...
Tam yargı davasında idarenin tazminat ve istirdat sorumluluğunu simgeleyen hâkim tokmağı ve terazi

Tam Yargı Davası: İdarenin Tazminat ve İstirdat Sorumluluğu

Ocak 25, 2026
Mahkeme tokmağı ve alyansların yanında kırık kalp tutan çift; zina ve aldatma nedeniyle çekişmeli boşanma davası, manevi tazminat ve hukuki süreci temsil eden görsel.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası (Zina): Şartlar, İspat ve Hukuki Süreç (TMK m. 161)

Şubat 7, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Anlaşmalı Boşanma Davası: Şartlar, Protokol ve Süreç (TMK 166/3)

TMK 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma davası, eşlerin mali ve hukuki sonuçlarda uzlaşarak mahkemeye başvurduğu en hızlı yöntemdir. En az 1 yıllık evlilik şartı mevcuttur. Usulüne uygun hazırlanan protokol ile süreç genellikle tek celsede tamamlanır. Ancak hakimin kararı için her iki eşin de duruşmada bizzat hazır bulunması ve iradelerini serbestçe açıklamaları kanuni zorunluluktur.

Anlaşmalı boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde; eşlerin karşılıklı olarak boşanma iradesi ile boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocuğun durumuna ilişkin düzenlemelerde anlaşmaya varması durumunda gündeme gelen boşanma prosedürüdür. Uygulamada bu yol, çekişmeli boşanma davalarına nazaran daha sınırlı tartışma alanlarına sahiptir.

Anlaşmalı boşanma davası (tek celsede boşanma) açılabilmesi için, evliliğin en az 1 yıllık evlilik şartının yerine getirilmesi gerekir. Eşler birlikte mahkemeye başvurabilecekleri gibi, eşlerden birinin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmesi şeklinde de olabilmektedir. Hakimin duruşma açarak tarafları dinlemesi ve taraflar arasında yapılan anlaşmanın hakim tarafından uygun bulunması gerekmektedir.

Bu makalemizde; anlaşmalı boşanma davasının şartları, ortak çocuğun velayeti, çocukla kişisel ilişki kurulması, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası hususlarını incelemekteyiz. Ayrıca sözleşme safhası, dava açılması, duruşma yapılması ve kararın kesinleşmesi süreçlerine ilişkin dikkat edilmesi gereken hususları irdeliyoruz.

Aile Hukukundan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Tek Celsede Boşanma (Anlaşmalı) Nedir?

Anlaşmalı boşanma davasına; evlilik birliği en az 1 yıllık evlilik şartını sağlayan eşlerin, boşanma iradelerinde ve boşanmanın hukuki sonuçlarında uzlaşmaları halinde başvurabilecekleri yoldur. Bu modelde tartışmanın odağı “kim kusurlu?” sorusundan ziyade, tarafların özgür iradeleriyle boşanmak isteyip istemediklerinin ve üzerinde uzlaşılan düzenlemelerin uygulanabilir olup olmadığının mahkeme tarafından değerlendirilmesidir.

  • ‘’Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

Anlaşmalı boşanmanın ayırt edici yönü, eşlerin birlikte hazırladıkları (veya bir eşin hazırlayıp diğerinin kabul ettiği) düzenlemenin; özellikle mali sonuçlar (nafaka, tazminat, yargılama giderleri gibi) ile çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası başlıklarını kapsamasıdır. Hakim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe oluştuğunu görmeden ve yapılan düzenlemeleri uygun bulmadan anlaşmalı boşanmaya karar vermez. Bu nedenle anlaşmalı boşanma, yalnızca “iki tarafın boşanmak istemesi” ile sınırlı değildir. Şartları, usulü ve protokol içeriği bakımından belirli bir çerçevede ilerleyen bir yargılama sürecidir.

2. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir?

