Vesayet davası, ergin bir kişinin akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, bağımlılık, kötü yönetim veya özgürlüğü bağlayıcı ceza gibi kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde, fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla tamamen ya da kısmen sınırlandırılarak kendisine vasi atanmasını sağlayan bir koruma davasıdır. Kısıtlama şartları maddi hukuk yönünden Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 405-408 arasında düzenlenmiş; süreç ise resmî sağlık kurulu raporu, ilgilinin dinlenilmesi ve yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkisi gibi sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.
Vesayet, kamu düzenine ilişkin bir kurumdur; bu nedenle mahkeme, tarafların talepleriyle bağlı kalmaksızın resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi uyarınca hareket eder. Bu rehberde kısıtlama sebepleri, dava süreci, kararın kesinleşmesi ve kanun yolu, vasinin izne tabi işlemleri ile vesayetin sona ermesi; Anayasa Mahkemesi’nin 2023 tarihli iptal kararı ve 7499 sayılı Kanun ile getirilen güncel düzenlemeler ışığında, doğrulanmış yargı kararlarına dayanılarak ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Vesayet ve Kısıtlama Nedir?
- 2. Kısıtlama Şartları (Sebepleri) Nelerdir?
- 3. Vesayet Davası Süreci Nasıl İşler?
- 4. Kısıtlama Kararına Karşı Kanun Yolu ve İtiraz Nasıl İşler?
- 5. Vasinin Temsil Yetkisi ve İzne Tabi İşlemler Nelerdir?
- 6. Kısıtlama Yerine Yasal Danışmanlık: Orantılılık İlkesi
- 7. Vesayet (Kısıtlılık) Hangi Hâllerde Sona Erer?
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. İlgili Makaleler
1. Vesayet ve Kısıtlama Nedir?
Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır (TMK m. 10). Kısıtlama kararı ile bu ehliyet sınırlandırılır; kişi, kural olarak yasal temsilcisinin (vasinin) rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez (TMK m. 16). Bununla birlikte kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada ve karşılıksız kazanmada bu rıza aranmaz.
Vesayet Makamı ve Denetim Makamı Ayrımı
Kamu vesayeti, iki dereceli bir yapı üzerinden yürütülür: vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir (TMK m. 397). Vesayet makamı; kısıtlama kararını verir, vasiyi atar ve vasinin işlemlerini denetler. Denetim makamı ise vesayet makamının kararlarına karşı itiraz ve üst onay merciidir. Bu ayrım, aşağıda ele alınan kanun yolu bakımından belirleyicidir.
2. Kısıtlama Şartları (Sebepleri) Nelerdir?
| Kısıtlama Sebebi | Yasal Dayanak | Temel Şart ve Yargısal Yorum |
|---|---|---|
| Akıl hastalığı / akıl zayıflığı | TMK m. 405 | İşlerini görememe, sürekli yardıma muhtaçlık veya toplum güvenliğini tehlikeye sokma. Resmî sağlık kurulu raporu zorunludur. |
| Savurganlık, bağımlılık, kötü yönetim | TMK m. 406 | Kişinin kendisini veya ailesini darlık/yoksulluğa düşürme tehlikesi. İlgilinin dinlenilmesi zorunludur. |
| Özgürlüğü bağlayıcı ceza | TMK m. 407 | Cezanın infazındakiler kendi isteğiyle; toplam 5 yıl ve üzeri cezada ise korunma gerekliliği hâlinde kısıtlanabilir (7499 s.K.). |
| İstek üzerine | TMK m. 408 | Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık nedeniyle işlerini yönetemediğini ispat eden ergin. |
2.1. Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK m. 405)
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama, uygulamada en sık karşılaşılan hâldir. Bu sebeple kısıtlamaya karar verilebilmesi için, TMK m. 409/2 uyarınca tam teşekküllü bir devlet ya da üniversite hastanesinden resmî sağlık kurulu raporu alınması zorunludur; tek hekim raporu yeterli değildir.
📜 KANUN METNİ —
‘’(1)Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. (2)Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.’’
