Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı, bakım alacaklısının da bir malvarlığını devretmeyi üstlendiği sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 612 uyarınca sözleşme, miras sözleşmesi şeklinde, yani resmi memur ile iki tanık önünde yapılmadıkça geçerli olmaz. Şekle aykırı sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil kararı verilemez.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, yaşlılık ve hastalık riskine karşı güvence arayan kişi ile bu güvenceyi sağlayan kişi arasında kurulur. Uyuşmazlıklar çoğunlukla bakım edimi yerine getirildikten sonra, taşınmazın tapuda kimin adına kalacağı sorusu etrafında çıkar. Sözleşme borçlar hukuku, miras hukuku ve eşya hukukunun kesiştiği bir noktada durduğundan aynı olayda TBK, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve mirasçıların konumu birlikte değerlendirilir.
Bu makale şekil şartını, bakım borcunun kapsamını, fesih hallerini ve sürelerini, bakım alacaklısının ölümünden sonra açılan tescil davasını ve mirasçıların muris muvazaası iddiasını Yargıtay ölçütleriyle ele alır. Sözleşmenin miras sözleşmesi niteliği taşıyan türü ile sağlararası devir öngören türü farklı sonuçlar doğurduğundan anlatım bu ayrımla başlar.
İçindekiler
GösterGizle- 1. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir ve Hangi Türleri Vardır?
- 2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Hangi Şekilde Yapılmalıdır?
- 3. Bakım Borcu Neleri Kapsar?
- 4. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Feshedilir?
- 5. Bakım Alacaklısı Taşınmazı Devretmeden Ölürse Tescile Zorlama Davası Nasıl Açılır?
- 6. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Muris Muvazaası Sayılır mı?
- 7. Uyuşmazlıkta Hangi Durumda Hangi Dava Açılır?
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
1. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir ve Hangi Türleri Vardır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretmeyi üstlendiği ivazlı sözleşmedir. Sözleşmenin sonuçları talih ve tesadüfe bağlıdır, çünkü bakım alacaklısının ne kadar yaşayacağı ve bakım giderlerinin boyutu baştan bilinemez.
Tanım TBK m. 611'de yer alır.
KANUN METNİ —
“Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 611/1
Kanun koyucu sözleşmeyi karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olarak düzenlemiştir. Yargıtay da tarafların üstlendiği edimlerin birbirinin sebep ve karşılığını oluşturduğunu, bu nedenle sözleşmenin tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı sözleşmelerden sayıldığını kabul etmektedir. İvazlı niteliğin pratik sonucu, tenkis ve muvazaa tartışmasında belirleyici olmasıdır; bu konular 6. bölümde ele alınmıştır.
1.1. Borçlar Hukuku ve Miras Hukuku Nitelikli Sözleşme
Sözleşme, bakım alacaklısının karşı edimi nasıl ifa edeceğine göre iki türe ayrılır. Borçlar hukuku nitelikli sözleşmede bakım alacaklısı, taşınmaz gibi bir malvarlığı değerini sağlararası bir işlemle devretmeyi borçlanır. Miras hukuku nitelikli sözleşmede ise bakım alacaklısı bakım borçlusunu mirasçı atar veya ona belirli bir mal vasiyet eder; bu halde TBK m. 611/2 uyarınca miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.
1.2. Taraflar ve Bakım Süresi
Bakım alacaklısı yalnızca gerçek kişi olabilir. Bakım borçlusu gerçek kişi olabileceği gibi bir bakım kurumu gibi tüzel kişi de olabilir. Literatürde, bakım süresinin on veya on beş yıl gibi belirli bir vadeyle sınırlandırılması halinde işlemin ölünceye kadar bakma sözleşmesi niteliğini kaybettiği ve karma bir sözleşmeye dönüşebileceği kabul edilir.
