Eşin miras payı, sağ kalan eşin Türk Medeni Kanunu (TMK) m.499 uyarınca zümreye göre aldığı 1/4, 1/2, 3/4 veya tamamı oranındaki yasal paydır. Katılma alacağı ise mal rejiminin tasfiyesinden doğan ayrı bir alacaktır ve miras paylaşılmadan önce ödenir. Yargıtay uygulamasında eşin kendi miras payı oranındaki kısım katılma alacağından düşülür.
Eşlerden biri öldüğünde sağ kalan eşin hakları tek bir kalemden ibaretmiş gibi görünebilir. Oysa evliliğin ölümle sona ermesi iki ayrı hakkı doğurur: miras hukukundan gelen yasal miras payı ve mal rejimi hukukundan gelen katılma alacağı. İkisi birbirine karıştırıldığında hesap yanlış kurulur ve alacak eksik hüküm altına alınır.
Bu yazı, miras hukuku içinde sağ kalan eşin payını, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini ve ikisinin kesiştiği mahsup hesabını ele alır. Yasal mirasçılık düzeni için yasal mirasçılar ve miras payları rehberi ayrıca incelenebilir. Yazıda tasfiye sırası, görevli mahkeme, süreler ve hak kaybına yol açan hatalar somut hükümler ve örnek hesapla anlatılmaktadır.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Eşin Miras Payı ile Katılma Alacağı Arasındaki Fark Nedir?
- 2. Sağ Kalan Eşin Yasal Miras Payı Ne Kadardır?
- 3. Eşin Ölümünde Hangi Mal Rejimi Uygulanır?
- 4. Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
- 5. Sağ Kalan Eşin Miras Payı Katılma Alacağından Düşülür mü?
- 6. Eş Mirası Reddederse veya Mirastan Feragat Ederse Katılma Alacağı Düşer mi?
- 7. Katılma Alacağı Karşılığında Tapu veya Aile Konutu Talep Edilebilir mi?
- 8. Katılma Alacağı Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Sırayla Açılır?
- 9. Hak Kaybına Yol Açan Sık Hatalar
- 10. Sonuç ve Değerlendirme
- 11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Eşin Miras Payı ile Katılma Alacağı Arasındaki Fark Nedir?
Katılma alacağı, eşlerden birinin ölümüyle sona eren yasal mal rejiminin tasfiyesinden doğan ve diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinde sağ kalan eşe ya da mirasçılara tanınan şahsi para alacağıdır. Eşin miras payı ise TMK m.499 uyarınca mirasbırakanın terekesinden zümreye göre alınan yasal paydır. İki hak birbirinden bağımsızdır.
Katılma alacağı doğrudan kanundan doğar ve sağ kalan eşin malın edinilmesine katkıda bulunmuş olması aranmaz. Eşin miras payı ise tereke üzerinde aranan paydır; tereke, mirasbırakanın ölüm anındaki bütün hak ve borçlarının toplamıdır. Sağ kalan eş hem katılma alacağını hem miras payını alır; biri diğerini ortadan kaldırmaz.
KANUN METNİ —
“Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 236/1
Yargıtay, katılma alacağında gelir veya katkı koşulunu açıkça reddetmektedir:
“Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.”
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli, 2020/2652 E. ve 2021/2575 K. sayılı İlamı
Bu ilkenin sonucu şudur: çalışmayan eş de ölen eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. İki hakkın farkı aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Ölçüt | Katılma Alacağı | Eşin Miras Payı |
|---|---|---|
| Hukuki kaynak | Mal rejimi hukuku, TMK m.236/1 | Miras hukuku, TMK m.499 |
| Kapsam | Diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı | Mirasbırakanın bütün terekesi (edinilmiş ve kişisel mallar) |
| Değerleme anı | Tasfiye tarihi (karar tarihi) sürüm değeri | Ölüm anındaki tereke değeri |
| Niteliği | Şahsi para alacağı; terekeye ait borç | Terekede mirasçı olarak pay |
| Görevli mahkeme | Aile Mahkemesi | Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesi |
2. Sağ Kalan Eşin Yasal Miras Payı Ne Kadardır?
Sağ kalan eşin yasal miras payı, TMK m.499 uyarınca birlikte mirasçı olduğu zümreye göre belirlenen orandır: altsoyla birlikte mirasın dörtte biri, ana ve baba zümresiyle birlikte yarısı, büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikte dörtte üçüdür. Üç zümrenin hiçbiri yoksa mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır.
