Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerin evlilik birliği içindeki mal varlığı yönetimini ve olası bir boşanma durumunda tasfiye esaslarını belirleyen edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi imza anını; arka planda beyaz güllerden oluşan bir gelin buketi ve damat adayı eşliğinde, resmi nikah veya noter huzurunda yasal mal rejimi sözleşmesini tükenmez kalemle imzalayan gelin adayının elini yakından gösteren kurumsal aile hukuku görseli.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Sözleşmesi: Şartları, Geçerliliği ve Tasfiyesi

11 Temmuz 2026
Eşlerin boşanma sürecinde diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla mülk devretmesi veya gizlemesi gibi boşanmada mal kaçırma eylemlerine karşı açılan davaları ve mahkeme kararlarını sembolize eden; ortadan ikiye ayrılmış bir maket ev figürünün arkasında havada duran hakim tokmağını ve bulanık arka planda cübbeli bir hukukçuyu gösteren kurumsal aile hukuku görseli.

Boşanmada Mal Kaçırma Amaçlı Devirler ve TMK 229: Eklenecek Değerler Rehberi

12 Temmuz 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Yurt Dışı Boşanma Tanıma Tenfiz: Dava ve Nüfusa Tescil Yolları


Yurt dışı boşanma tanıma tenfiz süreci, yabancı ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’de hüküm doğurması için izlenen yoldur. Yalnızca boşanma içeren karar, şartları varsa dava açmadan dış temsilcilik veya il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğü aracılığıyla nüfusa tescil edilebilir; nafaka, velayet veya tazminat hükümlerinin Türkiye’de uygulanması için Aile Mahkemesinde tenfiz davası açılır.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının önemli bir kısmı, evliliklerini bulundukları ülkenin mahkemesinde sona erdirir. Ancak yabancı mahkemede verilen karar Türk nüfus kütüğüne kendiliğinden yansımaz ve eşler Türkiye’de yıllarca evli görünmeye devam edebilir. Bu durum; yeniden evlenme, miras, mal paylaşımı ve nafakanın tahsili gibi konularda beklenmedik sonuçlar doğurur.

Türkiye’de açılan bir boşanma davası ile yurt dışında alınmış bir kararın Türkiye’ye taşınması farklı kurallara tabidir. Yabancı kararın Türkiye’de etkili olması için hangi yolun seçileceği; kararın içeriğine, eşlerin birlikte hareket edip edemeyeceğine ve kararda icra gerektiren bir hüküm bulunup bulunmadığına göre belirlenir.

1. Yurt Dışı Boşanma Tanıma Tenfiz Nedir?

Yurt dışı boşanma tanıma tenfiz, yabancı ülke makamınca verilen boşanma kararının Türk hukukunda kesin hüküm etkisi veya icra kabiliyeti kazanması için başvurulan hukuki süreçtir. Tanınmayan veya nüfusa tescil edilmeyen yabancı boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz; bu nedenle eşler Türk nüfus kaydında evli görünmeye devam eder.

Yabancı kararların Türkiye’deki etkisi, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 50-59 ile düzenlenmiştir. MÖHUK m. 58/3 uyarınca yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de idari bir işlem yapılması da tanıma usulüne tabidir. Bu nedenle nüfus müdürlüğü, yabancı bir boşanma kararını tanıma kararı veya kanunda öngörülen idari tescil işlemi olmadan aile kütüğüne işleyemez.

Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümleri saklıdır (MÖHUK m. 1/2). Kararın verildiği ülkeyle Türkiye arasında ikili bir adli yardım sözleşmesi varsa, belge ve onay şartları bakımından o sözleşme de ayrıca incelenmelidir.

KANUN METNİ —

''Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.''

— 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 58/1

2. Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark Nedir?

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesidir (MÖHUK m. 58). Tenfiz ise yabancı kararın Türkiye’de icra edilebilmesini sağlayan mahkeme kararıdır (MÖHUK m. 50). Yalnızca boşanma hükmü için tanıma yeterlidir; nafaka, tazminat veya çocuk teslimi gibi icra gerektiren hükümler için tenfiz istenir.

