Mirastan mal kaçırma, muris muvazaası olarak da anılan ve mirasbırakanın gerçekte bağışladığı taşınmazı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümüyle devretmesidir. Mirasçılar tapu iptal ve tescil davası açabilir; dava asliye hukuk mahkemesinde, taşınmazın bulunduğu yerde görülür ve muris muvazaasına dayanan talep süreye tabi değildir.
Muris muvazaası çoğu zaman mirasbırakanın ölümünden sonra tapu kayıtları incelendiğinde fark edilir. Taşınmaz, mirasçılardan yalnızca biri adına, satış veya bakma sözleşmesi gerekçesiyle kayıtlıdır. Diğer mirasçılar için asıl sorular hangi davanın açılacağı, mal kaçırma iradesinin nasıl kanıtlanacağı ve bir sürenin işleyip işlemediğidir.
Bu makale, Miras Hukuku kapsamında muris muvazaasının unsurlarını, görevli mahkemeyi ve gerekli belgeleri, ispat kriterlerini, tenkis talebinin sürelerini, davanın reddedildiği istisnaları ve davanın sonucunda tapu kaydının alacağı durumu birlikte ele alır.
İçindekiler
- 1. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?
- 2. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Hangi Dava Açılır?
- 3. Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?
- 4. Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Belgelerle Açılır?
- 5. Muris Muvazaası Nasıl İspatlanır?
- 6. Mirastan Mal Kaçırma Davasında Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Var mı?
- 7. Hangi Devirler Mal Kaçırma Sayılmaz?
- 8. Dava Kabul Edilirse Tapu Kaydı Ne Olur?
- 9. Muris Muvazaası, Tenkis ve Vekaletin Kötüye Kullanılması Arasındaki Fark Nedir?
- 10. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri
- 11. Varsayımsal Örnek: Pay ve Süre Nasıl Hesaplanır?
- 12. Sonuç ve Değerlendirme
- 13. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?
Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), mirasbırakanın mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek devretmesidir. Görünürdeki işlem tarafların gerçek iradesine uymadığı için geçersizdir; Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 19 genel muvazaa kuralının miras hukukundaki özel görünümüdür.
Muris muvazaasında mirasbırakan taşınmazını gerçekten devretmek ister. Gizlenen şey devrin niteliğidir: karşılıksız bir bağış, bedelli bir işlem gibi sunulur. Uygulamada görünürdeki işlem sıklıkla ölünceye kadar bakma sözleşmesi biçimini alır. Muris muvazaasından söz edilebilmesi için dört unsurun birlikte bulunması gerekir.
Muris Muvazaasının Dört Unsuru
Görünürdeki işlem: Tarafların üçüncü kişileri, özellikle diğer mirasçıları aldatmak için tapuda yaptığı ancak kendi aralarında hüküm doğurmasını istemediği işlemdir. Uygulamada çoğunlukla satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi biçimini alır.
Muvazaa anlaşması: Mirasbırakan ile devralan arasında, görünürdeki işlemin gerçekte hüküm doğurmayacağına ilişkin gizli mutabakattır.
Mal kaçırma kastı: Muris muvazaasını diğer muvazaa türlerinden ayıran unsur, işlemin mirasçıların ileride doğacak miras haklarını engellemek amacıyla yapılmış olmasıdır.
Gizli işlem: Tarafların gerçek iradesine uygun olan işlem, genellikle bağışlamadır. Taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin resmi şekil kuralları (TMK m. 706, TBK m. 237, Tapu Kanunu m. 26) bağış bakımından yerine getirilmediğinden gizli işlem de geçersizdir.
Görünürdeki işlem ve gizli işlem birlikte geçersiz olduğundan, devralan adına oluşan tapu kaydı yolsuz tescil niteliği taşır.
2. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Hangi Dava Açılır?
