Takip Türleri ➔ Doğrudan İflas ➔ İflas Davası ve Depo Emri ➔ İtiraz ve Tebligat ➔ İflasın Sonuçları
İflas yoluyla takip, alacaklının yalnızca kendi alacağını değil, iflasa tabi borçlunun haczi mümkün tüm mal varlığını cebrî icra denetimi altına almasını sağlayan ve külli tasfiye sonucu doğuran en ağır takip mekanizmasıdır. Süreç, borçlunun ödeme güçlüğü içinde olması karşısında alacaklıların eşit ve toplu biçimde tatminini amaçlar. Bu nedenle iflas, yalnızca taraflar arasındaki bir uyuşmazlık değil; kamu düzenini ve borçlunun bütün alacaklılarını ilgilendiren bir kurumdur.
İcra ve İflas Kanunu (İİK), iflas sürecini esas olarak takipli iflas ve doğrudan (takipsiz) iflas olmak üzere iki ana kolda düzenlemiştir. Bu yazıda, hangi alacaklının hangi yola başvurabileceği, izlenecek usul, mahkemenin vereceği depo emri ve iflasın açılmasının takipler üzerindeki etkisi sistematik biçimde açıklanmakta; konu, yalnızca kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hukuki ve akademik bir bakış açısıyla incelenmektedir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ‘’İcra ve İflas Hukuku’’ başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. İflas Yoluyla Takip Nedir?
- 2. İflas Yoluyla Takip Türleri Nelerdir?
- 3. Doğrudan Doğruya İflas Halleri Nelerdir? (İİK m. 177-179)
- 4. İflas Davası Nasıl Görülür? Yargılama Usulü ve Depo Emri
- 5. İflas Yoluyla Takipte İtiraz ve Tebligatın Önemi
- 6. İflasın Açılmasının Hukuki Sonuçları Nelerdir?
- 7. İlama Dayalı Alacaklarda İflas Yolu ve Hukuki Yarar
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. İlgili Makaleler
1. İflas Yoluyla Takip Nedir?
İflas yoluyla takipte amaç, tek bir malın haczedilip satılması değil, borçlunun haczi mümkün bütün mallarının bir “iflas masası” oluşturması ve bu masadan tüm alacaklıların belirli bir sıra dahilinde tatmin edilmesidir. Bu yönüyle iflas, ferdî (cüz’î) icra olan haciz yolundan ayrılır. İflasa yalnızca İİK ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca iflasa tabi kişiler (kural olarak tacirler ve tacir gibi sorumlu olanlar) konu olabilir.
İflas talebi hakkında karar verme yetkisi münhasıran ticaret mahkemesine aittir; icra müdürünün borçlunun iflasa tabi olup olmadığını re’sen araştırma yetkisi bulunmaz. Bu husus, ancak borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine ve nihai olarak yargılama aşamasında mahkemece değerlendirilir.
2. İflas Yoluyla Takip Türleri Nelerdir?
İflas yoluyla takip, alacağın dayanağına ve borçlunun durumuna göre farklı usullere ayrılır. Aşağıda takipli iflas yollarının üç temel görünümü incelenmektedir.
2.1. Genel (Adi) İflas Yolu (İİK m. 155-156)
Genel iflas yolunda alacaklı, iflasa tabi borçluya karşı icra dairesine iflas takip talebinde bulunur ve borçluya iflas ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya borcu öder ya da gerek borca gerekse iflasa tabi kişilerden olmadığına dair itirazını icra dairesine bildirir. Borçlu itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir; itiraz ederse takip durur.
📜 KANUN METNİ — İİK m. 158
“Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. (…) Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir. İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 158
Buna göre alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde iflas davası açmalıdır. Bu süre, takibe itiraz edilmiş olsun olmasın işler; sürenin geçirilmesi iflas isteme hakkını düşürür.
2.2. Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yolu (İİK m. 171-173)
Alacağın bono, poliçe veya çek gibi bir kambiyo senedine dayanması halinde, alacaklı kambiyo senetlerine özgü iflas yoluna başvurabilir. Bu yolda borçluya beş günlük ödeme ve itiraz süresi tanınır. Borçlu süresinde borcu ödemez, itiraz veya şikâyette bulunmazsa, alacaklı ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasını isteyebilir.
