Kamulaştırmasız el atma, idarenin bedel ödemeden tapulu arazinize fiilen girmesi (yol, altyapı yapması) veya imar planıyla arazinizi kısıtlamasıdır (hukuki el atma). Bu durumda idare veya malik tarafından ''Bedel Tespiti Davası'' açılarak bedelin ödenmesi ve tescil gereçekleştirilebileceği gibi malik tarafından, Müdahalenin Men'i Davası ve Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Davası açılabilmektedir.
Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamu hizmeti üretme saikiyle bir taşınmaza yöneldiği hâlde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun öngördüğü kamulaştırma prosedürünü işletmeksizin (veya başlatıp tamamlamaksızın) taşınmaz üzerinde fiilen hâkimiyet kurması ve bu suretle malikin mülkiyet hakkından doğan kullanma–yararlanma–tasarruf yetkilerini kalıcı biçimde etkisizleştirmesi şeklinde tezahür eden bir hukuka aykırılık tipidir. Bu yönüyle kurum, “kamusal ihtiyaç” ile “özel mülkiyetin korunması” arasındaki dengeyi, usul güvenceleri üzerinden kuran kamulaştırma rejiminin devre dışı bırakıldığı durumlarda ortaya çıkar.
Uygulamadaki görünüm çoğunlukla fiili el atma davası şeklindedir: Örneğin belediyenin yol genişletmesi sırasında tapulu parselin bir kısmını fiilen yola katması; taşınmazın park/yeşil alan düzenlemesi kapsamında iş makineleriyle tesviye edilip halkın kullanımına açılması; okul, sağlık birimi, hizmet binası, otopark, altyapı tesisi gibi yapıların taşınmaz üzerine inşa edilmesi; enerji nakil hattı, kanal, dere ıslahı, istinat duvarı gibi mühendislik yapılarıyla taşınmazın fiilen bölünmesi veya kullanılamaz hâle getirilmesi bu kategoriye giren tipik senaryolardır. Bu örneklerde belirleyici nokta; müdahalenin, malikin taşınmazdan serbestçe yararlanmasını fiilen imkânsızlaştıracak yoğunlukta ve süreklilikte gerçekleşmesidir.
Buna karşılık, her kamusal planlama işlemi otomatik olarak kamulaştırmasız el atma sonucunu doğurmaz. Yargısal değerlendirmede özellikle vurgulandığı üzere, taşınmazın imar planında yol/park gibi kamu hizmeti alanı olarak ayrılmış olması tek başına “el koyma” anlamına gelmez; idarenin gerçekten sahiplenme kastıyla fiilen el koyması ve malikin tasarruf alanını somut biçimde ortadan kaldırması aranır. Dolayısıyla nitelendirme, “plan kararı” ile “fiilî müdahale”yi ayrıştıran bir delillendirme disiplinini zorunlu kılar.
Gayrimenkul hukukundan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili makalelere ''Gayrimenkul Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Hukuki El Atma ve Fiili El Atma Davası Arasındaki Fark Nedir?
- 2. Kamulaştırmasız El Atmaya Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar
- 2.1. Kamulaştırmasız Fiili El Atma Durumunda
- 2.2. Taşınmaza Yönelik İzinsiz İnşaat ve Müdahale Nasıl Durdurulur? (Müdahalenin Men'i Davası)
- 2.3. Haksız İşgal Tazminatı: Kamulaştırmasız El Atma Ecrimisil Davası
- 2.4. İmar Planı Değişikliği Talepli İdari Başvuru
- 2.5. İmar Planının İptali Davası
- 2.6. Tam Yargı (Tazminat) Davası
- 3. Sonuç
- 4. İlgili Makaleler
1. Hukuki El Atma ve Fiili El Atma Davası Arasındaki Fark Nedir?
Fiili el atma davası, idarenin arazinize gerçekten dozerle girip asfalt dökmesi, boru döşemesi veya bina yapmasıdır. Hukuki el atma (kamulaştırmasız el atma bedel davası) ise, arazinize fiilen dokunulmamasına rağmen, belediyenin imar planında arsanızı "okul alanı, yeşil alan veya yol" olarak işaretlemesi ve yıllarca çivi çakmanıza, satmanıza veya inşaat yapmanıza izin vermemesidir. Her iki mülkiyet ihlalinde de idareye karşı tazminat (bedel) davası açma hakkınız bulunmaktadır.
