Boşanma davası, evliliğin kanunda sayılan sebeplerden birine dayanılarak Aile Mahkemesi kararıyla sona erdirilmesi için açılan davadır. Dava, eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son altı aydır birlikte oturulan yerde açılır. Zina sebebinde dava hakkı öğrenmeden itibaren 6 ayda düşer; boşanma sonrası açılacak tazminat ve nafaka davaları kesinleşmeden itibaren 1 yılda zamanaşımına uğrar.
Boşanma davası açacak eş üç soruyla karşılaşır: hangi sebebe dayanılacağı, hangi sürelerin kaçırılmaması gerektiği ve tazminat ile nafakanın nasıl talep edileceği. Bu sorulardan biri yanlış yanıtlanırsa dava reddedilebilir veya mali haklar zamanaşımına uğrayabilir.
Bu yazı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerini Yargıtay uygulamasıyla birlikte ele alır. TMK m. 166/4'te 2024'te, TMK m. 175'te 2026'da yapılan değişiklikler ilgili bölümlerde ayrıca belirtilmiştir.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Boşanma Davası Nedir ve Hangi Mahkemede Açılır?
- 2. Boşanma Sebepleri Nelerdir?
- 3. Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Arasındaki Fark Nedir?
- 4. Boşanma Davası Ne Kadar Sürer ve Süreç Nasıl İşler?
- 5. Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı Nelerdir?
- 6. Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Hangi Şartlarla İstenir?
- 7. Yoksulluk Nafakası, Tedbir Nafakası ve İştirak Nafakası Nedir?
- 8. Boşanma Davasıyla Birlikte Mal Rejimi Tasfiyesi İstenebilir mi?
- 9. Velayet, Kişisel İlişki ve Miras Haklarına Etkisi
- 10. Boşanma Davasında Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
- 11. Duruma Göre Başvurulabilecek Yollar
- 12. Örnek Olay: Süre ve Zamanaşımı Hesabı
- 13. Sonuç ve Değerlendirme
- 14. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 15. Bu Rehberdeki Yazılar
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Boşanma Davası Nedir ve Hangi Mahkemede Açılır?
Boşanma davası, evlilik birliğinin kanunda sayılan sebeplerden biriyle mahkeme kararıyla sona erdirilmesi için açılan davadır. Davaya Aile Mahkemesi bakar; yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168; 4787 sayılı Kanun m. 4).
Boşanma kararı kesinleştiğinde evlilik birliği ve birliğin gereği olan hak ve sorumluluklar sona erer. Hakim, kanunda düzenlenmemiş bir olguya dayanarak boşanmaya karar veremez; boşanma sebepleri sınırlıdır (numerus clausus).
Görev, 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca Aile Mahkemesine aittir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Boşanma kesinleştikten sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177).
1.1. Boşanma veya Ayrılık Talebi
Boşanma davası açma hakkı olan eş, TMK m. 167 uyarınca dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Ayrılık talebinde hakim, ayrılık süresini en fazla üç yıl olmak üzere takdir eder (TMK m. 171). Evlilik kamu düzenini ilgilendirdiğinden boşanma statüsü arabuluculukla doğrudan sona erdirilemez; boşanmaya hakim karar verir.
1.2. Dava Dilekçesi ve Gerekli Belgeler
Dava dilekçesinde şu unsurlar yer alır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri ile varsa ortak çocukların bilgileri
- Dayanılan boşanma sebebi ve olayların tarih sırasıyla anlatımı
- Hukuka uygun elde edilmiş deliller: tanık, belge, mesaj çıktıları, sağlık raporları, ceza dosyaları
- Boşanma talebi ile velayet, kişisel ilişki, tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri
Dilekçeye nüfus kayıt örneği eklenir. Dava vekille yürütülecekse vekaletname, mali talepler için gelir ve malvarlığı belgeleri, anlaşmalı boşanmada ise imzalı protokol sunulur.
2. Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı sayıda sayılan ve iki gruba ayrılan hukuki gerekçelerdir. Özel sebepler zina, hayata kast ile pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır (TMK m. 161-165); genel sebep, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166).