Zümre, mirasçıların yakınlık derecesine göre sıralanan gruplarıdır. Eşin payı, katılma alacağı terekeden çıkarıldıktan sonra kalan net tereke üzerinden uygulanır.
KANUN METNİ —
“Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur: 1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri, 2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı, 3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 499
| Birlikte Mirasçı Olunan Zümre | Eşin Payı | Kalan Pay |
|---|---|---|
| Altsoy (1. zümre) | 1/4 | 3/4 altsoya kalır |
| Ana ve baba zümresi (2. zümre) | 1/2 | 1/2 ana ve baba zümresine kalır |
| Büyük ana ve büyük baba zümresi (3. zümre) | 3/4 | 1/4 bu zümreye kalır |
| Hiçbir zümre yok | Tamamı | Kalan pay yok |
Yasal pay, saklı paydan ayrı bir kavramdır. Saklı pay, mirasbırakanın vasiyet ve bağış yoluyla tasarruf özgürlüğünün alt sınırını belirler; eşin saklı payı ve tenkis hakkı için eşin saklı payı makalesine bakılabilir.
3. Eşin Ölümünde Hangi Mal Rejimi Uygulanır?
Eşin ölümünde uygulanan mal rejimi, eşler arasında sözleşmeyle başka bir rejim seçilmemişse edinilmiş mallara katılma rejimidir. 01.01.2002 öncesinde evlenen eşlerde 01.01.2002'ye kadarki edinimler mal ayrılığı dönemine girer ve bu edinimler için katılma alacağı değil katkı payı alacağı doğar. Rejim, TMK m.225/1 uyarınca ölümle sona erer.
Yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m.202). Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun (4722 sayılı Kanun) m.10 uyarınca, 01.01.2002 öncesinde evlenen eşler bir yıl içinde başka rejim seçmemişse 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal rejimi seçmiş sayılır. Eşlerin sözleşmeyle seçtiği rejim ise ayrıca edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi makalesinde ele alınmıştır.
2002 öncesi dönemde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (TKM) mal ayrılığını yasal rejim olarak kabul ediyordu (TKM m.170). Bu nedenle aynı evlilikte iki dönem ve iki farklı alacak türü doğabilir.
| Dönem | Mal Rejimi | Alacak Türü | Hesap Esası |
|---|---|---|---|
| Evlilik 01.01.2002 öncesindeyse, evlilik tarihinden 31.12.2001'e kadar | Mal ayrılığı (TKM m.170) | Katkı payı alacağı | Katkı oranı × malın dava tarihindeki sürüm değeri |
| Evlilik 01.01.2002 öncesindeyse, 01.01.2002'den ölüme kadar | Edinilmiş mallara katılma | Katılma alacağı, değer artış payı (TMK m.227) | Artık değerin yarısı; tasfiye tarihindeki sürüm değeri |
| Evlilik 01.01.2002 sonrasındaysa, evlilik tarihinden ölüme kadar | Edinilmiş mallara katılma | Katılma alacağı, değer artış payı (TMK m.227) | Artık değerin yarısı; tasfiye tarihindeki sürüm değeri |
Katkı payı alacağında çalışan eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğu kabul edilir. Her eşin tasarruf miktarı toplam tasarrufa oranlanır ve bulunan oran, malın dava tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır. Sürüm (rayiç) değeri, malın piyasada satılabileceği güncel bedeldir.
