BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?
Zinanın hukuki tanımı, unsurları ve mutlak boşanma sebebi olmasının pratik sonuçları
Zina davasında ispat araçları, karine teşkil eden vakıalar ve hukuka aykırı delil sınırı
Affın (açık ve örtülü af) dava hakkına etkisi ile temadi eden eylemlerde af değerlendirmesi
Altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler, görevli ve yetkili mahkeme, terditli dava usulü
Maddi ve manevi tazminat, TMK m. 236/2 uyarınca artık değerdeki payın azaltılması ve nafaka sonuçları
Aldatma nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken karşı cinsten başka bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunması halinde Türk Medeni Kanunu m. 161 uyarınca açılan özel ve mutlak nitelikte bir boşanma davasıdır. Bu davada zina vakıası hukuka uygun delillerle ispatlandığında hakimin ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğini ayrıca araştırma yetkisi bulunmaz; boşanma kararı verilmesi gerekir. Dava hakkı, zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden eşin dava hakkı ise tamamen ortadan kalkar. Zinanın ispatlanması yalnızca boşanma kararının hukuki sebebini değil, tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi bakımından ortaya çıkacak mali sonuçları da doğrudan etkiler.
Aşağıdaki bölümlerde zinanın unsurları, uygulamada kabul gören ispat araçları, af kurumunun sınırları, hak düşürücü süreler ve zinanın mali sonuçları; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları ile birlikte sistematik biçimde incelenmektedir. Aile Hukukundan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Hukuken Hangi Davranışlar Zina (Aldatma) Sayılır?
- 2. Zina Nasıl İspatlanır? Deliller ve Hukuka Uygunluk Sınırı
- 3. Af Kurumu: Affeden Tarafın Dava Hakkı Yoktur
- 4. Hak Düşürücü Süreler: Altı Aylık ve Beş Yıllık Süre
- 5. Terditli Dava ve Hukuki Nitelendirme Usulü
- 6. Zinanın Mali ve Hukuki Sonuçları
- 7. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. İlgili Makaleler
- 10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Hukuken Hangi Davranışlar Zina (Aldatma) Sayılır?
Zina, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin karşı cinsten başka bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır. Kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Tam cinsel birleşme veya buna muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren bir durum aranır; öpüşme, flört ve mesajlaşma tek başına zina sayılmaz.
Türk hukukunda boşanma sebepleri kusura dayanan ve dayanmayan sebepler ile mutlak ve nisbi sebepler biçiminde sınıflandırılır. Zina; kusura dayanan, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Mutlak sebep olması, vakıanın ispatı halinde ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğinin ayrıca tartışılmamasını ifade eder.
KANUN METNİ
"Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur."
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161
1.1. Maddi Unsur: Cinsel Birleşme veya Buna Muhakkak Gözüyle Bakılan Durum
Zinanın maddi unsuru, karşı cinsten bir kişiyle gerçekleşen cinsel ilişkidir. Yargıtay uygulamasında, cinsel ilişkinin doğrudan ispatı çoğu zaman mümkün olmadığından, bu ilişkiye muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren bir durumun ispatlanması yeterli görülmektedir. Buna karşılık salt yakınlaşma, flört, duygusal ilişki veya sosyal medya yazışması bu eşiği tek başına karşılamaz; bu tür vakıalar sadakat yükümlülüğüne aykırılık ve güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilir ve TMK m. 166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilir.
Eşlerin hemcinsleriyle yaşadıkları cinsel ilişkiler hukuk tekniği bakımından zina kapsamında değerlendirilmez. Bu tür durumlar somut olayın özelliğine göre TMK m. 163 kapsamında haysiyetsiz hayat sürme veya TMK m. 166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanak yapılabilir.
1.2. Manevi Unsur: Bilerek ve İsteyerek Hareket Etme
Zinanın manevi unsuru, eylemin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir. Cebir, tehdit veya irade dışı bir durumun varlığı halinde zina sebebine dayalı dava dinlenmez. Bu husus, dava dilekçesinde iddia edilen vakıaların yalnızca fiili değil iradi boyutuyla da ortaya konulmasını gerektirir.