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 405
“kanun maddesine aykırı olarak tek hekim raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli, 2019/6707 E. ve 2020/1224 K. sayılı İlamı
Aynı kararda; vesayet davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle mahkeme kararından sonra davadan feragat beyanının geçerli olmadığı ve kısıtlanması istenen kişinin tam teşekküllü hastaneye sevkiyle kurul raporu alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca m. 405 uyarınca kısıtlanan kişi, eylemlerinin sonuçlarını anlama gücünden yoksun kabul edildiğinden, boşanma gibi davalarda kendisine kusur izafe edilemez.
“davacı akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış olup eylemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme gücüne sahip olmadığından davacıya kusur izafe edilemez.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2020 tarihli, 2017/1940 E. ve 2020/227 K. sayılı İlamı
2.2. Savurganlık, Bağımlılık ve Kötü Yönetim (TMK m. 406)
Bu sebep grubunda ölçüt, kişinin davranışlarının kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratmasıdır. Salt borçlanmak veya kredi çekmek tek başına yeterli değildir; harcamaların savurganlık boyutuna ulaşması ve kişinin korunmaya muhtaç hâle gelmesi somut delillerle (banka kayıtları, icra dosyaları vb.) ortaya konulmalıdır.
📜 KANUN METNİ —
''Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.''
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 406
Yargıtay, savurganlık veya kötü yönetim bulunsa dahi (maddi şart), kısıtlamanın “kuşatıcı ve kelepçeleyici müdahalesini” gerektirecek yoğunluğa ulaşmadığı hâllerde, orantılılık ilkesi gereği kısıtlama yerine yasal danışman atanabileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5386, K. 2023/3911). Bu husus 6. bölümde ayrıntılı ele alınmaktadır.
2.3. Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza (TMK m. 407) — AYM İptali ve 7499 Sonrası Durum
Hükümlülerin kısıtlanması rejimi, son yıllarda köklü bir değişim geçirmiştir. Eski TMK m. 407, bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûm olan her erginin otomatik (zorunlu) olarak kısıtlanmasını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi, 22.03.2023 tarihli kararıyla bu düzenlemeyi ölçülülük ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir.
İptal kararının yürürlüğe girmesinden önce kanun koyucu devreye girmiş; 7499 sayılı Kanun (8. Yargı Paketi, 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete) ile m. 407 yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenleme, otomatik kısıtlamayı kaldırmış; kısa süreli cezalarda kişinin isteğini, toplam beş yıl ve üzeri cezalarda ise korunma gerekliliğini esas almıştır.
📜 KANUN METNİ —
''(1)Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. (2)Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir. (3)Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. (4)Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.''
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 407
Danıştay, dava sürerken kısıtlanan bir davacı yönünden verdiği güncel kararda, AYM iptali ve yeni düzenlemenin ortaya koyduğu ilkeler uyarınca, bir yıl veya daha uzun süreli cezaya mahkûm olanların doğrudan kısıtlanması zorunluluğunun ortadan kalktığını; kısıtlamanın yalnızca gerçekten korunmaya ihtiyaç duyan kişiler bakımından, somut durum değerlendirilerek verilmesi gerektiğini benimsemiştir.
“davacının dava sürecinde kısıtlanmış olması, Anayasa Mahkemesi kararının ortaya koyduğu ilkeler uyarınca, davayı takip etme hakkına engel teşkil etmemektedir.”
— Danıştay 2. Dairenin 16.09.2025 tarihli, 2025/1590 E. ve 2025/3652 K. sayılı İlamı
2.4. İstek Üzerine Kısıtlama (TMK m. 408)
Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, kendi isteğiyle kısıtlanmasını talep edebilir. Ancak talebin bulunması tek başına yeterli değildir; mahkeme, vesayetin bir “hak” değil bir “koruma mekanizması” olduğu anlayışıyla, kişinin işlerini yürütememe olgusunu ayrıca araştırır.