‘’İİK'nın 173/2. maddesinde de kambiyo senedine dayalı iflas yolu ile takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine açılan bu davada, iflas talebinin ilanından itibaren 15 gün içinde diğer alacaklıların davaya müdahale veya itiraz edebilecekleri öngörülmüş olup, mahkemece de, İİK'nın 166. maddesi uyarınca gerekli ilanlar yaptırılmıştır. İlandan itibaren 15 gün içinde 3. kişiler iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek müdahale veya itirazda bulunabileceklerinden, mahkemece iflasa karar verilmesi halinde, daha önce süresinde müdahale veya itirazda bulunan alacaklılar hükmü temyiz edebilirler. Hükmü temyiz eden bir alacaklının yargılama sırasında süresinde müdahale veya itirazda bulunmaması halinde temyiz hakkının doğabilmesi için iflas talebinin İİK'nın 166/2. maddesinde öngörülen usule uygun olarak ilanının yapılmamış olması gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26.03.2009 tarih ve 2008/11673 E, 2009/2282 K; Dairemizin 04.12.2013 tarih ve 8081 E., 7716 K. sayılı ilamı bu yöndedir. Somut olayda, ilanlar anılan 166. madde hükmüne uygun olarak yapıldığından, müdahale talebinde bulunan 3. kişiler vekili, karar tarihinden sonraki aşamada müdahale talep edemeyeceği gibi, kararı da temyiz hakkı bulunmamaktadır."
-Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 17.04.2014 tarihli, 2013/9198 E. ve 2014/3023 K. sayılı İlamı
(Karar metni özetlenerek aktarılmıştır; tam metin için ilgili resmî karar kaynaklarına bakınız.)
2.3. Takip Yolunun Değiştirilmesi (İİK m. 43/2)
İflasa tabi bir borçluya karşı haciz yoluyla takip başlatan alacaklı, bir defaya mahsus olmak ve harç ödemeksizin, takip yolunu iflas yoluna çevirebilir. Takip yolu değiştirildiğinde, önceki takipte takibin kesinleşmiş veya hacizlerin yapılmış olmasına bakılmaksızın, yeni takip yoluna uygun bir ödeme emrinin borçluya yeniden tebliğ edilmesi zorunludur. Yeni ödeme emrinin, önceki takip talebiyle aynı alacak kalemlerini içermesi gerekir.
Takip yolunun iflasa çevrilmesinden sonra da bir yıllık hak düşürücü süre, iflas yoluna ilişkin ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren işler. Bu mekanizma, alacaklıya stratejik bir esneklik tanır ve uygulamada özellikle ilamlı alacaklarda sıkça başvurulan bir yöntemdir.
2.4. Takipli İflas Yollarının Karşılaştırması
| Ölçüt | Genel İflas Yolu (m. 155-156) | Kambiyo Yolu (m. 171-173) |
|---|---|---|
| Dayanak | Her türlü para alacağı | Kambiyo senedi (bono, poliçe, çek) |
| Ödeme/itiraz süresi | 7 gün | 5 gün |
| İtiraz mercii | İcra dairesi | İcra (tetkik) mahkemesi / icra dairesi |
| Dava açma süresi | Tebliğden itibaren 1 yıl | Tebliğden itibaren 1 yıl |
| Görevli mahkeme | Asliye Ticaret Mahkemesi | Asliye Ticaret Mahkemesi |
3. Doğrudan Doğruya İflas Halleri Nelerdir? (İİK m. 177-179)
📜 KANUN METNİ — m. 177/1 (Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas)
“Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir: 1- Borçlunun malûm yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa (…)”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 177/1
Maddede sayılan başlıca doğrudan iflas sebepleri; borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıları zarara uğratan hileli işlemler yapması, ödemelerini tatil etmesi, ilama müstenit alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi (m. 177/4) ve sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borca batık olmasıdır (m. 179). Her bir doğrudan iflas sebebinin dayanağı farklı bir vakıa olduğundan, alacaklının dava dilekçesinde başvurduğu sebebi açıkça belirtmesi gerekir.
"Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, süresinde zamanaşımı definde bulunulmadığı, davalı tarafın savunmasında ileri sürdüğü ibranamenin dosyaya sunulmadığı, davalının kira borcunu ödediğini ispat edemediği dikkate alındığında kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir."
-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli, 2023/391 E. ve 2023/1554 K. sayılı İlamı
4. İflas Davası Nasıl Görülür? Yargılama Usulü ve Depo Emri
İflas davalarında yetki ve görev kamu düzenine ilişkindir; bu davalar borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır ve iflas davaları bakımından yetki sözleşmesi yapılamaz. Yargılama, basit yargılama usulüne tabidir. Mahkeme, iflas talebini ilan ettikten sonra diğer alacaklıların on beş gün içinde davaya müdahale veya itiraz etme imkânı doğar.
İflas isteyen alacaklı, İİK m. 160 uyarınca ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine peşin yatırmak zorundadır. Bu yükümlülük, özel olarak düzenlenmiş bir dava şartı niteliğindedir; eksikliği yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilir.
