Mirasın reddi (reddi miras davası), mirasçıları vefat edenin borçlarından kurtaran hukuki korumadır. Ölümden itibaren mirasın reddi süresi 3 ay içinde mahkemeye başvurularak Gerçek Ret, muris ölüm tarihinde borca batıksa süre sınırı olmaksızın mirasın hükmen reddi ileri sürülebilir. Mirasın hükmen reddini ileri sürülebilmesi için mirasçının, terekeden herhangi bir malvarlığını kabul etmemesi gerekmektedir. Mirası reddeden kişi tereke mallarından pay alamaz; ancak SGK'nın bağladığı dul ve yetim aylığını alabilirler.
Miras hukuku gereği, bir kişi vefat ettiğinde geride bıraktığı tüm malvarlığı (aktifler) ve borçları (pasifler) bir bütün olarak mirasçılarına geçer (külli halefiyet). Ancak vefat eden kişinin borçları malvarlığından fazlaysa, mirasçılar bu borçları kendi malvarlıklarından ödemek gibi ağır bir yükün altına girmek istemeyebilirler. İşte 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu TMK 605 ve devamında düzenlenen mirasın reddi (reddi miras) kurumu, mirasçıları bu ağır yükten kurtaran yegane hukuki imkandır.
Mirastan kaynaklı diğer uyuşmazlıklarla ilgili bilgiye, Miras Hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Mirasın Reddi (Reddi Miras) Davası Ne Zaman ve Hangi Mahkemede Açılır?
- 2. Mirası Reddeden Kişi Ölenin Emekli Maaşını (Dul ve Yetim Aylığını) Alabilir mi?
- 3. Mirası Reddetmeme Rağmen İcra veya Vergi Dairesi Ödeme Emri Gönderebilir mi?
- 4. Alacaklıların Korunması: Borçtan ve Hacizden Kurtulmak İçin Yapılan Reddi Miras İptal Edilebilir mi?
- 5. Sonuç
- 6. İlgili Makaleler
1. Mirasın Reddi (Reddi Miras) Davası Ne Zaman ve Hangi Mahkemede Açılır?
Mirasın reddi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda, Gerçek Ret ve Mirasın Hükmen Reddi olarak iki şekilde düzenlenmiştir. Mirasın gerçek reddi, mirasçılar tarafından 3 aylık süre içerisinde murisin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine başvuru yapılması durumunda meydana gelir. Mirasın hükmen reddi ise terekenin borca batık olması durumunda her zaman ileri sürülebilecek ret usulüdür. Ölen babanın borcu reddi miras ve diğer mirasbırakanlar bakımından borcu için de yapılabilir.
1.1. 3 Aylık Reddi Miras Süresi İçerisinde Nasıl Yapılır?
Gerçek reddi miras, ölümün veya mirasçı olunduğunun öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içinde yapılmalıdır. Başvuru, vefat edenin son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılır. Bu hak düşürücü süre kaçırılırsa veya usulüne uygun başvurulmazsa; tereke tüm borçlarıyla birlikte şartsız kabul edilmiş sayılır.
Mirasın gerçek reddi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 605/1’de düzenlenmiştir. Buna göre mirasçının yasal veya vasiyetname ile atanmış mirasçı olması durumunda ilgili madde uyarınca mirasın gerçek reddini gerçekleştirebilecektir. Ek olarak mirasçının, murisin sağlığında yapacağı mirastan feragat sözleşmesi ile de reddedebilecektir. Mirasçı mirası reddetse veya muris ile ivazsız mirastan feragat sözleşmesi imza etse dahi tereke payı kendi mirasçılarına geçmektedir. Bu sebeple mirasın bu kişiler tarafından da reddedilmesi gerekebilecektir.
1.1.1. Gerçek Reddi Miras Hangi Sürede Yapılır?
Gerçek reddi miras yapabilmek için yasal mirasçının, murisin vefatını öğrenmesi üzerine; atanmış mirasçıların (vasiyetname) mirasçılığı öğrendiği tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde yapması gerekmektedir. Aksi takdirde, mirasçıların bu hakkı düşmekte ve üçüncü kişiler tarafından ileri sürülmese dahi hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınarak karar verilecektir.
1.1.2. Mirasın Reddi (Reddi Miras Davası) Nerede Yapılır?
Mirasın reddi, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olmakla birlikte; herhangi bir şekil şartı bulunmaması sebebiyle yazılı veya sözlü olarak yapılması mümkündür. Mirasın reddi süresi 3 aylık reddi miras süresi içerisinde, görevli ve yetkili mahkeme; murisin son yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesidir. Buna göre mirasın gerçek reddi işlemini yapabilmek için, bu mahkemeye başvuru yapması gerekmektedir.
