Konut garanti sigortası, konutun edinimi sürecinde tüketicinin ödemelerini veya kredi borcunu güvence altına almayı amaçlayan sigorta ürünlerini tanımlamak için kullanılan şemsiye bir ifadedir. Bu ifade kanun metinlerinde bağımsız bir sigorta türü olarak yer almaz; uygulamada iki ayrı hukuki rejimi karşılar. Birincisi konut finansmanı kredisiyle birlikte sunulan kredi bağlantılı sigortalar, ikincisi ise ön ödemeli konut satışlarında satıcının sağlamak zorunda olduğu bina tamamlama sigortasıdır.
Her iki rejimde de tüketiciyi koruyan çekirdek kural aynıdır: sigorta, tüketiciye dayatılamaz; buna karşılık kanunun zorunlu tuttuğu teminatın sağlanmaması satıcı veya kredi kuruluşu bakımından sorumluluk doğurur. Tüketicinin açık talebi olmadan kredi bağlantılı sigorta yaptırılamaz, tüketicinin kendi seçtiği sigorta şirketinden sağladığı uygun poliçe kabul edilmek zorundadır ve konut adedi otuz ve üzerinde olan ön ödemeli projelerde satıcı, satışa başlamadan önce teminat sağlamakla yükümlüdür.
Aşağıda bu iki rejim, güncel mevzuat hükümleri ve Yargıtay, Danıştay, bölge adliye mahkemeleri ile Rekabet Kurulu kararları ışığında ayrı ayrı incelenmektedir.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Gayrimenkul Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Konut Garanti Sigortası Nedir?
- 2. Bina Tamamlama Sigortası Hangi Projelerde Zorunludur?
- 3. Tüketici Sigorta Şirketini Seçmek Zorunda Bırakılabilir mi?
- 4. Kredi Bağlantılı Sigortalarda Bankanın Sorumluluğu Nedir?
- 5. Poliçe Yenilenmezse Sorumluluk Kime Aittir?
- 6. Uyuşmazlıkta Hangi Merciye Başvurulur?
- 7. Sonuç ve Değerlendirme
- 8. İlgili Makaleler
1. Konut Garanti Sigortası Nedir?
Kavramın kanunda tanımlı bir karşılığı bulunmadığından, somut olayda hangi hukuki rejimin uygulanacağı poliçenin işlevine göre belirlenir. Sigorta, kredi borcunun geri ödenmesini teminat altına alıyorsa kredi bağlantılı sigorta hükümleri; tüketicinin peşin veya taksitli ödemelerini satıcının iflası ya da inşaatı tamamlayamaması riskine karşı koruyorsa ön ödemeli konut satışına ilişkin teminat hükümleri devreye girer.
1.1. Kredi Bağlantılı Sigortalar
Kredi bağlantılı sigorta, kredi kuruluşunun alacağını güvence altına almak amacıyla kredi ile birlikte sunulan sigortadır. Uygulamada konut kredilerine hayat sigortası, konut (yangın) sigortası ve zorunlu deprem sigortası eşlik eder. Bu sigortalarda kredi kuruluşu genellikle dain-i mürtehin, yani rizikonun gerçekleşmesi hâlinde ödenecek tazminat üzerinde öncelikli hak sahibi sıfatını taşır.
Zorunlu deprem sigortası ile diğer sigortaların hukuki rejimi aynı değildir. Zorunlu deprem sigortası kanundan doğan bir yükümlülükken; hayat, konut ve eşya sigortaları ihtiyari niteliktedir ve tüketicinin açık talebi olmadan yaptırılamaz.
1.2. Bina Tamamlama Sigortası
Bina tamamlama sigortası, ön ödemeli konut satışlarında satıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde tüketicinin yaptığı ödemeleri güvence altına alan teminat türüdür. Burada sigorta ettiren tüketici değil satıcıdır; tüketici ise lehine teminat senedi düzenlenen kişidir. Bu yönüyle klasik bir mal sigortasından çok, kefalete yaklaşan bir teminat işlevi görür.
