...
Sosyal medyada hakaret suçu teşkil eden dijital paylaşımları, yorumları, DM mesajlarını ve siber zorbalık eylemlerini akıllı telefonları üzerinden gerçekleştiren veya bu içeriklere maruz kalan kişileri, internet ortamındaki kolektif dijital etkileşimi sembolize eden, bir masa etrafında ellerinde cep telefonları olan insanların üstten görünüm kurumsal ceza hukuku görseli.

Sosyal Medyada Hakaret Suçu (TCK m.125): Unsurları, Aleniyet ve Yargıtay Uygulaması

Temmuz 5, 2026
Karayolları Trafik Kanunu kapsamında belirlenen promil sınırının aşılması neticesinde uygulanan alkollü araç kullanma cezası, sürücü belgesinin geri alınması ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yaptırımlarını sembolize eden, gece vakti hareket halindeki bir otomobilin direksiyonunu ve iç panel göstergelerini tutan sürücü elleri kurumsal hukuk görseli.

Alkollü Araç Kullanma Cezası ve Ehliyetin Geri Alınması (2026)

Temmuz 6, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu (TCK m. 116): Unsurları, Nitelikli Halleri ve Cezası

Makale Yol Haritası
Suçun Unsurları ➔ Nitelikli Haller ➔ Hukuka Uygunluk Sebepleri ➔ Şikâyet ve Uzlaştırma ➔ Yargıtay Kararları ➔ Sonuç

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinde düzenlenen ve bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine ya da iş yerine rızası dışında girilmesi veya rıza ile girildikten sonra çıkılmaması hâlinde oluşan bir suç tipidir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle kişinin barındığı mekânda huzur, güven ve mahremiyet içinde yaşama hakkını, yani kişi hürriyetini korumayı amaçlamıştır; bu nedenle suç, Kanun'un “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve korunan hukuki yarar mülkiyet değil bireyin özgürlük alanıdır.

Konutun tanımı, eklenti kavramı, konut ile iş yeri arasındaki ayrım, rızanın kapsamı, gece vakti veya cebir/tehditle işlenmesi halinde uygulanacak nitelikli cezalar ile hırsızlık suçuyla birlikte işlendiğinde şikayet koşulunun aranıp aranmayacağı, uygulamada en sık karşılaşılan tartışma konularıdır. Bu yazıda suçun unsurları, nitelikli halleri, hukuka uygunluk sebepleri, şikâyet ve uzlaştırma süreci ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin güncel kararları ışığında konu ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Ceza Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu Nedir? (TCK m. 116/1-2)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, bir kimsenin konutuna veya eklentisine rızası dışında girilmesi ya da rıza ile girildikten sonra çıkılmaması hâlinde oluşan; mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulan ve altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suçtur (TCK m. 116/1).

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitabının “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı kısmının “Hürriyete Karşı Suçlar” başlıklı yedinci bölümünde, 116. maddede düzenlenmiştir. Suçla korunmak istenen hukuki yarar, mülkiyet veya zilyetlik hakkı değil, bireyin kendi barındığı alanda özgürlük, huzur ve güvenlik içinde yaşama hakkıdır.

Suçun manevi unsuru kasttır; failin, mağdurun rızası bulunmadığını bilerek ve isteyerek konuta girmesi ya da rıza ile girdikten sonra rızanın kalktığını bildiği hâlde çıkmaması gerekir. Kanunda taksirli şekli düzenlenmediğinden, suç taksirle işlenemez.

1.1. Suçun Maddi Unsuru: “Girme” ve “Çıkmama” Seçimlik Hareketleri

Suçun maddi unsuru, failin mağdurun rızasına aykırı olarak konutuna veya eklentisine girmesi ya da rıza ile girdikten sonra buradan çıkmamasıdır. Bu iki seçimlik hareketten herhangi birinin gerçekleşmesi suçun oluşması için yeterlidir; failin konuta nereden veya hangi araçla girdiğinin bir önemi yoktur.