Anlaşmalı boşanma protokolü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/3 kapsamında tarafların boşanma iradelerini ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin uzlaşmalarını yazılı hale getirdikleri, mahkemenin denetimine sunulan irade ve düzenleme belgesidir. Anlaşmalı boşanma protokolü, yalnızca “boşanmak istiyoruz” beyanını değil; boşanmanın doğuracağı mali sonuçları ile çocuk varsa çocuğa ilişkin düzenlemeleri (velayet, kişisel ilişki/ziyaret, iştirak nafakası gibi) somut ve uygulanabilir şekilde ortaya koyar. Bu yönüyle protokol, tarafların serbest iradeleriyle kurdukları bir anlaşma niteliği taşımakla birlikte, hakimin uygun bulması koşuluna bağlıdır; yani mahkeme, protokol hükümlerini re’sen dikkate alacağı sebeplerle kabul etmeyebilir.

Uygulamada protokolün temel işlevi, uyuşmazlık alanlarını kapatarak yargılamanın kapsamını daraltmak ve kararın icrasına elverişli bir çerçeve oluşturmaktır. Bu nedenle protokolde yer alan hükümler; tereddüde yol açmayacak açıklıkta, süre/bedel/ödeme zamanı gibi unsurlar bakımından belirli ve özellikle çocuk bakımından “çocuğun üstün yararı” gözetilecek şekilde kurulmalıdır. Hakim, duruşmada tarafları bizzat dinleyerek protokolün iradeyi doğru yansıtıp yansıtmadığını ve düzenlemelerin uygunluğunu değerlendirmektedir. Gerekli görürse taraflardan düzeltme veya açıklama isteyebilir. Kısacası anlaşmalı boşanma protokolü, anlaşmalı boşanma davasının omurgasını oluşturan; mahkemenin onayıyla hukuki sonuç doğuran ve taraflar bakımından bağlayıcılık kazanan yazılı mutabakat metnidir.

3. Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları Nelerdir? (1 Yıl Kuralı)

Anlaşmalı boşanma için üç temel şart mevcuttur: En az 1 yıllık evlilik süresi tamamlanmış olmalıdır. Eşler mahkemeye ortak başvurmalı veya açılan davayı diğer taraf kabul etmelidir. Son olarak; velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı konularında tarafların iradesini yansıtan eksiksiz bir protokolün imzalanarak mahkemeye sunulması gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166/III uyarınca belirli koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde mümkün olan bir boşanma yoludur. Buna göre, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma konusunda birlikte başvurmaları veya açılmış bir davayı diğer eşin açıkça kabul etmesi gerekir. Ayrıca hakim, tarafları duruşmada bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe oluştuğunu tespit etmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuk varsa velayet–kişisel ilişki–nafaka düzenini içeren boşanma protokolünü (uygulamada anlaşmalı boşanma protokolü) uygun bulmalıdır. Bu şartlar sağlanmadan anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.

  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12.02.2024 tarihli, 2022/9307 E. ve 755 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;6100 Sayılı Kanun'un 374. ve devamı maddelerinde yargılamanın iadesi sebeplerinin tahdidi olarak sayılmış olduğu, kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir kanun yolu olduğu, davalı ile boşanma ve fer'ilerinde anlaştıklarını belirterek anlaşmalı boşanma davası açan davacının, dava dilekçesinde, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanak vakıaları bildirmesi gerekmediği gibi, böyle bir vakıa bildirmiş olsa bile bunun hangi delillerle ispat edileceğine ilişkin bir delil bildirmesi de gerekmediği, tarafların anlaşmalı olarak boşanma taleplerinde, Mahkemece tarafların boşanma nedenleri ve delilleri sorgulanmaksızın hakim önünde bizzat açıkladıkları irade beyanları ile karar verildiği, anlaşmalı boşanma davası kararı sonrasında karar kesinleştirilmeden önce tarafların iradelerinin fesada uğradığına ilişkin müracaatları söz konusu olabileceği, bu şartlar altında İlk Derece Mahkemesince yargılamanın iadesi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

3.1. Evlilik 1 Yılı Doldurmadan Anlaşmalı Boşanma Davası Açılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir. Kanun koyucu tarafından kısa süreli evliliklerin önüne geçilmesi amacıyla süre yönünden kısıtlama getirilmiştir.