Yargısal ve doktrinel çerçevede kamulaştırmasız el atma; “Kamulaştırma Kanunu veya özel kanun hükümlerine göre bir kamulaştırma yapılmadığı (ya da başlanıp tamamlanmadığı) hâlde, idarenin el koyarak taşınmaz üzerinde tesis/bina yapması veya taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmesi suretiyle malikin dilediği gibi kullanma hakkına karşı fiili sonuç doğurması” olarak tanımlanmaktadır.
Bu tanımın çekirdeğinde üç unsur öne çıkar:
- müdahalenin kamulaştırma yetkisine sahip bir idare tarafından yapılması,
- müdahalenin özel mülkiyetteki bir taşınmaza yönelmesi ve
- Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usule uyulmaksızın, kalıcı nitelikte bir el koyma/engelleme sonucu doğurmasıdır.
Öte yandan içtihat, “kamulaştırmasız el atma hükümlerinin” uygulanabilmesi için idarenin gerçekten mal sahibinin malını elinden alması gereğine vurgu yapar; salt imar planı tahsisi, mülkiyet hakkının sona erdiği sonucunu doğurmaz ve her somut olayda fiili durumun ayrıca ispatı gerekir.

1.1. Belediye veya Devlet Arsama El Koydu, Ne Davası Açabilirim? (Fiili El Atma Davası)
Fiili el atma davasında mülkiyet sahibi iki yola başvurabilir: Taşınmazın eski hale getirilmesi için El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men'i) Davası veya taşınmazın güncel rayiç bedelini almak için Kamulaştırmasız El Atma Tazminat Davası. Mahkemece belirlenen bedel tahsil edildikten sonra tapu idare adına tescil edilir. Böylece haksız işgal yasal bir mülkiyet devriyle sonuçlanır.
İdarenin taşınmaza eylemli olarak girmesi, üzerine yol, bina veya baraj gibi kalıcı tesisler inşa etmesi veya taşınmazı doğrudan bir kamu hizmetine tahsis ederek malikin kullanımını tamamen engellemesidir. Bunun için el atmanın kalıcı ve sürekli olması, idarenin ise sahiplenme kastıyla hareket etmesi şarttır.
İdarenin kamulaştırma yapmaksızın özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza el atması, bir ‘’haksız fiil’’ teşkil eder. Böyle bir durumda, taşınmazına el atılan malik adliye mahkemelerinde, idarenin hukuka aykırı el atmasının engellenmesi için ‘’haksız el atmanın önlenmesi davası (men-i müdahale davası)’’ (TMK m.683/2) ve/veya bu el atmadan dolayı uğradığı zararların tazmini için ‘’haksız fiil’’ (TBK m. 49) esaslarına dayanarak ‘’tazminat davası’’ (TBK m. 51) açabilir. Ancak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli, 1956/1 E. ve 1956/6 K. sayılı içtihadı birleştirme kararına göre, ‘’haksız el atma’’ halinde malikin mülkiyet hakkı devam ettiğinden istihkak davası açılmasına gerek ve olanak yoktur. Dava açılmayan bu son durum bir yana bırakılırsa, belirtilen davalarda görevli yargı kolu, adli yargıdır. Çünkü kamulaştırmasız el atma, bir ‘’fiili yol’’ teşkil eder.¹
- T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 09.01.2024 tarihli, 2023/7522 E. ve 2024/103 K. sayılı İlamında;
- ‘’Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğü'nden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak Dairemiz denetiminden gecen davalar da dikkate alınarak ve ayrılma sebepleri de gerekcelendirilerek alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, bozmayı gerektirmiştir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
1.2. Hukuki Yol: İmar Planında "Park veya Okul" Alanı Ayrılan (Hukuki El Atılan) Taşınmazlar İçin Dava Açılabilir mi? (Kamulaştırmasız El Atma Bedel Davası)
Taşınmaza fiziki bir müdahale olmasa dahi, imar planlarında taşınmazın okul, park veya yol gibi kamu alanlarına ayrılması ve uzun yıllar boyunca kamulaştırılmayarak malikin tasarruf hakkının kısıtlanmasıdır.
