Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası); mirasbırakanın gerçekte bedelsiz bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, sicilde sahte bir ‘’satış'' veya ‘'ölünceye kadar bakma sözleşmesi’' gibi göstererek mirasçılarından gizlemesidir. Bu danışıklı devre karşı, hakkı zedelenen her mirasçı hiçbir zamanaşımına tabi olmaksızın tapu iptal ve tescil davası açabilir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Mirastan Mal Kaçırma Nedir? (Muris Muvazaası)
- 2. Mirastan Mal Kaçırmanın (Muris Muvazaası) Unsurları Nedir?
- 3. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Neler Yapılabilir?
- 4. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Hangi Davalar Açılır?
- 5. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davasını Kimler Açabilir?
- 6. Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davası Nerede Açılır?
- 7. Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davasında İspat
- 8. Mirastan Mal Kaçırmanın İstisnaları Nelerdir?
- 9. Vekaletnamenin Kötüye Kullanılması
- 10. Sonuç
- 11. İlgili Makaleler
1. Mirastan Mal Kaçırma Nedir? (Muris Muvazaası)
Mirastan mal kaçırma olarak bilinen ‘'muris muvazaası’'; mirasbırakanın gerçekte bedelsiz bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda sahte bir 'satış' veya ‘'ölünceye kadar bakma sözleşmesi’' ile devrederek diğer mirasçılardan gizlemesidir. Bu danışıklı ve yok hükmündeki işleme karşı tapu iptal ve tescil davası açılır.
Mirastan mal kaçırma, Türk Hukuku'nda "muris muvazaası" olarak adlandırılan, mirasbırakanın (murisin) mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla başvurduğu danışıklı bir işlemdir. Türk Borçlar Kanunu'nun TBK 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa kavramının miras hukukuna özgü, niteliği itibarıyla özel bir türüdür.
Bu muvazaa türünde mirasbırakan, gerçekten bir sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak (karşılıksız vermek) istediği tapulu taşınmazını, tapu sicil memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde (bedelli bir işlemmiş gibi) açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumun hukuki çerçevesi ve çözüm yolu, Yargıtay'ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile çizilmiştir.
2. Mirastan Mal Kaçırmanın (Muris Muvazaası) Unsurları Nedir?
Muris muvazaasının varlığından söz edilebilmesi ve iptal davasının başarıya ulaşabilmesi için belirli hukuki unsurların bir arada gerçekleşmiş olması aranır. Bu unsurlar, işlemin dış dünyaya yansıyan yüzü ile tarafların iç dünyasındaki gerçek niyetlerini birbirinden ayırmaya yarar.
2.1. Görünürdeki İşlem
Tarafların üçüncü kişileri (özellikle diğer mirasçıları) aldatmak amacıyla tapuda resmi olarak yaptıkları, ancak kendi aralarında hiçbir hukuki hüküm doğurmasını istemedikleri işlemdir,. Bu işlem uygulamada genellikle "satış" veya "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" şeklinde kendini gösterir.
2.2. Muvazaa Anlaşması
Mirasbırakan ile lehine taşınmaz devri yapılan kişi arasındaki, tapuda yapılan görünürdeki işlemin gerçekte hiçbir hüküm doğurmayacağı konusundaki gizli mutabakattır.
2.3. Mirasçıları Aldatma Kastı (Mal Kaçırma Saiki)
Muris muvazaasını diğer muvazaa türlerinden ayıran en temel unsur, işlemin sırf mirasçılardan mal kaçırmak ve onların ileride doğacak miras haklarını engellemek amacıyla yapılmış olmasıdır.
2.4. Gizli İşlem
Tarafların gerçek iradelerine uygun olan ancak dış dünyadan sakladıkları asıl işlemdir; bu işlem de genellikle "bağışlama"dır. Bu gizli sözleşme, Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen resmi şekil şartlarına (tapuda bağış olarak yapılmaması) uyulmadığı için hukuken geçersiz sayılır.
Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Neler Yapılabilir?
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı muvazaalı devirler nedeniyle miras hakkı zedelenen mirasçıların başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur. Hukuk düzenimiz, mirasçıların yasal paylarını korumak amacıyla bu tür geçersiz devirlerin iptal edilmesine olanak tanımaktadır,. Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradesine uymadığı için, gizli bağış sözleşmesi de kanunun aradığı şekil şartlarından yoksun olduğu için baştan itibaren geçersizdir. Dolayısıyla hakkı ihlal edilen mirasçılar, hukuki yollara başvurarak oluşturulan bu yolsuz tescilin (hukuka aykırı tapu kaydının) iptalini ve taşınmazın tekrar miras payları oranında kendi adlarına tescil edilmesini talep edebilirler.
