Kira sözleşmelerinde kefalet ilişkisi ve kefilin sorumluluk rejimi; adi veya müteselsil niteliğine bakılmaksızın TBK m. 583 gereğince el yazısıyla azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsillik iradesinin yazılmasını ve TBK m. 584 uyarınca eşin yazılı rızasını geçerlilik şartı sayan, TBK m. 603 uyarınca "müşterek borçlu" veya "garantör" sıfatıyla verilen taahhütleri de bu emredici şekil şartına tabi kılan; kefilin sorumluluğunu ana borç, temerrüt faizi ve takip giderleri ile sınırlayarak uzayan dönemler bakımından açık ve belirli bir taahhüt bulunmadıkça sorumluluğu sona erdiren ve TBK m. 598 gereğince azami 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlayan, uyuşmazlıklarda ise dava şartı arabuluculuk ile sulh hukuk mahkemesini görevli kılan kanuni esastır.
Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu, kefilin, kiracının kira borcunu ödememesi halinde bu borcun sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği fer’i (asıl borca bağlı) bir yükümlülüktür. Bu sorumluluğun doğması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) öngördüğü nitelikli şekil şartlarına bağlıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, kefilin matbu sözleşmeye yalnızca imza atmasıdır; oysa geçerli bir kefalet için kefilin sorumlu olacağı azami tutarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu bizzat kendi el yazısıyla yazması zorunludur.
Bu şartlardan biri eksikse kefalet kesin olarak hükümsüzdür ve kefil takip konusu borçtan sorumlu tutulamaz. Ayrıca gerçek kişi kefiller için kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer. Aşağıda bu kurallar, geçerlilik şartlarından süreye ve görevli mahkemeye kadar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Kira Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Kira Sözleşmesinde Kefil Kimdir ve Sorumluluğu Neye Dayanır?
- 2. Kefaletin Geçerlilik Şartları Nelerdir? (El Yazısı, Azami Miktar, Tarih)
- 3. Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı ve Sınırları
- 4. Kefil Kaç Yıl Sorumludur? Süre ve 10 Yıllık Sınır
- 5. “Müşterek Borçlu” veya “Garantör” İbaresi Kefaleti Değiştirir mi? (TBK m. 603)
- 6. Kefalet Uyuşmazlıklarında Görevli Mahkeme ve Usul
- 7. Sonuç ve Değerlendirme
- 8. İlgili Makaleler
- 9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Kira Sözleşmesinde Kefil Kimdir ve Sorumluluğu Neye Dayanır?
Kira sözleşmesinde kefil, Türk Borçlar Kanunu m. 581 ve devamı hükümleri uyarınca kiracının borcunu ifa etmemesi halinde kiraya verene karşı kişisel sorumluluk üstlenen kişidir. Kefilin sorumluluğu asıl kira borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı fer'i bir niteliktedir. Asıl borç geçersizse veya sona ererse kefilin sorumluluğu da ortadan kalkar.
Kefalet, kiraya verenin alacağını güvence altına almanın en yaygın yollarından biridir. Kefil, kira ilişkisinin tarafı değildir; kiracının borcunu üstlenen üçüncü kişidir. Bu nedenle kefilin yükümlülüğü, kiracının borcuyla sınırlı ve ona bağlı biçimde doğar. Kanun koyucu, kefili zayıf taraf olarak gördüğünden, kefaleti sıkı şekil şartlarına bağlamış ve sorumluluğunu belirli sınırlar içinde tutmuştur.
1.1. Kefaletin Fer’i (Asıl Borca Bağlı) Niteliği
Kefalet borcu asıl borca bağlıdır. Kira borcu hiç doğmamışsa, ödenmişse veya başka bir sebeple sona ermişse kefil de sorumlu olmaz. Aynı şekilde asıl borcun kapsamı genişledikçe kefilin sorumluluğu kendiliğinden genişlemez; kefil yalnızca üstlendiği azami tutar ve süreyle bağlıdır.
