Hukuki Nitelik ➔ Görevli Mahkeme ➔ Başvuru Süreleri ➔ İspat Rejimi ➔ Kesin Hüküm ➔ Seçimlik Hak
İlamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi, takibi kendiliğinden durdurur (İİK m. 66). İtirazın iptali ve kaldırılması, duran bu takibi yeniden işler hale getirmek için alacaklıya tanınan iki ayrı yoldur. İlk bakışta aynı amaca hizmet eden bu iki kurum; başvurulan yargı mercii, ispat vasıtaları, başvuru süresi ve verilen kararın kesin hüküm etkisi yönünden birbirinden keskin çizgilerle ayrılır.
Bu yazıda, iki yol arasındaki temel farklar mevzuat hükümleri ve güncel Yargıtay kararları ışığında, alacaklının yol seçiminde dikkate alması gereken usuli sonuçlarıyla birlikte ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''İcra ve İflas Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. İtirazın İptali ile Kaldırılması Arasındaki Temel Fark Nedir?
- 2. Hukuki Nitelik ve Görevli Mahkeme Bakımından Fark
- 3. Başvuru Süresi 1 Yıl mı, 6 Ay mı?
- 4. İspat Vasıtaları ve Belge Şartı Yönünden Fark
- 6. Kararın Kesin Hüküm Etkisi Nedir?
- 5. Borçlunun İtiraz Sebepleriyle Bağlılığı (İİK m. 63)
- 7. Alacaklının Seçimlik Hakkı ve Yol Değiştirme
- 8. İtirazın İptali ve Kaldırılması Karşılaştırma Tablosu
- 9. Hangi Yol Ne Zaman Tercih Edilmeli?
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. İlgili Makaleler
1. İtirazın İptali ile Kaldırılması Arasındaki Temel Fark Nedir?
Ayrımın özü, iki kurumun hukuki niteliğinde yatar. İtirazın iptali bir davadır ve uyuşmazlığı maddi hukuk temelinde nihai olarak çözer. İtirazın kaldırılması ise teknik anlamda bir dava değil, takip prosedürünün devamını sağlamaya yönelik, belgeye dayalı ve şekli inceleme ile yürüyen bir hukuki yoldur.
2. Hukuki Nitelik ve Görevli Mahkeme Bakımından Fark
İtirazın iptali davası genel ve özel mahkemelerde (asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici mahkemesi gibi) açılır ve genel hükümlere tabi bir eda davası niteliğindedir. İtirazın kaldırılması ise yalnızca icra mahkemesinde istenebilen, takip hukukuna özgü bir çaredir. Bu yönüyle alacaklının başvuracağı merci ve uygulanacak yargılama usulü baştan farklılaşır.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 67/1
“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1
Yargıtay, itirazın iptali davasının takibe bağlı olmakla birlikte alacağın esasını da inceleyen ve uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır:
"Görüldüğü üzere itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-1299 Esas, 2021/779 Karar sayılı kararı)."
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2024 tarihli 2023/1139 E. ve 2024/581 K. sayılı İlamı
3. Başvuru Süresi 1 Yıl mı, 6 Ay mı?
Altı aylık sürenin kaçırılması alacaklının elini tümüyle bağlamaz: aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamasa da, alacaklı bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açma hakkını korur. Bir yıllık sürenin de geçirilmesi hâlinde alacaklı takibe devam edemez; ancak alacağını genel hükümlere göre bir alacak davasıyla talep edebilir.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 68/1
‘’Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.’’
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68/1
4. İspat Vasıtaları ve Belge Şartı Yönünden Fark
İki yol arasındaki en belirgin ayrım ispat rejimindedir. İtirazın iptali davasında alacaklı, alacağının varlığını her türlü delille (tanık, bilirkişi, yemin, fatura, ticari defter vb.) ispat edebilir. İtirazın kaldırılmasında ise inceleme, yalnızca İİK m. 68’de sınırlı sayıda belirtilen belgelerle yapılır.
İİK m. 68 kapsamındaki bu belgeler başlıca şunlardır: imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren senet ile resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun verdiği makbuz ya da belge. Bu nitelikte bir belgesi bulunmayan alacaklı, takibe devam edebilmek için yalnızca itirazın iptali yoluna başvurabilir.
6. Kararın Kesin Hüküm Etkisi Nedir?
İtirazın kaldırılması sürecinde borçlu, icra dairesine bildirdiği itiraz sebepleriyle kural olarak bağlıdır; bu sebepleri genişletemez veya değiştiremez. Borçlu yalnızca, alacaklının dayandığı belge metninden anlaşılan itirazları ileri sürebilir.
İtirazın iptali davasında ise borçlu, icra dairesindeki itirazıyla bağlı değildir; mahkemede her türlü savunmayı ileri sürebilir. Ayrıca itirazın iptali davasında ıslah ve karşı dava gibi usuli imkânlar kullanılabilirken, itirazın kaldırılması sürecinde bu imkânlar bulunmaz.