Boşanma kararı, statüyü değiştiren yenilik doğurucu bir hükümdür ve uygulanması için icra dairesinin harekete geçmesini gerektirmez. Buna karşılık nafaka veya tazminat ödenmesine ilişkin hüküm, borçlu ödemediğinde icra yoluyla tahsil edilmesi gereken bir eda hükmüdür. Tanıma ile tenfiz arasındaki en önemli usul farkı karşılıklılık şartıdır: tenfizde aranan bu şart, tanımada uygulanmaz (MÖHUK m. 58/1).

Tek bir yabancı karar, hem tanınacak hem de tenfiz edilecek hükümler içerebilir. MÖHUK m. 52/1-c uyarınca tenfiz kararın yalnızca bir kısmı için istenebilir ve mahkeme ilamın kısmen veya tamamen tenfizine karar verebilir (MÖHUK m. 56). Bu nedenle dilekçede, boşanma hükmü için tanıma ve nafaka hükmü için tenfiz talebinin ayrı ayrı ve açıkça yazılması gerekir.

Tanıma, Tenfiz ve İdari Tescil Karşılaştırması
Ölçütİdari TescilTanımaTenfiz
DayanakNHK m. 27/AMÖHUK m. 58MÖHUK m. 50
MerciDış temsilcilik veya il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüAile MahkemesiAile Mahkemesi
KapsamBoşanma, butlan, iptal, evliliğin yokluğuBoşanma statüsüNafaka, tazminat, velayet gibi icrai hükümler
Diğer eşin katılımıKural olarak gerekliGerekli değil, dava yöneltilirGerekli değil, dava yöneltilir
KarşılıklılıkAranmazAranmazAranır
SonuçAile kütüğüne tescilKesin hüküm ve kesin delil etkisiTürk ilamı gibi icra edilebilirlik

2.1. Hangi Yolun İzleneceğine İlişkin Karar Ağacı

Kararda yalnızca boşanma var ve eşler başvuruya katılabiliyor: Dış temsilcilikte veya il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünde idari tescil (NHK m. 27/A).

Kararda yalnızca boşanma var, ancak diğer eş başvurmuyor veya ulaşılamıyor: Aile Mahkemesinde tanıma davası.

Eşlerden biri ölmüş ya da yabancı uyruklu: Türk vatandaşı eşin tek başına idari tescil başvurusu.

Kararda nafaka, tazminat, velayet veya çocuk teslimi var ve bu hükmün Türkiye’de uygulanması gerekiyor: Boşanma için idari tescil veya tanıma; icrai hükümler için tenfiz davası.

Aynı karar hakkında Türkiye’de açılmış, devam eden veya reddedilmiş dava var: İdari yol kapalıdır (Tescil Yönetmeliği m. 9/6); mevcut davanın durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

2.2. Velayet ve Nafaka Hükümlerinin Durumu

İdari tescil kararı yalnızca boşanma statüsü bakımından sonuç doğurur. Yabancı Ülke Adli veya İdari Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik (Tescil Yönetmeliği) m. 9/5, velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat hükümleri için MÖHUK uyarınca ayrıca dava açılmasını öngörür.

Yabancı velayet hükmünün Türkiye’de zorla uygulanması tenfize bağlıdır. Velayetin Türk mahkemesince değiştirilmesi veya yeniden düzenlenmesi ise tenfizden bağımsız bir velayet davası konusudur.

Çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek başka bir ülkeye götürülmesi veya orada alıkonulması halinde gündeme gelen yol, tenfiz davasından ayrı yürüyen Lahey Sözleşmesi kapsamında iade başvurusudur.

