...
Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasbırakanın vefatı ile tereke borçlarının yasal varislere geçmesini ve mirasçının borçlardan sorumluluğu kapsamında doğan müteselsil şahsi yükümlülükleri sembolize eden; açık gri masa üzerinde boş beyaz bir yasal evrak, siyah bir imza kalemi, beyaz maket ev figürü, okuma gözlüğü ve ahşap hakim tokmağını gösteren kurumsal miras ve icra hukuku görseli.

Mirasçının Borçlardan Sorumluluğu: Mirasbırakanın Borçları Kime Geçer?

Temmuz 15, 2026
Vefat eden murisin bankalarda bulunan mevduat, vadeli-vadesiz hesap ve kiralık kasa varlıklarının tespiti ile miras bırakanın banka hesaplarına erişim sürecini sembolize eden; modern bir finans merkezinin cam dış cephesinde yer alan büyük altın sarısı renkli "BANK" tabelasını ve gökyüzüne doğru uzanan kurumsal banka binasını gösteren mimari hukuk görseli.

Miras Bırakanın Banka Hesaplarına Erişim: Mirasçıların Hakları ve Sınırları

Temmuz 16, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Resmi Defter Tutma ile Mirasın Kabulü: Şartlar, Süreçler ve Sorumluluk Sınırı

Makale Yol Haritası
Talep Şartları ➔ Defter Tutma Usulü ➔ İcra ve Dava Yasağı (TMK m. 625) ➔ Seçimlik Haklar ➔ Sorumluluğun Sınırı

Resmi defter tutma, mirası reddetmeye hakkı olan mirasçının talebi üzerine sulh hukuk mahkemesince terekenin aktif ve pasifinin resmî bir kütüğe kaydedilmesi ve mirasçının sorumluluğunun kural olarak bu deftere yazılan borçlarla sınırlanması usulüdür (TMK m. 619 vd.). Türk miras hukukunda mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kendiliğinden kazanır; bu külli halefiyet ilkesi, terekenin pasifi aktifini aşıyorsa mirasçının kişisel malvarlığını da tehlikeye sokar.

Mirasçı, bu riskle karşılaştığında yalnızca "kabul" veya "ret" arasında sıkışmış değildir. Terekenin gerçek durumunu öğrenmeden karar vermek zorunda kalmamak için, ölümü öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilir. Bu talep, kararın ertelenmesini sağladığı gibi, sürecin devamı boyunca mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılmasını da engeller (TMK m. 625).

Bu rehberde resmi defter tutma talebinin şartları, mahkemenin izlemesi gereken usul, sürecin icra ve dava üzerindeki dondurucu etkisi, defter kapandıktan sonra mirasçıya tanınan dört seçimlik hak ve deftere göre kabulde sorumluluğun sınırları güncel yargı kararlarıyla birlikte incelenmektedir.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Resmi Defter Tutma Nedir?

Resmi defter tutma, mirası reddetmeye hakkı olan mirasçının talebiyle sulh hukuk mahkemesinin terekenin alacak ve borçlarını resmî bir deftere kaydetmesidir. Mirasçı, defteri gördükten sonra mirası kabul veya ret konusunda karar verir; deftere göre kabulde sorumluluğu kural olarak deftere yazılan borçlarla sınırlı kalır (TMK m. 619, 628).

Kurum, mirasçının "bilgi sahibi olmadan sorumlu tutulmama" menfaati ile tereke alacaklılarının haklarını belirli bir usul içinde tasfiye etme menfaati arasında denge kurar. Alacaklı, alacağını süresinde deftere yazdırdığı takdirde mirasçının kişisel malvarlığına da başvurma imkânı kazanır; yazdırmadığı takdirde ise kural olarak bu imkânı yitirir.

