BU MAKALEDE NE BULACAKSINIZ?
✓ Müterafik kusurun TBK m.52 kapsamındaki tanımı, unsurları ve kaza kusurundan farkı
✓ İndirim yapılabilmesi için aranan uygun illiyet bağı şartı ve ispat yükünün kime ait olduğu
✓ Yerleşik yargı uygulamasında benimsenen %20'lik indirim oranının hangi hallerde uygulandığı
✓ Kask, emniyet kemeri, alkollü veya ehliyetsiz sürücünün aracına binme hallerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi
✓ İndirim yapılmasını engelleyen haller ve birden fazla müterafik kusur bulunduğunda izlenen yöntem
✓ 7574 ve 7589 sayılı Kanunlarla 2026 yılında yapılan değişikliklerin tazminat hesabına ve dava usulüne etkisi
Müterafik kusur, zarar görenin kendi kusurlu davranışıyla zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunması halinde tazminattan indirim yapılmasını sağlayan hukuki kurumdur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenen bu kurum, özellikle trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, hükmedilecek miktarı doğrudan belirleyen en önemli değerlendirme başlıklarından biridir.
Uygulamada müterafik kusur; kask veya emniyet kemeri kullanılmaması, alkollü ya da sürücü belgesi bulunmayan bir kişinin aracına bilerek binilmesi ve araçların kurallara aykırı biçimde kullanılması gibi hallerde gündeme gelir. Zarar görenin bu tür bir davranışı tespit edildiğinde, yerleşik yargı uygulaması hesaplanan tazminattan genellikle yüzde 20 oranında indirim yapılması yönündedir. Ancak bu indirim otomatik değildir: zarar görenin davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmuyorsa indirim yapılamaz.
2026 yılı, bu alanda iki köklü mevzuat değişikliğine sahne olmuştur. 7574 sayılı Kanun koruyucu sistem kullanma zorunluluğunu yeniden düzenlemiş, 7589 sayılı Kanun ise belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırarak tazminat davalarının usul yapısını ve faiz rejimini değiştirmiştir. Aşağıda müterafik kusur kurumu, güncel mevzuat ve doğrulanmış yargı kararları ışığında ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tazminat Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Müterafik Kusur Nedir? Yasal Dayanağı ve Tanımı
- 2. Müterafik Kusur İndiriminin Şartları Nelerdir?
- 3. Müterafik Kusur Oranı Ne Kadardır?
- 4. Trafik Kazalarında Müterafik Kusur Halleri
- 5. Hangi Hallerde Müterafik Kusur İndirimi Yapılmaz?
- 6. Birden Fazla Müterafik Kusur Halinde İndirim Nasıl Yapılır?
- 7. Müterafik Kusur Mahkemece Resen Dikkate Alınır mı?
- 8. 2026 Mevzuat Değişikliklerinin Müterafik Kusur Uygulamasına Etkisi
- 9. Müterafik Kusur, Hatır Taşıması ve Hakkaniyet İndirimi Arasındaki Fark
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. İlgili Makaleler
1. Müterafik Kusur Nedir? Yasal Dayanağı ve Tanımı
Müterafik kusur, zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olması halidir. TBK m.52 uyarınca bu durumda hakim, hesaplanan tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Yerleşik yargı uygulamasında trafik kazalarında bu indirim çoğunlukla yüzde 20 oranında uygulanmaktadır.
Müterafik kusur, doktrinde "zarar görenin ortak kusuru" veya "bölüşük kusur" olarak da adlandırılır. Kurumun temelinde, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesi yer alır. Zarar gören, kendi menfaatini korumak için makul bir kişiden beklenen özeni göstermemişse, doğan zararın tamamını karşı taraftan talep edemez.
Yargı kararlarında müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin kendi menfaati gereği zarara uğramamak için kaçınacağı ya da kaçınması gereken bir davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır.
📜 KANUN METNİ —
"Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir."
