Resmi defter tutma, mirası reddetmeye hakkı olan mirasçının talebiyle sulh hukuk mahkemesinin terekenin alacak ve borçlarını resmi bir deftere kaydetmesi usulüdür. Talep, ölümün öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır; süreç boyunca mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz.
Türk Medeni Kanunu (TMK) sisteminde mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle terekeyi aktifi ve pasifiyle birlikte kendiliğinden kazanır. Bu külli halefiyet ilkesi, terekenin borçları mallarından fazlaysa mirasçının kendi kişisel malvarlığını da tehlikeye sokar. Miras hukuku sisteminde mirasçıya bu riske karşı tanınan yollar, terekenin durumunun bilinip bilinmemesine göre farklılaşır.
Terekenin borca batık olduğu açıkça biliniyorsa mirasın reddi ve ret süresi gündeme gelir. Borç durumu belirsizse, mirasçı karar vermeden önce terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilir. Bu makale, resmi defter tutmanın şartlarını, başvuru usulünü, sürecin icra ve davalar üzerindeki etkisini ve defter kapandıktan sonra mirasçının sorumluluğunu ele alır.
İçindekiler
- 1. Resmi Defter Tutma Nedir?
- 2. Resmi Defter Tutma Talebinin Şartları Nelerdir?
- 3. Resmi Defter Tutma Davası Nasıl Açılır?
- 4. Sulh Hukuk Mahkemesi Resmi Defteri Nasıl Tutar?
- 5. Resmi Defter Tutulurken İcra Takibi Yapılabilir mi?
- 6. Defter Kapandıktan Sonra Mirasçının Seçimlik Hakları Nelerdir?
- 7. Deftere Göre Kabulde Mirasçı Hangi Borçlardan Sorumludur?
- 8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri
- 9. Örnek Olay: Resmi Defter Tutma Sürecinin Takvimi
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Resmi Defter Tutma Nedir?
Resmi defter tutma, mirası reddetmeye hakkı olan mirasçının talebi üzerine sulh hukuk mahkemesinin terekenin aktif ve pasifini resmi bir deftere kaydetmesidir. Mirasçı, defteri inceledikten sonra mirası reddetmeye, resmi tasfiye istemeye veya kabul etmeye karar verir. Mirası deftere göre kabul eden mirasçının sorumluluğu kural olarak deftere yazılan borçlarla sınırlıdır.
KANUN METNİ —
“Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 619
Resmi defter tutma, mirasçıya üç ayrı fayda sağlar: terekenin gerçek durumunu öğrenmek, sorumluluğu sınırlamak ve mirası kabul veya ret için tanınan süreyi uzatmak. Bu nedenle kurum, yalnızca bir mal listesi çıkarma işlemi değildir; sonucu doğrudan mirasçının borçlardan sorumluluğunu belirler.
“Resmi defter tutmanın terekenin gerçek durumunu öğrenme, sorumluluğunu sınırlama ve mirası ret ya da kabul sürelerini uzatma şeklinde üç önemli işlevi bulunmaktadır.”
— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli, 2016/18802 E. ve 2020/8538 K. sayılı İlamı
Terekenin Tespiti, Mirasın Reddi ve Resmi Defter Tutma Arasındaki Farklar
Uygulamada resmi defter tutma, en sık tereke tespit davası ile karıştırılır. Terekenin tespiti TMK m. 589 vd. kapsamında bir koruma önlemidir ve mirasçının sorumluluğuna etkisi yoktur. Resmi defter tutma ise TMK m. 619 vd. kapsamında mirasın kabul veya reddine esas olur ve icra takiplerini durdurur.
| Ölçüt | Terekenin Tespiti | Resmi Defter Tutma | Mirasın Reddi |
|---|---|---|---|
| Dayanak | TMK m. 589 vd. | TMK m. 619 vd. | TMK m. 605 vd. |
| Amaç | Terekeyi koruma altına almak | Borç durumunu öğrenip karar vermek | Mirasçılıktan çıkmak |
| Süre | Kesin süreye bağlı değil | 1 ay | 3 ay |
| İcra takibine etkisi | Takibi durdurmaz | Takip yapılamaz | Mirasçı borçtan kurtulur |
| Sorumluluğa etkisi | Etkisi yok | Deftere göre kabulde sınırlanır | Sorumluluk doğmaz |
2. Resmi Defter Tutma Talebinin Şartları Nelerdir?
Resmi defter tutma talebinin üç şartı vardır: talepte bulunanın yasal veya atanmış mirasçı olması, mirası reddetme hakkını henüz kaybetmemiş olması ve talebin bir aylık süre içinde yapılmasıdır. Bir aylık süre, yasal mirasçı için ölümün öğrenildiği, atanmış mirasçı için mirasçılığın resmen bildirildiği tarihte başlar.
