Kasten yaralama suçu, bir kişinin başkasının vücuduna acı vermesi veya sağlığı ile algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıyla oluşan ve Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Suçun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu hallerde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikayetine bağlıyken, kanunda sayılan nitelikli hallerde şikayet aranmaksızın resen soruşturma yürütülür. 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile suçun temel ve basit hallerine ilişkin ceza alt sınırları yükseltilmiştir. Bu yazıda kasten yaralama suçunun cezası, nitelikli halleri, altı aylık şikayet süresi, uzlaştırma usulü ve dava zamanaşımı süresi güncel mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmektedir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Ceza Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Kasten Yaralama Suçu Nedir? Temel Halin Cezası (TCK m.86/1)
- 2. Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilir Kasten Yaralama Suçu (TCK m.86/2)
- 3. Kasten Yaralamanın Şikayete Tabi Olmayan Nitelikli Halleri (TCK m.86/3)
- 4. Kasten Yaralama Suçunda Şikayet Süresi Ne Kadardır? (TCK m.73)
- 5. Uzlaştırma Usulü ve Kasten Yaralama Suçunda Dava Zamanaşımı
- 6. Sonuç ve Değerlendirme
- 7. İlgili Makaleler
1. Kasten Yaralama Suçu Nedir? Temel Halin Cezası (TCK m.86/1)
Kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için failin, mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik acı veren veya sağlığını ya da algılama yeteneğini bozan bir hareket gerçekleştirmesi ve bu sonucu bilerek istemesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.02.2023 tarihli, 2020/92 Esas ve 2023/49 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, suçun oluşması için mağdurun bedensel ya da ruhsal bütünlüğüne yönelen kasıtlı bir müdahalenin varlığı aranmakta; kasten yaralama, kişinin vücuduna acı veren ya da sağlığını veya algılama yeteneğini bozan her türlü davranışı kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır.
1.1. Kasten Yaralama Suçunun Unsurları
Suçun maddi unsuru, failin mağdurun vücuduna acı veren veya sağlığını ya da algılama yeteneğini bozan bir eylemde bulunmasıdır. Manevi unsur bakımından suç genel kastla işlenebildiği gibi olası kastla da işlenebilir; kanun ayrıca taksirli yaralamayı TCK m.89'da bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir. Kasten yaralama özgü bir suç olmadığından fail ve mağdur herhangi bir kişi olabilir; suçun konusunu ise yaşayan bir insanın bedensel ve ruhsal bütünlüğü oluşturur.
1.2. TCK m.86/1 Cezası: 7550 Sayılı Kanun ile Getirilen Artış
4 Haziran 2025 tarihli ve 32920 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TCK m.86'da öngörülen ceza alt sınırlarını yükseltmiştir. Değişiklik öncesinde temel halin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis iken, güncel düzenlemeyle alt sınır bir yıl altı aya çıkarılmıştır.
📜 KANUN METNİ —
''Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.''
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86/1
Ceza artışının hangi olaylara uygulanacağı, TCK'nın lehe kanun ilkesini düzenleyen 7. maddesi çerçevesinde belirlenir. Bu ilke uyarınca, 4 Haziran 2025 tarihinden önce işlenen fiiller bakımından -aksi bir düzenleme bulunmadıkça- failin lehine olan eski ceza sınırları uygulanmaya devam eder.
📜 KANUN METNİ —
''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.''
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7/2
Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikteki yaralamaların TCK m.86/1 kapsamında değerlendirildiği ve bu halin şikayete tabi olmadığı Yargıtay'ın yerleşik uygulamasıdır. Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 24.11.2020 tarihli, 2020/13771 Esas ve 2020/17126 Karar sayılı kararında; mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı bir olayda, yerel mahkemenin şikayetten vazgeçme gerekçesiyle verdiği düşme kararı bu nedenle bozulmuştur. Aynı doğrultuda Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 07.01.2020 tarihli, 2019/17179 Esas ve 2020/169 Karar sayılı kararında da, adli raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğunun belirtilmesine rağmen şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilir Kasten Yaralama Suçu (TCK m.86/2)
Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile mi yoksa daha kapsamlı bir tedaviyle mi giderilebileceği, adli muayene/adli rapor ile tespit edilir; bu tespit suçun hangi fıkra kapsamında değerlendirileceğini doğrudan belirler. TCK m.86/2 kapsamında kalan basit yaralama, kanunun aradığı istisnalar (nitelikli haller) bulunmadıkça mağdurun şikayetine bağlı bir suçtur ve aynı zamanda uzlaştırma kapsamındadır.
2.1. Basit Yaralamanın Şikayete Tabi Olmasının Sonuçları
Şikayete bağlı bir suçta mağdurun şikayetçi olmaması veya süresinde şikayette bulunmaması halinde kamu davası açılamaz; açılmışsa da düşme kararı verilmesi gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 13.09.2021 tarihli, 2021/10134 Esas ve 2021/12067 Karar sayılı kararında, mağdurun şikayetçi olmadığı bir basit yaralama olayında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı vermesi isabetsiz bulunmuş ve kamu davasının düşürülmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 07.02.2022 tarihli, 2022/272 Esas ve 2022/897 Karar sayılı kararında, mağdurun altı aylık yasal süre içinde yaptığı şikayetin süresinde olduğu gözetilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın isabetsiz olduğu tespit edilmiştir.
