Bu Makaleden Ne Öğreneceksiniz?
▸ Ayıplı hizmetin yasal tanımı ve ayıplı maldan farkları
▸ TKHK m. 15'teki dört seçimlik hakkın kapsamı ve sınırları
▸ Seçimin neden geri alınamadığı ve otuz iş günü kuralı
▸ Ayıplı hizmette malın misli ile değişiminin istenip istenemeyeceği
▸ İki yıllık zamanaşımı, ispat yükü ve 2026 yılı başvuru yolları
Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen sürede başlamayan ya da taraflarca kararlaştırılan ve objektif olarak taşıması gereken nitelikleri taşımadığı için sözleşmeye aykırı olan hizmettir. Bir güzellik merkezinde yapılan uygulamanın cilt yanığına yol açması, yetkili serviste yapılan onarımın arızayı gidermemesi veya satın alınan eğitim programının taahhüt edilen içerikte sunulmaması, uygulamada en sık karşılaşılan örneklerdir.
Böyle bir durumda tüketici, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 15 inci maddesinde sayılan dört seçimlik haktan birini kullanabilir: hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme. Bu haklardan biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da istenebilir. Seçim bir kez yapıldığında geri alınamadığı için, hangi hakkın kullanılacağına ilişkin karar sürecin en kritik aşamasıdır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Tüketici Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Ayıplı Hizmet Nedir?
- 2. Ayıplı Hizmette Tüketicinin Seçimlik Hakları Nelerdir?
- 3. Seçimlik Hak Bir Kez Kullanıldıktan Sonra Değiştirilebilir mi?
- 4. Orantısız Güçlük Sınırı ve Otuz İş Günü Kuralı
- 5. Ayıplı Hizmette Malın Misli ile Değişimi İstenebilir mi?
- 6. Ayıplı Hizmette Kim Sorumludur?
- 7. Ayıplı Hizmette Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
- 8. Ayıplı Hizmette Tazminat Talep Edilebilir mi?
- 9. Ayıplı Hizmet İçin Nereye Başvurulur?
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. İlgili Makaleler
1. Ayıplı Hizmet Nedir?
Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamayan veya taraflarca kararlaştırılan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir. Sağlayıcının reklamlarında ya da internet portalında duyurduğu özellikleri taşımayan hizmetler de ayıplı sayılır. Sorumluluk için sağlayıcının kusuru şart değildir.
Ayıplı hizmet kavramı, 6502 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iki ayrı ölçüte bağlanmıştır. Birinci fıkra, hizmetin zamanında başlamamasını ve nitelik eksikliğini; ikinci fıkra ise sağlayıcının kendi beyanlarıyla yarattığı beklentinin karşılanmamasını esas alır.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir."
"(2) Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır."
1.1. Hizmet ve Sağlayıcı Kavramları
Kanun'un 3 üncü maddesinde hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen, mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu olarak tanımlanmıştır. Sağlayıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına veya hesabına hareket eden gerçek ya da tüzel kişidir.
Bu geniş tanım nedeniyle onarım, bakım, taşıma, konaklama, eğitim, sağlık ve estetik uygulamaları, abonelik ve paket tur ilişkileri ayıplı hizmet hükümlerinin kapsamına girebilmektedir. Belirleyici olan, işlemin ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden gerçek ya da tüzel kişiye yönelmiş olmasıdır.
1.2. Ayıplı Mal ile Ayıplı Hizmet Arasındaki Fark
Uygulamada en sık yapılan hata, aynı olayda mal ayıbı ile hizmet ayıbının birbirine karıştırılmasıdır. Oysa iki rejim; sorumlu taraf, seçimlik haklar ve zamanaşımı bakımından ayrışır. Nitelendirmedeki bir hata, talebin tümüyle reddedilmesine yol açabilir.
