Bir kişi vefat ettiğinde, hayatı sona erse de malvarlığı (evleri, arabaları, bankadaki paraları, alacakları) ve borçları hukuk dünyasında yaşamaya devam eder. Vefat eden kişinin geride bıraktığı tüm bu aktif (gelir/mal) ve pasif (borç) değerlerin bütününe hukukta "tereke" denir. Türk Medeni Kanunu'na göre (TMK m. 599), kişi vefat ettiği an, terekesi hiçbir ek işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden mirasçılarına geçer.
Ancak birden fazla mirasçı varsa, kanun gereği bu geçişle birlikte mirasçılar arasında zorunlu bir "miras ortaklığı" kurulur. Bu ortaklık sürecinde malların mülkiyeti "elbirliği mülkiyeti" şeklindedir. Yani pastanın dilimleri henüz ayrılmamıştır; her bir mirasçı, pastanın tamamı üzerinde ortaktır ancak kimsenin tek başına satabileceği, devredebileceği "belirli bir payı" yoktur. Bu durum, mirasçıların mallar üzerinde özgürce tasarruf etmesini (örneğin bir evi satmasını veya kiraya vermesini) engeller; çünkü her işlem için herkesin oybirliği gerekir. İşte bu kilitlenmiş durumu çözmek, ortaklığı bitirmek ve her bir mirasçının kendi payına düşen malın tek başına sahibi (ferdi mülkiyet) olmasını sağlamak amacıyla yürütülen hukuki sürece "miras paylaşımı (taksim)" adı verilir. Paylaşım tamamlandığında, miras ortaklığı ve elbirliği mülkiyeti sona erer; herkes kendi payının tam maliki olur.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiye ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Miras Ortaklığı ve Elbirliği Mülkiyeti Süreci Nasıl İşler?
- 2. Yasal Miras Payları ve Zümre (Derece) Sistemi
- 3. Taksim (Paylaşma) İradesi ve İlgili İlkeler
- 4. Anlaşmalı (Rızai) Miras Paylaşımı Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
- 5. Mirasta Anlaşmazlık Çözümü: Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu)
- 6. Vefat Eden Eşin Ardından Sağ Kalan Eşin Aile Konutu Üzerindeki Hakları
- 7. İade (Denkleştirme) ve Şeffaflık Yükümlülükleri
- 8. Paylaştırmanın Hukuki Sonuçları, Sorumluluk ve İspat
- 9. Mirastan Mal Kaçırma ve Saklı Payın Korunması: Tenkis Davası Nasıl Açılır?
- 10. Vasiyet Alacaklısına (Lehdarına) Karşı Yapılabilecek İşlem ve İtirazlar
- 11. Sonuç
- 12. İlgili Makaleler
1. Miras Ortaklığı ve Elbirliği Mülkiyeti Süreci Nasıl İşler?
Bir kişi vefat ettiğinde mal varlığı ve borçları hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden mirasçılara geçer. Birden fazla mirasçı varsa, malların tamamı üzerinde elbirliği mülkiyeti kurulur. Bu süreçte varislerin bağımsız bir payı yoktur ve miras malları üzerindeki hukuki tasarruflar için oy birliği ile işlem yapılabilir.
Miras ortaklığı, murisin (mirasbırakanın) vefatından başlayıp terekenin bölüştürülmesine dek süren ve birden fazla mirasçının terekedeki tüm aktif ve pasiflere yasa gereği ortak olduğu yapıdır. Elbirliği mülkiyeti ise bu yapıda mirasçıların belirli paylara değil, malların tamamı üzerinde birlikte hak sahibi olduğu mülkiyet biçimidir.
1.1. Terekenin İntikali ve Ortaklığın Doğuşu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre miras, ölüm olayının gerçekleşmesiyle beraber bir bütün hâlinde ve herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden mirasçılara geçer. Birden fazla mirasçının varlığı hâlinde, kanun gereği kendiliğinden bir miras ortaklığı tesis eder ve bu hukuki birliktelik tasfiye anına kadar varlığını korur.