Dava hangi sebebe dayanıyorsa o sebebin şartları ve süresi aranır. Bu nedenle sebep seçimi, davanın sonucunu belirleyen ilk karardır.
2.1. Özel Boşanma Sebepleri ve Aranan Koşullar
Özel sebeplerde kanun belirli bir olguyu ve bu olguya bağlı şartları arar. Zina mutlak boşanma sebebidir; akıl hastalığında kusur aranmaz. Sebeplere bağlı süreler 5. bölümdeki tabloda toplanmıştır.
| Sebep | Dayanak | Aranan Koşul |
|---|---|---|
| Zina | TMK m. 161 | Eşin zina etmesi; affeden eşin dava hakkı yoktur |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Eşin hayatına kast veya ağır derecede kötü ya da onur kırıcı davranış; af dava hakkını ortadan kaldırır |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme | TMK m. 163 | Küçük düşürücü suç veya haysiyetsiz hayat nedeniyle birlikte yaşamanın beklenememesi |
| Terk | TMK m. 164 | En az 6 ay süren ayrılık ve sonuçsuz kalan ihtar |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Ortak hayatın çekilmez olması ve hastalığın geçmeyeceğinin resmi sağlık kurulu raporuyla tespiti |
Terk sebebinde ihtar hakim veya noter aracılığıyla yapılır; gerektiğinde ilan yoluyla duyurulur. İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesinin sonuçları bildirilir (TMK m. 164).
2.2. Genel Boşanma Sebepleri ve TMK m. 166/4 Değişikliği
TMK m. 166 üç ayrı yol düzenler:
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m. 166/1-2): Ortak hayatı sürdürmek eşlerden beklenemeyecek derecede evlilik sarsılmışsa eşlerden her biri dava açabilir. Davacının kusuru daha ağırsa davalı davaya itiraz edebilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya yine de karar verilebilir.
Anlaşmalı boşanma (m. 166/3): 3. bölümde ele alınmıştır.
Ortak hayatın yeniden kurulamaması (m. 166/4): Reddedilen bir boşanma davasının ardından işleyen bekleme süresine dayanır.
KANUN METNİ —
“Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/4
Bu sebep, uzun süre ayrı yaşamanın tek başına sonucu değildir; önce açılmış bir davanın reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi gerekir. Bekleme süresi 7532 sayılı Kanun’dan önce üç yıldı. Anayasa Mahkemesi 2024 tarihli kararıyla üç yıllık süreyi ölçülülük ilkesine aykırı bularak iptal etmiş; iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesi süreyi bir yıla indirmiştir. Üç yıllık süreyi anlatan eski karar ve yazılar bu nedenle güncel değildir.
Ret kararı bulunmadan uzun süre ayrı yaşamanın TMK m. 166/1 kapsamında tek başına boşanma sebebi sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli bir kararında, eşlerin en az on beş yıldır ayrı yaşadığı dosyada davacı eşin davasının reddi oy çokluğuyla onanmıştır. Karşı oy yazısı ise üç yıl ve daha uzun süreli ayrılığın çok uzun süreli eylemli ayrılık sayılmasını ve boşanmaya karar verilmesini savunmuştur.
2.3. Özel ve Genel Sebebin Birlikte İleri Sürülmesi
Özel sebep ile genel sebep aynı dilekçede sırayla (terditli) ileri sürülebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, zina ve hayata kast ile pek kötü davranış sebeplerine dayalı talepler reddedilmiş; aynı olaylardaki tam kusur esas alınarak boşanma TMK m. 166/1'den hükme bağlanmıştır. Özel sebebe dayalı dava hakkı süre aşımıyla düşse bile olaylar genel sebep kapsamında ileri sürülebilir. Barışma niteliği taşıyan davranışlar ise af olarak değerlendirilebileceğinden özel sebepler bakımından dava hakkını ortadan kaldırabilir.
3. Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Arasındaki Fark Nedir?
Anlaşmalı boşanma, evliliğin en az bir yıl sürmesi şartıyla eşlerin boşanma, mali sonuçlar ve çocukların durumu üzerinde anlaşarak mahkemeye birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesidir (TMK m. 166/3). Çekişmeli boşanma ise eşlerden birinin sebep ve kusur iddialarını delillerle ispatlamaya çalıştığı davadır.