| Olcut | Ayipli Mal (m. 8-12) | Ayipli Hizmet (m. 13-16) |
|---|---|---|
| Sorumlu taraf | Satici; onarim ve misli ile degisimde uretici ve ithalatci da muteselsilen | Saglayici |
| Secimlik haklar | Sozlesmeden donme, bedelden indirim, ucretsiz onarim, ayipsiz misli ile degisim | Hizmetin yeniden gorulmesi, eserin ucretsiz onarimi, bedelden indirim, sozlesmeden donme |
| Misli ile degisim | Mumkun (m. 11/1-c) | Kanunda ongorulmemistir |
| Zamanasimi | Teslimden itibaren 2 yil; konut ve tatil amacli tasinmazda 5 yil | Hizmetin ifasi tarihinden itibaren 2 yil |
| Ispat karinesi | Teslimden itibaren 6 ay icinde ortaya cikan ayip teslim aninda var sayilir (m. 10/1) | Kanunda hizmetler icin benzer bir karine duzenlenmemistir |
| Azami yerine getirme suresi | 30 is gunu; konut ve tatil amacli tasinmazda 60 is gunu (m. 11/4) | 30 is gunu (m. 15/4) |
2. Ayıplı Hizmette Tüketicinin Seçimlik Hakları Nelerdir?
Tüketicinin seçimlik hakları, hizmetin ayıplı ifası halinde sağlayıcıya karşı tek taraflı olarak kullanılabilen dört haktan oluşur: hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim ve sözleşmeden dönme. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
📜 KANUN METNİ —
"Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir."
2.1. Hizmetin Yeniden Görülmesi
Hizmetin yeniden görülmesi, sağlayıcının edimini baştan ve sözleşmeye uygun biçimde ifa etmesi talebidir. Ayıplı maldaki misli ile değişim hakkının hizmet hukukundaki işlevsel karşılığı olarak değerlendirilir. Tüketiciden, o ana kadar hizmetten sağladığı yarar için ayrıca bir kullanım bedeli istenemez.
Bu hak, niteliği gereği her uyuşmazlıkta elverişli değildir. Belirli bir tarihe bağlı organizasyon hizmetlerinde ya da tekrarı tıbbi risk doğuracak uygulamalarda, hizmetin yeniden görülmesinde tüketicinin korunmaya değer bir menfaati kalmayabilir.
2.2. Eserin Ücretsiz Onarımı
Hizmet sonucunda maddi bir eser ortaya çıkmışsa, tüketici bu eserdeki ayıpların masrafı sağlayıcıya ait olmak üzere giderilmesini isteyebilir. Tadilat, montaj ve onarım ilişkilerinde en sık kullanılan haktır. Onarım talebinin karşılanması için kanun azami bir süre öngörmüştür; bu süre aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.
2.3. Ayıp Oranında Bedelden İndirim
Bedelden indirim, sözleşme ilişkisini ayakta tutarken ayıbın yol açtığı değer kaybını gidermeyi amaçlar. İndirim tutarının nasıl hesaplanacağı kanunda düzenlenmediğinden, yargısal uygulamada nispi metot esas alınmaktadır.
"Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde; "mutlak metod", "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Daire, gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yönteminin benimsendiğini belirtmek gerekir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeriyle, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu metoda göre de hesaplama yapıldığı görülmüş olmasına rağmen Mahkemece, yanlış değerlendirme ile ortak alanlarda ve bağımsız bölümdeki toplam imalat tutarının 18.302,93 TL olduğu şeklindeki hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.01.2022 tarihli, 2021/8802 E. ve 2022/453 K. sayılı İlamı
2.4. Sözleşmeden Dönme
Sözleşmeden dönme, ilişkiyi tasfiye eden ve ödenen bedelin geri istenmesini sağlayan en ağır sonuçlu haktır. Tüketicinin bu hakkı ya da bedelden indirimi seçtiği durumlarda, ödediği bedelin tamamı veya indirim tutarı derhal kendisine iade edilir. Kanun, ayıplı malda olduğu gibi bir orantısızlık sınırını dönme hakkı bakımından açıkça öngörmemiştir; buna karşılık dürüstlük kuralının genel sınırı her halde geçerlidir.
