürdürme iradesini (affı), cezalandırma isteğinden (boşanma davasından) üstün tutmuştur. Ancak "af" kurumunun hukuki sınırları, neyin af sayılıp neyin sayılmayacağı hususu görsellerde sunduğunuz kaynaklar ışığında titizlikle incelenmelidir.

a) Affın Zamanlaması: "Eylemden Sonra Olmalıdır"

Hukuken "af"tan söz edebilmek için, affedilecek fiilin gerçekleşmiş ve tamamlanmış olması gerekir. Henüz işlenmemiş bir zina eylemi için "şimdiden affediyorum" denilemez.

  • Önceden Rıza Gösterme: Eşin, diğer eşin zinasına önceden rıza göstermesi veya teşvik etmesi teknik olarak "af" sayılmayabilir. Ancak doktrindeki çoğunluk görüşe ve dürüstlük kuralına göre; zinaya razı olan veya zemin hazırlayan eşin sonradan bu eyleme dayanarak dava açması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir ve dava reddedilebilir.

b) Affın Türleri: Açık ve Örtülü Af

Af, irade beyanının açıklanma şekline göre ikiye ayrılır:

  1. Açık Af: Aldatılan eşin sözlü veya yazılı olarak (mektup, mesaj, ihtarname vb.) eşini affettiğini, evliliğe devam etmek istediğini veya olaydan ötürü dava açmayacağını beyan etmesidir.
  2. Örtülü Af: Eşin "seni affettim" demese bile, sergilediği davranışlarla evlilik birliğini sürdürme iradesini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymasıdır.
    • Örnek: Zina olayı öğrenildikten sonra eşlerin tatile gitmesi, aynı yatakta yatmaya devam etmeleri veya samimi pozlar paylaşmaları Yargıtay tarafından genellikle "örtülü af" olarak değerlendirilir.

c) Kritik Ayrım: "Her Birlikte Yaşama Af Değildir"

Somut olayın şartlarına göre; zinanın öğrenilmesine rağmen ortak hayata devam edilmesi durumu, her zaman af anlamına gelmez. Diğer eş, farklı mecburiyetler sebebiyle ortak hayatı devam ettiriyorsa affettiği karinesini meydana getirmez.

  • Konuya ilişkin T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.09.2025 tarihli, 2025/509 E. Ve 2025/7409 K. sayılı İlamında;
  • ‘’İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar kesinleşen dosyada erkeğin verdiği beyanın kendisini bağlayacağı, bu nedenle kadının iddia ettiği "af olgusunun" eldeki dosya yönünden gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi'nin karar gerekçesi yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; adı geçen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararına dayanak olan Kayseri 9. Aile Mahkemesi'nin 2020/267 E., 2021/240K. sayılı ilamında tarafların "af olgusuna" ilişkin beyanları ve delillerinin irdelenip değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Anılan dosyada her ne kadar erkek eş " barıştık" demiş ise de davacı kadın eş bu beyanı ve barışma olgusunu kabul etmemiştir. Yine kadın eş bu yönde dosyaya sunulan fotoğrafın da ortak çocukların ısrarı üzerine bir araya gelinen yemek ortamında çekilen fotoğraf olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece af iddiasına yönelik fotoğraf dışında başkaca bir delil bulunmaması da dikkate alınarak "af olgusunun" gerçekleşmediği kabul edilerek karar bu şekilde gerekçelendirilmiş ve 11.05.2021 tarihinde kesinleşmiştir. O halde kesinleşen ilgili mahkeme kararı gözetildiğinde aynı dönem ve aynı vakıa yönünden daha sonra açılan davada "af olgusunun" gerçekleştiğinin kabulü doğru ve mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesi'nin af olgusunun gerçekleştiği yönündeki değerlendirmesi yerinde olmadığından af olgusunun gerçekleşmediği gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

Örtülü aftan söz edebilmek için, eşin davranışlarından af iradesinin bulunduğu açık olarak anlaşılmalıdır. Şu haller tek başına af sayılmaz:

  • Çaresizlik/Mecburiyet: Gidecek yeri olmayan, ekonomik özgürlüğü bulunmayan kadının veya erkeğin mecburen aynı evde kalmaya devam etmesi.
  • Çocukların Menfaati: Çocukların okul düzeni veya psikolojisi bozulmasın diye bir süre daha aynı çatı altında, ancak karı-koca ilişkisi olmaksızın (ayrı odalarda) yaşanması.
  • Düşünme Süreci: Olayın şokuyla hemen evi terk etmemek, bir süre durumu değerlendirmek.
  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.09.2025 tarihli, 2025/627 E. ve 2025/7793 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Zinanın varlığı için, eşlerden birinin karşı cinsten başka bir kimse ile cinsel ilişkide bulunması veya bu ilişkiye muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren bir durum içinde bulunması, bunun da ispatlanmış olması gerekir. Her ne kadar mahkemece, erkeğin sadakat yükümlülüğünü bir çok kez ihlal ettiği, ancak kadının son olay dışında kalan aldatma vakıalarını affettiği, ancak kadın memleketteyken eve başka bir kadın getirdiğini erkeğin bizzat anlattığı, eşinden başka bir kadını eve getirmesinin zinaya karine olduğu gerekçesiyle davanın zina hukuki sebebine göre kabulüne karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin önceki eylemlerinin kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı, tarafların bu olaylardan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri, davacı kadın memleketindeyken erkeğin eve başka bir kadın getirdiği iddia edilen son olayda ise; erkeğin zinasına dair eyleminin işlendiğine yönelik muhakkak gözü ile bakılacak nitelikte ve yeterlilikte tanık beyanı bulunmadığı gibi zinanın dosyada soyut tanık beyanları dışında başkaca delillerle de ispatlanamadığı anlaşılmakla kadının zina hukuksal sebebine dayalı boşanma talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca davacı kadın dava dilekçesinde zina hukuki sebebi yanında terditli olarak 4721 Sayılı Kanun’un 162. maddesi uyarınca ve kabul görmemesi halinde 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma talep etmektedir. Mahkemece dosyada mevcut deliller uyarınca davacı kadının terditli olan bu yöndeki taleplerinin de değerlendirilerek bu talepler hakkında hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmeyip sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozmayı gerektirmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

d) Eşimi Affedersem (veya Aynı Evde Yaşarsam) Zina Davası Açabilir miyim?

Bir eşin zinayı affetmesi (açık veya örtülü), sadece "zina sebebine dayalı (TMK m. 161)" dava hakkını ortadan kaldırır. Yani affeden eş, artık "eşim zina yaptı" diyerek özel boşanma sebebine dayanamaz.

Ancak, zina eylemi affedilmiş olsa bile, evlilik birliği içerisinde başka geçimsizlikler veya güven sarsıcı davranışlar devam ediyorsa, eşler "Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK m. 166)" genel sebebine dayanarak boşanma davası açabilirler. Fakat bu yeni davada, affedilmiş olan zina olayı artık bir "kusur" olarak eşe yüklenemez.

4. Aldatmayı Öğrendikten Sonra Ne Kadar Süre İçinde Dava Açılmalıdır? (Zina Davası 6 Aylık Süre)

Zina nedeniyle boşanma davası açmak, belirli sürelere tabi tutulmuştur. TMK m. 161/II uyarınca iki tür hak düşürücü süre öngörülmüştür.

  1. Zina Davası 6 Aylık Süre: Eşin zinayı öğrendiği tarihten itibaren başlar.
  2. 5 Yıllık Süre: Zina eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar.

Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Eğer zina eylemi "devam eden" bir nitelik taşıyorsa (örneğin uzun süreli bir ilişki), süre son eylem tarihinden itibaren işlemeye başlar.

5. Aldatan Eş Boşanmada Mal Paylaşımı (Katılma Alacağı) Hakkını Kaybeder mi?

Aldatma (zina), evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan en ağır kusurlu davranışlardan biridir. TMK m. 161 kapsamında açılan ve ispatlanan bir zina davasında, kusurlu taraf (aldatan eş) aleyhine, mağdur eş lehine önemli hukuki ve mali haklar doğar.