Bir yıllık evlilik süresi şartı Anayasa Mahkemesinin 2024 tarihli kararında Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse eşler anlaşmış olsa bile çekişmeli yol izlenir.
3.1. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
- Eşler birlikte başvurmalı veya bir eş diğerinin davasını kabul etmelidir.
- Hakim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir.
- Hakim, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Hakim gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur, kabul edilmezse TMK m. 166/3 uyarınca boşanmaya hükmolunamaz.
- Boşanmanın fer’i sonuçlarına (boşanmaya bağlı tazminat, nafaka, velayet gibi taleplere) ilişkin anlaşmalar hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 184).
| Ölçüt | Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma |
|---|---|---|
| Dayanak | TMK m. 166/3 | TMK m. 161-165 veya m. 166/1-2 |
| Evlilik süresi | En az 1 yıl | Süre şartı aranmaz |
| Mali sonuçlar | Protokolle belirlenir; hakim uygun bulur | Kusur ve talepler esas alınarak hakim belirler |
| İkrar | İkrarın hakimi bağlamaması kuralı uygulanmaz | İkrar hakimi bağlamaz |
| İrade değişikliği | Karar kesinleşinceye kadar dönülebilir | Yargılama delillere göre sürer |
Eşlerden biri, karar kesinleşinceye kadar anlaşmalı boşanma iradesinden dönebilir. Yargıtay bu durumda uygulanacak yolu şöyle belirlemiştir:
“Anlaşmalı boşanma yönünden oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (4721 sayılı Kanun’un 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.) olarak görülmesi gerekir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2024 tarihli, 2024/1117 E. ve 2024/8212 K. sayılı İlamı
Dönme halinde taraflara dilekçelerini sunmaları ve delillerini bildirmeleri için süre verilir; dava çekişmeli boşanma kurallarına göre yürür.
3.2. Protokolde Düzenlenmeyen Talepler
Protokolde tazminat, nafaka veya mal rejimine ilişkin hiçbir düzenleme yoksa bu taleplerin sonradan istenip istenemeyeceği öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre düzenlenmeyen konulardan örtülü olarak feragat edilmiş sayılır; diğer görüşe göre TMK m. 178'deki bir yıllık süre içinde ayrı dava açılabilir. Bu belirsizlik nedeniyle protokolde tazminat, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, kişisel ilişki ve mal rejimi tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin açık yazılması gerekir. Mal rejimi için 8. bölümdeki kural ayrıca geçerlidir.
4. Boşanma Davası Ne Kadar Sürer ve Süreç Nasıl İşler?
Boşanma davasının süresi, kanunda belirlenmiş bir üst sınır bulunmadığından davadan davaya değişir. Anlaşmalı boşanma, hakimin tarafları dinlediği ve protokolü uygun bulduğu duruşmada sonuçlanabilir; çekişmeli boşanmada ise tanık dinlenmesi, sosyal inceleme raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırması ile istinaf ve temyiz kanun yolu aşamaları süreyi yıllara yayabilir.
Yargıtay’a ulaşan seçilmiş dosyalarda dava tarihi ile Yargıtay kararı arasında yaklaşık dört ile sekiz yıl geçtiği görülmektedir. Bu dosyalar kanun yoluna taşınan çekişmeli davalardır ve ortalama süreyi göstermez.
4.1. Dava Süreci Adım Adım
1. Dava dilekçesi Aile Mahkemesine verilir; harç ve gider avansı yatırılır.
2. Hakim, davanın devamı süresince barınma, geçim, mal yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Tedbir nafakası ve aile konutunun geçici tahsisi dilekçede açıkça istenmelidir.
3. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilir; cevap dilekçesi tebliğden itibaren iki hafta içinde verilir (HMK m. 127). Süresinde cevap verilmezse davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır (HMK m. 128).
4. Dilekçeler aşaması ve ön inceleme tamamlanır; tahkikatta tanıklar dinlenir, belgeler toplanır, çocuk varsa sosyal inceleme raporu alınır.