3.2. Anlaşmalı Boşanma Davası Açılması veya Diğer Eşin Davayı Kabul Etmesi

Evlilik birliğinin anlaşmalı boşanma davası ile sona erdirilebilmesi için; eşlerin birlikte aile mahkemesine başvurarak dava açabileceği gibi bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmesi şeklinde de gerçekleşebilir.

4721 sayılı TMK 166. Maddesi esas itibariyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak boşanma davasını düzenlemiş olmakla birlikte, diğer boşanma sebeplerine dayanılarak açılacak olan davalarda da anlaşmalı boşanma söz konusu olabilmektedir.

3.3. Avukatım Varken Duruşmaya Katılmak Zorunda mıyım?

Anlaşmalı boşanmada eşlerin duruşmada bizzat hazır bulunması yasal zorunluluktur. Avukat temsil etse dahi hakim, tarafların boşanma iradelerini ve protokol şartlarını herhangi bir baskı altında kalmadan, özgür iradeleriyle kabul ettiklerini bizzat duymalıdır. Taraflardan birinin katılmaması durumunda dava anlaşmalı niteliğini kaybeder ve çekişmeli boşanma usulüne göre yürütülebilir.

Anlaşmalı boşanmanın düzenlenmiş olduğu fıkrada belirtilmiş olan şartlardan biri olarak hakimin tarafları bizzat dinlemesi hususu; taraf iradelerinin yapılan anlaşmaya uygun olup olmadığının denetlenmesidir. Aynı zamanda tarafların boşanma hususunu daha sağlıklı düşünmelerini sağlamak amacıyla düzenlemeye eklenmiştir. Tarafların duruşmada hazır bulunması zorunlu olup, sadece vekil tarafından dosyanın takip edilerek sonuç elde edilebilmesi mümkün değildir.

  • Eşlerden birinin herhangi bir şekilde iradesinin sakatlanması durumunun varlığı halinde ve bu durumun açıkça ispat edilmesi durumunda bu sebebe dayanılarak yargılanmanın iadesi yoluna başvurulabilmektedir. Buna göre, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından ihdas edilen karar ile iradesi sakatlanması durumunun dikkate alınması zorunluluğu yönünde değerlendirmede bulunulmuştur.
  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.04.2024 tarihli, 2023/8763 E. ve 2024/2370 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Somut olayda; davacı kadının anlaşmalı boşanma davası yargılamasında boşanmak istememesine rağmen davalı erkeğin, ortak çocukları ve davacı kadını korkutacak şekilde tehdit ettiği, hem kendisi hem de kızının can güvenliği, ölüm tehdidi ve korkusu ile davalı erkeğin istediği şekilde ve şartlarda anlaşmalı boşanmayı kabul etmek zorunda kaldığı, kadının ailesinin yanına dönünce suç duyurusunda bulunduğu ve Amasra Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/97 E. sayılı dosyası ile erkeğin “tehdit" suçunun gerçekleştirdiğinin sabit olması nedeniyle davalı erkeğin cezalandırılmasına karar verildiği, taraflar arasındaki gerçekleşen anlaşmalı boşanma davasında davacı kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispat edildiği, davacı kadın için yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. O halde davacının iradesinin sakatlanması nedeniyle yargılamanın iadesi talebinin kabulüyle davanın esası hakkında yeniden yargılama yapılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmadığından, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

3.4. Taraflar Arasında Yapılan Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hakim Tarafından Uygun Bulunması

Anlaşmalı boşanma davasında esas olarak taraflar arasında bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanarak imza edilmektedir. Genel itibariyle hazırlanan bu protokol, davanın açılış safhasında dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulmaktadır.

Taraflar arasında imza edilmiş olan davaya konu anlaşmalı boşanma protokolünün;

  • Müşterek çocukları bulunuyor olması durumunda; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası hususları,
  • Mali sonuçlar olarak; yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat davası,
  • Eşyaların ve malvarlığının paylaşımı konusunda değerlendirme yapılır.