1.3. Benzer Kurumlardan Farkı
| Kurum | Karşı Edim | Ayırt Edici Nokta |
|---|---|---|
| Ölünceye kadar bakma sözleşmesi | Bakım ve gözetim karşılığında malvarlığı devri | Miras sözleşmesi şekli aranır; ivazlı işlemdir |
| Bağış | Karşılık öngörülmez | Kayıtsız şartsız bağışta bakım borcu doğmaz; geri dönme TBK m. 295 koşullarına bağlıdır |
| Hizmet sözleşmesi | Ücret karşılığı bağımlı çalışma | Ücret, iş görme ve bağımlılık unsurları aranır |
| Mirastan feragat sözleşmesi | Mirasçının miras hakkından vazgeçmesi | Bakım borcu doğurmaz |
Tek taraflı ölüme bağlı tasarruf olan vasiyet de bakım borcu doğurmaz; vasiyetnamenin düzenlenme şekli ve şartları ile mirastan feragat sözleşmesinin hükümleri ayrı makalelerde anlatılmıştır.
Bakım edimlerinin hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında tartışma konusu olmuştur. Aşağıdaki kararda, bakım görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin iptal edildiği bir olayda, ifa edilen bakım edimleri hizmet sözleşmesi olarak yorumlanmamıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oy yazısında ise sözleşmenin geçersizliği halinde ilişkinin iş ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. Tartışma, bakım edimini yerine getiren kişinin hizmet tespiti isteyip isteyemeyeceğine ilişkindir.
“(...) ölünceye kadar bakma sözleşmesi kurulmasından sonra, bakım görevini yerine getirmemesinden kaynaklı olarak sözleşmenin iptal edilmesi sonucunda sözleşme kapsamında ifa edilen edimlerin aynı zamanda hizmet akdi olarak yorumlanması hatalıdır.”
— Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.12.2024 tarihli, 2023/4826 E. ve 2024/13548 K. sayılı İlamı
2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Hangi Şekilde Yapılmalıdır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, TBK m. 612 uyarınca miras sözleşmesi şeklinde, yani resmi memur ile iki tanık önünde düzenlendiğinde geçerli olan şekle bağlı sözleşmedir. Devletçe tanınmış bir bakım kurumunun yetkili makamların koşullarına uyarak yaptığı sözleşmede yazılı şekil yeterlidir. Adi yazılı veya sözlü sözleşme geçerli değildir.
Şekil şartı geçerlilik şartıdır. TBK m. 612 sözleşmenin miras sözleşmesi şeklinde yapılmasını arar; şeklin kapsamını TMK m. 545 belirler.
KANUN METNİ —
“Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 545
Resmi şekli icra etmeye yetkili makamlar literatürde noterler, sulh hukuk hakimleri ve tapu sicil müdürleri olarak sayılır. Taraflar iradelerini aynı anda resmi memura bildirir ve sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalar.
2.1. Kurum Sözleşmesi İstisnası
TBK m. 612/2, devletçe tanınmış bakım kurumlarıyla yapılan sözleşmelerde yazılı şekli yeterli saymıştır. Literatürde bu istisnanın yalnızca kamu kurumlarını değil, mevzuata göre bakanlıkça yetkilendirilmiş özel bakımevlerini de kapsadığı kabul edilir. Karşı edim olarak taşınmaz mülkiyetinin devri üstlenildiğinde yazılı sözleşmenin tescile esas alınıp alınamayacağı ise doktrinde tartışmalıdır.
2.2. Şekle Aykırı Sözleşmenin Sonucu
Resmi şekle uyulmadan yapılan sözleşme geçersizdir. Yargıtay uygulamasında bu sözleşmeye değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün görülmemektedir. Aşağıdaki kararda davacı, sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş; Daire, yasada öngörülen şekle uygun bir sözleşme bulunmadığını belirtmiştir.
“Ölünceye kadar bakma sözleşmesi miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçersizdir. Başka bir ifade ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekilde yapılmadıkça geçerli değildir (TBK m.612, TMK m.545).”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/5611 E. ve 2024/3993 K. sayılı İlamı
Önemli: Şekil eksikliği, bakım edimi fiilen yerine getirilmiş olsa bile tapu iptali ve tescil talebinin reddine yol açabilmektedir. Literatürde bazı yazarlar, edimlerin tamamen ifa edildiği hallerde şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesinin TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılabileceğini savunur. İncelenen bir olayda ise sözlü yapılan bakım anlaşmasına dayanan davacının, geçersizliği ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması olacağı yönündeki itirazına rağmen ret kararı onanmıştır.
