2B arazisi satın alma; 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği tespit edilerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, 6292 sayılı Kanun uyarınca belirlenen hak sahiplerine bedeli karşılığında doğrudan satılmasıdır. Süreç, klasik bir taşınmaz alım satımı değil; kanunla çerçevesi çizilmiş, idari nitelikte bir mülkiyet dönüşümü prosedürüdür.
Çekirdek yanıt şudur: Bu taşınmazlar zilyetlikle kazanılamaz. Mülkiyetin kazanılmasının tek yolu, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde kullanıcı veya muhdesat sahibi olarak gösterilmiş olmak ve süresi içinde idareye başvurarak doğrudan satış hakkından yararlanmaktır.
Aşağıda; hak sahipliğinin şartları, hak düşürücü süreler, satış bedelinin hesaplanması, hangi taşınmazların satılamayacağı, satış sonrası tapu iptali riski ve uyuşmazlıklarda hangi yargı kolunun görevli olduğu, güncel yargı kararlarıyla birlikte ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Gayrimenkul Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
1. 2B Arazisi Nedir ve Hangi Taşınmazları Kapsar?
2B uygulaması, orman kadastro komisyonlarınca yürütülen idari bir çalışmadır. Uygulama kesinleştiğinde taşınmaz hukuken orman olmaktan çıkar ve tapuda kesin tashih ile tescil işlemi yapılır.
Bu nedenle 2B statüsü, mülkiyetin kendiliğinden kullanıcıya geçmesi anlamına gelmez. Taşınmazın maliki Hazinedir; kullanıcının konumu, kanunun tanıdığı satın alma önceliğinden ibarettir.
📜 KANUN METNİ —
‘’31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır.’’
— 6831 sayılı Orman Kanunu m. 2/1-(B)
1.1. Kullanım Kadastrosu ve Beyanlar Hanesi
2B alanlarında hak sahipliğinin belirlenmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesi uyarınca yapılan "kullanım kadastrosu" ile gerçekleşir. Bu çalışmada fiilî kullanım durumu ve varsa muhdesatın kime ait olduğu kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir.
Uygulamadaki en kritik nokta budur: Beyanlar hanesinde adı geçmeyen kişinin, kullanımı ne kadar eski olursa olsun doğrudan satış hakkı doğmaz.
1.2. Zilyetlikle (Kazandırıcı Zamanaşımıyla) Kazanma Yasağı
2B alanları, ne kadar uzun süre kullanılırsa kullanılsın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamaz. Yargıtay uygulaması bu noktada istikrarlıdır: Kanunları uyarınca Devlete kalan bu taşınmazlar, tapuda kayıtlı olsun ya da olmasın zilyetlikle iktisap edilemez.
Ayrıca bir taşınmazın 2B kapsamına alınması yetkisi münhasıran orman kadastro komisyonlarına aittir. Mahkeme kararıyla idarenin 2B çalışması yapmaya zorlanması istenemez; bu tür talepler hukuki yarar yokluğundan reddedilmektedir.
"bilirkişi raporları doğrultusunda çekişmeli taşınmazların orman tahdit haritası içerisinde kaldığı ve bilahare 2B arazisi olarak hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığının anlaşıldığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davacı tarafından hak iddiasında bulunulan alanların tamamının devlet orman sınırları içerisinde kaldığı ve 3302 sayılı yasayla değişik 2B uygulama çalışmaları sırasında ise taşınmazların da içerisinde bulunduğu bölümün 2B parseli olarak hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığına göre, öncesi orman olan bir yerin tapuya bağlı olarak veyahut zilyetlik ve imar ihya nedeniyle kazanılmasının hukuken mümkün olmadığı, 2B arazisi gibi kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilecek yerde davanın kabulüne karar vermiş olmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir."
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli, 2024/2055 E. ve 2025/1408 K. sayılı İlamı
2. 2B Arazisinde Hak Sahibi Kimdir?
📜 KANUN METNİ —
"(1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır."
— 6292 sayılı Kanun Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun m. 6/1
2.1. Kanuni ve Akdi Halefiyet
Hak sahipliği yalnızca ilk kullanıcıya özgü değildir. Mirasçılar bakımından kanuni halefiyet, noterde düzenlenecek muvafakatname verilmesi halinde ise akdi halefiyet hükümleri uygulanır.
Danıştay, noter muvafakatnamesiyle kullanım hakkını devralan kişinin de 6292 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi sayılması gerektiğini kabul etmiştir.
2.2. Hak Sahibi Fuzuli Şagil Sayılabilir mi?
Hayır. Hak sahipliği tespit edilen kişinin taşınmaz üzerindeki kullanımı hukuki bir dayanağa sahiptir. Bu nedenle 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine dayanılarak tahliye işlemi tesis edilmesi hukuka aykırı bulunmaktadır.
