Masada grafikli belgelerin ve ev maketinin yanında hesap makinesiyle veraset ve intikal vergisi hesabı yapan kişi

Veraset ve İntikal Vergisi: Süre, Oran ve Hesaplama 2026

29 Ekim 2026
Hesap makinesi ve ahşap ev maketi: eşin miras payı ve katılma alacağı hesabını simgeleyen görsel

Eşin Miras Payı ve Katılma Alacağı: Ölümde Mal Rejimi Tasfiyesi

29 Ekim 2026

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Davası: TMK m. 510-513 Kapsamında Şartlar, İspat ve Dava Yolları


Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını ölüme bağlı tasarrufla mirastan mahrum bırakmasıdır. Mirasçılıktan çıkarma, mahkemeden dava yoluyla istenemez. Çıkarma sebebi tasarrufta gösterilmemişse veya çıkarmadan yararlanan taraf ispat edemezse tasarruf, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 512/3 uyarınca mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.

Saklı paylı mirasçının miras hakkı, mirasbırakanın vasiyetiyle kural olarak ortadan kaldırılamaz. Bu kuralın en dar istisnası, TMK m. 510-513'te düzenlenen mirasçılıktan çıkarmadır. Saklı pay sisteminin genel işleyişi saklı pay oranları ve korunması başlığında, ölüme bağlı tasarrufların genel çerçevesi ise miras hukuku rehberinde ele alınmaktadır.

Uygulamada “ıskat davası” denilen şey tek bir dava değildir. Çıkarmayı yapan mirasbırakan dava açmaz. Çıkarılan mirasçı ise ölümden sonra vasiyetnamenin iptali, çıkarma sebebine itiraz veya tenkis gibi farklı hukuki temellere dayanan davalar açabilir. Hem çıkarılan mirasçı hem de çıkarmayı planlayan mirasbırakan aynı sorularla karşılaşır: Hangi sebepler yeterlidir, sebep nasıl yazılır, ispat yükü kimdedir, hangi mahkemede ve hangi sürede dava açılır? Bu makale soruları TMK m. 510-513 ve Yargıtay kararları çerçevesinde yanıtlar.

1. Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Nedir ve Kaç Türü Vardır?

Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirastan mahrum bırakmasıdır. Türk Medeni Kanunu iki tür öngörür: mirasçının ağır kusuruna bağlanan cezai çıkarma (TMK m. 510) ile borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyu korumaya yönelik koruyucu çıkarma (TMK m. 513).

Mirasçılıktan çıkarma, saklı paylı mirasçının kanunla güvence altına alınan miras hakkını yalnızca kanunda sayılan sebeplerle ve mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle ortadan kaldıran bir ölüme bağlı tasarruftur. Mirasbırakan bunun için mahkemeden izin almaz. Çıkarmanın geçerliliği ölümden sonra, çıkarılan mirasçının itirazı üzerine denetlenir. Yargıtay’a göre ıskat, mirasbırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufuyla gerçekleşir ve cezai (olağan) ile koruyucu olmak üzere iki türlüdür.

Mirasçılıktan çıkarma, mirasçının mirasbırakanla yaptığı sözleşmeyle miras hakkından vazgeçtiği mirastan feragat sözleşmesinden de ayrılır. Çıkarmada mirasbırakanın tek taraflı iradesi, feragatte mirasçının sözleşme iradesi belirleyicidir.

1.1. Cezai Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 510)

Cezai mirasçılıktan çıkarma, mirasçının kusurlu davranışına bağlanan bir özel hukuk yaptırımıdır. Mirasçının mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi bu yaptırımın sebebini oluşturur. Sebepler 3. bölümde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

1.2. Koruyucu Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 513)

Koruyucu çıkarma, mirasçıyı cezalandırmaz. Hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyun malvarlığının alacaklılara gitmesini önleyerek mirası altsoyun çocuklarına ulaştırmayı amaçlar.