Aynı taşınmazın bir kısmı 2002 öncesinde, bir kısmı sonrasında inşa edilmişse kısımlar ayrı değerlendirilir; yapım tarihleri keşif ve tanıkla ayrı ayrı belirlenmezse karar eksik inceleme nedeniyle bozulur. Taşınmaz 2002 öncesinde edinilip sonradan devredilmişse ilk edinme tarihi belirleyici olabilir:
“(...) malların muris eş (...) adına ilk edinme tarihleri gözetildiğinde, sonraki devirlerin dosyadaki bilgi ve belgelere göre görünürde satış olduğunun anlaşılmasına göre taşınmazlar yönünden dava, katkı payı alacağı istemine ilişkindir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli, 2023/4622 E. ve 2024/5366 K. sayılı İlamı
4. Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Katılma alacağı hesabı, her eşin edinilmiş mallarının tasfiye tarihindeki sürüm değerinden mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla artık değerin bulunması ve artık değerin yarısı üzerinden diğer eşin alacağının belirlenmesi işlemidir. Eklenecek değerler ve denkleştirme tutarları artık değere dahil edilir, karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.231, m.236/1).
Hesap şu sırayla yapılır:
1. Rejimin sona erdiği tarihte, yani ölüm tarihinde mevcut edinilmiş mallar belirlenir (TMK m.235/1).
2. Edinilmiş ve kişisel mallar ayrılır (TMK m.219, m.220, m.222).
3. Eklenecek değerler (TMK m.229) ve denkleştirme tutarları (TMK m.230) hesaba katılır.
4. Mallar tasfiye tarihindeki sürüm değerleriyle değerlendirilir (TMK m.232/1), mallara ilişkin borçlar çıkarılır ve kalan tutar artık değer olarak bulunur (TMK m.231/1).
5. Her eşin artık değerinin yarısı üzerinden alacaklar hesaplanır ve takas edilir (TMK m.236/1).
Sağ kalan eşin de edinilmiş malı varsa, ölen eşin mirasçıları onun artık değerinin yarısı üzerinde alacaklı olur. Takas sonrası geriye kalan net tutar katılma alacağıdır.
4.1. Tasfiyeye Giren ve Girmeyen Mallar
Edinilmiş mal, rejim süresince karşılığı verilerek elde edilen değerlerdir (TMK m.219):
- çalışmanın karşılığı olan edinimler,
- sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri,
- çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
- kişisel malların gelirleri,
- edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Kişisel mal ise kişisel kullanıma yarayan eşya, rejimin başlangıcındaki mallar, miras veya karşılıksız kazanımla gelen değerler, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerlerdir (TMK m.220). Hangi gruba girdiği ispatlanamayan mal edinilmiş mal sayılır (TMK m.222/3). Ölümden önce çekilen veya harcanan paralar rejimin sona erdiği sırada mevcut olmadığından tasfiyeye girmez (TMK m.235/1); banka hesaplarında bu ayrım alacağın tutarını doğrudan değiştirir.
4.2. Değerleme Anı ve Sürüm Değeri
Hangi malların tasfiyeye gireceği ölüm tarihine göre belirlenir; bu malların parasal değeri ise tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle hesaplanır. Dava yıllarca sürmüşse bilirkişi raporundaki değerler eskir ve yeniden değerleme gerekir.
“Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.10.2023 tarihli, 2023/6791 E. ve 2023/4586 K. sayılı İlamı
Terekenin diğer kalemleri ölüm anındaki değerleriyle hesaba katılırken katılma alacağı karar tarihindeki değere göre belirlenir. Yüksek enflasyonlu dönemlerde iki tarih arasındaki fark, katılma alacağının tereke içindeki ağırlığını artırabilir; literatürde bu farkı gideren yeknesak bir kanuni mekanizma bulunmadığı belirtilmektedir.
5. Sağ Kalan Eşin Miras Payı Katılma Alacağından Düşülür mü?
Miras payı mahsubu, sağ kalan eşin hem katılma alacaklısı hem de tereke borçlusu olması nedeniyle katılma alacağından kendi miras payı oranındaki kısmın düşülmesi işlemidir. Yargıtay uygulamasında altsoyla birlikte mirasçı olan eşte alacağın dörtte biri düşülür, kalan dörtte üçü diğer mirasçılardan miras payları oranında hükme bağlanır.
Katılma alacağı terekeye ait bir borçtur (TMK m.599/2). Sağ kalan eş mirasçı sıfatını koruduğu sürece alacaklı ve borçlu sıfatları kendisinde birleşir. Aile Mahkemesinde görülen mal rejimi davasında mahsup kendiliğinden yapılır; eşin payı mirasçılık belgesindeki orana göre belirlenir.