| Secimlik Hak | Kapsami | Yasal Siniri |
|---|---|---|
| Hizmetin yeniden gorulmesi | Hizmetin sozlesmeye uygun bicimde yeniden ifa edilmesi | Saglayici icin orantisiz gucluk yaratiyorsa kullanilamaz (m. 15/2) |
| Eserin ucretsiz onarimi | Hizmet sonucu ortaya cikan eserdeki ayiplarin giderilmesi | Orantisiz gucluk halinde kullanilamaz; azami 30 is gunu (m. 15/2 ve m. 15/4) |
| Ayip oraninda bedelden indirim | Ayibin agirligi oraninda sozlesme bedelinin dusurulmesi | Indirim tutari yargisal uygulamada nispi metoda gore hesaplanir |
| Sozlesmeden donme | Sozlesme iliskisinin tasfiyesi ve odenen bedelin geri istenmesi | Odenen bedelin tumu derhal tuketiciye iade edilir (m. 15/3) |
3. Seçimlik Hak Bir Kez Kullanıldıktan Sonra Değiştirilebilir mi?
Hayır. Seçimlik hak, karşı tarafa varması gereken tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. Tüketici hangi hakkı seçtiğini bir kez bildirdiğinde bu hak tükenir ve tercih sonradan değiştirilemez. Yargıtay uygulamasında, dava dilekçesinde kullanılan seçimlik hakkın ıslah yoluyla dahi değiştirilemeyeceği kabul edilmektedir.
Seçimlik hakkın yenilik doğuran nitelikte olması, sağlayıcının bildirilen tercihi kayıtsız şartsız yerine getirmek zorunda olmasının doğal sonucudur. Bildirim sağlayıcıya ulaştığı anda hukuki durum kesinleşir; tüketicinin yerine geçen artık seçtiği talep hakkıdır.
Bu nedenle sağlayıcıya gönderilecek ihtarnamenin içeriği, dava dilekçesi kadar özenle hazırlanmalıdır. Talebin belirsiz ya da terditli biçimde ifade edilmesi, yargılama sırasında hangi hakkın kullanıldığının tartışılmasına yol açar. Nitekim Yargıtay uygulamasında, talebi kanundaki seçimlik haklardan hiçbirine uymayan tüketiciye, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde açıklama yaptırılması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4668, K. 2025/239, T. 14.01.2025).
4. Orantısız Güçlük Sınırı ve Otuz İş Günü Kuralı
Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesi sağlayıcı için orantısız güçlük doğuracaksa, tüketici bu iki hakkı kullanamaz; geriye bedelden indirim ve sözleşmeden dönme kalır. Bu haklardan biri seçilmişse talep, sağlayıcıya yöneltilmesinden itibaren her halde otuz iş günü içinde yerine getirilmelidir.
📜 KANUN METNİ —
"(2) Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesinin sağlayıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici bu hakları kullanamaz. Orantısızlığın tayininde hizmetin ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır."
"(3) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden indirim yapılan tutar derhâl tüketiciye iade edilir."
"(4) Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesinin seçildiği hâllerde, hizmetin niteliği ve tüketicinin bu hizmetten yararlanma amacı dikkate alındığında, makul sayılabilecek bir süre içinde ve tüketici için ciddi sorunlar doğurmayacak şekilde bu talep sağlayıcı tarafından yerine getirilir. Her hâlükârda bu süre talebin sağlayıcıya yöneltilmesinden itibaren otuz iş gününü geçemez. Aksi takdirde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir."
— 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 15/2-3 ve 4
Otuz iş günlük süre, seçimin geri alınamaz olduğu kuralının pratikteki en önemli istisnasını oluşturur. Onarım ya da yeniden görme talebi bu süre içinde karşılanmazsa, tüketici ilk tercihiyle bağlı kalmaz ve diğer seçimlik haklara geçebilir. Sürenin işlemeye başlaması için talebin sağlayıcıya ulaştığının ispatlanabilir olması gerekir; bu nedenle bildirimin noter ihtarnamesi ya da kalıcı veri saklayıcısı üzerinden yapılması önerilir.