2.2. Kadına Karşı İşlenen Basit Yaralamada Ceza Alt Sınırı
Kanun koyucu, kadına karşı işlenen basit kasten yaralama fiillerinde özel bir alt sınır öngörmüştür. Bu düzenleme ilk olarak 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile getirilmiş, 7550 sayılı Kanun ile 4 Haziran 2025 tarihinden itibaren alt sınır yeniden yükseltilmiştir.
📜 KANUN METNİ —
"Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86/2
3. Kasten Yaralamanın Şikayete Tabi Olmayan Nitelikli Halleri (TCK m.86/3)
Kanun, belirli fail-mağdur ilişkilerini veya işleniş biçimlerini fiilin haksızlık içeriğini ağırlaştıran nedenler olarak kabul etmiştir. Bu hallerin varlığı, hem cezanın miktarını artırmakta hem de suçu şikayet ve uzlaştırma kapsamının dışına çıkarmaktadır.
📜 KANUN METNİ —
"Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Silahla, f) Canavarca hisle, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat, artırılır."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86/3
3.1. Aile Bireylerine ve Silahla İşlenen Yaralamalarda Şikâyet Aranmaması
Yargıtay, TCK m.86/3-a kapsamındaki akrabalık ilişkilerinde mağdurun şikayetten vazgeçmesinin kamu davasını etkilemeyeceğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 19.06.2023 tarihli, 2022/14612 Esas ve 2023/4323 Karar sayılı kararında, eşler arasında gerçekleşen yaralama olayında mağdurun şikayetinden vazgeçmesinin altsoya karşı işlenen nitelikli yaralama suçunda mahkumiyete engel olmayacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 30.03.2023 tarihli, 2022/14014 Esas ve 2023/1484 Karar sayılı kararında, baba-evlat ilişkisinde meydana gelen yaralama olayında mağdurun şikayetten vazgeçmesinin TCK m.86/3-a kapsamındaki suçu şikayete tabi hale getirmeyeceği ve mahkûmiyet kararında bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır.
"Silah" kavramı TCK m.6/1-f'de tanımlanmış olup Yargıtay tarafından geniş yorumlanmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 07.07.2025 tarihli, 2025/2267 Esas ve 2025/5544 Karar sayılı kararında, silahtan sayılan bir bira şişesiyle gerçekleştirilen yaralama eyleminin şikayete tabi olmadığı ve mağdurun herhangi bir şikayetinin bulunmamasının mahkûmiyet kararına engel oluşturmadığı kabul edilmiştir. Aynı şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 04.07.2022 tarihli, 2020/1645 Esas ve 2022/11486 Karar sayılı kararında, TCK m.6 kapsamında silah sayılabilecek bir soda şişesiyle işlenen yaralama eyleminde şikayet yokluğu nedeniyle verilen düşme kararı bu gerekçeyle bozulmuştur.
📜 KANUN METNİ —
"Silah deyiminden; 1. Ateşli silahlar, 2. Patlayıcı maddeler, 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, 5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler, anlaşılır."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6/1-f
3.2. Kamu Görevlisine veya Kamu Görevi Nedeniyle İşlenen Yaralamalar
TCK m.86/3-c ve (d) bentleri, yaralamanın mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle veya failin kamu görevlisi sıfatının sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesini de şikayete tabi olmayan nitelikli haller arasında saymıştır. Bu düzenlemeyle kamu hizmetinin güvenli biçimde yürütülmesinin korunması amaçlanmaktadır. TCK m.86/3'te sayılan tüm nitelikli hallerde, aşağıdaki tabloda özetlendiği üzere, ne şikayet şartı ne de uzlaştırma usulü uygulanır.
| Fıkra | Kapsamı | Ceza (Güncel) | Şikâyete Tabi mi? | Uzlaşmaya Tabi mi? |
|---|---|---|---|---|
| TCK m.86/1 | BTM ile giderilemeyen temel hal | 1 yıl 6 ay – 3 yıl hapis | Hayır | Evet |
| TCK m.86/2 | BTM ile giderilebilir hafif yaralama | 6 ay – 1 yıl 6 ay hapis veya adli para | Evet (6 aylık süre) | Evet |
| TCK m.86/3 (a-e) | Aile bireyi, savunmasız kişi, kamu görevlisi, silahla işlenmesi | Temel cezanın yarı oranında artırımlı | Hayır | Hayır |
| TCK m.86/3 (f) | Canavarca hisle işlenmesi | Temel cezanın bir kat artırımlı | Hayır | Hayır |
4. Kasten Yaralama Suçunda Şikayet Süresi Ne Kadardır? (TCK m.73)
Şikayete tabi suçlarda süre, kamu düzenini ilgilendiren bir usul şartı olduğundan hakim veya savcı tarafından resen gözetilir. Sürenin işlemeye başlaması için mağdurun hem fiili hem de failin kimliğini öğrenmiş olması aranır.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73/1-3
4.1. Altı Aylık Sürenin Başlangıcı ve Hesabı
Sürenin başlangıcı somut olayın koşullarına göre belirlenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 07.02.2022 tarihli, 2022/272 Esas ve 2022/897 Karar sayılı kararında, 11.08.2019 tarihinde gerçekleşen eyleme karşı 11.02.2020 tarihinde UYAP üzerinden yapılan şikayetin altı aylık yasal süre içinde olduğu ve bu süre gözetilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın isabetsiz bulunduğu tespit edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 13.06.2022 tarihli, 2022/6171 Esas ve 2022/4944 Karar sayılı kararında ise, mağdurun ilk ifadesinde şikayetçi olup olmadığını belirtmemesi ve daha sonra kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde açıkça şikayetçi olduğunu bildirmesi, altı aylık süre içinde kaldığı sürece geçerli bir şikayet olarak kabul edilmiştir.