2.3. Tapusuz Taşınmaz Örneği
Tapusuz taşınmazlarda farklı bir sonuç doğuran bir olay mevcuttur. Tapulamadan önce düzenlenen köy senedine dayalı davada ilk derece mahkemesi, şartlı bağışlamada resmi şekil aranmayacağını ve zilyetliğin devriyle mülkiyetin geçeceğini (TMK m. 763) belirterek davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu reddedilmiş ve temyizde hüküm onanmıştır. Yargıtay onama kararında bu gerekçeyi ayrıca tartışmamıştır; sonuç olayın tapusuz taşınmaza ilişkin özelliğine bağlıdır.
3. Bakım Borcu Neleri Kapsar?
Bakım borcu, bakım borçlusunun bakım alacaklısına uygun gıda ve konut sağlamasını, hastalığında gerekli özenle bakmasını ve onu tedavi ettirmesini kapsayan sürekli edimdir (TBK m. 614). Yargıtay kararlarında bu yükümlülüğe manevi yönden her türlü yardım ve desteğin sağlanması da dahil edilir. Edimlerin ölçüsü hakkaniyete göre belirlenir.
TBK m. 614/2 bakım borcunun çekirdeğini belirler.
KANUN METNİ —
“Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 614/2
Edimlerin ölçüsü, bakım borçlusunun aldığı malların değerine ve bakım alacaklısının daha önceki sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği düzeydedir (TBK m. 614/1). Bakım borcunun kapsamı sözleşmenin başında da, devamı sırasında da belirli değildir; bakım alacaklısının hayatı boyunca ortaya çıkacak ihtiyaçlar kapsamı belirler. Ölünceye kadar bakma sözleşmesini hizmet sözleşmesinden ayıran unsurlardan biri de budur.
3.1. Manevi Destek Yükümlülüğü
Manevi destek bakım borcunun parçasıdır ve eksikliği tapu iptali ve tescil sonucunu doğurabilir. Aşağıdaki kararın konusu olayda bakım borçlusu torun, işi nedeniyle başka bir şehirde yaşamaktaydı. Bakım alacaklısı dede, torununun kendisiyle ilgilenmediğini ve bayramlarda dahi ziyaret etmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshini ve tapu iptali ile tescili istemiştir.
“Dinlenen tanık beyanlarına göre davacının beklediği manevi desteğin davalı tarafından sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği (...) sonucuna varılmıştır.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarihli, 2023/507 E. ve 2024/93 K. sayılı İlamı
3.2. Bakım Alacaklısının Sözleşme Anında Bakıma Muhtaç Olması Gerekir mi?
Bakım alacaklısının sözleşme tarihinde bakıma muhtaç olması geçerlilik şartı değildir. Bakım ihtiyacı sözleşmeden sonra doğabilir veya alacaklının ölümüne kadar kısa sürebilir; bu durum sözleşmenin geçerliliğini ve ivazlı niteliğini etkilemez. Sağlıklı kişi de sözleşme yapabilir, ancak sağlık durumu muvazaa değerlendirmesinde ölçüt olarak dikkate alınır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre sözleşme tarihinde özel bakım gereksinimi aramak, kanunda bulunmayan bir unsur eklemek anlamına gelir. Sağlık durumu, muvazaa denetiminde ayrıca ölçüt olarak aranır (6. bölüm).
4. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Feshedilir?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi, edimler arasında önemli oransızlık bulunduğunda altı ay önceden bildirimle (TBK m. 616), sözleşmeden doğan borçlara aykırılık nedeniyle devamı çekilmez hale geldiğinde ise önel vermeden (TBK m. 617) yapılan sona erdirmedir. TBK m. 617 kapsamında fesih hakkı taraflardan her birine aittir.
4.1. Önel Verilerek Fesih (TBK m. 616)
Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağış yapılması amacı güdüldüğünü ispat edemezse, diğer taraf altı ay önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Oransızlığın tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sona erme anına kadar ifa edilen edimler anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilip denkleştirilir.
4.2. Önel Verilmeksizin Fesih (TBK m. 617)
Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hale gelirse veya başkaca önemli sebepler devamı imkansız kılarsa ya da aşırı güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeden feshedebilir. Kusurlu taraf aldığını geri verir ve kusursuz tarafa uygun bir tazminat öder. Yargıtay’a göre, TBK m. 617 kapsamındaki fesih verilenlerin geri alınmasını gerektirdiği için geçmişe etkili sonuç doğuran dönme niteliğindedir.