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 52
1.1. Müterafik Kusurun Üç Görünüm Biçimi
TBK m.52/1, müterafik kusuru üç ayrı görünüm üzerinden düzenlemektedir:
✓ Zarara razı olma: Zarar görenin, zararın doğmasına yol açan tehlikeli duruma bilerek katılması. En sık rastlanan örnek, sürücünün alkollü veya sürücü belgesiz olduğunu bilerek aracına binilmesidir.
✓ Zararın doğmasına veya artmasına etki etme: Zarar verici olayın meydana gelmesinde pay sahibi olma ya da olaydan sonra zararın büyümesine sebebiyet verme. Kask veya emniyet kemeri kullanılmaması bu grubun tipik örneğidir.
✓ Tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırma: Tazminat borçlusunun zararı giderme imkanlarını zorlaştıran davranışlarda bulunulması.
1.2. Müterafik Kusur ile Kazanın Oluşumundaki Kusur Aynı Şey midir?
Müterafik kusur, kazanın meydana gelmesindeki kusurdan ayrı olarak düzenlenmiştir ve kaza kusur oranlarının belirlenmesinde dikkate alınmaz. Kaza kusuru, kazanın nasıl meydana geldiğine ilişkin teknik bir tespittir ve bilirkişi raporuyla belirlenir. Müterafik kusur ise zararın büyüklüğüne yapılan katkıya ilişkindir ve takdiri hakime aittir.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmayan bir yolcu dahi, koruyucu ekipman kullanmadığı için müterafik kusurlu sayılabilir ve tazminatından indirim yapılabilir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/865 Esas ve 2021/939 Karar sayılı 20.05.2021 tarihli ilamında, müterafik kusurun Borçlar Kanunu'nda kaza kusurundan bağımsız düzenlendiğini ve müterafik kusurun varlığı halinde TBK m.52 çerçevesinde indirim yapılıp yapılmayacağını hakimin takdir edeceğini belirtmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

2. Müterafik Kusur İndiriminin Şartları Nelerdir?
Müterafik kusur indirimi için üç şart birlikte aranır: zarar görenin zararı önleyici veya azaltıcı tedbirleri almamış olması, bu davranışının kusurlu sayılması ve davranış ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması. İlliyet bağı yoksa, ihlal edilen bir yasal yükümlülük bulunsa dahi indirim yapılamaz.
2.1. Uygun İlliyet Bağı Şartı
İlliyet bağı, müterafik kusur değerlendirmesinin belirleyici unsurudur. Zarar görenin ihmali ile ortaya çıkan zarar arasında nedensellik ilişkisi kurulamıyorsa indirim yapılamaz. Örneğin kask takmayan bir motosiklet sürücüsünün yalnızca bacağından yaralandığı bir kazada, kask kullanılmamasının maluliyete katkısı bulunmadığından indirim uygulanmaz.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/847 Esas ve 2025/1008 Karar sayılı 18.09.2025 tarihli ilamında, müterafik kusur nedeniyle indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artmış olması ve mağdurun eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini vurgulamıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
2.2. Zarar Görenin Özen Yükümlülüğünü İhlali
Zarar görenin davranışının kusurlu sayılabilmesi için, aynı şartlar altındaki makul bir kişinin kendi yararı gereği yapmaması gereken bir harekette bulunmuş olması gerekir. Bu kusur, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan indirim sebebidir. Mağdurun kusuru zararın meydana gelmesinde başlıca etken ise, zarar verenin sorumluluğunun tamamen ortadan kalkması dahi söz konusu olabilir.
2.3. İspat Yükü Kime Aittir?
Müterafik kusurun varlığını ispat yükü, tazminat yükümlüsüne, yani uygulamada çoğunlukla sigorta şirketine aittir. Sigortacının, zarar görenin kask takmadığını veya emniyet kemerinin bağlı olmadığını somut delillerle ortaya koyması beklenir. Bununla birlikte yargı uygulamasında, kaza tespit tutanağında bu husus belirlenememiş olsa bile yaralanmanın niteliğinden hareketle sonuca varılabilmektedir.
Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/4205 Esas ve 2025/2187 Karar sayılı 11.02.2025 tarihli ilamında; kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılıp takılmadığının belirlenemediği bir olayda, davacının omurga, leğen kemiği ve kaburga kırıkları ile yüzde 62 oranındaki sürekli maluliyeti dikkate alınarak kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı sonucuna ulaşmış ve yüzde 20 oranında indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Karara, bu hususta somut delil sunulamadığı gerekçesiyle karşı oy verilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
3. Müterafik Kusur Oranı Ne Kadardır?
Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin yerleşik uygulamasında müterafik kusur indirimi oranı yüzde 20'dir. Bu oran; kask takmama, emniyet kemeri kullanmama, alkollü veya sürücü belgesiz kişinin aracına binme ve kurallara aykırı biçimde yolculuk etme hallerinde uygulanmaktadır. Oran sabit bir kural değil, somut olaya göre değişebilen bir üst uygulama eğilimidir.
Doktrinde bu yüzde 20'lik oranın kategorik biçimde uygulanması eleştirilmektedir. Eleştirinin özü, mekanik indirimin TBK m.52'de hakime tanınan takdir yetkisini daralttığı ve hız, yol durumu ile darbenin şiddeti gibi somut olay verilerinin göz ardı edildiği yönündedir. Buna karşılık uygulamada oranın öngörülebilirlik sağladığı da savunulmaktadır.
| Müterafik Kusur Hali | Yasal Dayanak | Yerleşik Oran | Belirleyici Kriter |
|---|---|---|---|
| Motosiklette kask (koruma başlığı) takmama | KTK m.78, KTY m.150 | %20 | Yaralanmanın kafa bölgesinden olması |
| Emniyet kemeri kullanmama | KTK m.78 | %20 | Araçtan fırlama veya araç içi çarpma etkisi |
| Alkollü sürücünün aracına bilerek binme | TBK m.52 (zarara razı olma) | %20 | Sürücünün alkollü olduğunun bilinmesi |
| Sürücü belgesiz kişinin aracına binme | TBK m.52 (zarara razı olma) | %20 | Ehliyetsizliğin bilinebilir durumda olması |
| Kurallara aykırı biçimde yolculuk etme | KTK ve trafik mevzuatı | %20 | Aykırı konumun zarara katkısı |
| İstiap haddinin aşılması | KTK ve trafik mevzuatı | Takdiri | Aşımın zararın artmasına etkisi |
| Zorunlu olmayan ekipmanın kullanılmaması | Yasal zorunluluk yok | İndirim yok | Mevzuatta zorunluluk bulunmaması |
4. Trafik Kazalarında Müterafik Kusur Halleri
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında müterafik kusur değerlendirmesi, zarar görenin trafik mevzuatından doğan yükümlülüklerine uyup uymadığı incelenerek yapılır. Koruyucu sistem kullanma zorunluluğunun yasal dayanağı, 7574 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen KTK m.78'dir.
📜 KANUN METNİ —
"Araçların sürülmesi sırasında sürücü ve yolcuların güvenliğine ilişkin olarak; a) Emniyet kemerinin, b) Koruma başlığı ve koruma gözlüğünün, c) Çocuk bağlama sisteminin, d) Yönetmelikte belirlenen diğer koruyucu sistemlerin, usulüne uygun olarak kullanılması zorunludur. Koruyucu sistemleri usulüne uygun olarak kullanmayanlar da koruyucu sistem kullanmamış sayılırlar."
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 78/1 (Değişik: 12/2/2026 - 7574/26 md.)