5. TMK m. 184'teki özel kurallar uygulanır: Hakim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder.
6. Hükme karşı istinaf süresi tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 345). Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz süresi de iki haftadır (HMK m. 361/1). Temyiz edilmeyen veya temyiz incelemesi sonunda onanan hüküm kesinleşir.
Bölge adliye mahkemelerinin boşanmayı ve fer’ilerini birbirinden ayırarak ilk derece mahkemesine göndermesi süreyi uzatan etkenlerden biridir. Yargıtay bu uygulamayı şöyle değerlendirmiştir:
“Boşanma davalarında gerek taraflara atfedilen kusurlar, gerekse boşanmanın fer’îsi niteliğindeki maddî ve manevî tazminat, nafaka ve velâyet gibi konular boşanmaya bağlı ve birbirinden ayrılamayacak niteliktedir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.05.2025 tarihli, 2025/3718 E. ve 2025/5591 K. sayılı İlamı
Bu ilke gereği boşanma, kusur, tazminat, nafaka ve velayet talepleri birlikte görülür ve tek bir bütün olarak karara bağlanır.
4.2. Masraf Kalemleri
Dava açılırken başvurma ve peşin harç ile gider avansı yatırılır; tebligat, tanık ve gerektiğinde bilirkişi giderleri yargılama giderleri arasındadır. Boşanma davası içinde ileri sürülen tazminat ve nafaka talepleri ayrıca harca tabi değildir. Aynı talepler ayrı bir dava ile ileri sürülürse nispi harca tabi olur. Vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin şahıs varlığına ilişkin maktu ücretlerine göre belirlenir ve tazminat miktarına göre nispi hesaplanmaz. Harç, gider avansı ve ücret tutarları her yıl değiştiğinden başvuru günündeki tarifeye bakılmalıdır.
5. Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı Nelerdir?
Boşanma davasındaki hak düşürücü süreler ve zamanaşımı, dava hakkının veya talebin dava edilebilirliğinin hangi tarihte sona ereceğini belirleyen kanuni sürelerdir. Zina ve TMK m. 162 sebeplerinde öğrenmeden itibaren 6 ay ve eylemden itibaren 5 yıl, boşanma sonrası tazminat ve nafaka davalarında kesinleşmeden itibaren 1 yıl uygulanır.
Hak düşürücü süre geçince dava hakkı sona erer ve bu durum hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Zamanaşımı ise borçlunun ileri sürmesi halinde talebi dava edilemez hale getirir (def’i).
| Konu | Süre | Başlangıç Anı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Zina davası | 6 ay ve her halde 5 yıl | Sebebin öğrenilmesi; zina eylemi | TMK m. 161 |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış davası | 6 ay ve her halde 5 yıl | Sebebin öğrenilmesi; sebebin doğumu | TMK m. 162 |
| Terk için ihtar istemi | Ayrılığın dördüncü ayı bitmeden istenemez | Ayrılığın başlangıcı | TMK m. 164 |
| Terk davası | Ayrılık en az 6 ay sürmeli; ihtardan sonra 2 ay geçmeden dava açılamaz | İhtarın yapılması | TMK m. 164 |
| Anlaşmalı boşanma | Evliliğin en az 1 yıl sürmesi | Evlilik | TMK m. 166/3 |
| Ortak hayatın yeniden kurulamaması | 1 yıl | Ret kararının kesinleşmesi | TMK m. 166/4 |
| Boşanmaya bağlı dava hakları | 1 yıl zamanaşımı | Boşanma hükmünün kesinleşmesi | TMK m. 178 |
| Cevap dilekçesi | 2 hafta | Dava dilekçesinin tebliği | HMK m. 127 |
| İstinaf başvurusu | 2 hafta | Kararın tebliği | HMK m. 345 |
| Temyiz | 2 hafta | Kararın tebliği | HMK m. 361/1 |
Önemli: Dava dilekçesinde istenmeyen tazminat ve yoksulluk nafakası, boşanma kesinleştikten sonra yalnızca bir yıl içinde ayrı dava ile istenebilir.