1.2. Mülkiyetin Niteliği ve Tasarruf Şartları
Elbirliği (iştirak hâlinde) mülkiyet rejiminde, ortaklardan hiçbirinin malvarlığı üzerinde ifraz edilmiş (bağımsızlaştırılmış) bir payı bulunmamaktadır. Kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, tereke mallarına ilişkin her türlü tasarruf ve yönetim faaliyeti, istisnasız tüm mirasçıların ortak iradesi (oybirliği) ile yapılmak zorundadır. Yargıtay içtihatları, oybirliği kuralına uyulmadan yapılan işlemleri (örneğin murisin şirket payları üzerinde alınan genel kurul kararlarını veya tek başına yapılan tasarrufları) kesinlikle "yok hükmünde" kabul etmektedir.
2. Yasal Miras Payları ve Zümre (Derece) Sistemi
Türk Medeni Kanunu'na göre yasal mirasçılar, mirasbırakanla olan kan bağına göre "zümrelere" ayrılır. Miras hukukunun temel kuralı şudur: Bir önceki zümrede mirasçı bulunması, bir sonraki zümrenin miras hakkını tamamen engeller.
1. Zümre (Altsoy): Mirasbırakanın çocukları ve torunlarıdır.
2. Zümre (Ana ve Baba): Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın ebeveynleri ve onların altsoyudur (kardeşler, yeğenler).
3. Zümre (Büyük Ana ve Büyük Baba): 1. ve 2. zümrede kimse yoksa miras bu zümreye (amca, dayı, hala, teyze vb.) geçer.
| Zümre (Derece) Sistemi | Birlikte Mirasçı Olanlar | Sağ Kalan Eşin Payı | Zümredeki Diğer Mirasçıların Payı |
| 1. Zümre (Altsoy) | Eş ve Çocuklar (veya Torunlar) | 1/4 | 3/4 |
| 2. Zümre (Üstsoy) | Eş ve Anne - Baba (veya Kardeşler) | 1/2 | 1/2 |
| 3. Zümre (Köksoy) | Eş ve Büyük Anne - Büyük Baba | 3/4 | 1/4 |
3. Taksim (Paylaşma) İradesi ve İlgili İlkeler
Paylaşmayı isteme hakkı, elbirliği mülkiyetini sonlandırıp kişisel (ferdi) mülkiyete geçiş yapılabilmesi için her mirasçının hukuken sahip olduğu talep yetkisini ifade eder.
3.1. Hakkın Kullanımı ve Kısıtlamaları
Sözleşmeden veya yasadan doğan aksi bir zorunluluk bulunmadıkça, mirasçılardan her biri mirasın paylaştırılmasını dilediği an talep etme hürriyetine sahiptir.
3.2. Anne Karnındaki Çocuğun (Ceninin) Durumu
Mirasın açıldığı sırada henüz doğmamış ancak yasal mirasçı olma ihtimali bulunan bir cenin mevcutsa, taksim işlemi hukuken çocuğun doğumuna dek durdurulmak (ertelenmek) mecburiyetindedir.
3.3. Murisle Yaşayanların Geçim Hakkı
Vefat anında murisle aynı çatı altında yaşayan ve onun bakımına muhtaç olan kişiler, ölüm tarihinden itibaren üç aylık süre boyunca bakım ve yaşamsal giderlerinin terekeden karşılanmasını isteme hakkına sahiptir.
4. Anlaşmalı (Rızai) Miras Paylaşımı Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Mirasçılar, hukuken geçerli yazılı bir taksim sözleşmesi yaparak ve tüm varislerin katılımını sağlayarak terekeyi anlaşmalı olarak paylaşabilirler. Anlaşma sağlanamazsa mahkemeye başvurularak Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu) açılır. Bu mahkeme sürecinde miras konusu mallar ya aynen taksim edilir ya da satış yoluyla bedelleri paylaştırılır.