4.1. Kask (Koruma Başlığı) Takmama
Motosiklet ve motorlu bisiklet sürücüleri ile yolcuları bakımından koruma başlığı kullanımı yasal zorunluluktur. Kask takılmaması halinde indirim yapılıp yapılmayacağı, yaralanmanın kafa bölgesinden olup olmadığına göre belirlenir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/7483 Esas ve 2023/12369 Karar sayılı 21.11.2023 tarihli ilamında; motosiklet sürücüsü olan davacının alın bölgesinde kesik ve yüzde sabit iz niteliğinde skar bulunduğunu, buna bağlı maluliyet oranının yüzde 3 olarak belirlendiğini tespit etmiş, yaralanmanın kafa bölgesinden olması nedeniyle kask takılmadığı sonucuna vararak dairenin yerleşik uygulamasına göre yüzde 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine hükmetmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Benzer biçimde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/568 Esas ve 2024/416 Karar sayılı 29.03.2024 tarihli ilamında; kaza tespit tutanağı bulunmadığı için kask takılıp takılmadığının belirlenemediği bir olayda, yaralanmanın kafa bölgesinden olması ve niteliği gözetilerek kasksız sürüş yapıldığı kanaatine varmış ve yüzde 20 oranındaki indirimi isabetli bulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
4.2. Emniyet Kemeri Kullanmama
Emniyet kemeri kullanılmaması, gerek sürücü gerekse yolcu bakımından müterafik kusur oluşturur. Değerlendirmede aranan ölçüt, kemer takılmamasının araçtan fırlama veya araç içi çarpma yoluyla zararın doğmasına ya da artmasına katkı sağlayıp sağlamadığıdır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/258 Esas ve 2024/705 Karar sayılı 22.05.2024 tarihli ilamında; emniyet kemeri takılıp takılmadığı ile istiap haddinin aşılıp aşılmadığı hususlarında müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı tartışılmadan karar verilmesini isabetsiz bulmuş ve ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır. Aynı kararda, yolcunun istiap haddi aşılarak seyahat etmesinin sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmadığı, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilebilecek hususlardan sayıldığı belirtilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
4.3. Alkollü veya Sürücü Belgesiz Kişinin Aracına Binme
Sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binen yolcu, meydana gelebilecek zarara örtülü biçimde razı olmuş sayılır. Bu hal, TBK m.52'deki "zarara razı olma" görünümünün en yaygın uygulama örneğidir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/847 Esas ve 2025/1008 Karar sayılı 18.09.2025 tarihli ilamında; yolcu konumundaki desteğin bulunduğu araç sürücüsünün kanında Adli Tıp Kurumu raporuna göre 139 mg/dl alkol tespit edildiği, desteğin sürücünün alkollü olduğunu bildiği halde araca bindiği gerekçesiyle yüzde 20 oranındaki müterafik kusur indirimini isabetli bulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Sürücü belgesi bulunmayan kişinin aracına binilmesi de aynı sonuca bağlanmaktadır. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/16 Esas ve 2024/488 Karar sayılı 05.03.2024 tarihli ilamında; koruyucu ekipmanların mevcut olduğu bir olayda dahi, motosiklet sürücüsünün sürücü belgesiz olduğu ve ölen ile sürücünün arkadaş oldukları için bu durumu bilebilecek konumda bulunduğu gözetilerek hükmedilen maddi tazminattan yüzde 20 oranında indirim yapılması gerektiğine karar vermiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
4.4. Kurallara Aykırı Biçimde Yolculuk Etme
Aracın yolcu taşımaya elverişli olmayan bölümlerinde seyahat edilmesi de müterafik kusur oluşturur. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2248 Esas ve 2023/186 Karar sayılı 19.01.2023 tarihli ilamında; müteveffanın traktör römorkunun kasa kapağı üzerinde seyahat etmesi nedeniyle zararlı sonucun ortaya çıkmasında müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini ve Yargıtay'ın yerleşik uygulaması uyarınca maddi tazminattan yüzde 20 oranında indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
5. Hangi Hallerde Müterafik Kusur İndirimi Yapılmaz?
Müterafik kusur indirimi, zarar görenin davranışı ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığında yapılamaz. Yaralanmanın niteliği ekipman eksikliğiyle ilgisizse, ilgili ekipmanın kullanımı mevzuatta zorunlu tutulmamışsa veya zarar gören kurallara uygun davranmışsa indirim uygulanmaz.
Uygulamada indirim yapılmasını engelleyen başlıca iki durum öne çıkmaktadır.
