Sosyal medyada hakaret suçu, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte bir paylaşımın Facebook, Instagram veya X (Twitter) gibi herkese açık platformlarda yapılması hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında oluşan ve aleniyet nedeniyle nitelikli hâlde cezalandırılan bir suçtur. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür paylaşımlar nedeniyle açılan ceza davalarının sayısı da artmaktadır. Bir sosyal medya paylaşımının cezai sorumluluk doğurup doğurmayacağı; paylaşımın muhatabı, içeriği, erişilebilirliği ve failin kastı gibi unsurlara göre belirlenir. Bu yazıda hakaret suçunun sosyal medya bağlamındaki unsurları, aleniyet ölçütü, Cumhurbaşkanına hakaretle (TCK m.299) ayrımı, ifade özgürlüğünün sınırları ve son dönemde ön ödeme uygulamasında yaşanan değişiklikler, konuya ilişkin Yargıtay kararları eşliğinde değerlendirilmektedir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Ceza Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir?
- 2. Sosyal Medyada Hakaret Suçunda Aleniyet Unsuru (TCK m.125/4)
- 3. Cumhurbaşkanına veya Kamu Görevlisine Yönelik Paylaşımlar
- 4. Hakaret ile Eleştiri Hakkı ve İfade Özgürlüğü Arasındaki Sınır
- 5. Sosyal Medya Hakaretinde Süreç: Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme
- 6. Sonuç ve Değerlendirme
- 7. İlgili Makaleler
1. Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu, "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde yer alır ve korunan hukuki değer kişilerin onuru, şerefi ve toplum içindeki saygınlığıdır. Suçun temel şekli, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da doğrudan sövmek suretiyle işlenir. Sosyal medya bağlamında bu fiil çoğunlukla bir paylaşımın altına yazılan yorum, doğrudan mesaj, hikaye (story) veya video içeriği şeklinde ortaya çıkmaktadır.
1.1. Maddi ve Manevi Unsur, Muhatabın Belirliliği
Suçun maddi unsuru, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını nesnel olarak zedeleyecek bir söz veya davranıştır; bu değerlendirme mağdurun öznel algısına değil, toplumda hâkim olan ortalama anlayışa göre yapılır. Manevi unsur ise failin, sözlerinin hakaret niteliği taşıdığını bilerek ve isteyerek hareket etmesidir; taksirle hakaret söz konusu olmaz. Ayrıca TCK m.126 uyarınca, paylaşımın kime yönelik olduğunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirli olması aranır. Yakın tarihli bir kararda, bir sosyal medya paylaşımının duraksamaya yol açmayacak biçimde katılana yönelik olduğu ve onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte bulunduğu gözetilmeden verilen beraat kararı bu gerekçeyle bozulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/4655, K. 2026/5064, T. 10.03.2026).
1.2. "İletiyle Hakaret" Kapsamında Sosyal Medya Paylaşımları
TCK m.125/2 hükmü, hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlini düzenler ve aynı cezayı öngörür. Sosyal medya platformlarında gönderilen özel mesajlar, yorumlar, etiketlemeler (mention) veya video paylaşımları bu kapsamda değerlendirilir. Paylaşımın herkese açık bir hesaptan yapılmış olması, aşağıda ayrı bir başlık altında incelenen aleniyet unsurunun da gerçekleşmesine yol açar.
📜 KANUN METNİ —
‘’(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.’’
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125

2. Sosyal Medyada Hakaret Suçunda Aleniyet Unsuru (TCK m.125/4)
Sosyal medya paylaşımlarının önemli bir kısmı herkese açık hesaplardan yapıldığından, bu tür paylaşımlarda TCK m.125/4'te düzenlenen aleniyet unsuru genellikle hakaretle birlikte gerçekleşir.
2.1. Aleniyetin Ölçütü
Kanun gerekçesinde aleniyet için aranan ölçüt, fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir nitelikte olmasıdır. Bir paylaşımın fiilen kaç kişi tarafından görüldüğünün ispatı aranmaz; çok sayıda kişinin görme imkânının bulunması yeterli kabul edilir. Bu nedenle herkese açık bir Facebook veya Instagram hesabından yapılan paylaşımlar, sınırlı bir çevreye gönderilen özel mesajlardan farklı olarak aleniyet unsurunu taşır.