“(...) davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan katılma alacağı miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar.”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2023/3691 E. ve 2024/3006 K. sayılı İlamı
5.1. Örnek Hesap
Örnek: Eşler 2008'de evlenmiş ve mal rejimi sözleşmesi yapmamıştır. Eş E 2026'da ölmüş, mirasçılar sağ kalan eş S ile iki çocuktur. E adına kayıtlı tek taşınmaz evlilik içinde alınmıştır ve tasfiye tarihindeki sürüm değeri 4.000.000 TL’dir. E’nin borcu yoktur, S’nin edinilmiş malı bulunmamaktadır.
1. Artık değer: E için 4.000.000 TL, S için 0 TL.
2. Katılma alacağı: S, E’nin artık değerinin yarısı olan 2.000.000 TL üzerinde hak sahibidir; S’nin artık değeri olmadığından takasla düşülecek tutar yoktur.
3. Mahsup: S altsoyla birlikte 1/4 pay sahibidir; 2.000.000 TL × 1/4 = 500.000 TL düşülür.
4. Bakiye: 1.500.000 TL, iki çocuktan miras payları oranında 750.000'er TL olarak istenir.
5. Faiz, karar tarihinden itibaren işler (Bölüm 8.2'deki tabloya bakınız).
Bu hesap yöntemi gösterir; gerçek dosyada değerler bilirkişi raporuyla belirlenir.
5.2. Mükerrer Tenzil ve Hüküm Fıkrası
Toplam alacaktan eşin payı düşüldükten sonra hüküm kurulurken mirasçılık belgesine atıfla eşin payının ikinci kez düşülmesi mükerrer tenzildir ve Yargıtay bunu hatalı bulmaktadır. Hüküm fıkrasında her davalı mirasçının sorumlu olduğu miktar ayrı ayrı gösterilir.
5.3. Doktrindeki Eleştiri
Literatürde bu uygulama eleştirilmektedir: eleştiriye göre mahsup ancak miras ortaklığının tasfiyesi aşamasında yapılabilir ve Aile Mahkemesi kısmi miras taksimi niteliğinde bir hesaplama yapamaz. Uygulamada mahsup dava içinde yapıldığından talep ve savunmanın mahsup hesabına göre kurulması gerekir. Mirasçıların borç sorumluluğunun ayrıntıları için mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu, paylaşım aşaması için miras paylaşımı makalesine bakılabilir.
6. Eş Mirası Reddederse veya Mirastan Feragat Ederse Katılma Alacağı Düşer mi?
Mirasçılık sıfatının kaybı, sağ kalan eşin katılma alacağını ortadan kaldırmaz; çünkü katılma alacağı miras hukukundan değil mal rejiminden doğar. Mirası reddeden veya mirastan feragat eden eş, katılma alacağının tamamını diğer mirasçılardan isteyebilir ve borçlu sıfatı bulunmadığından alacaktan miras payı oranında mahsup yapılmaz.
Yargıtay bu ayrımı şöyle ifade etmiştir:
“(...) sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı sona ermiş olsa da (mirastan feragat, mirası ret, mirastan çıkartma, mirastan yoksunluk gibi) yasal mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağını isteyebileceği, mirastan feragat ve mirasın reddinin, katılma alacağı bakımından feragat anlamına gelmeyeceği (...)”
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli, 2021/294 E. ve 2021/2269 K. sayılı İlamı
Önceki bölümdeki örnekte S mirası reddetseydi, 2.000.000 TL’lik katılma alacağının tamamı iki çocuktan 1.000.000'er TL olarak istenirdi ve mahsup yapılmazdı. Fark, mirasın reddinin miras payını kaybettirmesinden doğar; bu nedenle ret kararından önce katılma alacağı ve miras payı birlikte hesaplanmalıdır. Reddin sonuçları ve süresi için mirasın reddi süresi makalesine bakılabilir.
Mirastan feragat sözleşmesi, mirastan doğan haklara ilişkindir ve tek başına mal rejiminden doğan haklar bakımından sonuç doğurmaz. Sözleşmenin kapsamı için mirastan feragat sözleşmesi makalesi incelenebilir.
