Mirasçılık belgesinin (veraset ilamının) iptali davası, hatalı çıkarılan belgenin düzeltilmesi amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan çekişmeli bir davadır. Gerçek miras paylarını ve mülkiyet haklarını koruyan bu dava, hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın gerçeğe aykırılık öğrenildiği her zaman açılabilir.
Mirasçılık belgesi, hukuki niteliği gereği maddi anlamda mutlak bir kesinlik taşımaz. Belgenin verilmesi talebiyle açılan davalar kural olarak hasımsız açılan ve çekişmesiz yargı kapsamında yürütülen işlerdir. Bu olgunun doğal bir sonucu olarak, mahkemeler veya noterler tarafından verilen mirasçılık belgeleri şekli anlamda kesinleşmiş olsalar dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmazlar. Kanun koyucu, bu belgenin yalnızca aksi ispat edilinceye kadar geçerli bir karine oluşturduğunu kabul etmiştir.
Mirasçılık belgesinin iptali davası, çekişmesiz yargı yolundan çıkarak çekişmeli yargı mahiyetini alan, taraf teşkilinin zorunlu olduğu ve genel hükümlere tabi olan bir davadır. Mülkiyet ve miras haklarının korunmasında temel bir koruma işlevi gören bu dava, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir. Çekişmeli bir dava mahiyetinde olmasına karşın, hakimin maddi gerçeği aydınlatma, nüfus ve aile kayıtlarını getirterek gerçek mirasçıları ve payları bizzat tespit etme konusunda re'sen (kendiliğinden) araştırma yapma yükümlülüğü bulunması, bu davanın en karakteristik özelliklerinden biridir.
Konuyla ilgili diğer makalelerimize ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Kesin Hüküm Teşkil Eder mi?
- 2. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Hangi Hallerde Açılır? (Veraset İlamının İptali)
- 3. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Hangi Mahkemede (Nerede) Açılır?
- 4. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Kimlere Karşı Açılır?
- 5. Hatalı Mirasçılık Belgesi Nasıl İspat Edilir ve Bilirkişi İncelemesi Zorunlu mudur?
- 6. İptal Kararı Sonrası Gerçeğe Uygun Yeni Mirasçılık Belgesi Nasıl Alınır?
- 7. Sonuç
- 8. İlgili Makaleler
1. Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Kesin Hüküm Teşkil Eder mi?
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasbırakanın ölümü üzerine yasal veya atanmış mirasçıların kimler olduğunu ve tereke üzerindeki pay oranlarını gösteren, aksi ispat edilinceye kadar karine teşkil eden bir belgedir. Çekişmesiz yargı faaliyeti sonucunda sulh hukuk mahkemeleri veya noterler tarafından verilen bu belge, şekli anlamda kesinleşmiş olsa dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Maddi gerçeği yansıtmadığı anlaşılan mirasçılık belgesinin geçersizliği, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve iptali istenebilir.
(1)Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir. (2)Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir. (3)Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. (4)Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararına göre; önceden alınmış hatalı veya ardışık ölümler sebebiyle güncelliğini yitirmiş bir mirasçılık belgesi kesin hüküm teşkil etmez. Mağdur mirasçı, duruma göre ya hasımsız (çekişmesiz) yeni bir belge talep edebilir ya da eski belgede pay alanları hasım (davalı) göstererek iptal davası açma hakkına şüphesiz sahiptir.
"Bu olgunun sonucu olarak başkaları tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını veya eski tarihli mirasçılık belgesinde ölümler nedeniyle paylarda değişiklik olduğunu ve bu hali ile eski tarihli mirasçılık belgesinin infazı hukuksal sorunlar oluşturacağını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki tarihli mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçıları hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğundan kuşku duymamak gerekir.”
2. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Hangi Hallerde Açılır? (Veraset İlamının İptali)
Veraset ilamının iptali davası; yasal mirasçıların belgede eksik gösterilmesi, mirasçı olmayanlara pay verilmesi, nüfus kayıtlarındaki hatalar, boşanma sürecindeki kusur tespiti veya vasiyetnamenin (atanmış mirasçıların) dikkate alınmaması gibi belgenin maddi gerçeklikle bağdaşmadığı tüm hallerde açılabilir.
Mevcut bir mirasçılık belgesinin iptali, belgenin maddi gerçeklikle bağdaşmadığı tüm hallerde talep edilebilir. Uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında karşılaşılan başlıca iptal sebepleri değineceğiz.
2.1. Mirasçıların ve Payların Hatalı Olması
Yasal mirasçıların belgede eksik gösterilmesi, mirasçı olmayan kişilere pay verilmesi veya halefiyet kuralları ile zümre sisteminin yanlış uygulanarak payların hatalı hesaplanması iptal sebebidir. Örneğin, kök muristen önce vefat eden çocukların altsoyuna halefiyet gereği pay verilmemesi sık karşılaşılan bir bozma nedenidir.
Türk hukukunda yasal mirasçılık ''zümre (derece) sistemine'' dayanır. Miras öncelikle altsoya (çocuklar/torunlar) geçer. Altsoy yoksa anne-baba zümresine (kardeşlere), onlar da yoksa büyükanne/büyükbabalara intikal eder. Sağ kalan eşin payı, paylaştığı zümreye göre (1/4, 1/2 veya 3/4 oranında) değişir. Hiç mirasçı bulunmadığı takdirde tüm tereke Devlete (Hazineye) kalır.
| Zümre (Derece) Sistemi | Birlikte Mirasçı Olanlar | Sağ Kalan Eşin Payı | Zümredeki Diğer Mirasçıların Payı |
| 1. Zümre (Altsoy) | Eş ve Çocuklar (veya Torunlar) | 1/4 | 3/4 |
| 2. Zümre (Üstsoy) | Eş ve Anne - Baba (veya Kardeşler) | 1/2 | 1/2 |
| 3. Zümre (Köksoy) | Eş ve Büyük Anne - Büyük Baba | 3/4 | 1/4 |
"4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 575 inci maddesinde, mirasın miras bırakanın ölümüyle açılacağı; 495 inci maddesinde, miras bırakanın birinci derece mirasçılarının onun altsoyu olduğu, çocukların eşit olarak mirasçı oldukları, miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı; 496 ncı maddesinde, altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçılarının ana ve babası olduğu, bunların eşit olarak mirasçı olacakları, miras bırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı, bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara kalacağı; 497 nci maddesinde, altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçılarının, büyük ana ve büyük babaları olacağı, bunların, eşit olarak mirasçı oldukları, miras bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı, ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan birinin altsoyu bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüş olması durumunda, ona düşen payın aynı taraftaki mirasçılara kalacağı, ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisinin de altsoyları bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüş olması durumunda, bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara kalacağı, sağ kalan eş olması durumunda, büyük ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payının kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçeceği; 498 inci maddesinde, evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanların, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olacakları; 499 uncu maddesinde sağ kalan eşin, miras bırakanın altsoyu zümresi ile birlikte mirasçı olması hâlinde mirasın dörtte birinin, miras bırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olması hâlinde mirasın yarısının, miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olması hâlinde, mirasın dörtte üçünün, bunlar da yoksa mirasın tamamının eşe kalacağı; 501 inci maddesinde mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının devlete geçeceği hükümleri düzenlenmiştir.”
2.2. Nüfus Kayıtlarındaki Hatalar ve Soybağı Uyuşmazlıkları
Evlat edinme ilişkisinin göz ardı edilmesi, nüfus kütüğündeki eksiklikler veya maddi hataların belgeye yansıması iptal davasına konu edilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesine kararına göre; evlatlık, kendisini evlat edinen kişiye öz çocuk gibi yasal mirasçı olur. Mahkemelerin veraset ilamında nüfus kayıtlarındaki evlatlık bağını göz ardı ederek kişiyi 'çocuksuz' kabul etmesi kesin bozma sebebidir. Mirasçılık sıfatı belirlenirken ölüm tarihindeki kanun hükümleri esas alınır ve evlatlığın hakkı titizlikle korunur.
‘’Mirasbırakan ...'ın baba bir anne ayrı kız kardeşi ... TC. Kimlik numaralı 22.04.1996 tarihinde ölen ...'nun ... TC. Kimlik numaralı ...'yu evlat edindiği nüfus kayıtlarından anlaşılmış olmasına karşın mahkemece ...'nun dul ve çocuksuz öldüğü kabul edilerek mirasçıları yanlış belirlenmiştir. 4722 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca 22.04.1996 tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Medeni Kanunun 447. maddesine göre, ..., ...'nun evlatlığı ve yasal mirasçısıdır. Bu durumun göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir.”
2.3. Atanmış Mirasçıların Dikkate Alınmaması
Mirasbırakanın vasiyetname bırakarak atadığı mirasçıların düzenlenen yasal mirasçılık belgesinde gösterilmemesi veya paylarının eksik hesaplanması belgenin iptalini gerektirir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi içtihadına göre; mirasçılık belgesi (veraset ilamı) sadece kan bağını değil, vasiyetname ile atanan mirasçıları da göstermek zorundadır. Mirasbırakandan sonra vefat eden bir mirasçının payı, kendi vasiyetnamesindeki atanmış mirasçılarına dağıtılmalıdır. Belgenin intikal (devir) amacına hizmet edebilmesi için bu hususun göz ardı edilmesi kesin bozma sebebidir.
"Murisin çocuğu [...], ölümünden önce 03.05.2007 günlü düzenleme şeklinde vasiyetname ile kardeşlerinden davacı [...] ile davalı [...]'ü mirasçı olarak tayin etmiştir. O hâlde mirasçılık belgesinde muris [...]'un mirasçısı [...]'in adı geçen muristen sonra ölümü nedeniyle miras payının atanmış mirasçılarına dağıtılmak suretiyle hem soy bağının gösterilmesi hem de mirasçılık belgesinin intikal amacının sağlanması gerektiği dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”
2.4. Miras Hakkının Kaybedildiği Özel Durumlar
Boşanma davası sırasında eşin vefatı üzerine sağ kalan eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu bulunması, mirastan yoksunluk veya mirasçılıktan çıkarma gibi yasal kısıtlamaların belgeye yansıtılmaması önemli iptal sebepleridir.
3. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Hangi Mahkemede (Nerede) Açılır?
Mirasçılık belgesinin verilmesi talebi çekişmesiz yargı işi olmasına karşın, daha önce verilmiş bir belgenin iptali davası çekişmeli yargı niteliği taşır. Bu sebeple iptal davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kurallar çerçevesinde mirasbırakanın son yerleşim yeri veya davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
4. Mirasçılık Belgesinin İptali Davası Kimlere Karşı Açılır?
Mirasçılık belgesinin iptali davası, hatalı belgede mirasçı olarak gösterilen kişilerin tamamına (vefat etmişlerse yasal mirasçılarına) karşı yöneltilmelidir. Hukuktaki ''zorunlu dava arkadaşlığı'' kuralı gereği; eksik taraf teşkiliyle (bir kişinin bile atlanmasıyla) karar verilmesi, Yargıtay tarafından doğrudan kesin bozma sebebidir.
Mirasçılık belgesinin iptali davasını, belgenin hatalı düzenlendiğini ve miras hakkının zedelendiğini iddia eden her mirasçı açabilir. Bu davalarda verilecek hüküm tüm mirasçıların hukuki durumunu ve paylarını doğrudan etkileyeceğinden, iptali istenen hatalı belgede mirasçı olarak gösterilen kişilerin tamamının, vefat etmişlerse onların mirasçılarının davalı olarak gösterilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu durum "zorunlu dava arkadaşlığı" olarak adlandırılır. Taraf teşkilinin eksiksiz sağlanması kamu düzenine ilişkin bir kural olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilir ve eksik taraf teşkili ile karar verilmesi Yargıtay tarafından doğrudan bozma sebebi sayılır.
5. Hatalı Mirasçılık Belgesi Nasıl İspat Edilir ve Bilirkişi İncelemesi Zorunlu mudur?
İptal davalarında ispat yükü davacıya aittir; davacı, mirasbırakanın öldüğünü, kendisinin irs, evlilik veya evlat edinme yoluyla mirasçı olduğunu ve iptali istenen belgenin hatalı olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. İrs ilişkisinin (soybağının) ispatında temel ve öncelikli delil nüfus kayıtlarıdır. Ancak nüfus kayıtlarında bir eksiklik veya yanlışlık olduğu iddia ediliyorsa, maddi gerçeklik; tanık beyanları, tapu ve iskan kayıtları, mahkeme ilamları, fethi kabir ve DNA incelemesi gibi her türlü yasal delille ispat edilebilmektedir.
5.1. Hâkimin Re'sen Araştırma Yükümlülüğü
Veraset ilamının iptali davalarında davacı iddiasını; nüfus kayıtları, tanık beyanı ve DNA testi dâhil her türlü hukuki delille ispatlayabilir. Ancak hâkim, tarafların sunduğu delillerle yetinemez; maddi gerçeği ve asıl mirasçıları tespit etmek için nüfus kayıtlarını re'sen (kendiliğinden) araştırmakla yükümlüdür.
Mirasçılık belgesinin iptali davaları çekişmeli yargı işi olmakla birlikte, bu davalarda hâkimin maddi gerçeği kendiliğinden araştırma prensibi (re'sen araştırma ilkesi) egemendir. Hâkim, tarafların ileri sürdüğü iddia ve delillerle bağlı kalmaksızın, mirasbırakanın diğer tüm mirasçılarını eksiksiz şekilde tespit etmek, nüfus ve aile kayıtlarını getirtmek ve miras paylarını yasalara uygun biçimde belirlemek zorundadır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi içtihadına göre; veraset ilamının iptali davalarında davacı, mirastan dışlandığını veya payının eksik hesaplandığını ispatla yükümlüdür. Ancak bu davalarda hâkim, sadece sunulan delillerle yetinemez. Gerçek mirasçıları ve doğru payları tespit etmek hâkimin asli görevi olduğundan; re'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi uyarınca maddi gerçeği ortaya çıkaracak her türlü delile kendiliğinden başvurabilir.
"Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir ve re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir."
5.2. Bilirkişi İncelemesi
Mirasçılık belgesinin iptali davaları çekişmeli yargı işi olmakla birlikte, bu davalarda hâkimin maddi gerçeği kendiliğinden araştırma prensibi (re'sen araştırma ilkesi) egemendir. Hâkim, tarafların ileri sürdüğü iddia ve delillerle bağlı kalmaksızın, mirasbırakanın diğer tüm mirasçılarını eksiksiz şekilde tespit etmek, nüfus ve aile kayıtlarını getirtmek ve miras paylarını yasalara uygun biçimde belirlemek zorundadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi içtihadına göre; eski hukuk (feraiz) kurallarının uygulanmasını gerektiren karmaşık miras davalarında sıradan bilirkişi raporuyla hüküm kurulamaz. Mahkeme mutlak surette; İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi (feraiz uzmanı), Medeni Hukuk öğretim görevlisi ve nüfus memurundan oluşan 3 kişilik uzman heyetinden rapor almalıdır. Niteliksiz raporla karar verilmesi kesin bozma sebebidir.
"Mirasçılık belgesinin iptali davalarında, davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki tarihli mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir. Görülmekte olan dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi istemine ilişkin olup karara esas alınan bilirkişi raporu denetime ve hüküm tesis etmeye elverişli değildir. İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde feraiz hükümlerinin uygulanması, bilirkişilerin feraiz ve miras hükümleri konusunda uzman İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi, Medeni Hukuk dalında uzman öğretim üyesi ile nufus memurundan oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan denetime açık rapor alınması gerekirken konusunda uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor doğrultusunda karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.”
6. İptal Kararı Sonrası Gerçeğe Uygun Yeni Mirasçılık Belgesi Nasıl Alınır?
Davacı taraf, daha önce verilen mirasçılık belgesinin iptali istemiyle açtığı çekişmeli davada, aynı dilekçe ile gerçeğe uygun yeni mirasçılık belgesinin verilmesini de talep edebilir. Eğer davacı davasını sadece hatalı belgenin iptali talebiyle açmışsa mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği yalnızca iptale karar vermekle yetinir; ancak davacı iptal sonrasında veya doğrudan hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile doğru mirasçılık belgesini her zaman alabilir.
7. Sonuç
Mirasçılık belgesinin iptali davası sonucunda, maddi gerçeğe aykırı eski belge mahkemece iptal edilir. Hâkim, re'sen (kendiliğinden) yürüttüğü incelemelerle gerçek mirasçıları ve doğru pay oranlarını tespit ederek yeni bir mirasçılık belgesi oluşturur. Bu karar; tapu, banka ve vergi dairesi gibi tüm resmi kurumlarda miras haklarının tesisi için bağlayıcı yasal temeldir.
Hukuki dinlenilme hakkı ve ‘’zorunlu dava arkadaşlığı’' kuralı gereği; iptali istenen veraset ilamında adı geçen tüm mirasçıların davada taraf (hasım) gösterilmesi emredici bir şarttır. Taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Tek bir mirasçının dahi atlanması, davanın usulden reddine veya kararın Yargıtay'dan doğrudan bozulmasına yol açar.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), şeklen kesinleşmiş görünse de maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez ve aksi her zaman ispatlanabilir. Miras paylarındaki hesap hataları, vasiyetnamelerin göz ardı edilmesi veya soybağı uyuşmazlıkları gibi hallerde; hakkı zedelenen mirasçılar hiçbir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın bu belgenin iptalini talep edebilir.
Maddi gerçeğin ispatında salt tanık beyanları yetersizdir. Soybağı ve nüfus uyuşmazlıklarında güncel yargı pratiği; DNA testi (fethi kabir) ve tarihsel Osmanlı nüfus kütüklerinin (atik kayıtlar) incelenmesini emreder. Özellikle eski tarihli ölümlerde, Feraiz (İslam Miras Hukuku) uzmanlarından alınacak bilimsel hesaplamalar ispat sürecinin mutlak temelini oluşturur.
Çekişmeli yargıya dönüşen bu davalarda görevli mahkeme mutlak surette Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yargılamada ‘'zorunlu dava arkadaşlığı’' gereği taraf teşkilinin kusursuz sağlanması şarttır, eksiklik doğrudan Yargıtay bozma sebebidir. Re'sen araştırma ilkesinin uygulandığı süreçte, özellikle eski ölümlerde Feraiz ve Medeni Hukuk uzmanlarından alınacak heyet raporları davanın neticesini belirler.
8. İlgili Makaleler
- Tenkis Davası Nedir? Saklı Payın İhlali ve Dava Şartları
- Vasiyetnamenin İptali Davası Şartları ve Süresi
- Vasiyetname Nasıl Düzenlenir?
- Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
- Tereke Tespit Davası: Miras Kalan Malların Tespiti
- Mirasın Reddi: Reddi Miras Davası
- Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) ve Tapu İptal Tescil Davası