5. Borçlunun İtiraz Sebepleriyle Bağlılığı (İİK m. 63)
İcra mahkemesinin yalnızca sınırlı belgeler üzerinden ve şekli bir inceleme yapması, kararının maddi kesin hüküm gücünden yoksun olmasının temel sebebidir:
‘’icra mahkemesi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. İcra mahkemesinin kararı, borçlunun genel mahkemede dava açarak maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını tespit ettirmesine engel değildir. İşte bu nedenle borçluya yedi gün içinde genel mahkemede bir borçta kurtulma davası açma hakkı tanınmıştır. Borçtan kurtulma davası, hukuki niteliği bakımından bir menfi tespit davasıdır. Borçlunun, icra takibi sonuçlanıncaya kadar menfi davası açma hakkı vardır (İİK m. 72). Ancak borçlu, menfi tespit davasını itirazın geçici kaldırılması kararından itibaren yedi gün içinde açarsa, dava borçtan kurtulma davası ismini alır. Şu halde, borçtan kurtulma davası, icra hukukuna mahsus teknik bir terimdir ve ancak itirazın geçici kaldırılması kararı üzerine yedi gün içinde açılan menfi tespit davasına verilen bir isimdir. Bu yedi gün geçtikten sonra, borçlunun borçlu olmadığının tespiti için açacağı bütün davalar normal birer menfi tespit davasıdır (İİK m. 72) (Kuru, El Kitabı,s. 328)."
— Yargıtay İçtihatları Birleştirme BGK 13.06.2022 tarihli, 2021/1 E. ve 2022/3 K. sayılı İlamı
Bu nedenle itirazın kaldırılması talebi reddedilen alacaklı, bir yıllık süreyi aşmamak kaydıyla itirazın iptali davası açma hakkını saklı tutar. Buna karşılık talebi kabul edilen borçlu, menfi tespit veya istirdat davası yoluna gidebilir; itirazın geçici kaldırılmasında ise borçtan kurtulma davası (İİK m. 69) gündeme gelir.
7. Alacaklının Seçimlik Hakkı ve Yol Değiştirme
Elinde İİK m. 68 anlamında belge bulunan alacaklı için bir seçimlik hak doğar: dilerse 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir, dilerse 1 yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu nitelikte belgesi olmayan alacaklının ise tek yolu itirazın iptali davasıdır.
Yol değiştirme bakımından uygulamada kabul edilen ölçüt şudur: önce icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklı, bu yolu bırakıp genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Buna karşılık doğrudan itirazın iptali davası açan alacaklı, kural olarak sonradan itirazın kaldırılması yoluna dönemez.
Uygulamada sık karşılaşılan bir hata da dilekçede “itirazın iptaliyle birlikte alacağın tahsiline” karar verilmesinin istenmesidir. Yargıtay, itirazın iptali davasında yalnızca itirazın iptalinin istenebileceğini, alacağın tahsilinin bu dava içinde ayrıca talep edilemeyeceğini; aksi hâlde mahkemenin davanın niteliğini açıklattırması gerektiğini belirtmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26202, K. 2024/7312).
8. İtirazın İptali ve Kaldırılması Karşılaştırma Tablosu
| Kriter | İtirazın İptali (İİK m. 67) | İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68, 68/a) |
|---|---|---|
| Hukuki nitelik | Genel hükümlere tabi eda davası | Takip hukukuna özgü hukuki çare |
| Görevli mahkeme | Genel/özel mahkemeler (asliye hukuk, ticaret vb.) | Yalnızca icra mahkemesi |
| Başvuru süresi | 1 yıl (hak düşürücü) | 6 ay (hak düşürücü) |
| İspat vasıtası | Her türlü delil | Yalnızca İİK m. 68’deki sınırlı belgeler |
| Borçlunun bağlılığı | İtiraz sebepleriyle bağlı değil | İtiraz sebepleriyle bağlı (İİK m. 63) |
| Kesin hüküm | Maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder | Maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez |
| Tazminat | İcra inkar tazminatı (en az %20) | İcra inkar tazminatı (%20) + imza itirazında %10 para cezası |
9. Hangi Yol Ne Zaman Tercih Edilmeli?
Yol seçimi, alacaklının elindeki delilin niteliğine ve zaman kısıtına bağlı stratejik bir karardır. Genel hatlarıyla:
- İmzası ikrar edilmiş senet veya noter onaylı belge varsa: 6 aylık süre kaçırılmadan icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenmesi, daha hızlı sonuç verir.
- Alacak yalnızca fatura, irsaliye veya tanık beyanına dayanıyorsa: İİK m. 68 kapsamına girmeyen bu delillerle ancak genel mahkemede itirazın iptali davası açılabilir.
- Uyuşmazlığın esastan ve nihai biçimde çözülmesi isteniyorsa: Maddi kesin hüküm doğuran itirazın iptali davası tercih edilmelidir.
Ticari davalarda itirazın iptali davası açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu (TTK m. 5/A) gündeme gelir. İtirazın kaldırılması talebinin teknik anlamda bir “dava” olmaması nedeniyle bu zorunluluğa tabi olup olmadığı ise öğretide tartışmalıdır.
10. Sonuç ve Değerlendirme
İtirazın iptali ve kaldırılması, duran ilamsız takibi yeniden işler hâle getiren, birbirini tamamlayan ancak usul ve sonuçları bakımından net biçimde ayrışan iki kurumdur. İtirazın iptali; genel mahkemede görülen, her türlü delille ispatın mümkün olduğu ve maddi kesin hüküm üreten bir eda davasıdır. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde, yalnızca nitelikli belgelere dayalı, hızlı fakat maddi kesinlikten yoksun bir takip hukuku yoludur.
Yol seçimindeki bir hata; hak düşürücü sürenin kaçırılması, görevsiz mahkemede dava açılması veya talebin yanlış nitelendirilmesi gibi telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle somut olayın delil durumu ve süre koşulları değerlendirilerek sürecin titizlikle yürütülmesi önem taşır.











