Ahşap bir terazi üzerinde dengede duran ev maketi ve madeni para yığınları; İstanbul'da ihtiyaca dayalı tahliye sonrası ev sahibinin mülkü başkasına kiralaması durumunda uygulanan yeniden kiralama yasağı ve tazminat yaptırımını temsil eder.

Yeniden Kiralama Yasağı ve TBK m. 355 Tazminatı

2 Eylül 2026
Devrilen ahşap blokların ev maketine çarpmasını eliyle engelleyen takım elbiseli bir kişi; İstanbul'da kiralık ev veya iş yerlerinde görülen rutubet, tesisat ya da yapısal kusurlar karşısında kiralananın ayıplı olması nedeniyle kiracıya tanınan yasal koruma haklarını temsil eder.

Kiralananın Ayıplı Olması ve Onarım: Kiracının Hakları (TBK m. 304-308)

4 Eylül 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Kiracının Erken Tahliyesi ve Makul Süre Sorumluluğu


Bu makalede ne bulacaksınız?

Kiracının erken tahliyesinin tanımı, hukuki niteliği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 325 kapsamındaki dayanağı.

Makul sürenin belirlenme ölçütleri, anahtar tesliminin sonuçları, görevli ve yetkili mahkeme, dava şartı arabuluculuk ile zamanaşımı süreleri.

Sözleşmesel ihbar süreleri, cezai şart yasağı, güvence bedelinin iadesi ve hak kaybını önlemeye yönelik usul esasları.

Kiracının erken tahliyesi, belirli süreli kira sözleşmesinde kararlaştırılan sürenin veya kanuni fesih döneminin sonu beklenmeksizin kiralananın kiraya verene geri verilmesidir. Uygulamada bu durum, kiracının kalan tüm kira bedellerinden sorumlu tutulacağı yönünde yaygın bir yanılgıya yol açmaktadır. Oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 325, kiracının sorumluluğunu kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre ile sınırlamış; buna karşılık kiraya verene de zararını azaltma ve elde ettiği yararları mahsup etme yükümlülüğü getirmiştir. Bu makalede erken tahliyenin hukuki niteliği, makul sürenin belirlenmesi, tarafların karşılıklı yükümlülükleri ve uyuşmazlığın çözümüne ilişkin usul kuralları mevzuat dayanaklarıyla birlikte incelenmektedir.

Konuyla ilgili diğer makalelere ''Kira Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

1. Kiracının Erken Tahliyesi Nedir?

Kiracının erken tahliyesi, Türk Borçlar Kanunu m. 325 uyarınca belirli süreli sözleşmenin süresi veya fesih dönemi dolmadan kiralananın kiraya verene geri verilmesiyle kira ilişkisinin fiilen sona erdirilmesidir. Erken tahliye kiracının borçlarını derhal ortadan kaldırmaz. Kiracı, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca kira bedelinden sorumlu kalır.

Erken tahliye, kira sözleşmesini kendiliğinden ve bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir hukuki işlem değildir. Kiracının kiralananı fiilen boşaltması, sözleşmeden doğan borç ilişkisini derhal sona erdirmez; kanun koyucu, sözleşmeye bağlılık ilkesi ile kiracının süresiz biçimde borç altında kalmasını önleme amacı arasında denge kurarak sorumluluğu belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırmıştır. Bu nedenle erken tahliye, kiracının borcunu sona erdiren değil, borcun kapsamını daraltan bir olgu olarak değerlendirilir.

Erken tahliyenin, kiraya verenin açtığı tahliye davaları veya tahliye taahhütnamesine dayalı icra takipleri ile karıştırılmaması gerekir. Bu kurumlarda kira ilişkisini sona erdiren taraf kiraya verendir. Erken tahliyede ise sözleşmeyi süresinden önce sona erdiren, kiracının kendi iradesidir; dolayısıyla sonuçları da kiracının sorumluluk alanında doğar.