📜 KANUN METNİ — 

"Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 619/1

1.1. Kurumun Üç Temel İşlevi

Yargıtay, resmi defter tutmanın işlevlerini üç başlık altında toplamaktadır: terekenin gerçek durumunu öğrenme, sorumluluğu sınırlama ve mirası ret ya da kabul sürelerini uzatma. Bu üç işlev, kurumun neden salt bir "tespit" işleminden ibaret olmadığını da açıklar.

"Resmi defter tutmanın terekenin gerçek durumunu öğrenme, sorumluluğunu sınırlama ve mirası ret ya da kabul sürelerini uzatma şeklinde üç önemli işlevi bulunmaktadır."

— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli, 2016/18802 E. ve 2020/8538 K. sayılı İlamı

1.2. Terekenin Tespiti ile Resmi Defter Tutma Arasındaki Kritik Fark

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, TMK m. 589 vd. uyarınca bir koruma önlemi olarak istenen "terekenin tespiti" ile TMK m. 619 vd. uyarınca istenen "resmi defter tutma" talebinin birbirine karıştırılmasıdır. Aradaki fark yalnızca terminolojik değildir; sonuçları doğrudan etkiler.

Terekenin tespiti, ölüm anındaki tereke unsurlarını belirlemeye yönelik bir koruma tedbiridir. Resmi defter tutma ise mirasçının seçimlik haklarına esas teşkil eder ve TMK m. 625'in dondurucu etkisini doğurur. Bu nedenle, dilekçede yalnızca TMK m. 589 ve devamına dayanılmışsa, icra takiplerinin durdurulması sonucu doğmaz.

"Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır."

— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli, 2022/1006 E. ve 2022/2705 K. sayılı İlamı

Karara konu olayda, sulh hukuk mahkemesindeki dava dilekçesinde TMK m. 619 uyarınca resmi defter tutulması talebi bulunmadığı, talebin TMK m. 589 ve devamındaki koruma önlemlerine yönelik olduğu açıkça belirtildiğinden, TMK m. 625 gereğince takip yapılamayacağı sonucuna varılamayacağı kabul edilmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

2. Resmi Defter Tutma Talebinin Şartları Nelerdir?

Resmi defter tutma talebi için üç şart aranır: talepte bulunanın yasal veya atanmış mirasçı olması, mirası reddetme hakkını henüz yitirmemiş olması ve talebini ret süresinin başladığı andan itibaren bir ay içinde sulh hâkimine iletmesidir. Mirasçılardan birinin talebi, diğer mirasçılar bakımından da sonuç doğurur.

2.1. Talep Ehliyeti: Mirası Reddetmeye Hakkı Olan Mirasçı

Talep hakkı, külli halef sıfatını taşıyan yasal ve atanmış mirasçılara aittir. Mirası açıkça ya da örtülü olarak kabul etmiş, mirası reddetmiş veya mirasçılıktan yoksunluk gibi bir sebeple ret hakkını yitirmiş kişi, resmi defter tutulmasını isteyemez.

Vasiyet alacaklıları, vasiyeti yerine getirme görevlisi ve mirasbırakanın alacaklıları bu talebi ileri süremez. Buna karşılık mirasın Devlete geçtiği hâllerde resmi defterin tutulması, talebe gerek olmaksızın zorunludur (TMK m. 631).

Ret süresi dolmadan terekeye mirasçı sıfatıyla karışan, terekenin olağan yönetimi kapsamına girmeyen işlemler yapan mirasçı mirası reddedemez; ret hakkını yitiren mirasçının resmi defter tutulmasını isteme hakkı da düşer.

2.2. Bir Aylık Süre ve Başlangıcı

Talep, mirası ret hakkının başladığı andan itibaren bir ay içinde kullanılmalıdır. Bu sürenin başlangıcı, yasal mirasçılar bakımından mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; atanmış mirasçılar bakımından ise mirasçı olduklarının kendilerine resmen bildirildiği andır.

Sürenin mirasın reddi için öngörülen üç aylık süreden kısa tutulmasının sebebi, defter tutmanın diğer seçenekleri ortadan kaldırmayıp yalnızca ertelemesidir. Haklı bir sebebin varlığı hâlinde hâkimin süreyi uzatması ya da yeni süre vermesi mümkündür.