4.3. Ömür Boyu Gelir (İrat) Bağlanması
KANUN METNİ —
“Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 617/2
Bu yol, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşayarak yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı veya büyük ölçüde sınırlandığı haller için düşünülür. İrat, tarafların özel ve ekonomik durumları ile hak ve yarar dengesi gözetilerek belirlenir. Aşağıdaki kararın konusu olayda bakım alacaklısı ile bakım borçlusu evliydi ve kesinleşen boşanma kararında her iki taraf da kusurlu bulunmuştu; bakım borcunun yerine getirilememesinde bakım alacaklısının da kusuru etkili olmuştur.
“(...) TBK’nın 617/son maddesi uyarınca davacı lehine irat bağlanması düşünülmeden tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmesi hatalıdır.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.10.2022 tarihli, 2021/5394 E. ve 2022/5786 K. sayılı İlamı
4.4. Bakım Borçlusunun Ölümü (TBK m. 618)
KANUN METNİ —
“Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir.”
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 618
Bakım borçlusunun ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; bakım borcu kural olarak borçlunun mirasçılarına geçer ve bu noktada mirasçının borçlardan sorumluluğuna ilişkin kurallar devreye girer. Fesih hakkı yalnızca bakım alacaklısına tanınmıştır. Bakım borçlusunun mirasçılarına fesih imkanı verilmemesi literatürde sözleşme özgürlüğü ve hakkaniyet açısından eleştirilmektedir.
| Durum | Süre | Başlangıç Anı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Edimler arasında önemli oransızlık | 6 ay önceden bildirim | Fesih bildirimi | TBK m. 616 |
| Borca aykırılık nedeniyle çekilmez hale gelme | Önel verilmez | Fesih beyanı | TBK m. 617 |
| Bakım borçlusunun ölümü | 1 yıl | Bakım borçlusunun ölüm tarihi | TBK m. 618 |
| Korkutma (ikrah) nedeniyle iptal | 1 yıl | Korkunun kalktığı tarih | TBK m. 39 |
Önemli: TBK m. 618 kapsamındaki bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Sürenin kaçırılması halinde bakım alacaklısı fesih hakkını kullanamaz.
5. Bakım Alacaklısı Taşınmazı Devretmeden Ölürse Tescile Zorlama Davası Nasıl Açılır?
Tescile zorlama davası, mülkiyetin kazanılmasına esas olacak hukuki sebebe dayanan kişisel hak sahibinin, malikin kaçınması halinde mülkiyetin hükmen kendisine geçirilmesini istediği davadır (TMK m. 716). Bakım alacaklısı taşınmazı devretmeden ölürse bakım borçlusu bu davayı bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açar; mirasçılar mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlüdür.
KANUN METNİ —
“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.”
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 716
Yargıtay’a göre bakım karşılığı taşınmaz devri kararlaştırılmışsa bakım alacaklısının ölümünden sonra mirasçıları mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmezse sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılır.
5.1. Husumet, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Dava bakım alacaklısının tüm mirasçılarına yöneltilir; literatürde mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu belirtilmektedir. Mirasçıların kimler olduğu mirasçılık belgesinden (veraset ilamından) ve yasal mirasçıların sırasını ve paylarını belirleyen kurallardan anlaşılır. Yargıtay, bu davada husumetin bakım alacaklısının mirasçılarına yöneltilmesini gerekli ve yeterli saymış, tapu müdürlüğünün husumet ehliyetinin bulunmadığını belirtmiştir; tapu müdürlüğüne yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Tapu iptali ve tescil davasının genel esasları ayrı bir makalede incelenmiştir.
5.2. İspat ve Dava Belgeleri
Davada ispatlanması gereken olgular ve ilgili deliller şöyledir:
Sözleşmenin resmi şekilde yapıldığı: noterde düzenlenen sözleşmenin örneği
Davalıların bakım alacaklısının mirasçıları olduğu: mirasçılık belgesi
Taşınmazın kayıt durumu: güncel tapu kaydı
Bakım borcunun yerine getirildiği: tanık beyanları, hastane ve bakım kayıtları, harcama belgeleri
Bakım borcunun yerine getirildiğinin ispat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca hakkını bu olguya dayandıran bakım borçlusuna aittir.
