Yurtdışındaki mirasın Türkiye'de tasfiyesi, yabancılık unsuru taşıyan bir terekenin Türkiye sınırlarındaki bölümünün; uygulanacak hukukun tespiti, yetkili mahkemenin belirlenmesi, mirasçılık sıfatının belgelenmesi ve malvarlığının hak sahiplerine geçirilmesi ya da paraya çevrilmesi aşamalarından oluşan çok katmanlı hukuki süreçtir. Süreç, tek bir kanunla değil; 5718 sayılı MÖHUK, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 2644 sayılı Tapu Kanunu hükümlerinin birlikte uygulanmasıyla yürür.
Çekirdek kural iki cümleyle özetlenebilir. Miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir; ancak Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebepleri, iktisabı ve taksimi ise terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir (MÖHUK m. 20).
Bu ikili yapı, uygulamada şu sonucu doğurur: murisin Almanya'daki banka hesabı ile İstanbul'daki dairesi aynı terekede yer alsa da farklı hukuklara tâbi olabilir. Aşağıda süreç, mevzuat ve doğrulanmış Yargıtay kararları ışığında adım adım ele alınmaktadır.
Konuyla ilgili diğer makalelere ''Miras Hukuku'' başlıklı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İçindekiler
- 1. Yurtdışındaki Mirasın Türkiye'de Tasfiyesi Nedir?
- 2. Miras Davasında Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
- 3. Mirasçılık Belgesi ve Yabancı Belgelerin Geçerliliği
- 4. Yabancı Mirasçılar Türkiye'de Taşınmaz Edinebilir mi?
- 5. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
- 6. Terekenin Tasfiye Usulleri: Resmî Tasfiye ve İflas Hükümleri
- 7. Süreç Adımları ve Kritik Süreler
- 8. Sonuç ve Değerlendirme
- 9. İlgili Makaleler
1. Yurtdışındaki Mirasın Türkiye'de Tasfiyesi Nedir?
Bir miras ilişkisinde yabancılık unsuru üç şekilde ortaya çıkabilir: murisin yabancı uyruklu olması, mirasçıların yabancı uyruklu olması veya terekenin bir bölümünün yurtdışında bulunması. Bu unsurlardan yalnızca birinin varlığı dahi MÖHUK hükümlerini devreye sokar.
1.1. Miras Statüsü: Millî Hukuk Kuralı ve İstisnaları
Miras statüsü, mirasın kime, hangi oranda ve nasıl geçeceğini belirleyen hukuktur. MÖHUK m. 20 bu statüyü kural olarak murisin millî hukukuna bağlamış, ardından iki önemli istisna getirmiştir.
📜 KANUN METNİ —
"(1) Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (3) Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır."
— 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 20/1-3
Birinci istisna taşınmazlara ilişkindir: Türkiye'deki bir daire, arsa veya tarla bakımından murisin vatandaşı olduğu ülkenin miras hukuku değil, Türk miras hukuku uygulanır. İkinci istisna ise usule ilişkindir: mirasın ne zaman açılacağı, nasıl kazanılacağı ve nasıl paylaştırılacağı, terekenin bulunduğu yer hukukuna göre belirlenir.
Doktrinde bu düzenleme, "birlik sistemi"nin (tek hukuka bağlama) istisnalarla yumuşatılmış bir görünümü olarak değerlendirilir. Uygulamada ise sonuç pratiktir: Türk makamları Türkiye'deki tereke bakımından kendi hukuklarını uygular, bu da intikal sürecini hızlandırır.
1.2. Taşınır–Taşınmaz Ayrımı Neden Kritiktir?
Yabancı uyruklu mirasçılar bakımından taşınır ve taşınmaz mallar tamamen farklı rejimlere tâbidir. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre, Tapu Kanunu'ndaki sınırlamalar yalnızca taşınmazlar bakımından uygulanabilir; yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar, para, alacak ve diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal bir engel bulunmaz.
"Karşılıklılığın bulunmaması; yabancı mirasçıların, mirasbırakanın taşınmazlarını iktisabı hakkında uygulanacak olup, mirasçılık sıfatının terekedeki taşınırlar yönünden devam edeceği tartışmasızdır."