1.3. Evlilik Bağının Devam Etmesi Şartı
Zinadan söz edilebilmesi için eylem tarihinde hukuken geçerli bir evliliğin bulunması gerekir. Sadakat yükümlülüğü boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devam ettiğinden, aşağıdaki hallerde gerçekleşen cinsel sadakatsizlik de zina sayılır:
1. Eşler hakkında ayrılık kararı verilmiş olması,
2. Eşlerin fiilen ayrı yaşıyor olmaları,
3. Boşanma davasının derdest olması ve hükmün henüz kesinleşmemiş bulunması.

2. Zina Nasıl İspatlanır? Deliller ve Hukuka Uygunluk Sınırı
Zina, hukuka uygun her türlü delille ispatlanabilir. Otel kayıtları, aynı odada konaklama, evlilik dışı doğum, fotoğraf ve video kayıtları ile içeriği itibarıyla cinsel ilişkiye delalet eden yazışmalar uygulamada güçlü delil sayılır. İzinsiz ses kaydı, casus yazılım veya konut dokunulmazlığını ihlal ederek elde edilen içerikler hukuka aykırı delil olarak değerlendirilebilir ve hükme esas alınmaz.
İspat yükü, zina iddiasında bulunan davacı eştedir. Yargıtay uygulamasında soyut tanık beyanları veya duyuma dayalı anlatımlar tek başına yeterli görülmemekte; zina eyleminin yer ve zaman belirtilerek, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması aranmaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.09.2024 tarihli, 2023/846 E. ve 2024/5768 K. sayılı İlamına konu olayda; davalının üçüncü kişiyle telefonla görüşmesi ve mesajlaşması güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmiş, zina olgusu kanıtlanamadığından yalnızca TMK m. 161 sebebine dayanılarak açılan davanın reddi yerinde görülmüştür.
2.1. Karine Teşkil Eden Vakıalar
Uygulamada, cinsel ilişkinin doğrudan ispatı yerine bu ilişkiye muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren vakıalar esas alınmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.05.2023 tarihli, 2022/11060 E. ve 2023/2288 K. sayılı İlamına konu dosyada; eşin, dava açılmasından önceki dönemde farklı otellerde birçok kez aynı kadınla aynı odada konakladığının tespit edilmesi zinanın varlığına kuvvetli delil sayılmış ve boşanma kararı onanmıştır.
Evlilik dışı bir birliktelikten çocuk dünyaya gelmesi de zina bakımından en güçlü delillerden biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.06.2024 tarihli, 2023/8426 E. ve 2024/4568 K. sayılı İlamına konu olayda; eşin başka bir kişiyle birlikte yaşadığı ve bu birliktelikten çocuk dünyaya getirdiği sabit görülerek zina koşullarının oluştuğuna karar verilmiştir. Benzer biçimde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.09.2024 tarihli, 2023/8652 E. ve 2024/6582 K. sayılı İlamında, tanık anlatımlarıyla desteklenen gebelik ve tıbbi kayıtlar zinanın ispatı bakımından yeterli görülmüştür.
2.2. Yazışmalar, Fotoğraflar ve Dijital Deliller
Dijital içeriklerin delil değeri, içeriğin niteliğine ve elde ediliş biçimine göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli, 2023/1803 E. ve 2023/4717 K. sayılı İlamına konu dosyada; yazışma içeriklerinin buluşma ve cinsel birliktelik yönünde açık ifadeler taşıması ve tanık beyanlarıyla desteklenmesi karşısında zinanın ispatlandığı kabul edilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.04.2023 tarihli, 2022/10618 E. ve 2023/2007 K. sayılı İlamına konu olayda; sunulan mesaj kayıtları ve fotoğrafların zina boyutuna ulaşmadığı, eylemin güven sarsıcı davranış düzeyinde kaldığı belirtilerek zina sebebine dayalı talep reddedilmiş, boşanmaya TMK m. 166/1 uyarınca karar verilmiştir.