Hakim tarafından özellikle çocuğun üstün yararı dikkate alınarak anlaşmalı boşanma protokolü maddeleri değerlendirilir.

4. Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Hangi Maddeler Mutlaka Olmalıdır?

Anlaşmalı boşanma protokolü, davanın omurgasını oluşturan yazılı mutabakat metnidir. Bu belge, sadece boşanma isteğini değil, ayrılığın getireceği tüm hukuki sonuçları düzenler. Protokolde muğlak ifadelere yer verilmemeli, her madde icra edilebilir açıklıkta olmalıdır.

Protokolün olmazsa olmaz unsurları şunlardır:

a) Müşterek Çocukların Durumu

  • Velayet: Velayetin anneye mi yoksa babaya mı verileceği netleştirilmelidir.
  • Kişisel İlişki: Velayeti almayan tarafın çocuğu göreceği zaman dilimleri (hafta sonları, dini bayramlar, sömestir ve yaz tatilleri) saat ve tarih belirtilerek yazılmalıdır.
  • İştirak Nafakası: Çocuğun bakımı ve eğitimi için ödenecek aylık nafaka miktarı ve yıllık artış oranı (Örn: TÜFE oranında) belirlenmelidir.
  • Müşterek çocuk yönünden anlaşmalı boşanma ile kararlaştırılan hususlar değişen şartlar ile birlikte değişebilmektedir. Konuya ilişkin T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.03.2024 tarihli, 2025/9549 E. ve 2024/2079 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, tarafların Burhaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/101 esas 2020/128 Karar sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıkları, kararın kesinleştiği, ortak çocuk Ada'nın velayetinin anneye verildiği, baba ile ortak çocuk arasında "ortak çocuk 5 yaşını dolduruncaya kadar geçerli olmak üzere, her iki haftada bir pazar günü saat 09.00 dan 12.30 a kadar, müşterek çocuk 5 yaşını doldurduktan sonra, her iki hafta da bir cumartesi günü saat 19:30 dan pazar günü saat 12:30 a, her yıl ramazan bayramı'nın 2. günü saat 09.00 dan saat 12.30 a, her yıl kurban bayramı'nın 3. günü saat 09.00 dan saat 12:30 a kadar" kademeli kişisel ilişki kurulduğu, ortak çocuğun temyiz inceleme tarihi itibariyle 5 yaşını doldurduğu, 2018 doğumlu olduğu, alınan sosyal inceleme raporu ile ortak çocuğun baba ile yatılı kalmasına engel hali olmadığının ve kişisel ilişkinin baba ile yatılı olacak şekilde düzenlenmesinin çocuğun üstün yararına olacağının belirtildiği, velâyeti annesinde bulunan ortak çocuğun anne şefkatine olduğu gibi baba şefkatine de muhtaç olduğu, babanın da çocuğuyla yatılı bir şekilde vakit geçirebilmesi gerektiği, dinlenen tanık beyanlarında, baba ile çocuk arasında yatılı bir şekilde kişisel ilişki kurulmasına engel teşkil edebilecek, babanın çocuğuna karşı olumsuz herhangi bir tutum ve davranışından söz edilmediği, aksine tanık beyanlarından baba ile çocuk arasındaki sevgi bağının güçlü olduğunun anlaşıldığı, isteğin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle çocuğun anayasal hakkı olan baba ile birbirlerini tanımak, iyi ilişki kurmak ve manevi bağlarının devamını sağlamak gerektiği hususları gözetilerek ve çocuğun yaşam koşulları, eğitim, sağlık ve ulaşım durumları, çocuğun üstün yararı dikkate alınarak babalık duygularını tatmine elverişli ve çocuğun da baba sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli şekilde kişisel ilişki tesisi yoluna gidilmesi gerektiği, boşanma davasında kurulan kişisel ilişkinin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, ortak çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasının değişen koşullara göre her zaman yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak ortak çocuk ile davacı baba arasındaki kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararı doğrultusunda yeniden düzenlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