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.11.2025 tarihli, 2025/3813 E. ve 2025/4834 K. sayılı İlamı
| Malvarlığı Türü | Uygulanacak Hukuk | Yabancı Mirasçı Bakımından Kısıtlama |
|---|---|---|
| Türkiye'deki taşınmaz (daire, arsa, tarla) | Türk hukuku (MÖHUK m. 20/1, c. 2) | Tapu Kanunu m. 35 sınırlamaları ve ölüm tarihindeki karşılıklılık araştırması uygulanır. |
| Türkiye'deki taşınır (banka hesabı, araç, alacak) | Kural: murisin millî hukuku (miras statüsü) | Kısıtlama yoktur; mirasçılık sıfatı taşınırlar yönünden devam eder. |
| Yurtdışındaki taşınmaz | Taşınmazın bulunduğu ülke hukuku | Türk mahkemesi kararı ilgili ülkede tanınmadıkça sonuç doğurmaz. |
| Mirasın açılması, iktisabı, taksimi | Terekenin bulunduğu ülke hukuku (MÖHUK m. 20/2) | Türkiye’deki tereke için Türk hukuku usulleri işler. |
| Mirasçısız tereke | Türk hukuku | Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır (MÖHUK m. 20/3). |
2. Miras Davasında Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
📜 KANUN METNİ —
"Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye'de olmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür."
— 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 43

2.1. Uygulamada Yetki: Yargıtay Nasıl Bakıyor?
Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının terekeleri bakımından en sık karşılaşılan sorun, iki mahkemenin karşılıklı yetkisizlik kararı vermesidir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, yargı yeri belirleme kararlarında MÖHUK m. 43'ü esas alarak bu uyuşmazlıkları çözmektedir.
"Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi 5718 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye'de olmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür."
— Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 06.11.2023 tarihli, 2023/6152 E. ve 2023/10278 K. sayılı İlamı
Aynı Daire, murisin son yerleşim yerinin Almanya olduğu ve terekeye dâhil malların Mersin'de bulunduğu bir dosyada, mirasçılık belgesi isteminin Mersin Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 5. HD, E: 2025/13170, K: 2026/3621, T: 02.03.2026 — karardan aktarılarak özetlenmiştir). Murisin Türkiye'deki son yerleşim yerinin kolluk araştırmasıyla dahi tespit edilemediği bir başka dosyada ise, davacının beyan ettiği yer esas alınmıştır (Yargıtay 5. HD, E: 2022/14446, K: 2023/4, T: 09.01.2023 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Pratik sonuç şudur: terekeye dâhil taşınmaz İstanbul'da ise, murisin Türkiye'de son yerleşim yeri bulunmadığı hâllerde yetkili mahkeme İstanbul sulh hukuk mahkemeleridir. Bu, salt coğrafi bir tercih değil, MÖHUK m. 43'ün doğrudan sonucudur.
2.2. Görevli Mahkeme: Sulh Hukuk mu, Asliye Hukuk mu?
Mirasçılık belgesi verilmesi ve terekenin tespiti gibi çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Buna karşılık yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi taleplerinde görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Bu ayrım, dava açılırken yapılan en yaygın usul hatalarından birine kaynaklık eder.
| Talep / Dava Türü | Görevli Mahkeme | Yetkili Mahkeme |
|---|---|---|
| Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi | Sulh Hukuk Mahkemesi (veya noterlik) | Ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri; yoksa terekeye dâhil malların bulunduğu yer (MÖHUK m. 43) |
| Mirasçılık belgesinin iptali | Sulh Hukuk Mahkemesi | MÖHUK m. 43 çerçevesinde belirlenir |
| Terekenin tespiti (TMK m. 589) | Sulh Hukuk Mahkemesi | MÖHUK m. 43 çerçevesinde belirlenir |
| Terekenin resmî tasfiyesi / iflas hükümlerine göre tasfiye | Sulh Hukuk Mahkemesi | MÖHUK m. 43 çerçevesinde belirlenir |
| Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi | Asliye Hukuk Mahkemesi | Karşı tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri; yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri |
3. Mirasçılık Belgesi ve Yabancı Belgelerin Geçerliliği
TMK m. 598 uyarınca, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir. Yabancılık unsuru bulunan dosyalarda noterlikler çoğu zaman belge düzenlemekten kaçındığından, uygulamada sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekir.