Hukuki el atma, 2010 yılındaki Yargıtay kararıyla hukuk literatürüne giren daha yeni bir kavramdır. Bu türde, idarenin taşınmaza yönelik fiziki bir müdahalesi yoktur. Bunun yerine, imar planları gibi idari düzenlemelerle mülkiyet hakkının özüne dokunan, malikin tasarruf hakkını süresiz veya belirsiz bir şekilde ortadan kaldıran kısıtlamalar getirilmesi söz konusudur. Tanımı şu şekilde yapılmaktadır: "...fiilen el atılmasa da hak sahibinin taşınmaz malı üzerindeki tasarrufunun kanunen verilmiş yetkinin çok üstünde sınırlanması veya kamulaştırma işleminin sürüncemeye bırakılıp sonuçlandırılmaması da kamulaştırmasız el atmadır”.²
2. Kamulaştırmasız El Atmaya Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkına yönelik hukuka aykırı bir müdahale olduğundan, taşınmaz malikine çeşitli dava hakları tanımaktadır. Hangi davanın açılacağının tespiti, müdahalenin niteliğine göre değişmektedir.
Kamulaştırmasız el atma, özü itibarıyla hukuka aykırı bir uygulamadır. Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırma, ancak kamu yararının gerektirdiği hallerde ve gerçek karşılığı peşin ödenmek şartıyla yapılabilir. İdareye resmî kamulaştırma kurallarının dışına çıkma imkânı tanıyan bu eylem, hukuk devleti ilkesini zedeleyen, öngörülemez ve keyfî bir müdahaledir.
2.1. Kamulaştırmasız Fiili El Atma Durumunda
Bu dava, malikin fiilî durumu “geri döndürmek” yerine, mülkiyetin devri karşılığında bedelin tahsilini hedeflediği; uygulamada “bedel tespit davası” olarak anılan usuldür. Buradaki temel mantık şudur: Malik, fiilî el atmayı kabullenerek taşınmazın (veya el atılan kısmın) dava tarihindeki değerinin idareden tahsilini ister; bunun doğal sonucu, mülkiyetin idareye geçirilmesi/tescili durumudur. Ayrıca ''bedel tespit davası'' idare tarafından da açılabilmektedir.
- Zamanaşımının işlemeyeceğine ilişkin T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 13.12.2023 tarihli, 2023/5920 E. ve 2023/12292 K. sayılı İlamında;
‘’2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ... kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa ... olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar ... kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.’’
şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
Doktrinde ve yargı pratiğinde bu davanın karma nitelikli olduğu vurgulanır: Bir yönüyle aynî sonuç doğuran (mülkiyet devri boyutu), diğer yönüyle eda (bedel ödetme) talebi içeren bir yapıdadır.
- Fiili el atma durumunun bulunuyor olması durumunda ‘’Asliye Hukuk Mahkemesi’’nin yetkili olduğuna ilişkin T.C. Danıştay 6. Dairesi 18.05.2023 tarihli, 2023/2964 E. ve 2023/4875 K. sayılı İlamında;
‘’Bu itibarla, uyuşmazlığa konusu taşınmazın üzerinde fiili el atma söz konusu olduğundan, taşınmaza idarenin fiili müdahalesinden kaynakla zararın tazmini isteminin görüm ve çözüm yetkisi adli yargıya ait olduğundan, bakılan davanın bu gerekçe ile görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf isteminin olayda uygulanmasına imkan bulunmayan, 7421 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde hukuki el atma davalarına yönelik olarak yapılan değişikliğe istinaden değişik gerekçe ile reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.’’
- şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
2.2. Taşınmaza Yönelik İzinsiz İnşaat ve Müdahale Nasıl Durdurulur? (Müdahalenin Men'i Davası)
Bu dava, mülkiyet hakkına yönelen devam eden haksız müdahaleyi durdurmayı hedefleyen, klasik anlamda bir eda davasıdır. Malik, mülkiyeti devretme iradesi taşımaksızın, idarenin taşınmaz üzerindeki fiilî müdahalesinin sona erdirilmesini ister; müdahalenin niteliğine göre eski hâle getirme talebi de aynı dava içinde ileri sürülebilir (örneğin yol dolgusu, kazı, duvar, kanal, tesis vb. müdahalelerin kaldırılması/ıslahı).