3. Vesayet Davası Süreci Nasıl İşler?
3.1. Yetki, Görev ve Bildirim Yükümlülüğü
Görevli ve yetkili mahkeme, kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 411). Bu yetki kesin yetkidir ve işin esasına girilmeden önce resen dikkate alınır. Örneğin kısıtlanacak kişinin yerleşim yeri İstanbul ise, İstanbul adliyelerindeki sulh hukuk mahkemeleri görevli ve yetkilidir. Görevleri sırasında vesayeti gerektiren bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu derhâl yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
3.2. Resen Araştırma ve Deliller
Vesayet makamı, dilekçede belirtilen sebeple bağlı değildir. Başvuru “savurganlık” nedeniyle yapılmış olsa bile, yargılama sırasında “akıl zayıflığı” tespit edilirse hâkim bu sebebe dayanarak da kısıtlama kararı verebilir. Sağlık kurulu raporları arasında çelişki bulunması hâlinde, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Üst Kurulundan rapor alınarak çelişki giderilmelidir (bk. Yargıtay HGK, E. 2022/747, K. 2023/1080).
3.3. Geçici Önlemler, İlan ve Kesinleşme
Dava sürerken, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim TMK m. 420 uyarınca kısıtlı adayının haklarını korumak için geçici temsilci (kayyım) atayabilir. Kısıtlama kararı kesinleşince, üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması amacıyla kişinin yerleşim yeri ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir (TMK m. 410). Danıştay’ın yerleşik uygulamasına göre kısıtlılık hâli, kural olarak kararın kesinleşmesiyle başlar (Danıştay 12. Daire, E. 2021/6409, K. 2021/5564).
4. Kısıtlama Kararına Karşı Kanun Yolu ve İtiraz Nasıl İşler?
Uygulamada sık karıştırılan bu iki yolu ayırmak önemlidir. Kısıtlama hükmü bir mahkeme kararı olduğundan, kanun yolu HMK hükümlerine tabidir: istinaf süresi iki haftadır. TMK m. 488’deki on günlük itiraz ise, vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesinin) vesayetin yönetimiyle ilgili aldığı kararlara (izinler, vasinin işlemlerine ilişkin kararlar vb.) yöneliktir; bu itirazı denetim makamı kesin olarak karara bağlar.
📜 KANUN METNİ —
''İlgililer, vesayet makamının kararlarına karşı, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler. Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin karara bağlar.''
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 488
5. Vasinin Temsil Yetkisi ve İzne Tabi İşlemler Nelerdir?
| İşlem Türü | Gerekli İzin | Dayanak |
|---|---|---|
| Dava açma, sulh olma, tahkim, konkordato | Vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) | TMK m. 462/8 |
| Taşınmaz alım-satımı, rehin, ayni hak kurulması | Vesayet makamı izni | TMK m. 462, 444 |
| Ödünç alma/verme, kambiyo taahhüdü, kefil olma | Vesayet makamı izni | TMK m. 462 |
| Mirasın kabulü/reddi, miras sözleşmesi | Denetim makamı (asliye hukuk) onayı | TMK m. 463 |
| Kefalet, vakıf kurma, önemli bağış | Yasak (vasi onayıyla dahi yapılamaz) | TMK m. 449 |
5.1. Dava Açma ve Husumete İzin
Vasinin, kısıtlı adına dava açabilmesi veya açılmış bir davayı takip edebilmesi için vesayet makamından izin (husumete izin) alması ve bu izin belgesini HMK m. 54 uyarınca dilekçeye eklemesi zorunludur. İzin sunulmadan yargılamaya devam edilemez.
“vasi tarafından vekaletname alındıktan sonra, Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 54/1-2. maddesi uyarınca, vesayet makamından dava açmak için izin almak üzere davacı tarafa süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.03.2023 tarihli, 2023/437 E. ve 2023/1698 K. sayılı İlamı
5.2. Derdest (Görülmekte Olan) Davada Kısıtlanma
Yargılama sırasında taraflardan biri kısıtlanırsa, davanın hemen reddi yerine; vasiye davanın ihbarı ile davaya katılımı sağlanmalı, husumete izin için süre verilmeli ve dava vasi huzurunda yürütülmelidir. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır.