2.1. Talep Hakkı Olan Kişiler
Talep hakkı, mirasbırakanın külli halefi olan yasal ve atanmış mirasçılara aittir. Kimlerin yasal mirasçı olduğu zümre sistemine göre belirlenir; ayrıntılar için yasal mirasçılar ve miras payları konulu makale incelenebilir. Vasiyet alacaklıları, vasiyeti yerine getirme görevlisi ve mirasbırakanın alacaklıları resmi defter tutulmasını isteyemez.
Mirası açıkça veya örtülü olarak kabul etmiş ya da reddetmiş mirasçı da talepte bulunamaz. Ret süresi içinde terekenin olağan yönetimi dışında kalan işlemler yapan mirasçı, mirası reddetme hakkını kaybeder (TMK m. 610/2). Ret hakkını kaybeden mirasçının resmi defter tutulmasını isteme hakkı da sona erer.
2.2. Bir Aylık Talep Süresi ve Başlangıcı
Önemli: Resmi defter tutma talebi için süre bir aydır ve mirasın reddi için tanınan üç aylık süreden kısadır. Bir aylık süre, yasal mirasçı bakımından mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihte, atanmış mirasçı bakımından mirasçılığın kendisine resmen bildirildiği tarihte başlar. Haklı bir sebep varsa sulh hakimi süreyi uzatabilir veya yeni süre verebilir.
Sürenin kısa tutulmasının nedeni, resmi defter tutmanın diğer seçenekleri ortadan kaldırmayıp yalnızca ertelemesidir. Defter kapandıktan sonra mirasçıya yeniden bir aylık beyan süresi tanınır.
2.3. Bir Mirasçının Talebinin Diğer Mirasçılara Etkisi
Mirasçılardan yalnızca birinin süresinde resmi defter tutulmasını istemesi, süreci terekenin tamamı bakımından başlatır. Mirası henüz kabul veya ret etmemiş diğer mirasçılar da bu talebin koruyucu sonuçlarından yararlanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, bir mirasçının talebinin diğer mirasçıları da etkilediği ve defter tutma devam ederken bu mirasçılar hakkında kamu alacağı için takip yapılamayacağı kabul edilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
3. Resmi Defter Tutma Davası Nasıl Açılır?
Resmi defter tutma davası, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı dilekçeyle veya tutanağa geçirilen sözlü beyanla açılır. Dilekçede talebin TMK m. 619 ve devamı maddelerine dayandığı açıkça belirtilmelidir. Başvuru, mahkemenin istem esas defterine kaydedilir ve bir tereke dosyası açılır.
Görevli ve yetkili merci, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 620). Başvurunun yazılı dilekçeyle veya hakim önünde sözlü beyanla yapılabileceği ve istem esas defterine kaydedileceği, Medeni Kanunun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük m. 40'ta düzenlenmiştir.
Dilekçeye eklenmesi yararlı belgeler şunlardır:
- Mirasbırakanın ölüm tarihini gösteren nüfus kayıt örneği
- Varsa mirasçılık belgesi
- Bilinen borçlara ilişkin belgeler: kredi sözleşmeleri, kefalet sözleşmeleri, icra dosya numaraları
- Bilinen malvarlığına ilişkin bilgiler: taşınmaz, araç, banka ve ticari işletme bilgisi
- Başvuru harcı ve gider avansının yatırıldığını gösteren makbuz
Dilekçede yalnızca terekenin tespitinin istenmesi veya TMK m. 589'a dayanılması, resmi defter tutmanın sonuçlarını doğurmaz. Bu ayrım, Bölüm 8'de açıklanan en sık hak kaybı sebebidir.