2.3. Bir Mirasçının Talebi Diğerlerini de Kapsar mı?

Evet. Mirasçılardan yalnızca birinin resmi defter tutulmasını istemesi, süreci tüm tereke bakımından başlatır ve mirası henüz kabul veya ret etmemiş diğer mirasçılar da bu talebin koruyucu sonuçlarından yararlanır. Bu husus, özellikle kamu alacaklarından doğan ödeme emirlerine karşı açılan davalarda belirleyici olmaktadır.

Mirasçılardan birinin bir aylık süre içinde terekenin resmi defterinin tutulmasını talep etmesi hâlinde, bu talebin diğer mirasçılar bakımından da etkili olacağı; defter tutma aşaması sürerken mirası açıkça kabul ettiğini beyan etmeyen mirasçıların mirasçılık sıfatının bulunduğunun kabul edilemeyeceği ve murisin amme borçları nedeniyle bu mirasçılar yönünden takip yapılamayacağı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

— Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli, 2024/4959 E. ve 2024/5231 K. sayılı İlamı

3. Resmi Defter Nasıl Tutulur? Usul ve Aşamalar

Resmi defter, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince tutulur. Mahkeme, alacaklı ve borçluları bir ay arayla iki defa ilanla çağırır; tapu, banka ve trafik sicili kayıtlarını araştırır; gerekirse bilirkişi eşliğinde keşif yapar. İlan süresinin dolmasıyla defter kapanır ve en az bir ay incelemeye açık tutulur.

3.1. İki Kez İlan Zorunluluğu

Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklılarını ve borçlularını —kefaletten doğan alacak ve borçlar dâhil— bildirimde bulunmaya çağırmak üzere bir ay arayla iki defa ilan yapmakla yükümlüdür (TMK m. 621). Bildirim süresi, ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır. Tek ilanla yetinilmesi usule aykırıdır ve bozma sebebidir.

İlanda alacaklılar, alacaklarını süresinde bildirmemenin TMK m. 629'da öngörülen sonuçları bakımından ayrıca uyarılır.

Somut olayda mahkemenin ulusal bir gazetede tek ilan yapmakla yetinerek defteri tuttuğu, ayrıca TMK m. 626 uyarınca her mirasçının bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılması gerekirken yalnızca davacıya on beş günlük süre verildiği; kanunda belirtilen usullere uyulmaksızın hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli, 2016/14855 E. ve 2020/5042 K. sayılı İlamı

3.2. Tereke Aktifinin ve Pasifinin Araştırılması

Mahkemenin görevi ilanla sınırlı değildir. Tereke aktifinin tespiti için ölüm tarihi itibarıyla tapu kayıtları, banka mevduat hesapları ve trafik sicilindeki araç kayıtları ilgili kurumlardan sorulmalı; tespit edilen taşınmaz ve araçlar için uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak değerleri belirlenmeli ve deftere kaydedilmelidir.

Murise ait ticari işletmelerin araştırılmaması, defterin eksik incelemeye dayalı kalmasına ve kararın bozulmasına yol açar. Aynı şekilde, mirasçının bildirdiği icra dosyalarının ilgili icra dairelerinden getirtilerek deftere işlenip işlenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir.

Kararda; mahkemece tereke mevcudunun araştırılmadığı ve yasal zorunluluğa rağmen tereke defterinin tutulmadığı, UYAP üzerinden alınan TAKBİS raporuna göre muris adına kayıtlı on bir taşınmaz bulunduğu tespit edilmiş; tereke aktifinin belirlenmesi amacıyla ölüm tarihi itibarıyla tapu, banka ve emniyet müdürlüklerine yazı yazılması ve tespit edilen taşınmaz ile araçlar için bilirkişi refakatinde keşif yapılarak değerlerinin deftere kaydedilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli, 2017/170 E. ve 2020/8453 K. sayılı İlamı

3.3. Defterin Kapanması, İnceleme ve Giderler

İlanda belirtilen bildirim süresinin dolmasıyla defter tutma işlemi sona erer; bu andan sonra deftere yeni kayıt yapılamaz. Defterin her sayfası mühürlenerek hâkim ve görevli kâtip tarafından imzalanır ve defter, hâkimin belirleyeceği en az bir aylık süre boyunca ilgililerin incelemesine açık tutulur (TMK m. 623).