Miras paylaşma sözleşmesi, terekeyi oluşturan unsurların varisler arasında dağıtılması maksadıyla tüm mirasçıların onay vererek yazılı olarak kurdukları hukuki işlemdir. Elden paylaşma ise, kural olarak taşınır eşyaların mirasçılar arasında fiziken pay edilip teslim edilmesidir.
‘’Kural olarak paylaşma sonucu paydaşlardan birine isabet eden taşınmazların orman olarak Hazine adına tespit edilerek ve tutanaklarının da kesinleşmiş olması halinde, ilgili paydaşın önceden bu yerlerin orman olduğunu bilemeyeceklerinden, taraflar arasında yapılan paylaşmanın kendiliğinden bozulduğunun kabulü gerekir.’’
4.1. Hukuki Şekil ve İrade Birliği
Taksim sözleşmesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için kanun "yazılı şekil" şartını zorunlu kılmıştır. Yargıtay uygulamalarında ve doktrinde, geçerli bir paylaşım için istisnasız bütün mirasçıların sürece dahil olması gerektiği, tek bir varisin dahi dışarıda bırakılması hâlinde işlemin batıl (geçersiz) sayılacağı açıkça belirtilmektedir.
‘’Mahkemece, mirasçılar arasında paylaşımın olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesine katılmak mümkün değildir. Dava, mirasçılar arasında açılıp yürüyen ve miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde taşınmazların ortak miras bırakanları ( dedeleri )Mehmet'ten kaldığını ve paylaşım yapılmadığını, sözü edilen paylaşıma mirasçılardan Hasan'ın da katılmadığını bildirmiştir. Davalı ise, ortak miras bırakan Mehmet'ten kalan taşınmazların paylaşıldığını ve diğer mirasçıların paylarını satın aldığını açıklamış ise de, bu konudaki savunmasını kanıtlayamamıştır. 08.05.2007 günlü keşif tutanağına geçen davacı ve davalının HUMK'nun 151 /son maddesine uygun olarak alınan imzalı beyanlarına göre, yapılan paylaşıma mirasçılardan Hasan'ın katılmadığı kabul edilmiştir. Yöntemine uygun bir biçimde yapılmış bir terekenin paylaşımından söz edilmesi için tüm mirasçıların paylaşıma katılması zorunludur. Aksi halde yapılan paylaşım hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz.’’
4.2. Miras Paylaşımında Kanuni Oranlar ve Hakkaniyet Kuralları
Rızai paylaşımda matematiksel bir eşitlik aranmaz; yani her varisin birebir aynı değerde veya ölçüde pay alması gibi bir yasal zorunluluk yoktur. İrade sakatlığı bulunmadığı sürece mirasçılar, istedikleri oranda taksim yapabilirler. Ne var ki, bir tarafın zor durumundan veya toyluğundan istifade edilerek yapılan son derece orantısız sözleşmeler, "aşırı yararlanma (gabin)" gerekçesiyle iptal edilebilir.
‘’Ortak muris O. Ç. 01.09.2006 tarihinde vefat etmiş olup, muris adına kayıtlı bulunan tapulu taşınmazlar iptali istenen Silivri 2. Noterliği'nin 14.11.2006 tarih ve 12959 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesiyle mirasçılar arasında paylaşılmıştır. TMK'nun 676. maddesi uyarınca terekeye tabi taşınmazların yazılı olmak koşuluyla mirasçılar arasında taksimi geçerli olup, taksimin geçerli olması için mirasçılar arasında eşit bir paylaşım gerekli değildir. Kaldı ki, taksimi kabul etmiş olmaları koşuluyla, bir yada bir kaç mirasçıya pay verilmemiş olması da mümkündür.’’
Adli (kazai) paylaşma (İzale-i Şüyu), varislerin kendi aralarında bir taksim anlaşmasına varamaması durumunda, mahkeme kararı aracılığıyla ortaklığın giderilip malların paylaştırılması yöntemidir.