1.2. Adi Kefil ve Müteselsil Kefil Ayrımı
Adi kefalette kiraya veren, kural olarak önce kiracıya başvurmak (talilik ilkesi) zorundadır. Müteselsil kefalette ise TBK m. 586 uyarınca, kiracı temerrüde düşmüş ve ihtar sonuçsuz kalmış ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğunda alacaklı doğrudan kefile başvurabilir. Ancak müteselsil kefil olma iradesinin, kefilin el yazısıyla sözleşmede belirtilmesi geçerlilik şartıdır; aksi halde kefalet, geçerli olsa dahi adi kefalet olarak nitelendirilir.
2. Kefaletin Geçerlilik Şartları Nelerdir? (El Yazısı, Azami Miktar, Tarih)
Kira sözleşmelerinde kefaletin geçerlilik şartları ve eş rızası esası; kefalet sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için yazılı şekilde yapılmasını, kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğu hususunu kendi el yazısıyla yazmasını (TBK m. 583) ve evli olması halinde en geç sözleşmenin kurulduğu sırada eşinin yazılı rızasının alınmasını (TBK m. 584) zorunlu kılan, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde kefaleti kesin hükümsüz kılan emredici kanuni esastır.
2.1. Yazılı Şekil ve El Yazısı Zorunluluğu (TBK m. 583)
Kefaletin geçerliliği için üç unsur kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır: sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilolduğu (veya bu anlama gelen ifade). Matbu bir kira sözleşmesindeki hazır “kefil” bölümüne yalnızca imza atmak yeterli değildir. Uygulamada geçerli bir kefalet için kefilin, örneğin “… TL azami tutara kadar, … tarihinden itibaren müteselsil kefil olarak sorumluyum” ibaresini bizzat el yazısıyla yazması beklenir.
KANUN METNİ —
“Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583/1
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2023 tarihli kararında, kira sözleşmesinde keflin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısıyla yazılmış bir ibare bulunmadığından, TBK m. 583’teki şekil şartına uyulmaksızın yapılan kefaletin geçersiz olduğu ve bu davalı yönünden takibin durdurulması gerektiği sonucuna varılmıştır (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Öte yandan, el yazısı şerhinin mutlaka asıl sözleşme metninde yer alması gerekmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2024 tarihli kararında, kefillerin asıl kira sözleşmesinde el yazısı şerhi bulunmasa dahi, sözleşmenin eki niteliğindeki belgelerde kendi el yazılarıyla kefil olduklarına dair beyan ve imzalarının bulunması halinde TBK m. 583’teki şekil şartının yerine getirilmiş sayılacağı kabul edilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
2.2. Eşin Rızası ve Ticari Kefalet İstisnası (TBK m. 584)
Kefil evliyse, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı ya da yasal ayrı yaşama hakkı yoksa, ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rıza en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Rızanın yokluğu kefaleti baştan itibaren hükümsüz kılar. Ancak ticaret siciline kayıtlı işletme sahibinin ya da ticaret şirketi ortağı/yöneticisinin, işletme veya şirketle ilgili verdiği ticari kefaletlerde eş rızası aranmaz.

3. Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı ve Sınırları
Kefilin sorumluluğunun kapsamı ve azami miktar sınırı; kefilin sorumluluğunu el yazısıyla belirttiği azami tutarla sınırlı kılan, bu limit dahilinde asıl kira borcunu, temerrüt faizi dahil kiracının temerrüdünden doğan yasal sonuçları, takip ve dava masraflarını kapsamakla birlikte toplam sorumluluğun hiçbir koşulda el yazısıyla yazılan azami miktarı aşamayacağını öngören kanuni esastır.