KANUN METNİ —

“Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır. Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 513

Miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgedeki borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılan mirasçının istemi üzerine çıkarma iptal edilir. İki çıkarma türü arasındaki farklar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Cezai ve Koruyucu Mirasçılıktan Çıkarma Karşılaştırması
ÖlçütCezai ÇıkarmaKoruyucu Çıkarma
DayanakTMK m. 510TMK m. 513
NitelikKusurlu davranışa bağlı özel hukuk yaptırımıCezalandırmayan, altsoyu ve çocuklarını koruyan düzenleme
Hedef MirasçıSaklı paylı mirasçıYalnızca hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoy
KapsamSaklı pay dahil mirastan pay alamamaSaklı payın en çok yarısı
Zorunlu ŞartKanundaki sebeplerden biri ve sebebin tasarrufta gösterilmesiÇıkarılan yarım payın çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülenmesi

2. Mirasçılıktan Çıkarma Dava Yoluyla İstenebilir mi?

Mirasçılıktan çıkarma, mahkemeden dava yoluyla istenemez; yalnızca mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufuyla yapılabilir. Mirasbırakanın sağlığında açtığı çıkarma davası, hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir. Mirasbırakanın ölümünden sonra ise çıkarılan mirasçı, tasarrufun iptalini veya saklı payının tenkisini isteyebilir. Çıkarma sebebinin gerçekliği, ancak çıkarılan mirasçının itirazı üzerine mahkemece incelenir.

Mirasbırakan, mirasçısını sağlığında dava yoluyla mirastan çıkaramaz. Çıkarma, vasiyetname düzenleme şekillerinden biriyle veya miras sözleşmesi içinde yer alan tek taraflı tasarrufla yapılır ve çıkarma sebebi bu tasarrufta belirtilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın sağlığında açtığı çıkarma davasını hukuki yarar yokluğundan reddeden kararları onamaktadır. Bu kararlarda dava yolunun yalnızca çıkarma işleminin iptali için açık olduğu ve bu davanın da ölümden sonra gündeme geldiği vurgulanmaktadır.

Sağlık döneminde açılan dava, çıkarma sebebinin mahkemece önceden onaylanmasını sağlamaz. Sebebin varlığı, ölümden sonra çıkarılan mirasçı itiraz ederse ve çıkarmadan yararlanan taraf tarafından ispat edilmek üzere incelenir (TMK m. 512/2).

3. Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri Nelerdir?

Mirasçılıktan çıkarma sebepleri, TMK m. 510'da sınırlı sayıda belirtilen iki durumdur: mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ve aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Sebepler kıyas yoluyla genişletilemez; sebebin ağırlığı her somut olayda ayrıca değerlendirilir.

KANUN METNİ —

“Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir: 1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, 2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 510

3.1. Ağır Suç İşlenmesi (TMK m. 510/1)

Birinci sebep, mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesidir. Mirasçının suçtan mahkum edilmesi şart değildir. Hakim suçun ağırlığını ceza hukuku ölçütleriyle değil, fiilin aile bağlarına etkisi bakımından medeni hukuk esaslarına göre değerlendirir.

“Yakın” kavramı doktrinde tartışmalıdır. Ağırlıklı görüşe göre kavram yalnızca kan hısımlarını değil, mirasbırakanla güçlü manevi ve fiili bağı bulunan nişanlı, sevgili veya kadim dost gibi kişileri de kapsar. Fiilin ceza kanununda suç sayılması da tek başına yeterli değildir. Fiil, mirasçılık bağını ahlaken ve fiilen koparacak ağırlıkta olmalıdır.

3.2. Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin Önemli Ölçüde İhlali (TMK m. 510/2)

İkinci sebep daha geniş nitelikli olduğundan uygulamada en sık ileri sürülen sebeptir. Sıradan aile tartışmaları, görüş ayrılıkları ve hafif ihmaller bu sebep için yeterli değildir. Yargıtay, ikinci sebebin birinci sebeple orantılı yorumlanmasını, aksi halde çıkarmanın mirasbırakanın mirasçılarına karşı bir baskı aracına dönüşebileceğini belirtmektedir. Mirasçının eyleminin aile bağını objektif olarak koparacak nitelikte olması da yetmez. Eylemin aile bağlarını fiilen, yani sübjektif olarak da koparıp koparmadığı incelenir.

“aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde yerine getirilmemiş olması, ağır bir suç işlenmiş gibi miras bırakanın mirasçısını saklı payından mahrum bırakarak cezalandırmasını haklı kılacak ağırlık ve yoğunlukta olmalı, bazı yükümlülüklerin ihlâl edilmiş olması tek başına yeterli kabul edilmemeli ve ağır bir ihlâlin varlığı aranmalıdır.”

— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli, 2024/4654 E. ve 2025/2660 K. sayılı İlamı

Doktrinde ayrıca mirasçının en azından kast veya ağır kusur derecesinde sorumlu olması gerektiği ifade edilmektedir. İletişimin kopmasında mirasbırakanın kendi haksız tutumu, baskıcı yaklaşımı veya ilişkiyi düzeltme çabalarını reddetmesi (müterafik kusur) varsa, mirasçının davranışı çıkarma sebebi oluşturmaz.

3.3. Uygulamada Kabul Edilen ve Edilmeyen Davranışlar

Aşağıdaki tablo, Yargıtay kararlarında çıkarma sebebi olarak kabul edilen davranışlarla literatürde tek başına yetersiz görülen davranışları ayırmaktadır.

Uygulamada Kabul Edilen ve Edilmeyen Davranışlar
DavranışDeğerlendirmeDayanak
Yetişkinlik döneminde de mirasbırakanla görüşmeme, hastalığında ve özel günlerde aramamaTMK m. 510/2 kapsamında sebep olarak kabul edilmiş, karar onanmıştırYargıtay kararı
Mirasbırakana hakaret ve küfür, hastalığında yanına gitmeme, ebeveyni evden çıkarmaTanık beyanlarıyla ispatlanmış, karar onanmıştırYargıtay kararı
Sürekli borçlanıp borçları mirasbırakana ödettirme, mirasbırakana zulmetmeVasiyetnamedeki somut sebepler tanıklarla doğrulanmış, karar onanmıştırYargıtay kararı
Mirasbırakana haber vermeden evlenme, farklı yaşam tarzı veya görüş benimsemeTek başına sebep sayılmaz; ağır hakaret, terk veya saldırıyla birleşmesi gerekirLiteratür
Karşılıklı soğukluk, kuşak çatışması; mirasbırakanın da yakınlaşma çabası göstermemesiKusur yalnızca mirasçıya yüklenemezLiteratür

4. Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Tasarrufta Nasıl Gösterilir ve İspat Yükü Kimdedir?

Mirasçılıktan çıkarma, ancak çıkarma sebebi ölüme bağlı tasarrufta belirtilmişse geçerlidir (TMK m. 512/1). Çıkarılan mirasçı itiraz ederse sebebin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK m. 512/2). Çıkarılan mirasçının, sebebin gerçeğe aykırı olduğunu kanıtlaması kural olarak gerekmez.

KANUN METNİ —

“Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512

4.1. Tasarrufta Sebebin Somut Gösterilmesi

TMK m. 512/1, çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesini geçerlilik şartı olarak aramaktadır. Literatürde, kanun metnini tekrarlayan veya soyut kalan ifadelerin bu şartı karşılamadığı kabul edilir. Tasarrufta olay, zaman ve olguların şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta yer alması beklenir.

Soyut ve Somut Çıkarma Gerekçesi
İfade TürüÖrnekLiteratürdeki Değerlendirme
Soyut"Beni arayıp sormadı", "ailevi görevlerini yapmadı"Geçersiz
Soyut"Bana saygısızlık etti"Geçersiz
Somut"Ağır hastalığım sırasında yardıma muhtaç olmama rağmen hastaneye gelmedi"Yeterli
Somut"Beni darp etti", "eşimi tehdit etti"Zaman ve olgular açıksa yeterli

4.2. İspat Yükü ve Deliller

Yargıtay kararlarında ispat yükünün çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait olduğu istikrarla belirtilmektedir. Çıkarılan mirasçının dava açması veya davada itiraz etmesi yeterlidir. Çıkarmadan yararlanan taraf, tasarrufta gösterilen olayın maddi varlığını ve mirasçının kusurunu kanıtlamak zorundadır.

Yargıtay’ın onadığı kararlarda çıkarma sebepleri çoğunlukla tanık beyanlarıyla ispatlanmıştır. Literatürde tanıkların bizzat gördükleri olayları anlatmasının yeterli, yalnızca mirasbırakandan duyduklarını aktarmasının yetersiz olduğu belirtilmektedir.

Çıkarmaya karşı ayrıca ehliyetsizlik iddiası da ileri sürülmüşse, vasiyetname tarihindeki sağlık kayıtlarının toplanması gerekir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında, vasiyetname günü düzenlenen sağlık raporu değerlendirilmeden alınan Adli Tıp raporuyla karar verilmesi eksik inceleme sayılmış ve hüküm bozulmuştur.

5. Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi İspat Edilemezse Ne Olur?

Çıkarma sebebinin ispat edilememesinin veya tasarrufta belirtilmemesinin sonucu, tasarrufun mirasçının saklı payı dışında yerine getirilmesidir (TMK m. 512/3). Vasiyetnamenin tamamı iptal edilmez; mirasbırakanın tasarruf nisabı içindeki iradesi korunur. Çıkarılan mirasçı saklı payını talep eder. Mirasbırakan açık bir yanılmaya düşmüşse çıkarma tümüyle geçersiz olur.

“Bu durumda, çıkarma nedeni bulunmasa da mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü sınırları içinde ortaya koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.02.2025 tarihli, 2024/1742 E. ve 2025/729 K. sayılı İlamı

Bu sonuç, çıkarılan mirasçının tam yasal miras payını değil, saklı payını elde etmesi anlamına gelir. Fark, mirasbırakanın tasarruf nisabı içindeki iradesinin korunmasından kaynaklanır. Saklı payın zedelenmesi halinde izlenecek yol için tenkis davasının şartları ve ispatı ayrıca incelenebilir.

Çıkarmanın tümüyle geçersiz olduğu tek hal, mirasbırakanın çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmesidir. Literatürde örnek olarak, mirasbırakanın mirasçının kendisini zehirlemeye çalıştığı yönündeki gerçek dışı bir kanaate dayanarak çıkarma yapması gösterilir. Yargıtay’a göre bu yanılgıyı ispat yükü çıkarılan mirasçıdadır. İspatlanırsa mirasçı yalnızca saklı payını değil, miras payının tamamını alabilir.

6. Mirasçılıktan Çıkarmaya Karşı Hangi Dava Açılır?

Mirasçılıktan çıkarmaya karşı açılabilecek davalar, tasarrufun genel iptal sebeplerine dayanan vasiyetnamenin iptali davası ile çıkarma sebebinin gerçeğe aykırı olduğuna dayanan çıkarmaya itiraz ve tenkis davasıdır. Talepler tek dilekçede kademeli (terditli) olarak ileri sürülür; çıkarılanın altsoyu ve diğer mirasçılar davalı olarak gösterilir.

Dava yolu, çıkarmanın hangi gerekçeyle sakat sayıldığına göre belirlenir.

Çıkarmaya Karşı Açılabilecek Davalar
DavaDayanakHangi DurumdaKabul Halinde Sonuç
Vasiyetnamenin iptaliTMK m. 557Ehliyetsizlik, irade sakatlığı, şekil eksikliği, hukuka veya ahlaka aykırılıkTasarruf tamamen veya kısmen iptal edilir; mirasçı saklı payını değil miras payını alabilir
Çıkarmaya itirazTMK m. 512Sebep tasarrufta gösterilmemiş, gerçeğe aykırı veya ispat edilememişTasarruf saklı pay dışında yerine getirilir
TenkisTMK m. 560 vd.Saklı pay tasarruflarla zedelenmişTasarruf saklı payı karşılayacak ölçüde indirilir
Aciz belgesine dayalı çıkarmanın iptaliTMK m. 513/2Aciz belgesinin hükmü kalmamış veya borç tutarı payın yarısını aşmıyorÇıkarma iptal olunur

Şu durumdaysanız şu yol izlenir:

Mirasbırakan sağsa ve çıkarmayı düşünüyorsa: dava yolu yoktur; ölüme bağlı tasarruf ve somut sebep gösterimi gerekir.

Vasiyetnamede çıkarma sebebi yazılmamış veya soyut yazılmışsa: TMK m. 512/3 sonucu doğar; saklı pay tenkisi istenir.

Sebep yazılı ancak gerçeğe aykırı veya ispat edilemiyorsa: çıkarmaya itiraz edilir; ispat yükü yararlananlardadır.

Mirasbırakanın ehliyeti, iradesi veya vasiyetnamenin şekli sorunluysa: TMK m. 557 sebepleriyle vasiyetnamenin iptali davası açılır.

Çıkarma borç ödemeden aciz belgesine dayanıyorsa: TMK m. 513/2 uyarınca çıkarmanın iptali istenir.