Defter tutma giderleri öncelikle terekeden karşılanır. Tereke mevcudu giderleri karşılamaya yetmiyorsa veya o anda nakit temini mümkün değilse, sonradan terekeden mahsup edilmek üzere talepte bulunan mirasçıdan avans alınır.

Resmi Defter Tutma Sürecinin Asamalari ve Süreleri
Asama Islem Süre / Dayanak
1. Talep Sulh hukuk mahkemesine yazili veya tutanaga geçirilen sözlü beyanla basvuru 1 ay (TMK m. 619/2)
2. Ilan Alacakli ve borçlularin çagrilmasi için bir ay arayla iki kez ilan Bildirim süresi ikinci ilandan itibaren en az 1 ay (TMK m. 621)
3. Yazim Tapu, banka, trafik sicili arastirmasi; gerekirse bilirkisi ve kesif TMK m. 620
4. Inceleme Defterin ilgililerin incelemesine açik tutulmasi En az 1 ay (TMK m. 623)
5. Beyan Mirasçilarin seçimlik haklarini kullanmaya çagrilmasi 1 ay; sükût hâlinde deftere göre kabul (TMK m. 626-627)

4. Resmi Defter Tutulurken İcra Takibi Yapılabilir mi?

Hayır. TMK m. 625 uyarınca resmi defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, zamanaşımı işlemez ve acele hâller dışında davalara devam edilemeyeceği gibi yeni dava da açılamaz. Bu yasağa aykırı başlatılan takibe karşı mirasçıların başvurusu şikâyet niteliğindedir ve süresiz olarak ileri sürülebilir.

📜 KANUN METNİ — 

"Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında, davalara devam edilemeyeceği gibi, yeni dava da açılamaz."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 625

4.1. İcra Takibi Yasağı ve Süresiz Şikâyet

Tereke defterinin tutularak tespiti sonucunda mirasçılar mirasın reddi veya kabulü konusunda karar verebileceğinden, kanun koyucu bu süre boyunca mirasbırakanın borçları için takip yapılmasını yasaklamıştır. Bu yasağa rağmen başlatılan takibe karşı mirasçının icra mahkemesine başvurusu, İİK m. 16/2 uyarınca süreye bağlı olmaksızın yapılabilen bir şikâyettir.

"Terekenin defterinin tutularak tespiti sonucunda, mirasçılar mirasın reddi veya kabulü konusunda karar verebileceklerinden, TMK'nın 625. maddesi gereğince resmi defter tutulması devam ettiği sürece, mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz."

— Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli, 2020/5757 E. ve 2021/1942 K. sayılı İlamı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 13.01.2021 tarihli, E: 2020/4416, K: 2021/270 sayılı kararında da; muris hakkında sulh hukuk mahkemesinde TMK m. 619 vd. kapsamında resmi defter tutulması davası derdest iken taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip bakımından, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

4.2. Davalara Etkisi ve "Acele Hâller" İstisnası

TMK m. 625 yalnızca icra takibini değil, dava yolunu da kapsar. Derdest davalar durur, yeni dava açılamaz. Uygulamada bölge adliye mahkemeleri, resmi defter tutma davası derdest iken karar veren ilk derece mahkemesinin kararlarını, bu dosyanın bekletici mesele yapılmaması gerekçesiyle kaldırmaktadır (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E: 2019/1278, K: 2021/529, T: 08.04.2021).