Kefilin kanundan doğan sorumluluğunun kapsamı TBK m. 589’da düzenlenmiştir. Buna göre kefil; asıl borç ile borçlunun kusur ve temerrüdünün yasal sonuçlarından, dava ve takip masraflarından, sözleşmeyle kararlaştırılan akdi faizden sorumludur. Bütün bu kalemlerin toplamı, kefilin üstlendiği azami tutarı geçemez.
| Sorumluluk Kalemi | Kapsam ve Şart |
|---|---|
| Azami miktar | Kefil, kendi el yazısıyla belirttiği limitin üzerinde bir tutardan sorumlu tutulamaz (TBK m. 583, 589). |
| Asıl kira borcu ve ferileri | Ödenmeyen kira, temerrüt faizi ve akdi faiz limit dahilinde kapsanır. |
| Temerrüt faizi | Ticari nitelikli borçlarda kefilin temerrüt faizinden sorumlu olması için kefile ihbar gerekebilir (İstanbul 5. ATM, 2021/768). |
| Yargılama gideri / vekalet ücreti | Dava açılmasına asıl borçlunun sebep olduğu hallerde kefil, bu giderlerden doğrudan sorumlu tutulmayabilir (Yargıtay 3. HD, 2023/3232). |
| Hor kullanma / tazminat | Sözleşmede açıkça belirtilmedikçe ve limit içinde kalmadıkça kefil bu kalemlerden sorumlu olmaz. |
3.1. Temerrüt Faizi ve İhbar Şartı
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26.10.2022 tarihli kararında değerlendirildiği üzere; ticari nitelikteki bir borçta, asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle işleyen temerrüt faizinden müteselsil kefilin sorumlu tutulabilmesi için, ödemenin yapılmadığının kefile ihbar edilmesi gerekebilir. Buna karşılık ticari nitelikte olmayan borçlarda böyle bir ihbar şartı aranmaz; kefil, azami limitiyle sınırlı olarak temerrüt faizinden sorumlu olur (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
3.2. Yargılama Giderlerinden Sorumluluk
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2023 tarihli kararında, davanın açılmasına asıl borçlu (kiracı) şirketin sebebiyet verdiği bir olayda, yargılama gideri ve vekalet ücretinden asıl borçlunun sorumlu tutulması gerektiği; kefilin diğer davalı ile birlikte bu giderlerden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu belirtilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
3.3. Depozito (Güvence) Sınırı Kefaletle Karıştırılmamalı
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya getirilen güvence (depozito) borcu, TBK m. 342 uyarınca üç aylık kira bedelini aşamaz. Bu sınır, para veya kıymetli evrak olarak verilen güvenceye ilişkindir. Öğretide baskın görüşe göre kefil, teminat mektubu gibi kişisel/üçüncü kişi teminatları bu üç aylık sınırın kapsamı dışındadır; kefilin azami sorumluluk tutarı TBK m. 583 çerçevesinde ayrıca kararlaştırılır. Bu iki kavramın karıştırılmaması önemlidir.
KANUN METNİ —
“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 342/1
4. Kefil Kaç Yıl Sorumludur? Süre ve 10 Yıllık Sınır
Kira sözleşmelerinde kefilin sorumluluk süresi ve 10 yıllık hak düşürücü süre esası; kefilin sorumluluğunu kural olarak sözleşmede kararlaştırılan süreyle, süre belirtilmemişse sözleşmedeki kira süresiyle sınırlı kılan; gerçek kişiler tarafından verilen kefaletin TBK m. 598/3 uyarınca sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona ereceğini öngören ve bu sürenin durmayan ile kesilmeyen hak düşürücü niteliğini esas alan kanuni kuraldır.
4.1. Sözleşme Süresi ve Uzayan Dönemde Sorumluluk
Kira sözleşmesi kendiliğinden uzadığında (TBK m. 347), kefilin sorumluluğu otomatik olarak devam etmez. Uzayan döneme ilişkin sorumluluğun sürebilmesi için, hem bu hususun sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması hem de kefilin uzayan dönemde azami hangi süre ve miktarla sorumlu olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir süreye ilişkin, kefili sınırsız yükümlülük altına sokan hükümler geçersizdir.
Bu ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2006 tarihli ve 2006/6-78 E., 2006/88 K. sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Bu ilam, sonraki daire kararlarında da esas alınan yerleşik içtihat niteliğindedir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Yazılı, süresi ve kira bedeli açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi, sözleşmedeki kira süresi boyunca sorumludur; uzayan dönem bakımından sorumluluğun devamı için bu hususun sözleşmede kararlaştırılması ve azami süre ile miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. Belirsiz süreye ilişkin, kefili sınırsız sorumlu kılan hükümler geçersizdir.