5.1. Eşin Aldatması Durumunda Ne Kadar Maddi ve Manevi Tazminat İstenebilir? (Aldatan Eşe Tazminat Davası)

TMK m. 174/1 uyarınca; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir aldatan eşe tazminat davası yöneltilebilir.. Zina yapan eş, "tam kusurlu" sayıldığı için; mağdur eş, evliliğin devamı halinde elde edeceği maddi destekten mahrum kalacağı gerekçesiyle maddi tazminat talep edebilir.

  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 30.06.2025 tarihli, 2023/9769 E. ve 2025/6704 K. sayılı İlamında;
  • 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı erkek yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

5.2. Manevi Tazminat Talebi

Aldatma; yalnızca bir boşanma sebebi değil, aynı zamanda eşin kişilik haklarına yapılmış ağır bir saldırıdır. Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre; aldatılan eşin yaşadığı elem, keder, onur kırıklığı ve toplumsal itibar kaybı, diğer boşanma sebeplerine (örneğin şiddetli geçimsizliğe) oranla daha yoğun kabul edilir.

  • Aldatmaya esas teşkil eden eylemin devam ettiği sürece bu durumun af kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından yapılan değerlendirmede aldatmanın devam ettiği sürece dava açılabileceği şeklinde karar verilmiştir. Buna göre, eşin başka bir kişi ile yaşaması durumunun ne kadar uzun süre devam ediyorsa etsin, af kapsamında değerlendirme yapılamacağı ve eşin aldatma ne kadar uzun süre devam ediyorsa etsin buna dayanarak boşanma davası açma imkanı bulunmaktadır.
  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.03.2025 tarihli, 2024/5686 E. ve 2025/2828 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Bölge Adliye Mahkemesi'nin de kabulünde olduğu üzere, kadının erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği yada hoşgörüyle karşıladığı dosya kapsamında ispatlanamamıştır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların ortak çocukları tanık ...'nın anlatımlarından tanık beyanında geçen olayların 7 yıl öncesine ait olduğu kabul edilmiş ise de; tanık beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kadın ve ortak çocuğun erkeği takip etmesine yönelik eylemin 7 yıl öncesinde olduğu, beyanının devamında ise “...7 yıldır zaten babam başka bir kadın ile yaşıyor. Bizimle yaşamıyor. Babam kendi evimizi sattı...” ifadeleriyle erkeğin başka bir kadınla ilişkisinin olduğu, bu ilişkinin halen devam ettiği ve temadi eden eylemin af kapsamında kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. O halde zina eylemi dosya kapsamı ile ispatlanmıştır. Kadının zina hukuksal sebebine dayalı davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değil ise de erkeğin davasının kabulü istinaf edilmeyerek boşanma hükmü kesinleştiğinden kadının zina nedenli davası konusuz kalmış olup kadının zina hukuksal sebebine dayalı davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
  • 5.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı dikkate alındığında davalı- davacı kadın yararına takdir edilen manevî tazminat azdır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

5.3. Mal Paylaşımında "Payın Azaltılması veya Kaldırılması" (TMK m. 236/2)

Aldatma nedeniyle boşanma davasının, diğer boşanma türlerinden ayrıldığı en ağır mali sonuçlarından biridir.

Normal şartlarda (örneğin anlaşmalı boşanmada veya şiddetli geçimsizlikte), evlilik birliği içinde edinilen mallar (edinilmiş mallara katılma rejimi gereği) yarı yarıya paylaşılır. Ancak kanun koyucu, zina ve hayata kast hallerinde özel bir düzenleme getirmiştir.

TMK m. 236/2 uyarınca; "Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir."