Mirastan mal kaçırmaya karşı terditli dava ve taleplerin derecelendirilmesi (HMK m. 111, TBK m. 19, TMK m. 560, 01.04.1974 t. İBK); mirasçının asıl talep olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescilini, muvazaanın reddi ihtimalinde ise yedek talep olarak tenkisi isteyebileceğini kapsar. Asıl talep tasarrufun butlanla geçersizliğini, terditli talep ise geçerli kazandırmanın saklı payı aşan kısmının indirilmesini amaçlar; her iki istem aynı dilekçede kademeli olarak yarışabilir. Yerleşik usul ve miras hukuku ilkesidir.
Mirasçıların başvurabileceği asıl dava, muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu davada görünürdeki devrin ve gizli bağışın baştan geçersiz olduğu ileri sürülür. Tenkis ise devrin geçerli bir kazandırma sayılması ihtimaline karşı ikinci sırada istenen sonuçtur. Tenkis davasının şartları ve saklı pay oranları ayrı makalelerde ele alınmıştır; bu makalede tenkis yalnızca terditli ikinci talep olarak işlenir. Tenkis talebinin süreleri 6. bölümde gösterilmiştir.
Durumlara Göre Başvurulabilecek Yollar
Taşınmaz satış gösterilerek devredilmiş, bedel ödenmemişse: Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası asıl talep olur; tenkis ikinci talep olarak eklenebilir.
Taşınmaz ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devredilmişse: Muvazaa iddiası ileri sürülür; mahkeme bakım ve hizmetin gerçek bir karşılık olup olmadığını inceler (7. bölüm).
Taşınmaz tapuda bağış olarak devredilmişse: Geçerli bir kazandırma bulunduğundan muvazaa söz konusu olmaz; saklı pay ihlali varsa tenkis davası gündeme gelir.
Devir, mirasbırakan adına hareket eden vekil tarafından yapılmışsa: Hukuki neden vekalet görevinin kötüye kullanılmasıdır (9. bölüm).
Taşınmaz sonradan üçüncü kişiye devredilmişse: Üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı belirleyicidir; sonuç tapu iptali veya tazminattır (8. bölüm).
Taşınmaz tapu iptali dışındaki sebeplerle de dava konusu olabilir. Bu tür uyuşmazlıkların genel çerçevesi için tapu iptali ve tescil davası rehberine bakılabilir.
3. Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?
Muris muvazaası davasında aktif dava ehliyeti ve bağımsız dava hakkı (01.04.1974 t. 1/2 s. İBK, TBK m. 19, TMK m. 598); miras hakkı zedelenen yasal ve atanmış tüm mirasçıların, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın dava açma ehliyetini kapsar. Mirasçı, mirasbırakanın halefi olarak değil kendi şahsi miras hakkına dayalı üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığından; diğer mirasçıların onayına veya katılımına ihtiyaç duymaksızın kendi payı oranında tek başına dava açabilir. Yerleşik içtihadı birleştirme ilkesidir.
Yargıtay’ın 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararı, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bu davayı açabileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle davayı açabilmek için saklı pay sahibi mirasçılar arasında yer almak gerekmez. Mirasçılar mirasbırakanın halefi olarak değil kendi hakları adına hareket ettiklerinden, elbirliği ile dava açma zorunlulukları yoktur. Her mirasçı bağımsız hareket edebilir.
Kimlerin mirasçı sayıldığı ve payların nasıl belirlendiği yasal mirasçılar ve miras payları makalesinde açıklanmıştır.
4. Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Belgelerle Açılır?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında görev, kesin yetki ve dava şartı belgeler (HMK m. 2, 12, TMK m. 598, 706); taşınmazın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili bulunduğunu kapsar. Kesin yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen gözetilir. Davacının aktif dava ehliyetini tevsik eden mirasçılık belgesi ile dava konusu taşınmazın tapu ve tedavül kayıtları dava dilekçesine zorunlu dayanak olarak eklenir. Emredici usul hukuku kuralıdır.
Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğundan, davanın başka bir yerde açılması yetki nedeniyle usulden reddedilmesine yol açar. Birden fazla ilde taşınmaz bulunuyorsa her taşınmaz için o yerin mahkemesine başvurmak gerekir.
Dava şartı olarak arabulucuya başvurma zorunluluğunun tapu iptal ve tescil davası ile tazminat talebi bakımından durumu.
4.1. Gerekli Belgeler
- Mirasbırakanın ölüm belgesi ve nüfus kayıt örneği
- Mirasçılık belgesi (veraset ilamı)
- Dava konusu taşınmazın güncel ve tedavüllü tapu kaydı
- Tapu müdürlüğünden temin edilen devre ilişkin dayanak belgeler (devrin satış veya bakma sözleşmesi olarak yapıldığını gösteren kayıtlar)
- Taşınmazın devir tarihindeki değerine ve bedelin ödenip ödenmediğine ilişkin belgeler
4.2. Harç, Gider Avansı ve Vekalet Ücreti
Harç ve gider avansı dava değerine ve yargılama giderlerine göre belirlenir; taşınmazın değeri, keşif ve bilirkişi giderleri avansı etkiler. Vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak hükmedilir.
5. Muris Muvazaası Nasıl İspatlanır?
Muris muvazaasının ispatı, mal kaçırma iradesinin her türlü delille kanıtlanmasıdır. İspat yükü iddia eden mirasçıdadır; mirasçılar işlemin tarafı değil üçüncü kişi olduğundan yazılı delil şartına bağlı kalmaz ve tanık dahil her delile başvurabilir. Mahkeme yöresel adetleri, tarafların ekonomik gücünü ve bedel farkını bir bütün olarak değerlendirir.
İspat yükü, muvazaa iddiasında bulunan davacı mirasçıya aittir (TMK m. 6, HMK m. 190). Gizli irade doğrudan görülemediğinden mahkeme dolaylı olguları bir arada değerlendirir.
5.1. Mahkemenin Dikkate Aldığı Kriterler
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre mahkeme şu olguları birlikte inceler:
- ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri ile toplumsal eğilimler
- mirasbırakanın işlemi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı
- devralanın alım gücü
- satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark
- taraflar ile mirasbırakan arasındaki ilişkinin niteliği (husumet veya yakınlık)
Tapudaki bedel ile gerçek değer arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kesin kanıtı sayılmaz; olgular bir bütün olarak incelenir.
“Kendi evinde oturan ve başka taşınmazları olan murisin, yaşının ilerlediği bir dönemde taşınmaz satmasını gerektirir nitelikte büyük bir ihtiyaç ya da haklı bir nedenin bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanmamıştır.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarihli, 2017/1-1251 E. ve 2020/673 K. sayılı İlamı
5.2. Uygulamada Başvurulan Deliller
Tanık beyanları, tapu ve tedavül kayıtları, devir tarihindeki rayiç değeri gösteren bilirkişi raporu, bedelin ödendiğine ilişkin kayıtların bulunup bulunmadığı ve keşif sonuçları ispatta kullanılır. Mirasbırakanın başka taşınmazlarının veya malvarlığı kalemlerinin bulunup bulunmadığı da önem taşır; bu tespit gerekiyorsa tereke tespit davası ile yapılabilir. Bu delillerin hiçbiri tek başına belirleyici sayılmaz.
6. Mirastan Mal Kaçırma Davasında Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Var mı?
Muris muvazaası ve tenkis davalarında süre rejimi (TBK m. 19, TMK m. 571, 1025); muris muvazaasına dayalı tapu iptali davaları zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi değildir. Butlan sebebiyle yolsuz tescil oluştuğundan mirasçılar her zaman dava açabilir. Kademeli veya bağımsız tenkis talepleri ise saklı pay ihlalinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve mirasın açılmasından itibaren on yıllık hak düşürücü sürelere bağlıdır.