1.1. Erken Tahliyenin Hukuki Dayanağı: TBK m. 325

Kiracının erken tahliyesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi” başlıklı 325. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hüküm, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu döneminde tamamen yargı içtihatlarıyla şekillenen uygulamayı kanuni bir zemine kavuşturmuştur. Madde, hem kiracının sorumluluğunun üst sınırını hem de kiraya verenin bu sorumluluktan yararlanabilmesi için yerine getirmesi gereken yükümlülükleri birlikte düzenlemektedir.

KANUN METNİ — 

“Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.”

— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 325

1.2. Haklı Fesih ile Haksız Erken Tahliye Ayrımı

Kiracının kiralananı süresinden önce boşaltması her halde haksız fesih sonucunu doğurmaz. Kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hale getiren önemli sebeplerin bulunması durumunda kiracı, Türk Borçlar Kanunu m. 331 uyarınca sözleşmeyi olağanüstü fesih yoluyla sona erdirebilir; bu halde feshin parasal sonuçları, durum ve koşullar gözetilerek hakim tarafından takdir edilir. Aynı şekilde kiralananın ayıplı olması, kullanıma elverişli bulunmaması veya kiraya verenin asli borçlarını ihlal etmesi hallerinde de kiracının fesih hakkı doğar.

Buna karşılık konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmenin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi uzatmama hakkına sahiptir. Bu bildirim yapılmazsa sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Belirsiz süreli hale gelen kira ilişkilerinde ise kiracı, kanunda öngörülen fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi her zaman sona erdirebilir. Süreye ve bildirime uygun biçimde kullanılan bu haklar erken tahliye sayılmaz; dolayısıyla makul süre sorumluluğu doğurmaz.

2. Makul Süre Kavramı ve Kiracının Sorumluluğunun Sınırları

Makul süre, erken tahliye edilen kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebilmesi için gereken ve kiracının kira borcunun devam ettiği objektif zaman dilimidir. Süre; kiralananın konumu, niteliği ve bölgesel talep yoğunluğuna göre mahkemece takdir edilir ve kiracının sorumluluğu hiçbir halde sözleşmenin kalan süresini aşamaz.

Kanun makul süreyi sabit bir rakamla tanımlamamış; kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği süreyi ölçüt olarak benimsemiştir. Bu nedenle makul süre, her somut olayda ayrı ayrı belirlenen bir değişkendir. Süre, kiracının sorumluluğunun üst sınırını oluşturur ve hiçbir halde sözleşmenin kalan süresini aşamaz. Başka bir ifadeyle, kira sözleşmesinin bitimine iki ay kalmışsa, makul süre daha uzun takdir edilse dahi kiracının sorumluluğu kalan iki aylık dönemle sınırlı kalır.

2.1. Makul Sürenin Belirlenmesinde Esas Alınan Ölçütler

Tarafların makul süre konusunda anlaşamaması halinde bu sürenin tespiti mahkemeye aittir. Mahkeme, kural olarak keşif yapmak ve konusunda uzman bilirkişiden rapor almak suretiyle süreyi belirler. Değerlendirmede kiralananın konumu, büyüklüğü, fiziki nitelikleri, kullanım amacı, kira bedelinin emsallere göre durumu ve bulunduğu bölgedeki talep yoğunluğu dikkate alınır. Merkezi konumda bulunan ve talebin yüksek olduğu taşınmazlarda makul süre kısalırken, nitelikli veya yüksek bedelli işyerlerinde sürenin uzaması mümkündür.

Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, erken tahliye edilen taşınmazın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre uygulamada ortalama üç ay olarak kabul edilmekte; ancak somut olayın özellikleri gerektiriyorsa bu sürenin bilirkişi incelemesiyle daha kısa veya daha uzun belirlenmesi mümkün görülmektedir. Ayrıca kiracının sorumluluğunun sözleşmenin kalan süresini aşamayacağı, makul sürenin ise anahtarın teslimi veya usulüne uygun tevdii ile işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir.