  • Bu ne anlama gelir? Aldatan eş, boşanma sonucunda edinilen mallar üzerindeki %50'lik pay hakkını tamamen kaybedebilir veya bu pay ciddi oranda düşürülebilir. Bu yaptırımın uygulanabilmesi için boşanma kararının özel olarak zina sebebine dayalı verilmiş olması şarttır.
  • Aldatan eşin payının azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin yapılacak değerlendirmenin ''Mal Rejimi Tasfiyesi Davası''na konu edilebileceği hakkında yapılan değerlendirmede, T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.03.2013 tarihli, 2012//10429 E. ve 2013/7427 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Davalı-karşı davacı kadın karşı dava dilekçesinde boşanma ve ferileri yanında, zina nedeniyle boşanmaya karar verildiği taktirde, davacı-karşı davalı kocanın Türk Medeni kanununun 236/2. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılım payının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu istek boşanmanın fer'isi niteliğinde olmayıp, ancak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davada taraflarca ileri sürülebilir ve mahkemece dinlenebilir. O halde taraflaca usulüne uygun biçimde açılmış mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir dava bulunmadığından davalı-karşı davacı kadının bu talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

5.4. Velayet Hakkı

Her ne kadar velayet konusunda temel kriter "çocuğun üstün yararı" olsa da; zina eylemi, ebeveynin yaşam tarzının çocuğun ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyip etkilemediği yönünden hakim tarafından değerlendirilir. Eğer zina eylemi, çocuğun yanında veya çocuğu ihmal edecek şekilde gerçekleşmişse, bu durum "haysiyetsiz hayat sürme" ile birleşerek velayetin aldatan eşe verilmemesinde etkili bir faktör olabilir.

5.5. Zina Yapan (Aldatan) Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

  • Yoksulluk Nafakası: Zina yapan eş, "ağır kusurlu" (hatta genellikle tam kusurlu) kabul edildiği için, kendisi yoksulluğa düşse bile diğer eşten yoksulluk nafakası talep edemez. Buna karşılık, aldatılan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse süresiz nafaka talep edebilir.
  • İştirak Nafakası: Çocukların velayeti kime verilirse verilsin, diğer tarafın çocukların bakım ve giderlerine katılma yükümlülüğü devam eder. Zina, ebeveynlik görevlerini (maddi katkı) ortadan kaldırmaz.
  • Tedbir Nafakası: Dava süresince barınma ve geçim için hakim tarafından takdir edilen nafakadır. Dava dilekçesi ile birlikte talep edilmesi gerekmektedir. Zira, mağdur eşin geçimini sağlamak için diğer eşe ihtiyaç duyuyor olması durumunda mağdur olabilmesine sebebiyet verebilecektir.

6. Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır? (Zina Sebebiyle Boşanma Davası)

Zina (aldatma) hukuki sebebine dayalı boşanma davası açarken, davanın "hangi mahkemede" (Görev) ve "neredeki mahkemede" (Yetki) açılacağı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu ile belirlenmiştir.

6.1. Görevli Mahkeme: Aile Mahkemesi

Zina nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme, Aile Mahkemesidir.

  • Aile Mahkemesi Bulunan Yerlerde: Dava doğrudan Aile Mahkemesine hitaben yazılan dilekçe ile açılır.
  • Aile Mahkemesi Bulunmayan Yerlerde: Aile Mahkemesi kurulmayan ilçelerde, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Ancak burada davanın, "Aile Mahkemesi Sıfatıyla" açılması şarttır.

6.2. Yetkili Mahkeme (TMK m. 168)

Zina davasının hangi il veya ilçedeki adliyede açılacağı "yetki" kuralına tabidir. Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi, boşanma davalarında davacıya (aldatılan eşe) seçimlik hak tanımıştır.

Zina davası şu üç yerden birinde açılabilir:

  1. Davacının (Mağdur Eşin) Yerleşim Yeri: Aldatılan eş, kendi ikametgahının bulunduğu yerdeki Aile Mahkemesinde dava açabilir.
  2. Davalının (Aldatan Eşin) Yerleşim Yeri: Davalının ikamet ettiği yer mahkemesinde de dava açılabilir.
  3. Son 6 Aydır Birlikte Oturulan Yer: Eşlerin boşanma davası açılmadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi de yetkilidir.

