...
Türk Medeni Kanunu uyarınca bir kişinin vefatı halinde mirasının kimlere kalacağını belirleyen yasal mirasçılar zümre (derece) sistemini ve tereke paylaşım oranlarını sembolize eden; takım elbiseli bir hukukçunun ahşap bloklar üzerindeki insan figürleriyle piramit şeklinde aile soy ağacı basamaklarını düzenlemesini gösteren kurumsal miras hukuku görseli.

Yasal Mirasçılar ve Miras Payları: TMK m. 495 vd. Kapsamlı Rehber

Temmuz 11, 2026
Yabancı ülke mahkemelerinde gerçekleşen boşanmaların Türkiye'de de geçerli olması amacıyla yürütülen yurtdışı boşanma tanıma tenfiz işlemlerini ve evlilik birliğinin hukuken sona ermesini sembolize eden; parmağındaki altın alyansı/evlilik yüzüğünü çıkaran bir kişinin ellerini yakından gösteren kurumsal boşanma hukuku görseli.

Yurtdışı Boşanma Tanıma Tenfiz Davası: Şartları ve Süreci

Temmuz 12, 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Sözleşmesi: Şartları, Geçerliliği ve Tasfiyesi

Makale Yol Haritası
Rejim Seçimi ➔ Şekil ve Ehliyet ➔ Sözleşme Sınırları ➔ Geçiş Dönemi ➔ Tasfiye ve Katılma Oranı ➔ İspat

Edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi, eşlerin Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen yasal mal rejiminin kapsamını, mal gruplarını ve tasfiyedeki katılma oranını kanuni sınırlar içinde noter huzurunda düzenledikleri resmî bir hukuki işlemdir. Türk hukukunda eşler arasında başka bir rejim kararlaştırılmadığı sürece edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden uygulanır; ancak eşler bu rejimin içeriğini bir mal rejimi sözleşmesiyle şekillendirebilir veya bir seçimlik rejimden bu rejime dönebilir. Bu yazı; sözleşmenin geçerlilik şartlarını, sözleşme serbestisinin sınırlarını, geçmişe etkililik sorununu, tasfiye sürecini ve konuyu doğrudan ilgilendiren güncel Yargıtay içtihatlarını ele almaktadır.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Aile Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Sözleşmesi Nedir?

Edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi, mal rejimi sözleşmesinin bu yasal rejimi konu alan bir görünümüdür. Eşler bu sözleşmeyle rejimi seçebilir, başka bir rejimden bu rejime dönebilir ya da mal gruplarını ve katılma oranını kanuni sınırlar içinde değiştirebilir. Geçerliliği kural olarak noter şekline bağlıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki yasal mal rejimini edinilmiş mallara katılma olarak belirlemiştir. Bu rejim, eşlerin evlilik süresince karşılığını vererek edindikleri malvarlığı değerlerinin, rejimin sona ermesinde belirli bir düzen içinde paylaşılmasını esas alır. Eşler ayrı bir tercih ortaya koymadıkça bu rejim kanun gereği uygulanır; dolayısıyla “sözleşme” bu rejimin kurulması için zorunlu bir unsur değildir. Sözleşme, rejimin varsayılan kurgusunu eşlerin ihtiyaçlarına göre uyarlamak veya seçimlik bir rejimden yasal rejime dönmek amacıyla yapılır.

📜 KANUN METNİ — 

''(1)Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. (2)Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.''

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202

1.1. Yasal Rejim ile Sözleşmesel Rejim Ayrımı

Yasal mal rejimi, eşlerin herhangi bir seçim yapmadığı hâlde doğrudan devreye giren rejimdir. Sözleşmesel rejim ise eşlerin, evlenmeden önce veya sonra, kanunda sayılan rejimlerden birini iradi olarak belirlemeleriyle ortaya çıkar. Literatürde “edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi” ifadesi, bağımsız bir sözleşme türü olarak değil, TMK m. 203 ve devamında düzenlenen mal rejimi sözleşmesinin bu yasal rejimi konu alan bir uygulaması olarak değerlendirilir.

1.2. Sözleşmenin Üç Temel İşlevi

Doktrin, sözleşmeyi üç eksende ele alır. Birincisi geçiş işlevidir: mal ayrılığı veya mal ortaklığı gibi seçimlik bir rejimden yasal rejime dönmek isteyen eşler için sözleşme bir geçiş aracıdır. İkincisi içerik düzenleme işlevidir: eşler, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılması gibi genel kuralları TMK m. 221 çerçevesinde değiştirebilir. Üçüncüsü zaman bakımından belirleyiciliktir: rejimin başlangıç anı kural olarak evlenme tarihidir, ancak sözleşme tarihi ya da kanuni eşik tarihler başlangıç noktasını etkileyebilir.