2.2. Makul Sürenin Başlangıcı: Anahtar Teslimi ve Tevdi Mahalli

Erken tahliyeye bağlanan sonuçların doğabilmesi için kiralananın fiilen boşaltılması tek başına yeterli değildir; zilyetliğin kiraya verene iade edilmiş olması gerekir. Bu nedenle makul süre, anahtarın kiraya verene teslim edildiği tarihte işlemeye başlar. Anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kullanım imkanının kiracıda olduğu kabul edilir ve kira bedeli işlemeye devam eder. Anahtarın teslim edildiğini ispat yükü, bu olguya dayanan kiracıya aittir.

Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması halinde kiracı, sulh hukuk mahkemesinden tevdi mahalli tayini talep ederek anahtarı mahkemenin göstereceği yere bırakabilir. Uygulamada ispat kolaylığı sağlamak bakımından; tahliye anında taşınmazın durumunu ve teslim tarihini gösteren bir tahliye tutanağının düzenlenmesi, bildirimlerin noter aracılığıyla yapılması ve taşınmazın fotoğraflanması yaygın olarak başvurulan delillendirme yöntemleridir.

2.3. Kiraya Verenin Zararı Azaltma ve İndirim Yükümlülüğü

Makul süre sorumluluğu, kiraya verene sebepsiz bir kazanç sağlama amacı taşımaz. Türk Borçlar Kanunu m. 325/2 uyarınca kiraya veren; kiralananın boş kalması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderleri, taşınmazı başka biçimde kullanmakla elde ettiği yararları ve elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür. Bu düzenleme, kiraya verene taşınmazı yeniden kiraya vermek üzere makul çabayı gösterme külfeti yükler.

Ayrıca kiracı, makul süre dolmadan önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa sözleşmeden doğan borçları sona erer. Kiraya verenin bu nitelikteki bir adayı haklı bir sebep olmaksızın reddetmesi, kiracının sorumluluğunu devam ettirmez.

3. Sözleşmesel İhbar Süresi, Cezai Şart ve Karşılaştırmalı Değerlendirme

Sözleşmesel ihbar süresi, tarafların kira sözleşmesinde erken tahliye için önceden öngördüğü bildirim süresidir ve geçerli olduğu ölçüde makul sürenin yerine geçen bağlayıcı bir kayıttır. Buna karşılık konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında ödeme yükümlülüğü getiren cezai şart kayıtları geçersizdir.

Taraflar, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde erken tahliye halinde uygulanacak bildirim süresini önceden kararlaştırabilir. Örneğin kiracının tahliyeden otuz gün önce noter aracılığıyla bildirimde bulunması kaydıyla sözleşmeyi sona erdirebileceği yönündeki kayıtlar geçerlidir ve tarafları bağlar. Bu tür bir kaydın bulunması halinde, makul sürenin bilirkişi incelemesiyle yeniden takdiri yerine sözleşmede belirlenen sürenin esas alınması gerekir.

Buna karşılık cezai şart bakımından önemli bir sınırlama bulunmaktadır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında bir ödeme yükümlülüğü getiren düzenlemeler geçersizdir. Bu nedenle erken tahliye halinde kalan tüm kira bedellerinin muaccel olacağı ya da sözleşme bedelinin tamamı kadar cezai şart ödeneceği yönündeki kayıtlar, kiracı aleyhine düzenleme yasağı kapsamında hükümsüz sayılır. Bu koruma, tacir veya tüzel kişi kiracıların taraf olduğu işyeri kiraları bakımından da 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren tam olarak uygulanmaktadır.