Bu davanın koşulları uygulamada üç eksende toplanır:
- taşınmaza idare tarafından hukuka aykırı bir el atma bulunması,
- el atmanın fiilî nitelik taşıması ve
- fiilî el atmanın devam ediyor olması. Kusur aranması tipik olarak belirleyici değildir; esas olan fiilî müdahalenin varlığı ve sürekliliğidir.
Bu durumu ile el atmanın önlenmesi için fiili el atmanın gerçekleşmiş olması gerekmektedir, imar değişikliği üzerinden gerçekleştirilen değişiklikler sebebiyle malikin kullanımı devam edebiliyor olması sebebiyle ‘’el atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası’’ açılamayacaktır. Belediye arsama el koydu
- Kamulaştırmasız el atmanın hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmesi ve buna karşılık malik adına açılan müdahalenin men’i davası neticesinde davanın kabulüne ilişkin, T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 11.04.2011 tarihli, 2011/2346 E. ve 2011/6303 K. sayılı İlamında;
‘’Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın 82,68 m²'lik bölümüne ... Ovası Sulaması kapsamında S2-3A kanalet hattı nedeniyle el atılarak kanal geçirildiği fen bilirkişisinin 22.06.2010 tarihli krokili raporundan anlaşılmakta olup, kamulaştırmasız el atılan bölüme vaki müdahalenin men'ine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
2.3. Haksız İşgal Tazminatı: Kamulaştırmasız El Atma Ecrimisil Davası
Kamulaştırmasız El Atma Ecrimisil; fiilî el atma nedeniyle taşınmazın idare tarafından haksız işgal edilmesi sonucu, malikin mahrum kaldığı kullanım/gelir unsurunun parasal karşılığına odaklanan tazminat kalemidir. Taşınmaza fiziksel zarar verilmiş olması şart değildir; fiilî işgal olgusu tek başına ecrimisil talebini gündeme taşıyabilir. Davacı kural olarak malik; davalı ise taşınmaza kamulaştırmasız şekilde el atan idaredir.
Ecrimisil, tek başına açılabileceği gibi, el atmanın önlenmesi veya bedel tespit davası ile birlikte de talep edilebilir. Ayrıca ecrimisil talebinde uygulamada kira benzeri bir hesaplama yaklaşımı kullanıldığından, talebin zamanaşımı yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir.
2.4. İmar Planı Değişikliği Talepli İdari Başvuru
Hukukî el atmada genel olarak, malikin idareye yaptığı “imar planında değişiklik” veya “taşınmazımın kamulaştırılması” talebiyle başlar. Bu başvuru, idarenin önüne somut bir talep koyar ve uyuşmazlığı “ölçülebilir” hâle getirir. Bu tür başvurular, imar planlarının ilan süresi içinde yapılır; başvurunun kabul edilip edilmemesi idarenin takdirinde olmakla birlikte, idarenin planla kamusal kullanıma ayırdığı taşınmazı uzun süre kamulaştırmaması bir uyuşmazlık üretir.
İdare tarafından imar planında yapılan değişikliğe rağmen, kamulaştırma işlemleri yönünden herhangi bir işlem yapılmaması durumunda taşınmaz malikinin başvuru hakkı doğmaktadır. Bu kapsamda yapılan başvurunun reddi üzerine malik, kamulaştırmasız el atma davası veya imar planının iptali davası açabilecektir.
2.5. İmar Planının İptali Davası
İmar planı, taşınmazı fiilen kullanılamaz hâle getiren ana kaynak ise, malik doğrudan imar planının iptalini talep edebilir. Kaynağa göre, plan değişikliği için idareye başvuru yapılması dava şartı değildir; 60 günlük dava açma süresi içinde, doğrudan iptal davası açılabileceği ifade edilmektedir.
Bu davada ölçüt, planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığıdır; aykırılık varsa iptal kararı gündeme gelir. Ayrıca iptal davası açabilmek için “meşru ve güncel menfaat” bulunması gerektiği vurgulanır.