Rıza açık olabileceği gibi örtülü de olabilir; önemli olan rızanın hukuka uygun ve meşru bir amaca yönelik olmasıdır. Rıza yalnızca konutun belirli bir bölümü için verilmişse, bu alanın dışına izinsiz geçilmesi de suçu oluşturur.

1.2. Konut, Eklenti ve İş Yeri Kavramlarının Kapsamı

Ceza hukukunda konut kavramı, kişinin sürekli veya geçici olarak barınmak amacıyla kullandığı her türlü yeri kapsar ve medeni hukuktaki yerleşim yeri kavramından daha geniştir; resmi adres olması aranmaz. Ancak bir yerin konut sayılabilmesi için o yerin fiilen barınma amacıyla kullanılıyor olması gerekir; boş durumdaki veya inşaat hâlindeki bir yapı, kişinin özgürlük, huzur ve güvenliği fiilen ihlal edilemeyeceğinden konut kapsamında değerlendirilmez.

TCK m. 116/2 fıkrası, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan iş yerleri ve eklentilerini ayrı ve daha hafif bir yaptırıma bağlamıştır; mağazalar gibi herkese açık kısımlar bu kapsamın dışındadır, ancak bir işyerinin çalışanlarca fiilen konut olarak kullanılan bölümüne rızasız girilmesi halinde konut dokunulmazlığının ihlali suçu gündeme gelir.

📜 KANUN METNİ —  Konut Dokunulmazlığının İhlali

“(1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

“(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 116

“Konutun, devamlı ve geçici olarak, yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmaya elverişli yerler, eklentinin ise konut veya benzeri yerlerin kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan, girilmesi halinde konutta oturma hakkına sahip kimselerin özgürlük, huzur ve güvenliğini bozabilecek ek yapı veya yerler olup; eylem, mağdurun özgürlük hakkına, barış, huzur ve güvenliğine karşı işlenen bir suçtur. Dolayısıyla bir yerin konut sayılabilmesi için kişinin o yeri konut olarak kullanması gerekir. Yapı, konut olarak kullanılmayıp, boş durumda olduğunda burada kişinin özgürlük hakkının barış, huzur ve güvenliğinin ihlal edilmesi fiilen olanaksız olacağından, yükletilen suçun unsurları da oluşmayacaktır.”

— Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13.01.2020 tarihli, 2019/1139 E. ve 2020/232 K. sayılı İlamı

2. Nitelikli (Ağırlaştırılmış) Haller ve Cezalar (TCK m. 116/4, TCK m. 119)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun temel cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; fiilin cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkar (TCK m. 116/4), TCK m. 119'daki silahla veya birden fazla kişiyle işlenme gibi hâllerde ise ceza bir kat artırılır.

TCK m. 116/4 uyarınca fiilin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak öngörülmüştür. TCK m. 6/1-e uyarınca gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat evveline kadar devam eden zaman dilimini ifade eder; Yargıtay uygulamasında bu husus, UYAP üzerinden alınan güneşin doğuş-batış çizelgeleriyle somut olarak denetlenmektedir. 

2.1. TCK m. 116/4 Kapsamındaki Nitelikli Haller

Cebir veya tehdit kullanılarak işlenen konut dokunulmazlığı ihlali ile gece vakti işlenen ihlal, aynı fıkra kapsamında ve aynı ceza aralığında değerlendirilir. Yargıtay, suçun gece vakti işlendiğinin tespitinde, olay saatine ilişkin somut delillerin (ihbar kaydı, tanık beyanı, güneşin doğuş-batış çizelgesi) denetime imkân verecek şekilde ortaya konulmasını aramaktadır; aksi hâlde 116/1 yerine 116/4'ün uygulanması fazla ceza tayini sonucunu doğurabilmektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki TCK m. 116/4 kapsamındaki nitelikli hâl, mağdurun şikâyetine bağlı değildir; soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür. Buna karşılık suç, CMK m. 253/1-b-4 uyarınca uzlaştırma kapsamında kalmaya devam eder.

