🔍 Bu Makalede Ne Bulacaksınız?
✓ İcra takibine itirazın hukuki dayanağı ve ödeme emri ile ilişkisi
✓ İtiraz türleri, yedi günlük sürenin hesabı ve başvuru usulü
✓ Süresinde yapılan ve yapılmayan itirazın takip üzerindeki etkileri
✓ Gecikmiş itiraz, menfi tespit, itirazın iptali ve kaldırılması yolları
İcra takibine itiraz, aleyhine ilamsız takip başlatılan borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine borç, imza veya yetki itirazında bulunarak takibi durdurmasıdır (İİK m. 62). İlamlı takipte ise borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir (İİK m. 33).
İcra takibine itiraz, aleyhine ilamsız icra takibi başlatılan borçlunun, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı icra dairesine yazılı veya sözlü başvuruda bulunarak takibi durdurma hakkıdır. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte (Örnek No: 7 ödeme emri) bu hak, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde kullanılmalıdır. Süre hak düşürücü niteliktedir; süresinde ve usulüne uygun yapılan itiraz, ayrı bir karara gerek olmaksızın takibi kendiliğinden durdurur. Süre kaçırıldığında ise borcun maddi hukukta gerçekten mevcut olup olmamasından bağımsız olarak takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Alacaklı, duran takibi ancak itirazın iptali (İİK m. 67) veya itirazın kaldırılması (İİK m. 68) yoluyla yeniden yürür hale getirebilir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''İcra ve İflas Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
GösterGizle- 1. İcra Takibine İtirazın Hukuki Temeli
- 2. İcra Takibine İtiraz Süresi ve Sürenin Hesaplanması
- 3. İcra Takibine İtiraz Türleri
- 4. İtiraz Nasıl ve Nereye Yapılır?
- 5. Süresinde Yapılan İtirazın Sonucu: Takibin Kendiliğinden Durması
- 6. Süresinde Yapılmayan İtirazın Sonuçları
- 7. Süre Kaçırıldığında Borçlunun Başvurabileceği Yollar
- 8. İtiraz Sonrası Alacaklının Başvurabileceği Yollar
- 9. İcra İnkar Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatı Riski
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. İlgili Makaleler
1. İcra Takibine İtirazın Hukuki Temeli
İcra takibine itiraz, ilamsız takipte borçluya tanınan ve İİK m. 62'de düzenlenen usuli savunma hakkıdır. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine başvurarak itirazını bildirir. Genel haciz yolunda gerekçe gösterme veya belge sunma zorunluluğu bulunmaz.
İlamsız icra takibi, alacaklının elinde mahkeme ilamı veya ilam niteliğinde bir belge bulunmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak para ve teminat alacağını tahsil etmeye çalıştığı takip yoludur. İcra müdürü, takip talebini aldığında alacağın gerçekten var olup olmadığını araştırmaz; talebin kanuni şartları taşıyıp taşımadığını denetleyerek ödeme emri düzenler (İİK m. 60).
Bu yapı, alacaklıya hızlı bir tahsil imkanı sağlarken borçlu bakımından bir denge unsurunu zorunlu kılar. İşte itiraz hakkı, bu dengeyi kuran mekanizmadır: Borçlu tek taraflı beyanıyla takibi durdurabilir ve uyuşmazlığın yargısal denetime taşınmasını sağlar. Bu nedenle ilamsız takipte ispat yükünün fiilen alacaklıya döndüğü an, borçlunun süresinde yaptığı itiraz anıdır.
Ödeme Emri ve İtirazın Başlangıç Noktası
Ödeme emri, takip talebinin icra dairesince işleme alınması üzerine düzenlenen ve takibin borçlu bakımından hukuki sonuç doğuran ilk görünür işlemidir. İİK m. 60 uyarınca ödeme emri; borcun ve masrafların yedi gün içinde ödenmesi, senet altındaki imzaya itiraz varsa bunun ayrıca ve açıkça bildirilmesi, borca veya takibe itirazın aynı süre içinde ileri sürülmesi, itiraz edilmediği takdirde mal beyanında bulunulması ve borç ödenmez ya da itiraz edilmezse cebri icraya devam edileceği ihtarlarını içerir.
