Müdahalenin önlenmesi davası, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına yönelen haksız el atmanın mahkeme kararıyla durdurulmasını amaçlayan davadır. Uygulamada “el atmanın önlenmesi” veya “men’i müdahale” olarak da anılan bu dava, Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesine dayanır ve komşuluk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda en sık başvurulan hukuki yollardan biridir.
Çekirdek yanıt şudur: Komşuluk hukukunda her müdahale hukuka aykırı değildir. Bir eylemin dava yoluyla önlenebilmesi için, komşular arasında olağan sayılan katlanma ölçüsünü, yani hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlık teşkil etmesi gerekir. Bu sınır, davacının kişisel hassasiyetine göre değil, taşınmazın konumu, niteliği ve yerel âdet dikkate alınarak objektif ölçütlerle belirlenir.
Aşağıda; davanın dayandığı kanun maddeleri, açılabilmesi için aranan şartlar, sık karşılaşılan uyuşmazlık tipleri, görevli ve yetkili mahkeme, bilirkişi incelemesinin kapsamı ile hükmün infazına ilişkin esaslar sırasıyla açıklanmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Gayrimenkul Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Müdahalenin Önlenmesi Davası Nedir?
- 2. Taşkınlık ve Hoşgörü Sınırı Nasıl Belirlenir?
- 3. Müdahalenin Önlenmesi Davasının Şartları Nelerdir?
- 4. Uygulamada Sık Görülen Komşuluk Uyuşmazlıkları
- 5. Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
- 6. Mahkeme Hangi Önleme Karar Verir?
- 7. Kararın İcrası ve Yargılama Giderleri
- 8. Ecrimisil ve Tazminat Talepleri
- 9. Sonuç ve Değerlendirme
- 10. İlgili Makaleler
1. Müdahalenin Önlenmesi Davası Nedir?
Dava, mülkiyet hakkının korunmasına hizmet eden ayni nitelikte bir taleptir. Amaç, tazminat almak değil, hukuka aykırı durumun sona erdirilmesidir. Talep, çoğu zaman “kal” (yıkım/sökme) ve ecrimisil istemleriyle birlikte ileri sürülür.
Mülkiyet hakkı mutlak değildir. Kanun koyucu, birlikte yaşamayı mümkün kılmak için taşınmaz maliklerine yapma, kaçınma ve katlanma ödevleri yüklemiştir. Komşuluk hukuku, bu ödevlerin çerçevesini çizen düzenlemeler bütünüdür.
1.1. Davanın Hukuki Dayanakları
Uygulamada üç madde birlikte değerlendirilir: mülkiyet hakkının içeriğini ve korunmasını düzenleyen TMK m. 683, taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenleyen TMK m. 730 ve komşuluk ilişkisinde taşkınlık yasağını getiren TMK m. 737. Kazı ve yapılara ilişkin m. 738 ile dal ve köklere ilişkin m. 740 gibi özel hükümler de somut olaya göre uygulanır.
📜 KANUN METNİ —
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 683
📜 KANUN METNİ —
“Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 730
📜 KANUN METNİ —
“Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 737
Maddede sayılan duman, toz, koku, gürültü ve sarsıntı örnekleri sınırlayıcı değildir. Öğretide bu sayımın örnekleyici olduğu kabul edilir; ışığın kesilmesi veya havalandırmanın engellenmesi gibi etkiler de somut olayın özelliğine göre taşkınlık sayılabilir.
1.2. El Atmanın Önlenmesi ile Müdahalenin Men’i Arasında Fark Var mıdır?
Hayır. “El atmanın önlenmesi”, “müdahalenin men’i” ve “müdahalenin önlenmesi” ifadeleri aynı davayı tanımlar. Yargı kararlarında üç kullanım da geçmektedir. Farklılık, davanın dayandığı sebepte ortaya çıkar: talep doğrudan sınır tecavüzüne dayanabileceği gibi, komşuluk hukukundan kaynaklanan dolaylı bir taşkınlığa da dayanabilir.