4. Sulh Hukuk Mahkemesi Resmi Defteri Nasıl Tutar?
Sulh hukuk mahkemesi resmi defteri tutarken mirasbırakanın alacaklı ve borçlularını bir ay arayla yapılan iki ilanla bildirime çağırır; tapu, banka ve trafik sicili kayıtlarını araştırır, gerekirse bilirkişi eşliğinde değer tespiti yapar. İlanda belirtilen bildirim süresi dolunca defter kapanır ve en az bir ay ilgililerin incelemesine açık tutulur.
4.1. İki Kez İlan Zorunluluğu
Sulh hukuk mahkemesi, mirasbırakanın kefaletten doğanlar dahil tüm alacaklılarını ve borçlularını bir ay arayla yapılan iki ilanla çağırır (TMK m. 621). Bildirim süresi, ikinci ilandan itibaren en az bir aydır. İlanda alacaklılar, alacaklarını bildirmezlerse TMK m. 629'da öngörülen sonuçlarla karşılaşacakları konusunda uyarılır.
“Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece kanunda belirtilen usullere uyulmaksızın tek ilan ile yetinilmesi mirasçıların tümüne yasada belirtilen süre içerisinde mirasın tutulan defter gereğince kabul veya red için beyana davet edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli, 2016/14855 E. ve 2020/5042 K. sayılı İlamı

4.2. Tereke Aktifinin ve Pasifinin Araştırılması
Mahkeme, ölüm tarihi itibarıyla tapu müdürlüğünden taşınmaz kayıtlarını, bankalardan mevduat hesaplarını ve emniyet müdürlüğünden araç kayıtlarını sorar. Tespit edilen taşınmaz ve araçların değeri bilirkişi eşliğinde keşifle belirlenerek deftere işlenir. Aynı dairenin 2020 tarihli başka bir kararında, murisin adına kayıtlı on bir taşınmaz bulunduğu hâlde bu araştırma yapılmadan karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Mirasbırakanın ticari işletmesi, banka hesapları, kripto varlıkları ve diğer dijital hesapları ve yurt dışındaki malvarlığı da araştırma kapsamındadır. Bilinen bir malvarlığı unsurunun araştırılmaması, defterin eksik incelemeye dayanması sonucunu doğurur ve kararın bozulmasına yol açar.
4.3. Defterin Kapanması ve İnceleme Süresi
İlanda belirtilen bildirim süresinin dolmasıyla defter tutma işlemi sona erer; bu tarihten sonra deftere yeni kayıt yapılamaz. Defterin her sayfası mühürlenir, hakim ve görevli katip tarafından imzalanır (Tüzük m. 44). Defter, hakimin belirleyeceği ve bir aydan az olmayan süre boyunca ilgililerin incelemesine açık tutulur (TMK m. 623).
| Aşama | İşlem | Süre ve Dayanak |
|---|---|---|
| Talep | Sulh hukuk mahkemesine başvuru | 1 ay (TMK m. 619) |
| İlan | Alacaklı ve borçlulara iki kez çağrı | İlanlar arası 1 ay; bildirim süresi ikinci ilandan itibaren en az 1 ay (TMK m. 621) |
| Yazım | Tapu, banka, araç ve işletme araştırması | TMK m. 620 |
| İnceleme | Defterin ilgililere açık tutulması | En az 1 ay (TMK m. 623) |
| Beyan | Mirasçının seçimlik hakkını bildirmesi | Çağrıdan itibaren 1 ay (TMK m. 626) |
5. Resmi Defter Tutulurken İcra Takibi Yapılabilir mi?
Resmi defter tutulması sırasında mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz (TMK m. 625). Aynı süre içinde zamanaşımı işlemez; acele haller dışında derdest davalara devam edilemez ve yeni dava açılamaz. Bu yasağa rağmen başlatılan takibe karşı mirasçı, süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabilir.