b) Boşanmanın Mali Sonuçları

  • Yoksulluk Nafakası: Eşlerin birbirlerinden nafaka talep edip etmediği, talep varsa miktarı yazılmalıdır. Eğer nafaka istenmiyorsa, "Nafaka talebim yoktur, bu haktan feragat ediyorum" şeklinde açıkça belirtilmelidir.
  • Maddi ve Manevi Tazminat: Tarafların tazminat talepleri varsa miktarları ve ödeme şekli; yoksa birbirlerini ibra ettikleri (akladıkları) maddesi eklenmelidir.
  • T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.04.2024 tarihli, 2024/26 E. ve 2024/2705 K. Sayılı İlamında;
  • ‘’Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olduğunu, aslında davanın esası incelenmesine rağmen usulden ret kararı verildiğini, davalı erkeğin hayatında başka biri olduğunu ve onunla yaşamak istediğini, davacı kadın ile kağıt üzerinde boşanma yapacaklarını ve ortak evde kadın ve çocukların oturmaya devam edeceğini belirterek kadını anlaşmalı boşanmaya zorladığını, boşanma kararının kesinleşmesi ile bu taşınmazdan kadın ve çocukların çıkmasını istediğini, kadını hile ile kandırdığını, kadına şiddet uygulayıp tehditlerde bulunduğunu, davanın esasına girilmediği için hilenin varlığını ispatlama imkanının verilmediğini belirterek davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
  • Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

c) Eşyaların ve Malvarlığının Paylaşımı

  • Ziynet eşyaları, ev eşyaları ve varsa taşınmazların paylaşımı protokolde düzenlenebileceği gibi, taraflar mal paylaşımını boşanma davasından sonraya da bırakabilirler. Ancak uyuşmazlığın tamamen bitmesi adına protokolde çözülmesi tavsiye edilir.

5. Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İşler?

Süreç, doğru yönetildiğinde oldukça hızlı ilerler. Temel aşamalar şunlardır:

  1. Hazırlık: Islak imzalı protokol (genellikle 3 nüsha) ve dava dilekçesi hazırlanır.
  2. Dava Açılışı: Yetkili Aile Mahkemesi'ne (bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi'ne) başvurulur ve harçlar yatırılır.
  3. Tensip ve Duruşma Günü: Mahkeme evrakları inceler ve bir duruşma günü verir. (Mahkemenin yoğunluğuna göre 1 hafta ile 1-2 ay arasında değişebilir).
  4. Duruşma: Taraflar hakim huzurunda "Boşanmak istiyoruz, protokoldeki imzalar bize aittir" beyanında bulunur.
  5. Karar ve Kesinleşme: Hakim boşanmaya karar verir. Gerekçeli karar yazıldıktan sonra taraflara tebliğ edilir. Taraflar istinaf yolundan feragat ederse karar kesinleşir ve nüfus müdürlüğüne bildirilir.

Anlaşmalı boşanma davasında dikkat edilmesi gereken öncelikli husus; yargılama sürecinin tamamlanmış olması durumunda dahi kararın kesinleştirilmesi hususunun takip edilmesidir. Taraflardan birinin anlaşmalı boşanma davasından sonradan vazgeçmesi durumunda dava, çekişmeli boşanma davasına dönüşecek ve süreç daha uzun sürede neticelenecektir.