Bildirime Uygun Sona Erdirme ile Haksız Erken Tahliyenin Karşılaştırılması
ÖlçütBildirime Uygun Sona ErdirmeHaksız Erken Tahliye
Hukuki nitelikKanundan veya sözleşmeden doğan fesih hakkının usulüne uygun kullanılmasıSözleşme süresine ve bildirim usulüne uyulmaksızın kiralananın geri verilmesi
Kira sorumluluğuBildirim süresinin sonuna kadar kira bedeli ödenirAnahtar tesliminden itibaren makul süre boyunca kira bedeli ödenir
Üst sınırSözleşmede veya kanunda öngörülen bildirim süresiSözleşmenin kalan süresi aşılamaz
Kiraya verenin yükümlülüğüTaşınmazı teslim alma ve hesabı tasfiye etmeZararı azaltma, kurtulunan gider ve yararları indirme
Güvence bedeliBorçların tasfiyesinden sonra iade edilirKiraya verenin alacağı bakımından mahsup gündeme gelebilir
İspat yüküBildirimin yapıldığını kiracı ispatlarAnahtar teslim tarihini kiracı, zararı kiraya veren ispatlar

4. Erken Tahliyede Güvence Bedeli (Depozito) ve Diğer Alacaklar

Güvence bedeli, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçlarını teminat altına alan ve borçlar tasfiye edildikten sonra kiracıya iadesi gereken parasal değerdir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında en çok üç aylık kira bedeli tutarında kararlaştırılabilir; erken tahliye halinde kendiliğinden kiraya verene kalmaz, ancak takas ve mahsuba konu edilebilir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli en çok üç aylık kira bedeli tutarında kararlaştırılabilir. Güvencenin para veya kıymetli evrak olarak verilmesi halinde bu değer, kiracının onayı olmaksızın çekilmemek üzere vadeli bir tasarruf hesabına yatırılır; banka güvenceyi ancak iki tarafın rızasıyla, icra takibinin kesinleşmesiyle veya kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanarak iade edebilir. Kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiraya veren, kiracıya karşı dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse, kiracının istemi üzerine banka güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

Erken tahliye halinde güvence bedeli kendiliğinden kiraya verene kalmaz. Ancak kiraya veren; makul süre kira alacağını, kiralanandaki hasar bedelini veya ödenmemiş yan gider alacaklarını takas ve mahsup yoluyla ileri sürebilir. Kiracının olağan kullanımdan doğan eskimeden sorumlu tutulamayacağı; buna karşılık özensiz kullanımdan kaynaklanan zararlar ile elektrik, su, doğal gaz abonelik borçları ve ortak gider paylarından sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

5. Yargılama Usulü: Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Zamanaşımı

Erken tahliyeden doğan kira alacağı davası, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık niteliğinde olduğundan miktarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülen bir alacak davasıdır. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; kira bedeli alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup alacak, ilamsız icra takibine de konu edilebilir.

Kira ilişkisinden kaynaklanan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davaları, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuğa tabidir. İlamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu kapsamın dışında tutulmuştur. Arabuluculuk aşaması tamamlanmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Bu nedenle erken tahliye kaynaklı alacak taleplerinde ilk adım, arabulucuya başvuru olmalıdır.

Anlaşmazlığın devam etmesi halinde açılacak dava, kira ilişkisinden kaynaklandığı için miktarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yetkili mahkeme, genel kural uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi olmakla birlikte, sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Kira bedelleri dönemsel edim niteliğinde olduğundan beş yıllık zamanaşımına tabidir. Kiraya veren, alacağını dava yoluyla talep edebileceği gibi ilamsız icra takibi yoluna da başvurabilir.

Erken Tahliye Uyuşmazlıklarında Usul Özeti
Usul BaşlığıUygulanacak EsasDayanak
Dava şartı arabuluculukKira ilişkisinden kaynaklanan parasal uyuşmazlıklarda dava öncesi zorunlu başvuruHUAK m. 18/B
Görevli mahkemeMiktarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesiHMK m. 4
Yetkili mahkemeDavalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa yeri mahkemesiHMK m. 6 ve m. 10
ZamanaşımıKira bedeli alacakları bakımından beş yılTBK m. 147
Sorumluluğun kapsamıAnahtar tesliminden itibaren makul süre kira bedeli ve yan borçlarTBK m. 325
İndirim kalemleriKurtulunan giderler ile elde edilen veya kasten kaçınılan yararlarTBK m. 325/2
Kanun yoluİstinaf ve kanuni sınırlar içinde temyizHMK m. 341 ve m. 361

6. Sonuç ve Değerlendirme

Kiracının erken tahliyesi, kira ilişkisini kendiliğinden sona erdirmeyen ancak sorumluluğun kapsamını önemli ölçüde daraltan bir olgudur. Türk Borçlar Kanunu m. 325 ile kurulan denge uyarınca kiracı, kalan tüm kira süresinden değil, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca kira bedelinden ve yan borçlardan sorumludur. Bu sorumluluk sözleşmenin kalan süresini aşamaz; kiraya veren ise zararını azaltmak ve elde ettiği yararları mahsup etmekle yükümlüdür.

Uygulamada uyuşmazlıkların büyük bölümü, tahliye tarihinin ve anahtar tesliminin ispatlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle tahliye tutanağının düzenlenmesi, anahtarın teslim edilemediği hallerde tevdi mahalli tayini talebinde bulunulması ve bildirimlerin noter aracılığıyla yapılması, ileride görülecek bir yargılamada belirleyici olabilecek delillerin korunmasını sağlar. Ayrıca dava şartı arabuluculuk başvurusunun atlanmaması ve beş yıllık zamanaşımı süresinin gözetilmesi, usuli hak kaybı yaşanmaması bakımından önem taşır. Somut olayın koşulları değerlendirilmeden yapılan genel nitelikli hesaplamalar yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğinden, sürecin ilgili mevzuat ve yargı uygulaması çerçevesinde titizlikle takip edilmesi gerekir.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.
Önemli Uyarı Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukata başvurulması tavsiye edilir.

7. İlgili Makaleler

29 Eylül 2025
Kira ödemeyen kiracının tahliyesi konulu makale görseli; taşınma kolileri ve bant ile kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye sürecini simgeleyen görsel.

Kira Ödemeyen Kiracının Tahliyesi: Temerrüt Sebebiyle Tahliye Süreci

Kiracının temerrüdü sebebiyle tahliye, muaccel kira borcunun ödenmemesi üzerine kiraya verene tanınan tahliye yoludur. TBK m. 315 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya yazılı olarak en az otuz günlük süre verilmesi ve bu sürede ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin feshedileceğinin bildirilmesi zorunludur. Süreç, noter ihtarnamesi üzerine sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılması veya Örnek 13 ödeme emri ile tahliye talepli icra takibi başlatılması olmak üzere iki ayrı yoldan yürütülür. Yolların usulü, görevli mahkemesi ve süreleri birbirinden farklıdır.
30 Eylül 2025
Kira tespit davası için emsal kira ve kira artış oranlarının değerlendirildiği tabloyu işaret eden el; kira bedelinin belirlenmesi sürecini temsil eden görsel.

Kira Tespit Davası 2026: TÜFE, Emsal Kira ve 5 Yıl Şartı (TBK m.344–345)

Kira tespit davası, beş yılı dolduran veya beş yıldan sonra yenilenen konut ve çatılı işyeri kiralarında bedelin emsal rayiçlere göre yeniden belirlenmesini sağlayan, kamu düzenine ilişkin bir davadır. Bu çalışmada beş yıllık sürenin hesabı, dava şartı arabuluculuk, hak ve nesafet yöntemi, bilirkişi raporunun denetime elverişliliği, hakkaniyet indirimi oranı, otuz gün kuralı, ıslah yasağı ile taleple bağlılık ilkesi, tacir kiracılar ve dövizli kiralara ilişkin özel rejim, vekalet ücreti hesabı ve kararın kesinleşmesi Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında ele alınmaktadır.
4 Eylül 2026
Devrilen ahşap blokların ev maketine çarpmasını eliyle engelleyen takım elbiseli bir kişi; İstanbul'da kiralık ev veya iş yerlerinde görülen rutubet, tesisat ya da yapısal kusurlar karşısında kiralananın ayıplı olması nedeniyle kiracıya tanınan yasal koruma haklarını temsil eder.

Kiralananın Ayıplı Olması ve Onarım: Kiracının Hakları (TBK m. 304-308)

Kiralananın ayıplı olması, taşınmazın sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişliliğini ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan eksiklikleri ifade eder. Bu yazıda kiracının TBK m. 304-308 kapsamındaki seçimlik hakları; onarım talebi, kiraya veren hesabına giderme, kira bedelinden indirim, sözleşmenin feshi ve tazminat başvurusu güncel Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alınmakta; ayıp bildirimi, uygun süre verme zorunluluğu, ispat ve görevli mahkeme konularındaki riskler açıklanmaktadır.
11 Eylül 2026
Hesap makinesi, kalem ve sayısal artış oranlarını gösteren belge; İstanbul'da ev sahipleri tarafından kanuni TÜFE oranının üzerinde dayatılan yasal sınırı aşan kira artışı hesaplamalarını ve bunun hukuki geçersizliğini temsil eder.

Yasal Sınırı Aşan Kira Artışı ve Fazla Ödenen Kira Bedelinin İadesi

Yenilenen kira döneminde uygulanan artış, Türk Borçlar Kanunu m. 344'teki üst sınırı aştığında aşan kısım yönünden geçersizdir. Bu rehber; 2012'den 2026'ya kira artış sınırının gelişimini, TÜFE on iki aylık ortalamanın nasıl hesaplandığını, fazla ödenen kira bedelinin hangi hallerde iade edilebileceğini, ihtirazi kaydın önemini, görevli ve yetkili mahkemeyi, dava şartı arabuluculuğu ve zamanaşımı sürelerini güncel yargı kararları ışığında ele almaktadır.

7. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Kiracı Sözleşme Bitmeden Çıkarsa Kaç Ay Kira Öder?

Erken tahliye eden kiracının kira borcu, kalan tüm kira süresi için değil, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre için devam eden bir borçtur. TBK m. 325 uyarınca kiracı, kiraya verenden kabulü beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve sözleşmeyi devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa borç sona erer. Makul süre somut olaya göre belirlenir.

Erken Tahliyede Makul Süre Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Erken tahliyede makul süre, kiralananın anahtarının kiraya verene fiilen teslim edildiği veya usulüne uygun biçimde tevdi mahalline bırakıldığı tarihte işlemeye başlayan süredir. TBK m. 325 uyarınca kiracının borçları, kiralananın önceki koşullarla kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam eder. Anahtar teslim edilmedikçe kiralanan geri verilmiş sayılmaz ve kira borcu işlemeye devam eder.

Erken Tahliye Halinde Depozito Geri Alınır mı?

Erken tahliye halinde güvence bedeli, kiracının kira ve makul süre alacağı dahil borçları tasfiye edildikten sonra iade edilen bir teminattır. TBK m. 342 uyarınca banka, güvenceyi iki tarafın rızası, kesinleşmiş icra takibi veya kesinleşmiş mahkeme kararıyla geri verir. Kiraya veren, TBK m. 325'ten doğan makul süre alacağı bakımından takas ve mahsup talebinde bulunabilir.

Haklı Sebeple Erken Tahliye Eden Kiracı Tazminat Öder mi?

Haklı sebeple erken tahliye eden kiracının tazminat yükümlülüğü, kendiliğinden doğmayan ve hakimin durum ile koşulları gözeterek belirlediği bir parasal sonuçtur. TBK m. 331 uyarınca kira ilişkisini çekilmez kılan önemli sebeplerin varlığında kiracı, yasal fesih bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Feshin parasal sonuçları, somut olayın bütün koşulları değerlendirilerek hakim tarafından belirlenir.