7. Katılma Alacağı Karşılığında Tapu veya Aile Konutu Talep Edilebilir mi?
Katılma alacağı, mülkiyet hakkı değil şahsi para alacağı doğuran bir haktır; bu nedenle alacaklı eş kural olarak tapu iptali ve tescil isteyemez. İstisnalar TMK m.240 kapsamındaki aile konutu ve ev eşyası ile TMK m.226/2 kapsamındaki paylı maldaki üstün yarardır. Miras payına mahsuben konut talebi ise TMK m.652'ye dayanır ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görevindedir.
7.1. Katılma Alacağında Ayni Hak Talebi Kuralı
Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir (TMK m.239/1). Borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır; alacaklı eş isteyemez, borçlu taraf ise dava sonuçlanıncaya kadar ayın ödemeyi kabul edebilir. Yargıtay kuralı ve istisnaları şöyle belirtmektedir:
“Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır (...)”
— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.09.2025 tarihli, 2025/4456 E. ve 2025/7122 K. sayılı İlamı
İstisnalar sınırlı sayıdadır. Paylı mülkiyetteki malda alacaklı eş üstün yararını kanıtlarsa o malın kendisine verilmesini isteyebilir (TMK m.226/2); bu halde diğer paydaşların payının değeri alacaktan mahsup edilir veya eş tarafından ödenir.
7.2. Aile Konutu ve Ev Eşyası (TMK m.240)
KANUN METNİ —
“Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 240
İntifa hakkı, malı kullanma ve ürünlerinden yararlanma hakkıdır; oturma hakkı ise konutta oturma ile sınırlıdır. Konutun değeri katılma alacağını aşıyorsa Yargıtay uygulamasında fark, davacı tarafından mahkeme veznesine depo ettirilir ve karardan sonra diğer mirasçılara ödenir.
7.3. TMK m.652 Talebinden Farkı
TMK m.652, konut veya ev eşyası üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını düzenler; haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir. TMK m.240 katılma alacağına, m.652 miras payına mahsuben talep edilir. Yargıtay uygulamasında m.652 talebi miras hukukundan doğduğundan Aile Mahkemesi değil Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir; dava dilekçesinde talebin hangi maddeye dayandığı açıkça belirtilmelidir.
8. Katılma Alacağı Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Sırayla Açılır?
Katılma alacağı davası, mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacağı talep eden eşin ya da mirasçıların Aile Mahkemesinde açtığı davadır; terekenin tasfiyesine ilişkin davalar ise Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Mirasın paylaşımı davası açılmışsa mal rejimi davasının sonucu HMK m.165 uyarınca bekletici mesele yapılır.
8.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Mal rejiminin tasfiyesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Mal rejimi ölümle sona ermişse yetkili mahkeme ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir. Terekenin paylaşımı, ortaklığın giderilmesi ve TMK m.652 talepleri Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevindedir.
Mal rejimi davası ile miras davası birlikte veya ayrı açılmışsa mal rejimi davası bekletici mesele yapılır; çünkü mal rejimi tasfiye edilmeden net tereke belirlenemez. Terekenin kapsamının belirlenmesi için terekenin tespiti davası makalesine bakılabilir. Boşanmada uygulanan tasfiye için mal rejimi tasfiyesi davası rehberi ayrıdır.
8.2. Süreler ve Tutarlar
| Konu | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Katılma alacağı zamanaşımı | 10 yıl | Mal rejiminin sona ermesi (ölüm tarihi) | TBK m.146 |
| Faiz (katılma alacağı) | Karar tarihinden itibaren | Tasfiye (karar) tarihi | TMK m.239/3; oran |
| Faiz (katkı payı alacağı) | Dava tarihinden itibaren | Dava tarihi | Yargıtay uygulaması |
| İstinaf | 2 hafta | Kararın tebliği | HMK m.345 |
| Temyiz | 2 hafta | Bölge adliye kararının tebliği | HMK m.361 |
| Temyiz kesinlik sınırı | Yıllık tutar | Bölge adliye kararının tarihi | HMK m.362 |
Önemli: Türk Medeni Kanununda katılma alacağı için ayrı bir zamanaşımı hükmü bulunmamaktadır; uygulamada genel 10 yıllık süre esas alınmakta, bir yıllık sürenin uygulanması gerektiği yönündeki görüş ise öğretide tartışılmaktadır. Zamanaşımı def’i ileri sürüldüğünde alacak dava yoluyla istenemez hale gelir.
