...
Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerin evlilik birliği içindeki mal varlığı yönetimini ve olası bir boşanma durumunda tasfiye esaslarını belirleyen edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi imza anını; arka planda beyaz güllerden oluşan bir gelin buketi ve damat adayı eşliğinde, resmi nikah veya noter huzurunda yasal mal rejimi sözleşmesini tükenmez kalemle imzalayan gelin adayının elini yakından gösteren kurumsal aile hukuku görseli.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Sözleşmesi: Şartları, Geçerliliği ve Tasfiyesi

Temmuz 11, 2026
Eşlerin boşanma sürecinde diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla mülk devretmesi veya gizlemesi gibi boşanmada mal kaçırma eylemlerine karşı açılan davaları ve mahkeme kararlarını sembolize eden; ortadan ikiye ayrılmış bir maket ev figürünün arkasında havada duran hakim tokmağını ve bulanık arka planda cübbeli bir hukukçuyu gösteren kurumsal aile hukuku görseli.

Boşanmada Mal Kaçırma Amaçlı Devirler ve TMK 229: Eklenecek Değerler Rehberi

Temmuz 12, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Yurtdışı Boşanma Tanıma Tenfiz Davası: Şartları ve Süreci

Makale Yol Haritası

Tanıma/Tenfiz Ayrımı  ➔  İdari Tescil (NHK 27/A)  ➔  Dava Şartları  ➔  Görevli Mahkeme  ➔  Hukuki Sonuçlar

Yurtdışı boşanma tanıma tenfiz süreci, yabancı bir mahkeme veya idari makam tarafından verilen boşanma kararının Türk hukuk düzeninde geçerlilik kazanması için izlenen usuldür. Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden sonuç doğurmaz; nüfus kaydına işlenmesi ve kesin hüküm etkisi doğurması için iki yol vardır: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca tanıma/tenfiz davası açmak veya 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun (NHK) 27/A maddesi uyarınca idari tescil yoluna başvurmak. Kararın yalnızca boşanma statüsünü içermesi hâlinde tanıma; nafaka, velayet veya tazminat gibi icra gerektiren hükümler içermesi hâlinde ise tenfiz gündeme gelir.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Yurtdışı Boşanma Tanıma Tenfiz Nedir? Tanıma ve Tenfiz Farkı

Tanıma, yabancı boşanma kararına Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazandıran usuldür (MÖHUK m. 58). Tenfiz ise karara icra edilebilirlik kazandırır (MÖHUK m. 50). Yalnız boşanma statüsü için tanıma yeterlidir; nafaka, velayet veya tazminat gibi icrai hükümler varsa tenfiz gerekir.

Yabancı bir mahkeme kararı, verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurabilmesi için ilgili ülkede tanıma veya tenfiz işlemine tabi tutulur. Hangi davanın açılacağı, etki doğurması istenen kararın içeriğine göre belirlenir: kararın içeriğinde icra dairesinin harekete geçmesini gerektiren bir husus varsa tenfiz, aksi hâlde tanıma davası açılır. Bu ayrım, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında net biçimde ortaya konulmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2025/10, K. 2025/4663, T. 06.05.2025; karardan aktarılarak özetlenmiştir).

1.1. Tanıma (MÖHUK m. 58)

Tanıma, yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesini sağlar. Boşanma gibi inşai (yenilik doğuran) kararlar için kural olarak tanıma yeterlidir; çünkü bu kararlar bir statü değişikliği yaratır ve ayrıca icra organlarının devreye girmesini gerektirmez.

📜 KANUN METNİ — 

''Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.''

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 58/1

1.2. Tenfiz (MÖHUK m. 50)

Tenfiz, yabancı ilamın Türkiye'de icra olunabilmesini sağlar. Boşanma hükmünün yanı sıra velayet, nafaka veya tazminat gibi eda (icrai) nitelikli hükümler içeren kararlar için tenfiz davası açılması zorunludur. Tenfizde, tanımadan farklı olarak karşılıklılık şartı da aranır (m. 54/a).

📜 KANUN METNİ — 

''Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.''

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50/1

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Temel Farklar
Ölçüt Tanıma (MÖHUK m. 58) Tenfiz (MÖHUK m. 50)
Amaç Karara kesin hüküm / kesin delil etkisi kazandırmak Karara Türkiye'de icra edilebilirlik kazandırmak
Karar türü Sadece boşanma statüsü (inşai hüküm) Nafaka, velayet, tazminat gibi eda (icrai) hükümler
Karşılıklılık (m. 54/a) Aranmaz Aranır
Nüfus kaydının düzeltilmesi Yeterlidir Gerekli değildir (yalnız boşanma için tenfiz hatalıdır)

2. İdari Yol ile Adli Yol: Nüfusa Tescil mi, Dava mı?