✓ Yaralanma bölgesinin ekipmanla ilgisiz olması: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/865 Esas ve 2021/939 Karar sayılı 20.05.2021 tarihli ilamında; davacılarda oluşan maluliyetin ayak bileği kırıkları ve travma sonrası stres bozukluğuna dayandığı, yaralanmaların kafa bölgesinden olmadığı gözetilerek kask takılmamasının zararda etkili olmadığı sonucuna varılmış ve müterafik kusur indirimi yapılmaksızın hüküm kurulmasında usulsüzlük bulunmadığına karar verilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
✓ Ekipmanın mevzuatta zorunlu tutulmamış olması: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/922 Esas ve 2024/1074 Karar sayılı 24.09.2024 tarihli ilamında; davacının yaralanmasının sol bacaktaki kırıktan kaynaklandığı ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde motosiklet sürücüsü ile yolcusunun kullanması gereken zorunlu ekipmanlar arasında dizlik takılmasının bulunmadığı gözetilerek, ilk derece mahkemesince yapılan müterafik kusur indirimi isabetsiz bulunmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan ölçüt nettir: müterafik kusur indirimi, zarar görene yöneltilen soyut bir kural ihlali suçlaması üzerine değil, ihlalin somut zarara yaptığı katkı üzerine kurulmalıdır. Bu nedenle dava dosyasında maluliyet raporunun yaralanma bölgesini ayrıntılı biçimde göstermesi, tarafların savunma stratejisi bakımından belirleyici önem taşır.
6. Birden Fazla Müterafik Kusur Halinde İndirim Nasıl Yapılır?
Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına etki eden birden fazla kusurlu davranışı bulunsa dahi, her bir sebep için ayrı ayrı indirim yapılmaz. Yerleşik uygulama, birden çok müterafik kusur sebebi bulunsa bile tazminattan tek bir indirim yapılması yönündedir.
Örneğin bir olayda hem emniyet kemerinin takılmamış olması hem de istiap haddinin aşılmış olması söz konusuysa, bu iki sebep toplanarak yüzde 40 oranında bir indirime gidilemez. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/258 Esas ve 2024/705 Karar sayılı 22.05.2024 tarihli ilamında, trafik kazasında bedensel zarara uğrayıp tazminat talep eden hak sahiplerinin zararın doğmasına ya da artmasına etki eden birden fazla müterafik kusurlu davranışının bulunması halinde her bir sebep için ayrı ayrı indirim yapılmaması gerektiğinin Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarıyla benimsendiği belirtilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Tazminat Hesabında İndirim Sırası
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı hesaplarında işlem sırası, hükmedilecek miktarı doğrudan etkiler. Uygulamada izlenen sıralama şu şekildedir: önce gerçek zarar belirlenir, ardından zarar görenin müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılır, varsa hatır taşıması indirimi uygulanır ve sigorta şirketinin sorumluluğu bu indirimler sonrasında kalan tutarın poliçe limitini aşmayan kısmıyla sınırlandırılır.
Zarar verenin daha önce yaptığı ödemelerin hangi aşamada mahsup edileceği ise uzun süre tartışmalı kalmış; 7589 sayılı Kanun ile TBK m.55'e eklenen fıkra bu konuya kanun düzeyinde açıklık getirmiştir.