"Buna göre davacının malları teslim aldığının kabulü gerekir. Dava konusu bonoyu avans olarak verdiğini, bono bedeli kadar malları teslim almadığını iddia eden davacının, bu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Her ne kadar yerel mahkemece isabetli olarak bu konuya işaret etmişse de; davalının delilleri arasında tarafların ticari defterlerinin bulunduğu görülmüştür. Yerel mahkemece davalının bu yöndeki delili değerlendirilmemiştir. Bu sebeple mahkemece davalının bu yöndeki delillerinin HMK'nın 222. Maddesi uyarınca toplanması, ticari defterlerin tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda delil vasfının değerlendirilerek sonucuna göre itirazın kaldırılmasına ve depo emri çıkartılmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmediğinden ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 30.01.2020 tarihli, 2019/1283 E. ve 2020/285 K. sayılı İlamı
Depo emri (depo kararı), iflas davasının karakteristik aşamasıdır. Mahkeme, alacağın mevcudiyetine kanaat getirdiğinde borçluya; takip konusu borcu, faiz ve masrafları ile birlikte yedi gün içinde mahkeme veznesine yatırmasını emreder. Depo emri borçluya, iflastan kurtulmak için son bir ödeme fırsatı sunar. Süresi içinde gereği yerine getirilmezse mahkeme borçlunun iflasına karar verir.
"HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, haciz yolu ile takipten iflas yolu ile takibe çevirme işleminde alacak miktarının değiştirilmemesine, takibe konu senette davalının borçlu, dava dışı ... avalist olmasına, iflas yolu ile takibin davalı ve dava dışı ... karşı birlikte yapılmasına, İİK'nun 176/b-2. fıkrasındaki düzenlemenin amacının borçlulardan birinden birinin durumunu ağırlaştırmamak olduğu gözetildiğinde ve senetteki asıl borçlunun eldeki davada davalı olduğu dikkate alındığında iflas yolu ile yapılan takipte bir usulsüzlük bulunmaması, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
-Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2024/1461 E. ve 2024/207 K. sayılı İlamı
"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılmakta olup, tahkim bu durumun bir istisnası ise de, hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye başvuran tarafın alacağına biran önce kavuşmak için iflas yoluyla takip talebinde bulunması ve takibe itiraz üzerine mahkemede dava açması yolunu seçmesi durumunda, sözleşmedeki tahkim şartının öne sürülmesi iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemez. Yargılamaların en kısa sürede ve usul ekonomisi gözetilerek sonuçlandırılması HMK'nın temel prensiplerinden olup, iflas davalarının basit usule tabi olduğu da gözetilerek davanın mahkemece ticaret mahkemesi sıfatıyla incelenip karara bağlanması gerekirken, hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde tahkim şartının varlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir."
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli, 2019/574 E. ve 2021/1710 K. sayılı İlamı
5. İflas Yoluyla Takipte İtiraz ve Tebligatın Önemi
İflas yoluyla takipte ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliği, davanın görülebilirlik (dinlenebilirlik) şartıdır ve mahkemece re’sen incelenir. Özellikle tüzel kişilere yapılacak tebligatta, Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yetkili temsilciye ulaşılması; yetkili temsilciye ulaşılamadığında ise gerekli meşruhatların tebliğ mazbatasına işlenmesi gerekir. Usulsüz tebligata dayalı olarak iflas kararı verilmesi bozma nedenidir.
Aynı şekilde depo kararının ve bilirkişi raporunun borçluya usulüne uygun tebliğ edilmemesi, hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile HMK m. 27’de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilir.
6. İflasın Açılmasının Hukuki Sonuçları Nelerdir?
📜 KANUN METNİ — m. 193/1 (Takibin durması ve düşmesi)
“İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz.”
-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 193/1
İflasın açılmasıyla müflisin haczi mümkün tüm malları bir iflas masası oluşturur (İİK m. 184) ve müflisin masaya giren malları üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanır. Bu ilkeler, iflasın tüm alacaklıların topluca tatminine yönelik kollektif bir tasfiye olmasından kaynaklanır.
"Borçlu B. M. İşl.tic.San. A.Ş. hakkında başlatılan ilamlı takip sonrasında, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.4.2007 tarih ve 2002/176-189 sayılı kararıyla borçlunun iflasına karar verildiği ve iflas kararının 18.9.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İİK.nun 193.maddesi gereğince iflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. Takip konusu edilen alacak iflas kararından önce doğmuş bulunmaktadır. Sözü edilen bu maddeki yasal düzenleme kamu düzeniyle ilgili olup, re'sen gözetilmesi gerekeceğinden, bozmaya uyulması alacaklı lehine hüküm ifade etmez."