2.3. Hukuka Aykırı Delil Sorunu
Delilin hukuka uygun yolla elde edilmesi, HMK m. 189/2 uyarınca hükme esas alınmasının ön şartıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.09.2024 tarihli, 2023/9579 E. ve 2024/6220 K. sayılı İlamına konu dosyada; rıza dışında alınan ses kaydı hukuka aykırı delil sayılmış, sadakat yükümlülüğünün ihlaline ilişkin diğer delillerin süresinde sunulmamış olması da dikkate alınarak davanın reddi sonucuna varılmıştır. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.01.2023 tarihli, 2022/9442 E. ve 2023/145 K. sayılı İlamında, kamuya açık alanda kaydedilen görüntülerin hukuka aykırı sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu ayrım, delil toplama sürecinin baştan itibaren hukuki sınırlar gözetilerek yürütülmesini zorunlu kılar.
| Delil / Vakıa | Uygulamadaki Değerlendirme |
|---|---|
| Aynı otel odasında birlikte konaklama | Cinsel ilişkiye muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren karine olarak kabul edilmektedir. |
| Evlilik dışı birliktelikten çocuk doğması | Zinanın ispatı bakımından en güçlü delillerden biridir. |
| İçeriği cinsel birlikteliğe delalet eden yazışmalar | Tanık beyanlarıyla desteklendiğinde zinanın ispatı için yeterli görülebilir. |
| Flört, öpüşme, duygusal mesajlaşma | Tek başına zina sayılmaz; güven sarsıcı davranış olarak kusura esas alınır. |
| Duyuma dayalı soyut tanık beyanı | Yer ve zaman belirtilmediği sürece ispat için yeterli görülmemektedir. |
| Kamuya açık alanda çekilen görüntü | Kural olarak hukuka uygun delil sayılmaktadır. |
| Rıza dışı ses kaydı, casus yazılım verileri | Hukuka aykırı delil olarak değerlendirilme ve hükme esas alınmama riski taşır. |
3. Af Kurumu: Affeden Tarafın Dava Hakkı Yoktur
Af, zina eylemini öğrenen eşin evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koymasıdır ve TMK m. 161/3 uyarınca dava hakkını düşürür. Af açık (sözlü veya yazılı beyan) ya da örtülü (davranışlarla) olabilir. Ancak her birlikte yaşama af sayılmaz; af iradesinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekir.
Kanun koyucu, zina gerçekleşmiş olsa dahi eşin evlilik birliğini sürdürme yönündeki iradesini korumuş ve affeden tarafın dava hakkının bulunmadığını açıkça düzenlemiştir. Af, tek taraflı ve varması gerekli bir irade açıklaması olup, gerçekleşmiş ve tamamlanmış bir eyleme yönelik olmalıdır. Henüz gerçekleşmemiş bir eylem için önceden af beyanında bulunulamaz; bununla birlikte eşin zinaya önceden rıza göstermesi veya zemin hazırlaması halinde sonradan bu eyleme dayanılması dürüstlük kuralı çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.
3.1. Açık Af ve Örtülü Af Ayrımı
Açık af: Aldatılan eşin sözlü veya yazılı olarak eşini affettiğini, evliliğe devam etmek istediğini ya da dava açmayacağını beyan etmesidir.
Örtülü af: Af beyanı bulunmamakla birlikte, eşin davranışlarıyla evlilik birliğini sürdürme iradesini şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koymasıdır. Olaydan sonra birlikte tatile çıkılması veya karı koca hayatının bilinçli olarak sürdürülmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/9390 E. ve 2024/1261 K. sayılı İlamına konu dosyada; tarafların barışarak birlikte yaşamaya devam ettikleri, barışma sonrasındaki döneme ilişkin görgüye dayalı delil bulunmadığı gerekçesiyle affedilen olaylardan dolayı eşe kusur yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.
3.2. Her Birlikte Yaşama Af Değildir
Zinanın öğrenilmesine rağmen ortak hayatın sürdürülmesi her durumda af karinesi oluşturmaz. Aşağıdaki haller tek başına af sayılmaz:
Zorunluluk hali: Gidecek yeri veya ekonomik özgürlüğü bulunmayan eşin mecburen aynı konutta kalmaya devam etmesi.
Çocukların menfaati: Çocukların okul düzeni veya psikolojik durumu gözetilerek, karı koca ilişkisi kurulmaksızın bir süre daha aynı çatı altında yaşanması.
Düşünme süreci: Olayın etkisiyle derhal konutu terk etmeyip durumun kısa bir süre değerlendirilmesi.