"…davacıların, uyuşmazlık konusu taşınmazı kullanımının, 6292 sayılı yasa hükümleri uyarınca kabul edilen "Hak Sahipliği" kapsamında hukuki dayanağının bulunduğu, bu itibarla; fuzuli şagil kabul edilmesine olanak bulunmadığı gibi tahliyesi yolunda tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır."
— Danıştay 2. Dairesinin 20.10.2021 tarihli, 2021/12699 E. ve 2021/3556 K. sayılı İlamı
3. 2B Arazisi Satın Alma Süreci Nasıl İşler?
Başvuru, taşınmazın bulunduğu yerdeki Milli Emlak Müdürlüğü veya Milli Emlak Şefliğine yapılır. Başvuruya, hak sahipliğini gösteren tapu kaydı, kadastro tutanağı örneği ve kimlik belgeleri eklenir.
Süreler bakımından en sık karşılaşılan hata, askı ilanının kesinleşmesi ile başvuru süresinin başlangıcının karıştırılmasıdır. Süre, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar.
| Aşama | Süre / Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kanun yürürlüğünden önce listeye/tutanağa girenlerin başvurusu | Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay | 6292 s.K. m. 6/3 |
| Kanun yürürlüğünden sonra listeye/tutanağa girenlerin başvurusu | Güncelleme listesinin tescili veya kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 8 ay | 6292 s.K. m. 6/3 |
| Başvuru bedeli | Belediye ve mücavir alan içinde 2.000 TL, dışında 1.000 TL (satış bedelinden mahsup edilir) | 6292 s.K. m. 6/5 |
| Satış bedelinin ödenmesi (peşin/peşinat) | Yazılı tebligattan itibaren en geç 3 ay | 6292 s.K. m. 6/8 |
| Hak sahibi olunamadığının bildirimi | Gerekçeleriyle bildirilir; başvuru bedeli aynen ve faizsiz iade edilir | 6292 s.K. m. 6/11 |
| Yükümlülüklerin ihlali | Peşin bedeli veya peşinatı/taksitleri vadesinde ödemeyenin doğrudan satın alma hakkı düşer | 6292 s.K. m. 6/9 |
Devam Eden Davalar Başvuruya Engel midir?
Hayır. 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca 2B taşınmazlarına ilişkin davalar durdurulur. Danıştay, durdurulan dava bulunmasının hak sahibinin satın alma talebinde bulunmasını engellemeyeceğine; bu gerekçeyle verilen ret işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.
Durdurulan davalarla ilgili olarak hak sahiplerinin satış talebinde bulunmasını yasaklayan bir düzenleme bulunmadığından, talebin salt bu gerekçeyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık yoktur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
— Danıştay 8. Dairesinin 29.12.2020 tarihli, 2018/3263 E. ve 2020/6116 K. sayılı İlamı
4. Satış Bedeli, İndirimler ve Ödeme Koşulları
📜 KANUN METNİ —
"Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli; dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanır."
— 6292 sayılı Kanun Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun m. 6/4
| Konu | Uygulanan Oran / Süre | Açıklama |
|---|---|---|
| Satış bedeli (genel) | 400 m²'ye kadar rayiç bedelin %50'si, aşan kısım için %70'i | 6292 s.K. m. 6/4 |
| Tarımsal amaçlı kullanım | Tamamı için rayiç bedelin %50'si | Yalnızca tarımsal amaçlı yapı bulunan yerler; sonradan farklı amaçla kullanımda fark tahsil edilir |
| Peşin ödeme indirimi | %20 | Bedelin tamamının peşin ödenmesi halinde |
| Kısmi ödeme indirimi | %10 | Bedelin en az yarısının ödenmesi halinde |
| Taksit (belediye ve mücavir alan içinde) | En fazla 5 yılda 10 eşit taksit, faizsiz | Peşinat sonrası kalan bedel |
| Taksit (belediye ve mücavir alan dışında) | En fazla 6 yılda 12 eşit taksit, faizsiz | Peşinat sonrası kalan bedel |
| Ecrimisil mahsubu | Başvuru tarihi itibarıyla son 5 yıl | Tahsil edilen ecrimisil satış bedelinden mahsup edilir; fazlası iade edilmez |
Tebliğ Edilen Satış Bedeline İtiraz Edilebilir mi?
Kanun'un 6. maddesinin 8. fıkrasında yer alan ve tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemeyeceğini, dava açılamayacağını öngören cümle, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Karar 11.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Bu iptal, hak sahibinin bedel tespitine karşı hak arama yolunun kapatılamayacağını göstermektedir. Bununla birlikte bedele itiraz edilmesi halinde hak sahipliğinin şartlarından birinin ("bedeli itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul") tartışmalı hale gelebileceği, somut olay bazında değerlendirilmesi gereken bir risktir.