5.3. Mirasçıların İfasızlık Savunması
Bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşmenin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken kişiye bağlı bir haktır. Bakım alacaklısı bu hakkı sağlığında kullanmamışsa mirasçıları, vefatından sonra tescil davasında bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunmasını ileri süremez. Aşağıdaki karar ilkeyi şöyle ifade etmektedir:
“Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez.”
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.05.2023 tarihli, 2023/2214 E. ve 2023/2728 K. sayılı İlamı
Mirasçıların itirazları bu nedenle genellikle sözleşmenin şekline, murisin ehliyetine veya muvazaaya yönelir.
5.4. Yasal İpotek Güvencesi
Taşınmazını bakım borçlusuna devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir (TBK m. 613). Literatürde bu hak, bakım borçlusunun edimini aksatması veya taşınmazı üçüncü kişilere devretmesi riskine karşı güvence olarak değerlendirilir.
6. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Muris Muvazaası Sayılır mı?
Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak için gerçekte bağışlamak istediği malı ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında devretmesidir. Bu halde sözleşme ivazlı sayılmaz, bağış amacı üstün tutulur. Mal kaçırma amacını iddia eden mirasçı ispat eder; bakım borcu fiilen yerine getirilmişse muvazaa genellikle kabul edilmez.
Muvazaaya dayanan dava, 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde açılır; saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açabilir. Davanın genel şartları mirastan mal kaçırma ve tapu iptal tescil davası makalesinde işlenmiştir; bu bölüm yalnızca bakım sözleşmesine özgü ölçütleri içerir.
6.1. Yargıtay’ın Muvazaa Ölçütleri
Önemli olan, temlikin gerçek yönünün ve mirasbırakanın gerçek amacının ortaya çıkarılmasıdır.
“Bu nedenle bu tür uyuşmazlıkların çözümünde bakım borçlusuna yapılan temlikin gerçek yönünün, eş söyleyişle mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması önemlidir.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli, 2018/533 E. ve 2021/1189 K. sayılı İlamı
Yargıtay, sözleşme tarihine göre şu olguları birlikte değerlendirir:
- Murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu
- Aile koşulları ile bakım borçlusu ve diğer mirasçılarla ilişkiler
- Murisin elinde bulunan malvarlığının miktarı
- Temlik edilen malın tüm malvarlığına oranı ve bunun makul sınırda kalıp kalmadığı
- Murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı
İspat yükü, mal kaçırma amacını ileri süren mirasçıya aittir (TMK m. 6, HMK m. 190).
6.2. Muvazaanın Kabul Edilmediği Haller
- Bakım borcu bakım alacaklısı hayattayken fiilen yerine getirilmişse mal kaçırma iddiası reddedilir.
- Murisin ekonomik durumunun iyi olması sözleşme yapmasına engel değildir; temlik makul sınırlar içindeyse muvazaa kabul edilmez.
- Murisin tüm malvarlığını devretmesi tek başına muvazaa sayılmaz. Bir olayda bölge adliye mahkemesi, tüm malvarlığının devrini hayatın olağan akışına aykırı bularak mal kaçırma amacını kabul etmiş; Yargıtay ise bakım borcunun bakım alacaklısı hayattayken yerine getirildiğini tespit ederek hükmü bozmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararına konu olayda da murisin noterde tüm taşınır ve taşınmazlarını ölünceye kadar bakma kaydıyla devretmesine ve yaşına ilişkin itirazlara rağmen kabul hükmü onanmıştır.
- Muvazaa dosya kapsamından ispatlanamıyorsa dava reddedilir.
Literatürde, tek taşınmazın veya tüm malvarlığının devrinin mal kaçırma amacına güçlü karine oluşturduğunu savunan azınlık görüşü de bulunmaktadır; çoğunluk yaklaşımı somut olayın bütününün değerlendirilmesini esas alır.
6.3. Tenkis İddiası
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı ve sağlararası nitelikte olduğundan, bakım edimi ifa edildiği sürece tenkise tabi tutulmamaktadır; incelenen kararlarda mirasçıların terditli tenkis talepleri bu gerekçeyle reddedilmiştir. TBK m. 615 son cümlesi mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma haklarını saklı tutar. Saklı pay oranları ve tenkis davasının şartları ayrı makalelerde anlatılmıştır.