KANUN METNİ —
“Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 178
Zamanaşımının borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir; hakim bunu kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m. 161). Hukuk Genel Kurulu bu konuda şu tespiti yapmıştır:
“Zamanaşımı hukuksal açıdan “def’î” niteliğindedir. Yani borçlu, borcunu ödemek istemiyorsa, borcun zamanaşımına uğradığını ve borcun dava edilebilme niteliği olmadığını açık bir biçimde ileri sürmelidir.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2021 tarihli, 2017/3155 E. ve 2021/1307 K. sayılı İlamı
Zamanaşımı, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten başlar. Kesinleşme şerhindeki tarih ile tebliğ ve kanun yolu süreleri esas alınarak hesaplanan fiili kesinleşme tarihi farklı çıkabilir; sürenin fiili kesinleşme tarihinden itibaren işleyeceği dikkate alınmalıdır.
6. Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Hangi Şartlarla İstenir?
Boşanmada maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin kusurlu eşten isteyebildiği tazminattır; manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşe verilir (TMK m. 174). Her ikisi de kusur şartına bağlıdır.
KANUN METNİ —
“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/1
Maddi tazminat dört şarta bağlıdır:
1. Boşanmaya karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiş olmalıdır.
2. Talep eden eşin mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır; barınma, bakım, sosyal güvence ve destekten yoksun kalma buna örnektir.
3. Talep eden eş kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olmalıdır; eşit kusurda maddi tazminata hükmedilemez.
4. Boşanma ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
Manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması ve diğer eşin kusurlu olması gerekir. Manevi tazminat yalnızca toptan ödenir; irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176).
Kanunda tazminat miktarını belirleyen matematiksel bir ölçü yoktur. Hakim; tarafların kusur derecelerini, ekonomik ve sosyal durumlarını, evlilik süresini, paranın alım gücünü ve kişilik hakkına yapılan saldırının ağırlığını dikkate alarak takdir eder. Ağır kusurlu eş lehine tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilemez.
Tazminatlar boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel olduğundan, Yargıtay uygulamasında yasal faiz dava tarihinden değil kesinleşme tarihinden itibaren işletilir. Talep dilekçede usulüne uygun ileri sürülmemişse hüküm kurulmaz; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında, davalı kadının usulüne uygun tazminat ve yoksulluk nafakası talebi bulunmadığından bu konularda hüküm kurulmamasını yerinde bulmuştur.
Tazminatın ispatı ve hesaplanması boşanmada maddi ve manevi tazminat yazısında ayrıca ele alınmıştır.
7. Yoksulluk Nafakası, Tedbir Nafakası ve İştirak Nafakası Nedir?
Boşanma nafakaları, eşin ve çocukların geçimini sağlayan düzenli ödemelerdir. Tedbir nafakası dava süresince, yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe kesinleşmeden sonra, iştirak nafakası ise velayeti verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması için ödenir (TMK m. 169, 175, 182).
| Nafaka | Dayanak | Kimin İçin | Ne Zaman Ödenir |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası | TMK m. 169 | Eş ve çocuk | Dava süresince, hüküm kesinleşinceye kadar |
| Yoksulluk nafakası | TMK m. 175-176 | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş | Kesinleşmeden itibaren; TMK m. 176/3 hallerinde sona erer |
| İştirak nafakası | TMK m. 182/2 | Çocuk; velayet sahibi eşe ödenir | Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren |
7.1. Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, TMK m. 169 kapsamındaki geçici önlemdir; dava süresince eş ve çocuk için ödenir ve hüküm kesinleştiğinde yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşebilir. Nafaka çeşitlerinin ayrıntıları nafaka türleri yazısında yer alır.
7.2. Yoksulluk Nafakası ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Yoksulluk nafakası şu şartlarla istenir: Talep eden eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalı, kusuru diğer eşten daha ağır olmamalı (eşit kusur yeterlidir) ve nafaka yükümlüsünün mali gücü bulunmalıdır; yükümlünün kusuru aranmaz. Öğretide, düzenli geliri veya asgari ücretli işi bulunmasının tek başına yoksulluk nafakasına engel olmadığı, evlilik sırasındaki yaşam standardının gözetilmesi gerektiği ifade edilir.