Orantısızlık değerlendirmesi ise hakime bırakılmış bir takdir alanıdır. Hizmetin ayıpsız değeri, ayıbın ağırlığı ve diğer haklara başvurmanın tüketici bakımından güçlük yaratıp yaratmayacağı birlikte tartılır. Ayıplı mala ilişkin uygulamada da benzer bir denge gözetilmekte; seçimlik hakkın sonuçlarının karşı taraf için orantısızlık yaratıp yaratmadığı hakkaniyet ilkesi çerçevesinde incelenmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/3054, K. 2021/12487, T. 06.12.2021).
5. Ayıplı Hizmette Malın Misli ile Değişimi İstenebilir mi?
Hayır. Malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, yalnızca ayıplı mala ilişkin 11 inci maddede düzenlenmiş bir seçimlik haktır. Ayıp hizmetten kaynaklanıyorsa tüketici, 15 inci maddedeki dört haktan birini kullanabilir; hizmet ayıbına dayanarak malın yenisiyle değiştirilmesini isteyemez.
Bu ayrım, özellikle araç ve elektronik cihaz uyuşmazlıklarında belirleyicidir. Arızanın üretim hatasından mı yoksa serviste yapılan hatalı onarımdan mı kaynaklandığı, hangi maddenin uygulanacağını ve dolayısıyla hangi talebin ileri sürülebileceğini doğrudan etkiler.
"6502 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi; "Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir." hükmünü içerir."
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarihli, 2022/7621 E. ve 2023/569 K. sayılı İlamı
Buna karşılık, ayıbın gerçekten üretimden kaynaklandığı ve gizli ayıp niteliği taşıdığı hallerde uygulanacak hüküm 11 inci maddedir. Örneğin seyir halindeyken imalata dayalı bir nedenle yanan araçta, ilgili uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4668, K. 2025/239, T. 14.01.2025). Bu nedenle dosyadaki teknik bilirkişi incelemesi, nitelendirmenin dayanağını oluşturur.
6. Ayıplı Hizmette Kim Sorumludur?
Ayıplı hizmetten sorumluluk kural olarak sağlayıcıya aittir. Kanun'un 14 üncü maddesi, sağlayıcıyı hizmeti sözleşmeye uygun biçimde ifa etmekle yükümlü kılmış; reklam yoluyla yapılan açıklamalardan kurtuluş imkanını ise dar bir ispat şartına bağlamıştır.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Sağlayıcı, hizmeti sözleşmeye uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür."
"(2) Sağlayıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin hizmet sözleşmesinin kurulduğu tarihte düzeltilmiş olduğunu veya hizmet sözleşmesinin kurulması kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içermediğini ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz."
Franchise ve Zincir İşletmelerde Muhatabın Belirlenmesi
Hizmetin bir markanın şubesi ya da franchise alan işletme tarafından sunulduğu hallerde, tüketicinin kime karşı talepte bulunacağı ayrıca tartışılmaktadır. Franchise sözleşmesi kanunlarda düzenlenmemiş, isimsiz ve karma nitelikli bir sözleşme olarak kabul edilir. Franchise veren, sözleşmeyle kararlaştırılan hizmetlerin sözleşmeye uygun yürütülüp yürütülmediğine ilişkin bakım ve kontrol hakkına sahiptir. Bu denetim yetkisinin sorumluluğa etkisi, sözleşme hükümleri ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
7. Ayıplı Hizmette Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Kanunlarda veya sözleşmede daha uzun bir süre kararlaştırılmışsa o süre uygulanır. Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri hiç uygulanmaz.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir."
"(2) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz."
İspat Yükü ve Altı Aylık Karine Tartışması
Kanun'un 10 uncu maddesindeki, teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğunun kabul edileceğine ilişkin karine, ayıplı mallara ilişkin bölümde yer almaktadır. Ayıplı hizmetler bakımından kanunda buna karşılık gelen açık bir karine düzenlenmemiştir.