Murisin son yerleşim yerinin farklı bir şehirde bulunuyor olması durumunda mirasçı tarafından; murisin son yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere, en yakın Sulh Hukuk Mahkemesine başvuru yaparak mirası reddedebilecektir.
1.1.3. Mirası Ret Hakkının Düşmesi
Mirası ret hakkının düşmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 610’da düzenlenmiştir. Buna göre burada sayılan hallerden biri veya birkaçının varlığı durumunda ret hakkı düşmüş sayılacaktır.
i. Mirasçılar tarafından öğrenme tarihinden itibaren başlayan 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde başvuru yapılmaması durumunda mirasın reddi hakkı düşmektedir.
ii. Ret süresi sona ermeden mirası kabul etme anlamına gelcek hareketlerde bulunanlar, terekenin olağan yönetimi dışında işlemlere dahil olanlar ya da terekede yer alan malları gizleyen veya kendine mal etmesi durumunda mirası reddetme hakkı düşmektedir.
1.2. Mirasın Hükmen Reddi: 3 Aylık Hak Düşürücü Süreyi Kaçıranlar İçin Terekenin Borca Batıklığı Nedir?
Vefat edenin ölüm tarihindeki borçlarının, mevcut malvarlığından (aktiflerinden) fazla olmasına terekenin borca batıklığı denir. Türk Medeni Kanunu uyarınca bu durumda miras kanunen reddedilmiş sayılır (hükmen ret). Bu durumun tespiti herhangi bir süre sınırına tabi değildir. Dolayısıyla, 3 aylık yasal süreyi kaçıran mirasçılar, borca batıklığın tespiti ile tereke borçlarından kurtulabilirler.
Mirasın hükmen reddi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 605/2’de düzenlenmiştir. Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi (borca batıklığı) açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Mirasın hükmen reddinin bir karine olması sebebiyle mirasçıların açıkça mirası reddetmelerine gerek yoktur. Fakat ileride doğabilecek uyuşmazlıklar açısından mirasçının son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirasın hükmen reddedildiğinin beyan edilmesinde fayda bulunmaktadır. Hükmen ret için bir süre sınırı bulunmamaktadır, alacaklıların açtığı davalarda her zaman def'i olarak ileri sürülebilir veya tespit davası açılabilir.
1.2.1. Mirasın Hükmen Reddi Şartları Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu'na göre mirasın hükmen reddi için temel şart; mirasbırakanın vefat ettiği tarih itibarıyla borçlarının (pasif), malvarlığından (aktif) fazla olmasıdır. Bu ödemeden aciz (borca batıklık) durumunun açıkça belli olması veya resmi makamlarca tespit edilmesi gerekir. Bu şartlar oluştuğunda, miras herhangi bir süreye tabi olmaksızın kanunen reddedilmiş sayılır.
i. Miras Bırakanın Ölüm Tarihinde Terkedeki Malvarlıklarının Borçları Karşılamayacak Değerde Olması
Mirasın hükmen reddinde borca batıklığın değerlendirilmesi, terekede tek başına borç bulunuyor olması yeterli değildir. Borca batıklıktan kasıt, terekede yer alan tüm malvarlığı değerlerinin toplamının borçları karşılamıyor olması durumu kastedilmektedir. Buna göre, tek başına terekede borç bulunuyor olması mirasın hükmen reddi durumunu meydana getirmeyecektir.
ii. Terekenin Aczinin Açıkça veya Resmi Olarak Tespit Edilmiş Olması
Terekenin borca batıklığının herkes tarafından biliniyor olması veya resmi kurumlara başvuru neticesinde tespit edilebilecek düzeyde olması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; miras bırakanın akrabaları, arkadaşları ve diğer sosyal çevresi tarafından bu durumun biliniyor olması kastedilmektedir.
Resmi olarak tespit edilmesi ise bankalara, tapu dairesine, belediyeye, icra daireleri ve mahkemelere, vergi dairesine ve şirketlere yapılan başvuru neticesinde tespit edilebilmektedir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, tüm malvarlığı değerlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Mirasbırakanın tapuda görünen malvarlığı (aktifi) yüksek olsa bile; vergi dairesi veya icra dosyalarındaki kesinleşmiş ya da potansiyel borçları (pasifi) bu değerleri aşabilir. Terekenin borca batıklığı incelenirken sadece mallara değil, aktif-pasif dengesine bütüncül bakılır.
iii. Terekenin Benimsenmemiş Olması
Mirasın hükmen reddinde en çok dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de mirasın benimsenmemiş olmasıdır. Mirasın benimsenmesi teşkil edecek her türlü davranış, mirasçının aleyhine sonuç verebilecek nitelikte olacaktır. Burada terekenin benimsenmemiş olmasından kasıt, terekede zorunlu yapılması gereken işlemleri aşan derecede tasarruflarda bulunulmasıdır.