İlamı
3.3. Devam Eden (Temadi Eden) Zina Eyleminde Af
Zina eylemi kesintisiz biçimde sürüyorsa, önceki eylemlerin affedilmiş olması sonraki eylemlerin de affedildiği anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2023/6391 E. ve 2024/4392 K. sayılı İlamına konu dosyada; eşin başka bir kişiyle birlikteliğinden çocuk dünyaya gelmesi üzerine ilk eylemin hoşgörüyle karşılandığı, ancak birlikteliğin devam ettiği ve ikinci gebeliğin öğrenildiği anlaşılmakla, ilk eylemin affedilmesinin devam eden zina eylemini kapsamadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle temadi eden eylemlerde hak düşürücü süre ve af değerlendirmesi son eylem tarihine göre yapılır.
3.4. Af Halinde Hangi Sebebe Dayanılabilir?
Af, yalnızca TMK m. 161 kapsamındaki özel dava hakkını ortadan kaldırır. Evlilik birliği içinde başka geçimsizlikler veya güven sarsıcı davranışlar devam ediyorsa, TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı dava açılabilir. Ancak bu davada affedilmiş olan zina vakıası artık kusur olarak eşe yüklenemez ve kusur belirlemesinde dikkate alınmaz.
4. Hak Düşürücü Süreler: Altı Aylık ve Beş Yıllık Süre
Zina sebebine dayalı boşanma davası, eylemin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle açılamaz. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup hakim tarafından resen dikkate alınır. Eylem devam ediyorsa süre son eylem tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Altı aylık süre öğrenme anına, beş yıllık süre ise eylemin gerçekleştiği tarihe bağlanmıştır. Öğrenme, zina eyleminin varlığından kuşkuya yer bırakmayacak biçimde bilgi sahibi olunması anlamına gelir; şüphe düzeyindeki bilgi süreyi başlatmaz. Sürelerin geçmesi dava hakkını düşürdüğünden, öğrenme tarihinin dava dilekçesinde açıkça ortaya konulması ve delillerle desteklenmesi önem taşır.
| Süre | Başlangıç Anı | Hukuki Sonuç |
|---|---|---|
| 6 ay | Zina eyleminin öğrenildiği tarih | Sürenin geçmesiyle TMK m. 161 kapsamındaki dava hakkı düşer. |
| 5 yıl | Zina eyleminin gerçekleştiği tarih | Öğrenme geç olsa dahi dava hakkı ortadan kalkar. |
| Temadi eden eylem | Son zina eyleminin tarihi | Süreler yeniden işlemeye başlar; önceki af sonraki eylemi kapsamaz. |
| Af beyanı | Af iradesinin açıklandığı an | Süreye bakılmaksızın dava hakkı düşer. |
5. Terditli Dava ve Hukuki Nitelendirme Usulü
Terditli dava, öncelikle zina (TMK m. 161), kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) sebebine dayanılarak açılan davadır. Zina ispatlanırsa yalnızca TMK m. 161 uyarınca boşanmaya karar verilir; ikinci sebep hakkında ayrıca hüküm kurulmaz. Zina ispatlanamazsa dava genel sebep yönünden incelenir.
İspat riskinin yönetilmesi bakımından davanın terditli olarak açılması uygulamada belirleyici bir usul tercihidir. Yalnızca zina sebebine dayanılması halinde, vakıa ispatlanamadığında dava tümüyle reddedilmekte ve mağdur eş tazminat ile nafaka taleplerinden de yoksun kalabilmektedir.
Dava dilekçesinin hukuki nitelendirmesi de sonucu doğrudan etkiler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli, 2023/9891 E. ve 2024/6374 K. sayılı İlamına konu dosyada; dilekçe içeriği, cevaba cevap dilekçesi ve ön inceleme tutanakları birlikte değerlendirilerek zina sebebine dayalı bir davanın bulunmadığı sonucuna varılmış, açılmamış bir dava hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçede hangi vakıaların hangi hukuki sebebe dayandırıldığının açıkça gösterilmesi gerekir.
6. Zinanın Mali ve Hukuki Sonuçları
Zinanın ispatı, kusurlu eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, mal rejiminin tasfiyesinde artık değerdeki payın azaltılmasına veya kaldırılmasına ve yoksulluk nafakası talebinin reddine dayanak oluşturur. Velayette ise ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
6.1. Maddi Tazminat (TMK m. 174/1)
KANUN METNİ
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/1
Zina eylemini gerçekleştiren eş kural olarak tam kusurlu kabul edildiğinden, mağdur eş evliliğin devamı halinde elde edeceği maddi destekten yoksun kalması nedeniyle maddi tazminat talep edebilir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri, paranın alım gücü ve zedelenen menfaatlerin kapsamı birlikte değerlendirilir.