📜 KANUN METNİ —
"Bakanlıkça projedeki konut adedi ya da projenin toplam bedeli kriterine göre belirlenecek büyüklüğün üzerindeki projeler için satıcının ön ödemeli konut satışına başlamadan önce; kapsamı, koşulları ve uygulama esasları Hazine Müsteşarlığınca belirlenen bina tamamlama sigortası yaptırması veya Bakanlıkça belirlenen diğer teminat ve şartları sağlaması zorunludur. (2) Bina tamamlama sigortası kapsamında sağlanan tazminat, teminat ve benzeri güvenceler iflas veya tasfiye masasına dâhil edilemez, haczolunamaz, üzerlerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulamaz."

2. Bina Tamamlama Sigortası Hangi Projelerde Zorunludur?
Kanun, eşiği doğrudan belirlemek yerine Bakanlığa bırakmıştır. Eşik, Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelik ile konut adedi otuz ve üzerindeki projeler olarak somutlaştırılmıştır. Konut adedi otuzun altındaki projelerde teminat sağlama zorunluluğu bulunmaz; ancak ön ödemeli konut satışına ilişkin diğer koruyucu hükümler bu projelerde de uygulanır.
📜 KANUN METNİ —
"Satıcının konut satışına başlamadan önce, konut adedi otuz ve üzerinde olan projeler için bina tamamlama sigortası yaptırması veya aşağıda belirtilen diğer teminat ve şartlardan en az birini sağlaması zorunludur"
| Teminat Türü | İşleyiş Biçimi | Dayanak |
|---|---|---|
| Bina tamamlama sigortası | Sigortacı, satıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde her bir tüketici lehine düzenlenen teminat senedi kapsamında ödemeleri karşılar. | Yönetmelik m. 13 |
| Banka teminat mektubu | Banka, satıcının yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde tüketicinin ödediği bedeli ilk talepte ödemeyi taahhüt eder. | Yönetmelik m. 14 |
| Hakediş sistemi | Ödemeler bankada açılan hesapta bloke tutulur; inşaat ilerledikçe hakediş oranında serbest bırakılır. | Yönetmelik m. 15 |
| Bağlı kredi ile teminat | Satış bağlı kredi ile yapılırsa kullandırılan kredi tutarı kadar teminat sağlanmış sayılır; aşan kısım için ayrıca teminat gerekir. | Yönetmelik m. 16 |
2.1. Teminatın Sağlanmamasının Yaptırımı
Teminat sağlamadan ön ödemeli konut satışına başlanması, idari yaptırıma bağlanmıştır. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde aykırılık tespit edilirse, satıcıya öncelikle aykırılığın giderilmesi için süre verilmekte; süre içinde aykırılık giderilmezse 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmaktadır.
İzmir ili Menemen ilçesinde beş blokta toplam 140 konuttan oluşan bir projede, satıcı şirketin bina tamamlama sigortası yaptırmadığı ve mevzuatta öngörülen diğer teminat türlerini de sağlamadığı; kendisine tanınan bir aylık süre içinde aykırılığın giderilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezası ilk derece mahkemesince hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay ise aynı işleme karşı daha önce açılmış derdest bir dava bulunduğunu tespit ederek kararı usul yönünden bozmuştur; bozma gerekçesi teminat yükümlülüğünün esasına ilişkin değildir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Danıştay 10. Dairesinin 30.10.2024 tarihli, 2021/5060 E. ve 2024/4334 K. sayılı İlamı
2.2. Haciz ve İflas Karşısındaki Koruma
Bina tamamlama sigortası kapsamında sağlanan tazminat, teminat ve benzeri güvenceler, satıcının iflas veya tasfiye masasına dâhil edilemez; bu güvenceler haczedilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz konulamaz. Bu düzenleme, tüketiciyi satıcının diğer alacaklıları karşısında koruyan ve teminatı işlevsel kılan kritik bir hükümdür.