Bununla birlikte, sulh hukuk mahkemesinin somut olayda davaya devam edilmesinin terekenin aktif ve pasif dengesini etkilemeyeceği yönünde görüş bildirmesi hâlinde, görülmekte olan davanın sonuçlandırılmasında engel kalmadığı kabul edilebilmektedir (Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2018/859, K: 2022/534, T: 30.06.2022 — ilk derece mahkemesi kararıdır; içtihat değeri sınırlıdır).

4.3. İhtiyati Haciz Talepleri Bakımından Durum

TMK m. 625'te ihtiyati haczin açıkça sayılmamış olması, uygulamada tartışma doğurmaktadır. Bölge adliye mahkemeleri, defter tutma süreci devam ederken mirasçının mirasbırakanın borçlarından sorumluluğunun henüz doğmadığı gerekçesiyle, İİK m. 258 anlamında yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini kabul ederek ihtiyati haciz kararlarını kaldırmaktadır.

Kararda; mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesinde terekenin tespiti ve defterinin tutulmasının talep edildiği ve dosyanın derdest olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden mirasçıların murisin borçlarından sorumluluğunun ancak resmi defterin tutulmasından sonra mirası kabul etmeleri hâlinde söz konusu olacağı, dolayısıyla mirasçılar hakkında yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)

— Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 16.07.2025 tarihli, 2025/677 E. ve 2025/823 K. sayılı İlamı

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de E: 2022/3031, K: 2023/163, T: 03.02.2023 sayılı kararında; alacağın tereke resmi defterine kaydedilip kaydedilmediği, mirasçının TMK m. 627 uyarınca beyanda bulunup bulunmadığı ve kefalet borçları bakımından TMK m. 630 kapsamındaki sınırlı sorumluluğun ne olacağı açıklığa kavuşturulmadan ihtiyati haciz talep edenin net alacağının belirlenemeyeceğini vurgulayarak ihtiyati haczin kaldırılmasına karar vermiştir.

TMK m. 625 Uyarinca Defter Tutma Süresince Islemlerin Durumu
Islem Türü Hukuki Durum
Icra takibi Mirasbirakanin borçlari için yapilamaz; süresiz sikâyete tabidir (IIK m. 16/2)
Zamanasimi Islemez; hak düsürücü süreler ise islemeye devam eder
Dava açma / devam Acele hâller disinda yeni dava açilamaz, derdest davalara devam edilemez
Ihtiyati haciz Sorumluluk henüz dogmadigindan yaklasik ispat sarti gerçeklesmemis sayilabilir
Yönetim islemleri Yalnizca gecikmesi terekeye zarar verecek zorunlu isler yapilabilir (TMK m. 624)

5. Defter Kapandıktan Sonra Mirasçının Seçimlik Hakları Nelerdir?

İnceleme süresi bittikten sonra her mirasçı bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Mirasçının dört seçeneği vardır: mirası reddetmek, resmi tasfiye istemek, mirası kayıtsız şartsız kabul etmek veya tutulan deftere göre kabul etmek. Süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır (TMK m. 627/2).

📜 KANUN METNİ — 

"Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi, tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 626

📜 KANUN METNİ — 

"Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir. Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 627

Sükûtun sonucu, kurumun en kritik yönüdür: mirasçı hiçbir beyanda bulunmasa dahi, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu, mirasçıyı korumaya yönelik bir varsayımdır; zira aksi hâlde üç aylık ret süresinin geçirilmesi mirasın kayıtsız şartsız kabulü sonucunu doğururdu.

Seçimler birbirinden bağımsızdır; her mirasçı kendi tercihinin sonucuna tabi olur. Ancak mirasçılardan biri mirası kayıtsız şartsız veya tutulan deftere göre kabul ederse, diğer mirasçıların resmi tasfiye talebi hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 632/2).