Bu içerik, ödeme emrini yalnızca bir bildirim olmaktan çıkarır; borçlu bakımından süre başlatan bir hukuki aksiyon çağrısına dönüştürür. İtiraz süresi, ödeme süresi ve mal beyanı yükümlülüğüne ilişkin tüm kritik süreler ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ile işlemeye başlar.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 62/1
“İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 62/1

2. İcra Takibine İtiraz Süresi ve Sürenin Hesaplanması
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Süre hak düşürücü niteliktedir ve uzatılamaz. Kambiyo senetlerine mahsus takipte süre beş gün, bazı tahliye takiplerinde ise üç güne kadar inebilir.
Sürenin başlangıcı, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği andır. İİK m. 19/1 uyarınca gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz; dolayısıyla tebliğin gerçekleştiği gün süre hesabına dahil edilmez ve süre, tebliği izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
Örnek olarak, ödeme emri 5 Mayıs 2026 tarihinde tebliğ edilmişse yedi günlük süre 6 Mayıs 2026 günü başlar ve 12 Mayıs 2026 günü mesai bitiminde sona erer. Sürenin son günü resmi tatile rastlarsa, süre takip eden ilk iş gününün sonuna kadar uzar.
Adli Tatilin İcra Takiplerine Etkisi
Adli tatil (20 Temmuz - 31 Ağustos) kural olarak icra dairelerinde uygulanmaz. Bu nedenle adli tatil döneminde tebliğ edilen bir ödeme emrine yönelik itiraz süresi, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren olağan biçimde işlemeye devam eder. Uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebeplerinden biri, adli tatilin icra takiplerinde de süre uzatıcı etki doğuracağı yönündeki yanlış varsayımdır.
| Takip Yolu | İtiraz Süresi | İtiraz Mercii |
|---|---|---|
| Genel haciz yolu (ilamsız, Örnek 7) | 7 gün | İcra dairesi |
| Kambiyo senetlerine mahsus takip (Örnek 10) | 5 gün | İcra mahkemesi |
| Adi/hasılat kira - tahliye | 7 gün (bazı fesih hallerinde 3 gün) | İcra dairesi |
| Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip | 7 gün | İcra dairesi |
| Gecikmiş itiraz (engel halinde) | Engelin kalkmasından itibaren 3 gün | İcra mahkemesi |
Sürelerin ve mercilerin takip yoluna göre değişmesi, itiraz öncesinde takibin türünün doğru tespit edilmesini zorunlu kılar. Yanlış mercie yöneltilen itiraz kural olarak hukuki sonuç doğurmaz.
3. İcra Takibine İtiraz Türleri
Borçlu ödeme emrine karşı borca, imzaya, yetkiye ve talep edilen miktarın bir kısmına itiraz edebilir. Borca ve imzaya itiraz takibi tümüyle durdururken, kısmi itiraz yalnızca itiraz edilen bölüm için sonuç doğurur. Yetki itirazı ise esasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülmelidir.
3.1. Borca İtiraz
Borca itiraz; borcun hiç doğmadığı, ödeme, ibra, takas veya mahsup yoluyla sona erdiği, muaccel olmadığı, şarta bağlı bulunduğu ya da talep edilen faiz ve fer'ilerin dayanaksız olduğu iddialarını kapsar. Zamanaşımı def'i de borca itiraz içinde ileri sürülebilir.
Genel haciz yolunda borçlunun itirazını gerekçelendirme yükümlülüğü yoktur. İcra müdürünün, itirazın haklı olup olmadığını, sunulan belgelerin gerçekliğini veya delilleri inceleme yetkisi bulunmamaktadır. Müdür yalnızca itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını ve şekli geçerliliğini denetler.