2. Mal Rejimi Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Şekil ve Ehliyet Şartları

Mal rejimi sözleşmesi, geçerli olmak için noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Sözleşmeyi ancak ayırt etme gücüne sahip kişiler yapabilir; küçük ve kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır. Sözleşme evlenmeden önce de sonra da kurulabilir.

2.1. Şekil Şartı: Noterde Düzenleme veya Onaylama

Sözleşmenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır. Şekle uyulmaması kesin hükümsüzlük sonucu doğurur ve şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olan sözleşme üçüncü kişilere karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle bir tasfiye uyuşmazlığında, dosyaya sunulan sözleşmenin noter onayı taşıyıp taşımadığı öncelikle incelenmesi gereken husustur. Kanun, yalnızca evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesine ayrık bir imkân tanır; buna karşılık rejimin içeriğine müdahale eden düzenlemelerin resmî şekilde yapılması gerekir.

📜 KANUN METNİ — 

''(1)Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. (2)Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur.''

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 205

Yargısal uygulamada, noterde resmî memur önünde düzenlenen ve tarafların fiil ehliyetine sahip olduğu bir sözleşme, irade sakatlığı ispatlanamadığı sürece geçerli kabul edilmektedir. Yanılma veya aldatma iddiası ileri süren tarafın bu durumu, öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ve ispata elverişli delillerle ortaya koyması beklenir.

"taraflarca davaya konu sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılıp bizzat taraflarca imzalandığı, resmi memur önünde yapılan irade açıklamasının geçerli olduğu, toplanan deliller ve dosya kapsamı itibariyle davacının iddialarının kanıtlanamadığı, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunma gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine reddine karar verilmiştir."

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.07.2024 tarihli, 2024/1797 E. ve 2024/5483 K. sayılı İlamı

2.2. Ehliyet Şartı

Sözleşmenin tarafı olan eşlerin ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Küçük veya kısıtlıların sözleşme yapabilmesi yasal temsilcilerinin rızasına bağlıdır; bu rızanın bulunmaması sözleşmeyi sakatlar.

📜 KANUN METNİ — 

''(1)Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir. (2)Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadırlar.''

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 204

2.3. Zaman Şartı: Evlenmeden Önce veya Sonra

Sözleşme evlenmeden önce de evlilik birliği devam ederken de yapılabilir. Ancak taraflar, mal rejimini yalnızca kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir. Bu sınır, aşağıda ele alınan sözleşme serbestisinin çerçevesini oluşturur.

📜 KANUN METNİ — 

''Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.''

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 203

3. Sözleşme Serbestisinin Sınırları ve Mal Gruplarının Değiştirilmesi

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya işletme faaliyetinden doğan değerlerin ve kişisel mal gelirlerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilir. Bunun dışında yeni bir rejim türü yaratamaz, aynı anda birden çok rejimi uygulayamaz; aile hukukunda sözleşme serbestisi sınırlıdır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde temel kural, mal gruplarının değişmezliğidir. Bir malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğu esas itibarıyla kanunla belirlenir. TMK m. 221, bu ayrımın sözleşme ile daraltılmasına ya da genişletilmesine sınırlı ölçüde imkân tanıyan istisnadır. Bu düzenleme, özellikle işletme sahibi veya yüksek kira geliri bulunan eşler bakımından tasfiyede hesaplanacak artık değeri doğrudan etkiler.

📜 KANUN METNİ — 

''(1)Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. (2)Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.''

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 221

Böyle bir sözleşme bulunmadığı takdirde, işletme faaliyetiyle edinilen mallar edinilmiş mal kabul edilerek tasfiyeye dâhil edilir. Örneğin galericilik faaliyeti yürüten eş adına kayıtlı araçlar, taraflar arasında bu araçları kişisel mal sayan bir sözleşme yapılmadıkça edinilmiş mal olarak değerlendirilir.

