...
Mirasın reddi (reddi miras) davasının açılacağı Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemesi sürecini temsil eden tarihi adliye binası.

Mirasın Reddi: Reddi Miras Davası

Mart 12, 2026
İstanbul miras avukatı Muhammet Çoban Hukuk Bürosu; el yazılı vasiyetname, noter onaylı resmi vasiyetname ve tenkis davası süreçlerinde uzman hukuki destek sunmaktadır.

Vasiyetname Nasıl Düzenlenir?

Nisan 7, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Vasiyetnamenin İptali Davası Şartları ve Süresi

Vasiyetnamenin iptali davası; mirasbırakanın ehliyetsizliği, irade sakatlığı veya vasiyetnamede şekil eksikliği bulunması hallerinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Vasiyetnamenin iptali 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmamak ve ispat sürecini doğru yönetmek için bilmeniz gereken hukuki detaylar yer almaktadır.

Mirasbırakanın vefatından sonra hüküm doğurmak üzere hazırladığı, son arzularını ve malvarlığı üzerindeki tasarruflarını içeren tek taraflı ölüme bağlı tasarrufa vasiyetname denir. Türk Medeni Kanunu (TMK), kişilerin mülkiyet haklarını ölümden sonrasına taşıma iradesine büyük değer verir. Bu bağlamda Yargıtay uygulamasında, mirasbırakanın iradesinin mümkün olduğunca ayakta tutulması ve vasiyetnamenin geçerli sayılması yönündeki "favor testamenti" ilkesi esastır. Ancak bu serbesti sınırsız değildir; vasiyetnamenin hem şekil hem de içerik bakımından kanunun emredici hükümlerine uygun olması şarttır.

Miras Hukuku'ndan kaynaklı diğer uyuşmazlıklara ilişkin ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

1. Vasiyetnamenin İptali Nedir?

Vasiyetnamenin iptali davası, kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşımayan veya iradeyi sakatlayan bir durumla hazırlanan vasiyetnamenin, mahkeme kararıyla geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasıdır. Önemli bir detay olarak belirtmeliyiz ki; vasiyetnameler kendiliğinden batıl (geçersiz) olmaz; iptal davası açılıp bir karar alınmadıkça geçerliliğini korur.

2. TMK Madde 557'ye Göre Vasiyetnamenin İptali Sebepleri Nelerdir?

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 557 uyarınca, vasiyetnamenin iptali sebepleri 4 başlıkta toplanır: 1) Ehliyetsizlik (ayırt etme gücü yokluğu), 2) İrade sakatlığı (hata, hile, korkutma), 3) İçeriğin hukuka ve ahlaka aykırı olması, 4) Kanuni şekil şartlarına uyulmaması. Bu sebepler dışındaki gerekçelerle dava açılamaz.

Vasiyetnamenin iptali şartları; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 557’de sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş olması sebebiyle burada belirtilen sebepler dışında herhangi bir iptal sebebine dayanılamamaktadır.

2.1. Ehliyetsizlik (Akli Denge) Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Vasiyetname düzenlemek; kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, kanun koyucu bu işlem için tam fiil ehliyeti şartı aramamıştır. İşlemin hukuken sağlıklı şekilde meydana gelmesi için belirli şartlar belirlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 502. maddesi uyarınca, bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için mirasbırakanın düzenleme tarihinde on beş yaşını doldurmuş olması ve temel irade beyanı için gerekli olan ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip bulunması gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan iptal gerekçesi olan ayırt etme gücü; kişinin yaptığı işlemin sebep ve sonuçlarını anlama yeteneğini ifade eder.

Ehliyetsizlik iddialarına dayalı davalarda ispat yükü, sakatlığı iddia eden tarafa aittir ve bu süreçte salt tanık beyanlarından ziyade bilimsel veriler esas alınır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, vasiyetçinin işlem tarihindeki zihinsel melekelerinin tespiti için Adli Tıp Kurumu raporları belirleyici delil niteliğindedir. Eğer mevcut hastane kayıtları veya sağlık kurulu raporları mirasbırakanın vasiyet tarihinde ehil olduğunu (akli dengesinin yerinde olduğunu) teyit ediyorsa, ehliyetsizlik iddiasına dayalı iptal davası mahkemece reddedilir.