3. Yabancı Boşanma Kararı Dava Açmadan Nüfusa Nasıl Tescil Edilir?

İdari tescil, yabancı ülkede verilen boşanma, butlan veya iptal kararının dava açılmadan, dış temsilcilik ya da il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğü bünyesindeki komisyonun kararıyla aile kütüğüne işlenmesidir (NHK m. 27/A). Eşler kural olarak birlikte başvurur; ayrı başvurularda iki başvuru arasındaki süre 90 günü geçemez.

İdari tescil yolu, 690 sayılı KHK ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na (NHK) eklenen 27/A maddesiyle 2017'de getirilmiş ve 7077 sayılı Kanunla aynen kabul edilmiştir. 7226 sayılı Kanunla 2020'de yapılan değişiklik, eşlerden birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı eşin tek başına başvurmasına imkan tanımıştır.

KANUN METNİ —

''(1) Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.''

— 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A-1

3.1. Başvuru Yapılacak Merciler

Başvuru, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki Türk dış temsilciliğine yapılır. Yurt içinde ise eşlerden birinin yerleşim yeri il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğü yetkilidir (Tescil Yönetmeliği m. 5).

Eşlerin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa başvuru Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa veya Van il müdürlüklerinden birine yapılır. Dış temsilcilik yalnızca o ülkenin makamlarınca verilen kararlar için yetkilidir; üçüncü bir ülkede alınan karar için o ülkenin temsilciliğine veya yurt içindeki il müdürlüğüne başvurulur.

3.2. Birlikte Başvuru Kuralı ve İstisnaları

Başvuru eşler tarafından bizzat, kanuni temsilcileri veya özel vekaletnameyle yetkilendirilmiş vekilleri aracılığıyla yapılır. Eşlerin aynı anda hazır bulunması zorunlu değildir; ancak ayrı ayrı yapılan iki başvuru arasındaki süre 90 günü geçemez (Tescil Yönetmeliği m. 6/1).

Eşlerden biri ölmüş ya da yabancı uyruklu ise Türk vatandaşı eşin tek başına başvurusu kabul edilir (Tescil Yönetmeliği m. 6/2). Evliliği sona eren kişilerin tescil talebinden önce ölmüş olması halinde hukuki yararı bulunanlar da başvurabilir; ancak tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşmiş boşanmalar bu imkanın dışındadır (Tescil Yönetmeliği m. 6/3).

Önemli: Diğer eş 90 gün içinde başvurmazsa birlikte başvuru şartı gerçekleşmez. Bu durumda idari yol sonuç vermez ve boşanmanın Türkiye’de geçerlilik kazanması için Aile Mahkemesinde tanıma davası açılması gerekir.

3.3. Başvuruda İstenen Belgeler

Tescil Yönetmeliği m. 7 uyarınca şu belgeler zorunludur:

  • Başvuru formu.
  • Usulüne göre onaylanmış karar aslı ile noter, dış temsilcilik veya apostil şerhiyle onaylanmış Türkçe tercümesi.
  • Kararda kesinleşme şerhi yoksa kesinleşmeyi gösteren onaylı belge ve onaylı Türkçe tercümesi.
  • Kimlik veya pasaport fotokopileri; eşlerden biri yabancıysa belgelerin noter onaylı Türkçe tercümesi.
  • Vekil aracılığıyla başvuruda noterce düzenlenmiş fotoğraflı özel vekaletname.
  • Eşlerden biri ölmüşse onaylı ölüm belgesi ve Türkçe tercümesi.
  • Aynı karar hakkında Türkiye’de dava bulunmadığını veya varsa bu davanın bilgilerini gösteren belge (m. 7/2).

Eksik belge tespit edilirse başvurana 90 günlük süre verilir; süre içinde tamamlanmayan başvuru reddedilir (Tescil Yönetmeliği m. 7/4).

3.4. Komisyon İncelemesi, Tescil ve Ret

Başvurular, dış temsilciliklerde ve il müdürlüklerinde kurulan komisyonlarca incelenir. İl müdürlüğü komisyonu vali yardımcısı başkanlığında, il nüfus müdürü, iki ilçe nüfus müdürü ve hukuk formasyonuna sahip bir kamu görevlisinden oluşur; komisyon gündem olması halinde en geç 15 gün içinde toplanır (Tescil Yönetmeliği m. 8, m. 9/3).

