Tutuklama kararına itiraz, kişi özgürlüğünü sınırlayan bir koruma tedbirinin hukuka uygunluğunun bir üst merci tarafından denetlenmesini sağlayan kanun yoludur ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 267 ila 271. maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı denetim imkanı, tutuklamaya alternatif olarak uygulanan adli kontrol tedbirine ilişkin kararlar için de geçerlidir. Şüpheli veya sanık hakkında verilen tutuklama, tutukluluğun devamı, adli kontrol veya bu kararların kaldırılması taleplerinin reddi yönündeki her karara karşı, kararı öğrenme tarihinden itibaren belirli bir süre içinde itiraz yoluna başvurulabilir. Bu yazıda itirazın süresi, mercii, usulü ve adli kontrol yükümlülüğüne uyulmamasının hukuki sonuçları güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi içtihadı çerçevesinde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Ceza Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Adli Kontrol ve Tutuklama Kararına İtiraz
- 2. Tutuklama Kararına İtiraz Usulü Nasıl İşler?
- 3. Adli Kontrol Kararına İtiraz ve Kaldırılması Talebi
- 4. Tutukluluğun İncelenmesi ve Anayasal Güvenceler
- 5. Gözaltına İtiraz ile Tutuklamaya İtiraz Arasındaki Farklar
- 6. Sonuç ve Değerlendirme
- 7. İlgili Makaleler
1. Adli Kontrol ve Tutuklama Kararına İtiraz
Ceza Muhakemesi Kanunu, kişi özgürlüğünü kısıtlayan koruma tedbirlerini istisnai kabul etmiş ve bu tedbirlere karşı ikili bir yargısal denetim öngörmüştür: kararın verildiği ilk aşamada hakim veya mahkeme değerlendirmesi, ardından itiraz yoluyla üst mercinin denetimi. Bu yapı, tutuklama kadar adli kontrol kararları için de geçerlidir; zira adli kontrol, tutuklamaya alternatif fakat yine kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayan bir tedbirdir.
1.1. Tutuklama Kararının Şartları (CMK m.100-101)
CMK m.100 uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi, delil karartma şüphesi veya kanunda sayılan katalog suçlardan biri) birlikte bulunması ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Tutuklama kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliği, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir.
📜 KANUN METNİ —
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100/1
Tutuklama kararına karşı itiraz imkanı, doğrudan CMK m.101/5'te düzenlenmiştir; bu hüküm hem tutuklama hem de tutuklama nedenlerinin düzenlendiği m.100 kapsamındaki kararları kapsar.
📜 KANUN METNİ —
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101/5
1.2. Adli Kontrolün Tutuklamaya Alternatif Niteliği (CMK m.109)
Adli kontrol, tutuklama nedenlerinin bulunduğu hallerde şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme veya güvence yatırma gibi yükümlülüklerden birine veya birkaçına tabi tutulmasını ifade eder. Anayasa Mahkemesi, adli kontrolün tutuklamaya göre daha hafif bir tedbir olduğunu ve uygulanma koşulunun tutuklama nedenlerinin varlığına bağlı olduğunu vurgulamıştır.
"Adlî kontrol tedbiri Anayasa Mahkemesi kararlarında “işlediği iddia olunan bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde belirli yükümlülükler yüklenerek adli makam ve mercilerin denetimi ve kontrolü altına sokulması” olarak tanımlanmaktadır (Hülya Kar [GK], B. No: 2015/20360, 7/2/2019, §18). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi, adlî kontrol tedbirinin hangi durumlarda ve ne şekilde uygulanacağını düzenlemektedir. Bu kapsamda adlî kontrol kararıyla kişiye, diğerleri yanında, konutunu terk etmeme şeklinde bir yükümlülük de yüklenebilmektedir."
-Anayasa Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli, 2020/53 E. ve 2021/55 K. sayılı İlamı
CMK m.109'un yürürlükteki hali, adli kontrolün hangi hâllerde ve hangi yükümlülüklerle uygulanabileceğini düzenler:
📜 KANUN METNİ —
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109
2. Tutuklama Kararına İtiraz Usulü Nasıl İşler?
2.1. İtiraz Süresi, Mercii ve Dilekçe Usulü (CMK m.267-268)
CMK m.267, hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceğini düzenleyen genel hükümdür. İtirazın süresi ve şekli ise m.268'de gösterilmiştir. Bu maddede 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle değişiklik yapılmış ve itiraz süresi yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır.
📜 KANUN METNİ —
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 268/1
İtiraz dilekçesi kararı veren mercie sunulur; bu merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, aksi hâlde en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Uygulamada karar türüne göre itiraz mercii değişmektedir:
| Karar Türü | İtiraz Mercii | İtiraz Süresi |
|---|---|---|
| Sulh ceza hakimliğinin tutuklama/adli kontrol kararı | Numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliği | İki hafta |
| Asliye ceza mahkemesi kararı | Ağır ceza mahkemesi | İki hafta |
| Ağır ceza mahkemesinin ilk derece kararı | Aynı yer/en yakın başka ağır ceza dairesi | İki hafta |
| İlk kez itiraz merciince verilen tutuklama kararı | Bir üst itiraz mercii (CMK m.271/4) | İki hafta |
2.2. İtirazın İncelenmesi ve Sonuçları (CMK m.271)
İtiraz, kural olarak duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden incelenir; ancak gerekli görülmesi hâlinde Cumhuriyet savcısı ile müdafi veya vekil dinlenebilir. İtiraz yerinde görülürse merci, yalnızca kararı kaldırmakla kalmaz, itiraz konusu hakkında da doğrudan karar verir.
📜 KANUN METNİ —
''(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.
(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.