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (8) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi, Anayasa'nın 35. ve 40. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
— Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli, 2023/27 E. ve 2023/100 K. sayılı Kararı T: 18.05.2023 (RG: 11.07.2023 – 32245)
5. Hangi 2B Taşınmazları Hak Sahibine Satılamaz?
📜 KANUN METNİ —
"Bu maddeye göre hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan ya da Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ile ilgili idarelerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde idareye bildirilmesi şartıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gerekenler ile içme ve kullanma suyu havzalarında maksimum su seviyesinden itibaren üç yüz metrelik bant içerisinde kalan yerler hak sahiplerine satılmaz."
— 6292 sayılı Kanun Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun m. 6/12
Yargı kararlarında bu istisnaların somutlaştığı başlıca haller şunlardır:
- Mera olarak tahsis edilen yerler: 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera tahsisi yapılan taşınmazlar kamu hizmetine ayrılmış sayılır (Danıştay 8. Daire, E: 2017/597, K: 2021/3962, T: 21.09.2021).
- Özel Çevre Koruma Bölgeleri: Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen koruma bölgesinde ve hassas zonda kalan taşınmazların satış talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E: 2021/887, K: 2021/3209, T: 20.12.2021).
- Rezerv yapı alanları: Kararname ile rezerv yapı alanı ilan edilen ve kamulaştırma işlemleri yürütülen alanda kalan taşınmaz, kamu hizmetlerine ayrılan taşınmaz kabul edilmiştir (Danıştay 8. Daire, E: 2021/3700, K: 2023/7180, T: 13.12.2023 — İstanbul ili, Arnavutköy ilçesindeki taşınmaza ilişkindir).
- Orman İdaresine tahsis edilen yerler: Ağaçlandırma amacıyla tahsis edilen taşınmaz için kullanıcı şerhi verilemez; ancak eşdeğer taşınmaz talebine esas olmak üzere zilyetliğin tespitinde hukuki yarar bulunur (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2021/7150, K: 2024/767, T: 13.02.2024).
Eşdeğer Taşınmaz Hakkı
Satışı mümkün olmayan taşınmazların yerine, istenilmesi halinde hak sahibine; hak sahibi olduğu taşınmazın rayiç değerine eşdeğer, öncelikle aynı il sınırları içindeki bir 2B taşınmazı, m. 6/4'e göre hesaplanacak bedel karşılığında doğrudan satılabilir.
Bu imkânın kullanılabilmesi için hak sahipliğinin ve fiilî kullanımın belgelenmiş olması gerekir; bu nedenle kullanım kadastrosu kayıtlarının doğruluğu ayrıca önem taşır.
6. Satış Sonrası Tapu İptali Riski: Eylemli Orman ve Yolsuz Tescil
Yargıtay, 2B çalışmasına konu edilemeyecek bir alanda yapılan uygulama, kullanım kadastrosu ve satış işlemleri sonucunda oluşan tescili yolsuz tescil olarak nitelendiren yerel mahkeme kararlarını onamıştır.
Bu kararlarda, Anayasa'nın 169. maddesinde yer alan orman koruma yükümlülüğüne ağırlık verilmektedir. Öte yandan karşı oy yazılarında, kamu makamlarının kendi hatasının külfetinin iyiniyetli alıcıya yüklenemeyeceği ve iyi yönetişim ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Tabiatı koruma alanı içinde kalan taşınmaz hakkında yapılan 2/B uygulaması, kullanım kadastrosu ve satış işlemleri geçerli kabul edilmemiş; davalı adına oluşturulan tapu kaydının Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi gereğince baştan beri yolsuz tescil niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.05.2023 tarihli, 2022/7765 E. ve 2023/3042 K. sayılı İlamı
Eylemli orman niteliğindeki taşınmazın satışı yönünden aynı doğrultuda: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2024 tarihli, 2021/10950 E. ve 2024/108 K. sayılı İlamı
Buna karşılık, usulüne uygun kullanıcı şerhine dayanılarak 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan tescil tek başına yolsuz tescil sayılmaz. Kullanıcı şerhine dayalı satışın iptali istemiyle açılan davada, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı onanmıştır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2024/3632, K: 2024/6418, T: 06.11.2024).
6.1. 2026 Güncellemesi: Anayasa Mahkemesinin 6292 s.K. m. 11/4 İptali
Bu alandaki en önemli güncel gelişme, satılmaması gereken taşınmazın satılması halinde bedelin yalnızca kanuni faiziyle iadesini öngören düzenlemenin iptalidir.