Buna karşılık uygulamadaki en yaygın hak kaybı, teminat mekanizmasının hiç kurulmamış olmasından doğar. Bu nedenle tüketicinin, sözleşme kurulmadan en az bir gün önce verilmesi zorunlu olan ön bilgilendirme formunda hangi teminat türünün sunulduğunu incelemesi ve ödemelerini banka kanalıyla yapması önem taşır.
3. Tüketici Sigorta Şirketini Seçmek Zorunda Bırakılabilir mi?
Bu koruma iki katmanlıdır. Birinci katman, sigortanın hiç yaptırılmamasına ilişkin iradenin korunmasıdır: tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmadan kredi bağlantılı sigorta yaptırılamaz ve kredi kuruluşu, sigorta içermeyen bir sözleşmeyi de teklif etmekle yükümlüdür. İkinci katman, sigorta yaptırılmak istendiğinde sigortacının serbestçe seçilebilmesidir.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamaz. Konut finansmanı kuruluşu, kredi bağlantılı sigorta içermeyen bir sözleşmeyi de tüketiciye teklif etmek koşuluyla kredi bağlantılı sigorta yaptırılmasını içeren bir konut finansmanı sözleşmesini tüketiciye sunabilir. (2) Tüketicinin istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, konut finansmanı kuruluşu tarafından kabul edilmek zorundadır. Kredi bağlantılı sigortanın; kredi borcunun geri ödenme teminatını sağlama amacıyla, meblağ sigortalarında kalan borç tutarıyla ve vadesiyle uyumlu olması gerekir. (3) Konut finansmanı sözleşmesi, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamaz."
— 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 38 (24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle başlığıyla birlikte değiştirilmiştir)
Aynı ilke, tüketici kredileri bakımından 6502 sayılı Kanun’un 29. maddesinde; kredi bağlantılı sigortalar bakımından ise sigortacılık mevzuatında tekrarlanmıştır.
📜 KANUN METNİ —
"Kredi kullananın yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamaz. Kredi kullananın sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz. Krediyle bağlantılı sigortalarda; kredi kullananın sigorta yaptırmak istemesi hâlinde, istediği sigorta şirketinden sağladığı, kredi tutarı ve süresiyle uyumlu ve dain-i mürtehini kredi kuruluşu olan sigorta poliçesi kredi kuruluşu tarafından kabul edilmek zorundadır. Sigorta sözleşmesine veya kredi sözleşmesine sigortanın belirli bir sigorta şirketine yaptırılmasına ilişkin konan her türlü şart hükümsüzdür."
— Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği m. 13/1 (29/12/2021 tarihli ve 31704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle)
3.1. Poliçenin Sonradan Değiştirilmesi ve Prim İadesi
Seçme özgürlüğü yalnızca kredinin kullanıldığı ana özgü değildir. Kredi kuruluşunun aracı olduğu kredi bağlantılı sigortalarda, kredi kullanan; talep edilen teminat ve süre şartlarını sağlayan, dain-i mürtehini kredi kuruluşu olan yeni bir poliçeyi mevcut poliçenin başlangıç tarihinden itibaren bir ay içinde ibraz edebilir. Bu durumda ilk poliçe başlangıç tarihi itibarıyla iptal edilir ve ödenen primler ibraz tarihinden itibaren beş gün içinde kesintisiz iade edilir. Bir aylık sürenin geçmesi hâlinde ise gün esası üzerinden prim iadesi yapılarak poliçe sonlandırılır.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun konuya ilişkin genelgesinde de, sunulan poliçenin kredi kuruluşunca kabul edilmesinin zorunlu olduğu ve kredi kullanandan teminat tutarı, süre ve dain-i mürtehin kaydı dışında ilave bir koşul talep edilemeyeceği vurgulanmıştır.
