Nafaka artırım davası, boşanma hükmüyle veya daha sonra belirlenmiş nafaka miktarının; tarafların mali durumundaki değişme, çocuğun artan ihtiyaçları ya da paranın alım gücündeki düşüş nedeniyle yeniden ve daha yüksek bir tutara bağlanması için açılan inşai nitelikte bir davadır. Aynı hukuki mekanizmanın tersi olan nafaka indirim (azaltma) davası ise, ödeme gücü zayıflayan yükümlünün mevcut nafakanın düşürülmesini ya da kaldırılmasını talep etmesini sağlar.
İştirak nafakasının uyarlanması Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesine, yoksulluk nafakasının uyarlanması ise 176/4. maddesine dayanır. Her iki dava da kural olarak açıldığı tarihten itibaren sonuç doğurur; yoksulluk nafakasında ise yıllık artış oranı yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi katı biçimde uygulanır. Bu rehber, güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında sürecin şartlarını, yetkili mahkemeyi, artış oranını ve temyiz sınırını nesnel biçimde ele almaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
1. Nafaka Artırım ve İndirim Davası Nedir?
Nafaka, statik bir borç değil; tarafların yaşam standardını korumayı amaçlayan dinamik bir yükümlülüktür. Bu nedenle başlangıçta kurulan denge zamanla bozulduğunda, taraflardan biri mahkemeye başvurarak miktarın yeniden belirlenmesini isteyebilir. Uyarlama yalnızca irat (periyodik ödeme) biçiminde bağlanan nafakalar için mümkündür; toptan ödenmiş nafakalarda uyarlama gündeme gelmez.
Nafaka, uygulamada bakım nafakası üst başlığı altında eşe yönelik (tedbir ve yoksulluk) ve çocuğa yönelik (tedbir ve iştirak) olmak üzere ayrılır. Artırım ve indirim davalarının çekirdeğini, boşanma sonrası devam eden yoksulluk ve iştirak nafakaları oluşturur.
📜 KANUN METNİ —
“Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 331
2. Nafaka Artırım Davasının Şartları Nelerdir?
Yargıtay uygulamasında, tarafların gelir durumunda olağanüstü bir değişiklik bulunmasa dahi, aradan geçen süre ve paranın satın alma gücündeki düşüş dikkate alınarak nafakanın en azından TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılması ve böylece taraflar arasındaki dengenin yeniden kurulması benimsenmektedir (Yargıtay 2. HD, 28.06.2021, 2021/4645 E., 2021/5308 K.).
📜 KANUN METNİ —
“Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 176/4
2.1. İştirak Nafakasının Artırılması
İştirak nafakası davalarında çocuğun üstün yararı ve artan ihtiyaçları ön plandadır. Nafaka miktarı; çocuğun yaşı ve eğitim durumu, artan ihtiyaçları, yükümlünün gelir durumu ile TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Günün ekonomik koşullarına ve çocuğun ihtiyaçlarına göre düşük kalan iştirak nafakası miktarları Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır (Yargıtay 2. HD, 18.05.2023, 2023/2732 E., 2023/2573 K.; 11.05.2023, 2023/3143 E., 2023/2356 K.).
İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğundan, çocuk için nafakaya hükmedilmesi kural olarak talebe bağlı değildir. Yargıtay, çocuğa yönelik nafaka talebinin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini; bunun iddianın genişletilmesi sayılmadığını ve ıslah gerektirmediğini vurgulamaktadır.
“çocuklara yönelik tedbir nafakası ile iştirak nafakalarına Mahkemece re'sen hükmedilebileceği, yine yargılama aşamasında da her zaman istenebileceği; sonradan istenmesi veya isteğin artırılmasının iddianın genişletilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi artırım veya istek için ıslah talebinde bulunulmasına da gerek olmadığı”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/1605 E. ve 2025/8984 K. sayılı İlamı
2.2. Yoksulluk Nafakasının Artırılması
Yoksulluk nafakasının artırılmasında tarafların yaşı, sosyal durumları ve paranın satın alma gücündeki değişim değerlendirilir. Uzun süre güncellenmemiş ve enflasyon karşısında yetersiz kalan nafakalarda, hakkaniyet ilkesi gereği belirgin artışlar Yargıtay denetiminden geçebilmektedir. Örneğin aylık 5.000,00 TL olan yoksulluk nafakasının ekonomik koşullar ve hakkaniyet gereği aylık 40.000,00 TL’ye çıkarılmasına ilişkin karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 19.09.2024, 2024/3264 E., 2024/6210 K.).
Yoksulluk nafakası üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edebilir. Hukuk Genel Kurulu’na göre avukatlar ve müvekkillerince imzalanan uzlaşma tutanakları İcra ve İflas Kanunu m. 38 anlamında ilam niteliğinde olup, bu belgelerle nafaka miktarı belirlenebilir ya da artırılabilir (Yargıtay HGK, 20.10.2022, 2019/501 E., 2022/1346 K.). Ancak tutanaktaki edimlerin net ve koşulsuz olması, aksi hâlde belgenin ilam niteliği taşımaması riski bulunur.