TMK m. 175/1'in halen yürürlükte olan metni aşağıdadır; metindeki “süresiz olarak” ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir ve iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir.
KANUN METNİ —
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175
Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla yalnızca “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmamıştır. Karar 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış, iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir (30 Haziran 2027): yürürlük tarihi ve TBMM düzenlemesi]. İptal hükmü yürürlüğe girene kadar mevcut metin uygulanır; yeni yasal düzenleme izlenmelidir.
Yoksulluk nafakası ve maddi tazminat toptan veya irat biçiminde ödenebilir. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/3). Hakim, istem halinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176/5); uygulamada bu, yıllık ÜFE gibi bir artış oranının hükme yazılmasıyla yapılır.
7.3. İştirak Nafakası
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli kararına göre boşanma davasında istenen çocuk nafakası yargılama süresince tedbir nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak ödenir. Nafaka yükümlülüğü velayet hakkından bağımsızdır; velayeti verilmeyen eş de gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak zorundadır (TMK m. 182/2). Çocuk ergin olduktan sonra eğitimi sürüyorsa istem halinde yardım nafakasına dönülür (TMK m. 364).
8. Boşanma Davasıyla Birlikte Mal Rejimi Tasfiyesi İstenebilir mi?
Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın fer’isi olmayıp ayrı bir davanın konusu olan katılma alacağı ve değer artış payı gibi alacakların hesaplanmasıdır. Eşler tasfiyeyi boşanma davasıyla birlikte veya sonradan zamanaşımı süresi içinde isteyebilir; anlaşmalı boşanma protokolünde tasfiyeye ilişkin düzenleme açık yazılmamışsa dava hakkı korunur (TMK m. 179).
Eşler arasında mal rejimi sözleşmesi yoksa yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202/1). Boşanma sebebiyle sona eren evliliklerde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2). Tasfiye davası boşanma davasıyla birlikte açılırsa tefrik edilir ve boşanmanın sonucu bekletici mesele yapılır. Tasfiyenin nasıl hesaplandığı boşanmada mal paylaşımı yazısında anlatılır.
Anlaşmalı boşanmada tasfiyeye ilişkin anlaşma yapılacaksa ifadenin açık olması gerekir:
“Şayet eşler, boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi hususunda da anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu hususun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması çok önemlidir. Soyut, muğlâk, her anlama gelebilen, farklı şekilde yorumlanmaya açık, müphem kelime ve cümleler kullanılan anlaşma metinleri sonradan açılan davanın görülmesine engel teşkil etmez.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli, 2019/335 E. ve 2022/850 K. sayılı İlamı
9. Velayet, Kişisel İlişki ve Miras Haklarına Etkisi
Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunmasına ilişkin ana ve baba haklarının kullanımını düzenler. Mahkeme velayeti çocuğun üstün yararına göre belirler; uygulamada sosyal inceleme raporu ve çocuğun bakım düzeni dikkate alınır. Velayetin ölçütleri velayet davası yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Velayeti kendisine verilmeyen eşle çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenir; bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK m. 182/2). Çocuk dava sırasında ergin olursa velayet ve iştirak nafakası hakkında karar verilmesine yer kalmaz; tedbir nafakası çocuğun ergin olduğu tarihte sona erer.
Boşanan eşler birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder (TMK m. 181/1).
10. Boşanma Davasında Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Boşanma davasında sık yapılan hatalar, dava hakkını veya mali hakları kaybettiren usul, süre ve ispat ihmalleridir. Başlıca hatalar, özel sebep sürelerini kaçırmak, tazminat ve nafaka taleplerini dilekçede açıkça belirtmemek, boşanmanın kesinleşmesinden sonraki 1 yıllık zamanaşımı süresini geçirmek ve anlaşmalı boşanma protokolünü belirsiz yazmaktır.
Zina veya TMK m. 162 sebeplerinde 6 aylık süreyi geçirmek: Özel sebebe dayalı dava hakkı düşer; olaylar yalnızca genel sebep kapsamında ileri sürülebilir.
Terk sebebinde ihtarı erken istemek veya ihtardan sonra iki ay dolmadan dava açmak: TMK m. 164 uyarınca dava açılamaz; dava şartı eksikliği nedeniyle sonuç alınamaz.