Mirasçı tarafından; terekeye dahil edilmiş olan malvarlığı değerlerini kendi lehine olacak şekilde gizlemesi, terekede yer alan mallardan kendi nam ve hesabına tasarrufta bulunulması veya terekenin olağan işlemlerini aşar derecede işlem yapılması gibi durumlar terekenin benimsendiği anlamına gelebilecektir. Örneğin; murisin banka hesabından para çekilmesi, altınlarının veya paralarının alınması veya kasasında bulunan değerlerin alınması bu durumu meydana getirebilecektir.
1.2.2. Mirasın Hükmen Reddine İlişkin Dava Nerede ve Nasıl Açılır?
Mirasın hükmen reddinin ileri sürülebilmesi için tek başına durumun tespit edilmesi için dava açılmasına gerek yoktur. Mirası reddeden kişi veya kişiler tarafından, tereke alacaklısı tarafından açılmış olan davada def’i olarak ileri sürülebilmektedir. Fakat bu durum, tek başına ispat açısından sorumlar yaratabileceği için tespit amacıyla dava açılması daha sağlıklı netice elde edilmesine sebebiyet verebilecektir.
Mirasın Hükmen Reddine İlişkin Dava Nerede Açılır?
Türk Medeni Kanunu'na göre mirasın hükmen reddi (terekenin borca batıklığının tespiti) davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise vefat eden kişinin (mirasbırakanın) son yerleşim yeri mahkemesidir. Gerçek reddi mirasın aksine bu tespit davası, alacaklılara karşı herhangi bir süre sınırı olmaksızın her zaman açılabilir.
2. Mirası Reddeden Kişi Ölenin Emekli Maaşını (Dul ve Yetim Aylığını) Alabilir mi?
Mirası reddeden kişi tereke mallarından vazgeçer ancak SGK'nın bağladığı ölüm aylığını (dul/yetim maaşı) almaya eksiksiz devam edebilir. Ölüm aylığı, mirasbırakanın malvarlığına (terekesine) dahil olmamakla birlikte devletin sosyal güvenlik sistemiyle sunduğu bağımsız bir haktır. Reddi miras yapmak, dul ve yetim aylığını almaya engel olmamaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (m. 32-35) uyarınca bağlanan ölüm aylığı, mirasçılık sıfatından bağımsız, doğrudan hak sahibine tanınan bir haktır. SGK tarafından murisin eşine veya şartları sağlayan çocuğuna bağlanan aylık terekeye dahil değildir ve mirasın hükmen reddine engel oluşturmaz.
T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2024 tarihli, 2023/5760 E. ve 2024/5607 E. sayılı İlamında;
‘’İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “ölüm tarihi itibari ile terekenin aktif ve pasifleri belirlenmiş olup, muris adına kayıtlı tek mal varlığının 6923 ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki hissesi olduğu ve değerinin de murisin borcunu karşılayabilecek yeterlilikte olmadığı, ölüm tarihi itibari ile murisin ödemeden aczinin açıkça belli olduğu, SGK tarafından murisin eşine bağlanan aylığın terekeye dahil olmadığı ve hükmen redde engel oluşturmadığı, davacıların mirasçı olarak tereke işlerine karıştığına, tereke mallarını gizlediğine veya kendisine mal ettiğine dair bir delilin de bulunmadığı, davacılar yararına mirasın hükmen reddi koşullarının oluştuğu, yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacı tarafın sorumlu olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne, TMK'nın 605/2 maddesi uyarınca miras bırakan ...'in terekesinin borca batık olduğunun tespitine, davacıların mirası hükmen reddetmiş sayılmalarına karar verilmiştir.’’ şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
SGK tarafından aylık bağlanmasının hükmen redde engel olmadığına ilişkin Yerel Mahkeme tarafından verilen karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.
Ölenin Bankadaki Parasını (Birikmiş Maaşını) Çekmek Reddi Mirası Bozar mı?
Vefat edenin bankadaki birikmiş maaşını ATM'den çekmek, hukuken mirası ‘'zımnen (örtülü) kabul’' etmektir (TMK m. 610). Bu hata, reddi miras hakkınızı kullanmanıza engel teşkil edebilmektedir. Murisin tüm vergi ve kredi borçlarından şahsi malvarlığınızla sınırsız sorumlu hale gelirsiniz. Bu konuda dikkatli olunmaması telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebilmektedir.