| Ölçüt | İştirak Nafakası (TMK m. 331) | Yoksulluk Nafakası (TMK m. 176/4) |
|---|---|---|
| Yasal dayanak | TMK m. 330 ve 331 | TMK m. 175 ve 176/4 |
| Korunan menfaat | Çocuğun üstün yararı; kamu düzenine ilişkindir | Yoksulluğa düşen eşin geçimi |
| Taleple bağlılık (HMK m. 26) | Miktara hükümde uygulanır; ancak nafakanın kendisine re'sen hükmedilebilir | Katı biçimde uygulanır; talep aşılamaz |
| Artış oranı (endeksleme) | Talep hâlinde ÜFE oranında karara bağlanabilir | Yalnızca açık talep varsa hükmedilir |
| Süre şartı | Belirli bir süre geçmesi aranmaz | Nafaka hakkı sürdükçe her zaman açılabilir |
3. Nafaka İndirim (Azaltma) ve Kaldırma Davası
Yargıtay, her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanacağını; nafakanın kaldırılması veya azaltılması için tarafların sosyal ve ekonomik durumunda bu yönde bir değişikliğin ispatlanması gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir (Yargıtay 2. HD, 08.06.2022, 2022/4180 E., 2022/5467 K.; karardan aktarılarak özetlenmiştir). Gelir kaybı, işsizlik ya da ağır hastalık gibi olgular ispatlanamıyorsa indirim/kaldırma talebi reddedilir.
Anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenen nafakanın azaltılması taleplerinde ölçü daha da katıdır. Tarafların özgür iradeleriyle kurdukları sözleşmede önemli bir değişiklik gerektirecek sebepler yoksa protokol hükümlerine sadakat esastır; koşullar öngörülemez biçimde değişmedikçe indirim kararı verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 2. HD, 22.03.2023, 2022/10713 E., 2023/1189 K.).
Uygulama açısından kritik bir nokta, geriye yürüme rejimidir: indirim davası sürerken eski (yüksek) miktarı ödemeye devam eden yükümlü, davanın kabulü hâlinde dava tarihinden itibaren fazladan ödediği tutarları koşulları oluştuğunda geri talep edebilir.
4. Yıllık Artış Oranı (Endeksleme) ve Taleple Bağlılık İlkesi
📜 KANUN METNİ —
“Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
— 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26/1
Yargıtay, davacı tarafından yıllık artış talep edilmediği hâlde nafakaya ÜFE artışı uygulanmasını taleple bağlılık ilkesine aykırı bularak bozma ve kanun yararına bozma nedeni saymaktadır (Yargıtay 2. HD, 26.09.2023, 2023/5359 E., 2023/4198 K.; 20.12.2022, 2022/9235 E., 2022/10545 K.). Buna karşılık davacı artış oranı talep etmiş ancak mahkeme bu konuda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmamışsa, bu eksik hüküm de usul ve kanuna aykırılık oluşturur (Yargıtay 2. HD, 05.12.2024, 2024/1583 E., 2024/9557 K.).
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Artış (ÜFE/TÜFE) açıkça talep edilmiş | Denge korunması için genellikle ÜFE oranında artışa hükmedilir |
| Artış talep edilmemiş, buna rağmen hükmedilmiş | Taleple bağlılık ihlali; bozma / kanun yararına bozma nedeni |
| Artış talep edilmiş, mahkeme karar vermemiş | Eksik hüküm; usul ve kanuna aykırılık, düzeltilerek onama/bozma |
5. Yetkili Mahkeme ve Temyiz Kesinlik Sınırı
Örneğin nafaka alacaklısı İstanbul’da ikamet ediyorsa, boşanma sonrası uyarlama davası İstanbul’daki aile mahkemelerinde (yargı çevresine göre İstanbul Adalet Sarayı veya İstanbul Anadolu Adalet Sarayı bünyesindeki aile mahkemeleri) görülür. Yetki, somut olayın tarafların yerleşim yerine göre değerlendirilir; bu husus dava açılmadan önce dikkatle belirlenmelidir.
Nafaka davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Zamanaşımı bakımından, TMK m. 178’deki bir yıllık süre boşanmaya bağlı tazminat ve ilk kez istenecek yoksulluk nafakası içindir; mevcut bir nafakanın artırılması veya azaltılması talepleri için bu süre işlemez, nafaka hakkı sürdükçe her zaman dava açılabilir.
Kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın yasal kesinlik sınırını aşması gerekir. HMK m. 362 uyarınca yıllık nafaka artış miktarı veya toplam değer, karar tarihindeki parasal sınırın altında kalıyorsa temyiz istemi reddedilir (Yargıtay 2. HD, 07.06.2022, 2022/4670 E., 2022/5460 K.; 12.09.2024, 2024/3107 E., 2024/5790 K.). Uygulamada, örneğin yıllık 60.000,00 TL’lik bir nafaka artış miktarının kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddedildiği kararlar bulunmaktadır (Yargıtay 2. HD, 10.09.2024, 2024/5549 E., 2024/5627 K.).
6. Sonuç ve Değerlendirme
Nafaka artırım ve indirim davaları, boşanmayla kurulan ekonomik dengeyi değişen hayat koşullarına uyarlamayı amaçlar. İştirak nafakasında çocuğun üstün yararı ve hakkaniyet ilkesi hâkimin takdir alanını genişletirken, yoksulluk nafakasında taleple bağlılık ilkesi ve mali durumdaki değişikliğin ispatı belirleyici olmaktadır. Kararların dava tarihinden itibaren sonuç doğurması, sürecin doğru zamanda ve doğru taleplerle başlatılmasını önemli kılar.
Talep edilecek miktarın güncel ekonomik verilerle ve karşı tarafın mali gücüyle orantılı biçimde belirlenmesi, gelecek yıllar için ÜFE/TÜFE artışının açıkça istenmesi ve yetkili mahkemenin doğru saptanması, usul ekonomisi ve hak kaybının önlenmesi bakımından kritik unsurlardır. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, sürecin ilgili mevzuat ve güncel içtihat çerçevesinde profesyonelce değerlendirilmesi yerinde olur.