6. Deftere Göre Kabulde Mirasçının Sorumluluğu Ne Kadardır?

Deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer. Ancak bu borçlardan mirasçı hem tereke malları hem de kendi kişisel malvarlığı ile sorumludur. Yani sorumluluk kişiseldir; sınırlı olan, sorumluluğun kapsamı değil miktarıdır.

6.1. Deftere Yazılan Borçlar: Kişisel Malvarlığı ile Sorumluluk

Yaygın bir yanlış kanının aksine, deftere göre kabulde mirasçının sorumluluğu tereke mallarıyla sınırlı değildir. Mirasçı, deftere yazılmış borçlardan kişisel malvarlığıyla da sorumludur; sınırlama, hangi borçlardan sorumlu olunacağı noktasındadır.

📜 KANUN METNİ — 

"Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 628

6.2. Deftere Yazılmayan Borçlar

Alacağını ilanda belirtilen süre içinde kusurlu olarak bildirmeyen alacaklıya karşı mirasçı, kural olarak ne kişisel mallarıyla ne de terekeden kendisine geçen mallarla sorumlu tutulur (TMK m. 629/1). Buna karşılık alacaklının kusuru olmaksızın alacağı deftere geçirilmemişse, mirasçı mirastan zenginleştiği ölçüde sorumlu olur (TMK m. 629/2).

Rehinle güvence altına alınmış alacaklar bu kuralın dışındadır; deftere yazılmasa dahi alacaklı rehni paraya çevirerek alacağını tahsil edebilir (TMK m. 629/3).

6.3. Kefalet Borçları: Sınırlı Sorumluluk

Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları, defterde ayrı bir yere yazılır. Bu borçlardan mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olsa bile, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklısına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumludur. Bu, uygulamada özellikle banka kredilerine kefil olan murisin mirasçıları bakımından belirleyici bir korumadır.

📜 KANUN METNİ — 

"Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 630

6.4. Kamu Alacakları: TMK'nın Aşıldığı Alan

Kamu alacakları bakımından rejim farklıdır. 6183 sayılı Kanun m. 7, mirasın tutulan defter mucibince kabulü hâlinde mirasçının, alacak deftere kaydedilmemiş olsa dahi, mirastan kendisine düşen miktarla sorumlu olacağını öngörür. Yani TMK m. 629'un koruyucu etkisi amme alacakları bakımından geçerli değildir.

📜 KANUN METNİ — 

"(1)Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün dışındadır. (2)Mirasın tutulan defter mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür. (3)Defter tutma muamelesinin devamı müddetince satış yapılamaz."

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 7

Buna karşılık kamu alacağının tamamının tek bir mirasçıdan istenmesi hukuka aykırıdır. Danıştay Dördüncü Dairesi, E: 2024/2922, K: 2025/5554, T: 23.10.2025 sayılı kararında; kanuni temsilcinin vefatı hâlinde amme alacağının mirası reddetmeyen mirasçılardan hisseleri oranında tahsil edilebileceğini, borcun tamamının tek bir mirasçıdan istenmesine ilişkin ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığını belirterek aksi yöndeki kararı bozmuştur.

Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E: 2023/992, K: 2025/446, T: 18.06.2025 sayılı kararında; TTK m. 82/8 uyarınca mirasın resmî tasfiyesi hâlinde defter ve kâğıtların on yıl süreyle sulh mahkemesince saklanacağı düzenlemesine işaret ederek, bu hâlde defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyatların hukuka uygun olmadığı yönündeki ısrar kararını onamıştır.