Komisyon, Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararları gerekçe göstererek reddeder; aynı kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve devam eden veya reddedilmiş dava varsa başvuruyu da reddeder (m. 9/6-7). Tescile karar verilirse karar 7 gün içinde aile kütüğüne işlenir (m. 10/1). Başvurusu reddedilen kişi, yetkili Aile Mahkemesinde tanıma veya tenfiz davası açabilir (NHK m. 27/A/3; Tescil Yönetmeliği m. 11).

4. Tanıma ve Tenfiz Davasının Şartları Nelerdir?

Tanıma ve tenfiz şartları, yabancı kararın Türk mahkemesince kabul edilebilmesi için MÖHUK m. 50 ve m. 54'te sayılan koşullardır: kararın yabancı mahkemece hukuk davasında verilmiş ve o ülkede kesinleşmiş olması, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve davalının savunma hakkının kısıtlanmamış olması. Karşılıklılık şartı yalnızca tenfizde aranır.

4.1. Ön Şartlar

MÖHUK m. 50/1 üç ön şart arar: ortada yabancı bir mahkeme kararı bulunmalı, karar hukuk davasına ilişkin olmalı ve kararın verildiği devletin kanunlarına göre kesinleşmiş olmalıdır. Kesinleşmenin varlığı, Türk usul hukukuna göre değil, kararı veren ülkenin hukukuna göre belirlenir.

4.2. Esasa İlişkin Şartlar

KANUN METNİ —

“(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.”

— 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 54/1

Madde metninden çıkan pratik sonuç şudur: aşırı yetki (b bendinin ikinci kısmı) ve savunma hakkının ihlali (ç bendi), mahkemece ancak davalı itiraz ederse incelenir. Davalı bu itirazları cevap dilekçesinde ileri sürmezse, mahkeme bu yönlerden ret kararı vermez.

4.3. Kamu Düzeni ve Esasın Yeniden İncelenmemesi

Kamu düzeni denetimi, yabancı kararın Türk kanunlarındaki bir hükme aykırı olup olmadığına bakılarak yapılmaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 2012 tarihli kararında ölçüt; Türk hukukunun temel değerleri, Anayasa’daki temel hak ve özgürlükler, genel ahlak ve adalet anlayışı olarak belirlenmiştir.

“Yabancı mahkeme kararının tanınmasında, Türk mahkemelerinin görevi, yabancı mahkemenin maddi hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı veya Türk Hukukuna uygunluk denetimi yapmak değildir. Tanıma yargılamasında inceleme, MÖHUK’un 54. ve 58. maddelerinde sayılan koşullarla sınırlıdır. Yabancı mahkemede Türk Hukukunun uygulanmamış olması veya farklı bir hukuk sistemine dayanılması, tek başına kamu düzenine açık aykırılık oluşturmaz. Kamu düzenine aykırılık, ancak Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan vazgeçilmez ilkelere açık, ağır ve katlanılamaz bir aykırılık halinde söz konusu olabilir.”

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli, 2025/6336 E. ve 2025/10236 K. sayılı İlamı

4.4. Savunma Hakkı ve Tebligat

Yabancı yargılamada davalının usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı, kararı veren ülkenin usul hukukuna göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli kararıyla onanan bir dosyada, yabancı ilamda davalının duruşmalara çağrıldığı ve davanın tebliğ edildiği açıkça yazılı olduğundan, davalının yargılamadan haberdar olmadığı itirazı dinlenmemiştir.

Buna karşılık yabancı ilamda davalıya tebligat yapılmadığı belirtiliyorsa sonuç değişir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, tebligat yapılmadan savunma hakkı kısıtlanarak verilen yabancı boşanma kararının tanınması talebinin reddi onanmıştır. Bu nedenle yabancı kararın tebligata ilişkin kısmı, dava açılmadan önce tercümesi üzerinden dikkatle okunmalıdır.