2. Taşkınlık ve Hoşgörü Sınırı Nasıl Belirlenir?
Bu değerlendirme, komşuluk hukukunun en tartışmalı aşamasıdır. Aynı düzeydeki bir gürültü, sanayi bölgesinde katlanılabilir sayılırken konut alanında taşkınlık teşkil edebilir. Bu nedenle mahkeme, dosyayı soyut kurallarla değil, keşif ve bilirkişi incelemesiyle elde edilen somut verilerle değerlendirir.
“Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır.”
— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli, 2017/1436 E. ve 2020/7763 K. sayılı İlamı
“…hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.04.2024 tarihli, 2024/1206 E. ve 2024/2244 K. sayılı İlamı
2.1. Doğrudan El Atma ve Dolaylı El Atma (İmisyon) Ayrımı
Doğrudan el atma, komşu taşınmazın fiziki sınırları içine girilmesidir: sınırın sürülerek işgal edilmesi, saçak veya balkon taşması, duvara demir çakılması gibi. Dolaylı el atma ise sınır ihlali olmaksızın, komşu taşınmazdaki faaliyetin etkisiyle ortaya çıkar; gürültü, koku, toz ve sarsıntı bu gruptadır.
Ayrım pratikte önemlidir. Doğrudan el atmalarda tecavüzün varlığı fen bilirkişisi raporuyla ölçümlenerek tespit edilir. Dolaylı el atmalarda ise ölçüm tek başına yetmez; etkinin hoşgörü sınırını aşıp aşmadığı ayrıca değerlendirilir.
2.2. İmar Mevzuatına Aykırılık Tek Başına Yeterli midir?
Hayır. Bir yapının ruhsatsız veya imar mevzuatına aykırı olması, tek başına komşuluk hukukuna dayalı yıkım kararı verilmesini gerektirmez. İmara aykırılık idareyi ve idari yargıyı ilgilendirir. Adli yargıda aranan ölçüt, yapının komşu taşınmaza tecavüzü bulunup bulunmadığı veya katlanma sınırını aşan bir zarar doğurup doğurmadığıdır.
“…Hemen belirtilmelidir ki imara aykırılık, idare ve idari yargıyı ilgilendirir. Mahkemece davalıya ait binanın davacı taşınmazına bir tecavüzünün bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, tecavüz varsa müdahalenin men’ine karar verilmeli, komşuluk hukuku kapsamında bir zarar mevcut ise bu zararın tespiti ve giderimi yönünde araştırma yapılmalıyken idareyi ve idari yargıyı ilgilendiren hususlarda hüküm kurulması doğru değildir.”
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarihli, 2018/8096 E. ve 2019/11304 K. sayılı İlamı (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.03.2022 tarihli, 2021/4513 E. ve 2022/1694 K. sayılı İlamında aktarılan bozma ilamı)
Nitekim yalnızca imar yönetmeliğine aykırılık gerekçesiyle pencerelerin kaldırılmasına karar verilen bir dosyada, komşuluk hukuku yönünden ayrıca inceleme yapılmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2024/1206, K: 2024/2244, T: 29.04.2024).

3. Müdahalenin Önlenmesi Davasının Şartları Nelerdir?
Aktif husumet kural olarak malike aittir; taşınmazda fiilen oturmayan malik de dava açabilir. Pasif husumet ise el atmayı gerçekleştiren kişiye yöneltilir. Kararlarda, mütecavizin kim olduğu belirlenmeden hüküm kurulmasının bozma sebebi sayıldığı görülmektedir.
Davalının kusurlu olması gerekmez. Bu yönüyle taşınmaz malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk hâlidir; “gerekli önlemleri aldım” savunması tek başına sonuca etkili olmaz.
“Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.03.2022 tarihli, 2021/4513 E. ve 2022/1694 K. sayılı İlamı
3.1. Zarar Doğmadan Dava Açılabilir mi?
Kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. Ancak zararın yakın gelecekte doğacağı kuvvetle muhtemel veya kaçınılmaz ise, zararın gerçekleşmesi beklenmeden önleyici nitelikte dava açılabilir. TMK m. 730 de “zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse”ye açıkça dava hakkı tanımaktadır.
“Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir.”
— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli, 2017/1436 E. ve 2020/7763 K. sayılı İlamı
Buna karşılık, yalnızca ihtimale dayanan istemler kabul görmemektedir. Bilirkişi incelemesiyle zarar doğma ihtimalinin bulunmadığı belirlenen bir dosyada, davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır (aynı karar).
3.2. Dava Zamanaşımına Tabi midir?
El atma devam ettiği sürece müdahalenin önlenmesi istemi zamanaşımına uğramaz; ayni hakkın korunmasına yönelik bu talep süreklilik gösterir. Buna karşılık tazminat ve ecrimisil istemleri süreye tabidir. Uygulamada ecrimisil, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için istenmektedir.
Uzun süre sessiz kalınması ise ayrı bir risk doğurur. Kendi rızasıyla oluşturulmuş ve yıllarca kullanılmış bir duruma sonradan itiraz edilmesi, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı bulunarak talebin reddi sonucunu doğurabilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2021/7870, K: 2023/192, T: 16.01.2023).
4. Uygulamada Sık Görülen Komşuluk Uyuşmazlıkları
| Uyuşmazlık Türü | Değerlendirme Ölçütü | Örnek Karar |
|---|---|---|
| Sınır tecavüzü / arazinin sürülmesi | Fen bilirkişisi ölçümüyle tecavüzün varlığı; tecavüz sabitse hoşgörü sınırı savunması kabul edilmez. | Yargıtay 8. HD, E: 2018/7088, K: 2020/7592 |
| Saçak, çıkma ve taşkın yapı | Taşan kısmın miktarı ve konumu; infaza elverişli biçimde krokiyle belirlenmesi. | Yargıtay 8. HD, E: 2018/6609, K: 2020/7621 |
| Işık, havalandırma ve manzara kısıtlaması | Duvarın yüksekliği ile komşu yapının pencerelerine etkisi; katlanma sınırının aşılması. | Yargıtay 7. HD, E: 2022/1961, K: 2023/3470 |
| Pencere ve mahremiyet iddiası | Yalnızca imara aykırılık yetmez; komşuluk hukuku yönünden ayrı inceleme yapılması gerekir. | Yargıtay 7. HD, E: 2024/1206, K: 2024/2244 |
| Kazı, hafriyat ve istinat duvarı | Toprağın sarsılması veya tesislerin etkilenmesi; TMK m. 738 kapsamında kaçınma yükümlülüğü. | Yargıtay 7. HD, E: 2022/1961, K: 2023/3470 |
| Tesis ve altyapı (trafo, kanalizasyon) | Zararın giderilmesi için gereken önlemler; doğrudan kaldırma yerine en uygun tedbir. | Yargıtay 14. HD, E: 2021/1103, K: 2021/3724 |
| Kat mülkiyetinde ortak alan | Kat maliklerinin birbirini rahatsız etmeme yükümlülüğü (KMK m. 18). | Yargıtay 5. HD, E: 2023/10248, K: 2024/221 |
4.1. Işığı ve Havalandırmayı Engelleyen Duvarlar
Sınıra inşa edilen yüksek duvarların komşu yapının pencerelerini kapatması, yerleşik uygulamada komşuluk hukukuna aykırı bulunmaktadır. Bu tür dosyalarda mahkemeler çoğu zaman duvarın tamamının değil, katlanma sınırını aşan kısmının kaldırılmasına karar vermektedir.
“Davalılar-karşı davacıların, davacılar-karşı davalılara ait taşınmazın sınırındaki bodrum katın pencerelerinin ışık almalarını engelleyecek şekilde yaptıkları duvarın, komşuluk hukukuna aykırı olduğu kuşkusuzdur.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.09.2023 tarihli, 2022/2933 E. ve 2023/4047 K. sayılı İlamı
Bir başka dosyada, davacıya ait taşınmazın güneşlenme, havalandırma ve manzara imkânını kısıtlayan taş duvarın yalnızca iki metre yüksekliği aşan bölümünün kâl’ine karar verilmiş; bu yaklaşım Yargıtay tarafından onanmıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2022/1961, K: 2023/3470, T: 20.06.2023).
