🔍 Bu makalede ne bulacaksınız?
✓ CMK m.141'de sayılan tazminat nedenlerinin bent bent dökümü ve 7499 sayılı Kanun ile eklenen adli kontrol hali
✓ 1 Haziran 2024 sonrası görev ayrımı: hangi istem Tazminat Komisyonuna, hangisi ağır ceza mahkemesine yapılır
✓ Üç aylık ve bir yıllık süreler ile kesinleşme şartının uygulanmadığı haller
✓ Maddi tazminata dahil edilen ve edilmeyen zarar kalemleri, vekalet ücreti tartışması
✓ Manevi tazminatın belirlenmesinde Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin aradığı ölçütler
✓ Tazminat isteyemeyecek kişiler, hakim ve Cumhuriyet savcılarının sorumluluğu, faiz ve icra rejimi
Haksız tutuklama tazminatı, kanuna aykırı veya haksız şekilde yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan ya da diğer koruma tedbirlerine maruz kalan kişinin uğradığı maddi ve manevi zarar için Devletten istediği tazminattır (CMK m. 141-144). Tazminat talebi, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.
Haksız tutuklama tazminatı, bir suç soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan koruma tedbirlerinden doğan maddi ve manevi zararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ila 144. maddeleri uyarınca Devletten istenmesini ifade eden özel bir tazminat rejimidir. Rejim yalnızca tutuklamayı değil; yakalamayı, gözaltını, aramayı, elkoymayı ve 2024 yılından itibaren belirli adli kontrol yükümlülüklerini de kapsar.
Tazminat talebinde bulunabilmek için öncelikle CMK m.141'de tahdidi olarak sayılan hallerden birinin gerçekleşmiş ve tedbirin fiilen uygulanmış olması gerekir. İstem, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren beraat, kovuşturmaya yer olmadığı, fazla tutukluluk ve belirli adli kontrol hallerinde istem Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna; diğer tüm hallerde zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesine yöneltilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tedbirin haksızlığı ile tedbirin hiç uygulanmamış olmasının birbirine karıştırılmasıdır. İnfaz edilmemiş bir yakalama emri, telefonla çağrılıp ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılma veya salt soruşturma açılmış olması, tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Aşağıdaki bölümlerde bu ayrımlar güncel içtihatla birlikte ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tazminat Hukuku'' ve ''Ceza Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Haksız Tutuklama Tazminatı Nedir?
- 2. CMK m.141'e Göre Hangi Hallerde Tazminat İstenebilir?
- 3. Görevli Merci: Tazminat Komisyonu mu, Ağır Ceza Mahkemesi mi?
- 4. Başvuru Süresi ve Kesinleşme Şartı
- 5. Maddi Tazminatın Kapsamı: Hangi Zararlar Karşılanır?
- 6. Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?
- 7. Tazminat İsteyemeyecek Kişiler (CMK m.144)
- 8. Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının Sorumluluğu
- 9. Faiz, Vekalet Ücreti ve İcra Rejimi
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. İlgili Makaleler
1. Haksız Tutuklama Tazminatı Nedir?
Haksız tutuklama tazminatı, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın Devletten talep edilmesidir. Hukuki dayanağı CMK m.141'dir. Tedbirin baştan kanuna aykırı olması ya da sonuçta beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, tazminat hakkını doğurur.
Bu rejim, Devletin egemenlik yetkisini kullanarak bireyin özgürlüğüne yaptığı müdahalenin sonradan haksız çıkması halinde ortaya çıkan zararın toplumca karşılanması düşüncesine dayanır. Sorumluluk kural olarak kusura değil, kamu gücünün kullanılmasından doğan riskin denkleştirilmesine bağlanmıştır. Bu nedenle tazminat davasında husumet doğrudan Devlete (Hazineye) yöneltilir.
1.1. Anayasal ve Uluslararası Dayanak
Haksız yakalama ve tutuklama nedeniyle tazminat ödenmesi ülkemizde ilk kez 1961 Anayasası'nda düzenlenmiş, 1982 Anayasası'nda da sürdürülmüştür. Anayasa'nın 19. maddesinin son fıkrası, 4709 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra tazminatın ölçüsünü genel tazminat hukukuna bağlamıştır.