2.2. TCK m. 119 Ortak Hükmü Kapsamındaki Artırım Sebepleri

TCK m. 119, konut dokunulmazlığının ihlali dahil bazı hürriyete karşı suçların; silahla, failin kendisini tanınmayacak hale getirmesi suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan bir suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde cezanın bir kat artırılacağını öngörmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, CMK m. 253/1-b-4 bendinin yalnızca TCK m. 116'yı açıkça saydığını, m. 119'a ise atıf yapmadığını vurgulayarak, m. 119 kapsamındaki nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda konut veya iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaştırma kapsamı dışında kaldığını kabul etmiştir.

📜 KANUN METNİ —

‘’(1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.’’

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 119

“Tercih edilen bu düzenleme şekli ile TCK'nın 119. maddesindeki hâllerin gerçekleşmesi durumunda konut veya iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaşma kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.”

— Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2023 tarihli, 2022/183 E. ve 2023/675 K. sayılı İlamı

3. Hukuka Uygunluk Sebepleri: Rızanın Kapsamı ve Ortak Kullanım (TCK m. 116/3)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda hak sahibinin geçerli rızası, fiili baştan itibaren hukuka uygun hâle getirir; evlilik birliğinde veya ortak kullanılan konut ile iş yerlerinde bu kişilerden birinin meşru bir amaca yönelik rızasının bulunması halinde suç oluşmaz (TCK m. 116/3).

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda rızanın işlevi, diğer suçlardan farklıdır: burada rızanın yokluğu, suç tipinin kurucu unsurudur. Hak sahibinin rızası varsa, kanunun aradığı “rızaya aykırılık” şartı gerçekleşmediğinden ortada tipe uygun bir eylem bulunmaz; dolayısıyla fail hakkında mahkûmiyet kurulamaz.

3.1. Rızanın Niteliği ve Geri Alınması

Rıza verme yetkisi kural olarak konutta fiilen oturan kişiye aittir; bu kişinin konutun maliki olması şart değildir. Örneğin bir kiracının, kiraladığı yere kimin girip kimin giremeyeceği konusundaki iradesi esas alınır. Rıza sonradan geri alınabilir; bu durumda rıza ile girmiş olan kişinin konuttan çıkmaması, “çıkmama” seçimlik hareketi bakımından suçu oluşturur.

3.2. Aile Bireyleri ve Ortak Kullanımda Rıza (TCK m. 116/3)

TCK m. 116/3 uyarınca evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konut veya iş yerini ortak kullanan kişilerden birinin rızası varsa, diğer fıkra hükümleri uygulanmaz; ancak bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması aranır. Meşru olmayan bir amaçla (örneğin diğer hak sahiplerine zarar vermek amacıyla) açıklanan rıza, hukuka uygunluk sebebi oluşturmaz.

“5237 sayılı TCK'nun 116/1. maddesinde konuta, hak sahibinin rızasına aykırı olarak girmek veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmamak suç olarak tanımlanmış olup, somut olayın gerçekleştiği zamanda sanığın müştekinin evine rızayla girdiğinin anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine kararı verilmesi.”

— Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarihli, 2019/9212 E. ve 2020/193 K. sayılı İlamı

4. Şikayet, Uzlaştırma ve Hırsızlıkla Birlikte İşlenmesi (CMK m. 253, TCK m. 142/4)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu kural olarak mağdurun şikayetine bağlıdır ve CMK m. 253/1-b-4 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır; ancak suç hırsızlık amacıyla işlenmişse TCK m. 142/4 gereğince şikayet aranmaksızın resen soruşturulur.

TCK m. 116/1 ve 116/2 fıkralarında düzenlenen temel hâller mağdurun şikayetine bağlıdır; şikayetten vazgeçilmesi hâlinde kovuşturma aşamasında düşme kararı verilir. Buna karşılık aynı maddenin 4. fıkrasında düzenlenen nitelikli hal (cebir, tehdit, gece vakti) şikayete bağlı değildir ve resen soruşturulur; her iki halde de suç, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca uzlaştırma kapsamındadır.

4.1. Şikayet Süresi ve Şikayetten Vazgeçmenin Sonuçları

TCK m. 73 uyarınca şikayet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Şikâyet üzerine soruşturmaya başlanan bir konut dokunulmazlığı ihlali dosyasında mağdurun kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmesi, kural olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmesini gerektirir.

4.2. Hırsızlık Suçuyla Birlikte İşlenmesi Hâlinde Şikayet Koşulunun Kalkması (TCK m. 142/4)

2006 yılında 5560 sayılı Kanun ile TCK m. 142'ye eklenen dördüncü fıkra uyarınca, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlar bakımından da şikayet aranmaksızın resen soruşturma ve kovuşturma yapılır. Düzenlemenin amacı, kaç fiil varsa o kadar suç ve o kadar ceza ilkesi gereğince, hırsızlık amacıyla gerçekleştirilen konut dokunulmazlığı ihlalinin de ayrıca cezalandırılmasını sağlamaktır (gerçek içtima).

Bu istisnanın uygulama alanı, hırsızlık suçuyla “birlikte” işlenen konut dokunulmazlığı ihlaliyle sınırlıdır. Hırsızlık suçundan beraat veya düşme kararı verilmesi hâlinde, konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından TCK m. 142/4'teki istisna uygulanamayacağından, suç yeniden şikayete tabi hale gelir; mağdurun şikayetinden vazgeçmesi bu durumda düşme kararını gerektirir.

📜 KANUN METNİ — Nitelikli Hırsızlık

“(4) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.”

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 142/4

“5271 sayılı CMK'nın 253/3. maddesi, ''Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.'' şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla uzlaşma kapsamında bulunmayan hırsızlık suçu ile birlikte işlenen 5237 sayılı TCK'nın 116/1. maddesinde düzenlenen ve 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendide tanımı yapılan soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar arasında yer alan konut dokunulmazlığı ihlal suçunun dava açıldığında uzlaşmaya tâbi olmadığı ancak hırsızlık hakkında beraat kararı verildiği ve müştekinin kovuşturma aşamasındaki beyanında şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, sanık hakkında şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi.”

— Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 09.06.2020 tarihli, 2020/1977 E. ve 2020/5096 K. sayılı İlamı

Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma ve Ceza Karşılaştırması
Hâl Şikâyete Tabi mi? Uzlaştırma Kapsamında mı? Ceza Aralığı
TCK m. 116/1 – Konuta rızasız girme/çıkmama Evet Evet (CMK m. 253/1-b-4) 6 ay – 2 yıl hapis
TCK m. 116/2 – İş yerine rızasız girme/çıkmama Evet Evet (CMK m. 253/1-b-4) 6 ay – 1 yıl hapis veya adli para
TCK m. 116/4 – Cebir, tehdit veya gece vakti Hayır (resen) Evet (CMK m. 253/1-b-4) 1 – 3 yıl hapis
TCK m. 119 kapsamındaki nitelikli hâller (silahla, birden fazla kişiyle vb.) Hayır (resen) Hayır (Yargıtay CGK, 2022/183) 116. maddedeki ceza 1 kat artırılır
Hırsızlık amacıyla işlenmesi (TCK m. 142/4) Hayır (resen) Hırsızlıkla “birlikte işlenme” nedeniyle CMK m. 253/3 uyarınca genellikle uygulanmaz 116. maddedeki ceza aynen uygulanır (gerçek içtima)

5. Yargıtay Kararları Işığında Ceza Belirleme Kriterleri ve İçtima (TCK m. 61)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda temel ceza, TCK m. 61/1'de sayılan suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile failin kastının ağırlığı gibi ölçütler esas alınarak, gerekçesi gösterilmek suretiyle iki sınır arasında belirlenir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, konut dokunulmazlığının ihlali suçunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi halinde, bu tercihin TCK m. 61/1'de sayılan ölçütlere dayanan somut ve yeterli bir gerekçeyle desteklenmesi gerektiğini; aksi hâlde belirlemenin TCK m. 3'te düzenlenen orantılılık ilkesini ihlal edeceğini vurgulamaktadır.

Aynı kararda, hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı taşınır mal olması hâlinde, korunan hukuki yararın tekliği nedeniyle ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı; buna karşılık hırsızlık sırasında farklı bir eşyaya (örneğin girişte kırılan bir kapıya) zarar verilmişse, hırsızlık suçu yanında ayrıca mala zarar verme suçunun da oluşacağı kabul edilmiştir. Bu ayrım, konut dokunulmazlığının ihlali ile birlikte işlenen fiillerin hukuki nitelendirilmesinde de yol gösterici niteliktedir.

“Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK'nın 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.”

— Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, 2017/327 E. ve 2021/39 K. sayılı İlamı

Konu ile İlgili Başlıca Yargıtay Kararları
Mahkeme / Daire Esas – Karar No Tarih Konu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2017/327, K. 2021/39 18.02.2021 Temel ceza tayininde TCK m. 61 ölçütleri; hırsızlık-mala zarar verme içtimaı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2022/183, K. 2023/675 20.12.2023 TCK m. 119 hâllerinin uzlaştırma kapsamı dışında kalması
Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2019/1139, K. 2020/232 13.01.2020 Boş/inşaat hâlindeki yerin konut sayılmaması
Yargıtay 17. Ceza Dairesi E. 2019/9212, K. 2020/193 07.01.2020 Rızayla girilen konutta suçun oluşmaması
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E. 2020/1977, K. 2020/5096 09.06.2020 Hırsızlıktan beraat hâlinde şikâyet koşulunun yeniden aranması
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2021/6458, K. 2021/18183 02.11.2021 Gece vakti tespitinde denetime elverişli gerekçe zorunluluğu

6. Sonuç ve Değerlendirme

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, kişinin barındığı mekanda huzur ve güvenlik içinde yaşama hakkını koruyan, uygulamada sıklıkla hırsızlık, tehdit veya kasten yaralama gibi suçlarla birlikte gündeme gelen bir suç tipidir. Suçun temel hali şikâyete tabi ve uzlaştırma kapsamında iken; cebir, tehdit, gece vakti veya TCK m. 119'daki nitelikli hâllerin varlığı, şikayet ve uzlaştırma bakımından farklı usul sonuçları doğurmaktadır.

Somut bir olayda konutun niteliği, rızanın kapsamı, hırsızlıkla birlikte işlenip işlenmediği ve nitelikli hallerin gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususların her dosyaya özgü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Sürecin usulüne uygun yürütülmesi, hem şüpheli/sanık hem de mağdur açısından hak kaybının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Konut dokunulmazlığını ihlal suçu şikâyete tabi midir?
TCK m. 116/1 ve 116/2'de düzenlenen temel hâller mağdurun şikâyetine tabidir. Ancak aynı maddenin cebir, tehdit veya gece vakti işlenmeyi düzenleyen 4. fıkrası ile hırsızlık amacıyla işlenen hâller (TCK m. 142/4) şikâyet aranmaksızın resen soruşturulur.
2Konut dokunulmazlığını ihlal suçu uzlaşmaya tabi midir?
Evet. CMK m. 253/1-b-4 uyarınca TCK m. 116'da düzenlenen suç, şikâyete tabi olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Ancak TCK m. 119'daki nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre uzlaştırma uygulanmaz.
3Eve rızayla girip sonra çıkmamak suç mudur?
Evet. Rıza ile girilen bir konuttan, rıza geri alındığı hâlde çıkılmaması, TCK m. 116/1'deki “çıkmama” seçimlik hareketi kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur.
4Boş veya inşaat hâlindeki bir yere girmek bu suçu oluşturur mu?
Hayır. Yargıtay'a göre bir yerin konut sayılabilmesi için fiilen barınma amacıyla kullanılıyor olması gerekir; boş veya inşaat hâlindeki bir yapıya girilmesi, kişinin özgürlük ve güvenliği fiilen ihlal edilemeyeceğinden bu suçun unsurlarını oluşturmaz.
5Hırsızlık amacıyla eve girilmesi hâlinde şikâyet aranır mı?
Hayır. TCK m. 142/4 uyarınca hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli gerçekleştirilmişse, bu suç bakımından da şikâyet aranmaksızın resen soruşturma yapılır ve fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.