4.2. Ağaç Dalları ve Kökleri
Komşu taşınmaza taşan dal ve köklere ilişkin özel bir düzenleme bulunmaktadır. Malik önce komşusundan bunların kaldırılmasını isteyebilir; uygun süre içinde kaldırılmazsa kendisi kesip mülkiyetine geçirebilir.
📜 KANUN METNİ —
“Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 740/1
Ağaçların gölgesi nedeniyle tarımsal verimin düştüğü ve köklerin ekili alana yayıldığı iddialarında ise dava, ağaçların hangi parselde bulunduğu ve davalının o taşınmazın maliki olup olmadığı belirlenmeden sonuçlandırılamaz. Husumetin doğru yöneltilmemesi bozma sebebidir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2021/605, K: 2021/2011, T: 18.10.2021).
4.3. Kazı, Hafriyat ve Yapı Faaliyetleri
📜 KANUN METNİ —
“Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 738
İnşaat hafriyatı sırasında komşu yapıya verilen zararlarda, malikin sorumluluğu kusura bağlı değildir. Zarar ile faaliyet arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Yapı taşmışsa ayrıca taşkın yapı hükümleri (TMK m. 725) uygulanabilir.
4.4. Kat Mülkiyetinde Ortak Alan ve Rahatsızlık İddiaları
📜 KANUN METNİ —
“Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.”
— 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 18/1
Apartman bahçesinin giriş kapısının kilitli tutulması gibi ortak alan müdahalelerinde, kat malikinin anahtar teslimi ve müdahalenin önlenmesi talepleri Kat Mülkiyeti Kanunu m. 18, 19 ve 33 çerçevesinde değerlendirilmektedir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E: 2023/10248, K: 2024/221, T: 10.01.2024).
5. Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yargı çevresi belirleyicidir; örneğin taşınmaz İstanbul’un bir ilçesinde ise dava, o yer asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kat mülkiyetine tabi yapılarda ortak alanlara ilişkin bazı istemler ise Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girer.
“Somut olayda; dava, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup, 6100 sayılı HMK’nin yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra (24.09.2014 tarihinde) açıldığından, davanın 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi uyarınca genel yetkili asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.03.2022 tarihli, 2021/4513 E. ve 2022/1694 K. sayılı İlamı
Yargılama Süreci ve Bilirkişi İncelemesi
Yargılamanın merkezinde keşif ve bilirkişi incelemesi yer alır. Mahkeme, tarafların tapu kayıtlarını, çap ve krokileri getirtir; mahallinde yapılan keşifte fen bilirkişisinin yanında uyuşmazlığın niteliğine uygun uzmanlar (inşaat mühendisi, ziraat mühendisi, elektrik mühendisi gibi) görevlendirilir.
Rapor, yalnızca müdahalenin varlığını değil; alınması gereken önlemleri, eski hâle getirme ile tazminat taleplerinin karşılığını ve zararın nasıl giderileceğini gerekçeli biçimde göstermelidir. Bu hususlar araştırılmadan kurulan hükümler bozulmaktadır.
Yargılama sırasında taşınmazın devredilmesi hâlinde HMK m. 125 uyarınca davacıya seçim hakkı hatırlatılır; davaya yeni malik dâhil edilerek devam edilir.