Bu nedenle hizmetin ayıplı ifa edildiğini ileri süren tüketici, iddiasını genel ispat kurallarına göre ortaya koymak durumundadır. Uygulamada servis kayıtları, iş emirleri, yazışmalar, fotoğraflar ve tıbbi belgeler ile bilirkişi incelemesi belirleyici olmaktadır. Dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılması, ayıbın sonradan değişmesi riskine karşı koruma sağlar.
8. Ayıplı Hizmette Tazminat Talep Edilebilir mi?
Evet. Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, tüketicinin seçimlik haklarından biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da isteyebileceğini açıkça düzenlemiştir. Tazminat, seçimlik haklardan bağımsız ve onlara ek bir taleptir.
Ayıplı hizmet nedeniyle doğan mahrumiyet, ek onarım gideri ve gelir kaybı gibi kalemler maddi tazminatın konusunu oluşturabilir. Hizmetin tüketicinin kişilik haklarına zarar verdiği hallerde ise, koşullarının bulunması kaydıyla manevi tazminat gündeme gelir. Ayrıca seçimlik hakların kullanılması nedeniyle doğan nakliye, posta ve iletişim gibi tüm masraflar sağlayıcıya aittir; tüketiciye ek bir mali yük yüklenemez.
9. Ayıplı Hizmet İçin Nereye Başvurulur?
2026 yılı için değeri 186.000 Türk Lirasının altındaki tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görevlidir ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Parasal sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır. 2026 yılı sınırı, 23.12.2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticaret Bakanlığı Tebliği ile 186.000 Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Görevli merci saptanırken, uyuşmazlığın doğduğu tarih değil başvurunun yapıldığı tarihteki sınır esas alınır.
Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Dava yoluna gidilmesi gereken hallerde de tüketici, genel yetkili mahkemenin yanı sıra kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde dava açabilir. İstanbul'da bu davalar, yerleşim yerine göre İstanbul veya İstanbul Anadolu tüketici mahkemelerinde görülmektedir.
| Durum | Basvurulacak Merci | Dayanak |
|---|---|---|
| Uyusmazlik degeri 186.000 TL'nin altinda | Il veya Ilce Tuketici Hakem Heyeti (basvuru zorunlu) | TKHK m. 68/1; 23.12.2025 tarihli ve 33116 sayili Resmi Gazete'de yayimlanan Teblig |
| Uyusmazlik degeri 186.000 TL ve uzeri | Tuketici Mahkemesi; dava acilmadan once arabulucuya basvuru dava sartidir | TKHK m. 73 ve m. 73/A |
| Hakem heyeti kararina itiraz | Tuketici Mahkemesi; teblig tarihinden itibaren iki hafta icinde | TKHK m. 70/3; bu itirazlarda arabuluculuk dava sarti uygulanmaz (m. 73/A-1-b) |
| Yetkili yer | Tuketicinin yerlesim yeri veya tuketici isleminin yapildigi yer | TKHK m. 68/3 ve m. 73/5 |

10. Sonuç ve Değerlendirme
Ayıplı hizmet uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen üç aşama vardır. Birincisi nitelendirmedir: ayıbın maldan mı hizmetten mi kaynaklandığı, uygulanacak maddeyi ve ileri sürülebilecek talepleri doğrudan değiştirir. İkincisi seçimdir: 15 inci maddedeki dört haktan biri kullanıldığında bu hak tükendiğinden, tercih baştan doğru kurulmalıdır. Üçüncüsü ise süredir: iki yıllık zamanaşımı ile onarım ve yeniden görme taleplerine ilişkin otuz iş günlük azami süre birlikte takip edilmelidir.
Bu üç aşamanın her biri, dosyadaki belgelerin ve teknik incelemenin niteliğine bağlıdır. İhtarname içeriğinin, talebin kanundaki adlandırmayla açıkça belirtilmesi ve bildirimin ulaştığının ispatlanabilir olması, sonraki aşamalarda ortaya çıkabilecek usul tartışmalarını önemli ölçüde azaltır. Somut uyuşmazlığın koşulları farklılık gösterebileceğinden, sürecin ilgili mevzuat ve güncel yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.