📜 ANAYASA METNİ —
"Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir."
— Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 19/son
Aynı güvence, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin beşinci fıkrasında da yer alır: maddede sayılan esaslara aykırı şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılan herkesin tazminat istemeye hakkı bulunmaktadır. İç hukukta bu güvenceyi somutlaştıran düzenleme, 1 Haziran 2005 tarihinde 466 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte yürürlüğe giren CMK'nin Yedinci Bölümü'dür.
1.2. Haksızlık ile Hukuka Aykırılık Ayrımı
Doktrinde ve uygulamada haksızlık iki boyutta ele alınır. Birincisi, tedbirin uygulandığı anda kanuni şartlara (kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil, tutuklama nedeni, ölçülülük) aykırı olmasıdır. İkincisi, tedbir başlangıçta hukuka uygun olsa dahi sürecin beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanmasıdır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 yılında verdiği kararla bu iki kavramın bireysel başvuru bakımından ayrıştırılmasından vazgeçmiştir.
"Esasen hukuk kelimesinin hakkın çoğulu olduğu dikkate alındığında bir tedbirin haksız olduğunun ileri sürülmesinin aynı zamanda tedbirin hukuksuz ya da hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi anlamına geldiği açıktır."
— Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gülseren Çıtak Başvurusu, B. No: 2020/1554, T. 27/4/2023, § 35

Aynı kararda Yüksek Mahkeme, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanan süreçte uygulanan yakalama, gözaltı ve tutukluluğun sonucu itibarıyla hukuka aykırı hale geldiğini kabul etmiş; böylece m.141/1-(e) bendini, hürriyet kısıtlamalarının hukuka aykırılığı bakımından (a) bendine göre özel hüküm olarak nitelendirmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
2. CMK m.141'e Göre Hangi Hallerde Tazminat İstenebilir?
CMK m.141, tazminat nedenlerini tahdidi olarak sayar. Kanuna aykırı yakalama ve tutuklama, gözaltı süresinin aşılması, hakların hatırlatılmaması, makul sürede hakim önüne çıkarılmama, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, fazla tutukluluk, ölçüsüz arama, hukuka aykırı elkoyma ve belirli adli kontrol yükümlülükleri bu kapsamdadır.
Maddede sayılan haller genişletici yoruma tabi tutulamaz. Yargıtay, listede yer almayan bir işlem nedeniyle açılan davalarda istemin reddedilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Nitekim 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile adli kontrolün tazminat kapsamına alınması da, kapsamın ancak kanun koyucunun müdahalesiyle genişleyebileceğini göstermektedir.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, (…) e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, (…) l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 141/1 (ilgili bentler)
2.1. Fiilen Uygulanmayan Tedbir Tazminat Doğurmaz
Tazminat hakkının doğumu için tedbirin yalnızca karara bağlanmış olması yetmez; fiilen uygulanmış olması gerekir. Hakkında yakalama emri düzenlenen ancak bu emir infaz edilemeyen kişi, koruma tedbiri nedeniyle tazminat isteyemez.
"hakkında yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbiri uygulanmayan davacının tazminata hak kazanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi hukuka uygun bulunduğundan"
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/8531, K: 2023/2034, T: 06.06.2023
Aynı yaklaşım, ifade vermek üzere telefonla çağrılan, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan ve hakkında yakalama ya da gözaltı evrakı düzenlenmeyen kişiler bakımından da benimsenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu durumda davacının fiilen yakalanmadığı ve gözaltına alınmadığı gerekçesiyle tazminat isteme koşullarının oluşmadığına hükmetmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2022/9980, K: 2023/668, T: 06.03.2023 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, kişinin soruşturma işlemleri tamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakıldığı hallerde, ayrıca bir gözaltı kararı bulunmasa dahi bu sürenin gözaltı niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini benimsemiştir. Dolayısıyla belirleyici ölçüt, evrakın adı değil, özgürlüğün fiilen kısıtlanıp kısıtlanmadığıdır.