3.2. İmzaya İtiraz
Takibin dayanağı adi senet ise ve borçlu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmek zorundadır. İİK m. 62/4 uyarınca aksi halde borçlu, icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Bu kayıt disiplininin ihmali, uygulamada telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır.
İmzaya itiraz halinde alacaklı, itirazın geçici olarak kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurur; imza incelemesi ve tatbike medar imzaların celbi bu aşamada gündeme gelir.
3.3. Yetki İtirazı
Taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi veya kesin yetki kuralı bulunmadıkça, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi genel yetkilidir; İİK m. 50 uyarınca takibe esas olan sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. Yetki itirazında bulunan borçlunun, yetkili saydığı icra dairesini de göstermesi gerekir.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 50/2
"Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur."
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 50/2
3.4. Kısmi İtiraz
Borçlunun alacağın tamamını değil bir bölümünü reddettiği hallerde kısmi itiraz söz konusu olur. İİK m. 62/4 gereğince borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun, o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi zorunludur; aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Kısmi itirazda takip yalnızca itiraz edilen bölüm için durur, kabul edilen miktar bakımından kesinleşir.
| İtiraz Türü | Hukuki Dayanak | Kapsam | Takibe Etkisi |
|---|---|---|---|
| Borca itiraz | İİK m. 62 | Borcun doğmadığı, ödendiği, muaccel olmadığı veya zamanaşımına uğradığı iddiası | Takip kendiliğinden durur |
| İmzaya itiraz | İİK m. 62/4 | Senetteki imzanın borçluya ait olmadığı iddiası | Takip durur; icra mahkemesinde inceleme |
| Yetki itirazı | İİK m. 50/2 | Takibi yapan icra dairesinin yetkisiz olduğu iddiası | Esasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülür |
| Kısmi itiraz | İİK m. 62/4 | Talep edilen miktarın belirli bir bölümüne itiraz | Yalnız itiraz edilen kısım için durur |
| Gecikmiş itiraz | İİK m. 65 | Kusursuz engel nedeniyle süresinde itiraz edilememesi | Mazeret kabul edilirse takip durur |
3.5. İlamlı Takipte İcra Emrine Nasıl İtiraz Edilir?
İlamlı takipte itiraz, icra emri tebliğ edilen borçlunun tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak ilamdan sonra borcun ödendiğini, alacaklının süre verdiğini veya ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürmesidir (İİK m. 33). İlamlı takipte itiraz, takibi kendiliğinden durdurmaz; borçlunun icra mahkemesinden ayrıca takibin ertelenmesini istemesi gerekir.
İlamlı takipte borçluya ödeme emri değil icra emri gönderilir ve itiraz icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılır. Borcun ödendiği veya ertelendiği iddiası noterden onaylı ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanmalıdır. Ayrıntılı bilgi için İlamlı İcra Takibine İtiraz rehberine bakılabilir.
| Ölçüt | İlamsız Takip | İlamlı Takip |
|---|---|---|
| Borçluya gönderilen | Ödeme emri | İcra emri |
| İtiraz mercii | İcra dairesi | İcra mahkemesi |
| Süre | 7 gün | 7 gün |
| İtirazın etkisi | Takip kendiliğinden durur | Ayrıca erteleme kararı gerekir |
| Dayanak | İİK m. 60, 62 | İİK m. 33 |
4. İtiraz Nasıl ve Nereye Yapılır?
İtiraz, ödeme emrini gönderen icra dairesine yazılı dilekçeyle veya sözlü beyanla yapılır. Sözlü itiraz icra müdürlüğünce tutanağa geçirilir; yazılı itirazda dilekçe icra dairesine havale ettirilir. Genel haciz yolunda itirazın icra mahkemesine yapılması hukuki sonuç doğurmaz.
İtiraz için kanunda özel bir form öngörülmemiştir. Bununla birlikte dilekçede şu unsurların bulunması, itirazın kapsamı bakımından sonradan tartışma çıkmasını önler: borçlunun adı, soyadı ve yurt içi adresi; icra dairesinin adı ve dosya numarası; itirazın türü (borca, imzaya, yetkiye veya kısmi); kısmi itirazda itiraz edilen miktarın rakamsal olarak gösterilmesi; imza inkarı varsa buna ilişkin açık beyan; tarih ve imza.
İİK m. 62/4 uyarınca borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren ve yeni adres bildirmeyen borçlu bakımından, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat kendisine yapılmış sayılır.
4.1. Başka Bir İcra Dairesi Aracılığıyla İtiraz
İtirazın, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesi aracılığıyla iletilmesi mümkündür. İİK m. 62/2 uyarınca bu daire, gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. Bu halde itiraz, ilgili dairenin muhabere kaydına girdiği tarihte yapılmış sayılır.
4.2. İtirazın İcra Mahkemesine Yapılması
Genel haciz yolunda borca, faize, yetkiye veya imzaya ilişkin her türlü itirazın icra dairesine yöneltilmesi zorunludur. İtirazın doğrudan icra mahkemesine yapılması, takibi durdurma sonucu doğurmaz.
"Somut olayda borçlu, hakkında yapılan ilamsız takibe süresinde icra dairesi nezdinde itiraz etmiş olup, İİK.nun 66/1.maddesi uyarınca hakkındaki takip durdurulmuş olmasına rağmen ve takibin şekline göre bu itiraz icra mahkemesince incelenemeyeceğinden ayrıca aynı nedenlerle icra mahkemesine yaptığı başvuru yerinde değildir. Bu nedenle şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir."
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarihli, 2012/31828 E. ve 2013/8220 K. sayılı İlamı
5. Süresinde Yapılan İtirazın Sonucu: Takibin Kendiliğinden Durması
Süresi içinde ve usulüne uygun yapılan itiraz, İİK m. 66 gereğince takibi kendiliğinden durdurur. İcra müdürlüğünün durma yönündeki kararı yalnızca bildirici niteliktedir; takip, ayrı bir karara gerek olmaksızın kanun gereği durur ve haciz, satış veya banka blokajı gibi işlemlere devam edilemez.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 66/1
“Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 66/1
"İİK'nun 66/1. maddesinin ilk cümlesi gereğince, müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. Buna göre, icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin kararı bildirici nitelikte olup, borçlu tarafından süresinde icra dairesine yapılan itirazla birlikte takip, kanun hükmü gereğince kendiliğinden durur ve duran takibe devam edilebilmesi, alacaklı tarafından borçlunun itirazının hükümden düşürülmesine bağlıdır."
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.01.2016 tarihli, 2015/23157 E. ve 2016/785 K. sayılı
İcra Müdürlüğünün Karar Verme Yükümlülüğü
Uygulamada icra müdürlüğünün, itiraz üzerine açık bir karar vermekten kaçındığı durumlarla karşılaşılmaktadır. Yargıtay, müdürlüğün itirazın süresinde ve geçerli olup olmadığını inceleyerek takibin devamı ya da durdurulması yönünde karar verme yükümlülüğü altında bulunduğunu; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin süresiz şikayete tabi olduğunu belirtmektedir.
"Bu durumda, yukarıda da açıklandığı şekilde, ilamsız takipte takibe itiraz edilmesi üzerine, icra müdürlüğünce itirazın süresinde ve geçerli bir itiraz olup olmadığı incelenerek takibin devamı ya da durdurulması yönünde bir karar verilmesi gerekir. İcra müdürlüğü bu konuda bir karar vermekten kaçınamaz. Bu husus, bir hakkın yerine getirilmemesi niteliğinde olup her zaman şikayet olunabilir (m.16/2)."
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 05.02.2025 tarihli, 2024/7492 E. ve 2025/730 K. sayılı İlamı
6. Süresinde Yapılmayan İtirazın Sonuçları
Yedi günlük süre geçtikten sonra yapılan itiraz takibi durdurmaz ve takip kesinleşir. Bu durumda alacaklı, icra dairesinden takip işlemlerine devam edilmesini isteyebilir. Takip zaten durmadığından, alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmaz.