KANUN METNİ —
“Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında, davalara devam edilemiyeceği gibi, yeni dava da açılamaz.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 625
“Terekenin defterinin tutularak tespiti sonucunda, mirasçılar mirasın reddi veya kabulü konusunda karar verebileceklerinden, TMK’nın 625. maddesi gereğince resmi defter tutulması devam ettiği sürece, mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. (...) Bu husus mirasçı borçlular tarafından İİK’nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabilir”
— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli, 2020/5757 E. ve 2021/1942 K. sayılı İlamı
5.1. Derdest Davalara ve Yeni Davalara Etkisi
TMK m. 625'in dava yasağı, mirasbırakanın borçlarına ilişkin davaları kapsar. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2021 tarihli kararında, davalı mirasçı hakkında resmi defter tutma dosyası derdest iken bu dosyanın sonucu beklenmeden hüküm kurulması kaldırma sebebi sayılmıştır. Mahkeme, sulh hukuk mahkemesindeki dosyayı bekletici mesele yapmakla yükümlüdür.
Zamanaşımının durması yalnızca zamanaşımı süreleri için geçerlidir. Hak düşürücü süreler defter tutma süresince de işlemeye devam eder; bu nedenle hak düşürücü süreye bağlı talepler acele hal kapsamında dava konusu yapılabilir.
5.2. İhtiyati Haciz Talepleri
TMK m. 625 ihtiyati haczi açıkça saymaz. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararında, mirasçının mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu ancak defter tutulduktan sonra mirası kabul etmesiyle doğacağından, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 258 anlamında yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği ve ihtiyati haczin kaldırılmasının yerinde olduğu kabul edilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
6. Defter Kapandıktan Sonra Mirasçının Seçimlik Hakları Nelerdir?
Resmi defter tutulduktan sonra mirasçının dört seçimlik hakkı vardır: mirası reddetmek, terekenin resmi tasfiyesini istemek, mirası kayıtsız şartsız kabul etmek veya tutulan deftere göre kabul etmek. Mirasçı, sulh hukuk mahkemesinin çağrısından itibaren bir ay içinde tercihini bildirir; süresinde beyanda bulunmayan mirasçı mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
KANUN METNİ —
“Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi, tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 626
Süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçının mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılması (TMK m. 627), mirasçıyı koruyan bir sonuçtur. Defter tutulmamış olsaydı, ret süresinin geçirilmesi mirasın kayıtsız şartsız kabulü sonucunu doğururdu.
Her mirasçı kendi seçiminin sonucuna tabidir. Ancak mirasçılardan biri mirası kayıtsız şartsız veya deftere göre kabul ederse, diğer mirasçıların resmi tasfiye talebi sonuç doğurmaz (TMK m. 632/2). Defterdeki tabloya göre seçeneklerin sonuçları şöyledir:
Pasif aktiften açıkça fazlaysa: Mirasın reddi, mirasçıyı terekenin borçlarından tamamen kurtarır.
Aktif, deftere yazılan borçları karşılıyorsa: Deftere göre kabul, mirasçıya artık değeri bırakır ve sorumluluğu deftere yazılan borçlarla sınırlar; ardından miras paylaşımı gündeme gelir.
Aktif ile pasif dengesi belirsiz ve kişisel malvarlığı riske edilmek istenmiyorsa: Resmi tasfiyede tereke mahkeme eliyle tasfiye edilir, mirasçılar terekenin borçlarından kişisel olarak sorumlu olmaz ve kalan artık değer mirasçılara geçer (TMK m. 632/3).
Defterde görünmeyen borç ihtimali yoksa: Kayıtsız şartsız kabul mümkündür; ancak bu seçenek deftere göre kabulün sağladığı sınırlamayı ortadan kaldırır.
7. Deftere Göre Kabulde Mirasçı Hangi Borçlardan Sorumludur?
Deftere göre kabulde mirasçı, yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumludur; ancak bu borçlar için hem terekeden gelen mallarla hem de kendi kişisel malvarlığıyla sorumluluk taşır (TMK m. 628). Deftere yazılmayan borçlardan kural olarak sorumluluk doğmaz. Kefalet borçları ve kamu alacakları bu kuralın dışında, kendine özgü sınırlarla değerlendirilir.
KANUN METNİ —
“Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 628
7.1. Deftere Yazılmayan Borçlar
Alacağını ilanda belirtilen süre içinde kusurlu olarak bildirmeyen alacaklıya karşı mirasçı, ne kişisel malvarlığıyla ne de terekeden kendisine geçen mallarla sorumludur (TMK m. 629). Alacaklı kusuru olmaksızın alacağını yazdıramamışsa, mirasçı mirastan zenginleştiği ölçüde sorumlu olur. Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda ise alacaklı, alacağı deftere yazılmamış olsa da rehni paraya çevirebilir.