3. Mirası Reddetmeme Rağmen İcra veya Vergi Dairesi Ödeme Emri Gönderebilir mi?
Mirası reddeden mirasçılara karşı ve mirasın hükmen reddi şartlarını sağlayan mirasçılar, icra veya vergi dairesi gibi kurumlardan ödeme emri gönderilmesi veya haciz yapılması gibi işlemlere muhatap olabilmektedir. Bu durumda reddi miras yapan kişiler tarafından itiraz edilmesi ve gerekçelerin ileri sürülmesi gerekmektedir.
Murisin kesinleşmiş olan borcundan kaynaklı olarak haciz işlemi tesis edilmesi veya tahsilat yapılması durumunda evleviyetle işlem yapılması gerekmektedir. İcra dairesi tarafından tesis edilen hacizlerde, icra hukuk mahkemesinde açılacak icra memur muamelesini şikayet davası ile ileri sürülebilecektir. Vergi dairesi tarafından yapılan işlemlere karşı da vergi mahkemesinde açılacak dava ile itirazlar ileri sürülebilecektir.
Murisin kesinleşmiş olan borcundan kaynaklı olarak cebri icra yoluyla tahsilat yapılması durumunda ise yetkili ve görevli mahkemede istirdat davası açılabilmektedir. Başvurulacak olan hukuki yolun, somut olayın gerekliliklerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
4. Alacaklıların Korunması: Borçtan ve Hacizden Kurtulmak İçin Yapılan Reddi Miras İptal Edilebilir mi?
Mirasın reddi kurumunun mirasçılar tarafından kötüniyetli kullanılması durumunda, alacaklıların hakları koruma altına alınmıştır. Buna göre, borcu bulunması sebebiyle kendisine kalan mirası reddeden veya murisin alacaklıları aleyhinde işlem yapılması durumunda muhataplara dava açma hakkı tanınmıştır.
4.1. Mirasçının Alacaklıları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 617’ye göre; malvarlığı kendi şahsi borçlarını ödemeye yetmeyen bir mirasçı, sırf kendi alacaklılarından (örneğin hacizden) mal kaçırmak amacıyla mirası reddederse; alacaklıları 6 ay içinde reddin iptali davası açabilirler. Bu durumda miras resmi tasfiyeye tabi tutulur.
4.2. Murisin Alacaklıları (Geri Verme Yükümlülüğü)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 618’e göre; Ödemeden aciz bir murisin mirasını reddeden mirasçılar, murisin ölümünden önceki son 5 yıl içinde ondan aldıkları karşılıksız kazandırmalar (örneğin hibe edilen ev/araba) ölçüsünde, murisin alacaklılarına karşı sorumlu tutulabilirler.
5. Sonuç
Mirasın reddi TMK 605, mirasçıları murisin devasa borçlarına karşı koruyan yegane kalkandır. Mirası reddetseniz dahi SGK'dan bağlanan dul ve yetim aylığını almaya kesintisiz devam edersiniz. Ancak; murisin bankadaki birikmiş maaşını çekmek veya aracını kullanmak kanunen ‘'zımni kabul’' sayılır. Bu hata reddi miras hakkınızı sona erdirir ve sizi tüm borçlardan şahsen sorumlu yapar.
→Mirasçılar 3 aylık yasal süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesi'nde reddi miras davası açmış olsa bile; alacaklı bankalar davaya müdahil olup "Mirasçı geçen ay murisin aracını satmaya çalıştı/kullandı" diyerek zımni kabul itirazında bulunabilir ve mirasın reddinin iptali davası açabilirler.
Murisin çürümek üzere olan tarlasındaki mahsulü satıp parasını tereke hesabına (kendisine değil) yatırmak veya terekeye ait evin patlayan su borusunu tamir ettirmek "terekeyi olağan yönetme ve koruma" eylemleridir; zımni kabul sayılmaz ve reddi miras hakkını düşürmez.
→Kanun koyucu, "Önce malları alayım, borçları sonra reddederim" şeklindeki kötü niyetli yaklaşımları engellemek için zımni kabul kuralını getirmiştir. Murisin hesabından 100 TL bile şahsi kullanım için çekilse, milyonlarca liralık vergi ve kredi borcu mirasçı üzerine bırakılabilir.
→Ölüm aylığı (dul/yetim maaşı) murisin malvarlığından (terekesinden) ödenmez; devletin sosyal güvenlik havuzundan ödenir. Bu yüzden mirasın reddedilmesi, Medeni Kanun sınırları içinde kalır ve Sosyal Güvenlik Hukuku'ndan doğan bu bağımsız maaş hakkına dokunamaz.
6. İlgili Makaleler
⇒ Vasiyetname Nasıl Düzenlenir?
⇒ Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
⇒ Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) ve Tapu İptal Tescil Davası
⇒ Vasiyetnamenin İptali Davası Şartları ve Süresi
⇒ Tereke Tespit Davası: Miras Kalan Malların Tespiti
⇒ Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu)