7. Müterafik Kusur Mahkemece Resen Dikkate Alınır mı?
Evet. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def'i niteliğinde değildir. Bu nedenle taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi, dosya kapsamından anlaşılıyorsa mahkemece resen araştırılması ve tartışılması gerekir. Buna karşılık hatır taşıması bir def'i olup cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Bu ayrım, dava stratejisi bakımından kritik bir farklılık yaratır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/7483 Esas ve 2023/12369 Karar sayılı 21.11.2023 tarihli ilamında, müterafik kusura ilişkin savunmanın def'i olmaması nedeniyle bu yönde bir savunma bulunmasa da resen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Aynı yöndeki değerlendirme, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/2248 Esas ve 2023/186 Karar sayılı 19.01.2023 tarihli ilamında da yer almaktadır. (Kararlardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Buna karşılık Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/258 Esas ve 2024/705 Karar sayılı 22.05.2024 tarihli ilamında; hatır taşımasına ilişkin savunmanın bir def'i olduğu, bu nedenle cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği ve mahkemece resen nazara alınamayacağı ifade edilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
8. 2026 Mevzuat Değişikliklerinin Müterafik Kusur Uygulamasına Etkisi
2026 yılında yürürlüğe giren iki kanun bu alanı doğrudan etkilemiştir. 7574 sayılı Kanun koruyucu sistem kullanma zorunluluğunu ve yaptırımlarını ağırlaştırmış; 7589 sayılı Kanun ise belirsiz alacak davasını kaldırarak tazminat davalarının usul yapısını, faiz başlangıcını ve ödemelerin mahsup usulünü yeniden düzenlemiştir.
8.1. 7574 Sayılı Kanun: Koruyucu Sistem Yükümlülüğünün Ağırlaşması
27.02.2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7574 sayılı Kanun ile KTK m.78 başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenlemede koruyucu sistemlerin yalnızca kullanılması değil, usulüne uygun kullanılması da zorunlu tutulmuş; usulüne uygun kullanmayanların hiç kullanmamış sayılacağı açıkça belirtilmiştir.
Düzenlemeyle emniyet kemeri ve koruma başlığı ihlallerinde idari para cezaları artırılmış, emniyet kemeri kuralının bir yıl içinde dört veya daha fazla ihlali halinde sürücü belgesinin her seferinde otuz gün süreyle geri alınması öngörülmüştür. Ayrıca sürücülere, 15 yaşını doldurmamış çocukların koruyucu sistemleri kullanmasını sağlama yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu değişikliğin tazminat hukuku bakımından sonucu, koruyucu ekipman kullanımının asli bir özen borcu olarak konumlandırılmasıdır. Yükümlülüğün ağırlaşması, mahkemelerin müterafik kusur değerlendirmesinde daha katı bir tutum benimsemesine zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte illiyet bağı şartının kaldırıldığı anlamına gelmez; kural ihlalinin varlığı tek başına indirim için yeterli değildir.
8.2. 7589 Sayılı Kanun: Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması
16.07.2026 kabul tarihli ve 31.07.2026 tarihli, 33326 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı davaları uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak bu dava türüyle açıldığından, değişiklik doğrudan müterafik kusur indirimi ihtimalini de ilgilendirmektedir.
Kanun koyucu, kaldırılan hükmün yerine HMK m.109'a yeni bir fıkra ekleyerek kısmi dava yolunu güçlendirmiştir.
📜 KANUN METNİ —
"(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır."
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/4 (Ek: 16/7/2026 - 7589/20 md.)
Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: 31.07.2026 tarihinden sonra açılacak bedensel zarar davalarında kısmi dava yoluna başvurulmalı ve talep artırımı hakkının yalnızca bir defa kullanılabileceği gözetilmelidir. Müterafik kusur indirimi hesaplanan tazminatı önemli ölçüde azaltabileceğinden, talep artırımının zamanlaması ve miktarı bu ihtimal dikkate alınarak belirlenmelidir. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, yürürlükten kaldırılan HMK m.107 hükmü kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
Kanun koyucu, kaldırılan hükmün yerine HMK m.109'a yeni bir fıkra ekleyerek kısmi dava yolunu güçlendirmiştir.
8.3. TBK m.55'e Eklenen Faiz ve Mahsup Kuralları
7589 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle TBK m.55'e iki fıkra eklenmiş; bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcı ile tahkikat öncesi yapılan ödemelerin mahsup usulü kanun düzeyinde düzenlenmiştir.
📜 KANUN METNİ —
"Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir."
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 55 (Ek: 16/7/2026 - 7589/18 md.)
Aynı maddeye eklenen ikinci fıkra uyarınca, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Bu hüküm, sigorta şirketlerinin dava öncesi yaptığı kısmi ödemelerin güncellenerek mi yoksa ödeme tarihi verilerine göre mi düşüleceği yönündeki tartışmayı kanun düzeyinde çözmektedir.