7.2. Kefalet Borçları
Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır (TMK m. 630). Mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olsa bile, kefalet borcundan yalnızca terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde kefalet alacaklısına düşecek miktarla sorumludur. Bu kural, özellikle banka kredisine kefil olmuş mirasbırakanın mirasçıları için belirleyicidir.
7.3. Kamu Alacakları
Kamu alacakları için TMK m. 629'un koruması uygulanmaz. Vergi, SGK primi veya belediye alacağı gibi amme alacakları deftere yazılmamış olsa da mirasçı bu alacaklardan miras payı ölçüsünde sorumludur. Bu alacakların takip usulü için kamu alacaklarının cebri tahsili konulu makale incelenebilir.
KANUN METNİ —
“Mirasın tutulan defter mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.”
— 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 7
Danıştay 4. Dairesinin 2025 tarihli kararında, kamu alacağının tamamının mirası reddetmeyen mirasçılardan yalnızca birinden istenmesinin hukuka aykırı olduğu, idarenin her mirasçıya miras payına düşen tutarı belirleyerek işlem yapması gerektiği kabul edilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir). Mirasçının borçlardan sorumluluğunun genel çerçevesi mirasçının borçlardan sorumluluğu konulu makalede ele alınmıştır.
| Borç Türü | Sorumluluğun Kapsamı | Dayanak |
|---|---|---|
| Deftere yazılan borçlar | Tereke ve kişisel malvarlığı ile tam sorumluluk | TMK m. 628 |
| Kusurlu olarak bildirilmeyen borçlar | Sorumluluk yok | TMK m. 629 |
| Kusursuz olarak bildirilemeyen borçlar | Mirastan zenginleşme ölçüsünde | TMK m. 629 |
| Rehinli alacaklar | Rehin paraya çevrilebilir | TMK m. 629 |
| Kefalet borçları | İflas tasfiyesinde alacaklıya düşecek miktarla sınırlı | TMK m. 630 |
| Kamu alacakları | Deftere yazılmasa da miras payı ölçüsünde | 6183 s. K. m. 7 |
8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri
1. Dilekçede yalnızca terekenin tespitini istemek: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli kararında, sulh hukuk mahkemesindeki talep TMK m. 589 vd. kapsamında koruma önlemine yönelik olduğunda TMK m. 625'in icra yasağının doğmayacağı kabul edilmiştir. Sonuç: İcra takibi devam eder ve mirasçı süresiz şikayet imkanından yararlanamaz.
2. Bir aylık süreyi kaçırmak: Talep süre geçtikten sonra yapılırsa haklı sebep yoksa reddedilir. Sonuç: Üç aylık ret süresi de geçerse mirasçı terekenin borçlarından sınırsız sorumlu hale gelir.
3. Süre içinde terekeye karışmak: Mirasbırakanın alacağını tahsil etmek, malını satmak veya kamulaştırma bedelini almak terekenin olağan yönetimini aşar. Sonuç: Mirasçı ret hakkını ve bununla birlikte resmi defter tutulmasını isteme hakkını kaybeder (TMK m. 610/2).
4. Eksik araştırmaya dayalı deftere itiraz etmemek: Bilinen bir taşınmaz, işletme veya icra dosyasının deftere işlenmemesi halinde mirasçı eksik bir tabloya göre karar verir. Sonuç: Deftere yazılmayan ancak kusursuz olarak bildirilemeyen borçlar için zenginleşme ölçüsünde sorumluluk riski doğar.
9. Örnek Olay: Resmi Defter Tutma Sürecinin Takvimi
Aşağıdaki senaryo örnek niteliğindedir; gerçek kişi ve dosya bilgisi içermez. Mahkemenin ilan ve inceleme tarihlerini somut dosyaya göre belirlediği unutulmamalıdır.
10.03.2026: A, babasının ölümünü öğrenir. Bir aylık talep süresi 10.04.2026 tarihinde sona erer.