  • T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.05.2025 tarihli, 2023/2-945 E. ve 2025/334 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; tarafların boşanmasına ilişkin Çerkezköy 1. Aile Mahkemesi'nin 14.01.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/57 Karar sayılı gerekçeli kararının, davalı kadın eşe Tebligat Kanunu'nun 10/3. maddesine göre mahkeme kaleminde memur vasıtasıyla bizzat tebliğ edildiği, ne var ki 14.01.2022 tarihli tebligat evrakında tebliğ memurunun ad ve soyadının yazılı olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda gerekçeli kararın davalıya usule uygun şekilde tebliğ edildiğinden söz edilmesi mümkün değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 345. maddesine göre istinaf kanun yoluna başvuru süresi; ilâmın taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Diğer yandan aynı Kanun'un 349. maddesinde tarafların; ilâmın kendilerine tebliğinden önce, istinaf kanun yoluna başvurma hakkından feragat edemeyecekleri belirtilmiştir. Böyle olunca, davalının 14.01.2022 tarihli istinaf kanun yolundan feragat dilekçesinin geçerli sayılması ve istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı Kanun’un 346. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken iş, davalı kadının 18.01.2022 tarihli istinaf başvurusunun incelenmesinden ibarettir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

6. Sonuç

Protokoldeki genel ''talebimiz yoktur'' ibaresi, mal rejimini (ev, araba, şirket) kapsamayıp sadece boşanmanın ferilerini (tazminat, nafaka) çözer. Mal paylaşımı kalem kalem belirtilmezse, boşandıktan sonra eşiniz ''malları paylaşmadık'' diyerek dava açabilir. İleride hak kaybı yaşamamak için protokolde her mal varlığı açıkça yazılmalı ve tarafların birbirini ibra ettiği kesin olarak belirtilmelidir.

  1. Hukuki Temel ve Evlilik Süresi Şartı (TMK m. 166/3): Anlaşmalı boşanma prosedürünün işletilebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmüş olması mutlak bir ön koşuldur. Bu süre, resmi nikah tarihinden itibaren işlemeye başlar ve davanın açıldığı tarihte dolmuş olmalıdır. Kanun koyucu, bu düzenlemeyle evlilik kurumunun ciddiyetini korumayı ve fevri boşanma kararlarının önüne geçmeyi hedeflemiştir. Evlilik süresi bir yılı doldurmamış çiftlerin anlaşmalı olarak boşanmaları hukuken mümkün değildir; bu durumda süreç çekişmeli boşanma davası usulleriyle yürütülmelidir.
  2. Yargılama Usulü ve Hakimin Müdahale Yetkisi: Anlaşmalı boşanma davalarında, tarafların sadece dilekçe vermesi yeterli olmayıp, hakimin tarafları bizzat dinlemesi yasal bir zorunluluktur. Hakim, tarafların boşanma iradelerinin serbestçe, herhangi bir tehdit, hile veya baskı altında kalmadan açıklandığını teyit etmekle yükümlüdür. Ayrıca hakim, tarafların sunduğu protokolü, özellikle çocukların ve tarafların menfaatlerini gözeterek inceleme ve gerekirse protokolde değişiklik yapma yetkisine sahiptir. Tarafların bu değişiklikleri kabul etmesi halinde boşanma kararı verilebilir.
  3. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hukuki Niteliği: Dava sürecinin en kritik belgesi olan anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanmanın mali ve hukuki sonuçları üzerinde tam bir mutabakata vardığını gösteren yazılı belgedir. Protokolde yer alan düzenlemelerin "muğlaklıktan uzak", "icra edilebilir" ve "açık" olması gerekmektedir. Özellikle nafaka miktarları, ödeme tarihleri, velayet düzenlemeleri ve mal paylaşımı detayları protokolde net bir şekilde yer almalı, ileride doğabilecek hukuki ihtilafların önüne geçilmelidir. Protokol, mahkeme kararıyla onaylandığında ilam hükmünde olup bağlayıcıdır.
  4. Çocuğun Üstün Yararı ve Velayet Düzenlemeleri: Protokolün en hassas noktası, müşterek çocukların durumudur. Velayetkişisel ilişki ve iştirak nafakası konuları, kamu düzenine ilişkin olup hakimin sıkı denetimine tabidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatları (Örn: 2024/2079 K.), çocukla baba arasında kurulan kişisel ilişkinin sadece belirli saatlerle sınırlı kalmaması gerektiğini, çocuğun babalık duygusunu tatmin edebilmesi için "yatılı kişisel ilişki" kurulmasının esas olduğunu vurgulamaktadır. Protokolde kişisel ilişki düzenlenirken hafta sonları, dini bayramlar, sömestir ve yaz tatilleri detaylıca belirtilmelidir.
  5. Mali Sonuçlar: Nafaka ve Tazminat: Boşanmanın ekonomik sonuçları olan yoksulluk nafakası ve tazminat (maddi-manevi) talepleri protokolde karara bağlanmalıdır. Taraflar nafaka veya tazminat talep edebilecekleri gibi, bu haklardan feragat da edebilirler. Ancak protokolde "nafaka ve tazminat talebim yoktur" şeklindeki feragat beyanı, boşanma kesinleştikten sonra bağlayıcıdır ve sonradan dava açılarak talepte bulunulamaz. Bu nedenle feragat iradesinin sonuçları iyi değerlendirilmelidir. İştirak nafakası ise çocuğun hakkı olduğundan, feragat edilse dahi çocuğun ihtiyaçlarının artması durumunda sonradan dava konusu edilebilir.
  6. İradenin Fesada Uğraması ve Yargılamanın İadesi: Anlaşmalı boşanma kararı verilmiş olsa dahi, taraflardan birinin protokolü tehdit, şantaj veya can güvenliği korkusuyla imzaladığının sonradan ispatlanması durumunda (örneğin ceza mahkemesi kararıyla), yargılamanın iadesi yolu açıktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/8763 E. sayılı kararında, eşini ölümle tehdit ederek anlaşmalı boşanmaya zorlayan kocaya karşı, kadının açtığı yargılamanın iadesi davasının kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, anlaşmalı boşanmanın sadece bir "şekil şartı" olmadığını, gerçek iradenin esas olduğunu kanıtlamaktadır.
  7. Kararın Kesinleşmesi ve İstinaf Süreci: Boşanma kararının hukuki sonuç doğurabilmesi (nüfus kaydına işlenmesi, kadının soyadının değişmesi, mal paylaşımının başlaması) için kararın kesinleşmesi gerekir. Gerekçeli kararın taraflara usulüne uygun tebliğ edilmesi şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre (2025/334 K.), tebligatın usulsüz olması (örneğin tebliğ memurunun adının eksik olması), istinaf süresini başlatmaz ve yapılan "feragat" işlemlerini geçersiz kılabilir. Sürecin hızlı tamamlanması için tebligat ve feragat süreçlerinin avukat gözetiminde titizlikle yürütülmesi elzemdir.