Yargıtay, çıkarmaya itiraz davasında taraf teşkilinin eksiksiz sağlanmasını aramaktadır. Dava, mirasbırakanın yasal mirasçılarına ve çıkarılanın varsa altsoyuna karşı açılır. Eksik taraf teşkiliyle verilen hükümler, esasa girilmeden bozulmaktadır.

“TMK’nın 511. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mirastan çıkarılan davacıların altsoyunun diğer davalı yanda davaya dahil edilmesi daha sonra işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”

— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2024/729 E. ve 2024/5704 K. sayılı İlamı

Vasiyetnamenin iptali ile ikinci kademede tenkis talebi aynı dilekçede ileri sürüldüğünde bu talepler terditli dava oluşturur. Yargıtay, terditli talepleri ayrı dosyalara bölmeye olanak tanımamaktadır.

7. Mirasçılıktan Çıkarma Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Sürede Açılır?

Mirasçılıktan çıkarmaya karşı açılan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Vasiyetnamenin iptali davasında hak düşürücü süre, tasarrufun ve iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıldır; iyi niyetli davalılara karşı en geç vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Görevli Mahkeme, Yetkili Mahkeme ve Süreler
KonuMerci veya SüreBaşlangıçDayanak
Görevli mahkemeAsliye Hukuk MahkemesiDava açılırkenHMK m. 2
Yetkili mahkemeMirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesiDava açılırkenTMK m. 576
İptal davası, kısa süre1 yılTasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesiTMK m. 559
İptal davası, üst sınır10 yıl (iyi niyetli davalı), 20 yıl (iyi niyetli olmayan davalı)Vasiyetnamenin açılma tarihiTMK m. 559
Tenkis, kısa süre1 yılSaklı payın zedelendiğinin öğrenilmesiTMK m. 571
Tenkis, üst sınır10 yılVasiyetnamenin açılma tarihiTMK m. 571

Önemli: Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan dava, esasa girilmeden reddedilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesine göre iptal davasında bir yıllık süre, vasiyetnamenin açılıp okunarak tamamından haberdar olunmasıyla başlar. Mirasçının başka bir dosyaya sunduğu dilekçede vasiyetnameden söz etmiş olması, süreyi bu tarihte başlatmaz. Literatürde çıkarmaya itiraz ve tenkis taleplerinde de TMK m. 571'deki bir ve on yıllık sürelerin kıyasen uygulandığı belirtilmektedir. Hangi sürenin uygulanacağı talebin nitelendirilmesine göre değişebilir; iki düzenlemede de en kısa süre bir yıldır.

7.1. Dava Öncesinde Toplanan Belgeler

  • Vasiyetnamenin açılıp okunması dosyasındaki tutanak ve vasiyetname örneği (hem süre başlangıcı hem de çıkarma sebebi için).
  • Ölüm belgesi ve mirasçılık belgesi.
  • Mirasbırakanın son yerleşim yerini gösteren nüfus kaydı (yetki için).
  • Ehliyet iddiası varsa vasiyetname tarihindeki sağlık kayıtları.
  • Çıkarma sebebine ilişkin ceza soruşturma veya kovuşturma dosyaları ile tanık bilgileri.

7.2. Örnek Olay: Süre Hesabı

Aşağıdaki olay varsayımsaldır; gerçek kişi veya olaya dayanmaz. Mirasbırakan A, 02.03.2026'da ölmüştür. Vasiyetnamesi 14.04.2026'da açılıp okunmuş, çıkarılan oğlu B duruşmada hazır bulunmamıştır. Açılış tutanağı ve vasiyetname örneği B’ye 05.05.2026'da tebliğ edilmiştir.

1. B vasiyetnamenin tamamından 05.05.2026'da haberdar olmuştur; bir yıllık süre bu tarihten başlar.

2. Bir yıllık süre 05.05.2027'de dolar. Bu tarihten sonra açılan dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.

3. Vasiyetnamenin açılma tarihi olan 14.04.2026'dan itibaren on yıllık üst sınır 14.04.2036'da dolar.

4. İki sürenin kısası belirleyici olduğundan dava en geç 05.05.2027'de açılmalıdır.

8. Mirasçılıktan Çıkarmanın Sonuçları Nelerdir?

Mirasçılıktan çıkarmanın sonucu, çıkarılan mirasçının mirastan pay alamaması ve tenkis davası açamamasıdır (TMK m. 511/1). Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmadıkça çıkarılanın miras payı, kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi altsoyuna, altsoyu yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır; çıkarılanın altsoyu ayrıca saklı payını isteyebilir.