2.2. Adli Kontrol Sonrası Tazminat: Yeni (l) Bendi
7499 sayılı Kanun ile eklenen (l) bendi, tüm adli kontrol türlerini değil, yalnızca iki ağır yükümlülüğü kapsamaktadır: konutu terk etmemek (ev hapsi) ile uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya belirli yerlere gitmeme gibi daha hafif tedbirler bu bendin dışındadır.
Ayrıca aynı Kanun'la m.141/1-(k) bendindeki "Yakalama" ibaresi "Yakalama, adli kontrol" şeklinde değiştirilmiş; böylece adli kontrol işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmama da bağımsız bir tazminat nedeni haline gelmiştir. Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
| Bent | Tazminat Nedeni | Görevli Merci (01.06.2024 sonrası) |
|---|---|---|
| a | Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen | Ağır ceza mahkemesi |
| b | Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan | Ağır ceza mahkemesi |
| c | Kanuni hakları hatırlatılmadan veya haklarından yararlandırılmadan tutuklanan | Ağır ceza mahkemesi |
| d | Kanuna uygun tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve hakkında hüküm verilmeyen | Ağır ceza mahkemesi |
| e | Kanuna uygun yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilen | Tazminat Komisyonu |
| f | Gözaltı ve tutuklulukta geçen süreleri hükümlülük süresinden fazla olan veya yalnızca para cezasıyla cezalandırılan | Tazminat Komisyonu |
| g | Yakalama veya tutuklama nedenleri ile suçlamalar kendisine açıklanmayan | Ağır ceza mahkemesi |
| h | Yakalanması veya tutuklanması yakınlarına bildirilmeyen | Ağır ceza mahkemesi |
| i | Hakkındaki arama kararı ölçüsüz şekilde gerçekleştirilen | Ağır ceza mahkemesi |
| j | Eşyasına veya malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadan elkonulan ya da bunlar amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen | Ağır ceza mahkemesi |
| k | Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan | Ağır ceza mahkemesi |
| l | Ev hapsi veya tedavi ya da muayene tedbiri şeklindeki adli kontrol uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilen | Tazminat Komisyonu |
3. Görevli Merci: Tazminat Komisyonu mu, Ağır Ceza Mahkemesi mi?
1 Haziran 2024 tarihinden itibaren CMK m.141/1'in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yapılır. Diğer tüm bentlere dayanan istemler ise zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
7499 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile CMK m.142/2'ye eklenen cümleler, uzun yıllar tek elde toplanmış olan görevi ikiye ayırmıştır. Bu ayrım dava stratejisini doğrudan belirlediği için başvurudan önce mutlaka tespit edilmelidir.
📜 KANUN METNİ —
"(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 142/2
3.1. Yanlış Mercie Yapılan Başvurunun Akıbeti
Kanun koyucu, görev hatasının hak kaybına yol açmasını önlemiştir. Ağır ceza mahkemesine yapılmasına rağmen Komisyonun görev alanına giren istemler Komisyona; Komisyona yapılmasına rağmen mahkemenin görev alanına giren istemler ağır ceza mahkemesine gönderilir. Her iki halde de ilk başvuru tarihi esas alınır. Karma istemlerde ilgili merci, görev alanına girmeyen kısmı ayırarak diğer mercie gönderir.
Bu koruma, sürenin de ilk başvuru tarihine göre değerlendirilmesi anlamına gelir. Komisyona yapılacak müracaat bakımından süre, ağır ceza mahkemesinde açılacak dava ile aynı esasa bağlanmıştır.
📜 KANUN METNİ —
"(1) 2 nci maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır."
— 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, m. 5/B/1 (Ek:2/3/2024-7499/29 md.)
Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıkması halinde, Komisyonun görevine giren işlerin tespiti için kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvurulur. Komisyon, tazminat istemlerini değerlendirirken CMK'nin 141, 143 ve 144. maddelerini uygular; yani maddi hukuk ölçütleri her iki merci bakımından aynıdır. Aynı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca Komisyona, CMK m.142/2 kapsamındaki istemler bakımından 1 Haziran 2024 tarihinden sonra müracaat edilebilmektedir.
3.2. Komisyon Kararlarına Karşı Kanun Yolu
Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır; Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir ve bu karar kesindir. Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir.