2.2. İrade Sakatlığı (Korkutma, Aldatma, Yanılma) Halleri

Mirasbırakanın özgür iradesini ortadan kaldıran durumlardan birinin bulunuyor olması, vasiyetnamenin iptali sebeplerinden biridir. Buna göre; aldatma, yanılma veya korku hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda iptal talep edilebilecektir.

İrade sakatlığına dayalı iptal davalarında en kritik hukuki engel "onaylama" kurumudur. Mirasbırakan, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutma ve zorlamanın etkisinden kurtulduğu andan itibaren bir yıl içinde vasiyetnameden dönmezse, tasarrufu zımnen onaylamış sayılır. Bu durumda, mirasbırakan hayattayken irade sakatlığını bilmesine rağmen sessiz kalmışsa, vefatından sonra mirasçıların bu gerekçeyle iptal davası açma hakkı ortadan kalkar.

Ehliyetsizlik iddialarına dayalı davalarda ispat yükü, sakatlığı iddia eden tarafa aittir ve bu süreçte salt tanık beyanlarından ziyade bilimsel veriler esas alınır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, vasiyetçinin işlem tarihindeki zihinsel melekelerinin tespiti için Adli Tıp Kurumu raporları belirleyici delil niteliğindedir. Eğer mevcut hastane kayıtları veya sağlık kurulu raporları mirasbırakanın vasiyet tarihinde ehil olduğunu (akli dengesinin yerinde olduğunu) teyit ediyorsa, ehliyetsizlik iddiasına dayalı iptal davası mahkemece reddedilir.

2.2.1. Yanılma (Hata)

Yanılma, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlerken arzu etmediği bir içeriği bilmeden beyan etmesidir. Bu durum, mirasçı atanan kişinin kimliğinde veya vasiyet edilen malın niteliğinde ortaya çıkabilir. Yargıtay uygulamalarında, esaslı bir yanılmanın varlığı halinde vasiyetnamenin iptali mümkündür; ancak basit yazı veya hesap hataları "favor testamenti" ilkesi gereği vasiyetnameyi geçersiz kılmaz, sadece düzeltme yoluna gidilir.

2.2.2. Aldatma

Aldatma, mirasbırakanın başkaları tarafından kasıtlı olarak yanıltılması ve bu yanıltma sonucunda vasiyetname düzenlemeye sevk edilmesidir. Örneğin, yasal mirasçıların öldüğü veya kendisine düşmanlık beslediği yönünde yalan bilgiler verilerek mirasbırakanın iradesi manipüle edilmişse hileden söz edilir. Hile sebebiyle iptal davası açılabilmesi için, yapılan aldatma ile vasiyetnamenin içeriği arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmalıdır.

2.2.3. Korkutma ve Zorlama (Tehdit ve Cebir)

Mirasbırakanın, kendisine veya yakınlarına yönelik ağır ve yakın bir tehlike oluşturacak baskılar altında vasiyetname düzenlemesi halidir. Zorlama; fiziksel bir baskı olabileceği gibi, manevi bir baskı (psikolojik şiddet) şeklinde de tezahür edebilir. Yargıtay, baskı iddialarının somut delillerle ve inandırıcı tanık beyanlarıyla ispatlanmasını arar; soyut iddialar vasiyetin geçerliliğini ortadan kaldırmaz.

2.3. Şekil Eksikliği (İmza, Tarih ve Tanık Hataları) Nedeniyle İptal

Vasiyetnamenin geçerliliği, mirasbırakanın vefatından sonra onun yerini tutacak olan irade beyanının güvenliğini sağlamak adına sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Kanun koyucu, bu belgelerin sıhhatini korumak için belirli usul kuralları öngörmüş olup bu kurallara aykırılık doğrudan vasiyetnamenin iptali sonucunu doğurabilir.

  • Resmi vasiyetnamede şekil şartının usulüne uygun yerine getirilmemesi durumunda iptal edilebileceğine ilişkin T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.02.2015 tarihli, 2014/21643 E. ve 2015/1951 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tanıkların; okur yazar olmayan mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığına ve vasiyetnamenin mirasbırakana kendi yanlarında noter tarafından okunduğuna ilişkin bir beyanlarının bulunmaması nedeniyle, dava konusu vasiyetnamenin TMK. nun 535/2. maddesinde öngörülen şekil kurallarına uygun yapılmadığının anlaşılmış olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

2.3.1. Resmi Vasiyetnamede Okuma Yazma Bilmeyenlere İlişkin Usul

Okuma yazma bilmeyenlerin düzenlediği resmi vasiyetnamelerde, kanun daha korumacı ve sıkı bir prosedür (TMK m. 535) öngörür. Noter huzurunda vasiyetname yazılı hale getirilerek tanıklar huzurunda okunur, bu konuda vasiyetçinin onaylaması ve parmak basması gerekmektedir. Tanıkların da vasiyetnamenin kendi önlerinde okunduğunu ve mirasbırakanın iradesine uygun olduğunu şerh düşerek imza etmesi gerekir.