6.4. Ehliyetsizlik ve Korkutma İddiaları
Ehliyetsizlik iddiasında Yargıtay, ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden rapor alınmasını gerekli görür; TMK m. 409/2 de akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörür. Korkutma (ikrah) nedeniyle iptal hakkı, korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılır (TBK m. 39). Tehdit iddiasının ispatı iddia edene aittir.
7. Uyuşmazlıkta Hangi Durumda Hangi Dava Açılır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyuşmazlığında izlenecek yol, tarafın konumuna ve bakım alacaklısının hayatta olup olmadığına göre değişir. Bakım alacaklısı hayattaysa fesih (TBK m. 616-617), ölmüş ve devir yapılmamışsa tescile zorlama davası (TMK m. 716), mirasçı muvazaa iddia ediyorsa muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir.
Durum ve izlenen yol şöyle eşleşir:
1. Bakım alacaklısı hayatta ve bakım borçlusu borçlarını yerine getirmiyorsa: TBK m. 617 uyarınca önelsiz fesih; birlikte yaşam çekilmez hale gelmişse hakim irat bağlayabilir.
2. Bakım alacaklısı hayatta ve edimler arasında önemli oransızlık varsa: TBK m. 616 uyarınca altı ay önceden bildirimle fesih.
3. Bakım borçlusu ölmüş, bakım alacaklısı hayattaysa: ölüm tarihinden itibaren bir yıl içinde TBK m. 618 uyarınca fesih istemi.
4. Bakım alacaklısı ölmüş, taşınmaz devredilmemiş ve bakım sağlanmışsa: tüm mirasçılara karşı TMK m. 716 uyarınca tescile zorlama davası.
5. Mirasçı, devrin gerçek amacının bağış olduğunu ileri sürüyorsa: muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil; ispat yükü mirasçıdadır.
6. Sözleşme adi yazılı veya sözlü yapılmışsa: sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil hükmü kurulamaz.
7.1. Sık Yapılan Hatalar ve Sonuçları
Adi yazılı veya sözlü anlaşmaya dayanmak: tapu iptali ve tescil talebi reddedilir.
Tescil davasını tapu müdürlüğüne yöneltmek: dava husumet yokluğundan reddedilir.
Bakım alacaklısı sağlığında fesih hakkını kullanmadan, mirasçı sıfatıyla ifasızlık savunması yapmak: savunma dinlenmez.
Bakım borçlusunun ölümünden sonraki bir yıllık süreyi kaçırmak: fesih hakkı düşer.
Muvazaa iddiasını delille desteklememek: ispat yükü iddia edende olduğundan dava reddedilir.
Bakım koşulu belgelenmeyen kayıtsız şartsız bağışı bakım sözleşmesi saymak: bakım borcu doğmadığından yalnızca bağıştan rücu koşulları aranır; bu koşullar oluşmamışsa dava reddedilir.
7.2. Varsayımsal Örnek: Süre Hesabı
Aşağıdaki senaryolar varsayımsaldır; kişiler ve tarihler gerçek değildir.
Senaryo 1 (TBK m. 616): Bakım alacaklısı A ile bakım borçlusu B, 12.03.2024 tarihinde noterde ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmıştır. A, edimler arasında önemli oransızlık bulunduğu gerekçesiyle fesih bildirimini 10.03.2026 tarihinde yapar. Altı aylık önel 10.09.2026 tarihinde dolar ve sözleşme bu tarihte sona erer. O güne kadar ifa edilen edimler anapara ve faiziyle birlikte denkleştirilir.
Senaryo 2 (TBK m. 618): B, 15.01.2026 tarihinde ölür; A hayattadır. Bir yıllık hak düşürücü süre 15.01.2027 tarihinde dolar. Bu tarihe kadar fesih istenmezse bakım borcu B’nin mirasçıları bakımından devam eder.