Muvazaalı devir baştan geçersiz olduğundan oluşan tapu kaydı yolsuz tescildir ve iptali talebi süreye bağlanmamıştır. Süre sınırı tenkis talebinde başlar. Tenkis süreleri (TMK m. 571) şöyledir:
| Talep | Süre | Başlangıç Anı |
|---|---|---|
| Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil | Süre yok | Yolsuz tescil nedeniyle her zaman istenebilir |
| Tenkis davası (öğrenme süresi) | 1 yıl | Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesi |
| Tenkis davası (mutlak süre) | 10 yıl | Vasiyetnamelerde açılma tarihi; diğer tasarruflarda mirasın açılması |
| Tenkis iddiası (def'i yolu) | Süre yok | Dava açılmış olması koşuluyla savunmada her zaman ileri sürülebilir |
Önemli: Muvazaa iddiası reddedilir ve tenkis süreleri de geçmişse, tenkis davası açma hakkı düşmüş olur; saklı payın korunması bu durumda mümkün olmayabilir.
7. Hangi Devirler Mal Kaçırma Sayılmaz?
Muris muvazaasında mal kaçırma kastını kaldıran durumlar (TBK m. 19, 01.04.1974 t. İBK); mirasbırakanın sağlığında mirasçıları arasında hak dengesini gözeten adil paylaştırma yapması veya bakım ve vefa saikiyle taşınmaz devretmesini kapsar. Kendisine bakan kişiye minnet duygusuyla yapılan ölçülü temliklerde gizli bağış iradesi bulunmaz.Gerçek irade mal kaçırma olmadığından muvazaa hükümleri uygulanamaz ve tapu iptal tescil davaları reddedilir. Yerleşik içtihat kuralıdır.
7.1. Hak Dengesini Gözeten Paylaştırma
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre mirasbırakan sağlığında malvarlığını tüm mirasçıları arasında hak dengesini gözeterek paylaştırmışsa mal kaçırma kastı bulunmaz. Bunun tespiti için her mirasçıya geçen malların niteliği ve değeri bilirkişi raporuyla belirlenir. Bu değerlendirme, bir mirasçının mirastan feragat sözleşmesi ile miras hakkından önceden vazgeçmiş olup olmadığından ayrı yapılır; feragat ayrı bir hukuki işlemdir ve muvazaa incelemesinin yerini almaz.
7.2. Bakım ve Hizmet Karşılığı Yapılan Devirler
Satışa veya ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu olan malın karşılığı her zaman para olmak zorunda değildir; belirli bir hizmet veya emek de bedel yerine geçebilir. Mirasbırakanın son döneminde kendisine özenle bakan kişiye minnet ve vefa duygusuyla yaptığı devir mal kaçırma kastı taşımaz ve muvazaa nedeniyle iptal edilemez.
“(...) davalıların murisin yanında davacılardan daha sık bulunduğu, tüm bakım ve ihtiyaçlarını karşıladıkları (...) gerçek irade ve amacının diğer mirasçıdan mal kaçırma olmadığı, temlikin, bakım, hizmet ve emek karşılığı gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-855 E. ve 2023/1073 K. sayılı İlamı
8. Dava Kabul Edilirse Tapu Kaydı Ne Olur?
Muris muvazaası davasının kabulü ve tapu kaydının tasfiyesi (TMK m. 1023, 1024, 1025); davanın kabulüyle muvazaalı tescilin iptal edilerek davacı mirasçı adına miras payı oranında tescilini kapsar. Taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye devredilmişse tapu güveni korunur ve iptal istenemez; ilk devralandan rayiç bedel tazminatı talep edilir. Sonraki iktisap kötüniyetli ise tapu iptal ve tescil hükmü uygulanır. Emredici tapu sicili hukuku kuralıdır.
8.1. Tescilin Kimin Adına Yapılacağı
Mahkeme tescile ilişkin hükmü mirasbırakan adına değil, mirasçılık belgesinde yer alan mirasçılar adına kurar. Tescil sonrasında taşınmaz davayı açan ve açmayan mirasçılar arasında ortak kalırsa, ortaklığın sona erdirilmesi için miras paylaşımı yoluna veya ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasına başvurulur.