5.1. Aynen Taksim Esası ve Denkleştirme
Paylaşma davasında hakimin öncelikli amacı, malların fiziken (aynen) mirasçılara dağıtılmasıdır. Şayet taşınmazların değerleri arasında fark bulunursa, bu dengesizlik, eksik pay alan tarafa nakit ödeme (ivaz) yapılması yoluyla giderilir. Özgüleme konusunda uzlaşılamazsa hâkim huzurunda kura çekimi yapılır.
5.2. Satış Yöntemi
Bir tereke malının aynen bölünmesi durumunda değerinde ciddi bir azalma olacaksa ve söz konusu mal bütün halinde bir mirasçıya da verilemiyorsa, son çare olarak malın açık artırmayla satılmasına ve elde edilen bedelin paylaştırılmasına hükmedilir.
6. Vefat Eden Eşin Ardından Sağ Kalan Eşin Aile Konutu Üzerindeki Hakları
Murisin paylaştırma kuralı, mirasbırakanın sağlığında hazırladığı ölüme bağlı tasarruf işlemleriyle terekenin nasıl bölüneceğine dair getirdiği bağlayıcı yönlendirmelerdir. Aile konutunun özgülenmesi, sağ kalan eşin yaşam standardını koruyabilmesi adına, müşterek konut veya ev eşyaları üzerinde miras payına karşılık gelecek şekilde hak iddia edebilmesidir.
6.1. Murisin Koyduğu Kurallar ve Sınırları
Mirasbırakanın paylaştırmaya dair koyduğu kurallar kural olarak geçerli ve bağlayıcıdır. Ancak yargı içtihatlarına göre, bu yönergeler paylaşım sürecini makul olmayan süreler boyunca tıkayamaz.
6.2. Sağ Kalan Eşin Korunması
Eşlerden birinin vefatı sonrasında hayatta kalan eş, birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyaları üzerinde, kendi miras hakkına sayılmak (mahsup edilmek) üzere mülkiyet yahut haklı sebeplerin varlığında oturma/intifa hakkı verilmesini mahkemeden talep edebilir.
7. İade (Denkleştirme) ve Şeffaflık Yükümlülükleri
Mirasta denkleştirme, adaletli bir paylaşım sağlanabilmesi için, yasal mirasçıların muris hayattayken miras paylarına mahsuben aldıkları karşılıksız kazandırmaları tereke hesabına dâhil etmeleri (iade etmeleri) işlemidir. Bilgi verme yükümlülüğü ise, mirasçıların terekeye dahil değerler ve murisle olan mali ilişkileri hakkında birbirlerine dürüstçe bilgi sunma mecburiyetidir.
7.1. Denkleştirme Mekanizması
Kuruluş sermayesi, çeyiz gibi yasal mirasçılara yapılan sağlararası karşılıksız kazandırmalar, muris tarafından açıkça aksi belirtilmediği sürece denkleştirmeye tabi tutulur. Paylaşım aşamasında adil bir net tereke hesabı yapılabilmesi için bu iadelerin göz önünde bulundurulması zorunludur.
7.2. Şeffaflık İlkesi
Paylaşma esnasında, özellikle tereke mallarını elinde tutan veya murise borçlu olan varisler, hakkaniyetli bir bölüşüm için gerekli olan her türlü bilgiyi diğer mirasçılarla eksiksiz biçimde paylaşmak zorundadırlar. Dürüstlük kuralı gereğince bu bilgilerin kasten gizlenmesi, paylaşma sözleşmesinin sıhhatini zedeler.
8. Paylaştırmanın Hukuki Sonuçları, Sorumluluk ve İspat
Müteselsil sorumluluk, terekeye ait borçlar nedeniyle mirasçıların her birinin, alacaklılara karşı borcun tamamından kendi kişisel malvarlıklarıyla birlikte sorumlu tutulmasıdır. Garanti borcu, taksim sonrası mirasçıların kendilerine düşen mallardaki olası ayıplara veya sorunlara karşı birbirlerine satıcı sıfatıyla sorumlu olmalarıdır.