“kısıtlı ...’nın vasisine tebligat çıkartılmak suretiyle davanın ihbarı ile vasinin yasal temsilci olduğu gözetilerek davaya katılımının sağlanması ... gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.”
— Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.04.2022 tarihli, 2022/2362 E. ve 2022/3133 K. sayılı İlamı
Kısıtlı adına taşınmaz satışı, ancak kısıtlının menfaati gerektirdiğinde ve vesayet makamının talimatı ile mümkündür (TMK m. 444). Vesayet makamının izni olmaksızın yapılan devirlerde, kısıtlının (veya sonradan atanan vasisinin) tapu iptali ve tescil davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay HGK, E. 2022/747, K. 2023/1080). Kısıtlılık kararı kaldırılan kişi ise, kanuni temsilci olmaksızın davayı takip ehliyetini yeniden kazanır (Yargıtay 8. HD, E. 2020/11, K. 2020/1817).
6. Kısıtlama Yerine Yasal Danışmanlık: Orantılılık İlkesi
Yasal danışmanlık, kişinin ehliyetini vesayete göre daha az sınırlayan sui generis bir koruma kurumudur. Belirli işlemlerde (dava açma ve sulh olma, taşınmaz alım-satımı, kıymetli evrak işlemleri, ödünç alma-verme, kefil olma vb.) yasal danışmanın görüşünün alınması gerekir. Yargıtay, kumar oynama bozukluğu bulunan ancak savurganlığı kısıtlama yoğunluğuna ulaşmayan bir kişi bakımından, vesayet yerine yasal danışman atanmasını yerinde bulmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5386, K. 2023/3911).
7. Vesayet (Kısıtlılık) Hangi Hâllerde Sona Erer?
| Kısıtlama Sebebi | Sona Erme Şartı | Dayanak |
|---|---|---|
| Akıl hastalığı / akıl zayıflığı | Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi | TMK m. 474 |
| Savurganlık, bağımlılık, kötü yönetim | En az bir yıldan beri, kısıtlamayı gerektiren sebeple ilgili şikâyete meydan vermemiş olma | TMK m. 475 |
| Özgürlüğü bağlayıcı ceza | Hapis hâlinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle kendiliğinden kalkma | TMK m. 471 |
| İstek üzerine kısıtlama | Kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkması | TMK m. 476 |
Hükümlüler bakımından 7499 sayılı Kanun ile yenilenen düzenleme, hapis hâlinin devamı süresince de vesayetin sona erdirilebilmesine imkân tanımıştır: toplam beş yıldan az cezalarda kişinin istemi yeterliyken, beş yıl ve üzeri cezalarda kişinin talebi yanında korunma sebebinin ortadan kalkması aranır.
📜 KANUN METNİ —
''(1)Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:
- Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,
- Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.''
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 471
8. Sonuç ve Değerlendirme
Vesayet davası, bireyin fiil ehliyetini sınırlayan en ağır medeni hukuk müdahalelerinden biridir. Bu nedenle süreçte numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınmalı, kısıtlama sebepleri yorum yoluyla genişletilmemelidir. Uygulamada en kritik eşikler; akıl hastalığı/zayıflığında resmî sağlık kurulu raporunun usulüne uygun alınması, ilgilinin dinlenilmesi ve raporlar arası çelişkilerin giderilmesidir.
Hükümlülerin kısıtlanmasına ilişkin rejim, Anayasa Mahkemesi’nin 2023 tarihli iptali ve 7499 sayılı Kanun ile köklü biçimde değişmiş; otomatik kısıtlama terk edilerek somut korunma ihtiyacı ve orantılılık esas alınmıştır. Kısıtlama yerine yasal danışmanlık gibi daha hafif tedbirlerin gündeme gelebileceği de gözetilmelidir. Kısıtlılığın hukuki sonuçları (dava ehliyeti, izne tabi işlemler, üçüncü kişilere karşı ilan) ağır olduğundan, sürecin usul kurallarına titizlikle uyularak yürütülmesi önem taşır.