4. Mirastan Mal Kaçırmaya Karşı Hangi Davalar Açılır?
Muvazaalı devirlerle hakkı zedelenen mirasçılar, doğrudan Tapu İptal ve Tescil Davası açmalıdır. Bu davada sahte devrin tümden geçersizliği istenir. Ancak olası hak kayıplarını önlemek için davanın; ‘'Öncelikle muvazaa nedeniyle tapu iptaline, mahkeme aksi kanaatteyse tenkise (indirime)’' karar verilmesi talebiyle kademeli (terditli) açılması en güvenli yoldur.
Mirastan mal kaçırma eylemine karşı açılacak asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı "Tapu İptal ve Tescil Davası"dır. Bu davada, tapudaki devir işleminin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti istenir.
Muris muvazaası davası, niteliği itibarıyla tenkis (indirim) davasından farklıdır. Tenkis davasında, yasalara uygun ve geçerli bir bağışlama işleminin, mirasçıların saklı payını aşan kısmının indirilmesi talep edilirken; muris muvazaası davasında doğrudan işlemin tümden geçersizliği ve tapunun iptali istenir. Uygulamada hak kaybı yaşamamak adına, bu davaların terditli (kademeli) olarak açılması, yani "öncelikle muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde tenkise" karar verilmesinin talep edilmesi sıkça karşılaşılan taleptir.
5. Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davasını Kimler Açabilir?
Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar (atanmışlar dahil) bu davayı diğerlerinin onayı olmadan tek başlarına açabilir. Muris muvazaası baştan geçersiz ‘'yolsuz tescil’' niteliğinde olduğundan, tapu iptal ve tescil davaları hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir.
Yargıtay'ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar (atanmış mirasçılar da dâhil olmak üzere) bu davayı açma hakkına sahiptir.
Bu davada mirasçılar, mirasbırakanın halefi (onun yerine geçen kişi) sıfatıyla değil, bizzat kendi kişisel miras haklarının ihlal edilmesine dayanarak "üçüncü kişi" konumunda dava açarlar,. Bu durumun usul hukukundaki en önemli sonucu şudur: Mirasçıların bu davayı açabilmek için elbirliğiyle (hep birlikte) hareket etmelerine veya diğer mirasçıların onayını almalarına gerek yoktur. Her bir mirasçı tek başına hareket ederek, iptal edilen taşınmazın kendi miras payı oranında adına tescil edilmesini talep edebilir.
6. Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davası Nerede Açılır?
Muris muvazaası nedeniyle açılacak tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme, taşınmazın değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Kesin yetkili mahkeme ise, gayrimenkulün (taşınmazın) aynına ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu olduğu için, dava konusu olan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
7. Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davasında İspat
Muvazaa (mal kaçırma) iddiasında bulunan mirasçı, bu durumu ispatla yükümlüdür. Mirasçılar işlemin tarafı değil ‘'üçüncü kişi’' konumunda oldukları için katı ispat kurallarına (yazılı delil şartına) tabi değildir. Gizli mal kaçırma niyeti; tanık beyanı, yöresel adetler, tarafların ekonomik gücü ve tapudaki bedel ile gerçek değer arasındaki aşırı fark gibi her türlü hukuki delille ispatlanabilir.
Bir davada hak iddia edenin, bu iddiasını yasal delillerle kanıtlaması temel bir hukuk kuralıdır. Muris muvazaası davaları, gizli bir iradenin ortaya çıkarılmasını gerektirdiği için ispat süreci son derece teknik ve detaylıdır.
7.1. İspat Yükü ve Deliller
Türk Medeni Kanunu'nun TMK 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca, muvazaanın varlığını iddia eden (yani mal kaçırıldığını ileri süren) davacı taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Mirasçılar, sözleşmenin tarafı olmadıkları ve "üçüncü kişi" konumunda bulundukları için, muvazaa iddialarını yazılı delil şartına bağlı kalmaksızın, tanık beyanları da dâhil olmak üzere her türlü hukuki delille ispatlayabilirler.
7.2. Mahkemenin Değerlendirme Kriterleri
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ile amacın tespiti genellikle zor olduğundan, mahkemeler ve Yargıtay pek çok objektif kriteri bir arada değerlendirir. Bu kriterler arasında; ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler (örneğin kız çocuklarından mal kaçırma geleneği), mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün (ekonomik durumunun) olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek (rayiç) değer arasındaki aşırı fark ve taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki (husumet veya aşırı yakınlık) yer alır. Ancak Yargıtay'ın da belirttiği üzere, tapudaki satış bedeli ile gerçek değer arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kesin kanıtı sayılmaz, tüm bu unsurlar bir bütün olarak incelenir.