5. Tanıma ve Tenfiz Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Tanıma ve tenfiz davası, kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri Aile Mahkemesinde dilekçeyle açılır; yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemelerinden biri yetkilidir (MÖHUK m. 51). Dava, basit yargılama usulüne göre incelenir (MÖHUK m. 55).

MÖHUK m. 51/1 görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak belirler; aile hukukuna ilişkin yabancı kararlar bakımından görev 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca Aile Mahkemesine aittir. Tescil Yönetmeliği m. 11 de idari başvurusu reddedilenlerin yetkili Aile Mahkemesine başvuracağını açıkça düzenler.

5.1. Dava Dilekçesinin İçeriği

Kararın tanınmasında veya tenfizinde hukuki yararı bulunan herkes dava açabilir (MÖHUK m. 52/1). Dilekçeye karşı taraf sayısı kadar örnek eklenir ve dilekçede şunlar yer alır:

  • Davacının, davalının ve varsa kanuni temsilci ile vekillerin ad, soyad ve adresleri.
  • Kararı veren devlet ve mahkemenin adı, ilamın tarih ve numarası, hükmün özeti.
  • Tanıma veya tenfiz hükmün yalnızca bir kısmı için isteniyorsa, hangi kısım için istendiği.

5.2. Dilekçeye Eklenecek Belgeler

MÖHUK m. 53 uyarınca dilekçeye iki belge eklenir: yabancı ilamın o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ile onanmış tercümesi; ilamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi. Lahey Apostil Sözleşmesine taraf ülkelerde onay apostil şerhiyle, taraf olmayan ülkelerde ise konsolosluk onayıyla yapılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararıyla onanan bir tenfiz dosyasında; karar aslı, onaylı tercüme, kesinleşme yazısı ve apostil şerhinin dosyada bulunması yeterli görülmüş ve yabancı karardaki nafaka hükmünün tenfizi kabul edilmiştir. Belgelerin eksik olması halinde tanıma şartlarının varlığı ispatlanamaz ve dava reddedilir.

5.3. Yargılama Usulü ve Davalının İtiraz Sebepleri

Dilekçe, duruşma günüyle birlikte davalıya tebliğ edilir ve istem basit yargılama usulüne göre incelenir (MÖHUK m. 55/1). Davalının itiraz sebepleri sınırlıdır: davalı yalnızca tenfiz şartlarının bulunmadığını ya da yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirildiğini veya yerine getirilmesine engel bir sebep doğduğunu ileri sürebilir (MÖHUK m. 55/2).

Davacı yabancı uyruklu ise MÖHUK m. 48 uyarınca yargılama giderleri için teminat göstermesi istenebilir. Mahkeme, karşılıklılık esası bulunması halinde davacıyı teminattan muaf tutar (MÖHUK m. 48/2).

5.4. Masraflar ve Vekalet Ücreti

Tanıma ve tenfiz davasında başvuru ve karar harçları ile tebligat ve bilirkişi giderlerini karşılayan gider avansı yatırılır; harç ve avans tutarları her yıl yeniden belirlenir. Yabancı ülkede yapılan apostil, onay ve yeminli tercüme masrafları da ayrıca hesaba katılmalıdır.

Vekalet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki maktu tutar üzerinden belirlenir. Davalı davayı ön inceleme duruşmasından önce kabul ederse vekalet ücreti yarı oranında hükmedilir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, bozmadan sonra da ilk karar tarihinde yürürlükte olan tarifenin uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

5.5. Kanun Yolu ve Tenfiz Kararının İcrası

Tanıma ve tenfiz kararlarına karşı kanun yolları genel hükümlere tabidir; istinaf ve temyiz süreleri ilamın tebliğinden itibaren ikişer haftadır (HMK m. 345, m. 361). MÖHUK m. 57/2 uyarınca tenfiz kararına karşı temyiz yoluna başvurulması yerine getirmeyi durdurur.