2017'den bu yana, taraflar yalnızca nüfus kaydını güncellemek istiyorsa dava açmadan idari yola (NHK m. 27/A) başvurabilir. Bu yol yalnız boşanma, butlan ve iptal kararlarını kapsar; nafaka veya velayet gibi icrai hükümler için Aile Mahkemesinde tenfiz davası gereklidir.

2.1. İdari Tescil (NHK m. 27/A)

2017 yılında 690 sayılı KHK ile eklenen (2018'de 7077 sayılı Kanunla aynen kabul edilen) NHK m. 27/A, yabancı boşanma kararlarının dava açılmaksızın doğrudan nüfus kütüğüne tescilini mümkün kılmıştır. 2020'de 7226 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması hâlinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın tek başına başvurabilmesi de sağlanmıştır. Yalnızca boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararlar bu yolla tescil edilebilir.

📜 KANUN METNİ — 

''(1) Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.[8] (2) Nüfus kütüğüne yapılacak tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır. (3) Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir.''

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A

Tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler (konsolosluklar), yurt içinde ise Bakanlıkça belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır. Şartlar karşılanmadığı gerekçesiyle tescil talebi reddedilirse, kararın Türkiye'de tanınması MÖHUK uyarınca (yargı yoluyla) yapılır (NHK m. 27/A-3).

2.2. Adli Yol (Tanıma / Tenfiz Davası)

Kararda icra edilmesi gereken bir nafaka, tazminat veya velayet hükmü varsa ya da idari başvuru şartları sağlanamıyorsa, Aile Mahkemesinde tanıma/tenfiz davası açılmalıdır. Çekişmeli durumlar, karşı tarafın itiraz ettiği hâller ve icrai hüküm içeren kararlar bakımından adli yol zorunludur.

İdari Yol ile Adli Yolun Karşılaştırılması
Ölçüt İdari Tescil (NHK m. 27/A) Adli Yol (MÖHUK)
Başvuru mercii Dış temsilcilik veya yetkili nüfus müdürlüğü Aile Mahkemesi
Kapsam Yalnız boşanma, butlan, iptal, yokluğun tespiti Boşanma + nafaka, velayet, tazminat gibi tüm hükümler
Taraf iradesi Kural olarak birlikte başvuru (istisnalar saklı) Çekişmeli sürdürülebilir
Ret hâlinde MÖHUK uyarınca tanıma davası açılır İstinaf / temyiz yolu açıktır

3. Tanıma ve Tenfiz Davasının Şartları Nelerdir?

Tanıma ve tenfiz şartları ikiye ayrılır: ön şartlar (MÖHUK m. 50) ve esasa ilişkin şartlar (MÖHUK m. 54). Ön şartlar; yabancı mahkeme kararı bulunması, hukuk davasına ilişkin olması ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olmasıdır. Esasa ilişkin şartlar arasında karşılıklılık, kamu düzenine aykırı olmama ve savunma hakkının kısıtlanmamış olması yer alır.

3.1. Ön Şartlar (MÖHUK m. 50)

Bir yabancı mahkeme kararının tanıma veya tenfize konu olabilmesi için öncelikle şu ön şartların bulunması gerekir:

  • Kararın yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş olması (kararın mahkeme sayılıp sayılmayacağı, verildiği ülke hukukuna göre belirlenir).
  • Kararın hukuk davalarına ilişkin olması.
  • Kararın, verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması. Kesinleşme, o ülkenin usul hukukuna göre belirlenir ve dava dilekçesine kesinleşme şerhi ile apostilli/onaylı tercümenin eklenmesi dava şartı niteliğindedir.

3.2. Esasa İlişkin Şartlar (MÖHUK m. 54)

📜 KANUN METNİ — 

''(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:

a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.

b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.''

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 54

Yargıtay uygulamasında bu şartların kapsamına ilişkin önemli ilkeler yerleşmiştir:

"Yabancı mahkeme kararının, uygulandığı ülke hukukuna göre usulüne uygun şekilde tesis edilmesi ve kesinleşmiş bulunması, tanıma bakımından yeterlidir. Kararın dayandığı hukuk sisteminin Türk Hukukundan farklı olması, tanımaya engel teşkil etmez.