Tedbir nafakası ve aile konutunun tahsisini dilekçede istememek: Hakim geçici önlemleri kendiliğinden almakla yükümlüdür; yine de bu talepler açıkça yazılmadığında önlemlerin kapsamı eksik kalabilir.
Tazminat ve nafakayı usulüne uygun ileri sürmemek: Bu konularda hüküm kurulmaz; boşanma kesinleşince yalnızca bir yıllık süre kalır.
Anlaşmalı boşanma protokolünü eksik veya muğlak yazmak: Hakim onayı olmayan fer’i anlaşma geçerli olmaz; muğlak mal rejimi hükmü sonradan açılacak davaya engel olmaz ve uyuşmazlık yeniden doğar.
Hukuka aykırı delile dayanmak: Hakim kanıtları serbestçe takdir eder ve olguya vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz; hukuka uygun elde edilmemiş deliller ispat sağlamayabilir.
11. Duruma Göre Başvurulabilecek Yollar
Eşler boşanma, mali sonuçlar ve çocukların durumu konusunda anlaşmış ve evlilik en az bir yıl sürmüşse: TMK m. 166/3 yolu.
Eşler anlaşamıyorsa veya evlilik bir yıldan kısa sürmüşse: çekişmeli boşanma (TMK m. 166/1-2 veya özel sebepler).
Zina veya TMK m. 162 sebepleri süreler içindeyse: özel sebep ve terditli olarak TMK m. 166/1.
Eş ortak konutu terk etmişse: TMK m. 164 uyarınca ihtar ve ihtardan sonra iki ay beklenerek dava.
Daha önce açılan boşanma davası reddedilip kesinleşmişse ve kesinleşmeden bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat kurulamamışsa: TMK m. 166/4.
Boşanma kesinleşmiş ve tazminat veya nafaka istenmemişse: kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde ayrı dava (TMK m. 178).
Mal rejimi tasfiyesi istenecekse: ayrı tasfiye davası veya anlaşmalı boşanmada açık düzenleme (TMK m. 179).
12. Örnek Olay: Süre ve Zamanaşımı Hesabı
Aşağıdaki örnek varsayımsaldır; kişi ve tarihler kurgusaldır.
Zina süresi: A eşi, B eşinin zina ettiğini 12.01.2026'da öğrenir. TMK m. 161 uyarınca altı aylık süre 12.07.2026'da dolacağından dava bu tarihten önce açılmalıdır. Zina eylemi 2023'te işlenmiş olsa bile beş yıllık süre henüz dolmamıştır; ancak daha kısa olan altı aylık süre belirleyicidir.
Terk süresi: B eşi 01.02.2026'da ortak konuttan ayrılır. A eşi ihtar istemini ayrılığın dördüncü ayı bittikten sonra, 01.06.2026'dan itibaren yapabilir. İhtar 10.06.2026'da B eşine ulaşırsa dava, ihtardan sonra iki ay geçmeden (10.08.2026'dan önce) açılamaz; ayrılığın altı ayı ise 01.08.2026'da dolmuş olur.
Zamanaşımı: Boşanma hükmü 05.03.2026'da kesinleşir ve A eşi tazminat ile yoksulluk nafakasını dava içinde istememiştir. Ayrı dava, kesinleşmeden itibaren bir yıl dolmadan açılmalıdır; 05.03.2027'den sonra B eşi zamanaşımı def’i ileri sürebilir.
13. Sonuç ve Değerlendirme
Boşanma davasının sonucu üç noktaya bağlıdır: hangi sebebe dayanıldığı, kanuni sürelerin korunup korunmadığı ve mali taleplerin usulüne uygun ileri sürülüp sürülmediği. Bu alanlardan birindeki eksiklik dava hakkının veya tazminat ve nafaka haklarının kaybına yol açabilir.
TMK m. 166/4'te bekleme süresinin bir yıla indirilmesi ve TMK m. 175'te “süresiz olarak” ibaresinin iptali nedeniyle ortak hayatın yeniden kurulamaması ve yoksulluk nafakası konularında yürürlük tarihleri ayrıca izlenmelidir. Boşanma süreci, hak kaybı yaşanmaması için her aşamada özen gerektiren bir süreçtir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
14. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Boşanma Davasında Duruşmalar Gizli Yapılabilir mi?