Anayasa Mahkemesi; geri alma için herhangi bir süre öngörülmemesini, ödenecek bedelin taşınmazın gerçek değerini karşılamamasını ve malikin yaptığı yapı ve iyileştirmelere ilişkin bir düzenleme bulunmamasını ölçülülük ilkesine aykırı bulmuştur. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki "…hak sahiplerine satılmaması,…" ve "…satılanların satış bedeli kanuni faiziyle iade edilir,…" ibareleri, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş; iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
— Anayasa Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli, 2024/144 E. ve 2025/188 K. sayılı İlamı T: 10.09.2025 (RG: 31.12.2025 – 33124)
6.2. Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Sorumluluk ve Tazminat
Tapu kaydı iptal edilen kişinin zararı, Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca Devletten talep edilebilir. Ancak tazminatın kapsamı somut olayın özelliklerine göre değişir.
Tapusu iptal edilerek orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, daha sonra 2/B kapsamında aynı kişiye satılan taşınmazlarda tazminat, taşınmazın tam değeri değil, hak sahibinin Hazineye ödediği satış bedeli üzerinden belirlenmiştir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E: 2019/6300, K: 2020/461, T: 05.02.2020).
7. Uyuşmazlıklarda Görevli Yargı Yolu Nasıl Belirlenir?
Uyuşmazlık Mahkemesi, 2B taşınmazı üzerindeki zilyetliğin tespiti ve bu hususun tapuya şerh edilmesi istemini, tapu kayıtlarında değişiklik doğurabilecek ve mülkiyet hakkına dayanan bir talep olarak nitelendirerek adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
Buna karşılık Yargıtay, 6292 sayılı Kanun'un 7/1-b maddesi kapsamındaki bedelsiz iade taleplerinin idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Talebin hukuki nitelendirmesini yapmak hâkime ait olduğundan (6100 s.K. m. 33), dilekçedeki adlandırma tek başına belirleyici değildir.
| Talep / Uyuşmazlık | Görevli Yargı Yolu | Dayanak Karar |
|---|---|---|
| Zilyetliğin tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi | Adli yargı (Kadastro / Asliye Hukuk Mahkemesi) | Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, E: 2024/97, K: 2024/334, T: 07.10.2024 |
| 6292 s.K. m. 7/1-b uyarınca bedelsiz iade talebi | İdari yargı (İdare Mahkemesi) | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2024/5711, K: 2025/6054, T: 30.09.2025 |
| Doğrudan satış başvurusunun reddi işlemi | İdari yargı (iptal davası, 60 gün) | Danıştay 8. Daire, E: 2021/3700, K: 2023/7180, T: 13.12.2023 |
| Satış sonrası tapu iptali ve tescil | Adli yargı (Asliye Hukuk Mahkemesi) | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E: 2022/7765, K: 2023/3042, T: 22.05.2023 |
| Milli Emlak Genel Tebliği gibi düzenleyici işlemin iptali | İdari yargı (Danıştay) | Danıştay 10. Daire, E: 2016/11725, K: 2021/5569, T: 16.11.2021 |
Ayrıca idari düzenleyici işlemler bakımından normlar hiyerarşisi denetimi önem taşır. Danıştay, Milli Emlak Genel Tebliği gibi düzenlemelerin kanunla tanınan hakkı genişletici veya daraltıcı hüküm içeremeyeceğini; idarenin Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca yargı kararlarına uymak zorunda olduğunu vurgulamıştır.
8. Sonuç ve Değerlendirme
2B arazisi satın alma süreci, idari, mali ve anayasal boyutları bir arada barındıran teknik bir prosedürdür. Sürecin belirleyici unsurları; kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kaydın doğruluğu, hak düşürücü nitelikteki başvuru süresine uyulması ve taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 6/12. maddesindeki istisnalar kapsamında bulunup bulunmadığıdır.
Satışın tamamlanmış olması her zaman kesin bir güvence sağlamamaktadır. Taşınmazın eylemli orman niteliğini koruması veya özel statülü bir alanda kalması halinde tapu iptali riski gündeme gelebilmekte; bu durumda ödenen bedelin iadesi ve tazminat başlıkları ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (4) numaralı fıkrasına ilişkin iptal kararı, 2026 yılı itibarıyla bu alanda yasal bir düzenleme ihtiyacı doğurmuştur. İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar yapılacak yasal değişikliğin takip edilmesi yerinde olacaktır.
Sürecin her aşamasında dayanak belgelerin (tapu kaydı, kadastro tutanağı, askı ilanı tarihleri, tebligat evrakı) düzenli biçimde arşivlenmesi ve süre hesabının belgeye dayalı yapılması, hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.