2.2. Yargıtay Denetiminde Aleniyetin Gözetilmemesi
Uygulamada aleniyet değerlendirmesi yapılırken; içeriğin özel mesaj (DM) yoluyla mı yoksa herkese açık bir profilden mi paylaşıldığı ve paylaşımın görünürlük ayarları dikkate alınır. Yargıtay denetiminde, sosyal paylaşım sitesinde herkesin görebileceği şekilde işlenen hakaret fiillerinde aleniyet hükmünün uygulanmaması bozma nedeni sayılmaktadır.
"Sanığın hakaret içerikli eylemini sosyal paylaşım sitesinde herkesin görebileceği şekilde gerçekleştirmesi nedeniyle aleniyet unsurunun var olduğunun anlaşılması karşısında TCK.nın 125/4. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini"
— Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.01.2021 tarihli, 2019/15671 E. ve 2021/186 K. sayılı İlamı
Benzer şekilde, bir polis memuruna görevi nedeniyle Facebook üzerinden herkese açık şekilde hakaret edilen bir olayda da aleniyet hükmünün uygulanmamış olması denetimde eleştirilmiş, ancak hükmü yalnızca sanıkların temyiz ettiği ve aleyhe bozma yasağı bulunduğu için karar onanmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/13264, K. 2021/9002, T. 11.03.2021).
| Fıkra | Hâl | Ceza / Etki |
|---|---|---|
| 125/1 | Basit hakaret (huzurda veya gıyapta) | 3 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| 125/2 | İletiyle (sesli/yazılı/görüntülü) hakaret | 3 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| 125/3-a | Kamu görevlisine görevinden dolayı | Alt sınır bir yıldan az olamaz |
| 125/3-b,c | Dini, siyasi, felsefi inanç veya kutsal değerler nedeniyle | Alt sınır bir yıldan az olamaz |
| 125/4 | Alenen işlenmesi (ör. herkese açık sosyal medya paylaşımı) | Ceza altıda bir oranında artırılır |
3. Cumhurbaşkanına veya Kamu Görevlisine Yönelik Paylaşımlar
3.1. Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK m.299) ile Genel Hakaretin (TCK m.125) İçtimaı
TCK m.299, "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" bölümünde ayrı ve özel bir suç tipi olarak düzenlenmiştir; mağduru yalnızca görevdeki Cumhurbaşkanı olabilir ve bu suçtan kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Uygulamada, aynı sosyal medya paylaşımı hem üçüncü bir kişiye hem de Cumhurbaşkanına yönelik ifadeler içerebilmektedir. Böyle bir durumda tek bir fiille TCK m.125 ve m.299'un birlikte ihlal edilmiş olması, TCK m.44'te düzenlenen farklı neviden fikri içtima kapsamında değerlendirilir; kişi bu suçlardan yalnızca daha ağır cezayı gerektirenden sorumlu tutulur.
📜 KANUN METNİ —
''İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.''
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 44
📜 KANUN METNİ —
‘’(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.’’
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 299
Nitekim bir olayda, sanığın aynı Facebook paylaşımı nedeniyle hem bir şahsa hakaret hem de Cumhurbaşkanına hakaret suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması, fikri içtima kuralının gözetilmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma talebine konu edilmiş; Yargıtay ilgili dairesi, meselenin esasına girmeden, incelemenin iş bölümü kuralları gereğince başka bir ceza dairesine ait olduğuna karar vererek dosyayı görevli daireye göndermiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2021/1001, K. 2021/2602, T. 08.04.2021).