2.6. Tam Yargı (Tazminat) Davası
Hukukî el atmanın mali etkisi çoğu zaman “imar kısıtlılığı” üzerinden ortaya çıkar: taşınmaz kamusal alana ayrılır, yıllarca kamulaştırılmaz; malik taşınmazını ekonomik olarak değerlendiremez. Kaynağa göre bu hâlde zarar gören kişi, idari yargıda tam yargı davası açarak zararının tazminini isteyebilir; tam yargı, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerin başvurduğu tazminat davasıdır.
Tam yargı davası; iptal davasıyla birlikte açılabileceği gibi tek başına da açılabilir ve kanundaki koşullara göre “idari başvuru–süre” disiplinine tabi olabilir. İYUK sistematiğinde bu davaların belirli zaman sınırları içinde işletilmesi gerekmektedir. Bu durumda malik, meydana gelen zararını somutlaştırmakla yükümlüdür.
3. Sonuç
İdarenin taşınmazı haksız işgali durumunda sadece mülkiyet bedeli değil, geriye dönük 5 yıllık ecrimisil (haksız işgal tazminatı) de talep edilmelidir. Devlet arazinizi kamulaştırmadan kullandığı için, arsa değerine ek olarak bu ecrimisil bedelini ödemekle yükümlüdür. Bu durum elde edilecek bedelin artmasını sağlayacaktır.
1. Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamulaştırma prosedürünü işletmeksizin taşınmaza müdahale etmesi sebebiyle mülkiyet hakkının kullanma–yararlanma–tasarruf boyutlarında kalıcı daralma doğuran, uygulamada “usul güvencelerinin devre dışı kalması” riski taşıyan bir ihlal tipidir. Bu nedenle her dosyada ilk kontrol noktası; müdahalenin fiilî el atma davası mı yoksa hukukî el atma (imar kısıtlılığı) mı olduğunun doğru nitelendirilmesidir.
2. Fiilî el atma senaryosunda (yol, park, tesis, altyapı hattı, kanal, istinat duvarı gibi somut müdahaleler), çözüm seti çoğunlukla adli yargı ekseninde şekillenir: malikin hedefi taşınmazı geri kazanmak ise el atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i); fiilî durumu kabullenip ekonomik telafi istiyorsa kamulaştırmasız el atma bedel tespit davası; geçmiş/işleyen dönem kullanım kaybı için ise ecrimisil talebinin dikkate alınması gerekmektedir.
3. Hukukî el atma / imar kısıtlılığı dosyalarında ise müdahalenin kaynağı çoğu kez imar planı ve plan kararlarıdır; bu kulvarda “kısıtın kaldırılması” veya “zararın tazmini” hedeflerine göre imar planının iptali, plan değişikliği/kamulaştırma talebinin reddine karşı iptal davası ve zarar somutlaştırılabiliyorsa tam yargı (tazminat) davası gündeme gelir. Böylece “plan işlemi–idari eylem–süre rejimi” üçlüsü dosyanın temel unsurlarıdır.
4. Dosya başarısında belirleyici unsur, yalnızca doğru dava türünü seçmek değil; aynı zamanda güçlü bir delillendirme kurmaktır. Tapu/kadastro verileri, imar planı-pafta ilişkisi, fiilî kullanımın tespiti (keşif, fotoğraf/uydu görüntüsü), idare yazışmaları ve taşınmazın değerini etkileyen unsurlar; hem fiilî el atma davası ispatı hem de bedel/tazminat hesabının denetlenebilirliği için önemlidir.
5. Sonuç olarak; mülkiyet hakkı, Anayasa m.46 çerçevesinde kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi ve usul güvenceleriyle korunur. Kamulaştırmasız el atmada ise bu koruma hattı zayıfladığı için, malikin menfaatini optimize eden yaklaşım; (i) fiilî/hukukî ayrımı, (ii) doğru yargı yolu ve dava türü, (iii) süre/başvuru yönetimi ve (iv) değerleme–zarar ispatı bileşenlerini tek bir dosya kurgusunda birleştirmektir.
¹ Kemal GÖZLER - Gürsel KAPLAN, İdare Hukuku Dersleri, 19. Baskı, Ekin, 2017, syf. 734.
² Yavuz ÇAKIR, Kamulaştırmasız El Atmanın Mülkiyet Hakkı Bakımından Anayasal İncelenmesi, 2019.
4. İlgili Makaleler
Avukat Muhammet ÇOBAN