"bu araçların galericilik yapması nedeniyle ticari faaliyetinden kaynaklı kişisel mal olduğunu iddia etmiş ise de, 4721 sayılı Kanun'un 221 inci maddesi gereğince, eşlerin mal rejimi sözleşmesi ile bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebi ile doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken mal varlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebileceklerinin düzenlendiği, dolayısıyla madde lafzından da anlaşılacağı üzere bu araçların davalının işletmesinin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mal olduğu, taraflar arasında bu araçların kişisel mal sayılacağına dair herhangi bir sözleşme yapıldığının iddia edilmemesi karşısında araçların edinilmiş mal kabul edilmek suretiyle, 27.07.2022 tarihi itibariyle belirlenen değerleri üzerinden tasfiye alacağına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı kabul edildiği"

— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.07.2024 tarihli, 2023/3779 E. ve 2024/5474 K. sayılı İlamı

Dört mal rejiminin temel farkları ve sözleşme ihtiyacı aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Tablo 1. Türk Medeni Kanunu'ndaki Mal Rejimleri
Mal Rejimi Temel İlke Sözleşme Gerekli mi?
Edinilmiş mallara katılma Evlilik içinde edinilen malların artık değeri yarı yarıya paylaşılır; kişisel mallar hariç. Hayır (yasal rejim); içerik değişikliği için sözleşme yapılabilir.
Mal ayrılığı Her eş kendi malının maliki kalır; kural olarak katılma alacağı doğmaz. Evet (seçimlik rejim).
Paylaşmalı mal ayrılığı Kural mal ayrılığıdır; aileye özgülenen bazı mallar tasfiyede paylaşılır. Evet (seçimlik rejim).
Mal ortaklığı Ortaklık malları elbirliği mülkiyetine tabidir; sona ermede yarı yarıya paylaşılır. Evet (seçimlik rejim).

4. Geçmişe Etkililik ve 01.01.2002 Geçiş Dönemi

Mal rejimi sözleşmeleri kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurmaz. Tek istisna, 01.01.2002’den itibaren bir yıl içinde yapılan ve yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını belirten sözleşmelerdir. Bu süre dolduğundan, bugün yapılan sözleşmelerin geçmişe etkili kurulması kural olarak mümkün değildir.

4721 sayılı Kanun 01.01.2002’de yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında, aksi kararlaştırılmadıkça 01.01.2002’ye kadar mal ayrılığı, bu tarihten sonra ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Zamansal uygulama aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 2. Sözleşme Yoksa Uygulanacak Mal Rejimi
Dönem Uygulanacak Rejim (sözleşme yoksa)
01.01.2002 öncesi Mal ayrılığı rejimi (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, m. 170)
01.01.2002 sonrası Edinilmiş mallara katılma rejimi (4721 sayılı TMK, m. 202)

Yargısal uygulama, geçmişe etkili düzenleme yasağını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Eşler, 4722 sayılı Kanun m. 10’daki istisna dışında, sözleşmeyle mal rejimini geçmişe etkili biçimde belirleyemez; bu nitelikteki düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan sözleşme serbestisine dayanılarak aşılamaz.

"Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde kural olarak, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp kişisel alacak hakkıdır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 231, 236/1)."

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/626 E. ve 2024/6099 K. sayılı İlamı

5. Tasfiye, Katılma Oranı ve Feragat

Kural olarak her eş, diğerine ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle bu oranı değiştirebilir; ancak ortak olmayan çocukların saklı payları zedelenemez. Tasfiye alacağından feragatin geçerli olması için beyanın açık ve şüpheye yer vermeyecek nitelikte olması gerekir.

5.1. Katılma Oranının Sözleşmeyle Değiştirilmesi

Artık değer; eklenecek değerler ve denkleştirmeden elde edilenler dâhil, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan tutardır. Kural, her eşin diğerinin artık değeri üzerinde yarı oranında katılma alacağına sahip olmasıdır. Bu oran emredici değildir; eşler mal rejimi sözleşmesiyle farklı bir esas benimseyebilir. Ancak katılma oranını değiştiren anlaşmanın adi yazılı biçimde yapılması yeterli olmayıp mutlaka mal rejimi sözleşmesi şeklinde kurulması gerekir.

📜 KANUN METNİ — 

“(1)Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir. (2)Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 237

5.2. Saklı Pay Sınırı ve Tenkis Riski

Sözleşmeyle kararlaştırılan pay oranı, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve altsoylarının saklı paylarını ihlal edemez. Özellikle artık değerin tamamının sağ kalan eşe bırakılmasının öngörüldüğü hâllerde, önceki evlilikten olan çocukların saklı payları gündeme gelir ve bu düzenlemeler tenkis davası riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca sözleşmeyle katılma oranı artırılmış olsa dahi, boşanma zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmişse, hâkimin kusurlu eşin pay oranını azaltma veya kaldırma yetkisi bu sözleşmesel düzenlemenin önündedir.