3.2. Rekabet Hukuku Boyutu
Bankaların kredi ile sigorta ürünlerini birlikte sunması, rekabet hukukunda “bağlama” başlığı altında incelenmektedir. Rekabet Kurulu, bankalar ve iştirakleri olan sigorta şirketleri hakkında yürütülen önaraştırmada, bankasürans sözleşmelerinin ilgili pazarlarda kapama etkisi yaratmadığı ve soruşturma açılmasını gerektirir bir bulguya ulaşılamadığı sonucuna varmıştır. Kurul, bu değerlendirmeyi yaparken sigortacılık mevzuatının kredi kullananın sigorta şirketini seçme özgürlüğünü koruduğunu ve belirli bir şirketten sigorta yaptırma zorunluluğu getirilemeyeceğini özellikle vurgulamıştır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Rekabet Kurulu, kredi ile bağlantılı sigortanın belirli bir şirketten yaptırılmasının zorunlu tutulamayacağını ve tüketicinin tercihlerinin kısıtlanamayacağını mevzuat hükümlerine dayanarak tespit etmiş; ancak somut olayda 4054 sayılı Kanun bakımından ihlal bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Rekabet Kurulunun 15.08.2024 tarihli, Dosya Sayısı: 2023-4-057 ve Karar Sayısı: 24-33/785-332 Kararı
4. Kredi Bağlantılı Sigortalarda Bankanın Sorumluluğu Nedir?
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, kredi borçlusunun vefatı üzerine bankanın kalan taksitleri mirasçılardan talep etmesidir. Yargıtay, poliçe kapsamında kalan alacağın öncelikle sigortacıdan istenmesi gerektiğini, aksi davranışın dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağını kabul etmektedir.
"Bu nedenle tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur."
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.12.2021 tarihli, 2021/7759 E. ve 2021/13278 K. sayılı İlamı
Aynı kararda, poliçeyi düzenleyenin sigorta şirketi veya yetkili acentesi olduğu; bu nedenle sigortacının, lehtar sıfatını taşıyan bankaya karşı sigortalının sağlık durumunu gizlediği savunmasını yöneltemeyeceği belirtilmiştir. Banka ise yalnızca poliçe limitini aşan bakiye alacak bakımından mirasçılara başvurabilir.
Bu yaklaşım ilk derece mahkemesi uygulamasına da yansımıştır. Bir asliye ticaret mahkemesi kararında, sigortalının sözleşme öncesi rahatsızlığını beyan etmemiş olması beyan yükümlülüğüne aykırılık sayılmakla birlikte, bu durumun lehtar konumundaki bankaya karşı ileri sürülemeyeceği kabul edilerek sigorta şirketi bakiye kredi borcundan sorumlu tutulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir. Künye: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2023/443, K: 2025/560, T: 10.07.2025)
Sigortacılık mevzuatında 2021 yılında yapılan değişiklikle beyan yükümlülüğü tartışmaları bakımından ek bir güvence getirilmiştir: sağlık beyanı alınması durumunda sigorta şirketi poliçe vadesinden başlamak üzere bir ay içinde ön inceleme yapabilir; bu süre içinde ön inceleme yapılmaz veya sözleşmeden cayılmazsa, sigorta şirketi beyan yükümlülüğünün kasıtlı biçimde ihlal edildiğini sonradan ileri süremez.