| Başlık | Uygulama |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2); kat mülkiyetine ilişkin bazı istemlerde sulh hukuk mahkemesi |
| Yetkili mahkeme | Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi (kesin yetki) |
| Davacı (aktif husumet) | Malik; taşınmazda oturma şartı aranmaz |
| Davalı (pasif husumet) | El atmayı gerçekleştiren kişi; mütecaviz belirlenmeden hüküm kurulamaz |
| Kusur | Aranmaz; illiyet bağının varlığı yeterlidir |
| Temel deliller | Tapu kaydı, çap ve kroki, keşif, fen ve uzmanlık bilirkişisi raporu |
| Birlikte istenebilecek talepler | Kal (yıkım/sökme), eski hâle getirme, ecrimisil, maddi ve manevi tazminat |
| Zamanaşımı | El atma sürdükçe önleme istemi zamanaşımına uğramaz; tazminat ve ecrimisil süreye tabidir |
6. Mahkeme Hangi Önleme Karar Verir?
Bu ölçü, mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaleyi önlemeye hizmet eder. Örneğin bir trafo binası nedeniyle açılan davada, doğrudan trafonun kaldırılmasına karar verilmesi mülkiyet hakkına aşırı müdahale sayılmış; önce alınabilecek teknik tedbirlerin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
“Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda araştırma yapılarak infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken mülkiyet hakkına aşırı müdahale gerektirir şekilde trafonun tamamen taşınmazdan kaldırılmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.”
— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarihli, 2021/1103 E. ve 2021/3724 K. sayılı İlamı
Hüküm fıkrasının açıklığı da denetlenmektedir. HMK m. 297/2 uyarınca taleplerin her biri hakkında verilen karar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmelidir. Ölçü ve konum belirtilmeden kurulan hükümler, infazda tereddüt doğurduğu gerekçesiyle düzeltilerek onanmıştır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2018/6609, K: 2020/7621, T: 26.11.2020).
7. Kararın İcrası ve Yargılama Giderleri
İİK m. 30, borçlunun işi yapmaması hâlinde masrafın bilirkişiye takdir ettirilerek işin üçüncü kişiye yaptırılabilmesine imkân tanır. Kararda bu içeriğin tekrar edilmesi gerekmediği; aksi yöndeki hüküm fıkralarının düzeltilerek onandığı görülmektedir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2021/6313, K: 2022/86, T: 04.01.2022) (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Vekâlet ücreti yönünden ise özel bir sınır bulunmaktadır. El atmanın önlenmesi davalarında hükmedilecek vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen dava değerini aşamaz (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2018/9999, K: 2021/162, T: 18.01.2021).
8. Ecrimisil ve Tazminat Talepleri
Ecrimisilin kapsamını, kullanmadan doğan olumlu zarar ile malikin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) birlikte belirler. Yerleşik uygulamada fuzuli işgal, kira sözleşmesine benzetilemeyen bir haksız eylem olarak nitelendirilmektedir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E: 2022/854, K: 2023/2753, T: 22.05.2023; kararda 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılmıştır).
Uygulamada ecrimisil, çoğunlukla ihtarname tebliğinden sonraki dönem için hesaplanmakta; bedelin belirlenmesinde emsal kira sözleşmeleri ve kamu kurumlarının emsal birim değerleri dikkate alınmaktadır. Talep edilen dönem ve miktarın dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi önem taşır.
9. Sonuç ve Değerlendirme
Komşuluk hukukunda müdahalenin önlenmesi davası, mülkiyet hakkının mutlak olmadığı; komşuluk ilişkisinin getirdiği kaçınma ve katlanma ödevleriyle sınırlandığı esasına dayanır. Uyuşmazlığın sonucunu belirleyen kritik eşik, el atmanın hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlık teşkil edip etmediğidir.
Bu değerlendirme büyük ölçüde teknik verilere dayandığından, tapu kayıtlarının, çap ve krokilerin eksiksiz sunulması, keşif talebinin doğru formüle edilmesi ve bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmesi süreç açısından belirleyicidir. Husumetin yanlış yöneltilmesi, talebin infaza elverişli biçimde ifade edilmemesi veya imara aykırılığın tek dayanak yapılması, davanın esastan reddine ya da kararın bozulmasına yol açabilmektedir.
Somut olayın özellikleri, taşınmazın konumu ve yerel âdet uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkilediğinden, sürecin usul kurallarına uygun biçimde yürütülmesi gerekir. Hak kaybı yaşanmaması bakımından, dava açılmadan önce dosyanın hukuki değerlendirmesinin yapılması yerinde olur.