7. Sonuç

TMK 236/2 uyarınca, davanın zina veya hayata kast nedeniyle kabulü mal paylaşımında stratejik avantaj sağlar. Hakim, kusurlu eşin edinimlerdeki %50'lik pay oranını hakkaniyete göre azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu yöntem, edinilen mülklerin önemli bir kısmının mağdur eşte kalmasına olanak tanır ve boşanma sonrası maddi haklar yönünden daha geniş haklar tanıyabilir.

1. Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen aldatma nedeniyle boşanma davası (zina sebebiyle boşanma davası), evlilik birliğini temelinden sarsan en ağır kusurlu eylem olarak kabul edilmekle birlikte, ispat ve usul kuralları açısından büyük bir titizlik gerektiren hukuki bir süreçtir.

2. Boşanma Sebebi Olarak Aldatma (Zina): Zina, hukuk sistemimizde "mutlak boşanma sebebi" olarak düzenlenmiştir. Davacı eşin, aldatma (zina) eylemini hukuka uygun delillerle (otel kayıtları, tanık beyanları, fotoğraflar vb.) ispatlaması halinde; hakimin takdir yetkisi bulunmamakta ve boşanma kararı vermesi yasal bir zorunluluk haline gelmektedir.

3. Dava Hakkını Düşüren "Af" Kurumu: Sürecin en kritik eşiği, affeden tarafın dava hakkı yoktur. Zina eyleminin öğrenilmesinden sonra eşlerin ortak hayata iradi olarak devam etmesi veya şartsız barışması, "örtülü af" sayılabileceğinden; (aldatma nedeniyle boşanma davası) zina sebebiyle boşanma davası talebinin reddedilmemesi adına irade beyanlarının doğru yönetilmesi elzemdir.

4. Mali Sonuçların Ağırlığı: Zinanın ispatı, boşanmanın mali sonuçlarında köklü değişiklikler yaratır. Kusurlu eş aleyhine yüksek oranlı maddi ve manevi tazminata hükmedilebileceği gibi; mal rejiminin tasfiyesinde TMK m. 236/2 uyarınca artık değerdeki payın azaltılması veya tamamen kaldırılması gündeme gelebilir. Bu durum, aldatan eşin mal paylaşımındaki haklarını kaybetmesi anlamına gelmektedir.

5. Nafaka ve Velayet Durumu: Tam kusurlu sayılan eşin yoksulluk nafakası talep etme hakkı bulunmamaktadır. Velayet hususunda ise temel kriter çocuğun üstün yararı olsa da; zina eyleminin çocuğun ahlaki gelişimini olumsuz etkileyecek bir yaşam tarzına dönüşmesi, velayetin kusurlu eşe verilmesine engel teşkil edebilecektir.

8. İlgili Makaleler

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası nedir?
Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin, eşi dışında karşı cinsten bir başka kişiyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesi eylemine dayanan mutlak ve özel boşanma sebebine zina davası denir.
2Aldatma nedeniyle boşanma davası açma süresi ne kadardır?
Zina (aldatma) sebebine dayalı boşanma davasının, aldatılan eşin bu durumu öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde ve her halükarda zinanın üzerinden 5 yıl geçmeden açılması yasal bir zorunluluktur.
3Aldatan eşimi affedersem sonradan zina davası açabilir miyim?
Hayır, Türk Medeni Kanunu'na göre affeden tarafın dava hakkı yoktur. Eşinizin aldatmasını sözlü olarak veya davranışlarınızla (birlikte yaşamaya devam ederek) affetmeniz durumunda zina sebebine dayanarak boşanma davası açamazsınız.
4Aldatma (zina) davasında hangi deliller kullanılabilir?
Zina eylemi; otel kayıtları, uçak biletleri, hukuka uygun elde edilmiş WhatsApp mesajları, fotoğraflar, videolar, kredi kartı ekstreleri, tanık beyanları ve telefon arama (HTS) kayıtları gibi her türlü yasal delille ispatlanabilir.
5Zina kanıtlanırsa mal paylaşımında aldatan eşin payı düşer mi?
Evet, zina (aldatma) eyleminin mahkemece kesin olarak ispatlanması durumunda hakim, kusurlu olan aldatan eşin evlilik süresince edinilen mallardaki (katılma alacağındaki) payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.