(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.''
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 271/1, 2 ve 4
Bu düzenlemenin istisnası önemlidir: itiraz mercii tarafından ilk kez verilen bir tutuklama kararı kesin değildir ve bu karara karşı da yeniden itiraz edilebilir. Böylece kişi özgürlüğünü doğrudan sınırlayan hiçbir tutuklama kararı, itiraz denetiminin tamamen dışında kalmaz.
3. Adli Kontrol Kararına İtiraz ve Kaldırılması Talebi
3.1. Adli Kontrolün Kaldırılması veya Değiştirilmesi (CMK m.104-105)
Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmeyi veya adli kontrol yükümlülüklerinin kaldırılmasını ya da hafifletilmesini isteyebilir. Bu istem üzerine Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra üç gün içinde karar verilir.
📜 KANUN METNİ —
''(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.''
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 104/1-2
📜 KANUN METNİ —
''103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.''
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 105
3.2. Adli Kontrol Yükümlülüğüne Uyulmamasının Sonuçları
Adli kontrol yükümlülüğünün isteyerek yerine getirilmemesi hâlinde, hâkim veya mahkeme, tutuklama için aranan şartların varlığını değerlendirerek doğrudan tutuklama kararı verebilir. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden yeterli güvenceler içerdiğini; zira bu şekilde verilecek tutuklama kararına karşı da itiraz yolunun açık olduğunu belirtmiştir.
"Ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca adli kontrol kararında belirtilen yükümlülüğü yerine getirmeyen sanık hakkında ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu tutuklama kararına karşı itiraz imkânı da bulunmaktadır. Dolayısıyla adli kontrol kararını isteyerek yerine getirmeyen sanık hakkında verilecek tutuklama kararına karşı etkili başvuru yolu da öngörülmüştür."
-Anayasa Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli, 2020/53 E. ve 2021/55 K. sayılı İlamı
Bu değerlendirme, adli kontrol ile tutuklama arasındaki geçişin keyfi olmadığını, her aşamada bir yargısal denetim güvencesinin korunduğunu göstermektedir. Uygulamada, adli kontrol yükümlülüğüne aykırılık iddiasının somut olgularla ortaya konması ve savunmanın dinlenmesi, itirazın etkinliği bakımından belirleyici olmaktadır.
4. Tutukluluğun İncelenmesi ve Anayasal Güvenceler
4.1. Otuz Günlük Re'sen İnceleme (CMK m.108)
Tutukluluk, kişi özgürlüğünü sınırlayan geçici ve istisnai bir tedbir olduğundan, koşullarının devam edip etmediği belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir. Soruşturma evresinde bu inceleme en geç otuzar günlük sürelerle sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise mahkemece her oturumda veya oturumlar arasında re'sen yapılır.
📜 KANUN METNİ —
''(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.''
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 108/1-2
4.2. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu
İtiraz yolu tüketildikten sonra tutuklamanın veya adli kontrolün hukuka aykırı olduğu kanaatindeki kişi, Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Anayasa Mahkemesi, özgürlüğü kısıtlanan kişinin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkının anayasal bir güvence olduğunu vurgulamıştır.
''Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında ise her ne sebeple olursa olsun özgürlüğü kısıtlanan kişinin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahip olduğu belirtilerek gözaltına itiraz, anayasal güvence altına alınmıştır.''
-Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2018/137 E. ve 2022/86 K. sayılı İlamı
Anayasa Mahkemesi aynı kararında, hakim kararlarına karşı CMK m.267 uyarınca itiraz yoluna başvurulabilmesinin ve şüpheliye müdafi seçme ya da baro tarafından müdafi görevlendirilme imkanının tanınmasının, özgürlüğü kısıtlayan tedbirlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi bakımından yeterli güvenceler oluşturduğunu belirtmiştir.
5. Gözaltına İtiraz ile Tutuklamaya İtiraz Arasındaki Farklar
Gözaltı ve tutuklama, farklı evrelere ait iki ayrı koruma tedbiri olduğundan, bunlara karşı öngörülen itiraz mekanizmaları da farklılaşmaktadır. Aşağıdaki tablo, iki tedbire ilişkin itiraz usulünü karşılaştırmalı olarak özetlemektedir.
| Ölçüt | Gözaltına İtiraz | Tutuklamaya İtiraz |
|---|---|---|
| Hukuki Dayanak | CMK m.91/5 | CMK m.101/5, m.267-271 |
| Kararı Veren Makam | Cumhuriyet savcısının yazılı emri | Sulh ceza hâkimliği veya mahkeme |
| Başvuru Mercii | Sulh ceza hâkimliği | Bir üst hâkimlik/mahkeme |
| Amaç | Hemen serbest bırakılmayı sağlamak | Tutuklama kararının kaldırılmasını sağlamak |
| İnceleme Usulü | Dosya üzerinden, ivedi | Dosya üzerinden, gerekirse taraf dinlenerek |
6. Sonuç ve Değerlendirme
Tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı öngörülen itiraz mekanizması, kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirlerin sürekli bir yargısal denetime tabi tutulmasını sağlayan temel bir güvencedir. İtirazın süresi, mercii ve usulüne ilişkin kurallara uyulması, sürecin etkin şekilde yürütülebilmesi bakımından belirleyicidir. Somut bir dosyada tutuklama veya adli kontrol kararına itiraz edilip edilmeyeceği, itiraz gerekçelerinin nasıl kurgulanacağı ve hangi mercie başvurulacağı, dosyanın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilmesi gereken hukuki bir meseledir. Bu yazı, konuya ilişkin genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut bir olaya doğrudan uygulanabilecek hukuki görüş niteliği taşımamaktadır.