Kesinlik sınırının altında kalan uyuşmazlıklarda temyiz yolu kapalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli bir kararında, temyize konu 112.500 TL’lik kısım Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki 378.290 TL’lik sınırın altında kaldığından temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiştir.
8.3. Dava Türü ve Kısmi Dava Düzeni
Katılma alacağı bilirkişi değerlemesi gerektirdiğinden dava açılırken miktar çoğu zaman kesin bilinmez. 7589 sayılı Kanun ile HMK m.107 (belirsiz alacak davası) 31.07.2026 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. 31.07.2026'dan sonra açılan davalarda fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılır (HMK m.109); HMK m.109/4 uyarınca talep, tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. 31.07.2026'dan önce açılmış davalarda mülga HMK m.107 uygulanmaya devam eder.
Harç ve gider avansı dava değerine ve yıllık tarifeye göre belirlenir.
8.4. Başvuruda Gerekli Belgeler
- Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ve evlilik ile ölüm kayıtlarını gösteren nüfus kayıtları,
- tapu kayıtları ve malın edinme ile devir geçmişini gösteren belgeler,
- araç, banka ve menkul kıymet hesap bilgileri,
- kişisel mal iddiasına konu malların kaynağını gösteren belgeler (satış bedeli, bağış veya miras belgeleri),
- varsa noterde düzenlenmiş mal rejimi sözleşmesi.
8.5. Durumunuza Göre Yol Haritası
- Eş mirasçıysa ve davalı mirasçılar varsa: Aile Mahkemesinde katılma alacağı davası açılır, hükümde eşin miras payı mahsup edilir.
- Eş mirası reddetmiş veya mirastan feragat etmişse: katılma alacağının tamamı diğer mirasçılardan istenir.
- Evlilik 01.01.2002 öncesinde başlamışsa: 2002 öncesi edinimler için katkı payı, sonrası için katılma alacağı ayrı ayrı talep edilir.
- Mirasın paylaşımı veya ortaklığın giderilmesi davası açılmışsa: mal rejimi davasının sonucunun beklenmesi (bekletici mesele) istenir.
- Aile konutu veya ev eşyası üzerinde hak isteniyorsa: katılma alacağına mahsuben TMK m.240 (Aile Mahkemesi), miras payına mahsuben TMK m.652 (Sulh Hukuk Mahkemesi) dayanak olur.
- Miras taksim sözleşmesi imzalanmışsa: sözleşmenin yalnızca ölenin malvarlığını mı, mal rejimi haklarını da mı kapsadığı sözleşme metninden belirlenir.
9. Hak Kaybına Yol Açan Sık Hatalar
- Mal rejimi hakkını açıkça düzenlemeyen taksim sözleşmesi imzalamak: Yargıtay’ın incelediği bir dosyada tüm mirası paylaşan, ifa edilmiş taksim sözleşmesi ve ibra gerekçesiyle sonradan açılan dava reddedilmiştir; başka bir dosyada ise ölenin malvarlığına ilişkin taksim, sağ kalan eşin adına kayıtlı malın tasfiyesine engel görülmemiştir. Sonuç, sözleşme metnine göre değişir.
- 2002 öncesi ve sonrası edinimleri ayırmadan tek alacak istemek: talep yanlış nitelendirildiğinde karar bozulabilir ve yargılama uzar.
- Eskimiş değerlere dayanmak: ilk karardan yıllar sonra verilen kararda eski bilirkişi değerleriyle hüküm kurulması bozma nedenidir.
- Mükerrer tenzil yapmak: eşin payı hesapta ve hüküm fıkrasında iki kez düşüldüğünde alacak eksik kalır.
- Kişisel mal savunmasını soyut tanık beyanıyla ispata çalışmak: edinilmiş mal karinesi çürütülemez ve katılma alacağı hesaplanır.
- Ölümden önce çekilen paraları veya devredilen malları tasfiyeye dahil saymak: tasfiyeye rejimin sona erdiği sırada mevcut mallar girer; katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan devirler ise eklenecek değer kapsamında ayrıca incelenir. Devrin muvazaalı olduğu iddiası ayrı bir davadır; bunun için mirastan mal kaçırma ve tapu iptal tescil davası makalesine bakılabilir.