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2006 tarihli, 2006/6-78 E. ve 2006/88 K. sayılı İlamı (özetlenerek)
4.2. Gerçek Kişi Kefil İçin 10 Yıllık Hak Düşürücü Süre (TBK m. 598)
Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu 10 yıllık hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak durmaz ve kesilmez. Sözleşmede 10 yıldan uzun bir süre kararlaştırılmış olsa bile sorumluluk 10 yılın sonunda sona erer; kiraya verenin sorumluluğu sürdürmek istemesi halinde yeni bir kefalet alması gerekir.
KANUN METNİ —
“Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 598/3
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2025 tarihli kararında; 2008 ve 2010 tarihli sözleşmelerdeki gerçek kişi kefaletlerinin, 2021 tarihli takip anında 10 yıllık süreyi doldurmuş olması nedeniyle sona erdiği, hak düşürücü sürenin durup kesilemeyeceği ve bu hükmün müteselsil kefalette de uygulanacağı belirtilerek davanın reddi yerinde görülmüştür (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
5. “Müşterek Borçlu” veya “Garantör” İbaresi Kefaleti Değiştirir mi? (TBK m. 603)
"Müşterek borçlu" veya "garantör" ifadeleriyle verilen kişisel güvencelerin kefalet hükümlerine tabi olması esası (TBK m. 603); sözleşmede "kefil" yerine "müşterek borçlu", "müteselsil borçlu" veya "garantör" nitelendirmeleri kullanılsa dahi gerçek kişilerce verilen bu kişisel güvencelerin TBK m. 603 uyarınca kefalet hükümlerine tabi olduğunu kabul eden; dolayısıyla el yazısı, ehliyet ve eşin rızasına ilişkin emredici koruyucu şartların söz konusu sözleşmeler bakımından da aranmasını zorunlu kılan kanuni esastır.
KANUN METNİ —
“Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 603
Bu düzenlemenin amacı, alacaklıların kefili koruyan hükümlerden başka adlar kullanarak kurtulmasını önlemektir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2023 tarihli kararında, kira sözleşmesini “müşterek ve müteselsil borçlu” sıfatıyla imzalayan gerçek kişinin, iradesi gerçekten bu yönde olduğunu ortaya koyan bir neden bulunmadığından kefil olarak kabulünün ve TBK m. 583’teki şekil şartına tabi tutulmasının usule uygun olduğu belirtilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Benzer biçimde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07.02.2023 tarihli kararında, kiracı şirketin edimini “garantör” sıfatıyla üstlenen gerçek kişilerin sorumluluğunun asli değil fer’i nitelikte olduğu ve kefalet hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir (karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Kişisel güvence gerçek kişi tarafından “garantör”, “müşterek/müteselsil borçlu” gibi başka adlarla verilmiş olsa bile, TBK m. 603 gereği kefaletin şekil ve koruma kuralları uygulanır; el yazısı şartını taşımayan güvence geçersizdir.
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2023 tarihli, 2023/1337 E. ve 2023/3390 K. sayılı İlamı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/12569 E. ve 2023/661 K. sayılı İlamı (özetlenerek)
6. Kefalet Uyuşmazlıklarında Görevli Mahkeme ve Usul
Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğuna ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme ve arabuluculuk esası; kira sözleşmesindeki kefilin sorumluluğuna dair uyuşmazlıkların kira ilişkisinden kaynaklanması sebebiyle HMK m. 4/1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girmesini ve konut ile çatılı işyeri kiralarında kefile karşı açılacak davaların da dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmasını öngören usuli kuraldır.