3.2. Kamu Görevlisine Karşı Hakaret (TCK m.125/3-a) ve Görevle İlliyet Bağı
TCK m.125/3-a hükmünün uygulanabilmesi için hakaretin, kamu görevlisinin kişisel özelliklerinden değil doğrudan görevinin ifasından kaynaklanması gerekir; bu nitelikli hâl şikâyete tabi değildir. Bir olayda, bir polis memuruna yazdığı trafik cezası nedeniyle Facebook üzerinden hakaret içerikli yorum yazan sanıklar hakkında TCK m.125/1 uyarınca hüküm kurulmuş, kararı denetleyen Yargıtay, eylemin aslında TCK m.125/3-a kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş; ancak yalnızca sanıklar tarafından temyiz edildiği ve aleyhe bozma yasağı bulunduğu için hükmün onanmasına karar vermiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/13264, K. 2021/9002, T. 11.03.2021).
4. Hakaret ile Eleştiri Hakkı ve İfade Özgürlüğü Arasındaki Sınır
4.1. Değer Yargısı - Olgu İsnadı Ayrımı
Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü mutlak değildir; ancak kamuya mal olmuş kişilerin, özel kişilere kıyasla daha geniş bir eleştiri toleransı göstermesi gerektiği gerek iç hukukumuzda gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında yerleşik bir ilkedir. Bir ifadenin olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğunun belirlenmesi, hukuka uygunluk değerlendirmesinde belirleyicidir; zira olgu isnadı ispata elverişliyken, bir değer yargısının ispatının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale sayılabilir. Bir olayda, gazeteci olan sanığın sosyal medya hesabından katılana yönelik yaptığı eleştirel paylaşımlar nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmü, paylaşımların muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri niteliğinde bulunduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle bozulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/11162, K. 2023/18668, T. 22.05.2023).
4.2. Mağdurun Niteliği: Tüzel Kişiler ve Vefat Etmiş Kişiler
TCK m.125'te düzenlenen hakaret suçu yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebilir; bir şirket, marka veya kurum bu suçun mağduru olamaz. Bir olayda, internet ortamında paylaşılan bir video ile eleştirilen ürünün üreticisi şirket hakkında kurulan hakaret mahkûmiyeti, muhatabın gerçek kişi değil tüzel kişi olduğu gözetilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/28058, K. 2024/2728, T. 04.03.2024). Aynı şekilde, hayatını kaybetmiş bir kişiye yönelik paylaşımlarda TCK m.125 değil, kişinin hatırasına hakareti düzenleyen TCK m.130 hükmü gündeme gelir; bir olayda, görevi sırasında hayatını kaybeden bir Cumhuriyet savcısı hakkında sosyal medyada yapılan aleni paylaşım nedeniyle kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan hüküm, mağdurun vefat etmiş olması nedeniyle suç vasfında yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle bozulmuştur (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/6702, K. 2020/1581, T. 20.01.2020). Buna karşılık, bir sosyal medya paylaşımına verilen yanıtta katılanın önceki yorumunda hakaret içeren bir ifade bulunmadığı hâlde sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılarak beraat ettirilmesi de isabetsiz bulunmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/1503, K. 2022/6596, T. 03.03.2022).
Sosyal medyada işlenen hakaret, uygulamada çoğu zaman tek başına kalmamakta; tehdit veya özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi başka suçlarla birlikte, gerçek içtima kuralları çerçevesinde ayrı ayrı cezalandırılmaktadır. Nitekim bir olayda, sanığın eski partnerine yönelik tehdit ve hakaret içerikli ileti göndermesinin ardından, kişinin rızası dışında mahremiyetine ilişkin görüntülerini bir işletmenin sosyal medya hesabında paylaşması; özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sonuçlanmış ve bu hükümler Yargıtay tarafından onanmıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2918, K. 2024/2117, T. 06.05.2024).
5. Sosyal Medya Hakaretinde Süreç: Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme
5.1. 7531 Sayılı Kanun ile Getirilen Ön Ödeme Düzenlemesi
Kamu görevlisine karşı işlenen hakaret dışındaki hakaret suçları kural olarak şikâyete tabidir ve uzlaştırma kapsamındadır. 14.11.2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle, TCK m.75/6-a bendine eklenen alt bentle; iletiyle işlenen hakaret (m.125/2), dinî/siyasi/felsefi inanç veya kutsal değerler nedeniyle işlenen nitelikli hakaret (m.125/3-b,c) ve alenen işlenen hakaret (m.125/4) önödeme kapsamına alınmıştır. Buna karşılık hakaretin basit hâli (m.125/1) ile kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret (m.125/3-a) bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Aynı Kanunla CMK'ya eklenen geçici 7. madde uyarınca, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte soruşturma veya kovuşturma aşamasında bulunan dosyalarda önödeme değil, mevcut uzlaştırma usulünün uygulanmaya devam edeceği öngörülmüştür.