Ağır ceza mahkemesi kararlarına karşı ise istinaf yoluna başvurulur. 7499 sayılı Kanun ile eklenen cümleye göre bölge adliye mahkemesi kararı yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir ve bu kararlar kesindir. İstanbul'da ikamet eden ilgililer bakımından görevli merci, oturulan yerin bağlı olduğu yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesidir; kanun yolu incelemesi ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili ceza dairesince yapılır.
| Ölçüt | Tazminat Komisyonu | Ağır Ceza Mahkemesi |
|---|---|---|
| Kapsam | CMK m.141/1-(e), (f) ve (l) bentleri | CMK m.141/1'in diğer tüm bentleri |
| Hukuki dayanak | CMK m.142/2 ve 6384 sayılı Kanun m.5/B | CMK m.142/2 ve devamı |
| Başvuru şekli | İmzalı dilekçe; elektronik ortamda da yapılabilir | Dava dilekçesi ile açılan tazminat davası |
| Yer ölçütü | Tek merci (Adalet Bakanlığı bünyesinde) | Zarara uğrayanın oturduğu yer |
| Süre | Tebliğden itibaren 3 ay, her halde 1 yıl | Tebliğden itibaren 3 ay, her halde 1 yıl |
| Uygulanan maddi hukuk | CMK m.141, 143 ve 144 | CMK m.141, 143 ve 144 |
| Kanun yolu | 15 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz | İstinaf; bölge adliye mahkemesi kararı kesindir |
| Ödeme / icra | Kesinleşmeden itibaren 3 ay içinde Bakanlıkça ödenir | Kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz |
4. Başvuru Süresi ve Kesinleşme Şartı
Tazminat istemi, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan istemlerde kesinleşmenin beklenmesi zorunlu değildir.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 142/1
Üç aylık süre, kesinleşme şerhli kararın ilgiliye tebliği ile başlar. Tebliğ yapılmamışsa üç aylık süre işlemeye başlamaz; ancak bir yıllık azami süre her halde kesinleşme tarihinden itibaren işler. Dilekçede açık kimlik ve adres bilgileri ile zarara uğranılan işlemin ve zararın nitelik ve niceliği belirtilmeli, belgeler eklenmelidir. Eksiklik halinde bir aylık süre verilir; eksiğin tamamlanmaması istemin reddine yol açar.
Kesinleşme Beklenmeden İstem Yapılabilecek Haller
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2025 yılında verdiği kararla bazı tazminat nedenlerinin asıl davanın sonucundan bağımsız olduğunu ve bu hallerde kesinleşmenin beklenmesine gerek bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. Gözaltı süresinin aşılması, hakların hatırlatılmaması, makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama, yakınlara bildirim yapılmaması ve ölçüsüz arama gibi usuli aykırılıklar bu gruptadır.
"Asıl davanın sonucuna bağlı veya asıl davada verilecek kararları etkileyici talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunludur."
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2024/286, K: 2025/72, T: 12.02.2025
Aynı kararda Genel Kurul, kanuna aykırı tutuklamaya dayanan m.141/1-(a) talebi bakımından ceza davasının derdest olmasının tek başına ret gerekçesi yapılamayacağını; mahkemenin, talebin (a) bendi kapsamında kalıp kalmadığını araştırması gerektiğini belirtmiştir. Buna karşılık (e) ve (f) bentlerine dayanan istemlerde tazminat hakkı, karar veya hükmün kesinleşmesiyle doğduğundan kesinleşmenin beklenmesi zorunludur; aksi halde dava şartı yokluğundan ret kararı verilir. Genel Kurulun ifadesiyle doğmamış bir hakkın dava yoluyla talebi hukuken mümkün değildir.
5. Maddi Tazminatın Kapsamı: Hangi Zararlar Karşılanır?
Maddi tazminat, koruma tedbiri nedeniyle malvarlığında meydana gelen somut azalmayı ve kazanç kaybını kapsar. Belgelendirilemeyen kazanç kayıplarında yerleşik uygulama, ilgili dönemde yürürlükte bulunan net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasıdır. Varsayıma dayalı kayıplar kapsam dışındadır.
"Maddi zarar, zarara uğrayanın mevcut mal varlığı ile uygulanan koruma tedbiri olmasaydı bu mal varlığının olacağı hâl arasındaki farktan ibarettir."
— Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gülseren Çıtak Başvurusu, B. No: 2020/1554, T. 27/4/2023, § 35
Aynı kararda Yüksek Mahkeme, hukuka aykırı koruma tedbiri ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini; illiyet bağının açık olmadığı, belirsiz veya spekülatif olduğu hallerde maddi tazminata hükmedilemeyeceğini vurgulamıştır. Zarar ile tedbir arasında illiyet bağı varsa derece mahkemesi, zararın gerçekliğini, gerekliliğini ve makullüğünü değerlendirerek karar vermelidir.
"maddi tazminatın belirlenmesinde, elde edilmesi mutlak, objektif, somut, daha önce kazanıldığı veya sahip olunduğu halde soruşturma veya yargılama nedeni ile kaybedilen gelirler veya hakların nazara alınabileceği"
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/5955, K: 2023/2107, T: 12.06.2023
Bu ölçüt uyarınca terfi edememe, atama yerinin değişmesi veya görevde yükselememe gibi ihtimale dayalı kayıplar maddi tazminat kapsamında değerlendirilmemektedir. Aynı kararda, atama yerinin değişmesinden doğan kaybın idare makamlarının takdirine bağlı idari bir işlemden kaynaklandığı ve ancak idari yargıda dava konusu edilebileceği de belirtilmiştir.
5.2. Kapsam Dışında Bırakılan Zarar Kalemleri
Yargıtay, koruma tedbiri ile arasında doğrudan illiyet bağı kurulamayan kalemleri istikrarlı biçimde reddetmektedir.
"davacının çektiği kredilerini ve çocuğunun üniversite parasını ödemekte zorlanması, ailesinden aldığı borçlar sebebiyle uğranılan zararın koruma tedbirlerinden kaynakladığı sabit olmadığından"
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/7108, K: 2023/5704, T: 18.12.2023
"Davacının kıdem tazminatı ve benzeri işçi alacaklarının 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında hüküm altına alınamayacağı"
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2022/7857, K: 2023/1053, T: 03.04.2023
Kamu görevinden ihraç edilen ve sonradan göreve iade edilen kişiler bakımından da, maaşından yapılan kesintilerin kendisine ödenmiş olması halinde maddi kaybın bulunmadığı kabul edilmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/6419, K: 2023/3108, T: 19.09.2023). Özlük haklarının faizsiz de olsa sonradan ödenmiş olması, bu konuda ayrıca tazminat hakkı doğurmamaktadır.
5.3. Ödenen Avukatlık Ücreti Maddi Zarar mıdır?
Uygulamada en tartışmalı kalem, ilgilinin beraat ettiği ceza davasında avukatına ödediği vekalet ücretidir. Yargıtay, vekalet ücretinin yargılama gideri niteliğinde olduğu ve bağımsız bir dava konusu yapılamayacağı yönündeki içtihadı birleştirme kararına dayanmaktadır.
"Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir."
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/5955, K: 2023/2107, T: 12.06.2023
Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, beraat kararı ile birlikte maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının, ilgilinin maddi zararının karşılandığı anlamına gelmeyebileceğini belirtmiştir. Yüksek Mahkemeye göre derece mahkemesi, avukatlık ücret sözleşmesinde maktu vekalet ücretinin avukatlık ücretine dahil edilip edilmediğini araştırmalı; maktu ücreti aşan kısmın haksız tedbirle illiyet bağı bulunup bulunmadığını ve talep edilen ücretin gerekli ve makul olup olmadığını gerekçelendirmelidir (AYM, B. No: 2020/1554, § 43 — karardan aktarılarak özetlenmiştir). Bu nedenle serbest meslek makbuzunun ve ücret sözleşmesinin dosyaya sunulması belirleyici olmaktadır.