8.1. Paylaştırma Sonrası Sorumluluk Rejimi
Paylaşma tamamlandıktan sonra mirasçılar, birbirlerine özgülenen paylar konusunda tıpkı bir satış sözleşmesindeki gibi garanti yükümlülüğü altındadırlar. Diğer yandan alacaklılar aksi yönde rıza göstermedikçe, mirasçılar tereke borçlarından ötürü paylaşmanın tamamlanmasından itibaren beş yıl boyunca tüm malvarlıklarıyla müteselsilen (zincirleme olarak) sorumlu kalmaya devam ederler.
8.2. İspat Yükü ve Güncel Gelişmeler
Geçmişte yapılmış bir rızai taksimin varlığını ileri süren taraf, bu iddiasını kanıtlamakla mükelleftir; tapulu yerlerde yazılılık ilkesi aranırken kadastro öncesi dönemler için tanık beyanı geçerli olabilir. Şayet bir sözleşme ispat edilemezse tereke elbirliği mülkiyetinde kalmaya devam eder. Ayrıca modern dönemde, fiziksel teslimi imkânsız olan kripto varlıklar veya sosyal medya hesapları gibi "dijital tereke" unsurlarının paylaşımı, mevcut kuralları zorlayan yeni bir hukuki tartışma alanı olarak değerlendirilmektedir.
9. Mirastan Mal Kaçırma ve Saklı Payın Korunması: Tenkis Davası Nasıl Açılır?
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı aşırı bağışlamalar veya ölüme bağlı tasarruflar sonucunda eş, çocuk ve anne-babanın kanundan doğan saklı payları ihlal edilmişse tenkis davası açılabilir. Bu dava yoluyla tasarruflar kanuni sınıra çekilir ve mirasçıların asgari miras hakları güvence altına alınarak ihlal edilen kısımlar terekeye iade edilir.
Tenkis davası, saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçıların, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının (ölüme bağlı tasarruflar veya kanunda sayılan sağlararası kazandırmalar) indirilmesini ve saklı paylarının tamamlanmasını talep ettikleri yenilik doğurucu bir davadır.
Bir kişinin vefat etmeden önce tüm malvarlığını veya büyük bir kısmını başkalarına bağışlayarak ya da vasiyet ederek kendi çocukları, eşi veya anne-babası gibi en yakınlarının "kanundan kaynaklanan asgari miras hakkını (saklı payını)" ellerinden alması durumunda, bu yakınların haklarını geri alabilmek için açtığı "indirim" davasıdır. Miras bırakanın yaptığı aşırı bağışlar veya vasiyetler bu dava ile kanuni sınıra kadar indirilir ve asıl mirasçılara hakları teslim edilir.
9.1. Yasal Mirasçıların Saklı Payları
Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla başkasına devredemeyeceği, kanunla kesin olarak korunan dokunulmaz miras hakkıdır. Mirasbırakan, sadece bu payların dışında kalan kısım (tasarruf edilebilir kısım) üzerinde özgürce işlem yapabilir.
Kanuni Mirasçılar Saklı Pay Oranları
Altsoy (Çocuklar, Torunlar): Yasal miras payının 1/2’si.
Ana ve Babadan Her Biri: Yasal miras payının 1/4’ü.
Sağ Kalan Eş:
1. veya 2. zümre ile birlikte mirasçıysa: Yasal miras payının tamamı.
3. zümre ile birlikte mirasçıysa veya tek başınaysa: Yasal miras payının 3/4'ü.
Saklı Pay İhlali (Tenkis Davası): Mirasbırakanın tasarruf sınırını aşarak bu dokunulmaz payları ihlal etmesi durumunda; saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis (indirim) davası açabilirler. Bu dava yoluyla, yasal sınırı aşan tasarrufların iptal edilerek saklı payların hak sahiplerine iadesi talep edilir.