2.3.2. Tanık Yasaklılığı ve Akrabalık İlişkileri (Vasiyetname İtiraz Sebepleri)

Vasiyetname itiraz sebeplerinden biri, vasiyetname hazırlanırken tanıkların tarafsız olması gerekmemesi sebebiyle mirasbırakanın alt soyu, üst soyu, kardeşleri ve eşi tanıklık yapamazlar. Bu konuda güncel Yargıtay kararlarında somut olaya göre kabul edilebileceği yönünde karar verildiği emsaller bulunmaktadır.

  • Akrabaların tanıklığı ve katılan memurun durumuna ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 536. maddesi;
  • ‘’Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.
  • Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz.’’
    şeklinde düzenlenmiştir.
  • Evlilik birliğinin sona ermiş olması durumunda kayın hısımlarının tanık olabileceğine yönelik T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.04.2025 tarihli, 2024/3135 E. ve 2025/2019 K. sayılı İlamında;
  • ‘’TMK'nın 18/2. maddesi esasen maddi sonuçlara ilişkin sonuç doğuracak nitelikte düzenlemişken, TMK'nın 536. maddesindeki gibi şekli hükümlerle doğrudan ilişkili değildir. Dolayısıyla TMK'nın 18/2. maddesi evlilik birliği sona erdikten sonra bile "kayın hısımlığının devam ettiğini" söylese de, devam eden hısımlık ilişkisi, vasiyetnamede tanıklık yapmayı engelleyen kategorik bir yasak değildir. Nitekim bu yasak TMK'nın 536. maddesinin lafzında sayılmamıştır. Aksi düşünce ile sonuca gidilmesi halinde evlilik birliği sona ermiş olan eşler, kayın hısımı olmadıkları için düzenleyecekleri vasiyetnamede birbirlerine tanık olarak bulunabilecekken, kayın hısımları yönünden düzenlemeye katılma yasağı devam edecektir. Bu bakımdan TMK'nın 536. maddesinin, TMK'nın 18/2. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi de Kanun'un amacına aykırılık teşkil edecektir. Sonuç olarak, dava konusu vasiyetnamede tanık olarak yer alan ...'nin yukarıda açıklananlar ışığında düzenlemeye katılma yasağı bulunan kişilerden olmadığı halde, Bölge Adliye Mahkemesince kayın hısımlığının devam etmesi nedeniyle düzenlemeye katılma yasağı bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

2.3.3. El Yazılı Vasiyetnamelerde Geçerlilik Şartları

Mirasbırakanın el yazısı ile hazırlanmış olan vasiyetnamelerde; ayırt etme gücüne sahip mirasbırakan tarafından, metnin başından itibaren el yazısı (nitelikli yazılı şekil) ile hazırlanmış olması gerekir. Vasiyetnamenin düzenlenme tarihinin (gün/ay/yıl) net şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin her sayfasının mirasbırakan tarafından imza edilmesi gerekmektedir.

  • El yazılı olarak düzenlenecek olan vasiyetnamelerde nitelikli yazılı şekil şartının yerine getirilmesi gerekmekle birlikte, ne şekilde hazırlanması gerektiği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 538 maddesi;
  • ‘’El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.
  • El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.’’
    şeklinde düzenlenmiştir.

3. Davanın Usulü ve İspat

3.1. Vasiyetnamenin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın vefat ettiği tarihteki son yerleşim yeri mahkemesidir. Davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmaması durumunda; yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilmesi durumunu meydana getirebilir. 

Vasiyetnamenin iptali talebiyle açılacak davalarda yetkili ve görevli mahkeme, vefat edenin son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Bu düzenleme ile terekenin tek bir yerden yönetilmesi ve terekenin tespitinin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

3.2. Vasiyetnamenin İptali Davasında İddialar Nasıl İspatlanır?

Vasiyetnamenin iptali davalarında ispat yükü, kural olarak vasiyetnamenin geçersiz olduğunu iddia eden (iptalini isteyen) taraftadır. İddialar; tanık beyanları, akli denge yerinde değilken vasiyetname için Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları, hastane kayıtları ve diğer yazılı delillerle somut olarak kanıtlanmalıdır.