| Kapsama Giren Zarar Kalemleri | Kapsam Dışında Kalan Talepler |
|---|---|
| Tutuklulukta geçen sürede yoksun kalınan kazanç; ispatlanamıyorsa dönemin net asgari ücreti | Terfi edememe, görevde yükselememe gibi ihtimale dayalı gelir kayıpları |
| Koruma tedbiriyle doğrudan illiyet bağı kurulan, belgeye dayalı giderler | Kıdem tazminatı ve benzeri işçi alacakları |
| Maktu vekalet ücretini aşan ve geçerli belgeyle ispatlanan avukatlık ücreti (AYM ölçütleri çerçevesinde) | Meslekten ihraç nedeniyle oluşan ve idari yargıya ait maaş kayıpları |
| Malvarlığında oluşan somut ve ölçülebilir azalma | Atama yerinin değişmesinden doğan ve idari işlemden kaynaklanan kayıplar |
| Elkonulan eşyanın zamanında iade edilmemesinden doğan zarar | Çekilen krediler, aile bireylerinin üstlendiği borçlar ve benzeri dolaylı yansımalar |
6. Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?
Manevi tazminat, özgürlükten yoksun kalma nedeniyle duyulan elem, keder ve itibar kaybının bir ölçüde giderilmesini amaçlar. Miktar belirlenirken kişinin sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği, tedbirin uygulanış biçimi ve tutuklulukta geçen süre gözetilir; sonuç zenginleşme aracı olmamalıdır.
"manevi tazminata hükmedilirken kişinin ceza infaz kurumunda kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir."
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2019/581, K: 2023/562, T: 01.11.2023
Aynı kararda Genel Kurul, haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satın alma gücünün de göz önüne alınması gerektiğini belirtmiş ve somut olayda hükmedilen miktarı fazla bularak bozma yönünde karar vermiştir. Bu, manevi tazminatın yalnızca düşük belirlenmesinin değil, ölçütlere aykırı biçimde yüksek belirlenmesinin de bozma nedeni olduğunu göstermektedir.
6.1. Ayrı Tutukluluk Dönemleri İçin Ayrı Hesap
Kişi hakkında birbirinden bağımsız iki ayrı dönemde tedbir uygulanmışsa, her dönem için ayrı hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu yaklaşım, özellikle mahkumiyet kararının bozulması üzerine yeniden tutuklanan sanık dosyalarında belirleyicidir.
"her bir dönem için yürürlükte bulunan net asgari ücret üzerinden ayrı maddi tazminata ve ayrı manevi tazminata hükmolunması gerektiği"
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2022/7857, K: 2023/1053, T: 03.04.2023 (Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün onandığı karar)
6.2. Tazminatın Yetersizliği ve Bireysel Başvuru
Hükmedilen tazminatın yetersiz olması, başlı başına bir hak ihlali oluşturabilir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 tarihli kararında (e) bendine dayanılarak tazminat ödenmesi durumunda yapılacak anayasal denetimin kapsamını net biçimde çizmiştir.
"Bu çerçevede söz konusu bent kapsamında açılan davalarda hukuka aykırılık kanun gereğince kabul edildiğinden ağır ceza mahkemesince bu bende dayanılarak tazminat ödenmesi durumunda Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılacak inceleme tazminat miktarının yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır."
— Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gülseren Çıtak Başvurusu, B. No: 2020/1554, T. 27/4/2023, § 38
Somut olayda üç günlük gözaltı için belirlenen manevi tazminat, Yüksek Mahkemenin benzer durumlarda hükmettiği miktarlara göre oldukça düşük bulunmuş ve tazminat hakkının özünü zayıflatıcı nitelikte görülerek ihlal kararı verilmiştir. Bu karar sonrasında, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayanan tazminat yolunu tüketen kişilerin, bireysel başvuru öncesinde ayrıca m.141/1-(a) bendine dayalı bir dava açmalarına gerek kalmamıştır.
7. Tazminat İsteyemeyecek Kişiler (CMK m.144)
CMK m.144, kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerden bir kısmını tazminat hakkının dışında bırakır. Genel veya özel af, şikayetten vazgeçme ve uzlaşma nedeniyle düşen dosyalar ile gerçek dışı beyanla kendi tutuklanmasına neden olanlar bu kapsamdadır.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler: a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.) b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler. c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler. d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler. e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 144/1
Maddenin birinci fıkrası ve (e) bendi 7499 sayılı Kanun ile genişletilmiş, adli kontrol de metne dahil edilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki bu hüküm yalnızca kanuna uygun olarak kurulmuş tedbirler bakımından uygulanır. Tedbir baştan itibaren kanuna aykırı ise m.144 savunması sonuç doğurmaz ve m.141/1-(a) bendi yolu açık kalır.
8. Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının Sorumluluğu
CMK m.141/3 uyarınca, birinci fıkrada sayılan haller dışında kalan ve hakim ile Cumhuriyet savcılarının karar veya işlemlerinden doğan tazminat davaları yalnızca Devlet aleyhine açılabilir. Devlet, görevini kötüye kullanan hakim ve savcıya ödediği tazminat için bir yıl içinde rücu eder.
📜 KANUN METNİ —
"(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 141/3-4
Bu fıkra, birinci fıkrada sayılmayan yargısal işlemler bakımından ayrı bir dava sebebi yaratmaktadır. Bununla birlikte hakim ve savcıların işlem ve kararlarındaki her türlü hata, özensizlik veya yanlışlık tek başına tazminat hakkı doğurmaz; ilgilinin bu işlem veya karar nedeniyle zarara uğradığını hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ispatlaması gerekir.
Anayasa Mahkemesi, yalnızca m.141/3 fıkrasına dayanılarak açılan ve hakim ile savcıların kişisel kusuru ya da haksız fiili ispatlanamayan bir davada, derece mahkemesinin ret kararını bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermediği gerekçesiyle kanun yolu şikayeti niteliğinde görmüştür (AYM, Tülay Delibaş Başvurusu, B. No: 2017/38267, T. 3/11/2020 — karardan aktarılarak özetlenmiştir). Buna karşılık aynı fıkra kapsamında, iddianamede yer alması gerekmeyen kişisel bilgilerin aleni hale getirilmesi gibi özensiz davranışlar nedeniyle Devletin kusursuz sorumluluğunun doğabileceği kabul edilmektedir.
9. Faiz, Vekalet Ücreti ve İcra Rejimi
Tazminat davalarında nisbi avukatlık ücretine hükmedilir; ancak bu ücret sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz. Tazminata ilişkin kararlar kesinleşmeden icra takibine konulamaz.
📜 KANUN METNİ —
"(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz."
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun m. 142/9
Faiz bakımından uygulama, koruma tedbirinin uygulandığı tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi yönündedir. Ancak ailenin ziyaret giderleri gibi sonradan gerçekleşen harcamalarda faizin, harcamanın yapıldığı tarihten itibaren işlemesi gerektiği kabul edilmektedir. Manevi tazminat belirlenirken, davanın kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değerin de gözetilmesi gerekir.
Davalı Hazine lehine vekalet ücreti konusunda ise Yargıtay, tazminat miktarının davacı tarafça kesin olarak bilinmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı lehine avukatlık ücretine ancak davanın tamamen reddi halinde hükmedilebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2021/5955, K: 2023/2107, T: 12.06.2023). Bu, fazlaya ilişkin talepleri reddedilen davacılar bakımından önemli bir usuli korumadır.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat rejimi, 2024 yılındaki yasal değişikliklerle daha parçalı bir yapıya kavuşmuştur. Aynı olaydan doğan istemler, dayanılan bende göre farklı mercilere yöneltilmek durumundadır. Bu nedenle başvurudan önce, uygulanan tedbirin türü, tarihi ve m.141'in hangi bendine girdiği titizlikle tespit edilmelidir.
Maddi tazminat bakımından belirleyici olan, zararın somut, objektif ve belgeye dayalı olması ile koruma tedbiriyle arasındaki illiyet bağının kurulabilmesidir. Manevi tazminatta ise miktarın, ölçütlere aykırı biçimde düşük ya da yüksek belirlenmesi bozma nedenidir. Üç aylık ve bir yıllık sürelerin hak düşürücü nitelikte olması, sürecin en baştan planlanmasını zorunlu kılar.
Konunun hem ceza muhakemesi hem de tazminat hukuku boyutunun bulunması, dosyanın başlangıçtan itibaren usul ve esas yönünden birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Somut olaya ilişkin değerlendirmenin, dosya kapsamı incelenerek yapılması uygun olur.