Boşanma davasında duruşma, taraflardan birinin istemi üzerine hakimin kararıyla gizli yapılabilir (TMK m. 184). Gizlilik kendiliğinden uygulanmaz; talep gerekir ve hakim, gizli yapılıp yapılmayacağına kendisi karar verir. Aile içi olayların ve mahrem bilgilerin açık duruşmada anlatılması istenmiyorsa bu talep dilekçede veya duruşmada ileri sürülür.
Boşanma Davasında Yemin Teklif Edilebilir mi?
Boşanma davasında yemin teklif edilemez; hakim, boşanmanın dayandığı olgular hakkında taraflara kendiliğinden veya istem üzerine yemin öneremez (TMK m. 184). Tarafların ikrarı da hakimi bağlamaz; bu kural anlaşmalı boşanmada uygulanmaz. Olgular hukuka uygun elde edilmiş tanık, belge ve diğer delillerle ispatlanır; hakim delilleri serbestçe takdir eder.
Boşanma Davasında Karşı Dava Nasıl Açılır?
Karşı dava, davalı eşin kendi boşanma sebeplerini ve taleplerini ileri sürdüğü davadır. Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilerek açılır (HMK m. 133). Yargıtay uygulamasında karşılıklı boşanma davaları birlikte görülür ve tarafların kusur oranları bir kez belirlenir.
15. Bu Rehberdeki Yazılar
Anlaşmalı boşanma şartları: Anlaşmalı boşanmanın şartları, protokol içeriği ve hakim huzurundaki duruşma.
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davasının koşulları.
Aldatma nedeniyle boşanma: Zina sebebiyle boşanma davasının şartları, ispatı ve süreleri.
TMK 163 kapsamındaki boşanma: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanan boşanma.
Terk nedeniyle boşanma: Terk sebebiyle boşanmada ihtar süreci ve dava şartları.
Yurt dışı boşanma kararının tanınması: Yabancı mahkeme boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi.
Boşanma davasının süresi: Boşanma davası süresini etkileyen unsurlar ve kanun yolu aşamaları.
Çekişmeli boşanma davası: Çekişmeli boşanma davasının sebepleri, ispat süreci ve fer’i sonuçları.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 31.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 161-169, 171, 174-179, 181-182, 184, 202, 225, 364
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun: m. 4
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 127, 128, 133, 345, 361
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 161
- 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun: m. 13 (TMK m. 166/4'ü değiştiren hüküm)
- Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli, 2023/116 E. ve 2024/56 K. sayılı Kararı (Resmi Gazete: 19.04.2024, 32522)
- Anayasa Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli, 2023/109 E. ve 2024/113 K. sayılı Kararı
- Anayasa Mahkemesinin 04.06.2026 tarihli, 2025/156 E. ve 2026/131 K. sayılı Kararı (Resmi Gazete: 30.09.2026, 33386)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2021 tarihli, 2017/3155 E. ve 2021/1307 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli, 2019/335 E. ve 2022/850 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli, 2022/657 E. ve 2023/672 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2024 tarihli, 2024/1117 E. ve 2024/8212 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.05.2025 tarihli, 2025/3718 E. ve 2025/5591 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2025 tarihli, 2024/6830 E. ve 2025/2932 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarihli, 2023/7610 E. ve 2024/5878 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.2024 tarihli, 2023/4995 E. ve 2024/1632 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2023/6242 E. ve 2024/4402 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.07.2024 tarihli, 2024/5073 E. ve 2024/5265 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.11.2023 tarihli, 2023/1515 E. ve 2023/5022 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.06.2023 tarihli, 2023/4294 E. ve 2023/3251 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2024 tarihli, 2023/2961 E. ve 2024/228 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli, 2023/5027 E. ve 2023/4280 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.04.2024 tarihli, 2023/6450 E. ve 2024/2754 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli, 2023/4277 E. ve 2024/585 K. sayılı İlamı