-Yargıtay, 12. Hukuk Dairesinin 14.12.2009 tarihli, 2009/16969 E. ve 2009/24904 K. sayılı İlamı
"Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK'nın 193. maddesinde "İflasın açılması ile borçlu aleyhine haciz yoluyla başlatılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takiplerin duracağı, iflas kararının kesinleşmesi ile de bu takiplerin düşeceği ve iflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı 1. fıkradaki takiplerden hiçbirinin yapılamayacağı" düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin istisnası olarak madde kapsamında; "Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edileceği" belirtildiği, iflasın açılması ile duracak takipler, müflisin masaya giren mal varlığı ile ilgili takipler olduğu, somut olayda, borçlu şirket hakkında ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/237 E. ve 2016/22 K. sayılı 27.12.2018 tarihli kararında “iflasına” ve “iflasın açılmasına” karar verildiği, kararın kesinleşmediği, İİK. 193 maddesi uyarınca, “iflasın açılması halinde borçlu aleyhine haciz yolu ile yapılan takiplerin duracağı..” gösterilmiş olup, ipotekli takiplerin istisna olduğu, ancak bu istisna hükmüne işçi alacaklarının dahil olmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kabulüne, takibin durdurulmasına karar verilmiştir."
-Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.03.2023 tarihli, 2022/8668 E. ve 2023/1666 K. sayılı İlamı
7. İlama Dayalı Alacaklarda İflas Yolu ve Hukuki Yarar
Alacağı bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanan alacaklı, ilamlı icra takibi yapmadan doğrudan genel iflas yoluna başvurabileceği gibi (İİK m. 155 vd.), m. 177/4 uyarınca doğrudan doğruya iflas davası da açabilir. Uygulamada, ilamlı icra takibinin İİK m. 43/2 uyarınca iflas yoluna çevrilmesi sıkça görülmektedir.
Bu noktada, ilama bağlı bir alacağın tekrar ilama bağlanmasında hukuki yarar bulunmadığına ilişkin içtihatlarla, iflas yoluyla takipte alacağın yeniden ilama bağlanması halinin gündeme gelmediğine ilişkin yaklaşım arasındaki ayrım önemlidir. Güncel bölge adliye mahkemesi kararları, ilamlı takibin iflas yoluna çevrilmesinde alacaklının hukuki yararının bulunduğunu kabul etmektedir.
"Sonuç olarak; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5.maddesi gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda bağlayıcı ise de, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2017 tarihli ve 2017/2 E., 2017/3 K. sayılı kararında kararında "ilama bağlanmış para alacakları için genel haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağı" sorunu tartışılmakla, somut dosyada genel haciz yoluyla değil iflas yoluyla takip yapılması hali mevcut olduğundan eldeki dosya yönünden bağlayıcı olmadığı, ilamlı icra takibi başlatan alacaklının İİK m. 43/2 uyarınca takibi iflas yoluyla takibe çevirmesinde İİK m. 37'ye aykırı bir yön bulunmadığı gibi davacı alacaklının dava şartı niteliğinde olan hukuki yararının ise mevcut olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf istemi açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."
-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 24.09.2025 tarihli, 2024/2028 E. ve 2025/1016 K. sayılı İlamı
İflas Yollarının Genel Karşılaştırması
| Ölçüt | Takipli İflas | Doğrudan (Takipsiz) İflas |
|---|---|---|
| Önceden takip | Gerekli (icra dairesi) | Gerekmez |
| Başvuru mercii | İcra dairesi ➔ ticaret mahkemesi | Doğrudan ticaret mahkemesi |
| Dayanak | Para alacağı / kambiyo senedi | İİK m. 177-179’daki sınırlı haller |
| Depo emri | Verilir | Kural olarak verilmez (m. 177) |
| Tipik avantaj | Borçluya ödeme fırsatı, geniş uygulama | Hız; mal kaçırma riskinde koruma |
8. Sonuç ve Değerlendirme
İflas yoluyla takip ve iflas davası, borçlunun tüm mal varlığını kontrol altına alan, kamu düzenini ilgilendiren ve geri dönüşü güç sonuçlar doğuran bir süreçtir. Takipli iflas yolları borçluya savunma ve ödeme için daha geniş bir zaman tanırken; doğrudan doğruya iflas, borçlunun dürüst olmayan davranışlarına ya da ilama rağmen ödeme yapmamasına karşı alacaklıyı koruyan daha hızlı bir yoldur.
Hangi iflas yolunun seçileceği; alacağın dayanağı, borçlunun durumu, hak düşürücü süreler ve tebligatın usulüne uygunluğu gibi pek çok teknik unsura bağlıdır. Ödeme emrinin ve depo kararının usulüne uygun tebliği, bir yıllık hak düşürücü sürenin korunması ve gider avansının yatırılması, sürecin sıhhati bakımından belirleyicidir. Bu nedenle iflas hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların, somut olayın özellikleri dikkate alınarak ve güncel mevzuat ile içtihat ışığında titizlikle değerlendirilmesi önem taşımaktadır.