Süresinde yapılmayan itiraz nedeniyle takip durmadığından, alacaklının itirazı bertaraf etmeye yönelik dava açması gereksizdir. Yargıtay, bu halde itirazın kaldırılması talebini fuzuli bir başvuru olarak nitelendirmektedir.
"O halde mahkemece, borçluların süresinde olmayan itirazları üzerine takip durmadığına göre, alacaklının itirazın kaldırılması istemi fuzuli bir başvuru olup istemin reddine karar vermek gerekirken, alacaklının talebi kabul edilerek itirazın kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir."
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.03.2015 tarihli, 2014/32743 E. ve 2015/6899 K. sayılı İlamı
Aynı yaklaşım, itirazın iptali davaları bakımından da geçerlidir. Hukuki yarar dava şartı olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilir.
"Davalı şirketin itirazı süresinde olmadığına göre davacı alacaklı icra dairesinden takip muamelelerine devam edilmesini İİK'nun 66.maddesi gereği isteyebileceğinden genel mahkemede itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. İcra dairesince süresinde olmayan itiraz nedeniyle usulsüz şekilde takibin durdurulmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olup mahkemece re'sen(kendiliğinden) dikkate alınmalıdır. Mahkemece, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir."
— Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.09.2013 tarihli, 2013/10430 E. ve 2013/12308 K. sayılı İlamı
7. Süre Kaçırıldığında Borçlunun Başvurabileceği Yollar
Yedi günlük süre kaçırıldığında takip kesinleşir. Bu aşamada borçlu; kusursuz bir engel varsa gecikmiş itiraz (İİK m. 65), tebligat usulsüz ise şikayet yolu, borcun esasına ilişkin uyuşmazlık varsa menfi tespit ve ödeme yapılmışsa istirdat davası (İİK m. 72) seçeneklerini değerlendirir.
7.1. Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65)
Gecikmiş itiraz, borçlunun kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi halinde devreye giren istisnai güvencedir. Borçlu, paranın tahsili hususu tekemmül etmeden önce, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mümkün olan delillerle icra mahkemesine başvurarak engeli ve engelin kalkma tarihini bildirir ve itiraz sebeplerini ortaya koyar.
Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Bu noktada alacaklı bakımından kritik bir süre işler: Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğinden itibaren alacaklı yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez ya da aynı süre içinde İİK m. 67'ye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.
Gecikmiş itiraz ile usulsüz tebligat şikayeti birbirine karıştırılmamalıdır. Usulsüz tebligatta itiraz süresi henüz işlemeye başlamamış sayılır; borçlu, usulsüzlüğü öğrendiği tarihi bildirerek şikayet yoluna başvurur ve tebliğ tarihi düzeltilir.
7.2. Menfi Tespit ve İstirdat Davaları (İİK m. 72)
Menfi tespit davası, borçlunun takibe konu borçtan sorumlu olmadığının tespitini talep ettiği, takipten önce veya takip sırasında açılabilen bir davadır. Burada uygulamada en sık yanlış aktarılan husus, ihtiyati tedbir rejimidir:
✓ Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m. 72/2).
✓ Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu ancak, aynı oranda teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK m. 72/3).
İstirdat davası ise icra baskısı altında ödenen ve gerçekte borçlu olunmayan paranın geri alınmasına yöneliktir. Menfi tespit ödemeden önceki aşamayı hedeflerken, istirdat ödeme sonrasındaki iadeye odaklanır.