KANUN METNİ —

“Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.”

— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 511

Çıkarılanın payının altsoyuna geçmesi mirasçılık belgesine de yansır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2021 tarihli kararında, çıkarılan mirasçının karar tarihinden önce doğan altsoyunun yeni düzenlenen mirasçılık belgesinde gösterilmemesi hatalı bulunmuştur. Bu nedenle çıkarma tasarrufu bulunan terekelerde mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınması aşamasında altsoyun belgeye yazılması önem taşır. Eksik veya hatalı belge mirasçılık belgesinin iptali davasıyla düzeltilebilir. Mirasbırakan çıkarılanın payını başka kişilere bırakmış olsa da çıkarmanın altsoy yönünden saklı pay dışında yerine getirilmesi gerekir.

Çıkarılanın altsoyu yoksa pay, mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Bu mirasçıların kimler olduğu ve payları için yasal mirasçılar ve miras payları rehberine bakılabilir.

9. Çıkarılan Mirasçı Mirasbırakandan Önce Ölürse Ne Olur?

Mirasbırakandan önce ölen mirasçı bakımından mirasçılıktan çıkarma geçersiz hale gelir; çünkü mirasbırakandan önce ölen kişi, mirasçı sıfatını kazanamaz (TMK m. 580). Mirasçılık sıfatı hiç doğmadığından çıkarma tasarrufu sonuç doğurmaz. Mahkemenin, çıkarılan mirasçının önceden öldüğünü gözetmeden çıkarmanın geçerliliğine dayanarak karar vermesi hatalıdır.

“Somut olayda, mirastan ıskat edilen (...), muristen önce öldüğünden TMK’nın 580 inci maddesi uyarınca murisin mirasçısı sıfatını kazanamamıştır. Bu durumda mirastan ıskat geçersiz hale gelmiştir.”

— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli, 2024/1917 E. ve 2024/3259 K. sayılı İlamı

İstinaf aşamasında çıkarılan mirasçının önceden ölmesi halinde çıkarmanın kendiliğinden hükümsüz kalacağına ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle çıkarma geçerli sayılmıştı. Yargıtay bu yaklaşımı kabul etmemiştir. Çıkarmanın geçersiz hale gelmesi, vasiyetnamenin mirasçı atamaya ilişkin diğer hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu hükümler, ehliyetsizlik, irade sakatlığı veya şekil eksikliği gibi iptal sebepleri ispatlanmadıkça geçerliliğini sürdürür.

10. Mirasçılıktan Çıkarmada Hangi Noktalar Tartışmalıdır?

Mirasçılıktan çıkarmada tartışmalı noktalar, yakın kavramının kapsamı, çıkarma sonrası affın etkisi, ceza yargılamasının hukuk davasına etkisi ve sebebin ispatlanamaması halinde hükmün kurulma biçimidir. Tartışmalı noktalarda doktrinde farklı görüşler bulunmakta, Yargıtay kararlarında da hüküm fıkrasının kurulma biçimi bakımından iki ayrı yaklaşım görülmektedir.

Tartışmalı Noktalar ve Pratik Sonuçları
KonuTartışmanın İçeriğiPratik Sonuç
Yakın kavramıYalnızca hısımlarla mı sınırlı, yoksa güçlü manevi bağı olan kişileri de kapsar mıAğırlıklı görüşle hısım olmayan kişilere karşı işlenen suçlar da sebep olur
Çıkarma sonrası afAf, tasarruf geri alınmadıkça etkisiz mi; yoksa TMK m. 2 uyarınca sebebi düşürür müAffın ispatı ve hukuki dayanağı konusunda yeknesak uygulama yoktur
Ceza yargılamasıBeraat, zamanaşımı veya af halinde hukuk hakiminin değerlendirme sınırı (TBK m. 74)Sınırlar tam olarak netleşmemiştir
Hüküm fıkrasının kurulmasıBazı kararlar "tasarrufun saklı pay dışında yerine getirilmesine" hükmüyle yetinir; diğerleri davaya tenkis davası olarak devamı ve terekenin tespitini ararİkinci yaklaşımda bilirkişi incelemesi ve tenkis hesabı yapılır

11. Sonuç ve Değerlendirme

Mirasçılıktan çıkarma, saklı pay korumasının en dar istisnasıdır. Mirasbırakan açısından geçerliliği belirleyen unsurlar, sebebin TMK m. 510 veya m. 513'te sayılanlardan birine uyması ve ölüme bağlı tasarrufta somut biçimde gösterilmesidir. Çıkarılan mirasçı ve altsoyu açısından belirleyici olan ise sürelerin kaçırılmaması, taleplerin kademeli kurulması ve tarafların eksiksiz gösterilmesidir.