Kefaletin geçersizliği iddiasıyla açılan menfi tespit veya itirazın iptali gibi davalarda görevli mahkeme, uyuşmazlığın kira ilişkisinden doğması nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.12.2021 tarihli ve Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.09.2023 tarihli kararlarında; kira sözleşmesindeki kefillik şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin uyuşmazlıkların kira ilişkisinden kaynaklandığı ve HMK m. 4/1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup her aşamada resen dikkate alınacağı belirtilmiştir (kararlardan aktarılarak özetlenmiştir).
| Ölçüt | Adi Kefalet | Müteselsil Kefalet |
|---|---|---|
| Başvuru sırası | Kural olarak önce kiracıya başvurulur (talilik). | Şartları varsa doğrudan kefile başvurulabilir (TBK m. 586). |
| El yazısı şartı | Azami miktar ve tarih el yazısıyla yazılmalıdır. | Ayrıca müteselsillik ibaresi de el yazısıyla yazılmalıdır. |
| İbare eksikse sonuç | Şart eksikse kefalet geçersizdir. | Müteselsillik ibaresi el yazısıyla yoksa, geçerliyse adi kefalet sayılır. |
| Süre sınırı | Gerçek kişide 10 yıl (TBK m. 598/3). | Gerçek kişide 10 yıl (TBK m. 598/3). |
7. Sonuç ve Değerlendirme
Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu, kanun koyucunun kefili koruma amacıyla getirdiği sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Geçerli bir sorumluluk için kefilin; sorumlu olacağı azami tutarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu bizzat el yazısıyla yazması, evliyse eşinin yazılı rızasını zamanında alması gerekir. Bu şartlardan birinin eksikliği kefaleti kesin hükümsüz kılar.
Sorumluluk, el yazısıyla belirlenen azami tutarla ve süreyle sınırlıdır; gerçek kişi kefil için 10 yıllık hak düşürücü süre her halde geçerlidir. “Garantör” veya “müşterek borçlu” gibi ifadeler kullanılması, kefili koruyan kuralların uygulanmasını engellemez. Bu nitelikteki uyuşmazlıkların, hem şekil şartlarının hem de süre ve kapsam sınırlarının teknik değerlendirmesini gerektirdiği; sürecin ilgili mevzuat ve güncel içtihat çerçevesinde titizlikle yürütülmesinin önem taşıdığı söylenebilir.
8. İlgili Makaleler




9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kira Sözleşmesinde Matbu Bölüme Sadece İmza Atmak Kefaleti Geçerli Kılar mı?
Matbu bölüme atılan tek başına imza, kefaletin şekil şartlarını karşılamayan ve kefaleti geçersiz kılan bir işlemdir. TBK m. 583 uyarınca kefil, sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması halinde müteselsil kefil sıfatını el yazısıyla belirtmek zorundadır. El yazısı unsurları eksik olan kefalet sözleşmesi hükümsüzdür.
Kira Sözleşmesi Uzayınca Kefilin Sorumluluğu Devam Eder mi?
Kefilin sorumluluğu, kira sözleşmesi uzadığında kendiliğinden devam etmeyen ve açık kararlaştırma gerektiren bir sorumluluktur. TBK m. 583 uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi zorunludur; uzayan dönemde sorumluluğun sürmesi için sözleşmede açık hüküm ve azami süre ile miktar bulunmalıdır. Belirsiz ve sınırsız uzama taahhütleri geçersizdir.
Evli Bir Kişi Eşinin Rızası Olmadan Kira Sözleşmesine Kefil Olabilir mi?
Eş rızası, evli bir kişinin kira sözleşmesine kefil olabilmesi için kural olarak aranan bir geçerlilik şartıdır. TBK m. 584 uyarınca eşin yazılı rızası en geç sözleşmenin kurulması anında alınmalıdır; rıza yoksa kefalet hükümsüzdür. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya şirket ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilen kefaletlerde eş rızası aranmaz.
Sözleşmede “Garantör” Yazması Kefilin Daha Az Sorumlu Olmasını Sağlar mı?
Garantör veya müşterek borçlu adıyla verilen güvence, gerçek kişilerce verildiğinde kefalet hükümlerine tabi olan kişisel bir güvencedir. TBK m. 603 uyarınca gerçek kişilerin kefil sıfatı taşımaksızın verdiği garanti ve benzeri kişisel güvenceler de kefalet şekline ve eş rızasına ilişkin hükümlere tabidir. Şart eksikse güvence geçersiz olur; adlandırma kefilin sorumluluğunu hafifletmez.