6.2. Manevi Tazminat (TMK m. 174/2)
KANUN METNİ
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/2
Zina, kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırı niteliği taşıdığından manevi tazminat takdirinde ayrı bir ağırlık taşır. Manevi tazminatın belirlenmesinde TMK m. 4 hakkaniyet ilkesi ile TBK m. 50 ve m. 51 hükümleri esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli, 2023/1560 E. ve 2023/4481 K. sayılı İlamına konu dosyada; zina eyleminin ispatlanması karşısında kusursuz eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi yerinde görülmüştür.
6.3. Mal Rejiminde Payın Azaltılması veya Kaldırılması (TMK m. 236/2)
KANUN METNİ
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 236/2
Edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değer kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaşılır. Zina veya hayata kast sebebiyle boşanmaya karar verilmesi halinde ise hakim, kusurlu eşin bu paydaki oranını azaltabilir ya da tamamen kaldırabilir. Bu yaptırımın uygulanabilmesi için boşanmanın özel olarak zina hukuki sebebine dayalı verilmiş olması gerekir; TMK m. 166/1 uyarınca verilen boşanma kararı bu sonucu doğurmaz.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken usuli nokta, bu talebin boşanmanın fer'i niteliğinde olmamasıdır. Payın azaltılması veya kaldırılması istemi, boşanma davasında değil, usulüne uygun biçimde açılmış mal rejiminin tasfiyesi davasında ileri sürülmeli ve orada incelenmelidir.
6.4. Yoksulluk Nafakası ve Diğer Nafaka Türleri
TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilmek için nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması gerekir. Zina eyleminde bulunan eş ağır veya tam kusurlu kabul edildiğinden, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşse dahi yoksulluk nafakası talep edemez. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.11.2023 tarihli, 2023/2578 E. ve 2023/5530 K. sayılı İlamına konu dosyada; zinası sabit görülen eşin tam kusurlu olması nedeniyle yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi isabetli bulunmuştur.
Tedbir nafakası: Dava süresince barınma ve geçim ihtiyacı için hakim tarafından takdir edilir; dava dilekçesiyle talep edilmesi uygun olur.
İştirak nafakası: Velayet kime verilirse verilsin, diğer ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü devam eder. Zina, ebeveynlik yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Yoksulluk nafakası: Kusuru daha ağır olmayan ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine süresiz olarak hükmedilebilir.
6.5. Velayet
Velayet düzenlemesinde belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Zina eylemi tek başına velayetin kusurlu eşe verilmemesi sonucunu doğurmaz; ancak eylemin çocuğun yanında gerçekleşmesi ya da ebeveynin yaşam tarzının çocuğun ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkilemesi halinde bu durum velayet takdirinde dikkate alınır.
| Ölçüt | Zina (m. 161) | Evlilik Birliğinin Sarsılması (m. 166/1) |
|---|---|---|
| Hukuki nitelik | Özel ve mutlak boşanma sebebi | Genel ve nisbi boşanma sebebi |
| Hakimin takdiri | Vakıa ispatlanınca boşanma zorunludur | Ortak hayatın çekilmezliği ayrıca değerlendirilir |
| Süre | 6 ay ve 5 yıllık hak düşürücü süre | Hak düşürücü süre öngörülmemiştir |
| Af | Af dava hakkını düşürür | Affedilen vakıa kusur olarak yüklenemez |
| İspat eşiği | Cinsel ilişki veya buna muhakkak gözüyle bakılan durum | Kusurlu davranışların ve geçimsizliğin ispatı |
| TMK m. 236/2 sonucu | Uygulanabilir | Uygulanmaz |
7. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zina sebebine dayalı boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
KANUN METNİ
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 168
Yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olmadığından, süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı dinlenmez. İstanbul bakımından dava, tarafların yerleşim yerine göre İstanbul Anadolu veya İstanbul Adliyesi bünyesindeki aile mahkemelerinde açılır. Yargılama usulü yönünden boşanma davaları basit yargılama usulüne tabidir ve delillerin dilekçeler aşamasında gösterilmesi gerekir; süresinde bildirilmeyen deliller sonradan incelenmeyebilir.