Bu davalar kural olarak hasımsız açılır ve çekişmesiz yargıya tâbidir. Verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
3.1. Yabancı Resmî Belgelerin İspat Değeri
HMK m. 244 uyarınca yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmî belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır. Mahkeme, HMK m. 216 çerçevesinde belgenin aslının sunulmasını da isteyebilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Almanya'da düzenlenen bir tanıma beyannamesine dayanılarak hüküm kurulan bir dosyada, belge asılları getirtilmeden karar verilmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 14. HD, E: 2016/16782, K: 2020/6895, T: 05.11.2020 — karardan aktarılarak özetlenmiştir). Buna karşılık, apostil şerhli nüfus kayıt örneklerine dayanılarak mirasçılık sıfatının tespiti isabetli bulunmuştur (Yargıtay 7. HD, E: 2025/3813, K: 2025/4834, T: 18.11.2025 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
3.2. Yabancı Veraset Senedi ile Tapuda İşlem Yapılabilir mi?
Tapu Kanunu m. 37, yabancı gerçek kişilerin intikal işlerinin Türk mahkemelerinden verilen veya kendi yetkili makamlarından verilip Türk kanunlarının veraset usulüne uygunluğu Türk mahkemelerince tasdik edilen veraset senetlerine dayanılarak yapılacağını öngörür. Dolayısıyla yurtdışından alınmış bir veraset senedi, tasdik veya tanıma kararı olmaksızın doğrudan tapu siciline işlenemez.
Ayrıca Tapu Kanunu'na eklenen Ek Madde 1 uyarınca, ölüm tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde tapu sicilinde miras intikali gerçekleşmezse, tapu müdürlüğü mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvurabilir. Bu, yurtdışında yaşayan mirasçılar bakımından gözden kaçırılmaması gereken bir süredir.
4. Yabancı Mirasçılar Türkiye'de Taşınmaz Edinebilir mi?
4.1. Karşılıklılık (Mütekabiliyet) İlkesi ve Ölüm Tarihi Esası
Karşılıklılık, bir yabancının Türkiye'de taşınmaz edinebilmesi için, kendi ülkesinde Türk vatandaşlarına da aynı imkânın tanınmasını ifade eder. Yargıtay'ın istikrarlı kabulüne göre karşılıklılık, mirasbırakanın ölüm günü itibarıyla aranır; sonradan değişen mevzuat geçmişe etkili sonuç doğurmaz.
Karşılıklılığın tespitinde yalnızca ikili anlaşma bulunup bulunmadığına bakılmaz; hukuki ve fiilî durum birlikte esas alınır. İki ülke arasında bir anlaşma bulunmaması, tek başına karşılıklılığın yokluğu anlamına gelmez. Nitekim Yargıtay, bu hatalı yaklaşımı bozma sebebi yapmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mahkemenin iki ülke arasında karşılıklılık anlaşması bulunmamasından hareketle yabancı mirasçıların mirasa hak kazanamadığı sonucuna varmasını isabetsiz bulmuş; karşılıklılığın hukuki ve fiilî durum birlikte değerlendirilerek, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla Dışişleri Bakanlığından sorulmak suretiyle araştırılması gerektiğini belirtmiştir. (Karardan aktarılarak özetlenmiştir.)
— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.10.2023 tarihli, 2022/1744 E. ve 2023/4294 K. sayılı İlamı
Bu nedenle yabancı unsurlu veraset davalarında mahkemenin, ölüm tarihi itibarıyla ilgili ülkeyle Türkiye arasında taşınmazların miras yoluyla intikali bakımından hukuki veya fiilî karşılıklılık bulunup bulunmadığını resen araştırması gerekir.
| Ülke | Karar Konusu Dönem / Tespit | Karar Künyesi |
|---|---|---|
| Yunanistan | İlgili dönemde hukuki ve fiilî karşılıklılığın bulunduğu, Bakanlık yazı cevaplarıyla tespit edilmiştir; taşınmazlar yönünden de mirasçılık belgesi verilmesi gerektiği belirtilmiştir. | Yargıtay 14. HD, E: 2017/2136, K: 2021/797, T: 10.02.2021 |
| Bulgaristan | Mirasın açıldığı 1982 tarihinde taşınmaz edinimi bakımından mütekabiliyetin bulunmadığı, Bakanlık yazı cevabıyla tespit edilmiştir. | Yargıtay 7. HD, E: 2025/3813, K: 2025/4834, T: 18.11.2025 |
| Suudi Arabistan | Bakanlık yazısında, Tapu Kanunu m. 35 anlamında mütekabiliyet tesis eden bir anlaşma bulunmadığı ve Türk vatandaşlarının taşınmaz haklarının sınırlandırıldığı bildirilmiştir. | Yargıtay 7. HD, E: 2024/4288, K: 2024/5906, T: 23.12.2024 |
| Suriye | Suriye uyruklu kişilerin Türkiye’deki taşınmazları yönünden kararnamelerle kısıtlama getirildiği; ancak taşınmaz dışındaki sebepler (örneğin soybağı) için mirasçılık belgesi verilmesi gerektiği belirtilmiştir. | Yargıtay 14. HD, E: 2018/2863, K: 2021/2943, T: 20.04.2021 |
| Bosna Hersek | Ölüm tarihi itibarıyla karşılıklılığın bulunup bulunmadığının Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarından sorulması gerektiğine hükmedilmiştir. | Yargıtay 7. HD, E: 2021/8035, K: 2022/1135, T: 17.02.2022 |
4.2. 6302 Sayılı Kanun Sonrası: Karşılıklılıktan Ülke Listesine
18.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6302 sayılı Kanun ile Tapu Kanunu m. 35'teki karşılıklılık ilkesi kaldırılmış; yalnızca yetkili makamca belirlenen ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebileceği düzenlenmiştir. Belirleme yetkisi, 02.07.2018 tarihli ve 698 sayılı KHK'nin 9. maddesiyle Cumhurbaşkanına verilmiştir.