“(...) 4721 Sayılı TMK’nin 28. madde hükmü uyarınca ölümle şahsiyet son bulduğu halde mahkemece (...) mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerekirken, ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması doğru değildir.”
— Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli, 2021/991 E. ve 2021/2509 K. sayılı İlamı
8.2. İyiniyetli Üçüncü Kişiye Devir ve Tazminat
Muvazaalı işlemle taşınmazı devralan kişi taşınmazı başka birine devrederse ve yeni malik tapu kayıtlarına güvenen iyiniyetli bir kişiyse, TMK m. 1023 uyarınca kazanımı korunur. Bu durumda tapu iptali istenemez; mirasçı, muvazaalı devri yapan ilk devralandan rayiç bedel üzerinden tazminat talep edebilir. Tazminat talebinin zamanaşımı süresi. Yeni malikin kötüniyetli olduğu ispatlanırsa tapu iptali yine mümkündür.
9. Muris Muvazaası, Tenkis ve Vekaletin Kötüye Kullanılması Arasındaki Fark Nedir?
Muris muvazaası, tenkis ve vekaletin kötüye kullanılmasının farkları (TBK m. 19, 506, TMK m. 560); muris muvazaasında mirasbırakanın mal kaçırma kastı ve işlemin butlanı esasken; tenkiste saklı payı aşan geçerli kazandırmanın indirilmesi hedeflenir. Vekalet görevinin kötüye kullanılmasında ise murisin kastı aranmaz; vekilin sadakat borcuna aykırılığıyla mirasbırakanı zarara uğratması temel alınır. Kurumlar hukuki sebep, irade unsuru ve tasfiye neticeleri yönünden ayrışır.
| Hukuki Neden | Temel Unsur | İstenen Sonuç |
|---|---|---|
| Muris muvazaası | Mirasbırakanın mal kaçırma kastı; görünürdeki işlem ile gizli bağış | Tapunun iptali, payı oranında tescil |
| Tenkis | Geçerli kazandırmanın saklı payı aşması | Aşan kısmın indirilmesi |
| Vekalet görevinin kötüye kullanılması | Vekilin sadakat borcuna aykırılığı | Tapu iptali ve tescil |
Vekaletnameyle yapılan devirlerde mirasbırakanın iradesi mal kaçırmaya yönelmediğinden, muvazaa iddiasında ispatlanması gereken olgular farklıdır.
10. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri
Tenkis talebini terditli eklememek: Muvazaa iddiası reddedilirse tenkis süreleri geçmiş olabilir ve tenkis hakkı düşer.
Dava sırasında taşınmaz kaydına tedbir konulmasını talep etmemek: Taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye geçerse tapu iptali yerine yalnızca tazminat istenebilir. İhtiyati tedbire ilişkin hükümler.
Yalnızca bedel ile değer farkına dayanmak: Fark tek başına kesin kanıt sayılmadığından diğer kriterler kanıtlanmazsa dava reddedilebilir.
Bakım ve hizmet olgularını ve diğer mirasçılara yapılan yardımları araştırmamak: Hak dengesi veya minnet gerekçesiyle dava reddedilebilir.
Muvazaa ile vekalet görevinin kötüye kullanılmasını karıştırmak: İspat konusu farklılaştığından yanlış hukuki nedene dayanan dava reddedilebilir.
11. Varsayımsal Örnek: Pay ve Süre Nasıl Hesaplanır?
Örnek (varsayımsal): Mirasbırakan M, 12.03.2024 tarihinde vefat etmiştir. Geride eşi ile üç çocuğu A, B ve C bulunmaktadır. M, 05.06.2022 tarihinde tek taşınmazını satış göstererek A’ya devretmiş; tapuda 200.000 TL bedel yazılmış ancak bedelin ödendiği kanıtlanamamıştır. Taşınmazın devir tarihindeki değeri bilirkişi raporuyla 4.000.000 TL olarak belirlenmiştir. B, saklı payının zedelendiğini 15.04.2026 tarihinde öğrenmiştir.