4.2. Şikayetten Vazgeçmenin Kamu Davasına Etkisi
📜 KANUN METNİ —
"Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73/4
Şikayete tabi bir suçta mağdurun yargılama sırasında şikayetinden vazgeçmesi, kanunda aksi öngörülmedikçe kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 13.09.2021 tarihli, 2021/10134 Esas ve 2021/12067 Karar sayılı kararında, mağdurun şikayetçi olmadığı bir basit yaralama olayında mahkûmiyet kararı verilmesi bu ilkeye aykırı bulunarak kanun yararına bozma yoluyla düzeltilmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 06.02.2020 tarihli, 2020/583 Esas ve 2020/2694 Karar sayılı kararında ise, mağdurun kovuşturma sırasında şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği ve sanığın buna karşı kanun yoluna başvurmayarak vazgeçmeyi zımnen kabul ettiği bir olayda, kamu davasının düşürülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna karşılık, TCK m.86/3 kapsamındaki nitelikli hallerde mağdurun şikâyetten vazgeçmesi -yukarıda 3.1 başlığında ele alındığı üzere- kamu davasını sona erdirmez.
5. Uzlaştırma Usulü ve Kasten Yaralama Suçunda Dava Zamanaşımı
5.1. Uzlaştırma Usulünün İşleyişi
Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde dosya, uzlaştırma işlemlerinin yürütülmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin def'aten yerine getirilmesi halinde mahkeme davanın düşmesine karar verir.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def'aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 254/1-2
Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.
📜 KANUN METNİ —
"Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/3
Mahkemenin uzlaşma kapsamındaki bir suçta taraflara uzlaşma teklif etmeden karar vermesi bozma nedenidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 19.10.2023 tarihli, 2023/2350 Esas ve 2023/6330 Karar sayılı kararında, TCK m.86/2 kapsamında kalan bir yaralama olayında taraflara uzlaşmayı kabul edip etmedikleri sorulmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 06.02.2020 tarihli, 2020/583 Esas ve 2020/2694 Karar sayılı kararında da, uzlaştırma kapsamındaki bir suçta usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmadan hüküm kurulmasının kanun yararına bozma nedeni oluşturduğu vurgulanmıştır.
5.2. Kasten Yaralama Suçunda Dava Zamanaşımı Süresi (8 Yıl)
📜 KANUN METNİ —
"(1)Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; ... e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer."
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66/1-e
TCK m.86/1 ve m.86/2 kapsamındaki kasten yaralama suçlarının üst sınırı beş yılı aşmadığından, bu suçlar için dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.02.2023 tarihli, 2020/92 Esas ve 2023/49 Karar sayılı kararında, sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin incelemeden önce dolduğu tespit edilerek yerel mahkemenin beraat hükmü zamanaşımı nedeniyle bozulmuş ve kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.02.2024 tarihli, 2024/162 Esas ve 2024/1198 Karar sayılı kararında da, sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanun yararına bozma yoluyla giderilmiştir. Zamanaşımı süresinin hesabında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına bağlı denetim süresinin zamanaşımını durdurucu etkisi de dikkate alınmaktadır; Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 04.03.2024 tarihli, 2023/9079 Esas ve 2024/1386 Karar sayılı kararında bu hesaplama yöntemi ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur.
6. Sonuç ve Değerlendirme
Kasten yaralama suçunda uygulanacak ceza miktarı, şikayet şartının aranıp aranmayacağı ve uzlaştırma usulünün işletilip işletilmeyeceği; yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ve TCK m.86/3'te sayılan nitelikli hallerin bulunup bulunmadığına göre değişmektedir. 7550 sayılı Kanun ile 4 Haziran 2025 tarihinden itibaren ceza alt sınırlarının yükseltilmesi, suç tarihine göre hangi hükümlerin uygulanacağının doğru biçimde tespit edilmesini daha da önemli hale getirmiştir. Adli rapor içeriği, şikayetin süresi ve usulü, mağdur-fail ilişkisi gibi hususların somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme, süreç hakkında genel bilgi edinmek isteyenler için hazırlanmış olup, somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez.