- Kesinlik sınırının altında kalan temyizi yapmak: temyiz dilekçesi miktardan reddedilir.
Önemli: Mirasın reddi ve dava süreleri ayrı sürelerdir; birinin kaçırılması diğerinin korumasını sağlamaz.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Sağ kalan eşin payı ile katılma alacağı ayrı hukuki sebeplere dayanır ve birlikte hesaplanır. Sıra, önce mal rejiminin tasfiyesi, sonra terekenin paylaşımıdır. Hesabın doğruluğu üç noktaya bağlıdır: 2002 öncesi ve sonrası edinimlerin ayrılması, değerlerin karar tarihine göre güncellenmesi ve miras payı mahsubunun bir kez yapılması.
Süre, mahkeme ve talep nitelendirmesindeki hatalar hak kaybına yol açabileceğinden sürecin her aşamasında özen gerekmektedir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kişisel Mal Savunması Nasıl İspat Edilir?
Kişisel mal savunması, malın TMK m.220 kapsamındaki bir kaynaktan, örneğin miras, bağış veya evlilik öncesi malvarlığından karşılandığını gösteren somut delillerle ispat edilir. Bir eşin bütün malları TMK m.222/3 uyarınca aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayıldığından soyut tanık beyanı yetmez; kişisel malla karşılanmayan bakiye bedel edinilmiş mal kabul edilir.
Mirasçılar Katılma Alacağından Müteselsilen mi Sorumludur?
Mirasçıların katılma alacağından sorumluluğu, katılma alacağı tereke borcu sayıldığından TMK m.599/2 ve m.641 çerçevesinde değerlendirilir. TMK m.641/1 mirasçıları tereke borçlarından müteselsil sorumlu tutar; mirasçılar arasındaki davalarda ise Yargıtay kararları her mirasçının miras payı oranındaki miktarı hükümde ayrı ayrı gösterir. Uygulama doktrinde tartışmalıdır.
Noterde Mal Rejimi Sözleşmesi Yapıldıysa Tasfiye Nasıl Değişir?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin kanunda yazılı sınırlar içinde yasal rejim yerine başka bir rejim seçtiği sözleşmedir; tasfiyede seçilen rejimin hükümleri uygulanır. TMK m.203 uyarınca sözleşme, 4722 sayılı Kanun m.10 istisnaları dışında geçmişe etkili düzenlenemez ve yalnızca yapıldığı tarihten itibaren geçerli olur.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 28.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- Türk Medeni Kanunu (4721): m.202, 203, 214, 219, 220, 222, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 235, 236, 239, 240, 499, 599, 641, 652
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi: m.170
- 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun: m.10
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.107 (mülga), m.109, m.165, m.345, m.361, m.362
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.146
- 7589 sayılı Kanun (Resmi Gazete, 31.07.2026, sayı 33326)
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli, 2020/2652 E. ve 2021/2575 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli, 2023/4622 E. ve 2024/5366 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.10.2023 tarihli, 2023/6791 E. ve 2023/4586 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2023/3691 E. ve 2024/3006 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli, 2021/294 E. ve 2021/2269 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.09.2025 tarihli, 2025/4456 E. ve 2025/7122 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli, 2021/1524 E. ve 2021/4147 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli, 2022/2397 E. ve 2023/1662 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2024 tarihli, 2022/9467 E. ve 2024/456 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.04.2023 tarihli, 2023/1716 E. ve 2023/1893 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, 2024/388 E. ve 2024/8909 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarihli, 2016/20085 E. ve 2020/2734 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.11.2023 tarihli, 2022/7655 E. ve 2023/5518 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.02.2021 tarihli, 2020/3202 E. ve 2021/982 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/626 E. ve 2024/6099 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli, 2023/8218 E. ve 2024/3549 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, 2023/1305 E. ve 2024/4053 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, 2023/1796 E. ve 2024/4057 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2022/5418 E. ve 2023/4223 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2025 tarihli, 2024/10342 E. ve 2025/378 K. sayılı İlamı