Deftere Göre Kabulde Mirasçinin Sorumluluk Rejimi
Borç Türü Sorumlulugun Kapsami Dayanak
Deftere yazilan borçlar Hem tereke mallari hem kisisel malvarligi ile tam sorumluluk TMK m. 628
Kusurlu olarak bildirilmeyen borçlar Kural olarak sorumluluk yoktur TMK m. 629/1
Kusursuz olarak bildirilemeyen borçlar Mirastan zenginlesme ölçüsünde sorumluluk TMK m. 629/2
Rehinle güvence altina alinan alacaklar Deftere yazilmasa dahi rehnin paraya çevrilmesi mümkündür TMK m. 629/3
Kefalet borçlari Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde alacakliya düsecek miktarla sinirli TMK m. 630
Amme (kamu) alacaklari Deftere kaydedilmemis olsa dahi miras payi oraninda sorumluluk 6183 s. K. m. 7

7. Sonuç ve Değerlendirme

Resmi defter tutma, külli halefiyet ilkesinin mirasçı aleyhine doğurabileceği ağır sonuçları dengeleyen bir emniyet mekanizmasıdır. Terekenin borç yükü net olarak bilinmediğinde, mirası doğrudan kabul etmek veya aceleyle reddetmek yerine, mahkeme eliyle terekenin aktif ve pasifini tespit ettirmek hem karar için zaman kazandırır hem de sorumluluğu bilinen borçlarla sınırlar.

Kurumun etkinliği, usule tam uyulmasına bağlıdır. Talebin bir aylık süre içinde ve TMK m. 619'a açıkça dayanılarak yapılması, mahkemenin iki ilan yükümlülüğünü yerine getirmesi ve tereke aktifinin eksiksiz araştırılması, sürecin bozma ile geri dönmemesi bakımından belirleyicidir. Dilekçede yalnızca TMK m. 589 vd. koruma önlemlerine dayanılması hâlinde, TMK m. 625'in icra ve dava yasağı doğmaz.

Alacaklılar bakımından ise süreç, alacağı deftere yazdırmanın hukuki değerini ortaya koyar: süresinde bildirim yapan alacaklı mirasçının kişisel malvarlığına da başvurabilirken, bildirimde bulunmayan alacaklı bu imkânı kural olarak yitirir. Kefalet borçları ve amme alacakları ise kendine özgü rejimlere tabi olup ayrı değerlendirme gerektirir.

Süreç, hak düşürücü nitelikteki kısa sürelere ve teknik usul kurallarına dayandığından, somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi ve hukuki süreçlerin profesyonelce yürütülmesi önem taşır.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Resmi defter tutma davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Resmi defter tutma talebi, mirası ret hakkının başladığı andan itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesine yapılmalıdır. Yasal mirasçılarda süre ölümün öğrenildiği, atanmış mirasçılarda ise mirasçılığın resmen bildirildiği anda başlar. Haklı sebep hâlinde hâkim süreyi uzatabilir.
2Resmi defter tutulurken icra takibi yapılabilir mi?
Hayır. TMK m. 625 uyarınca resmi defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu yasağa aykırı başlatılan takibe karşı mirasçının icra mahkemesine başvurusu şikâyet niteliğinde olup İİK m. 16/2 uyarınca süresiz olarak ileri sürülebilir.
3Terekenin tespiti ile resmi defter tutma aynı şey midir?
Hayır. Terekenin tespiti, TMK m. 589 vd. uyarınca bir koruma önlemidir ve icra takiplerini durdurmaz. Resmi defter tutma ise TMK m. 619 vd. kapsamında mirasın kabul veya reddine esas olup TMK m. 625'in icra ve dava yasağını doğurur. Dilekçedeki hukuki dayanak belirleyicidir.
4Beyanda bulunmayan mirasçının durumu ne olur?
Defteri inceleme süresi bittikten sonra tanınan bir aylık süre içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır (TMK m. 627/2). Bu, mirasçı lehine getirilmiş bir varsayımdır ve kayıtsız şartsız kabulün sonuçlarını doğurmaz.
5Deftere göre kabulde mirasçı kişisel malvarlığıyla sorumlu olur mu?
Evet. Mirasçı, deftere yazılmış borçlardan hem tereke malları hem de kendi kişisel malvarlığı ile sorumludur (TMK m. 628). Sınırlama, sorumluluğun niteliğinde değil kapsamındadır: deftere yazılmayan borçlardan kural olarak sorumluluk doğmaz.
6Sample question
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Mauris eu massa orci.