5. Poliçe Yenilenmezse Sorumluluk Kime Aittir?
Yenileme ve bildirim yükümlülüğü, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 12. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kredi kullananın veya sigorta şirketinin yenileme taahhüdünde bulunmuş olması, kredi kuruluşunun bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
| Yükümlülük | Sorumlu Taraf | Süre / Ölçüt |
|---|---|---|
| Poliçeyi yenileme | Kredi kullanan | Kredi vadesi boyunca |
| Yenileme döneminin geldiğini bildirme | Kredi kuruluşu | Vade sonundan 15 iş günü önce |
| Poliçenin yenilenip yenilenmediğini bildirme | Kredi kuruluşu | Yenilenen poliçenin vade başlangıcından veya mevcut poliçenin vade sonundan itibaren 5 iş günü içinde |
| Teklifin reddi, teminat değişikliği veya poliçenin sona ermesini bildirme | Kredi kuruluşu | İşlem tarihinden itibaren 5 iş günü içinde |
| Bildirimlerin zamanında ve gereği gibi yapıldığını ispat | Kredi kuruluşu | İspat yükü kredi kuruluşundadır |
| Dışarıdan sağlanan uygun poliçeyi kabul | Kredi kuruluşu | Teminat tutarı, süre ve dain-i mürtehin kaydı dışında koşul aranamaz |
5.1. Bildirim Yapılmamasının Sonucu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kredi bağlantılı hayat sigortasının süresi dolduğu hâlde kredi kuruluşunca hiçbir bildirim yapılmaması nedeniyle sigortasız kalan kredi borçlusunun vefatına ilişkin uyuşmazlıkta, bildirim yükümlülüğünün asgari özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğunu kabul etmiştir. Kurul, poliçenin “yenilemesiz” tarifede düzenlenmiş olmasının kredi kuruluşunu sorumluluktan kurtarmayacağını; tarafların müterafik kusurlu sayılarak kusur oranlarının takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
Kredi sözleşmesi nedeniyle hayat sigortası yaptırılmasındaki amaç yalnızca bankanın alacağını teminat altına almak değil, prim ödeyen sigortalının menfaatini de korumaktır. Kredi vadesi ve tutarıyla uyumlu sigorta temini veya en azından yenilemeye ilişkin bildirim ve bilgilendirme sorumluluğu kredi veren kuruluşa aittir; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde tarafların kusur oranları takdir edilerek sonuca gidilmelidir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2025 tarihli, 2025/336 E. ve 2025/767 K. sayılı İlamı — aynı yöndeki Özel Daire kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.11.2023 tarihli, 2023/1199 E. ve 2023/3220 E. İlamı
5.2. Müterafik Kusur ve Tazminattan İndirim
Bildirim yükümlülüğünün ihlali, tüketicinin her hâlükârda zararın tamamını tahsil edeceği anlamına gelmez. Kredi kullananın da poliçeyi ve hesap hareketlerini takip etmemesi müterafik kusur olarak değerlendirilebilmektedir.
Bir asliye ticaret mahkemesi kararında; sigorta priminin tahsili için hesap bakiyesi yeterli olduğu hâlde kredi kuruluşunun prim tahsilatını yapmaması nedeniyle poliçenin yenilenmediği, ancak kredi kullananın da tahsilatın yapılmadığını fark edebilecek durumda olduğu kabul edilerek tarafların eşit oranda kusurlu sayıldığı ve zararın yarısına hükmedildiği görülmektedir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir. Künye: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2025/185, K: 2025/1068, T: 22.10.2025)
Benzer şekilde, poliçenin iptaline ilişkin bildirimin yalnızca kısa mesaj yoluyla yapılmasının yeterli sayılmadığı; sigortalıya usulüne uygun bildirim yapılmaksızın gerçekleştirilen iptal işlemi nedeniyle sigortacının teminat limitinden sorumlu tutulduğu, ancak sigortalının primleri ödememiş olması müterafik kusur sayılarak tazminattan indirim yapıldığı kararlar bulunmaktadır. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir. Künye: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E: 2019/725, K: 2021/301, T: 13.04.2021)
5.3. Teminat Kapsamının Sessizce Daraltılması
Poliçelerin yenilenmesi sırasında teminat kapsamının daraltılması da uyuşmazlık kaynağıdır. Sigorta Tahkim Komisyonu’na intikal eden bir başvuruda; önceki üç poliçede yer alan eşya teminatının yenilenen konut poliçesinde kapsam dışı bırakıldığı, ancak bu değişikliğin sigortalıya Türk Ticaret Kanunu’nun aydınlatma ve bildirim hükümlerine uygun biçimde bildirildiğinin ispatlanamadığı tespit edilmiş; sel nedeniyle oluşan eşya zararından sigortacı sorumlu tutulmuştur. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir. Künye: Sigorta Tahkim Komisyonu, K: 2022/114129, T: 16.05.2022)
Bu karar, tüketici açısından pratik bir sonuca işaret eder: yenilenen poliçenin teminat listesi, önceki poliçeyle karşılaştırılmalı ve kapsam daralması varsa yazılı olarak itiraz edilmelidir.