O halde; tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde tanıma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bozulması gerekmiştir."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli, 2025/6336 E. ve 2025/10236 K. sayılı İlamı

"davalı tarafça karşı dava açılmamış olduğu ve ileri sürülen nafaka ve maddî ve manevî tazminat taleplerinin tanıma talepli davanın fer'îsi mahiyetinde bulunmadığı anlaşıldığından davalının nafaka, maddî ve manevî tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2023 tarihli, 2023/2349 E. ve 2023/4372 K. sayılı İlamı

"İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Almanya ile Türkiye arasında hukuki ve fiili karşılıklılık ilkesinin bulunduğu, yabancı mahkeme kararının Türk yasalarına aykırı bir yönünün bulunmadığı, yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfiz şartlarının oluştuğu görülmekle, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca davanın kabulüne"

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2024/1851 E. ve 2024/2469 K. sayılı İlamı

4. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yurtdışı boşanma tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Yetkili mahkeme, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri; yoksa sâkin olduğu yer; Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biridir (MÖHUK m. 51).

MÖHUK m. 51 tanıma/tenfiz kararları için görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak belirlemiş; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi ile aile hukukundan doğan bu davalar bakımından görev Aile Mahkemesine geçmiştir. Yurt dışında yaşayan ve Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan taraflar bakımından yetkili mahkeme, kanunda açıkça Ankara, İstanbul ve İzmir olarak gösterilmiştir.

📜 KANUN METNİ — 

‘’Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.’’

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 51/2

5. Dava Süreci ve Gerekli Belgeler

Dava dilekçesine, yabancı mahkeme ilamının onanmış aslı/örneği ile onanmış tercümesi ve ilamın kesinleştiğini gösteren onanmış yazı/belge ile tercümesi eklenir (MÖHUK m. 53). Bu belgelerin eksikliği dava şartı eksikliği oluşturur; bu nedenle apostil şerhi ve kesinleşme kaydı kritiktir.

Tanıma/tenfiz davasında ibrazı gereken temel belgeler şunlardır:

  • Yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ve onanmış (yeminli) tercümesi.
  • İlamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı/belge ile onanmış tercümesi.
  • Kararın apostil şerhini taşıması (Lahey Apostil Sözleşmesine taraf ülkeler bakımından) veya konsolosluk onayı.

Yargılama sırasında davalı, davayı ön inceleme duruşmasından önce kabul ederse, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/1851, K. 2024/2469, T. 16.04.2024; karardan aktarılarak özetlenmiştir). Ayrıca tanıma/tenfiz davasında ileri sürülen nafaka veya tazminat talepleri davanın fer'îsi niteliğinde olmayıp, bunlar için usulüne uygun bir karşı dava açılması zorunludur (Yargıtay 2. HD, E. 2023/2349, K. 2023/4372, T. 03.10.2023; karardan aktarılarak özetlenmiştir).

6. Hukuki Sonuçlar ve Zamanaşımı (Geriye Yürüme)

MÖHUK m. 59 uyarınca yabancı ilamın kesin hüküm ve kesin delil etkisi, tanıma kararının değil, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren (geriye dönük olarak) hüküm ifade eder. Bu nedenle mal rejimi ve miras gibi sonuçlar, yabancı kararın kesinleşme tarihine bağlanır.

Tanıma kararının kesin hüküm etkisi geriye yürür: yabancı ilam, Türkiye'de tanınmasından önce kesinleşmiş olsa bile, kesin hüküm ve kesin delil kuvveti yabancı mahkeme kararının kesinleştiği ana kadar geri gider (MÖHUK m. 59). Bu ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadında da benimsenmiştir (Yargıtay HGK, E. 2022/1205, K. 2023/1188, T. 29.11.2023 — araştırma dosyasında atıf yapılan karar).

Uygulamada bunun bir sonucu olarak: taraflar yabancı ülkede boşanmış olsa dahi tanıma yapılmadıkça Türkiye'de birbirinin mirasçısı kalmaya devam eder; tanıma ile birlikte mirasçılık sıfatı yabancı kararın kesinleşme tarihinden itibaren sona erer. Aynı şekilde, mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilmesi için önce tanıma kararı gerekir; tanıma olmadan açılan tasfiye davası ön şart yokluğundan reddedilir. Fer'î hakların (tazminat, mal rejimi) zamanaşımına uğramaması için, yabancı ilamın kesinleşmesini müteakip vakit kaybetmeksizin tescil veya dava yoluna gidilmesi kritik öneme sahiptir.

7. Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar (Yargıtay Kararları Işığında)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel kararları, tanıma/tenfiz uygulamasında tekrar eden hataları açıkça ortaya koymaktadır:

"Ayrıca, boşanma hükmüne ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması sonucunda nüfus kaydının düzeltilmesinin gerekmesi “o hükmün icra olunabilir olması” özelliğini gerektirmediği gözetilmeksizin “kararın tanınmasına ve tenfizine” karar verilerek iki farklı sonuç bağlanacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.05.2025 tarihli, 2025/10 E. ve 2025/4663 K. sayılı İlamı

"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı vekili tarafından kararın tanınmasına karar verilmesi talep edildiği anlaşıldığından Mahkemece tanıma kararı verilmekle yetinilmesi gerekirken talep aşılmak suretiyle tenfize ilişkin de hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/4732 E. ve 2025/9957 K. sayılı İlamı

"Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olayda; tarafların boşanmalarına ilişkin hükmün kesinleşerek nüfusa işlenmiş olması nedeniyle, iş bu dava ile talep edilen yabancı mahkemede verilen boşanma kararının tanıma ve tenfizinde hukuki yarar kalmamıştır. Bu hale göre davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.01.2025  tarihli, 2024/10660 E. ve 2025/696 K. sayılı İlamı

8. Sonuç ve Değerlendirme

Yurt dışında alınan boşanma kararları Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz; hukuki sonuç doğurabilmesi için ya NHK m. 27/A uyarınca idari tescil ya da MÖHUK uyarınca tanıma/tenfiz davası gerekir. Doğru yolun seçimi, kararın içeriğine bağlıdır: yalnızca boşanma statüsü söz konusuysa tanıma veya idari tescil yeterliyken; nafaka, velayet ya da tazminat gibi icrai hükümler varsa tenfiz zorunludur. Talebin doğru belirlenmesi, görevli ve yetkili mahkemenin tespiti, apostil ve kesinleşme şerhi gibi dava şartı niteliğindeki belgelerin eksiksiz sunulması, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından belirleyicidir.

MÖHUK m. 59'un sağladığı geriye dönük kesin hüküm etkisi ve fer'î haklarda zamanaşımı riski gözetildiğinde, yabancı ilamın kesinleşmesinin ardından işlemlerin zamanında başlatılması hak kaybı riskini azaltır. Somut olayın özelliklerine göre usulün belirlenmesinde, güncel Yargıtay içtihadının dikkate alınması önem taşır.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Yurtdışı boşanma kararı Türkiye'de geçerli midir?
Yurt dışında verilen boşanma kararı, Türkiye'de tanınmadıkça veya nüfusa tescil edilmedikçe kendiliğinden geçerli olmaz. Geçerlilik için NHK m. 27/A kapsamında idari tescil ya da MÖHUK uyarınca tanıma/tenfiz davası gerekir. İşlem tamamlanana kadar taraflar Türk hukukunda evli sayılır.
2Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?
Tanıma, yabancı karara kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazandırır (m. 58); tenfiz ise icra edilebilirlik sağlar (m. 50). Yalnız boşanma statüsü için tanıma yeterlidir. Nafaka, velayet veya tazminat gibi icra gerektiren hükümler varsa tenfiz davası açılmalıdır.
3Dava açmadan boşanmayı nüfusa işletebilir miyim?
Evet. NHK m. 27/A uyarınca yalnızca boşanma, butlan veya iptal kararları, şartları sağlanıyorsa dış temsilcilik ya da yetkili nüfus müdürlüğü aracılığıyla dava açmadan tescil edilebilir. Ancak icrai hükümler (nafaka, velayet) bu yola dâhil değildir.
4Tanıma/tenfiz davasında hangi mahkeme görevlidir?
Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme, karşı tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri; yoksa sâkin olduğu yerdir. Tarafların Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birine başvurulur (MÖHUK m. 51).
5Yabancı mahkeme kararının apostilli olması şart mıdır?
Kararın, verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşmiş olması ve dilekçeye onanmış aslı/örneği ile kesinleşme şerhinin ve onaylı tercümesinin eklenmesi gerekir. Lahey Apostil Sözleşmesine taraf ülkelerde apostil şerhi, diğer ülkelerde konsolosluk onayı aranır.