8. Sonuç ve Değerlendirme
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde sonucu üç unsur belirler: sözleşmenin resmi şekilde yapılmış olması, bakım edimlerinin fiilen yerine getirilmesi ve sürelerin korunması. Uygulamada hak kaybı çoğunlukla şekil eksikliğinden, yanlış davalıya husumet yöneltilmesinden ve bir yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından doğmaktadır. Sürecin her aşamasında belge, tanık ve kayıtların eksiksiz tutulması ile mevzuatın ve içtihadın güncel halinin kontrol edilmesi özen gerektirir.

Muhammet Çoban Hukuk & Danışmanlık
Kurucu Avukat
Bu yazı; güncel mevzuat ve yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
9. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Bakım Borçlusu Bakım Alacaklısıyla Aynı Evde Yaşamak Zorunda mıdır?
Bakım borçlusu, TBK m. 614 uyarınca kural olarak bakım alacaklısını aile topluluğuna alır; bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Taraflar aksini kararlaştırabilir ve bakımın ayrı konutlarda yerine getirilmesini öngörebilir. Aynı evde yaşama, sözleşmede aksi belirtilmedikçe bakım borcunun parçasıdır.
Bakım Alacaklısı Bakım Hakkını Başkasına Devredebilir mi?
Bakım alacaklısı, TBK m. 619 uyarınca bakım hakkını başkasına devredemez. Hak, bakım alacaklısının şahsına bağlıdır. Bakım borçlusunun iflası halinde bakım alacaklısı, sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken anapara değerine eşit tutarı iflas masasına alacak kaydettirme ve üçüncü kişilerce yürütülen hacze katılma hakkını kazanır.
Nafaka Alacaklıları Sözleşmenin İptalini İsteyebilir mi?
Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkanını kaybederse, nafakadan yoksun kalanlar TBK m. 615 uyarınca sözleşmenin iptalini isteyebilir. Hakim, sözleşmeyi iptal etmek yerine, nafakanın bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere nafaka alacaklılarına ödenmesine karar verebilir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Aşırı Yararlanma (Gabin) İddia Edilebilir mi?
Aşırı yararlanma, edimler arasındaki başlangıç değer farkına dayanılarak kural olarak ileri sürülemez; çünkü ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sonuçları talih ve tesadüfe bağlıdır. Bakım alacaklısının darda kalmasından, tecrübesizliğinden veya düşüncesizliğinden açıkça yararlanılarak sömürü ilişkisi kurulmuşsa genel hükümler veya TBK m. 616 uygulanabilir.
Yararlanılan Mevzuat ve Kararlar
Bu makale 30.10.2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 39, m. 295, m. 611-619
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2, m. 6, m. 409, m. 545, m. 716, m. 763
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 12, m. 190
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli, 2018/533 E. ve 2021/1189 K. sayılı İlamı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarihli, 2023/507 E. ve 2024/93 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.11.2021 tarihli, 2021/2142 E. ve 2021/6764 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.04.2022 tarihli, 2022/1131 E. ve 2022/3220 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.06.2022 tarihli, 2022/648 E. ve 2022/4362 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarihli, 2022/3856 E. ve 2022/6805 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.05.2023 tarihli, 2022/6277 E. ve 2023/2937 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.11.2024 tarihli, 2023/5807 E. ve 2024/6053 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarihli, 2024/78 E. ve 2025/164 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.09.2021 tarihli, 2021/157 E. ve 2021/1234 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.10.2022 tarihli, 2021/5394 E. ve 2022/5786 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.01.2023 tarihli, 2021/6812 E. ve 2023/13 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.02.2023 tarihli, 2022/7050 E. ve 2023/718 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.03.2023 tarihli, 2021/8589 E. ve 2023/1287 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.04.2023 tarihli, 2022/41 E. ve 2023/2041 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.05.2023 tarihli, 2023/2214 E. ve 2023/2728 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.09.2023 tarihli, 2022/2683 E. ve 2023/4000 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.11.2023 tarihli, 2022/4523 E. ve 2023/5407 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli, 2023/36 E. ve 2024/1675 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/5611 E. ve 2024/3993 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.04.2025 tarihli, 2025/1948 E. ve 2025/2330 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.02.2026 tarihli, 2025/3196 E. ve 2026/1002 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.12.2024 tarihli, 2023/4826 E. ve 2024/13548 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli, 2016/15479 E. ve 2020/2088 K. sayılı İlamı
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihli, 2021/410 E. ve 2021/2644 K. sayılı İlamı