Tenfizine karar verilen yabancı ilam, Türk mahkemesi ilamı gibi icra olunur (MÖHUK m. 57/1). Tenfiz edilen nafaka hükmü bakımından ödenmeyen nafakanın icra yoluyla tahsili bu aşamadan sonra mümkün hale gelir.

5.6. Sürelere İlişkin Özet Tablo

Yurt Dışı Boşanma İşlemlerinde Süreler
İşlemSüreDayanak
Tanıma veya tenfiz davası açmaKanunda süre öngörülmemiştirMÖHUK m. 50-59
Ayrı idari başvurular arasıEn fazla 90 günTescil Yönetmeliği m. 6/1
Eksik belgenin tamamlanması90 günTescil Yönetmeliği m. 7/4
Komisyonun toplanmasıEn geç 15 günTescil Yönetmeliği m. 9/3
Tescil kararının kütüğe işlenmesi7 günTescil Yönetmeliği m. 10/1
İstinaf başvurusuTebliğden itibaren 2 haftaHMK m. 345
Temyiz başvurusuTebliğden itibaren 2 haftaHMK m. 361

6. Tanıma Kararı Hangi Tarihten İtibaren Hüküm Doğurur?

Tanımanın geriye etkisi, yabancı boşanma kararının Türk hukukunda tanıma tarihinden değil, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm doğurmasıdır (MÖHUK m. 59). Mal rejimi ve mirasçılık bakımından esas alınacak tarih, Türk mahkemesinin veya nüfus komisyonunun karar tarihi değil, yabancı kararın kesinleşme tarihidir.

KANUN METNİ —

“Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.”

— 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 59/1

6.1. Mal Rejimi ve Mirasçılık Bakımından Sonuçlar

Evlilik mallarına uygulanacak hukuk MÖHUK m. 15'e göre belirlenir; eşlerin seçimi yoksa evlenme anındaki müşterek milli hukuk uygulanır. Türk hukuku uygulanıyorsa mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 225). Türkiye’deki taşınmazların tasfiyesinde ise Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 15/2).

Türkiye’de açılacak bir boşanmada mal paylaşımı davasında, boşanmanın Türk hukukunda hüküm doğurmuş olması gerekir. Tanıma veya idari tescil tamamlanmadan açılan tasfiye davası usulden ret riski taşır.

Tanıma veya tescil gerçekleşmediği sürece eski eşler Türk hukukunda evli sayıldığından, eşlerden birinin ölümünde diğeri eşin miras payı bakımından mirasçı görünebilir. Bu nedenle mirasçılık belgesi alınmadan önce yabancı boşanmanın nüfus kaydına işlenip işlenmediği kontrol edilmelidir.

6.2. Boşanmaya Bağlı Taleplerde Süre Riski

Önemli: Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir (TMK m. 178). Yabancı karar söz konusu olduğunda bu sürenin başlangıcının yabancı kararın kesinleşme tarihi mi, yoksa Türkiye’deki tanıma kararının kesinleşme tarihi mi olacağı içtihatta tartışmalıdır.

MÖHUK m. 59'un geriye etkisi gözetildiğinde, sürenin yabancı kararın kesinleşme tarihinden işlemeye başlama ihtimali hesaba katılmalıdır. Tazminat veya katılma alacağı gibi talepleri olan kişi için tanıma sürecini geciktirmek, alacak hakkını kaybetme riski doğurur.

6.3. Örnek Olay: Tarih Hesabı

Örnek: A ve B, Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarıdır. Alman mahkemesi 14.01.2025 tarihinde boşanmaya, müşterek çocuğun velayetinin A’ya verilmesine ve aylık iştirak nafakasına karar verir; karar 20.02.2025 tarihinde kesinleşir.

A, 02.06.2025 tarihinde Türk konsolosluğunda idari tescil başvurusu yapar. B’nin ayrı başvurusunu en geç 31.08.2025 tarihine kadar yapması gerekir; bu tarih, A’nın başvurusundan sonraki 90. gündür. Komisyon tescile karar verirse boşanma aile kütüğüne işlenir; ancak velayet ve nafaka hükümleri bu kararla Türkiye’de sonuç doğurmaz.