7. İlgili Makaleler

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Anlaşmalı boşanma davası açmanın şartları nelerdir?
Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması (veya birinin davasını diğerinin kabul etmesi), hakimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanma protokolünün hakim tarafından onaylanması kanuni şartlardır.
2Anlaşmalı boşanma protokolünde neler bulunmalıdır?
Eşlerin hazırladığı protokolde; varsa çocukların velayeti, çocukla kişisel ilişki günleri, iştirak ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat hususlarında tarafların kesin olarak uzlaştığı açıkça yazılmalıdır.
3Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer (tek celsede biter mi)?
Boşanma protokolünün eksiksiz hazırlanması ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak gün alınması durumunda, anlaşmalı boşanma davası ortalama 1 ila 2 ay içerisinde tek celsede sonuçlanmaktadır.
4Evliliği 1 yılı doldurmayanlar anlaşmalı boşanabilir mi?
Hayır, Türk Medeni Kanunu gereği evlilik tarihi üzerinden henüz 1 yıl geçmemişse anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Bu durumda eşlerin mecburen çekişmeli boşanma davası açarak delillerle geçimsizliği ispatlaması gerekir.
5Anlaşmalı boşanma duruşmasına gitmek zorunlu mu?
Evet, her iki eşin de avukatları olsa dahi anlaşmalı boşanma duruşmasına bizzat katılması zorunludur. Hakim, tarafların boşanma iradelerini ve protokolü özgür iradeleriyle imzaladıklarını yüz yüze duymak zorundadır.