Süre ve taraf teşkili hataları esasa girilmeden hak kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle belge ve delil toplama aşamasından itibaren süreç özen gerektirir. Konunun bütünü için miras hukuku rehberindeki diğer makalelere bakılabilir.

Av. Muhammet Çoban
Avukat Muhammet ÇOBAN
İstanbul Barosu · Sicil No: 77466
Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat

Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat değişebileceğinden içeriğin güncelliği güncelleme tarihine göre değerlendirilmelidir.

12. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Mirasbırakan Çıkarma Tasarrufunu Sonradan Geri Alabilir mi?

Mirasbırakan, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunu sağlığında ölüme bağlı tasarruf usulüne uygun biçimde değiştirebilir veya geri alabilir. Usulüne uygun geri alınmayan çıkarma tasarrufu, mirasbırakanın ölümüyle sonuç doğurur; çıkarılan mirasçının itirazı halinde sebebin varlığı mahkemece incelenir. Mirasbırakanın çıkarma iradesinden vazgeçmesi, tasarrufun usulüne uygun geri alınmasıyla açıkça ortaya konulmalıdır.

Saklı Payı Olmayan Mirasçıları Mirastan Uzak Tutmak İçin Gerekçe Gerekir mi?

Saklı payı bulunmayan yasal mirasçılar bakımından mirasçılıktan çıkarma hükümleri uygulanmaz. Mirasbırakan, saklı payı bulunmayan mirasçıları gerekçe göstermeksizin, tasarruf özgürlüğü kapsamında ölüme bağlı tasarrufla mirastan uzak tutabilir. Mirasçılıktan çıkarma sebepleri ve ispat yükü yalnızca altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eş gibi saklı paylı mirasçılar için gündeme gelir.

Bir Mirasçının Eylemi Nedeniyle Altsoyu da Mirastan Çıkarılabilir mi?

Mirasçılıktan çıkarma kişiseldir; bir mirasçının eylemi nedeniyle altsoyu veya diğer aile üyeleri kendiliğinden mirastan mahrum kalmaz. Her saklı paylı mirasçı bakımından çıkarma sebebi, ölüme bağlı tasarrufta ayrı ve somut biçimde gösterilmelidir. Aksi halde çıkarma, sebebi gösterilmeyen mirasçı bakımından geçerli olmaz (TMK m. 512/1).

Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar

Bu makale 28.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 510, 511, 512, 513, 557, 558, 559, 560 vd., 571, 576, 580
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 2
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli, 2019/5621 E. ve 2020/1123 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.01.2024 tarihli, 2022/5988 E. ve 2024/16 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.02.2024 tarihli, 2022/7255 E. ve 2024/560 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.05.2024 tarihli, 2023/2319 E. ve 2024/2388 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli, 2023/697 E. ve 2024/2496 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli, 2024/1917 E. ve 2024/3259 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2024/729 E. ve 2024/5704 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2024/1027 E. ve 2024/5712 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.02.2025 tarihli, 2024/1742 E. ve 2025/729 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.05.2025 tarihli, 2024/4654 E. ve 2025/2660 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli, 2024/4284 E. ve 2025/2708 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.10.2025 tarihli, 2025/957 E. ve 2025/4032 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 31.03.2026 tarihli, 2025/583 E. ve 2026/1664 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.05.2023 tarihli, 2023/1938 E. ve 2023/2688 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 tarihli, 2016/16571 E. ve 2020/6746 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarihli, 2016/16304 E. ve 2020/7482 K. sayılı İlamı
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.06.2021 tarihli, 2021/1891 E. ve 2021/3791 K. sayılı İlamı
Hukuki Sorumluluk Reddi Bu makalede yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuş olup, hukuki danışmanlık veya görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylar bakımından bir hukukçuya danışılması tavsiye olunur.