9.2. Davanın Şartları ve Kimlerin Açabileceği
Tenkis davasını, saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar açabilir. Şayet saklı payı zedelenen mirasçı iflas etmişse veya elinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılarının ihtarına rağmen bu davayı açmıyorsa; iflas idaresi veya alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda tenkis davası açma hakkına sahiptir. Mirasçılıktan çıkarılanın bu çıkarma işlemine itiraz etmemesi durumunda da iflas idaresi veya alacaklılar aynı koşullarla tenkis davası açabilirler.
9.3. Tenkise Tabi İşlemler ve Tenkiste Sıra
Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan (vasiyetname vb.) yapılır. Bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan (bağışlamalar vb.) indirim yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar ise en son sırada tenkis edilir. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar da tenkise tabidir.
9.4. Hak Düşürücü Süreler
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle bu dava hakkı ortadan kalkar. Ancak tenkis iddiası, bir davada savunma (def'i) yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
10. Vasiyet Alacaklısına (Lehdarına) Karşı Yapılabilecek İşlem ve İtirazlar
Vasiyet alacaklısı (lehdarı), mirasbırakanın kendisini doğrudan mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma veya bir hak sağlama yoluyla kazandırmada bulunduğu kişidir. Yasal ve atanmış mirasçılar, bu kişiye karşı vasiyetnamenin iptali, bölünmez mal vasiyetinde denkleştirme ve sonradan ortaya çıkan borçlar sebebiyle geri isteme (rücu) haklarını kullanabilirler.
Mirasbırakan birine vasiyetname ile belirli bir mal bırakmışsa, bu kişiye "vasiyet alacaklısı" denir. Mirasçılar, bu vasiyetnamenin hile, baskı, akıl hastalığı altında veya usulsüz yazıldığını düşünüyorlarsa vasiyeti iptal ettirebilirler. Ayrıca, mirasçılar vasiyet edilen malı bu kişiye verdikten sonra ölen kişinin hiç bilmedikleri yüklü bir borcu ortaya çıkarsa, malı alan vasiyet alacaklısının kapısını çalıp "Biz borç ödedik, sana fazladan mal vermişiz, şu kadarını geri ver" diyerek verdiklerini geri isteyebilirler.
10.1. Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali: Vasiyetnamenin İptali Davası
Vasiyet alacaklısına yapılan kazandırmanın geçersiz kılınması için iptal davası açılabilir. İptal davası; mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, tasarrufun yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, içeriğinin hukuka veya ahlaka aykırı olması veya kanunda öngörülen şekillere (örneğin iki tanık veya el yazısı şartlarına) uyulmadan yapılmış olması sebeplerinden birine dayanılarak açılır. Bu dava, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı tarafından açılır. İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
10.2. Bölünmez Mal Vasiyetinde Mirasçının Hakları
Mirasbırakan tarafından vasiyet alacaklısına bırakılan mal, değerinde önemli bir azalma meydana gelmeksizin bölünemiyorsa ve bu mal mirasçıların saklı payını ihlal edip tenkise tabi oluyorsa özel bir durum ortaya çıkar. Bu durumda vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken (saklı payı ihlal eden) kısmın değerini mirasçılara ödeyerek malın tamamını alabilir; dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı alıp malı mirasçılara bırakabilir.
10.3. Sonradan Çıkan Borçlar Nedeniyle Geri İsteme (Rücu Hakkı)
Mirasçılar, vasiyet yükümlülüğünü yerine getirip malı vasiyet alacaklısına teslim ettikten sonra, mirasbırakanın daha önce bilmedikleri borçlarını ödemek zorunda kalırlarsa korunurlar. Mirasçılar, ödedikleri bu borçlar sebebiyle, vasiyet alacaklısından vasiyetin tenkisini isteyebilecekleri oranda verileni geri isteme hakkına sahiptirler. Bu durumda vasiyet alacaklısı, ancak geri isteme zamanında var olan zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir. Yani vasiyet alacaklısı elinde kalanı iade etmekle yükümlü olur.