’’Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalının 20.07.2010 tarihli beyanı ile yapılan temlikin bedelsiz olduğu açıktır. Davacı tanık beyanlarından ise mirasbırakanın kendisine ait evde oturduğu, bakımıyla sadece davalı oğlu A.'nin değil ilk eşinden olma oğlu R.'ın da ilgilendiği, hatta ileri yaşta kalp hastası olan murisi oğlu R.'ın kendi evine götürerek orada baktığı ve en sonunda onun yanında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre mirasbırakanın dava konusu taşınmaz dışında çok sayıdaki başka taşınmazda da payı bulunmaktadır. Kendi evinde oturan ve başka taşınmazları olan murisin, yaşının ilerlediği bir dönemde taşınmaz satmasını gerektirir nitelikte büyük bir ihtiyaç ya da haklı bir nedenin bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Tüm bu olgularla birlikte, davacı kızların erken yaşta evlenip evden ayrıldıkları, aynı köyde oturan murisle davalı oğlunun ise daha yakın bir ilişki içinde oldukları, dava konusu taşınmaz payının da murise davalının babası olan ikinci eşinden kaldığı ve murisin sağlığında dahi davalı tarafından kullanıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; mirasbırakanın daha çok paylaşımda bulunduğu davalı oğlunu üstün tutarak, diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla taşınmazdaki payını bedelsiz ve muvazaalı olarak davalıya devrettiğini göstermektedir.
8. Mirastan Mal Kaçırmanın İstisnaları Nelerdir?
Mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçılar arasında hak dengesini gözeten makul bir paylaştırma (denkleştirme) yapmış olması durumunda muvazaa hükümleri uygulanmaz. Ayrıca; hayatının son dönemlerinde kendisine özenle bakan kişiye sırf ''minnet ve vefa duygusuyla'' (emek ve hizmet karşılığı) yaptığı devirler mal kaçırma kastı taşımaz ve hukuken iptal edilemez.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı her taşınmaz devri "mal kaçırma" kastı taşımaz. Hukukumuzda, muris muvazaası davasının reddedilmesini gerektiren, bir başka deyişle mal kaçırma iradesinin varlığının kabul edilmediği bazı istisnai durumlar mevcuttur.
8.1. Hak Dengesi ve Paylaştırma (Denkleştirme)
Eğer mirasbırakan sağlığında mal varlığını mirasçıları arasında hak dengesini gözeten, makul ve tüm mirasçıları kapsar biçimde paylaştırmışsa, ortada bir mal kaçırma kastından söz edilemeyeceği için muvazaa hükümleri uygulanmaz.
‘’Bu durumda, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarıda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.’’
8.2. Minnet Duygusu ile Yapılan Temlikler
Satışa veya ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu edilen bir malın karşılığı her zaman nakit para olmak zorunda değildir. Belirli bir hizmet ya da emek de bedel (semen) yerine geçebilir,,. Mirasbırakanın, hayatının son dönemlerinde veya hastalıklarında kendisine özenle bakan, hizmet eden kişiye duyduğu minnet ve vefa duygusuyla yaptığı devirler mal kaçırma kastı taşımaz ve muvazaa kapsamında iptal edilemez.
‘’Mirasbırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacının mirasçılarından mal kaçırmak olduğu hususu davacı tarafça ispatlanmalıdır. Dosya kapsamı ile dinlenen diğer tanık beyanlarından temliklerin mirasbırakanın tüm malvarlığını oluşturmadığı, murisin sağlığında çocuklarının her birine ekonomik olarak katkı sağladığı, davalıların murisin yanında davacılardan daha sık bulunduğu, tüm bakım ve ihtiyaçlarını karşıladıkları, mirasbırakanın diğer çocuklarına yapılan maddi yardımları telafi etmek adına dava konusu tasarrufları yapma ihtiyacı duyduğu, mirasbırakan ... ... ...'ın gerçek irade ve amacının diğer mirasçıdan mal kaçırma olmadığı, temlikin, bakım, hizmet ve emek karşılığı gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan mirasbırakanın temlik tarihindeki asıl amaç ve iradesinin mal kaçırmak olmadığı hususu mahkemece de kabul edilmiş olmasına rağmen bu kabule rağmen temlik işleminin nihayetinde bu sonucu doğurduğu yönünde hatalı ve çelişkili gerekçe ile de yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.’’
8.3. İyiniyetli Üçüncü Kişilere Devir
Muvazaalı işlemi yapan kişi, tapuyu üzerine aldıktan sonra taşınmazı bir başka üçüncü kişiye devrederse ve bu yeni alıcı tapu kayıtlarına güvenerek işlemi yapan iyiniyetli (muvazaayı bilmeyen) bir kişi ise, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereği bu kişinin kazanımı korunur ve tapu iptal edilemez,. Kötüniyetli devirlerde ise tapu iptali mümkündür.
8.4. Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu Tescil İptal Davasının Sonuçları
Açılan dava neticesinde mahkeme tarafından muris muvazaasının varlığı sabit görülürse, görünürdeki resmi işlem ile onun arkasında gizlenen bağışlama işlemi tamamen geçersiz hale gelir.
8.5. Zamanaşımı Durumu
Muris muvazaası, yapısal olarak bir "yolsuz tescil" (geçersiz tapu kaydı) doğurduğundan ve işlem baştan itibaren yok hükmünde sayıldığından, bu davalar hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir.
8.6. Tapu İptali ve Tescil
İşlemin muvazaalı olduğu tespit edildiğinde, yolsuz hale gelen tapu kaydının ilgili kısmının iptaline ve davayı açan mirasçı veya mirasçıların kendi yasal miras payları oranında adlarına tesciline (kaydedilmesine) karar verilir. Eğer taşınmaz iyiniyetli üçüncü bir kişiye satılmış ve tapu iptali imkansız hale gelmişse, muvazaalı işlemle taşınmazı ilk devralan kötüniyetli kişiden, taşınmazın rayiç bedeli üzerinden tazminat talep etme hakkı doğar.
9. Vekaletnamenin Kötüye Kullanılması
Muris muvazaası ile vekalet görevinin kötüye kullanılması farklı hukuki nedenlerdir. Muris muvazaasında murisin iradesi mal kaçırmaya yöneliktir. Vekaletnamenin kötüye kullanımında ise vekilin sadakatsizliği esastır.
‘’Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak vekalet görevinin kötüye kullanıldığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddine. Ne var ki, 4721 Sayılı TMK'nin 28. madde hükmü uyarınca ölümle şahsiyet son bulduğu halde mahkemece, dosyada bulunan mirasbırakan ...'ya ait Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.12.2012 tarihli 2012/1877 E. ve 2012/2172 K. sayılı veraset ilamına göre mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerekirken, ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması doğru değildir.’’
10. Sonuç
-Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası); mirasbırakanın yasal mirasçılarını haklarından mahrum bırakmak gayesiyle, gerçekte bedelsiz bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, sicilde sahte bir "satış" veya "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" gibi göstererek devrettiği danışıklı ve haksız bir işlemdir. Yasal mirasçıların temel haklarını zedeleyen bu mağduriyetlerin giderilmesi için hukuki sürecin belirli prensipler çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir.
-Dava Hakkı ve Bağımsızlık: Miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar (saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın), diğer mirasçıların onayına veya iştirakine ihtiyaç duymadan, bizzat kendi payları oranında Tapu İptal ve Tescil Davası açma hakkına sahiptir.
-Zamanaşımı Güvencesi: Muvazaalı işlemler kanuna karşı hile niteliği taşıdığından ve baştan itibaren "yolsuz tescil" (geçersiz tapu kaydı) doğurduğundan, bu işlemler yok hükmündedir. Bu nedenle, tapu iptal ve tescil davaları hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilmektedir.
-İspat Özgürlüğü ve Kriterleri: Mal kaçırıldığını iddia eden mirasçı bu durumu ispatlamakla mükelleftir. Ancak mirasçılar, muvazaalı sözleşmenin tarafı değil "üçüncü kişi" konumunda kabul edildikleri için, iddialarını yazılı delil şartına bağlı kalmadan tanık beyanları da dâhil olmak üzere her türlü hukuki delille kanıtlayabilirler. Mahkemeler bu süreçte; yöresel adetler, tarafların alım gücü, mirasbırakanla olan beşeri ilişkiler ve bedel ile gerçek değer arasındaki aşırı fark gibi kriterleri bir bütün olarak inceler.
-İstisnai Durumların Varlığı: Mirasbırakanın sağlığında yaptığı her taşınmaz devri muvazaa sayılmaz. Eğer mirasbırakan, tüm mirasçıları arasında hak dengesini gözeten makul bir paylaştırma (denkleştirme) yapmışsa veya hayatının son dönemlerinde kendisine özenle bakan kişiye sırf minnet ve vefa duygusuyla (emek ve hizmet karşılığı) bir devir gerçekleştirmişse, bu işlemler mal kaçırma kastı taşımadığı için iptal edilemez. İyiniyetli (muvazaayı bilmeyen) üçüncü kişilere yapılan devirlerde de tapu siciline güven ilkesi gereği kazanım korunur.
-Muris muvazaası davaları, gizli iradenin titizlikle ortaya çıkarılmasını, Yargıtay içtihatlarının somut olaya doğru uyarlanmasını ve detaylı bir ispat sürecini gerektiren son derece teknik davalardır. Hak kayıplarının ve telafisi imkansız usuli hataların önüne geçmek adına sürecin başından itibaren alanında uzman bir miras hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi en güvenli yoldur.