6. Uyuşmazlıkta Hangi Merciye Başvurulur?
6502 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sigorta sözleşmeleri açıkça tüketici işlemleri arasında sayılmıştır. Taraflardan birinin tüketici olduğu işlemlerde, konuya ilişkin başka kanunlarda düzenleme bulunması, işlemin tüketici işlemi sayılmasına ve görev hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.
Bu nedenle mesken niteliğindeki taşınmaza ilişkin konut poliçelerinden kaynaklanan tazminat davalarında asliye ticaret mahkemeleri görevsizlik kararı vermekte; dosyalar tüketici mahkemelerine gönderilmektedir. Görev dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır.
İstanbul’da yerleşik tüketiciler bakımından, taşınmazın ve tarafların bulunduğu yargı çevresine göre İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) veya İstanbul Anadolu Adalet Sarayı bünyesindeki tüketici mahkemeleri görev yapmaktadır. Tüketici, yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemede de dava açabilir.
Bankanın alacağını sigortadan tahsil etmeksizin mirasçılardan istediği hâllerde ise, ödenen tutarların iadesi ve borçlu olunmadığının tespiti talepleriyle dava açılabilmektedir. Bu tür davalarda kredi sözleşmesi, sigorta bilgi formu, poliçe ve bildirim kayıtlarının birlikte incelenmesi belirleyicidir.
| Uyuşmazlığın Konusu | Başvurulabilecek Mercii | Dikkat Edilecek Husus |
|---|---|---|
| Konut/eşya poliçesinde hasarın ödenmemesi | Sigorta Tahkim Komisyonu (şirketin üye olması hâlinde) veya tüketici mahkemesi | Ekspertiz raporu, teminat listesi ve muafiyet klozları incelenmelidir. |
| Talep dışı yapılan veya yenilenen sigortanın iptali ve prim iadesi | Parasal sınırın altında tüketici hakem heyeti, üzerinde tüketici mahkemesi | Açık talebin bulunmadığı; sigortasız seçeneğin sunulmadığı ileri sürülmelidir. |
| Kredi borçlusunun vefatı sonrası bakiye borcun mirasçılardan istenmesi | Tüketici mahkemesi | Poliçenin vefat tarihinde yürürlükte olup olmadığı ve bildirim kayıtları belirleyicidir. |
| Ön ödemeli konut satışında teminatın sağlanmaması | Ticaret Bakanlığı il müdürlüğüne şikâyet ve tüketici mahkemesi | Ön bilgilendirme formu, sözleşmenin resmî şekli ve ödeme kanalı belgelenmelidir. |
7. Sonuç ve Değerlendirme
Konut garanti sigortası başlığı altında toplanan koruma mekanizmaları, tüketiciyi iki farklı riske karşı güvence altına alır: kredi ilişkisinde iradesi dışında sigorta yükü altına sokulma riski ile ön ödemeli satışlarda ödediği bedeli kaybetme riski. Mevzuat her iki alanda da emredici niteliktedir; belirli bir sigorta şirketine yönlendiren sözleşme şartları hükümsüz, teminatsız ön ödemeli satış ise idari yaptırıma tabidir.
Yargı uygulaması, kredi kuruluşlarının bildirim ve özen yükümlülüğünü giderek daha belirgin biçimde vurgulamaktadır. Buna karşılık kararlar, tüketicinin de poliçesini ve hesap hareketlerini takip etmesini beklemekte; takip edilmemesi hâlinde müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmaktadır. Bu nedenle poliçe vade tarihlerinin izlenmesi, teminat kapsamındaki değişikliklere yazılı itiraz edilmesi ve bildirimlere ilişkin kayıtların saklanması pratik önem taşır.
Uyuşmazlıkların hak düşürücü süreler, zamanaşımı ve görevli mercii bakımından farklı hukuki rejimlere tabi olması nedeniyle, sürecin somut belgeler üzerinden değerlendirilerek yürütülmesi yerinde olur.