1. Altsoyla birlikte mirasçı olan eşin yasal payı 1/4'tür.
2. Kalan 3/4 üç çocuk arasında eşit bölünür; her çocuğun payı 1/4'tür.
3. Muvazaa kabul edilir ve yalnızca B dava açmışsa taşınmazın 1/4'ü B adına tescil edilir; bu payın değeri 1.000.000 TL’dir. Kalan 3/4 A adına kayıtlı kalır.
4. Tenkis talebi için bir yıllık öğrenme süresi 15.04.2027'de sona erer; on yıllık mutlak süre mirasın açıldığı 12.03.2024 tarihinden başlayarak 12.03.2034'te sona erer.
12. Sonuç ve Değerlendirme
Muris muvazaası davası, görünürdeki devrin arkasındaki gizli iradenin ortaya çıkarılmasına dayanır. Dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde, her mirasçı tarafından kendi payı oranında açılır. Muvazaa nedeniyle tapu iptal talebi süreye tabi değildir; tenkis talebi ise bir yıllık ve on yıllık sürelere bağlıdır. İspat; yöresel adet, ekonomik güç, bedel farkı ve taraflar arasındaki ilişki gibi olguların bütününden kurulur. Hak dengesi veya bakım karşılığı yapılan devirler ile iyiniyetli üçüncü kişiye geçişler davanın sonucunu değiştirebilir. Sürecin sürelere ve usul kurallarına özen gerektirdiği, hak kaybının telafisinin zor olabileceği gözetilmelidir. Konuya ilişkin diğer makalelere Miras Hukukusayfasından ulaşılabilir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
13. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Tapuda Bağış Olarak Yapılan Devir İçin Muris Muvazaası Davası Açılabilir mi?
Tapuda bağış olarak yapılan devir, resmi şekle uygun geçerli bir bağışlama olduğundan muris muvazaası kapsamına girmez. Muvazaa, bağışın satış veya bakma sözleşmesi görünümü altında gizlenmesini gerektirir. Bu durumda mirasçılar saklı paylarının ihlal edildiği ölçüde tenkis davası açabilir; tenkis davası bir yıllık ve on yıllık sürelere tabidir.
Muris Muvazaası Davasında Bilirkişi Raporu Neden Alınır?
Muris muvazaası davasında bilirkişi raporu, sözleşme tarihindeki gerçek değerin ve mirasçılara geçen malların değerinin belirlenmesi için alınır. Mahkeme raporu satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkı ve mirasbırakanın mirasçıları arasında hak dengesi gözetip gözetmediğini değerlendirirken kullanır. Bu değerlendirme diğer kriterlerle birlikte bir bütün olarak yapılır.
Muris Muvazaası Davasını Kazanan Mirasçı Taşınmazın Tamamını Alır mı?
Muris muvazaası davasını kazanan mirasçı, taşınmazın tamamını değil, yalnızca kendi yasal miras payı oranını adına tescil ettirir. Dava açmayan mirasçı adına tescil kararı verilmez. Her mirasçı bu hakkı diğer mirasçılardan bağımsız olarak, yalnızca kendi payı bakımından kullanır. Tescil edilecek pay oranı, davacı mirasçının yasal miras payına göre belirlenir.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 25.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 19, m. 237; Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6, m. 28, m. 571, m. 706, m. 1023; Tapu Kanunu m. 26; Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve harç mevzuatı (madde metinleri bu oturumda açılmamıştır)
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı)
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli, 2018/4286 E. ve 2020/4161 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarihli, 2017/1-1251 E. ve 2020/673 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.12.2013 tarihli, 2013/10362 E. ve 2013/17882 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-855 E. ve 2023/1073 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli, 2021/991 E. ve 2021/2509 K. sayılı İlamı