25.03.2026: A, babasının son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine TMK m. 619'a dayanarak başvurur. Bu tarihten itibaren babanın borçları için icra takibi yapılamaz.
15.04.2026 ve 15.05.2026: Mahkeme alacaklı ve borçluları iki kez ilanla çağırır; ilanlar arasında bir ay vardır.
15.06.2026: Mahkemenin ikinci ilandan itibaren bir ay olarak belirlediği bildirim süresi dolar ve defter kapanır.
16.07.2026: Mahkemenin belirlediği en az bir aylık inceleme süresi sona erer.
03.08.2026: Beyana çağrı A’ya tebliğ edilir. A, 03.09.2026 tarihine kadar seçimlik hakkını bildirmelidir; bildirmezse mirası deftere göre kabul etmiş sayılır.
Bu örnekte talepten beyan süresinin sonuna kadar yaklaşık beş buçuk ay geçer. Yargıtay uygulamasında bu süre boyunca başlatılmak istenen takipler, beyan süresinin sonuna kadar ertelenir.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Terekenin borç durumu belirsiz olan mirasçı için izlenecek yol şudur: Ölümün öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine, açıkça TMK m. 619'a dayanan bir dilekçeyle başvurmak; bilinen borç ve malvarlığı belgelerini dosyaya sunmak; defter kapandıktan sonraki bir aylık sürede dört seçenekten birini bildirmek.
En ciddi risk, talebin yanlış hukuki dayanakla yapılması veya süre içinde terekeye karışılmasıdır; her iki durumda da resmi defter tutmanın koruması kaybedilir. Kamu alacakları ve kefalet borçlarının kendine özgü sorumluluk rejimi ayrıca değerlendirilmelidir. Süreler kısa ve usul kuralları sıkı olduğundan, her aşamanın özenle yürütülmesi gerekir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Devlete Kalan Mirasta Resmi Defter Tutulur mu?
Mirasın Devlete geçtiği durumlarda resmi defter, mirasçı talebi aranmaksızın kendiliğinden tutulur (TMK m. 631). Devlet, mirasbırakanın borçlarından yalnızca kendisine geçen tereke değerleri ölçüsünde sorumludur. Diğer bütün durumlarda resmi defter tutma, ancak mirası reddetmeye hakkı olan bir mirasçının talebiyle başlar.
Mirasçı Defter Tutulurken Terekedeki Malları Kullanabilir mi?
Mirasçı, resmi defter tutulurken terekedeki malları serbestçe kullanamaz ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunamaz. Bu dönemde yalnızca gecikmesi terekeye zarar verecek zorunlu yönetim işlemleri yapılabilir; sulh hakimi bu işler için mirasçılardan birini yetkilendirebilir (TMK m. 624). Terekeyi sahiplenme anlamına gelen işlem, mirası kabul sonucunu doğurabilir.
Resmi Defter Tutmanın Masraflarını Kim Karşılar?
Resmi defter tutma masrafları öncelikle terekeden karşılanır (TMK m. 623). Tereke mevcudu masrafları karşılamaya yetmiyorsa veya o anda nakit sağlanamıyorsa, masraflar sonradan terekeden mahsup edilmek üzere talepte bulunan mirasçıdan avans olarak alınır. Başvuru harcı ve gider avansı tutarları her yıl yeniden belirlenir.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 27.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 589 vd., m. 605 vd., m. 610, m. 619-632 — https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
- Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük, m. 40-44
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 16/2, m. 258
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 7
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli, 2016/18802 E. ve 2020/8538 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli, 2017/170 E. ve 2020/8453 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli, 2016/14855 E. ve 2020/5042 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli, 2020/5757 E. ve 2021/1942 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.01.2021 tarihli, 2020/4416 E. ve 2021/270 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli, 2022/1006 E. ve 2022/2705 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli, 2024/4959 E. ve 2024/5231 K. sayılı İlamı
- Danıştay 4. Dairesinin 23.10.2025 tarihli, 2024/2922 E. ve 2025/5554 K. sayılı Kararı
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihli, 2019/1278 E. ve 2021/529 K. sayılı Kararı
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 16.07.2025 tarihli, 2025/677 E. ve 2025/823 K. sayılı Kararı