Bu değişikliğin pratik anlamı şudur: ölüm tarihi 18.05.2012 sonrasında olan terekelerde karşılıklılık değil, ülke listesi ve alan sınırlamaları esas alınır. Ölüm tarihi bu tarihten önce olan terekelerde ise eski rejim, yani karşılıklılık araştırması geçerliliğini korur.
📜 KANUN METNİ —
"Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez."
— 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35/1
4.3. Zorunlu Tasfiye: Bir Yıllık Süre ve Bedele Çevirme
Taşınmazın miras yoluyla edinilmesi, kanuni sınırlamaların otomatik olarak aşılması anlamına gelmez. Sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar bakımından Tapu Kanunu, zorunlu tasfiye mekanizması öngörmüştür.
📜 KANUN METNİ —
"Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir."
— 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35/son fıkra
Yani mirasçı taşınmazı bir yılı geçmeyen süre içinde kendisi elden çıkarmazsa, idare taşınmazı satarak bedelini hak sahibine öder. Mirasçının hak kaybı yaşamamak adına bu süreyi takip etmesi ve tebligatları izlemesi gerekir. Yargıtay da, karşılıklılığın bulunmaması hâlinde mülkiyetin tanınmadığını, bu şekilde miras alınan malın tasfiye edilerek miras payının tazmin edildiğini ifade etmiştir (Yargıtay 7. HD, E: 2022/1744, K: 2023/4294, T: 02.10.2023 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
5. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Uygulamada davaların en sık reddedildiği nokta, kesinleşme şerhinin bulunmamasıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Frankfurt Tereke Mahkemesi kararının tanınması ve vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkin bir dosyada, kararda kesinleşme şerhi bulunmamasını ve tenfize konu taşınmazın değeri üzerinden nispi harcın ikmal edilmemesini usule aykırı bulmuştur (Yargıtay 7. HD, E: 2022/1033, K: 2023/3670, T: 06.07.2023 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Bir diğer kritik nokta hukuki yarardır. Almanya'da mirasın reddine ilişkin karar alan mirasçıların en yakın yasal mirasçıların tamamı olması hâlinde, miras sonraki zümreye geçmez; bu durumda murisin kardeşinin tanıma-tenfiz davası açmakta hukuki yararı bulunmadığına karar verilmiştir (Yargıtay 7. HD, E: 2023/1147, K: 2024/1233, T: 29.02.2024 — karardan aktarılarak özetlenmiştir).
Tenfiz denetiminde Türk mahkemesi, yabancı kararın esasına giremez (revizyon yasağı); yalnızca kesinleşme, kamu düzenine aykırılık, münhasır yetki ve savunma hakkı gibi tenfiz şartlarını inceler.
6. Terekenin Tasfiye Usulleri: Resmî Tasfiye ve İflas Hükümleri
6.1. Resmî Tasfiye (TMK m. 632)
Resmî tasfiye, sulh hâkimince atanan tasfiye memuru eliyle yürütülür. Terekenin borçları ödenir, alacakları tahsil edilir ve arta kalan değerler mirasçılara dağıtılır. Mirasçının kişisel malvarlığını koruyan bu yol, özellikle terekenin borç yükünün belirsiz olduğu yurtdışı unsurlu dosyalarda tercih edilir. Doktrinde tasfiye memurunun görev alanının, malvarlığının yurt içinde ya da dışında bulunmasına bakılmaksızın terekenin bütününe ilişkin olduğu kabul edilmektedir.
6.2. İflas Hükümlerine Göre Tasfiye (TMK m. 612 ve m. 636)
📜 KANUN METNİ —
"En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir."