Geçici 1. maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca bu düzenlemeler, yalnızca değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Daha önceki olaylara dayanan davalarda maddenin değişiklikten önceki hükümleri geçerliliğini korur. Dolayısıyla derdest dosyalarda, kaza tarihinin 31.07.2026 öncesi mi sonrası mı olduğunun tespiti belirleyicidir.
9. Müterafik Kusur, Hatır Taşıması ve Hakkaniyet İndirimi Arasındaki Fark
Tazminattan indirim sebepleri uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Üç kurumun yasal dayanağı, ileri sürülme usulü ve uygulanma şartları farklıdır.
| Ölçüt | Müterafik Kusur | Hatır Taşıması | Hakkaniyet İndirimi |
|---|---|---|---|
| Yasal dayanak | TBK m.52/1 | TBK m.51 ve hakkaniyet ilkeleri | TBK m.52/2 |
| Dayandığı olgu | Zarar görenin zarara katkısı | Taşımanın karşılıksız ve iyilik amaçlı olması | Zarar verenin ödemekle yoksulluğa düşmesi |
| İleri sürülme usulü | Def'i değildir, resen dikkate alınır | Def'i niteliğindedir, cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir | Hakimin takdirine bağlıdır |
| Aranan temel şart | Uygun illiyet bağının bulunması | Taşımanın hatır ilişkisine dayanması | Zarar verenin hafif kusurlu olması |
| Uygulama sırası | Gerçek zarar belirlendikten sonra ilk indirim | Müterafik kusur indiriminden sonra | Somut olaya göre değerlendirilir |
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir başka husus, TBK m.51 ve m.52 kapsamındaki takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden kaynaklanan ret kısmı için karşı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesidir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/16 Esas ve 2024/488 Karar sayılı 05.03.2024 tarihli ilamında bu yönde bir değerlendirme yapılmıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
10. Sonuç ve Değerlendirme
Müterafik kusur, sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte hükmedilecek tazminat miktarını önemli ölçüde azaltabilen bir kurumdur. Yerleşik uygulamada yüzde 20 oranı bir standart haline gelmiş olsa da, bu oranın uygulanabilmesi zarar görenin davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasına bağlıdır.
Yargı kararları incelendiğinde, indirim yapılıp yapılmayacağının çoğunlukla maluliyet raporunun içeriğine göre belirlendiği görülmektedir. Yaralanmanın hangi vücut bölgesinden kaynaklandığı, ekipman eksikliğinin bu yaralanmaya katkısı ve söz konusu ekipmanın mevzuatta zorunlu tutulup tutulmadığı, sonucu doğrudan etkileyen teknik verilerdir.
2026 yılında yürürlüğe giren düzenlemeler bu tabloyu iki yönden değiştirmiştir. 7574 sayılı Kanun koruyucu sistem yükümlülüğünü ağırlaştırarak müterafik kusur değerlendirmesinin normatif zeminini güçlendirmiş; 7589 sayılı Kanun ise belirsiz alacak davasını kaldırarak talep artırımı hakkının yalnızca bir defa kullanılabileceği bir usul rejimi getirmiştir. Faiz başlangıcının bilinen ve bilinmeyen dönem ayrımına göre belirlenmesi de tazminat hesabının yapısını değiştirmiştir.
Bu nedenle bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı süreçlerinde; kaza tarihinin hangi mevzuat rejimine tabi olduğunun tespiti, maluliyet ve kusur raporlarının teknik yeterliliğinin denetlenmesi, illiyet bağına ilişkin itirazların zamanında ileri sürülmesi ve talep artırımının usulüne uygun biçimde yönetilmesi hukuki risklerin sınırlandırılması bakımından önem taşır. Süreçlerin hukuki niteliği gereği, somut olayın kendi koşulları içinde profesyonel biçimde yürütülmesi gerekmektedir.