5.2. Anayasa Mahkemesi'nin 2025 Tarihli İptal Kararının Etkisi
Anayasa Mahkemesi, 27.03.2025 tarihli ve E. 2024/197, K. 2025/86 sayılı kararıyla; hakaretin iletiyle işlenmesi ile nitelikli hâllerinin bir kısmının ön ödeme kapsamına alınırken basit hakaret ile kamu görevlisine karşı işlenen hakaretin bu kapsam dışında tutulmasını, benzer konumdaki failler arasında nesnel ve makul bir temele dayanmayan bir farklılık yarattığı gerekçesiyle eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiş; bu iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Aynı kararla, CMK'ya eklenen geçici 7. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihte soruşturma veya kovuşturma aşamasında bulunan dosyalarda ön ödeme hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ibare de kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Nitekim bu ikinci iptalin doğurduğu sonuç, 26.11.2025 tarihli bir Yargıtay kararında da dikkate alınmış; sosyal medya ve cep telefonu üzerinden işlenen hakaret suçuna ilişkin bir dosyada, Anayasa Mahkemesi kararının 29.05.2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmış olması karşısında hükmün yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/624, K. 2025/10207, T. 26.11.2025).
| Daire | Esas / Karar | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|
| 16. CD | E. 2021/1001, K. 2021/2602 | 08.04.2021 | Facebook paylaşımıyla hem hakaret hem Cumhurbaşkanına hakaret; fikri içtima |
| 8. CD | E. 2019/15671, K. 2021/186 | 12.01.2021 | Sosyal medyada aleniyet unsurunun gözetilmemesi |
| 18. CD | E. 2019/6702, K. 2020/1581 | 20.01.2020 | Vefat eden kamu görevlisine yönelik paylaşım; TCK m.130 |
| 4. CD | E. 2020/13264, K. 2021/9002 | 11.03.2021 | Kamu görevlisine Facebook üzerinden hakaret; m.125/3-a |
| 4. CD | E. 2021/11162, K. 2023/18668 | 22.05.2023 | Gazetecinin paylaşımı; eleştiri-hakaret sınırı |
| 4. CD | E. 2021/28058, K. 2024/2728 | 04.03.2024 | Tüzel kişi hakaretin mağduru olamaz |
| 12. CD | E. 2021/2918, K. 2024/2117 | 06.05.2024 | Hakaretin tehdit ve özel hayat ihlaliyle içtimaı |
| 6. CD | E. 2024/624, K. 2025/10207 | 26.11.2025 | Önödeme düzenlemesi ve AYM iptal kararının etkisi |
6. Sonuç ve Değerlendirme
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan hakaret davalarında değerlendirme; paylaşımın içeriği, muhatabı, erişilebilirliği ve aleniyet unsuru ile birlikte ele alınmakta, ayrıca ifade özgürlüğü kapsamında kalan eleştiri ile hakaret arasındaki sınır her somut olayda ayrıca incelenmektedir. Cumhurbaşkanına veya kamu görevlisine yönelik paylaşımlarda farklı suç tiplerinin ve içtima kurallarının gündeme gelmesi, sürecin usul hukuku bakımından da (şikâyet süresi, uzlaştırma, ön ödeme) yakından takip edilmesini gerektirmektedir. 7531 sayılı Kanun ve devamındaki Anayasa Mahkemesi kararlarıyla bu alandaki usul kuralları kısa aralıklarla değişikliğe uğradığından, somut bir dosyada izlenecek yol haritasının güncel mevzuat ve içtihat esas alınarak belirlenmesi önem taşımaktadır.