B nafakayı ödemez ve tahsilin Türkiye’deki malvarlığı üzerinden yapılması gerekirse, A nafaka hükmünün tenfizini B’nin Türkiye’deki yerleşim yeri Aile Mahkemesinden ister. B’nin Türkiye’de yerleşim yeri ve sakin olduğu bir yer yoksa dava Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemelerinden birinde açılır. Her iki işlemde de boşanmanın Türk hukukundaki etkisi, tescil veya tanıma tarihinden değil, 20.02.2025 tarihinden itibaren başlar.

7. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Tanıma ve tenfiz davasında sık yapılan hatalar, davanın uzamasına veya reddine yol açan talep, belge ve dava şartı hatalarıdır: yalnızca boşanma için tenfiz istenmesi, kesinleşme belgesi ile onaylı tercümenin sunulmaması, Türkiye’de ayrıca boşanma kararı alınması ve nafaka ya da tazminat taleplerinin karşı dava açılmadan cevap dilekçesinde ileri sürülmesi bunların başında gelir.

1. Yalnızca boşanma için “tanıma ve tenfiz” istenmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 yılında verdiği kararlarda, nüfus kaydının düzeltilmesinin hükmün icra edilebilir olmasını gerektirmediğini belirterek bu şekilde kurulan hükümleri düzeltmiştir. Sonuç: Tenfize özgü karşılıklılık şartı gereksiz yere tartışmaya açılır ve hüküm kanun yolunda düzeltildiği için kesinleşme gecikir.

2. Talep edilenden fazlasına karar verilmesi: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 26 uyarınca hakim talepten fazlasına karar veremez; yalnızca tanıma istenen dosyada tenfiz hükmü kurulması, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli başka bir kararında aynı gerekçeyle düzeltilmiştir. Sonuç: Dilekçedeki talep sonucu, kararın hangi kısmı için tanıma ve hangi kısmı için tenfiz istendiğini ayrı ayrı göstermelidir.

3. Türkiye’de ayrıca boşanma kararı alınması: Yabancı karar varken eşler Türkiye’de yeniden boşanır, örneğin anlaşmalı boşanma yoluna gider ve bu karar kesinleşip nüfusa işlenirse, yabancı kararın tanınmasında hukuki yarar kalmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kanun yararına bozma kararı, bu durumda davanın usulden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Yabancı kararın geriye etkisi kaybedilir ve boşanma tarihi Türk kararının kesinleşme tarihi olarak kalır.

4. Nafaka ve tazminat taleplerinin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi: Yargıtay incelemesinden geçen uygulamada, davalının tanıma davasında ileri sürdüğü nafaka ve tazminat taleplerinin davanın fer’isi olmadığı ve karşı dava açılmadıkça bu talepler hakkında karar verilmeyeceği kabul edilmiştir. Sonuç: Talep sahibi ayrı bir dava açmak zorunda kalır ve süre kaybı yaşar.

5. Kesinleşme belgesinin veya onaylı tercümenin eksik olması: MÖHUK m. 53'teki belgeler sunulmadan tanıma şartları ispatlanamaz. Sonuç: Belge yabancı ülkeden yeniden temin edilirken yargılama uzar; belge sunulamazsa dava reddedilir.

6. İdari başvuruda 90 günlük sürenin kaçırılması: Diğer eşin başvurusu ilk başvurudan itibaren 90 gün içinde yapılmazsa birlikte başvuru şartı gerçekleşmez. Sonuç: Başvuru reddedilir ve boşanmanın nüfusa işlenmesi için mahkeme yoluna gidilmesi gerekir.

8. Sonuç ve Değerlendirme

Yabancı boşanma kararını Türkiye’ye taşımadan önce kararın içeriği tek tek ayrıştırılmalıdır. Boşanma statüsü idari tescil veya tanıma ile, nafaka ve tazminat gibi icra gerektiren hükümler ise tenfiz ile Türkiye’de etkili hale gelir. Kesinleşme belgesi, apostil veya konsolosluk onayı ve yeminli tercüme, her iki yolun da ortak ön koşuludur.