8. İtiraz Sonrası Alacaklının Başvurabileceği Yollar
Süresinde yapılan itirazla duran takibin devam edebilmesi için alacaklının itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını (İİK m. 68) isteyebilir veya genel mahkemede itirazın iptali davası (İİK m. 67) açabilir.
| Kıstas | İtirazın İptali (İİK m. 67) | İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68) |
|---|---|---|
| Görevli merci | Genel mahkeme | İcra mahkemesi |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay |
| İspat / belge | Her türlü delille ispat mümkün | İİK m. 68'deki nitelikli belge şart |
| İnceleme kapsamı | Geniş; işin esası incelenir | Sınırlı; belgeye dayalı inceleme |
| Karar etkisi | Maddi anlamda kesin hüküm | Takip hukukuna özgü sonuç |
"Ödeme emrine itiraz edilmesi halinde, duran takibin devamını sağlayabilmek için alacaklı, İİK'nun 68. maddesine göre itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi, İİK'nun 67. maddesi uyarınca genel mahkemede itirazın iptali davası da açabilir. Ödeme emrinin borçluya 12.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlunun 16.03.2012 tarihinde yasal yedi günlük süresi içerisinde takibe itiraz ettiği görülmektedir. Bu durumda, süresinde yapılan itiraz üzerine takip durduğuna göre, takibin devamı ve haciz işlemlerine başlanabilmesi alacaklının itirazın iptali veya itirazın kaldırılması hakkında sunacağı mahkeme kararına bağlıdır."
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli, 2015/16867 E. ve 2015/30379 K. sayılı İlamı
İtirazın İptali Davasında Bir Yıllık Sürenin Başlangıcı
İİK m. 67/1 uyarınca itirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu sürenin başlangıcı bakımından belirleyici olan, takibin durdurulmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının değil, bizzat itirazın alacaklıya tebliğ edilmesidir.
"...2004 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrası, 'Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.' hükmünü, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrası ise '’Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.’' hükmünü haizdir. Anılan hükümlere göre takibe itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi zorunlu olduğu gibi itirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden işlemeye başlamaz..."
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/617, K. 2023/3521, T. 06.06.2023
Bu tespit, alacaklı bakımından dosya takibinin yalnızca süre saymaktan ibaret olmadığını; İİK m. 62/3 uyarınca itirazın muhtıra ile kendisine tebliğ edilip edilmediğinin de denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.
9. İcra İnkar Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatı Riski
Borçlunun itirazının haksız çıkması halinde borçlu, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilebilir. Alacaklının haksız ve kötü niyetli takipte bulunduğu sonucuna varılırsa, aynı oranda kötüniyet tazminatı alacaklı aleyhine hükmedilebilir.
İcra inkar tazminatı, itirazın iptali veya kaldırılması yargılamasında taraf davranışlarını disipline eden mali bir yaptırımdır. Tazminata hükmedilebilmesi için kural olarak alacağın likit (belirli veya belirlenebilir) olması ve karşı tarafın talebinin bulunması aranır. Bu nedenle itiraz kararı verirken tazminat riski, dosya ekonomisinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Aynı denge, haksız takip baskısı kuran alacaklı bakımından da kötüniyet tazminatı üzerinden kurulur.
10. Sonuç ve Değerlendirme
İcra takibine itiraz, borçlu açısından takibi durduran temel usuli savunma; alacaklı açısından ise dava açma yükümlülüğünü başlatan bir dönüm noktasıdır. Genel haciz yolunda yedi günlük sürenin kaçırılması, borcun esasına ilişkin tartışmadan bağımsız olarak takibi kesinleştirir ve haciz aşamasına geçilmesine zemin hazırlar.
Sürenin niteliği, itirazın yöneltileceği merci, itirazın kapsamının açık biçimde gösterilmesi, imza inkarının ayrıca ve açıkça beyan edilmesi ve alacaklı bakımından itirazın tebliği ile başlayan dava süreleri; her biri kendine özgü şekil şartları taşıyan teknik konulardır. Sürelerin ve mercilerin takip yoluna göre değişmesi, sürecin baştan doğru kurgulanmasını gerektirir.
Bu nedenle icra takibine itiraz sürecinde hak kaybı yaşanmaması için, somut uyuşmazlığın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır. Bu metin genel bilgilendirme amaçlı olup somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz.