Türk Hukuku ispat kuralı gereğince, bir hakkın varlığı veya işlemin sakatlığını ileri süren tarafın iddiasını kanıtlaması gerekmektedir. Dolayısıyla vasiyetnamenin; ehliyetsizlik, irade sakatlıkları veya şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri süren tarafın iddiasını somut delillerle ispat etmelidir. Bu sebeple Davalı olunması durumunda dahi yapılacak işlemlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Zira, ispat yükün Davacıda olduğu bir durumda Davalının hatalı bir beyanı ile ispat yükü kendisi üzerine geçebilmektedir.

İspat kuralının istinası mirasçılıktan çıkarma (ıskat) da görülmektedir. Vasiyetnamede belirtilen mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebebinin doğruluğunu ispat yükü, bu çıkarmadan yararlananlara düşmektedir. Çıkarma sebebinin ispatlanamaması durumunda, vasiyetname yalnızca saklı pay dışında kalan tasarruf nisabında yerine getirilir.

  • Mirasçılıktan çıkarma sebeplerinden herhangi birinin oluşmaması sebebiyle Davanın reddedildiğine ilişkin T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 13.03.2018 tarihli, 2016/9952 E. ve 2018/2354 K. sayılı İlamında;
  • ‘’Bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönüldüğünde; mirasbırakan, davacı eşini mirastan çıkarma sebebini 30.01.2009 tarihli vasiyetnamesinde; "Yaşlılık günlerimde bana bakacağını düşünerek 16.01.2003 tarihinde ... isimli bayanla evlendim. 2007 yılı Temmuz ayında hastalanarak tedavi için İstanbul'a geldim. Akciğerlerde doku sertleşmesi teşhisi kondu ve nefes almakta güçlük çektiğim için oksijen makinası ile yaşamak zorunda kaldım. Bu zor günlerimde eşim beni yalnız bıraktı. Bir iki kez hastaneye uğrayıp kısa süreli ziyaretin dışında refakatçi olarak bir gün yanımda dahi kalmadı. "Ben senin dadın değilim çocukların baksın" diyerek beni terk edip gitti. Uzun süredir ne aradı ne de sordu. Bu nedenle bana ve evlatlarıma karşı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal eden eşim ...'ı MK'nun 510. maddesi gereğince mirasçılıktan çıkarıyorum..." olarak açıklamıştır.
  • Toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, eş olarak mirasbırakana karşı gerekli vazifelerini yerine getirdiği, hastalığında muris ile ilgilendiği, vasiyetnameden sonra birlikte yaşadıkları, murisin , davacıya karşı açmış olduğu boşanma davasından feragat ettiği, mahkemeye sunulan feragat dilekçesi içeriği ve vasiyetnamede davacının mirasçılıktan çıkarılma sebepleri olarak belirtilen hususların davalı tarafça ispat edilemediği, bu itibarla miraçılıktan çıkarmanın geçerli olmadığı ortadadır.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

4. Vasiyetnamenin İptali Davası Diğer Miras Davalarını Durdurur mu? (Bekletici Mesele)

Vasiyetnamenin iptali davası ile birlikte tenkis, tapu iptal-tescil veya mirasta denkleştirme gibi başka davalar da açılmışsa, diğer mahkemeler öncelikle vasiyetnamenin iptali davasının kesinleşmesini beklemek zorundadır. Hukukta ''bekletici mesele'' denilen bu kuralın amacı, vasiyetnamenin geçerliliği netleşmeden hatalı bir miras paylaşımının önüne geçmektir.

Türk Hukuku ispat kuralı gereğince, bir hakkın varlığı veya işlemin sakatlığını ileri süren tarafın iddiasını kanıtlaması gerekmektedir. Dolayısıyla vasiyetnamenin; ehliyetsizlik, irade sakatlıkları veya şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri süren tarafın iddiasını somut delillerle ispat etmelidir. Bu sebeple Davalı olunması durumunda dahi yapılacak işlemlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Zira, ispat yükün Davacıda olduğu bir durumda Davalının hatalı bir beyanı ile ispat yükü kendisi üzerine geçebilmektedir.