İdari yolun eşlerin birlikte başvurusuna bağlı olduğu, mahkeme yolunda ise davalının itiraz imkanının sınırlı tutulduğu unutulmamalıdır. Geriye etki kuralı nedeniyle mal rejimi, miras ve boşanmaya bağlı alacaklarda yabancı kararın kesinleşme tarihi belirleyici olabilir; bu tarih, yabancı karar elde edildiği anda not edilmeli ve süreç gecikmeden başlatılmalıdır.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Talak Yoluyla Verilen Boşanma Kararı Türkiye’de Tanınır mı?

Talak yoluyla verilen boşanma kararı, verildiği ülkede yetkili makamca usulüne uygun verilip kesinleşmişse ve davalı eşe tebligat yapılarak savunma imkanı tanınmışsa Türkiye’de tanınabilir. Kararın dini hukuka veya tek taraflı irade beyanına dayanması tek başına ret sebebi değildir; savunma hakkının tamamen ortadan kaldırıldığı hallerde kamu düzenine aykırılık gündeme gelir.

Eski Eşlerden Biri Öldüyse Yabancı Boşanma Kararı Nüfusa İşlenebilir mi?

Eski eşlerden biri öldüyse yabancı boşanma kararının nüfusa tescili için Türk vatandaşı olan diğer eş tek başına başvurabilir (NHK m. 27/A). Evliliği sona eren kişilerin tescil talebinden önce ölmüş olması halinde hukuki yararı bulunanlar da başvurabilir; ancak tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen boşanmalar bu imkanın dışında tutulmuştur (Tescil Yönetmeliği m. 6).

Yabancı Boşanma Kararı Tanınmadan Türkiye’de Yeniden Evlenilebilir mi?

Yabancı boşanma kararı tanınmadan veya nüfusa tescil edilmeden yapılan evlenme başvurusu, Türk nüfus kaydında önceki evlilik devam ettiği için sonuçlandırılamaz. Yeniden evlenmek isteyen kişinin önce idari tescil ya da tanıma kararıyla boşanmayı aile kütüğüne işletmesi gerekir. Yurt dışında yeniden evlenilmiş olması da Türk nüfus kaydındaki önceki evliliği kendiliğinden sona erdirmez.

Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar

Bu makale 01.11.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 1, 15, 48, 50-59 — https://mgm.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/181020191033445718%20M%C4%B0LLETLERARASI%20%C3%96ZEL%20HUKUK%20VE%20USUL%20HUKUKU.pdf
  • 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 27/A
  • Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik (RG 07.02.2018/30325; değişik RG 30.08.2020/31229), m. 5-11 — https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/yabanci-ulke-adli-veya-idari-makamlarinca-verilen-kararlarin-nufus-kutugune-tescili-hakkinda
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 178, 225; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 26, 345, 361; 4787 sayılı Kanun, m. 4
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli, 2025/6336 E. ve 2025/10236 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/4732 E. ve 2025/9957 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.09.2025 tarihli, 2025/884 E. ve 2025/7382 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.05.2025 tarihli, 2025/10 E. ve 2025/4663 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.01.2025 tarihli, 2024/10660 E. ve 2025/696 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2024/1851 E. ve 2024/2469 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli, 2024/108 E. ve 2024/2251 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.03.2024 tarihli, 2023/7388 E. ve 2024/1915 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2023 tarihli, 2023/2349 E. ve 2023/4372 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 10.02.2012 tarihli, 2010/1 E. ve 2012/1 K. (Yargıtay 2. HD 2024/10660 E. sayılı İlamındaki atıf üzerinden)
Hukuki Sorumluluk Reddi Bu makalede yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuş olup, hukuki danışmanlık veya görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylar bakımından bir hukukçuya danışılması tavsiye olunur.