5.3. Feragatin “Açık ve Şüphesiz” Olması Koşulu

Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer’îsi niteliğinde değildir; eşler tasfiyeyi anlaşmalı boşanmayla birlikte yapabilecekleri gibi, bu yöndeki haklarını zamanaşımı süresi içinde sonradan da kullanabilirler. Bu nedenle tasfiye hakkından feragatin, somutlaştırılmış bir hakka ilişkin, kayıtsız, şartsız ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması gerekir. Muğlak ifadeler feragat sayılmaz.

"Şöyle ki; tarafların boşanma dava dosyasındaki imzalı beyanlarında ‘...katkı payı alacağı talebim yoktur...’ şeklinde olup ayrı bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmemiş, gerekçe ve hükümde de katkı payı alacağına yönelik hüküm bulunmaktadır. Diğer yandan, feragatin somutlaştırılmış bir hak ile ilgili kayıtsız ve şartsız, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık olması gerekir. Bu durumda, boşanma davasındaki duruşmada davacının "..katkı payı alacağı talebim yoktur..." şeklindeki beyanı sadece katkı payı alacağına ilişkin olup artık değere katılma alacağı yönünden de feragat olarak kabul edilmesi mümkün değildir. O halde yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir."

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli, 2023/7011 E. ve 2024/1935 K. sayılı İlamı

"Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; tarafların Bakırköy 1. Aile Mahkemesinin 18.08.2005 tarihli ve 2005/655 Esas, 2005/744 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği,18.08.2005 tarihli duruşmada hazır bulunan eşlerin her ikisinin de "paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulundukları, boşanma kararının 14.11.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Özellikle anlaşmalı boşanmaya dayanak 18.08.2005 havale tarihli protokolün incelenmesinde ise; yasal mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir hükme yer verilmediği gibi boşanma kararının hüküm fıkrasında da eşler arasında geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ilişkin bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Böyle olunca eşlerin, salt anlaşmalı boşanma dava duruşmasında yer alan beyanlarından hareketle; rejim süresince edindikleri mal varlıklarını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat iradesi göstermek suretiyle mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirdikleri sonucuna varmak mümkün değildir."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli, 2024/7 E. ve 2025/498 K. sayılı İlamı

Tasfiye sonucunda doğan hak, kural olarak ayni (mülkiyet) bir hak değil, kişisel bir alacak hakkıdır. Tasfiye alacaklısı eş kural olarak mülkiyet talebinde bulunamaz; borcun malın kendisi olarak ödenmesi ise borçlu eşin takdirindedir.

6. İspat Kuralları: Karineler ve Kişisel Mal Savunması

Bir malın kişisel mal olduğu ispatlanamadıkça edinilmiş mal kabul edilir. Kişisel mal savunması tanık dâhil her türlü delille ispatlanabilir. Tapuda satış görünen bir devrin gerçekte bağış olduğu iddiası ise ancak yazılı delille kanıtlanabilir; aksi hâlde işlem satış (edinilmiş mal) sayılır.

6.1. Edinilmiş Mal Karinesi

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu karine gereği, bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş ispat yükünü taşır. Kişisel mal iddiası ispatlanırsa o mal tasfiyeye girmez.

6.2. Kişisel Mal Savunması ve İkame Mal

Kişisel mal savunması her türlü delille ispatlanabilir. Örneğin bir taşınmazın alımında, evlilik öncesinde satılan bir malvarlığından elde edilen bedelin kullanıldığı tanık beyanları ve bilirkişi raporuyla kanıtlanırsa, o mal “kişisel mallar yerine geçen değer” (ikame mal) olarak kişisel mal sayılır.

"Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının babasına ait iş hanının satışından elde edildiği anlaşılan 500.000 USD'nin 20.06.2002 tarihinde davalının hesabına yatırıldığı, bu para ile 17.07.2002 tarihinde davalının annesine ev alındığı, hemen sonra tarafların 16.08.2002 tarihinde evlendikleri, bu tarihten çok kısa bir süre sonra 29.08.2002 tarihinde davalının ablasına bir ev daha alındığı, tanık beyanlarından açıkça anlaşıldığı üzere eşlerin evlilik öncesi ev bulamadıkları için kısa bir süre kirada oturdukları ve iş hanının satışından elde edilen para ile davaya konu meskenin 14.01.2003 tarihinde satın alındığı, dosyada mevcut 05.04.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre alınan üç evin de aynı semtte ve rakamsal olarak birbirine eş değer olduğu gibi alım tarihlerinin de birbirine yakınlığı gözetildiğinde mal rejiminin yürürlüğe girmesinden dört ay sonra alınan dava konusu evin edinilmiş mal grubunda olmadığı, evin alımında yapılması gereken ödemenin davalının kişisel malvarlığı grubundan karşılanarak satın alındığının kabulü gerekir."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli, 2024/618 E. ve 2025/646 K. sayılı İlamı

6.3. Muvazaa ve Bağış Ayrımı

Eşler arasında tapuda satış olarak gösterilen bir devrin gerçekte bağış olduğu iddiası, ancak yazılı delille ispatlanabilir. Bu ispat gerçekleşmezse işlem satış kabul edilir ve satın alınan mal edinilmiş mal sayılır. Devrin, ailenin huzuru veya karşılıklı güven gibi saiklerle yapılmış olması da tek başına bağış iradesini göstermez.

"29. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, direnme gerekçesinin isabetli olduğu, görünürdeki işlem her ne kadar tapuda satış olarak gösterilse de, tarafların boşanmalarına ilişkin dava dosyası içeriğinden davalının bağış savunmasının doğru olduğunun anlaşıldığı, hâl böyle olunca direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

  1. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

31 . Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli, 2018/990 E. ve 2021/1728 K. sayılı İlamı

7. Sonuç ve Değerlendirme

Edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi, eşlere yasal rejimin genel kurallarını kanuni sınırlar içinde uyarlama imkânı tanıyan bir araçtır. Uygulamada belirleyici olan üç unsur öne çıkar: sözleşmenin noter huzurunda geçerli şekilde kurulmuş olması, TMK m. 221 ve m. 237’nin çizdiği içerik sınırları içinde kalınması ve düzenlemenin saklı pay kurallarını ihlal etmemesidir. İçtihat, geçmişe etkili düzenleme yasağını, feragatin açık ve şüphesiz olması gerektiğini ve edinilmiş mal karinesini istikrarlı biçimde uygulamaktadır.

Sözleşmenin varlığı ve içeriği, tasfiyede hesaplanacak artık değeri ve katılma alacağını kökten değiştirebilecek temel belgedir. Bu niteliği nedeniyle sözleşmenin hazırlanması ve tasfiye sürecinin yürütülmesi, somut olayın özelliklerine göre dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir. Mevzuatta yapılabilecek değişiklikler karşısında bu içeriğin güncelliğinin de belirli aralıklarla gözden geçirilmesi yerinde olur.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1Edinilmiş mallara katılma rejimi için sözleşme yapmak zorunlu mudur?
Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejimi yasal rejimdir ve eşler başka bir rejim seçmedikçe kendiliğinden uygulanır. Sözleşme, yalnızca rejimin içeriğini değiştirmek veya başka bir rejimden bu rejime dönmek istendiğinde gerekir.
2Mal rejimi sözleşmesi noter dışında geçerli olarak yapılabilir mi?
Kural olarak hayır. Sözleşmenin geçerliliği noterde düzenleme veya onaylama şekline bağlıdır. Tek istisna, evlenme başvurusu sırasında seçilen rejimin yazılı olarak bildirilmesidir. Şekle uyulmaması kesin hükümsüzlük doğurur.
3Sözleşmeyle katılma oranı değiştirilebilir mi?
Evet. TMK m. 237 uyarınca artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle yarı yarıya paylaşımdan farklı bir oran kararlaştırılabilir. Ancak bu anlaşma, ortak olmayan çocukların ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
4Mal rejimi sözleşmesi geçmişe etkili yapılabilir mi?
Kural olarak hayır. Sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Yalnızca 01.01.2002’den itibaren bir yıllık süre içinde yapılan ve yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını belirten sözleşmeler istisna oluşturur; bu süre dolmuştur.
5“Paylaşacak malımız yoktur” beyanı mal rejiminden feragat sayılır mı?
Kural olarak hayır. Yargıtay, anlaşmalı boşanmadaki muğlak bu tür beyanların, protokolde ve hükümde açıkça yer almadıkça tasfiyeden feragat sayılamayacağını kabul etmektedir. Feragatin açık ve şüpheye yer bırakmayacak nitelikte olması gerekir.