8. Sonuç ve Değerlendirme
Zina sebebine dayalı boşanma davası, ispat ve usul kuralları bakımından titizlik gerektiren bir süreçtir. Vakıanın hukuka uygun delillerle ortaya konulması halinde hakimin takdir yetkisi bulunmaz ve boşanma kararı verilir. Buna karşılık ispat eşiğinin yüksek olması, delillerin hukuka aykırı yolla elde edilmesi ya da af olgusunun gerçekleşmiş sayılması, davanın reddine ve buna bağlı olarak tazminat ile nafaka taleplerinin de reddine yol açabilmektedir.
Sürecin risk noktaları özetle şunlardır: altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin kaçırılması; zina eyleminin öğrenilmesinden sonra af sonucu doğurabilecek davranışlarda bulunulması; delillerin hukuka aykırı yöntemlerle toplanması; dava dilekçesinde hukuki sebebin ve vakıaların açıkça ortaya konulmaması. Buna karşılık zinanın ispatlanması, TMK m. 236/2 kapsamında artık değerdeki payın azaltılması veya kaldırılması ile ağır kusura bağlı tazminat sonuçları bakımından mağdur eş lehine belirleyici bir hukuki zemin oluşturur.
Her uyuşmazlık kendi somut vakıaları, delil durumu ve zamanlaması çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava stratejisinin, delil toplama yöntemlerinin ve terditli talep kurgusunun süreç başlamadan önce belirlenmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşır.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
9. İlgili Makaleler




10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Zina nedeniyle boşanma davası nedir?
Cevap: Zina nedeniyle boşanma davası, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin karşı cinsten başka bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunması halinde TMK m. 161 uyarınca açılan özel ve mutlak boşanma davasıdır. Vakıa ispatlandığında hakim boşanmaya karar vermek zorundadır.
Soru 2: Aldatma nedeniyle boşanma davası açma süresi ne kadardır?
Cevap: Zina sebebine dayalı dava, eylemin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle açılamaz. Süreler hak düşürücü niteliktedir ve hakim tarafından resen dikkate alınır. Eylem devam ediyorsa süre son eylem tarihinden başlar.
Soru 3: Aldatan eşimi affedersem sonradan zina davası açabilir miyim?
Cevap: Af, TMK m. 161/3 uyarınca dava hakkını düşürür. Açık beyan veya af iradesini şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan davranışlar örtülü af sayılabilir. Affedilen vakıaya dayanılamaz; ancak devam eden yeni eylemler için dava hakkı doğar.
Soru 4: Zina davasında hangi deliller geçerlidir?
Cevap: Zina hukuka uygun her türlü delille ispatlanabilir. Otel kayıtları, aynı odada konaklama, evlilik dışı doğum, fotoğraf ve video kayıtları ile içeriği cinsel birlikteliğe delalet eden yazışmalar kullanılır. Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınmaz.
Soru 5: Mesajlaşmak veya öpüşmek zina sayılır mı?
Cevap: Zinanın kabulü için cinsel ilişki ya da buna muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren bir durum aranır. Flört, öpüşme ve duygusal mesajlaşma tek başına zina sayılmaz; bu davranışlar güven sarsıcı davranış olarak TMK m. 166/1 kapsamında kusura esas alınır.
Soru 6: Zina ispatlanırsa mal paylaşımında aldatan eşin payı düşer mi?
Cevap: TMK m. 236/2 uyarınca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. Bu talep, boşanma davasında değil mal rejiminin tasfiyesi davasında ileri sürülür.
Soru 7: Zina yapan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Cevap: Yoksulluk nafakası talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması gerekir. Zina eyleminde bulunan eş ağır veya tam kusurlu kabul edildiğinden, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşse dahi yoksulluk nafakası talep edemez. İştirak nafakası yükümlülüğü ise devam eder.
Soru 8: Boşanma davası devam ederken yaşanan ilişki zina sayılır mı?
Cevap: Sadakat yükümlülüğü boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devam eder. Bu nedenle ayrılık kararı verilmiş olsa, eşler fiilen ayrı yaşasa veya boşanma davası derdest olsa dahi gerçekleşen cinsel sadakatsizlik zina olarak değerlendirilir.