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 612
TMK m. 636 ise mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesinin sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre yapılacağını düzenler. Bu tasfiye, İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümlerine göre yürütülür. Reddedilen mirasın sonraki zümreye geçmemesi, yurtdışında yaşayan mirasçıların sıkça yanıldığı bir noktadır.
| Ölçüt | Resmî Tasfiye (TMK m. 632 vd.) | İflas Hükümlerine Göre Tasfiye (TMK m. 612, m. 636) |
|---|---|---|
| Şart | Mirasçının veya mirasbırakanın alacaklısının talebi | Terekenin borca batık olması ya da en yakın yasal mirasçıların tamamının reddi |
| Başlatılma | Talebe bağlı | Sulh mahkemesince kendiliğinden (resen) |
| Uygulanacak usul | Türk Medeni Kanunu hükümleri; tasfiye memuru eliyle | İcra ve İflas Kanunu’nun iflasa ilişkin hükümleri |
| Mirasçının sorumluluğu | Tereke borçlarından kişisel sorumluluk yoktur | Mirası reddedenler bakımından kişisel sorumluluk doğmaz |
| Artan değerin akıbeti | Mirasçılara dağıtılır | Mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK m. 612/2) |
7. Süreç Adımları ve Kritik Süreler
Yurtdışı unsurlu bir tereke bakımından izlenecek yol, kural olarak aşağıdaki sırayı takip eder:
1) Terekenin envanteri çıkarılır ve malvarlığı taşınır–taşınmaz olarak ayrıştırılır. 2) Murisin son yerleşim yeri ve terekenin bulunduğu yer belirlenerek yetkili mahkeme tespit edilir. 3) Mirasçılık belgesi alınır; yabancı belgeler apostil veya konsolosluk onayıyla dosyaya sunulur. 4) Gerekiyorsa yabancı mahkeme kararı için tanıma/tenfiz davası açılır. 5) Taşınmazlar bakımından ölüm tarihi esas alınarak Tapu Kanunu m. 35 denetimi yapılır. 6) Tereke borca batıksa veya mirasçı isterse tasfiye usulü işletilir. 7) Tapu ve banka nezdinde intikal işlemleri tamamlanır.
| Konu | Süre | Dayanak / Sonuç |
|---|---|---|
| Mirasın reddi (gerçek ret) | Üç ay | TMK m. 606; süre kaçırılırsa miras kabul edilmiş sayılır |
| Tapu sicilinde miras intikali | Ölümden itibaren iki yıl | Tapu Kanunu Ek Madde 1; süre içinde intikal yapılmazsa tapu müdürlüğü yargıya başvurabilir |
| Sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazın tasfiyesi | Bir yılı geçmeyen süre | Tapu Kanunu m. 35/son; süresinde tasfiye edilmezse idarece satılır, bedeli hak sahibine ödenir |
| Mirasçılık belgesinin geçersizliğinin ileri sürülmesi | Süre sınırı yoktur | TMK m. 598/3; belge maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz |
8. Sonuç ve Değerlendirme
Yurtdışındaki mirasın Türkiye'de tasfiyesi, birbirine bağlı ancak farklı hukuklara tâbi katmanlardan oluşur. Miras statüsü kural olarak murisin millî hukukuna bağlanmışken, Türkiye'deki taşınmazlar Türk hukukunun münhasır alanında kalır; mirasın açılması, iktisabı ve taksimi ise terekenin bulunduğu yer hukukuna göre yürür.
Sürecin en yüksek riskli noktaları şunlardır: yetkili mahkemenin yanlış belirlenmesi nedeniyle yıllara yayılan yetkisizlik uyuşmazlıkları; yabancı belgelerin apostil veya konsolosluk onayı olmaksızın sunulması; tanıma-tenfiz davasında kesinleşme şerhinin eksikliği; ve taşınmazlar bakımından ölüm tarihindeki karşılıklılık/kanuni sınırlama denetiminin atlanması.
Tapu Kanunu m. 35'in son fıkrasındaki bir yıllık zorunlu tasfiye süresi ile Ek Madde 1'deki iki yıllık intikal süresi, hak kaybına doğrudan yol açabilecek nitelikte olduğundan takibi gereken sürelerdir. Yabancılık unsuru taşıyan terekelerde, dosyanın hem milletlerarası özel hukuk hem de miras hukuku boyutuyla birlikte değerlendirilmesi ve sürecin usul kurallarına uygun biçimde yürütülmesi önem taşır.