Vasiyetnamenin iptali kararı, bozucu yenilik doğuran karar olması sebebiyle mirasa ilişkin açılmış olan diğer davalarda neticesi beklenebilmektedir. Bu davanın, veraset ilamı (mirasçılık belgesi) verilmesi veya ortaklığın giderilmesi gibi davalarda yeni bir durum ortaya çıkartabilecek olması sebebiyle bekletici mesele yapılarak bu davanın sonucunun beklenemesi gerekmektedir.

  • Muris muvazası sebebiyle açılmış olan tapu iptal tescil davasında, vasiyetnamenin iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin T.C. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarihli, 2024/5670 E. ve 2025/167 K. sayılı İlamında;
  • Somut olayda; davalı ...'ın savunmasında, mirasbırakanın Ordu 5. Noterliğinin 28.08.2014 tarih ve 7543 yevmiye numaralı vasiyetnamesini düzenlediğini, bu vasiyetname ile bir kısım mallarını kendisine bıraktığını ve kendisinin atanmış mirasçı olduğunu bildirdiği, Dairece verilen geri çevirme kararı sonrası temin edilen ve yukarıda bahsi geçen vasiyetnamenin iptali ve vasiyetamenin tenfizine ilişkin mahkeme kararlarından ve tarafların beyan dilekçelerinden davalının henüz atanmış mirasçılık belgesini temin edemediği, atanmış mirasçılık hususunun tespit edilmesinin ise eldeki temyize konu davanın sonucunu etkileyeceği anlaşılmaktadır.’’
    şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.

5. Vasiyetnamenin İptali Davası Nasıl Açılır ve Kimler Açabilir?

Vasiyetnamenin iptali davası açabilmenin temel şartı, davacının iptal kararında doğrudan hukuki ve ekonomik bir menfaatinin bulunmasıdır. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar veya vasiyet alacaklısı bu davayı açabilirken; mirasçılık sıfatı veya terekede hakkı bulunmayan üçüncü kişilerin dava açma ehliyeti (aktif husumet ehliyeti) yoktur.

Vasiyetnamenin iptali davası (ölüme bağlı tasarrufun iptali), hukuk güvenliğini korumak için davayı kimlerin açabileceği ve bu hakkın ne kadar süreyle ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Kanun koyucu; mirasbırakanın vefatından sonra belirsizliğin uzun süre devam etmesini engellemek için dava şartı olarak, dava açma süresini hak düşürücü süreler ile sınırlandırmıştır.

5.1. Davayı Kimler Açabilir?

Vasiyetnamenin iptali davası (ölüme bağlı tasarrufun iptali davası) açabilmek için o işlemin ilgilisi olmak gerekir. Vasiyetnamenin ilgilisi olabilmek için ise davanın kabul edilmesi ile miras payı artacak mirasçı olmak veya vasiyetname ile kendisine hak tanınmış vasiyet alacaklısı olmak gerekmektedir. Davanın neticesi ile herhangi bir hukuki menfaat elde edemeyecek olan kişiler tarafından açılamaz.

5.2. Vasiyetnamenin İptali Davası Ne Zaman Açılmalıdır? (Hak Düşürücü Süreler)

Vasiyetnamenin iptali davası (ölüme bağlı tasarrufun iptali davası) kesin hak düşürücü sürelere tabidir. Dava açma süresi, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıldır. Vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren iyiniyetli kişilere karşı azami 10 yıl, kötüniyetli kişilere karşı ise azami 20 yıl geçmekle dava açma hakkı düşer.

Dava açabilecek olan kişinin, hak sahipliğini ve iptal sebebini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açması gerekmektedir. Hak sahibinin bu süre içerisinde dava açmaması durumunda hakkı düşmekte ve başkaca bir dava açılma durumu olmaması durumunda vasiyetname kesinleşmiş olacaktır.

Dava açma hakkına sahip olan kişinin öğrenme tarihinden itibaren işleyen 1 yıllık hak düşürücü sürenin yanı sıra, vefat tarihinden itibaren iyiniyetli Davalılara karşı 10 yıllık süre içerisinde dava açılması gerekmektedir. Davalıların iyiniyetli olmadığı durumlarda ise bu süre 20 yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin dolması ile vasiyetname sakatlık içerse dahi hukuk aleminde kesinleşmiş olması sebebiyle aleyhinde herhangi bir işlem yapılamayacaktır. Bu düzenlemeler dava şartı olup, bu durumlar dikkate alınmadan açılan dava reddedilecektir. 

6. Vasiyetnamenin İptali ve Tenkis Davası Arasındaki Fark Nedir?

Türk Hukukunda yasal mirasçıların saklı payı düzenlemesi ile murisin tereke üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlı olarak kısıtlanmıştır. Saklı pay, Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf yaparken alt ve üst soyu lehine belirlenmiş asgari bir pay belirlenmiştir. Mirasbırakanın bu paylar üzerinde ölüme bağlı tasarruf işlemi gerçekleştirmesi durumunda hak sahipleri tarafından bu işleme karşı dava açılabilmektedir.

7. Sonuç

İptal Sebeplerinin Sınırlılığı: Vasiyetnamenin iptali davası, mirasçı tarafından yapılan ölüme bağlı tasarrufların kanunun emredici hükümlerinde belirtilen şartları bulundurmaması sebebiyle geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran bir davadır. İptal sebepleri, TMK’da sınırlı sayıda belirtilmiş olması sebebiyle bunlar haricinde herhangi bir sebebe dayanılarak işlem yapılması davanın reddedilmesine sebebiyet verebilecektir.

Görevli Mahkeme ve İspat Yükü: Vasiyetnamenin iptali davasında yetkili ve görevli mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir. Vasiyetnamenin iptali sebeplerini ileri süren taraf, iddialarını somut deliller ile ispat etmekle yükümlüdür. Soyut tanık beyanlarından ziyade Adli Tıp Kurumu veya sağlık kurulu raporları ile iddiaların desteklenmesi davanın esası açısından önemlidir.

Hak Düşürücü Sürelere Riayet: Vasiyetnamenin iptali sebeplerinden herhangi birinin varlığı durumunda dahi Vasiyetnamenin İptali Davasının hak düşürücü süreler içerisinde açılması gerekmektedir. Dava açma hakkına sahip olan ilgililerin, hak sahipliğini ve iptal sebeplerini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açması gerekir.  Bu sürenin yanı sıra, lehine vasiyetname düzenlenen kişinin iyiniyetli olması durumunda 10 yıllık, iyiniyetli olmaması durumunda 20 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılması gerekmektedir.

Saklı Payın Korunması ve Tenkis: İptal sebepleri oluşmasa dahi murisin tereke üzerindeki tasarruf yetkisini aşarak vasiyetname düzenlenmesi durumunda, yasal mirasçıların saklı payları gündeme gelmektedir. Mirasbırakanın alt ve üst soyunun saklı paylarını dikkate almaması durumunda, ölüme bağlı tasarrufun tenkisi talep edilebilecektir.

7. İlgili Makaleler

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Vasiyetnamenin iptali davası nedir?
Türk Medeni Kanunu'na göre vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlıdır. Bunlar; mirasbırakanın vasiyetnameyi hazırlarken akli dengesinin yerinde olmaması (ehliyetsizlik), korkutma veya kandırma altında imzalaması (irade sakatlığı) ve kanunun aradığı imza, tarih veya tanık gibi şekil şartlarına uyulmamış olmasıdır.
2Vasiyetname hangi hallerde iptal edilebilir (sebepleri nelerdir)?
Vasiyetname; mirasbırakanın yapıldığı tarihte akli dengesinin (tasarruf ehliyetinin) bulunmaması, hata, hile, korkutma (baskı) altında yapılması veya kanunun aradığı noter, şahit gibi sıkı şekil şartlarına uyulmaması hallerinde iptal edilebilir.
3Vasiyetnamenin iptali davasını kimler açabilir?
Vasiyetnamenin iptal edilmesinde doğrudan menfaati bulunan yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar veya vasiyet alacaklıları bu davayı açma hakkına sahiptir. Dava, vasiyetname ile lehine kazandırma yapılan (malı alan) kişilere karşı açılır.
4Vasiyetnamenin iptali davasında itiraz süresi ne kadardır?
İptal davası, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini (örneğin baskı veya ehliyetsizlik durumunu) öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Her halükarda vasiyetnamenin açılmasının üzerinden 10 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
5Vasiyetnamenin iptali davası hangi mahkemede açılır?
Vasiyetnamenin geçerliliğinin tartışıldığı, Adli Tıp Kurumu raporlarının alındığı ve iptalinin talep edildiği bu davalarda görevli ve kesin yetkili mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesidir.